Ticari Sır ve Gizlilik Uyuşmazlıkları

Türk hukukunda müstakil bir ticari sır kanunu yoktur. Koruma; Türk Ticaret Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve tek bir ceza hükmünden kurulur; üçünün de kendi koşulları, kendi davalısı ve kendi süresi vardır.

Av. Onur Çalışıcıİstanbul Barosu sicil no 83426 · Güncelleme Eylül 2026

Ana noktalar

  1. Ayrı bir ticari sır kanunu bulunmaz. Hukuki rejim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 54-63'te, çalışanın yükümlülükleri 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 396 ile m. 444-447'de, ceza hükmü ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 239'dadır. Bu hükümlerin hiçbiri ticari sırrı tanımlamaz: bir müşteri listesinin, fiyat modelinin ya da kaynak kod deposunun sır sayılıp sayılmayacağı vakıaya göre, belirleyici olarak da hak sahibinin belgeleyebildiği gizlilik tedbirlerine göre çözülür.
  2. TBK m. 396/4 uyarınca sır saklama borcu sözleşmeye gerek olmaksızın iş ilişkisi sona erdikten sonra da sürer, ancak yalnızca “işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde”.
  3. Rekabet yasağı bundan ayrı bir araçtır: TBK m. 444 yazılı üstlenme ile iki maddi koşulu birlikte arar, m. 445 ise hâkime aşırı nitelikteki kaydı iptal etmek yerine sınırlandırma yetkisi verir.
  4. Belirleyici aşama ihtiyati tedbirdir. TTK m. 61 usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na bağlar; orada m. 390/3 yaklaşık ispatla yetinir, m. 397/1 ise esas davanın açılması için iki hafta tanır.
  5. TTK m. 56'daki davalar öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde doğumdan itibaren üç yılda zamanaşımına uğrar; fiil aynı zamanda daha uzun dava zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o uzun süre hukuk davası için de geçerlidir.

Türkiye’de gizli iş bilgisi korunur; ancak bunu yapan, yönetim kuruluna uzatılıp “ticari sır kanunumuz budur” denebilecek tek bir metin yoktur. Koruma üç ayrı kaynaktan kurulur ve yanlış kaynağa dayandırılan bir dosya, olayın esası tartışılmadan hukuki sebep düzeyinde zayıflar. Hukuki rejim 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 54-63. maddelerinde yer alır. İş ilişkisi katmanı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 396 ile 444-447. maddelerindedir. Ceza katmanı ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 239. maddesi ile TTK m. 62’dedir.

Bölümün devamını okuyun

Bu uyuşmazlıkların her iki tarafında da yerli ve yabancı işletmelere hukuki destek veriyoruz: fiyatlama modeli, müşteri matrisi, formülasyonu ya da kaynak kod deposu kapıdan çıkmış hak sahipleri ve bu bilgiyi devraldığı ileri sürülen şirketler. Kuralların üç ayrı kanuna dağılmış olması, ilk haftanın ilk duruşmadan daha belirleyici olmasının sebebidir.

Kanun neyi koruyor, neyi tanımsız bırakıyor

Üç kaynağın hiçbiri ticari sırrı tanımlamaz. TTK m. 55/1-d “üretim ve iş sırları”ndan, TCK m. 239 ise “ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı”ndan söz eder; ikisi de tanım vermez. Bu nedenle bir bilginin sır sayılıp sayılmayacağı bir vakıa meselesidir ve bu vakıayı belirleyen unsurlar neredeyse her zaman hak sahibinin kendi tedbirleridir: bilgiye kimlerin erişebildiği, gizli olarak işaretlenip işaretlenmediği, gizlilik taahhüdü alınıp alınmadığı, çıkış prosedürünün uygulanıp uygulanmadığı, erişim kaydı tutulup tutulmadığı.

