Bu rehber, bu satışların çoğuna neden CISG'nin uygulandığını, Sözleşme'nin hangi soruları Türk hukukuna bıraktığını, ödeme emri, arabuluculuk ve itirazın iptali davasının nasıl işlediğini, hükümden önce malvarlığına ne zaman ihtiyati haciz konulabildiğini ve 1929 Türk-Alman mukavelenamesinin teminat konusunda neyi değiştirdiğini anlatır.
Kuzey Ren-Vestfalya’da endüstriyel pompa üreten bir şirket, Gaziantep’teki bir distribütöre dört yıldır 90 gün vadeyle mal satıyor. Toplam 210.000 euroluk beş fatura ödenmedi. Distribütör faaliyetine devam ediyor, stoku var, fakat yazışmalara artık cevap vermiyor. Alman şirketin kredi sorumlusu hangi hukukun uygulanacağını, Türkiye’de neler yapılabileceğini ve hangi sırayla yapılacağını öğrenmek istiyor.
Bu rehber işin yalnız Türkiye tarafını anlatır. Çıkış noktası, Almanya’nın da Türkiye’nin de Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’na (CISG) taraf olmasıdır. Almanya’daki müvekkillere yönelik genel çerçeve Almanya’da yaşayanlar için Türkiye’de avukat sayfasındadır.
Almanya’dan Türk alıcıya yapılan satışa CISG uygulanır mı?
Çoğu durumda evet. UNCITRAL durum tablosuna göre Sözleşme Almanya bakımından 1 Ocak 1991’den, Türkiye bakımından 1 Ağustos 2011’den beri yürürlüktedir. m. 1/1-a, işyerleri farklı devletlerde bulunan taraflar arasındaki mal satımı sözleşmelerine, bu devletler akit devlet olduğunda Sözleşme’yi uygular; böylece işyeri Almanya’da olan satıcı ile işyeri Türkiye’de olan alıcı, kanunlar ihtilafı incelemesine gerek kalmadan bu şartı karşılar. Taraflar Sözleşme’yi dışlayabilir ya da hükümlerinin etkisini değiştirebilir (m. 6); sözleşmenin susması dışlama değildir.
- Vatandaşlık değil işyeri. Sözleşme’nin uygulanmasında tarafların vatandaşlığı da, taraflara ya da sözleşmeye ilişkin medeni veya ticari nitelik de dikkate alınmaz (m. 1/3).
- (b) yoluna gerek yok. Almanya’nın m. 1/1-b’ye ilişkin beyanı burada devreye girmez, çünkü Alman-Türk satışı zaten (a) yolunun kapsamındadır.
Türk hukuku Sözleşme’ye doğrudan öncelik verir: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 1/2’ye göre Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri saklıdır. CISG’ye katılmamış olan Birleşik Krallık’taki satıcılar farklı bir sorudan başlar; bunu rehberin Birleşik Krallık sürümü anlatır.
CISG ödenmeyen bedel için neyi düzenler, neyi başka hukuka bırakır
Alıcı, sözleşme ve Sözleşme’de öngörüldüğü şekilde malın bedelini ödemek ve malı teslim almak zorundadır (m. 53); bedeli, satıcının herhangi bir talepte bulunmasına ya da bir şekle uymasına gerek olmaksızın, sözleşmede belirlenen ya da sözleşme ve Sözleşme’den belirlenebilen tarihte öder (m. 59).
Alıcı ödeme talebine maldaki kusurlardan yakınarak cevap verirse önce Sözleşme’nin ihbar kuralları gelir. Alıcı malı, koşulların elverdiği en kısa süre içinde muayene etmek ya da ettirmek zorundadır (m. 38/1). Uygunsuzluğu öğrendiği ya da öğrenmesi gerektiği andan itibaren makul bir süre içinde niteliğini belirterek satıcıya ihbarda bulunmazsa uygunsuzluğa dayanma hakkını kaybeder (m. 39/1); her hâlde, bu süre sözleşmedeki bir garanti süresiyle bağdaşmadıkça, malın alıcıya fiilen teslim edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde ihbar yapılmazsa yine bu hakkı kaybeder (m. 39/2). Bu kuralları Türk iç hukukuyla tacirler arası ayıp ihbarı rehberimiz karşılaştırır.
