Türkiye’de gizli iş bilgisi korunur; ancak bunu yapan, yönetim kuruluna uzatılıp “ticari sır kanunumuz budur” denebilecek tek bir metin yoktur. Koruma üç ayrı kaynaktan kurulur ve yanlış kaynağa dayandırılan bir dosya, olayın esası tartışılmadan hukuki sebep düzeyinde zayıflar. Hukuki rejim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 54-63. maddelerinde yer alır. İş ilişkisi katmanı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 396 ile 444-447. maddelerindedir. Ceza katmanı ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 239. maddesi ile TTK m. 62’dedir.
Bölümün devamını okuyun
Bu uyuşmazlıkların her iki tarafında da yerli ve yabancı işletmelere hukuki destek veriyoruz: fiyatlama modeli, müşteri matrisi, formülasyonu ya da kaynak kod deposu kapıdan çıkmış hak sahipleri ve bu bilgiyi devraldığı ileri sürülen şirketler. Kuralların üç ayrı kanuna dağılmış olması, ilk haftanın ilk duruşmadan daha belirleyici olmasının sebebidir.
Kanun neyi koruyor, neyi tanımsız bırakıyor
Üç kaynağın hiçbiri ticari sırrı tanımlamaz. TTK m. 55/1-d “üretim ve iş sırları”ndan, TCK m. 239 ise “ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı”ndan söz eder; ikisi de tanım vermez. Bu nedenle bir bilginin sır sayılıp sayılmayacağı bir vakıa meselesidir ve bu vakıayı belirleyen unsurlar neredeyse her zaman hak sahibinin kendi tedbirleridir: bilgiye kimlerin erişebildiği, gizli olarak işaretlenip işaretlenmediği, gizlilik taahhüdü alınıp alınmadığı, çıkış prosedürünün uygulanıp uygulanmadığı, erişim kaydı tutulup tutulmadığı.
Bölümün devamını okuyun
TTK m. 55/1’in giriş cümlesi de ayrıca dikkat ister: sayılan hâllerin “başlıcaları” olduğu söylenir: katalog örnekleyicidir, tahdidi değildir. Davranış hiçbir bende oturmuyorsa TTK m. 54/2’deki genel hüküm açık kalır: rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ya da dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar hukuka aykırıdır. Bu yapıyı bent bent ele aldığımız daha uzun çözümleme, Türk hukukunda ticari sırrın korunması ve ayrılan çalışan başlıklı yazımızdadır.
Doğru hukuki sebebi seçmek
Üç yol birbirinin yerine geçmez. Davalının kim olduğu, neyin ispatlanacağı ve talebin ne zaman zamanaşımına uğrayacağı bakımından ayrışırlar.
| Hukuki sebep | Davalı kimdir | Ne ispatlanır | Ne sağlar |
|---|---|---|---|
| TTK m. 55/1-b-3: yöneltme | İfşaya yönelten rakip; ayrılan kişinin kendisi değil | İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye ya da ele geçirmeye yöneltme fiili | TTK m. 56'daki talep kümesinin tamamı, bilgiyi devralan şirkete karşı |
| TTK m. 55/1-d: hukuka aykırı değerlendirme | Sırrı değerlendiren veya başkalarına bildiren kişi | Bilginin gizlice ve izinsiz ele geçirildiği ya da başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrenildiği, ardından değerlendirildiği veya aktarıldığı | Men ve maddi durumun ortadan kaldırılması; kusur varsa tazminat |
| TBK m. 396/4: kanuni sır saklama borcu | Çalışan ya da eski çalışan | Bilginin iş görülürken öğrenildiği ve sır saklamanın işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu | Sözleşme olmadan doğan, ancak bu gereklilik ölçüsüyle sınırlı bir borç |
| TBK m. 444-447: rekabet yasağı | Eski çalışan | Yazılı üstlenme ve m. 444/2'deki iki koşulun birlikte gerçekleşmesi; kaydın m. 445 sınırları içinde kalması ve m. 447 hâlleriyle sona ermemiş olması | Rekabet fiilinin kendisinin yasaklanması; hâkim kapsamı ve süreyi daraltabilir |
| TCK m. 239: ceza | Sırrı veren ya da ifşa eden kişi; hukuka aykırı yolla elde edip veren ya da ifşa eden kişi dahil | Sıfat, görev, meslek veya sanat gereği vâkıf olma yahut hukuka aykırı elde edip verme veya ifşa etme; TCK m. 73'e göre altı ay içinde şikâyet | Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası, m. 239/3 artırımı saklı |
Bölümün devamını okuyun
Tabloda yer almayan ama uygulamada sık işleyen bir grup daha vardır: TTK m. 55/1-c’deki iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma hâlleri. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak ile kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak, ayrı bentler hâlinde sayılmıştır. İhale dosyası, fizibilite hesabı, proje çizimi ya da satışa hazır bir yazılım modülü söz konusu olduğunda bu bentler m. 55/1-d’den daha isabetli bir dayanak olabilir; çünkü burada tartışma bilginin sır niteliği üzerinde değil, ürünün emanet edilmiş olması yahut çoğaltma yoluyla devralınmış bulunması üzerinde yürür.
