25 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’de yürürlükte yapay zekâya özgü bir kanun yoktur. Yapay zekâ, genel hukuk kurallarıyla yönetilmektedir: başta 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) olmak üzere fikri mülkiyet mevzuatı, tüketici ve ürün hukuku ile Türk Borçlar Kanunu. KVKK’nın m. 11/1-(g) hükmü, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz hakkı tanır. Sistemi ya da çıktısı Avrupa Birliği’ne ulaşan işletmeler bakımından ise AB Yapay Zekâ Tüzüğü ikinci ve doğrudan bağlayıcı bir katman ekler; Tüzüğün takvimi Temmuz 2026’da değiştirilmiştir.
Durum bundan ibarettir ve bunu açıkça söylemekte yarar vardır: “Türkiye’nin yapay zekâ kanunu” başlığıyla internette dolaşan içeriğin büyük bölümü, hiç kanunlaşmamış tekliflerdeki düzenlemeleri anlatmaktadır. Tek bir yapay zekâ kanununun bulunmaması, yapay zekânın düzenlenmediği anlamına gelmez. Aksine, aynı anda birden çok rejim uygulanır ve bunları bir araya getirme yükü işletmenin üzerindedir.
Türkiye’de Yapay Zekâ Düzenlemesi Gerçekte Nerede Duruyor
Hiçbir Türk kanunu yapay zekâyı doğrudan düzenlememektedir. 6698 sayılı Kanun’un resmî mevzuat metninde yapay zekâ ibaresi geçmez ve yapay zekâya özgü hüküm bulunmaz; resmî değişiklik cetveline göre Kanun’da yapılan en son değişiklik, m. 6, 9 ve 18 ile Geçici Madde 3’ü değiştiren ve 1 Haziran 2024’te yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile gerçekleştirilmiştir. İnternet yayınlarına ilişkin 5651 sayılı Kanun’un metninde de yapay zekâya, deepfake’e ya da sentetik medyaya hiçbir atıf yoktur. Bu Kanun’un en son iki değişikliği tümüyle başka konulara ilişkindir: 7545 sayılı Kanun m. 10’u 19 Mart 2025 itibarıyla değiştirmiş; 1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7578 sayılı Kanun ise m. 2’ye dijital oyun tanımlarını eklemiş (bu tanımlar 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe girmiştir) ve yaş sınırlaması, yerel temsilci ile ebeveyn kontrolüne ilişkin Ek Madde 5’i ihdas etmiştir (1 Kasım 2026’da yürürlüğe girer).
| Düzenleme | 25 Temmuz 2026 itibarıyla durum | Yapay zekâ bakımından işlevi |
|---|---|---|
| 6698 sayılı Kanun (KVKK) | Yürürlükte; son değişiklik 7499 sayılı Kanun, 1 Haziran 2024 | Yapay zekâ hükmü yok; m. 11/1-(g) münhasıran otomatik kararları düzenler |
| 5651 sayılı Kanun | Yürürlükte; son değişiklik 7578 sayılı Kanun | Yapay zekâ hükmü yok; etiketleme yükümlülüğü yok |
| 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu | 19 Mart 2025’ten beri yürürlükte | Siber uzay düzenlemesi; yapay zekâ hükmü yok |
| 2021/18 sayılı Genelge | 20 Ağustos 2021’de yayımlandı | Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi 2021-2025; politika belgesi, bağlayıcı hukuk değil |
| AB Yapay Zekâ Tüzüğü | Ülke dışı etkiyle uygulanır | AB pazarına ulaşan Türk sağlayıcıları bağlar |
Türkiye’nin yapay zekâya ilişkin aracı yasama değil idare kaynaklıdır. 2021-2025 dönemi Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi, 20 Ağustos 2021 tarihli ve 31574 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2021/18 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe konulmuştur. TBMM’de süreç, yasalaşma değil araştırma aşamasındadır: Eskişehir Milletvekili Fatih Dönmez başkanlığındaki TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu, raporunu 26 Şubat 2026’da TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a sunmuştur. Yapay zekâya ilişkin birden çok kanun teklifi verilmiş, hiçbiri kanunlaşmamıştır.
Pratikte bu şu demek: tek bir kontrol listesine bakıp kendinizi uyumlu ilan edemezsiniz; uyum programınızı da kanunlaşmamış bir teklif üzerine kuramazsınız. Tek bir yapay zekâ uygulaması aynı anda bir veri sorunu, bir fikri mülkiyet sorunu ve bir sorumluluk sorunu doğurabilir ve her biri kendi hukuk alanı içinde ayrı ayrı yanıtlanmalıdır.