Bölümün devamını okuyun

TTK m. 55/1’in giriş cümlesi de ayrıca dikkat ister: sayılan hâllerin “başlıcaları” olduğu söylenir: katalog örnekleyicidir, tahdidi değildir. Davranış hiçbir bende oturmuyorsa TTK m. 54/2’deki genel hüküm açık kalır: rakipler arasındaki veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı ya da dürüstlük kuralına diğer şekillerde aykırı davranışlar hukuka aykırıdır. Bu yapıyı bent bent ele aldığımız daha uzun çözümleme, Türk hukukunda ticari sırrın korunması ve ayrılan çalışan başlıklı yazımızdadır.

Doğru hukuki sebebi seçmek

Üç yol birbirinin yerine geçmez. Davalının kim olduğu, neyin ispatlanacağı ve talebin ne zaman zamanaşımına uğrayacağı bakımından ayrışırlar.

Hukuki sebep Davalı kimdir Ne ispatlanır Ne sağlar
TTK m. 55/1-b-3: yöneltme İfşaya yönelten rakip; ayrılan kişinin kendisi değil İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye ya da ele geçirmeye yöneltme fiili TTK m. 56'daki talep kümesinin tamamı, bilgiyi devralan şirkete karşı
TTK m. 55/1-d: hukuka aykırı değerlendirme Sırrı değerlendiren veya başkalarına bildiren kişi Bilginin gizlice ve izinsiz ele geçirildiği ya da başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrenildiği, ardından değerlendirildiği veya aktarıldığı Men ve maddi durumun ortadan kaldırılması; kusur varsa tazminat
TBK m. 396/4: kanuni sır saklama borcu Çalışan ya da eski çalışan Bilginin iş görülürken öğrenildiği ve sır saklamanın işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu Sözleşme olmadan doğan, ancak bu gereklilik ölçüsüyle sınırlı bir borç
TBK m. 444-447: rekabet yasağı Eski çalışan Yazılı üstlenme ve m. 444/2'deki iki koşulun birlikte gerçekleşmesi; kaydın m. 445 sınırları içinde kalması ve m. 447 hâlleriyle sona ermemiş olması Rekabet fiilinin kendisinin yasaklanması; hâkim kapsamı ve süreyi daraltabilir
TCK m. 239: ceza Sırrı veren ya da ifşa eden kişi; hukuka aykırı yolla elde edip veren ya da ifşa eden kişi dahil Sıfat, görev, meslek veya sanat gereği vâkıf olma yahut hukuka aykırı elde edip verme veya ifşa etme; TCK m. 73'e göre altı ay içinde şikâyet Bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası, m. 239/3 artırımı saklı
Bölümün devamını okuyun

Tabloda yer almayan ama uygulamada sık işleyen bir grup daha vardır: TTK m. 55/1-c’deki iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma hâlleri. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak ile kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak, ayrı bentler hâlinde sayılmıştır. İhale dosyası, fizibilite hesabı, proje çizimi ya da satışa hazır bir yazılım modülü söz konusu olduğunda bu bentler m. 55/1-d’den daha isabetli bir dayanak olabilir; çünkü burada tartışma bilginin sır niteliği üzerinde değil, ürünün emanet edilmiş olması yahut çoğaltma yoluyla devralınmış bulunması üzerinde yürür.

Tabloda gözden kaçması kolay iki sınır vardır. TTK m. 57/1, fiil çalışanlar veya işçiler tarafından işlenmişse m. 56/1’in (a), (b) ve (c) bentlerindeki davaların çalıştıranlara karşı da açılabileceğini söyler; (d) bendindeki tazminat davası bu fıkrada sayılmaz. Bu bir dokunulmazlık değildir: maddenin ikinci fıkrası, (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalar hakkında Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağını düzenler; yani çalıştıranın tazminat sorumluluğu bu özel yol üzerinden değil, TBK’nın genel hükümleri üzerinden tartışılır. TTK m. 63 ise ceza hükmünü, tüzel kişi adına hareket eden ya da etmesi gerekmiş olan organın üyeleri veya ortakları hakkında uygular; tüzel kişinin kendisi bakımından yalnız güvenlik tedbirlerine karar verilebilir.