Tabloda gözden kaçması kolay iki sınır vardır. TTK m. 57/1, fiil çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmişse m. 56/1’in (a), (b) ve (c) bentlerindeki davaların çalıştıranlara karşı da açılabileceğini söyler; (d) bendindeki tazminat davası bu fıkrada sayılmaz. Bu bir dokunulmazlık değildir: maddenin ikinci fıkrası, (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalar hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağını düzenler; yani çalıştıranın tazminat sorumluluğu bu özel yol üzerinden değil, TBK’nın genel hükümleri üzerinden tartışılır. TTK m. 63 ise ceza hükmünü, tüzel kişi adına hareket eden ya da etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygular; tüzel kişinin kendisi bakımından yalnız güvenlik tedbirlerine karar verilebilir.
TTK m. 56’nın kendi içindeki kademelenme de talepleri şekillendirir. Tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılması kusurdan bağımsızdır; buna karşılık tazminat (d) bendine, manevi tazminat ise TBK m. 58 koşullarına bağlıdır. Davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına hükmedilmesi de maddede (d) bendi hükmünce, yani tazminat olarak düzenlenmiştir; dolayısıyla kusurdan bağımsız bir kazanç devri talebi değildir. Aynı madde, araçların ve malların imhasına ancak tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise karar verilebileceğini söyler; bu kayıt imhayı istisnai bir sonuç hâline getirir. Fiilden ekonomik menfaati zarar gören müşteriler de dava açabilir; ancak imha talebi onlara tanınmamıştır.
Ayrılan çalışan dosyası
Talimatların çoğu aynı biçimde gelir: kilit bir çalışan istifa etmiştir, bir rakip onu işe almıştır ve müşteri listesi ya da teknik şartname onunla birlikte hareket etmiştir. Bu noktada birbirine karıştırılan iki ayrı yükümlülüğü ayırmak gerekir.
Bölümün devamını okuyun
Sır saklama borcu TBK m. 396/4’ten doğar ve sözleşmeye ihtiyaç göstermez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırlarını hizmet ilişkisi süresince kendi yararına kullanamaz ve başkalarına açıklayamaz; hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde sır saklamakla yükümlüdür. Bu ölçü kaydı hükmün bir parçasıdır, yorumu değil: iş ilişkisi sonrası sınırsız bir gizlilik borcu ileri süren işveren, maddenin söylemediği bir şeyi ileri sürmüş olur.