M. 11/1-(g): Otomatik Kararlara İlişkin Yürürlükteki Tek Kural
Yapay zekâ bakımından işletme pratiğini en çok ilgilendiren Türk hükmü, herhangi bir teknoloji kanununda değil, veri kanununda yer alır. 6698 sayılı Kanun’un m. 11/1-(g) hükmü uyarınca her ilgili kişi, “işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme” hakkına sahiptir. Hüküm, Kanun’un kabulünden bu yana değiştirilmemiştir ve otomatik ile yapay zekâ destekli karar almaya ilişkin yürürlükteki başlıca Türk kuralıdır.
Kapsamı ilk bakışta göründüğünden geniştir. Kredi başvurularını puanlayan bir finans kuruluşu, müşterilerini profilleyen bir perakendeci, poliçe fiyatlayan bir sigorta şirketi ya da özgeçmişleri algoritmayla eleyen bir insan kaynakları ekibi; hepsi kişisel veriyi otomatik analize tabi tutar ve sonuç kişi aleyhine ise hepsi bir itirazla karşılaşabilir. Buna verilecek pratik cevap hukuki olmaktan çok mimaridir: bir insanın modeli inceleyebileceği ve gerektiğinde kararı değiştirebileceği bir yol kurun; bu yolun var olduğunu ve fiilen işletildiğini gösteren kaydı tutun.
Bir yapay zekâ sisteminin veri tarafını düzenleyen geri kalan her şey olağan kişisel verilerin korunması hukukudur: her işleme faaliyeti için hukuka uygunluk sebebi, açık ve erişilebilir bir dille şeffaflık, veri minimizasyonu ve amaçla bağlılık, model veya bulut altyapısı yurt dışında olduğunda aktarım güvenceleri. KVKK ile GDPR arasındaki farklar burada önem kazanır; bunlar yabancı şirketler için KVKK rehberimizde ele alınmıştır.
Yapay zekâ sisteminiz kişisel veriye dokunuyorsa, uyumu öncelikle bir veri koruma projesi, ikincil olarak bir “yapay zekâ projesi” gibi ele alın. Türkiye’de cezaya giden en hızlı yol yeni bir zarar teorisi değil, akıllı bir modelin içine gizlenmiş sıradan bir KVKK ihlalidir.
Düzenleyicinin Yapay Zekâ Konusunda Fiilen Yayımladıkları
Kişisel Verileri Koruma Kurumu yapay zekâya ilişkin kural koymamış, ancak bu sistemlere nasıl baktığını gösteren üç metin yayımlamıştır:
- Yapay Zekâ Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler — KVKK Yayınları No. 76, Nisan 2025 tarihli baskı; geliştiricilere, üreticilere, hizmet sağlayıcılara ve karar alıcılara yöneliktir.
- Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi (15 Soruda) — Kurum’un internet sitesinde 24 Kasım 2025’te yayımlanmış, basılı hâli Yayın No. 113’tür. İçerik üretimini, üretken modellerin yaşam döngüsünü, kullanım senaryolarını ve riskleri ele alır; bu sistemler aracılığıyla gerçekleştirilen işlemeyi 6698 sayılı Kanun kapsamında değerlendirir; ayrıca bireylerin ve bu araçları kullanan çocukların ebeveynlerinin nelere dikkat etmesi gerektiğine yer verir.
- Etken Yapay Zekâ (Agentic AI) — 12 Mart 2026’da yayımlanan duyuru ve eki değerlendirme; etken yapay zekâ sistemlerinin ne olduğunu, yapay zekâ ajanlarının işlevlerini, kullanım senaryolarını, riskleri ve bu sistemlerin yaşam döngüsü boyunca kişisel verilerin korunmasına ilişkin hususları kapsar.
Bunların hiçbiri bağlayıcı değildir. Yine de her üçü de bir uygulamaya geçmeden önce okunmaya değer; çünkü Türkiye’de düzenleyici tutuma en yakın metinler bunlardır ve bunlara uygun biçimde alınmış, gerekçesi belgelenmiş bir kararı savunmak, aykırı alınmış bir kararı savunmaktan çok daha kolaydır.