TTK m. 56’nın kendi içindeki kademelenme de talepleri şekillendirir. Tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılması kusurdan bağımsızdır; buna karşılık tazminat (d) bendine, manevi tazminat ise TBK m. 58 koşullarına bağlıdır. Davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına hükmedilmesi de maddede (d) bendi hükmünce, yani tazminat olarak düzenlenmiştir; dolayısıyla kusurdan bağımsız bir kazanç devri talebi değildir. Aynı madde, araçların ve malların imhasına ancak tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise karar verilebileceğini söyler; bu kayıt imhayı istisnai bir sonuç hâline getirir. Fiilden ekonomik menfaati zarar gören müşteriler de dava açabilir; ancak imha talebi onlara tanınmamıştır.

Ayrılan çalışan dosyası

Talimatların çoğu aynı biçimde gelir: kilit bir çalışan istifa etmiştir, bir rakip onu işe almıştır ve müşteri listesi ya da teknik şartname onunla birlikte hareket etmiştir. Bu noktada birbirine karıştırılan iki ayrı yükümlülüğü ayırmak gerekir.

Bölümün devamını okuyun

Sır saklama borcu TBK m. 396/4’ten doğar ve sözleşmeye ihtiyaç göstermez. İşçi, iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırlarını hizmet ilişkisi süresince kendi yararına kullanamaz ve başkalarına açıklayamaz; hizmet ilişkisi sona erdikten sonra da işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde sır saklamakla yükümlüdür. Bu ölçü kaydı hükmün bir parçasıdır, yorumu değil: iş ilişkisi sonrası sınırsız bir gizlilik borcu ileri süren işveren, maddenin söylemediği bir şeyi ileri sürmüş olur.

Rekabet yasağı ise TBK m. 444’ten doğan sözleşmesel bir kayıttır ve ayakta tutulması çok daha güçtür. Yazılı olarak üstlenilmiş olması gerekir; ayrıca hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlamış olması ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte bulunması aranır; iki koşul birlikte gerçekleşmelidir. TBK m. 445 süreyi özel durum ve koşullar dışında iki yılla sınırlar ve hâkime aşırı nitelikteki yasağı kapsam veya süre bakımından sınırlandırma yetkisi tanır; bu kayıtların yargılamadan çoğu zaman daraltılmış hâlde çıkmasının sebebi budur. TBK m. 447 ise yasağı tamamen ortadan kaldıran iki hâli düzenler: işverenin yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının kalmadığının belirlenmesi ve sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından ya da işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesi.

Kayda bir cezai şart eklenmişse tablo tersine dönebilir. TBK m. 446/2 uyarınca, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa işçi öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabilir ve yalnızca bu miktarı aşan zarardan sorumlu kalır; davranışı fiyatlandırmak değil yasaklamak isteniyorsa sözleşmede aksinin açıkça kararlaştırılması ve m. 446/3’teki yazılı saklı tutma kaydının konulması gerekir. Yalnız işçi aleyhine konulan cezai şartın neden ayakta kaldığı ve sözleşmeyi asıl neyin yıktığı rekabet yasağında cezai şart yazımızda incelenmektedir.

Bu kayıtları kimse istifa etmeden önce doğru kurmak, sonradan yargılamaktan çok daha az maliyetlidir; gizlilik ve rekabet yasağı hükümlerini bu nedenle, Türkiye’de faaliyet gösteren işverenler için hazırladığımız istihdam sözleşmeleri ve işyeri politikaları çalışmasının bir parçası olarak düzenliyoruz.

İhtiyati tedbir ve ilk iki hafta

TTK m. 61, dava açma hakkını haiz bulunan kişinin talebi üzerine mahkemenin mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, m. 56/1’in (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi maddi durumun ortadan kaldırılmasına, fiilin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine karar verebileceğini düzenler. Usul, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ihtiyati tedbir hükümlerine göre yürür.