Sözleşme yalnız satım sözleşmesinin kuruluşunu ve bu sözleşmeden doğan satıcı ve alıcı hak ve borçlarını düzenler; sözleşmenin geçerliliğiyle ve sözleşmenin satılan malın mülkiyeti üzerindeki etkisiyle ilgili değildir (m. 4). Sözleşme’nin kapsadığı fakat açıkça çözmediği sorular, dayandığı genel ilkelere, bunlar yoksa milletlerarası özel hukuk kurallarına göre uygulanacak hukuka göre çözülür (m. 7/2). Türk mahkemesinde bu hukuk MÖHUK m. 24 ile bulunur:
- Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir; sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir (m. 24/1).
- Seçim yoksa sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk uygulanır. Ticari veya mesleki faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerde bu hukuk, karakteristik edim borçlusunun işyeri hukuku olarak kabul edilir; ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukuk varsa sözleşme o hukuka tabi olur (m. 24/4). Türk doktrini satımda karakteristik edim borçlusu olarak genellikle satıcıyı kabul eder; bu da Alman hukukuna götürebilir.
Alman hukuku uygulanacaksa Türk hâkimi onu re’sen uygular ve muhtevasının tespitinde tarafların yardımını isteyebilir (MÖHUK m. 2/1); ilgili hükümler tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır (m. 2/2). “Alman hukuku” seçen bir şart, Sözleşme Almanya’da yürürlükte olduğundan, genellikle tek başına CISG’yi dışlamış sayılmaz. BGB’nin satış hükümlerini isteyen satıcı, CISG’nin dışlandığını genel şartlarında açıkça yazmalıdır.
Faiz, para birimi ve zamanaşımı
Faiz. m. 78’e göre bedeli ya da muaccel başka bir meblağı ödemeyen taraf bu meblağa faiz öder, fakat Sözleşme oran belirlemez. Oranı Türk hukuku belirleyecekse iki hüküm önemlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 1530/2’ye göre ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, sözleşmede öngörülen tarihte ödemeyen borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer; alacaklı şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır (m. 1530/3) ve oran sözleşmede öngörülmemişse uygulanacak oranı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası her yıl ocak ayında ilan eder (m. 1530/7). Yabancı para borçları için 3095 sayılı Kanun m. 4/a, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanacağını öngörür. Euro alacağına hangi hükmün uygulanacağı dosyaya göre değerlendirilir.
Para birimi. Türk hukuku uygulanıyor ve sözleşmede “aynen ödeme” kaydı yoksa, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı alacağının aynen ya da vade veya fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk lirası ile ödenmesini isteyebilir (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, TBK m. 99).
Zamanaşımı. CISG bedel alacağı için zamanaşımı öngörmez; m. 39/2’deki iki yıllık kural alıcının uygunsuzluk ihbarına ilişkindir. Ne Almanya ne Türkiye, UNCITRAL’in 1974 tarihli New York Milletlerarası Mal Satımında Zamanaşımı Sözleşmesi durum tablosunda yer alır. Bu yüzden zamanaşımı MÖHUK m. 24’e göre uygulanacak hukuka tabidir. Türk hukukunda kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146); m. 147 ise dönemsel edimler ile vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacaklar gibi beş yıllık zamanaşımına tabi alacakları sayar. Sürenin ne zaman başladığını ve nasıl kesildiğini ticari alacaklarda zamanaşımı rehberimiz anlatır.
Türkiye’de tahsil adım adım
Genel şartlarında tahkim şartı da yetki şartı da bulunmayan pompa üreticisi için Türkiye’deki olağan sıra şöyledir.
- Takip talebi. Tahsil genellikle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) uyarınca bir icra dairesinde ilamsız takiple başlar. Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır (m. 58). Yabancı memlekette oturan alacaklı Türkiye’de bir yerleşim yeri gösterir; euro alacağı Türk parasıyla ve hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği belirtilerek yazılır. Yetkide İİK m. 50 usul kanununun yetki hükümlerini kıyasen uygular; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 6/1’e göre genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir.
- Ödeme emri. İcra müdürü, borcun ve masrafların yedi gün içinde ödenmesi ve borcun tamamına veya bir kısmına yahut alacaklının takibat icrası hakkına dair itirazın aynı süre içinde beyan edilmesi ihtarını içeren ödeme emrini düzenler (m. 60).
- İtiraz. Alıcı itirazını ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmek zorundadır (m. 62). Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu o kısmın cihet ve miktarını açıkça göstermezse itiraz edilmemiş sayılır. Süresinde yapılan itiraz takibi durdurur; itiraz süresinde değilse alacaklının talebiyle takibe alacağın tamamı için, kısmi itirazda ise kabul edilen miktar için devam olunur (m. 66).
- Arabuluculuk. Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari davadır (TTK m. 4/1) ve asliye ticaret mahkemesinde görülür (m. 5/1). Konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (m. 5/A-1). Arabulucu başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir (m. 5/A-2). Taraflar müzakerelere avukatları aracılığıyla katılabilir (6325 sayılı Kanun m. 15/6); başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez (m. 18/A-15). Arabulucuya başvurulmadan açılan dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilir (m. 18/A-2). Tahkim sözleşmesi bulunan hâllerde dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz (m. 18/A-18).
- İtirazın iptali davası. Alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat ederek itirazın iptalini dava edebilir (İİK m. 67/1). İtirazın haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata mahkûm edilir (m. 67/2). Bir senelik süreyi geçiren alacaklının genel hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkı saklıdır (m. 67).
- Kısa yol. Takip, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye dayanıyorsa alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir (m. 68/1); yalnız satıcının düzenlediği fatura, hükmün lafzı itibarıyla bu tanıma girmez.
Ticari uyuşmazlıklarda avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı hâller dışında, şerh aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır (6325 sayılı Kanun m. 18/4). Alıcı ödemeyi karşılıksız çıkan çek ya da senetle yapmışsa İİK m. 167 ila 169’daki kambiyo senetlerine özgü yol da kullanılabilir.
Ödeme emri, alacak davası ya da ihtiyati haciz: yolların karşılaştırması
| İlamsız takip | Asliye ticaret mahkemesinde alacak davası | İhtiyati haciz | |
|---|---|---|---|
| Ne sağlar | İcra dairesi aracılığıyla ödeme ister; süresinde itiraz yoksa haciz ve satışa gider | Alacak hakkında hüküm | Takipten ya da davadan önce veya sırasında malvarlığını güvenceye alır |
| Önce arabuluculuk? | Hayır; TTK m. 5/A-1 yalnız davaları sayar | Evet, dava şartı (TTK m. 5/A-1) | Karar için hayır; İİK m. 264/1’deki yedi günlük dava açma süresi arabuluculuk sırasında işlemez (6325 s. K. m. 18/A-16) |
| Alıcının cevabı | Tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz takibi durdurur (İİK m. 62, 66) | Davada savunma | Sebeplere, yetkiye ve teminata 7 gün içinde itiraz (İİK m. 265) |
| Teminat | MÖHUK m. 48, muafiyetler saklı | MÖHUK m. 48, muafiyetler saklı | Borçlunun zararı için İİK m. 259 teminatı; alacak ilama dayanıyorsa aranmaz |
| Kritik süre | İtirazın iptali için 1 yıl (İİK m. 67/1) | Zamanaşımı (Türk hukuku uygulanıyorsa TBK m. 146, 147) | Kararın infazı 10 gün içinde istenir (İİK m. 261) |
Hükümden önce alıcının malvarlığını dondurmak
Distribütör stoklarını bağlantılı bir şirkete aktarmaya başlarsa yol ihtiyati hacizdir; ayrıntısı yabancı alacaklı için ihtiyati haciz rehberimizdedir.
- Hangi alacaklar. Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir (İİK m. 257/1). Vadesi gelmemiş borç için ihtiyati haciz yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa ya da borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa istenebilir (m. 257/2).
- Delil ve teminat. Alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur (m. 258). Hacizde haksız çıkarsa borçlunun ve üçüncü şahsın uğrayacakları bütün zararlardan sorumludur ve teminat vermeye mecburdur; alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz, ilam mahiyetinde bir vesikaya dayanıyorsa mahkeme teminata lüzum olup olmadığını takdir eder (m. 259).
- On gün, sonra yedi gün. Alacaklı, kararın verildiği tarihten itibaren on gün içinde infazını istemezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (m. 261). Dava açmadan veya takibe başlamadan önce ihtiyati haciz yaptıran alacaklı, haczin tatbikinden, haciz gıyabında yapılmışsa haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde takip talebinde bulunmaya veya dava açmaya mecburdur (m. 264/1).
- Alıcının itirazı ve dönüşüm. Dinlenmeden aleyhine karar verilen borçlu, haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yedi gün içinde itiraz edebilir (m. 265/1). Borçlu süresinde ödeme emrine itiraz etmez veya itirazı kesin olarak kaldırılır ya da iptal edilirse ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze dönüşür (m. 264, son fıkra).
Teminat ve 1929 Türk-Alman mukavelenamesi
MÖHUK m. 48/1’e göre Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır; m. 48/2’ye göre mahkeme karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.
Almanya ve Türkiye bu konuyu, 28 Mayıs 1929’da Ankara’da imzalanan ve Türkiye’de 1622 sayılı Kanunla onaylanan (Resmî Gazete 4 Haziran 1930, sayı 1511) hukuki ve ticari meselelere dair mukavelenamede düzenledi.
- Madde 1. Her akit devletin tebaası, diğerinin topraklarında şahıs ve mallarının adli himayesi bakımından yerli tebaa ile aynı muameleden yararlanır ve mahkemelere serbestçe, yerli tebaanın tabi olduğu aynı merasim ve şartlarla başvurur.
- Madde 2. Akit devletlerden birinin mahkemelerinde davacı veya davaya katılan olan bu devletlerden birinin tebaası, bunlardan birinin topraklarında ikametgâh sahibi olmak şartıyla, ecnebi olması ya da başvurduğu memlekette ikametgâhı veya meskeni bulunmaması sebebiyle, adı ne olursa olsun kefalet veya teminat akçesi yatırmakla yükümlü tutulamaz; aynı kural yargılama giderlerinin teminatı için istenebilecek ödemeler hakkında da geçerlidir.
Almanya’da ya da Türkiye’de ikametgâhı olan ve Türk mahkemesinde dava açan Alman vatandaşı bakımından mukavelename uygulandığı ölçüde 2. madde MÖHUK m. 48 teminatını kaldırır ve MÖHUK m. 1/2 ona öncelik verir. 1929 tarihli bu mukavelenamenin bugünkü yürürlük durumuna dair resmî bir kayıt bulamadık; bu nedenle uygulanıp uygulanmadığı dosyada ayrıca kontrol edilir. Metnin iki sınırı vardır. Mukavelename tebaadan söz eder ve şirketleri anmaz; bu yüzden GmbH ya da AG, MÖHUK m. 48/2’ye göre karşılıklılığı göstermeye hazırlanmalı ve teminatı bütçesine katmalıdır. Ayrıca 2. madde, davacı yabancı olduğu ya da yargı yerinde ikametgâhı bulunmadığı için istenen teminatı kapsar; İİK m. 259’daki ihtiyati haciz teminatı ise Türk ya da yabancı ayrımı olmaksızın ihtiyati haciz isteyen her alacaklıdan istenir ve 2. madde lafzı itibarıyla bunu kaldırmaz. 1929 mukavelenamesi mahkeme kararlarının genel olarak tenfizini düzenlemez.
Yetkili yer: Türk mahkemesi, Alman mahkemesi ya da tahkim
Türk mahkemesi. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir; taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız bu mahkemelerde açılır (HMK m. 17).
Alman mahkemesi. Yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesini kararlaştırabilir; anlaşma yazılı delille ispat edilirse geçerlidir ve dava ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemesinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde yetkili Türk mahkemesinde görülür (MÖHUK m. 47/1). 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisi anlaşmayla bertaraf edilemez (m. 47/2). Satıcı böyle bir şarta rağmen Türkiye’de dava açarsa alıcı bu şarta dayanarak yetki itirazında bulunabilir. Alman hukukuna göre kesinleşmiş Alman mahkeme kararı Türkiye’de ancak yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararıyla icra olunur (MÖHUK m. 50/1) ve şartlardan biri karşılıklılıktır (m. 54/1-a); ayrıntı Alman mahkeme kararının Türkiye’de tenfizi rehberimizdedir.
Tahkim. UNCITRAL durum tablosuna göre 1958 tarihli New York Sözleşmesi Almanya bakımından 28 Eylül 1961’den, Türkiye bakımından 30 Eylül 1992’den beri yürürlüktedir. Türkiye Sözleşme’yi yalnız başka bir akit devletin ülkesinde verilmiş hakem kararlarına ve kendi iç hukukuna göre ticari sayılan hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklara uygular; Almanya’da verilmiş hakem kararı ilk şartı karşılar. Usul için yabancı hakem kararlarının tenfizi rehberimize bakılabilir.
Alman satıcının takvime yazması gereken Türk süreleri
| Adım | Süre | Başlangıç | Hüküm |
|---|---|---|---|
| Alıcının ödemesi ya da ödeme emrine itirazı | 7 gün | Ödeme emrinin tebliği | İİK m. 60, 62 |
| Kambiyo senedine dayalı takip | Ödeme için 10 gün, itiraz için 5 gün | Ödeme emrinin tebliği | İİK m. 168 |
| İtirazın iptali davası | 1 yıl | İtirazın tebliği | İİK m. 67/1 |
| İtirazın kaldırılması (borç ikrarı hâlleri) | 6 ay | İtirazın tebliği | İİK m. 68/1 |
| Ticari arabuluculuk | 6 hafta, en fazla 2 hafta uzatma | Arabulucunun görevlendirilmesi | TTK m. 5/A-2 |
| İhtiyati haciz kararının infazı | 10 gün | Kararın tarihi | İİK m. 261 |
| Önceden alınan ihtiyati hacizden sonra takip veya dava | 7 gün | Haczin tatbiki ya da tutanağın tebliği | İİK m. 264/1 |
| Alıcının ihtiyati hacze itirazı | 7 gün | Huzurunda haciz ya da tutanağın tebliği | İİK m. 265/1 |
Türk avukata başvurmadan önce Almanya’da toplanacaklar
- sözleşme ya da çerçeve sözleşme, siparişler, sipariş teyitleri ve alıcıya ulaşan genel şartlar (AGB) sürümü ile bunların sözleşmeye nasıl dahil olduğunu gösteren belgeler;
- faturalar, cari hesap ekstresi, banka kayıtları, varsa imzalı mutabakat ve CMR belgeleri ya da teslim belgeleri;
- alıcının bakiyeyi kabul eden, ödeme sözü veren ya da maldan yakınan e-postaları, yazıları ve mesajları;
- güncel Handelsregister kaydı ve şirket adına kimin imza yetkisi olduğunu gösteren belge.
Yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan taraf tercümesini de mahkemeye sunmak zorundadır ve mahkeme resmî tercüme isteyebilir (HMK m. 223). Vekâletname Almanya’daki bir Türk konsolosluğunda ya da Alman noter önünde imzalanıp apostil şerhi alınarak verilebilir; iki yolu Almanya’dan Türkiye’ye vekâletname ve apostil rehberimiz karşılaştırır. Açıkça yetki verilmemişse vekil diğerlerinin yanında sulh olamaz, haczi kaldıramaz, tahkim sözleşmesi yapamaz, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz ve karşı tarafı ibra edemez (HMK m. 74); bu yüzden tahsil dosyası için verilen vekâletname bu işlemleri açıkça sayar.
Almanya’dan Lex Lata ile bir tahsil dosyası yürütmek
Almanya’daki satıcılar Lex Lata ile tahsilin Türkiye tarafında çalışır: icra takibi, arabuluculuk, itirazın iptali davası, ihtiyati haciz, konkordatoda alacak kaydı ile Alman mahkeme kararlarının ve hakem kararlarının tenfizi. Görüş Türk hukukuyla sınırlıdır; Alman hukuku soruları bir Rechtsanwalt’a aittir. Belgeler e-postayla gelir, vekâletname Almanya’da imzalanır ve yazışma İngilizce ya da Türkçe yürür. Bu çalışmanın genel tanımı ticari alacak tahsili sayfasında, daha geniş çerçeve ise Türkiye’de alacak tahsili ve icra rehberindedir. Bize iletişim sayfası üzerinden ulaşabilirsiniz.