7545 Sayılı Siber Güvenlik Kanunu Bir Yapay Zekâ Kanunu Değildir
Bunu açıkça belirtmek gerekir; çünkü 7545 sayılı Kanun düzenli olarak ve yanlış biçimde Türkiye’nin yapay zekâ mevzuatı olarak sunulmaktadır. Kanun bir siber güvenlik kanunudur. 12 Mart 2025’te kabul edilmiş, 19 Mart 2025 tarihli ve 32846 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve m. 20 uyarınca yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. M. 1’deki amacı, siber uzayda Türkiye Cumhuriyeti’nin millî gücünü oluşturan tüm unsurlara yönelik mevcut ve olası iç ve dış tehditlerin tespiti ile bertaraf edilmesidir. M. 2 uyarınca kapsamına kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile siber uzayda bulunan, faaliyet gösteren veya hizmet sunan gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar girer. Kanun, Siber Güvenlik Kurulu’nu kurar ve Siber Güvenlik Başkanlığı’na yetki verir. Resmî mevzuat metninde yapay zekâ ibaresi hiç geçmez.
Buna karşılık yapay zekâ altyapısı işleten herkesi yakından ilgilendirir; zira siber uzayda çalışan bir yapay zekâ sistemi tam anlamıyla kapsam içindedir ve yaptırımlar ağırdır. M. 16 uyarınca öngörülen cezalar arasında; yetkili birimlere veya denetim görevlilerine bilgi, belge, yazılım, veri ve donanımı vermeyenler için 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 500 günden 1.500 güne kadar adli para cezası; gerekli onay, yetki veya izin olmaksızın faaliyet yürütenler için 2 yıldan 4 yıla kadar hapis ve 1.000 günden 2.000 güne kadar adli para cezası; gizlilik yükümlülüğünü ihlal edenler için 4 yıldan 8 yıla kadar hapis; sızdırılan kişisel verileri veya kritik kamu hizmeti veren kurumlara ait verileri rızaya aykırı biçimde erişilebilir kılan, paylaşan ya da satışa sunanlar için 3 yıldan 5 yıla kadar hapis; kamuda infial yaratmak ya da kurum veya kişileri hedef göstermek amacıyla gerçeğe aykırı veri sızıntısı iddiası üretenler ve yayanlar için 2 yıldan 5 yıla kadar hapis; siber uzayda Türkiye’nin millî gücünü oluşturan unsurlara yönelik siber saldırı yapanlar için 8 yıldan 12 yıla kadar hapis ve bu yolla elde edilen verileri yayan, başkalarına ileten veya satışa sunanlar için 10 yıldan 15 yıla kadar hapis bulunmaktadır. M. 16/7 uyarınca bu cezalar; suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi hâlinde üçte bir oranında, birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi hâlinde yarı oranında, bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise yarısından iki katına kadar artırılır.
İdari para cezası bantları m. 16/10 ve m. 16/11’de yer alır. 19 Mart 2025’te kanunlaştığı hâliyle bu bantlar, m. 7/1-(b) ve (c)‘deki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde 1.000.000 TL ile 10.000.000 TL arasında, m. 18’deki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde 10.000.000 TL ile 100.000.000 TL arasındadır. M. 8/4 hükmünün ihlali 100.000 TL ile 1.000.000 TL arasında bir cezayı gerektirir; ihlalin bir ticaret şirketi tarafından gerçekleştirilmesi hâlinde ceza, bağımsız denetime tabi yıllık finansal tablolardaki brüt satış hasılatının yüzde beşine kadar ve her hâlükârda 100.000 TL’den az olmamak üzere uygulanır. M. 17/2, bir kişinin Kanun’daki kabahatlerden birden fazlasını yaptırım kararı verilmeden önce işlemiş olması hâlinde tek bir idari para cezasının iki katına kadar artırılarak uygulanacağını; menfaat temin edilmiş ya da zarar doğmuşsa cezanın bu menfaat veya zararın üç katından az, beş katından çok olamayacağını öngörür.
Bu Türk lirası tutarlar güncel yıl tutarları olarak okunmamalıdır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 17/7 uyarınca maktu idari para cezaları, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır; dolayısıyla ilgili yılda geçerli bant o yıl için ayrıca kontrol edilmelidir. Brüt satış hasılatına bağlı ceza ise nispi nitelikte olduğundan bu yıllık artışın dışındadır.
Yapıya ilişkin iki nokta daha: Kanun’un geçici maddesi, Kanun’un uygulanmasına ilişkin düzenlemelerin bir yıl içinde — yani 19 Mart 2026’ya kadar — yürürlüğe konulacağını, o tarihe kadar Kanun’a aykırı olmayan mevcut kuralların uygulanmaya devam edeceğini hükme bağlar. Ayrıca 5651 sayılı Kanun’un m. 10’unu 19 Mart 2025 itibarıyla değiştiren düzenleme, 7545 sayılı Kanun’un m. 19/3 hükmüdür.