Bölümün devamını okuyun

Dosyanın temposunu belirleyen kurallar şunlardır:

  • m. 389/1: mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği yahut gecikme sebebiyle bir sakıncanın veya ciddi bir zararın doğacağı endişesi bulunmalıdır.
  • m. 390/2 ve /3: haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de karar verebilir; talep eden ise tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır, tam ispatla değil.
  • m. 391/1: tedbir, “bir şeyin yapılması veya yapılmaması” biçiminde de kurulabilir; kullanım ve ifşa yasağı tam olarak bunu gerektirir.
  • m. 392/1: teminat kuraldır; talep resmî belgeye ya da başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir.
  • m. 397/1: dava açılmadan önce alınan tedbirde, kararın uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki dava açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar.
  • m. 398/1: tedbir kararına aykırı davranan kişi, ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde şikâyet edilmesi üzerine altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır.

Bütün bunlardan önce delilin var olması gerekir. HMK m. 400, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilindeyse hukuki yararın var sayılacağını düzenler; m. 401/2 ise noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yapacağı vakıa tespitine ilişkin hükümleri saklı tutar. İçerik bir internet sitesinde ya da pazar yeri ilanında duruyorsa, yani ihtarname ulaştıktan saatler sonra değiştirilebilecekse, uygulamada izlenen yol çoğu zaman budur.

Bu çalışmanın diğer alanlarla ilişkisi

Ticari sır işi, TTK m. 54-63’ün kurduğu haksız rekabet rejimiyle örtüşür ama onunla aynı şey değildir; o rejim taklidi, yanıltıcı beyanları ve başkasının emeğinden yararlanmayı da kapsar. Bilgi aynı zamanda tescilli bir hakkın konusuysa ya da ayrılan ekip bilginin yanında kod veya tasarım da götürmüşse çözümleme fikri mülkiyet hak icrasına uzanır. Uyuşmazlık çekişmeli bir yargılamaya veya tahkim yargılamasına taşınıyorsa dosya, ticari uyuşmazlık ve tahkim çalışmamızın parçası olarak yürütülür.

Bölümün devamını okuyun

Her dosyada yaptığımız iş aynıdır: bilginin ne olduğunu ve nasıl korunduğunu ortaya koymak, olguya uyan hukuki sebebi seçmek, karşı taraf haberdar olmadan delili güvenceye almak ve HMK m. 390/3’ün yalnızca yaklaşık ispat aradığı tedbir aşamasını, esas hakkında karar verilene kadar kullanımı durdurmak için kullanmak.

Rakamlarla

54-63
Hukuki rejimi kuran Türk Ticaret Kanunu maddeleri
396/4
Sır saklama borcunu iş ilişkisi sonrasına taşıyan TBK fıkrası
2 hafta
Dava açılmadan alınan tedbirde, uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren esas davayı açma süresi
1 / 3 yıl
Öğrenmeden ve hakların doğumundan itibaren zamanaşımı, ceza hukuku uzatması saklı

Bir gizlilik dosyası nasıl kurulur ve yürütülür

  1. Karşı taraf haberdar olmadan delili güvenceye almak

    Cihazlar siliniyor, posta kutusu saklama süreleri haftalar içinde doluyor. HMK m. 400'deki delil tespiti yolunu, içerik çevrimiçiyse m. 401/2'nin açıkça saklı tuttuğu noter vakıa tespitini kullanıyoruz; böylece ispat, ilk ihtarnameden sonra da ayakta kalıyor.

  2. Doğru hukuki sebebi belirlemek

    Talep “sırrın ele geçirilmesi” gibi genel bir başlıkla değil, TTK m. 55/1'in belirli bir bendine ya da m. 54/2'deki genel hükme dayandırılır; çoğu zaman buna paralel olarak çalışanın kanuni yükümlülüklerinin ihlali de ileri sürülür. Bu dosyalardaki en yaygın yapısal kusur, sebebin yanlış seçilmesidir.