Rekabet yasağı ise TBK m. 444’ten doğan sözleşmesel bir kayıttır ve ayakta tutulması çok daha güçtür. Yazılı olarak üstlenilmiş olması gerekir; ayrıca hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlamış olması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte bulunması aranır; iki koşul birlikte gerçekleşmelidir. TBK m. 445 süreyi özel durum ve koşullar dışında iki yılla sınırlar ve hâkime aşırı nitelikteki yasağı kapsam veya süre bakımından sınırlandırma yetkisi tanır; bu kayıtların yargılamadan çoğu zaman daraltılmış hâlde çıkmasının sebebi budur. TBK m. 447 ise yasağı tamamen ortadan kaldıran iki hâli düzenler: işverenin yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının kalmadığının belirlenmesi ve sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından ya da işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesi.
Kayda bir cezai şart eklenmişse tablo tersine dönebilir. TBK m. 446/2 uyarınca, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir ve yalnızca bu miktarı aşan zarardan sorumlu kalır; davranışı fiyatlandırmak değil yasaklamak isteniyorsa sözleşmede aksinin açıkça kararlaştırılması ve m. 446/3’teki yazılı saklı tutma kaydının konulması gerekir. Yalnız işçi aleyhine konulan cezai şartın neden ayakta kaldığı ve sözleşmeyi asıl neyin yıktığı rekabet yasağında cezai şart yazımızda incelenmektedir.
Bu kayıtları kimse istifa etmeden önce doğru kurmak, sonradan yargılamaktan çok daha az maliyetlidir; gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini bu nedenle, Türkiye’de faaliyet gösteren işverenler için hazırladığımız istihdam sözleşmeleri ve işyeri politikaları çalışmasının bir parçası olarak düzenliyoruz.
İhtiyati tedbir ve ilk iki hafta
TTK m. 61, dava açma hakkını haiz bulunan kişinin talebi üzerine mahkemenin mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, m. 56/1’in (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fiilin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine karar verebileceğini düzenler. Usul, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ihtiyati tedbir hükümlerine göre yürür.
Bölümün devamını okuyun
Dosyanın temposunu belirleyen kurallar şunlardır:
- m. 389/1: mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği yahut gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi bulunmalıdır.
- m. 390/2 ve /3: haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de karar verebilir; talep eden ise tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır, tam ispatla değil.
- m. 391/1: tedbir, “bir şeyin yapılması veya yapılmaması” biçiminde de kurulabilir; kullanım ve ifşa yasağı tam olarak bunu gerektirir.
- m. 392/1: teminat kuraldır; talep resmî belgeye ya da başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.
- m. 397/1: dava açılmadan önce alınan tedbirde, kararın uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar.
- m. 398/1: tedbir kararına aykırı davranan kişi, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.
Bütün bunlardan önce delilin var olması gerekir. HMK m. 400, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilindeyse hukuki yararın var sayılacağını düzenler; m. 401/2 ise noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümleri saklı tutar. İçerik bir internet sitesinde ya da pazar yeri ilanında duruyorsa, yani ihtarname ulaştıktan saatler sonra değiştirilebilecekse, uygulamada izlenen yol çoğu zaman budur.
Bu çalışmanın diğer alanlarla ilişkisi
Ticari sır işi, TTK m. 54-63’ün kurduğu haksız rekabet rejimiyle örtüşür ama onunla aynı şey değildir; o rejim taklidi, yanıltıcı beyanları ve başkasının emeğinden yararlanmayı da kapsar. Bilgi aynı zamanda tescilli bir hakkın konusuysa ya da ayrılan ekip bilginin yanında kod veya tasarım da götürmüşse çözümleme fikri mülkiyet hak icrasına uzanır. Uyuşmazlık çekişmeli bir yargılamaya veya tahkim yargılamasına taşınıyorsa dosya, ticari uyuşmazlık ve tahkim çalışmamızın parçası olarak yürütülür.
Bölümün devamını okuyun
Her dosyada yaptığımız iş aynıdır: bilginin ne olduğunu ve nasıl korunduğunu ortaya koymak, olguya uyan hukuki sebebi seçmek, karşı taraf haberdar olmadan delili güvenceye almak ve HMK m. 390/3’ün yalnızca yaklaşık ispat aradığı tedbir aşamasını, esas hakkında karar verilene kadar kullanımı durdurmak için kullanmak.