7545 sayılı Kanun’u yapay zekâ mevzuatı gibi okumayın. Onu, yapay zekâ altyapınızın da geri kalan sistemleriniz gibi güvenlik, izin ve olay yönetimi disiplinine ihtiyaç duymasının sebebi olarak okuyun — üstelik yalnızca idari değil, cezai sonuçlarıyla birlikte.
AB Yapay Zekâ Tüzüğü ve Temmuz 2026 Takvim Değişikliği
Türkiye’de bir yapay zekâ kanunu olmasa da AB Yapay Zekâ Tüzüğü Türk işletmelerini bağlar. (AB) 2024/1689 sayılı Tüzük, yapay zekâ sistemlerini veya genel amaçlı yapay zekâ modellerini AB pazarına sunan sağlayıcılara, Birlik’te ya da üçüncü bir ülkede yerleşik olmalarına bakılmaksızın uygulanır; ayrıca bir yapay zekâ sisteminin çıktısı Birlik içinde kullanıldığında AB dışındaki sağlayıcı ve uygulayıcılara da uzanır. Yükümlülüklerin doğması için AB’de yerleşik olmak gerekmez.
Temel tarihler şunlardır: Tüzük 1 Ağustos 2024’te yürürlüğe girmiştir. Yasak uygulamalar ile yapay zekâ okuryazarlığına ilişkin hükümler 2 Şubat 2025’ten itibaren uygulanmıştır. Yönetişim kuralları ile genel amaçlı yapay zekâ modeli yükümlülükleri 2 Ağustos 2025’ten itibaren uygulanmıştır. Genel uygulama tarihi 2 Ağustos 2026’dır.
Yüksek riskli sistemlere ilişkin takvim ise değişmiştir. 8 Temmuz 2026 tarihli (AB) 2026/1744 sayılı Tüzük — (AB) 2024/1689, (AB) 2018/1139 ve (AB) 2023/1230 sayılı Tüzükleri, yapay zekâya ilişkin uyumlaştırılmış kuralların uygulanmasının basitleştirilmesi bakımından değiştiren “Yapay Zekâya İlişkin Dijital Omnibus” — 24 Temmuz 2026’da AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanmış olup yayımını izleyen üçüncü günde yürürlüğe girer. Tüzük, III. Bölüm’ün 1, 2 ve 3. Kısımlarının uygulanmasını şu şekilde erteler:
- Ek III’te sayılan kullanım alanı bakımından yüksek riskli sistemler için 2 Aralık 2027’ye;
- m. 6/1 uyarınca yüksek riskli sayılan, yani Ek I kapsamındaki ürüne gömülü sistemler için 2 Ağustos 2028’e.
| AB Yapay Zekâ Tüzüğü aşaması | Tarih |
|---|---|
| Yürürlüğe giriş | 1 Ağustos 2024 |
| Yasak uygulamalar; yapay zekâ okuryazarlığı | 2 Şubat 2025 |
| Yönetişim kuralları; genel amaçlı yapay zekâ modelleri | 2 Ağustos 2025 |
| Genel uygulama (m. 50 şeffaflık dâhil) | 2 Ağustos 2026 |
| Ek III yüksek riskli yükümlülükler (ertelenmiş hâli) | 2 Aralık 2027 |
| M. 6/1 – Ek I yüksek riskli yükümlülükler (ertelenmiş hâli) | 2 Ağustos 2028 |
Ticari açıdan asıl önemli olan, ertelenmeyen kısımdır. Belirli yapay zekâ sistemlerinin sağlayıcı ve uygulayıcılarına, yapay zekâ üretimi veya manipüle edilmiş içeriğin işaretlenmesi dâhil şeffaflık yükümlülükleri getiren m. 50, asıl uygulama tarihini korumaktadır. Değiştiren Tüzük, m. 50/7’de Komisyon’a tanınan bazı uygulama tasarrufu yetkilerini kaldırmakta ve yalnızca m. 50/2’deki işaretleme yükümlülüğü bakımından, sistemlerini 2 Ağustos 2026’dan önce piyasaya sunmuş üretken yapay zekâ sağlayıcıları için dört aylık bir geçiş süresi öngörmektedir. Omnibus’u genel bir erteleme sayıp bilgilendirme ve içerik işaretleme çalışmasını durduran bir Türk şirketi metni yanlış okumuş olur.
Bir Türk işletmesi için pratik ilk adım değişmemiştir: bir yapay zekâ sisteminin çıktısının bir AB kullanıcısına ulaşabileceği her ürün ve hizmeti listeleyin, ardından her birini Tüzüğün kademelerine göre sınıflandırın. Sistemlerin çoğu asgari risk kategorisine girecek ve iyi bir belgelemeden fazlasını gerektirmeyecektir. Öne çıkan bir ürünün AB kuralları uyarınca yüksek riskli olduğunu geç fark etmek ise, erken sınıflandırmanın önleyebileceği pahalı bir yeniden tasarımı zorunlu kılar — ertelenen tarihler bir iptal değil, bir planlama fırsatıdır.
Yapay Zekâda Sorumluluğun Paylaştırılması
Bir yapay zekâ sistemi Türkiye’de zarara yol açtığında sorumluluk geliştirici, işletmeci ve kullanıcı arasında, kimi zaman bir dağıtıcıyı da kapsayacak şekilde paylaşılır. Talepler genellikle şu temellere dayanır:
- Sözleşme — geliştirici, işletmeci ve kullanıcılar arasındaki ilişkiler çoğunlukla sözleşmeseldir; iyi kaleme alınmış hükümler ilk savunma hattıdır.
- Ürün sorumluluğu — yapay zekâ destekli ürünün 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayıplı sayıldığı hâller.
- Haksız fiil — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında kusura dayalı talepler; ancak otonom bir sisteme kusur atfetmek zordur.
- Mevzuata aykırılık — çoğunlukla veri koruma ya da fikri mülkiyet ihlalleri.
İspat yükü, otonom sistemlerde kusurun atfı ve uygulanacak özen standardı bakımından belirsizlikler sürmektedir. Bir davacı, şeffaf olmayan bir modelin zararlı çıktıyı tam olarak nasıl ürettiğini ispatlamakta zorlanabilir ve mahkemelerin dayanacağı içtihat sınırlıdır. Bu sorular mevzuat veya içtihatla netleşene kadar sorumluluğun gerçekte belirlendiği yer sözleşmedir; sözleşme uyuşmazlığını belirleyen ise kayıtlardır.
Bir mahkemenin yapay zekâ sorumluluğunu sizin için çözeceğini varsaymayın. Sözleşmeleriniz, model yanıldığında riski kimin taşıyacağı konusunda sessizse, soruyu ortadan kaldırmış değil, yalnızca aleyhinize yanıtlanmasına bırakmış olursunuz.
Yapay Zekâ Hukuki Riskinin Yönetimi
İşletmeler, herhangi bir uyuşmazlık doğmadan çok önce risklerini azaltabilir:
- Belgeleme — sistemin nasıl kurulduğunu, test edildiğini ve doğrulandığını kayıt altına alarak, uyuşmazlık hâlinde girdi ve çıktıların doğruluğunu ve bütünlüğünü kanıtlayabilmek.
- İnsan gözetimi — m. 11/1-(g)‘nin varsaydığı inceleme yolunu kurmak ve sonuçları ağır kararlarda bir insanın fiilen müdahale edebilmesini sağlamak.
- Yönetişim — şeffaf ve hesap verebilir yapay zekâ kullanımına ilişkin iç politikalar benimsemek ve yapay zekâ riskinden kurum içinde kimin sorumlu olduğunu açıkça belirlemek.
- Sözleşmeler — sorumluluğu, fikri hakları ve tazminat taahhütlerini her tedarikçi ve müşteri ilişkisinde, yapay zekâya özgü sözleşmelerin yanı sıra ticari sözleşmelerinizde de açıkça paylaştırmak.
- Sektörel kurallar — sağlık gibi düzenlenmiş alanların kendi izin ve kayıt tutma yükümlülükleri, bir yapay zekâ aracına da diğer araçlara uygulandığı gibi uygulanır.
- Sigorta — hata, yanlılık veya ayrımcılıktan doğan zararlar için özel sorumluluk teminatını değerlendirmek.
Bir arada ele alındığında bu önlemler yalnızca sorumluluğu azaltmakla kalmaz. Savunulabilir bir kararı ispat edilebilir bir karara dönüştüren belge düzenini kurar; bu da çoğu zaman bir uyuşmazlığı hızla çözmekle onu yıllarca dava etmek arasındaki farktır.
Nasıl yardımcı oluyoruz
Yapay zekânın tüm yaşam döngüsü boyunca Türk ve yabancı müvekkillere danışmanlık veriyoruz:
- Yapay zekâ yönetişimi ve KVKK uyumu — politikalar, veri koruma etki değerlendirmeleri, otomatik karar inceleme yolları ve gizlilik güvenceleri.
- Fikri mülkiyet — modellerin, veri kümelerinin ve yapay zekâ çıktısının korunması ve uyuşmazlık doğmadan mülkiyetin belirlenmesi.
- AB Yapay Zekâ Tüzüğü’ne hazırlık — sistemlerin kademelere göre sınıflandırılması, m. 50 şeffaflık işi ile ertelenen yüksek riskli işin doğru tarihlere göre planlanması.
- Siber güvenlik uyumu — siber uzayda çalışan yapay zekâ altyapısı bakımından 7545 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerin ve risklerin değerlendirilmesi.
- Sözleşmeler ve lisanslama — riski paylaştıran geliştirme, veri paylaşımı ve hizmet sözleşmelerinin hazırlanması.
- Sorumluluk ve uyuşmazlık çözümü — risk değerlendirmesi ve yapay zekâ kaynaklı uyuşmazlıklarda müvekkillerin temsili.
Türkiye’de yapay zekâ düzenlemesi hareket etmeye devam edecek ve bu hareketin biçimi artık makul ölçüde belirgindir: Meclis’e sunulmuş bir araştırma raporu, yasama organının kanun çıkarmasından daha hızlı rehber yayımlayan bir düzenleyici ve Avrupa’ya satış yapan herkesi hâlihazırda bağlayan bir AB rejimi. Uyumu en baştan kurgusuna yerleştiren işletmeler, bir kanun çıktıktan sonra tepki vermek zorunda kalanlara kıyasla çok daha az maliyetle uyum sağlar.
İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri
- Gayrimenkul Hukuku: Yabancılar için taşınmaz edinimi, tapu iptal ve tescil davaları ve kira uyuşmazlıkları.
- Fikri Mülkiyet ve Marka Hukuku: TÜRKPATENT tescilleri, marka hükümsüzlük ve tecavüz davaları (FSHHM).
- Kişisel Verilerin Korunması (KVKK): VERBİS kaydı, veri envanteri ve sınır ötesi veri aktarım uyumu.
- İstanbul Avukat ve Hukuk Bürosu Rehberi: İstanbul adliyelerinde mülkiyet, marka ve ticari dava yönetimi.
Bir yapay zekâ uyum projesi nasıl işler
- 01
Yapay zekâ envanteri
Her yapay zekâ kullanım senaryosunu, dokunduğu kişisel veriyi, model ve altyapının nerede bulunduğunu ve çıktıların nerede kullanıldığını çıkarırız.
- 02
KVKK uyum denetimi
Her işleme faaliyeti için hukuka uygunluk sebebini doğrular, münhasıran otomatik kararlara ilişkin m. 11/1-(g) karşısındaki durumu test eder, gerektiğinde etki değerlendirmelerini belgeleriz.
- 03
AB Tüzüğü sınıflandırması
AB'ye yönelik sistemleri Tüzüğün kademelerine ve güncellenen takvimine göre konumlandırırız; m. 50 şeffaflık işi son güne bırakılmaz, yüksek riskli iş ise ertelenen tarihlere göre planlanır.
- 04
Sözleşme ve yönetişim katmanı
Sorumluluk, fikri haklar, kayıt tutma ve insan gözetimi açıkça paylaştırılacak şekilde sözleşmeleri ve iç politikaları hazırlar veya revize ederiz.
- 05
İzleme ve uyarlama
Hem Türk hem AB kuralları hareket hâlindedir. Mevzuat, düzenleyici kurum rehberleri ve ikincil düzenlemeler geldikçe belgeleri, korumaları ve sözleşmeleri uyumlu tutarız.
Sıkça sorulan sorular
2026 itibarıyla Türkiye'de yapay zekâya özgü bir kanun var mı?
Hayır. 25 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye'de yürürlükte yapay zekâya özgü bir kanun bulunmamaktadır. Bu bağlamda genellikle anılan üç dijital kanun — 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 5651 sayılı Kanun ve 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu — yapay zekâya özgü hiçbir hüküm içermez; "yapay zekâ" ibaresi bu kanunların hiçbirinin resmî mevzuat metninde geçmez. Türkiye'nin yapay zekâya ilişkin aracı yasama değil idare kaynaklıdır: 2021-2025 dönemi Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi, 20 Ağustos 2021 tarihli ve 31574 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2021/18 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile yürürlüğe konulmuştur. TBMM'de süreç yasalaşma değil araştırma aşamasındadır: TBMM Yapay Zekâ Araştırma Komisyonu raporunu 26 Şubat 2026'da TBMM Başkanı'na sunmuştur. Yapay zekâya ilişkin birden çok kanun teklifi verilmiş olmakla birlikte hiçbiri kanunlaşmamıştır.
Türk hukukunda yapay zekâ üretimi içeriğin etiketlenmesi zorunlu mu?
Hayır. 25 Temmuz 2026 itibarıyla Türk hukukunda yapay zekâ üretimi, sentetik veya manipüle edilmiş içeriğin etiketlenmesine ilişkin bir yükümlülük yoktur. Böyle bir yükümlülüğün öncelikle yer alması beklenen 5651 sayılı Kanun'un resmî mevzuat metninde yapay zekâya, deepfake'e ya da sentetik medyaya hiçbir atıf bulunmaz. Kanun'un en son iki değişikliği de yapay zekâya ilişkin değildir: 7545 sayılı Kanun 19 Mart 2025 itibarıyla m. 10'u değiştirmiş; 1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7578 sayılı Kanun ise m. 2'ye dijital oyun tanımlarını eklemiş (bu tanımlar 1 Mayıs 2026'da yürürlüğe girmiştir) ve oyun platformlarına yaş sınırlaması, yerel temsilci ve ebeveyn kontrolü yükümlülükleri getiren Ek Madde 5'i ihdas etmiştir (1 Kasım 2026'da yürürlüğe girer). Zorunlu yapay zekâ etiketine ilişkin öneriler internette yaygın biçimde dolaşsa da, bu yönde kanunlaşmış bir yükümlülük yoktur. Buna karşılık içeriği AB kullanıcılarına ulaşan Türk şirketleri, belirli yapay zekâ üretimi veya manipüle edilmiş içeriğin işaretlenmesini zorunlu kılan AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün m. 50 hükmünü hesaba katmalıdır.
7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu Türkiye'nin yapay zekâ kanunu mudur?
Hayır; bu karışıklık sıkça tekrarlandığı için açıkça belirtmekte yarar var. 7545 sayılı Siber Güvenlik Kanunu 12 Mart 2025 tarihinde kabul edilmiş, 19 Mart 2025 tarihli ve 32846 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Kanun'un m. 1'de belirtilen amacı, siber uzayda Türkiye Cumhuriyeti'nin millî gücünü oluşturan tüm unsurlara yönelik mevcut ve olası iç ve dış tehditlerin tespiti ve bertaraf edilmesidir; m. 2 uyarınca kapsamına kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile siber uzayda bulunan, faaliyet gösteren veya hizmet sunan gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar girer. Kanun, Siber Güvenlik Kurulu'nu kurar ve Siber Güvenlik Başkanlığı'na yetki verir. Resmî metninde "yapay zekâ" ibaresi geçmez ve yapay zekâya özgü hiçbir yükümlülük öngörmez. Bununla birlikte siber uzayda çalıştırılan bir yapay zekâ sistemi Kanun'un kapsamı dışında değildir; güvenlik, izin ve bildirim yükümlülükleri yapay zekâ altyapısına da diğer sistemler gibi uygulanır.
AB Yapay Zekâ Tüzüğü Türk şirketleri için geçerli mi?
Geçerli olabilir ve bunun için AB'de yerleşik olmak gerekmez. (AB) 2024/1689 sayılı Tüzük, yapay zekâ sistemlerini veya genel amaçlı yapay zekâ modellerini AB pazarına sunan sağlayıcılara, Birlik'te ya da üçüncü bir ülkede yerleşik olmalarına bakılmaksızın uygulanır; ayrıca bir yapay zekâ sisteminin çıktısı Birlik içinde kullanıldığında AB dışındaki sağlayıcı ve uygulayıcıları da kapsar. AB'ye satış yapan ya da AB müşterilerine hizmet veren bir Türk geliştirici bu nedenle Tüzüğün risk temelli yükümlülüklerine tabi olabilir. Tüzük 1 Ağustos 2024'te yürürlüğe girmiş; yasak uygulamalar ile yapay zekâ okuryazarlığına ilişkin hükümler 2 Şubat 2025'ten, yönetişim kuralları ile genel amaçlı yapay zekâ modeli yükümlülükleri 2 Ağustos 2025'ten itibaren uygulanmaya başlamıştır. Genel uygulama tarihi 2 Ağustos 2026'dır.
AB Yapay Zekâ Tüzüğü'nün takviminde Temmuz 2026'da ne değişti?