  3. Süre içeren ihtarname

    Alınan bilgiyi, hukuki dayanağı ve kısa bir uyum süresini gösteren ihtarname çoğu zaman kullanımı durdurur; ayrıca hak sahibinin fiili en geç o tarihte bildiğini belgeler; hukuk zamanaşımı ve altı aylık şikâyet süresi daha önceki gerçek öğrenmeden itibaren işlemeye başlamış olabilir.

  4. İhtiyati tedbir

    TTK m. 61, mevcut durumun korunmasına, oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve fiilin önlenmesine karar verilmesine imkân tanır; usul HMK'nın ihtiyati tedbir hükümlerine tabidir. HMK m. 390/2 uyarınca derhâl koruma zorunluluğu varsa hâkim karşı tarafı dinlemeden de karar verebilir.

  5. Esas dava ve koşulları varsa ceza şikâyeti

    Tespit, men ve maddi durumun ortadan kaldırılması; kusur varsa tazminat ve TTK m. 56/1 uyarınca tazminat olarak davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığı. Fiil kasten işlenmişse TCK m. 239 veya TTK m. 62 kapsamında şikâyet yolu paralel yürütülebilir.

Sıkça sorulan sorular

Türk hukuku ticari sırrı tanımlıyor mu?

Hiçbir hüküm tanımlamıyor. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54-63. maddeleri “üretim ve iş sırları” ile “iş ürünü” kavramlarını tanım vermeden kullanır; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 239 da “ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı” der ve tanımlamaz. Bunun uygulamadaki sonucu şudur: bir bilginin sır sayılıp sayılmayacağı somut olayda, hak sahibinin fiilen aldığı tedbirlerden hareketle belirlenir: erişim kısıtları, gizlilik işaretlemesi, imzalanmış gizlilik taahhütleri, işten çıkış prosedürü ve erişim kayıtları. Belgelenmemiş bir gizlilik iddiası, bu dosyaların esasa girilmeden zayıfladığı en yaygın noktadır.

Dosyada gizlilik sözleşmesi yoksa eski çalışana karşı bir şey yapabilir miyim?

Sır saklama borcunun kendisi sözleşmeye bağlı değildir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 396/4 uyarınca işçi, iş gördüğü sırada öğrendiği, özellikle üretim ve iş sırları gibi bilgileri hizmet ilişkisi süresince kendi yararına kullanamaz ve başkalarına açıklayamaz; ilişki sona erdikten sonra da işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde sır saklamakla yükümlüdür. Bu kanuni ölçü önemlidir: iş sonrası borç gerçektir ama sınırsız değildir ve tek başına kişinin bir rakipte çalışmasını engellemez. Bunu engellemek, TBK m. 444'e uygun geçerli ve yazılı bir rekabet yasağı kaydını gerektirir.

Rekabet yasağı kaydı Türkiye'de hangi koşullarda geçerlidir?

Fiil ehliyetinin yanında TBK m. 444 birlikte işleyen üç şart koyar. İşçinin yasağı yazılı olarak üstlenmiş olması; hizmet ilişkisinin işçiye müşteri çevresi, üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlamış olması; ve bu bilgilerin kullanılmasının işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte bulunması. TBK m. 445 buna şunu ekler: kayıt, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz; hâkim aşırı nitelikteki yasağı geçersiz saymak yerine kapsamı veya süresi bakımından sınırlandırabilir. TBK m. 447 ise yasağı tamamen sona erdiren iki hâli düzenler: işverenin yasağın sürdürülmesinde gerçek bir yararının kalmadığının belirlenmesi ile sözleşmenin haklı bir sebep olmaksızın işveren tarafından ya da işverene yüklenebilen bir nedenle işçi tarafından feshedilmesi. Bu nedenle feshin hukuka uygunluğu ile kaydın uygulanabilirliği aynı dosyada birlikte incelenir.

Cezai şart rekabet yasağını güçlendirir mi?

