Deniz ticareti küresel ekonominin merkezinde yer alır ve Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki konumu, onu yüzyıllardır bir denizcilik merkezi hâline getirmiştir. Yalnızca Türk Boğazları’ndan yılda on binlerce gemi geçer; İstanbul, Kocaeli, Mersin, İzmir ve İskenderun’daki yoğun yükleme ve boşaltma limanları, yabancı donatanları, gemi kiracılarını ve yük ilgililerini kapsayan istikrarlı bir uyuşmazlık akışı doğurur. Türk deniz ticareti hukukunun özü 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Beşinci Kitabı’nda düzenlenmiş olup, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle tamamlanır. Aşağıda bu çerçeve ile donatanları, gemi kiracılarını, yük ilgililerini ve sigortacıları en sık karşı karşıya bırakan sorunlar ele alınmaktadır.
Gemi sayılan araçlar
Türk Ticaret Kanunu, gemiyi suda hareket etmeye özgülenmiş, yüzme yeteneğine sahip ve belirli bir büyüklükte olan her araç olarak tanımlar. Mavna ve duba gibi kendi tahrik gücü bulunmayan araçlar da gemi sayılır. Ticaret gemisi, sahibi veya işleteni kim olursa olsun, ekonomik amaca özgülenen ya da fiilen bu amaçla kullanılan gemidir. Bu ayrım uygulamada önemlidir; çünkü Beşinci Kitap’ın hangi hükümlerinin uygulanacağını, alacağın gemi üzerinden güvence altına alınıp alınamayacağını ve geminin cebri icrada nasıl işlem göreceğini belirler.
Bölümün devamını okuyun
Ticari seferler için bir geminin güvenlik ve belgelendirme standartlarını karşılaması gerekir; bunlar arasında şunlar bulunur:
- Denizde Can Emniyeti Uluslararası Sözleşmesi (SOLAS) kapsamında deniz yolculuğuna ve yük taşımaya elverişlilik
- Bayrak devletinin gerektirdiği seyir belgeleri
- Uygulanabilir uluslararası kurallara uygunluk
Bu standartları karşılamayan bir gemi, ticari seferlerden men edilebilir; liman devleti kontrolü (port state control) tarafından tutulması ise başlı başına donatan ile kiracı arasında gecikme ve sefer dışı kalma (off-hire) uyuşmazlıklarını tetikleyebilir.
Geminin taşınır eşya niteliği
TTK m. 936 uyarınca bütün gemiler, sicile kayıtlı olup olmadıklarına bakılmaksızın taşınır eşyadandır. m. 937’deki istisna, Kanunda 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun taşınmazlara ilişkin hükümlerine tabi olacağı açıkça bildirilen gemilere ilişkindir. Alacaklı açısından bu melez (hibrit) statü önem taşır; çünkü ipoteğin nasıl kurulacağını, geminin nasıl haczedileceğini ve cebri satışın nasıl yürütüleceğini şekillendirir.
Tescil, mülkiyet ve gemi sicili
Gemiler bağlama limanının sicil müdürlüğüne tescil edilir. Seferlerini yabancı limanlardan yürüten ya da iç bölgelerdeki şehirlerde bulunan donatanlar başka bir yerde tescil yaptırabilir; yapımı süren gemiler için ise ayrı bir sicil (yapı hâlindeki gemilere özgü sicil) tutulur. Türkiye’de yerleşim yeri veya ticari işletmesi bulunmayan bir malikin yerel bir temsilci ataması gerekir; bu, yabancı donatanların uyuşmazlık doğmadan önce, sonrasında değil, ele alması gereken bir husustur.
Bölümün devamını okuyun
Mülkiyete ilişkin temel noktalar:
- Gemi sicili alenidir: herkes sicili inceleyebilir ve ilgili ücret karşılığında örnek alabilir. Bu sayede geminin muhtemel alıcısı veya alacaklısı, işlem yapmadan önce tescilli ipotekleri kontrol edebilir.
- Sicile malik olarak kaydedilen kişi ile tescilli ipotek ve diğer hakların sahipleri, hak sahibi karine olarak kabul edilir.
- Sicile kayıtlı geminin devri için mülkiyetin devri konusunda anlaşma ve geminin zilyetliğinin geçirilmesi şarttır; anlaşma yazılı ve imzaları noterce onaylı olmalı ya da gemi sicil müdürlüğünde yapılmalıdır (m. 1001).
- Mülkiyet zamanaşımıyla da kazanılabilir: malik olmadığı hâlde sicile malik olarak tescil edilen kişi bakımından en az beş yıl süren tescil ve davasız, aralıksız asli zilyetlik; sicile kaydı gerekirken kaydedilmemiş gemide ise en az on yıllık zilyetlik ve mahkeme kararıyla tescil (m. 999-1000).
Her Türk gemisi Türk bayrağı çekmek zorundadır; bu hak gemi tasdiknamesiyle belgelenir. İlk Türk maliki, geminin başka bir gemide kullanılmayan tekil adını tescil ettirir; adın sonradan değiştirilmesi Bakanlık iznine tabidir ve geminin adı bordasının iki yanına, adı ile bağlama limanı ise kıçına yazılmalıdır.
Gemi ipoteği ve sorumluluğun sınırlandırılması
Gemi ipoteğinin tescili, alacak hakkında zamanaşımının işlemesine engel olur (m. 984). Deniz alacaklarından doğan sorumluluk ise TTK m. 1328 uyarınca 1976 tarihli Deniz Alacaklarına Karşı Mesuliyetin Sınırlanması Hakkında Milletlerarası Sözleşme ile bu Sözleşmeyi değiştiren 1996 tarihli Protokol’e göre sınırlanabilir; kapsam ve koşullar alacağın türüne göre değişir. Büyük bir deniz kazasıyla karşılaşan donatan için, erken aşamada bir sınırlama fonu (sorumluluğu sınırlandırma fonu) kurmak belirleyici bir strateji adımı olabilir; yük ve cismani zarar alacaklıları içinse, sınırlamanın uygulanıp uygulanmadığını anlamak alacağı gerçekçi biçimde değerlendirmenin temelidir.
Bir gemi, çoğu zaman alacaklının o ülkedeki tek ciddi malvarlığıdır. İhtiyati haciz yalnızca gerçekleşmiş bir zararın giderim yolu değil; tartışmalı bir alacağı, gemi limandan ayrılmadan önce müzakere edilmiş bir çözüme dönüştüren baskı aracıdır.
İhtiyati haciz, tutuklama ve teminat
Yük ilgilileri; geciken, kaybolan veya hasar gören yüke ilişkin alacaklarını güvence altına alabilir. Türkiye 1999 tarihli Gemilerin İhtiyati Haczine İlişkin Milletlerarası Sözleşme’ye taraftır; Sözleşme Türkiye bakımından 11 Aralık 2019’da yürürlüğe girmiştir. TTK Beşinci Kitap’taki ihtiyati haciz hükümleri (m. 1352 vd.) Sözleşme’yi yakından izler: gemi yalnız m. 1352’de sayılan bir deniz alacağı için ihtiyaten haczedilebilir. İhtiyati haciz, yalnızca yerel yargılamalar için değil, yurt dışındaki dava veya tahkim için de teminat elde etmek amacıyla kullanılabilir; bu da Türkiye ile başka hiçbir bağlantısı bulunmayan alacakların icrasında bir Türk limanını değerli bir kontrol noktasına dönüştürür.
Bölümün devamını okuyun
Alacaklı, alacağın sayılan deniz alacaklarından olduğu ve parasal değeri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delil gösterir (m. 1362) ve 10.000 Özel Çekme Hakkı tutarında teminat verir; karşı taraf teminatın artırılmasını isteyebilir (m. 1363). Haksız çıkan alacaklı aleyhine açılacak tazminat davasına ihtiyati haciz kararını veren mahkeme bakar (m. 1361). Türkiye’de yargı yoluyla ileri sürülen bir alacağın gemi alacaklısı hakkı verip vermediği Türk hukukuna göre belirlenir (m. 1320/3). m. 1369 uyarınca hakkında deniz alacağı ileri sürülen gemi, diğer hâllerin yanında, alacak doğduğunda geminin maliki veya kiracısı olan kişi borçtan sorumlu olup haczin uygulandığı sırada geminin maliki ise, alacak gemi ipoteğiyle teminat altına alınmışsa ya da alacak gemi alacaklısı hakkı veriyorsa ihtiyaten haczedilebilir. Kardeş gemi haczi, yani başka bir geminin haczi, ancak o gemi haczin uygulandığı sırada deniz alacağından sorumlu olan ve alacak doğduğunda alacağa konu geminin maliki ya da kiracısı, tahsis olunanı veya taşıtanı olan kişiye aitse mümkündür; aynı filoda çalışan ayrı tek gemili şirketlerin gemileri bu nedenle kapsama girmez.
Pratikte ne yapmalısınız
Yük ilgilisi veya yakıt (bunker) tedarikçisiyseniz, geminin bir sonraki Türk limanı uğrağını belirleyin ve vekâletname ile destekleyici delilleri içeren ihtiyati haciz dosyasını önceden hazırlayın; böylece talep gemi limandayken sunulabilir. Donatansanız, teminatın hızla ikame edilip geminin asgari gecikmeyle serbest bırakılabilmesi için P&I muhabirlerinizi ve Türk avukatınızı hazır bekletin.
Serbest bırakma ve cebri satış
Malik, geminin değerini depo ederek ya da icra memurunun kabul edeceği taşınmaz rehni, gemi ipoteği veya itibarlı bir banka kefaleti göstererek geminin serbest bırakılmasını (m. 1370) ya da geminin değerini geçmemek kaydıyla alacak, faiz ve giderler için yeterli teminat göstererek ihtiyati haczin mahkemece kaldırılmasını (m. 1371) sağlayabilir. Teminatın tür ve miktarı taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir (m. 1372); Kulüp Taahhütnamesi / LOU bu yolla kullanılır. Başlıca teminat seçenekleri şu şekilde karşılaştırılabilir:
Bölümün devamını okuyun
| Teminat türü | Dayanak | Uygulama notu |
|---|---|---|
| P&I Kulübü LOU’su | Tarafların anlaşması (m. 1372) | Piyasa standardıdır; yalnız alacaklı kabul ederse kullanılabilir |
| Banka teminat mektubu | m. 1370-1371 | Yaygın olarak kullanılır; donatanın kredi limitini bağlar |
| Nakit depo | m. 1370-1371 | Kesin ancak sermaye yoğundur; genellikle son çaredir |
Bir geminin cebri satış yoluyla satılması hâlinde satışı icra dairesi yapar; satış tutarı bütün alacakları ödemeye yetmezse icra dairesi m. 1389-1397’deki kanuni sıraya göre sıra cetveli düzenler. Satış bedeli icra dairesine ödendiği anda, ipotek alacaklısının rızasıyla alıcının yüklendikleri dışında gemi üzerindeki bütün ayni ve kişisel haklar, külfetler ve sınırlandırmalar sona erer (m. 1388); bu nedenle çoğu zaman asıl mücadele sorumluluğun kendisi değil, satış bedeli üzerinde gemi alacaklısı haklarının sıralamasıdır.
Konişmento ve yabancı kararlar
Konişmento kapsamındaki sorumluluk, taşıyanın doğru tespitine ve uygulanacak hukuka bağlıdır. Türkiye, Beşinci Kitap’a yansıyan uluslararası taşıma rejimlerini uygular; konişmentonun arka yüzündeki yargı yeri ya da tahkim şartı, bir yük alacağının nerede ve nasıl çözüleceğini belirleyebilir. Yurt dışındaki uyuşmazlık çözümü bakımından Türkiye 1958 tarihli New York Sözleşmesi’ne taraftır; bu Sözleşme yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizinin çerçevesini çizer. Sözleşmeye taraf olmayan devletlerin kararları ile yabancı mahkeme hükümleri ise, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun çerçevesinde açılacak bir tanıma ve tenfiz davasıyla ele alınır.
Süreler
Deniz alacakları, alacak türüne göre değişen sıkı zamanaşımı sürelerine tabidir; bunlar arasında sözleşme ve haksız fiil alacakları, cismani zarar ve yolcu alacakları, yük alacakları ile kurtarma ve çatma alacakları yer alır. Bu süreler kısa olabildiğinden, alacağın korunması için hızlı hareket etmek esastır. Aynı ölçüde önemli olan, sörvey (ekspertiz) raporları, gemici makbuzları, istif planları ve gemi jurnalleri gibi delillerin erkenden güvence altına alınmasıdır; çünkü teknik olarak süresinde ileri sürülen bir alacak dahi, ispat edilemediği için sonuçsuz kalabilir.
Bölümün devamını okuyun
Karşılığını fazlasıyla veren pratik bir alışkanlık: olay gerçekleşir gerçekleşmez teslim belgelerine çekince (rezerv) kaydı düşün, yük veya gemi yoluna devam etmeden önce bir sörveyör atayın ve karşı tarafı yazılı olarak temerrüde düşürün ya da ihbar edin. Bu düşük maliyetli adımlar hem zamanaşımı pozisyonunu hem de delil dosyasını korur; ayrıca karşı taraftaki P&I kulübüne alacağın profesyonelce takip edileceği mesajını vererek erken sulh dinamiğini çoğu zaman iyileştirir.
Pozisyonunuzu korumak için esasın netleşmesini beklemeyin. Denizcilikte gemi de delil de günler içinde kaybolabilir; güvence altına alamadığınız ya da ispatlayamadığınız bir alacağın değeri azdır.
Nasıl yardımcı oluyoruz
Donatanlara, işletenlere, gemi kiracılarına, yük ilgililerine ve sigortacılara; gemi ihtiyati haczi ve serbest bırakma, gemi ipoteği, yük ve çatma uyuşmazlıkları ile hakem kararlarının ve mahkeme hükümlerinin Türkiye’de tenfizi konularında danışmanlık veriyoruz. Yabancı avukatlar ve P&I kulüpleriyle birlikte çalışıyor, gemi limandayken ihtiyati haciz ve teminat süreçlerinin gerektirdiği usul işlemlerini yürütecek şekilde organize oluyoruz. Bir ihtiyati haciz, yük alacağı veya tenfiz sorunuyla karşı karşıyaysanız, durumunuzu görüşmek için bize ulaşın.
İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri
4 maddeyi gösterin
- Gayrimenkul Hukuku: Yabancılar için taşınmaz edinimi, tapu iptal ve tescil davaları ve kira uyuşmazlıkları.
- Fikri Mülkiyet ve Marka Hukuku: TÜRKPATENT tescilleri, marka hükümsüzlük ve tecavüz davaları (FSHHM).
- Kişisel Verilerin Korunması (KVKK): VERBİS kaydı, veri envanteri ve sınır ötesi veri aktarım uyumu.
- İstanbul’da Yabancı Müvekkil ve Şirketler İçin Dava ve İşlem Rehberi: İstanbul adliyelerinde mülkiyet, marka ve ticari dava yönetimi.