Yüksek riskli sistemlere ilişkin takvim ertelendi. (AB) 2024/1689, (AB) 2018/1139 ve (AB) 2023/1230 sayılı Tüzükleri yapay zekâya ilişkin uyumlaştırılmış kuralların uygulanmasının basitleştirilmesi bakımından değiştiren 8 Temmuz 2026 tarihli (AB) 2026/1744 sayılı Tüzük — "Yapay Zekâya İlişkin Dijital Omnibus" — 24 Temmuz 2026'da AB Resmî Gazetesi'nde yayımlanmış olup yayımını izleyen üçüncü günde yürürlüğe girer. Bu Tüzük, III. Bölüm'ün 1, 2 ve 3. Kısımlarının uygulanmasını Ek III'te sayılan kullanım alanı bakımından yüksek riskli sistemler için 2 Aralık 2027'ye, m. 6/1 uyarınca (Ek I kapsamında, ürüne gömülü) yüksek riskli sayılan sistemler için ise 2 Ağustos 2028'e erteler. Bunu gereğinden geniş okumamak gerekir: Tüzüğün tamamı ertelenmiş değildir. Belirli yapay zekâ sistemlerinin sağlayıcı ve uygulayıcılarına, yapay zekâ üretimi veya manipüle edilmiş içeriğin işaretlenmesi dâhil şeffaflık yükümlülükleri getiren m. 50 ertelenmemiştir. Değiştiren Tüzük, m. 50/7'de Komisyon'a tanınan bazı uygulama tasarrufu yetkilerini kaldırmakta ve yalnızca m. 50/2'deki işaretleme yükümlülüğü bakımından, sistemlerini 2 Ağustos 2026'dan önce piyasaya sunmuş üretken yapay zekâ sağlayıcıları için dört aylık bir geçiş süresi öngörmektedir.
Türk hukukunda yapay zekâyı kişisel veriyle eğitebilir miyiz?
Yalnızca 6698 sayılı Kanun kapsamında hukuka uygun bir işleme şartı varsa. Açık rıza ya da başka bir kanuni sebep, ilgili kişiye karşı şeffaflık, veri minimizasyonu ve amaçla bağlılık ile model, tedarikçi veya altyapının yurt dışında bulunduğu hâllerde yurt dışına aktarım güvenceleri gerekir. Burada m. 11/1-(g) doğrudan devreye girer: ilgili kişi, işlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz edebilir. Bu da tümüyle otomatik bir eğitim ve puanlama akışının insan incelemesine açık bir yola ve belgelenmiş bir gerekçeye ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Kişisel Verileri Koruma Kurumu bu alanda bağlayıcı olmayan üç metin yayımlamıştır: Yapay Zekâ Alanında Kişisel Verilerin Korunmasına Dair Tavsiyeler (Yayın No. 76, Nisan 2025), 24 Kasım 2025'te yayımlanan Üretken Yapay Zekâ ve Kişisel Verilerin Korunması Rehberi (15 Soruda) (Yayın No. 113) ve 12 Mart 2026'da yayımlanan Etken Yapay Zekâ (Agentic AI) değerlendirmesi. Bunlar yükümlülük doğurmaz; ancak Kurul'un bu sistemlerin yaşam döngüsünü nasıl ele aldığını gösterir.
Türkiye'de yapay zekâ zarar verdiğinde kim sorumludur?
Sorumluluk; geliştirici, işletmeci ve kullanıcı arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'daki sözleşme, ürün sorumluluğu ve haksız fiil ilkeleri uyarınca dağıtılır. Sorumlu tutulan taraf çoğunlukla makul özeni göstermeyen ya da ayıplı ürünü piyasaya süren taraftır. Otonom sistemlerde sorumluluğu tayin eden bir Türk kanunu bulunmadığından ve davacı, şeffaf olmayan bir modelin zararlı çıktıyı nasıl ürettiğini ispatlamakta gerçek bir güçlükle karşılaştığından, sorumluluk fiilen sözleşmede belirlenir. Sorumluluğu önceden paylaştıran, özen standardını tanımlayan ve delil ile kayıt tutma yükümlülüklerini düzenleyen sözleşmeler, uygulamada hukukun mevcut durumuna ilişkin her tartışmadan daha değerlidir.
Yapay zekânın ürettiği çıktının mülkiyeti kime aittir?
Mülkiyet kendiliğinden doğmaz; sözleşmelerinize ve genel fikri mülkiyet ilkelerine bağlıdır. Türk telif hukuku insan eser sahipliği ekseninde kurulduğundan, tamamen makine tarafından üretilen çıktı standart korumadan yararlanamayabilir. Bu alanda ticari sır koruması ve sözleşmesel koruma çoğu zaman telif hakkından daha fazla iş görür. Uygulamada modellerin, veri kümelerinin, model ağırlıklarının ve çıktıların mülkiyeti ile lisansı; ilgili geliştirme, veri paylaşımı veya hizmet sözleşmesinde, sisteme sunulan girdiler üzerinde sağlayıcının hangi hakları saklı tuttuğu sorusuyla birlikte açıkça düzenlenmelidir.