Kendiliğinden güçlendirmez; çoğu zaman tersi olur. TBK m. 446/2, yasağa aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmışsa ve sözleşmede aksine bir hüküm yoksa işçinin öngörülen miktarı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceğini, ancak bu miktarı aşan zararı gidermek zorunda olduğunu düzenler. Özensiz kaleme alınmış bir cezai şart, yasağı işçinin ödemeyi seçebileceği bir bedele dönüştürür. TBK m. 446/3 ayrıca işverenin, yasağa aykırı davranışa son verilmesini ancak bu hakkı sözleşmede yazılı olarak açıkça saklı tutmuşsa ve menfaatlerinin önemi ile işçinin davranışı bunu haklı gösteriyorsa isteyebileceğini söyler. Kaleme alma bakımından sonuç şudur: ceza koşulunun miktarı ile yasağa aykırı davranışa son verilmesini isteme hakkının yazılı olarak saklı tutulması birlikte kurgulanmalıdır.

Ticari sırrı ifşa etmek Türkiye'de suç mudur?

TCK m. 239/1, sıfat veya görevi, meslek veya sanatı gereği vâkıf olduğu ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilere veren ya da ifşa eden kişiyi, şikâyet üzerine bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırır. Aynı fıkra, bu bilgi veya belgeleri hukuka aykırı yolla elde eden kişilerin vermesi veya ifşa etmesi hâlinde de uygulanır; m. 239/2 hükmü fennî keşif ve buluşlar ile sınai uygulamaya ilişkin bilgilere de teşmil eder. TCK m. 239/3 uyarınca sır Türkiye'de oturmayan bir yabancıya açıklanırsa ceza üçte biri oranında artırılır ve bu hâlde şikâyet koşulu aranmaz. Bundan ayrı olarak TTK m. 62, kasten işlenen belirli fiilleri (bu arada çalışanları veya vekilleri, çalıştıranın üretim veya ticaret sırlarını ele geçirmelerini sağlamak için aldatmayı), fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, şikâyet üzerine iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırır.

Süreler ne kadar hızlı işliyor?

Paralel işleyen iki süre vardır. Hukuk tarafında TTK m. 60, m. 56'daki davaları davacının öğrendiği günden itibaren bir yıl ve her hâlde bunların doğumundan itibaren üç yıl ile sınırlar; aynı maddede önemli bir kayıt yer alır: fiil aynı zamanda Türk Ceza Kanunu gereğince daha uzun dava zamanaşımı süresine tabi cezayı gerektiren bir fiil niteliğindeyse, bu uzun süre hukuk davaları için de geçerli olur. Ceza tarafında TCK m. 73, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren altı ay tanır. Deliller her iki süreden de hızlı bozulduğu için delil tespiti başvurusunun yeri dosyanın başıdır.

Bilgisayar silinmiş. Dava açılmadan önce delil güvence altına alınabilir mi?

Alınabilir; yolu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 400'deki delil tespitidir. Taraflardan her biri, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılmasını, bilirkişi incelemesi yaptırılmasını ya da tanık ifadelerinin alınmasını isteyebilir. m. 400/2 hukuki yarar arar ve delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimali varsa hukuki yararı var sayar; sunucu kayıtları, yönlendirilmiş posta kutuları ve yeniden kurulmak üzere olan cihazlar tam olarak bu durumdadır. m. 402 dilekçede nelerin bulunacağını, bu arada bilirkişiye sorulacak soruları düzenler ve tespit giderlerinin avans olarak ödenmesini sonraki işlemlerin şartı sayar. Talep sahibinin haklarının korunması bakımından zorunluluk bulunan hâllerde ise m. 403, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın tespit yapılmasına izin verir.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün.

Av. Onur Çalışıcı

Dosyanızı yürüten avukat

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu ve elinizdeki belgeleri yazın; okuyup size dönüş yapalım. Türkçe ya da İngilizce yazabilirsiniz.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası