İcra Takibine Karşı Savunma ve Menfi Tespit Davası

Türkiye'de icra dosyalarında borçlu gösterilen şirketleri ve gerçek kişileri temsil ediyoruz: ödeme emrine süresinde ve usulüne uygun itiraz, icra mahkemesindeki itirazın kaldırılması ile genel mahkemedeki itirazın iptali davalarında savunma, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu kapsamında menfi tespit ve istirdat davaları.

Av. Onur Çalışıcıİstanbul Barosu sicil no 83426 · Güncelleme Ekim 2026

Ana noktalar

  1. İcra dairesinden gelen ödeme emri bir mahkeme ilamı değildir: genel haciz yolunda tebliğden itibaren yedi gün içinde yapılan itiraz, ayrıca bir mahkeme kararına gerek olmaksızın takibi kendiliğinden durdurur (İİK m.62 ve m.66); takip çek, bono veya poliçeye dayanıyorsa süre beş gündür ve itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır (İİK m.168).
  2. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlu o kısmın cihetini ve miktarını açıkça göstermezse itiraz hiç yapılmamış sayılır; senetteki imza itirazda ayrıca ve açıkça reddedilmezse takip yönünden kabul edilmiş sayılır (İİK m.62).
  3. İtirazdan sonra saat alacaklı aleyhine işler: nitelikli belgeye dayanan alacaklının icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemek için altı ayı, genel mahkemede itirazın iptali davası açmak için bir yılı vardır (İİK m.67 ve m.68).
  4. Takipten önce açılan menfi tespit davasında alacağın en az yüzde on beşi oranında teminat karşılığında takibin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir istenebilir; takip başladıktan sonra açılan davada takip tedbirle durdurulamaz, yalnızca icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi istenebilir (İİK m.72).
  5. Yüzde yirmilik alt sınır her iki tarafa işleyebilir, ama şartı yola göre değişir: itirazın iptali davasında itirazı haksız bulunan borçlu ya da takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı (İİK m.67); itirazın kaldırılmasında talep esasa ilişkin nedenlerle aleyhine sonuçlanan taraf (İİK m.68); menfi tespit davasında tedbir yüzünden alacağını geç alan alacaklının zararı bakımından borçlu, haksız ve kötü niyetli takip bakımından alacaklı (İİK m.72).

Türk icra dairesince tebliğ edilen ödeme emri bir mahkeme ilamı değildir ve genel haciz yolunda, yedi gün içinde verilecek tek bir dilekçeyle etkisiz bırakılır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.66, süresi içinde yapılan itirazın takibi durduracağını söyler; bundan sonra mahkemeye gitmek zorunda kalan taraf borçlu değil, itirazı bertaraf etmek isteyen alacaklıdır. Bir icra savunmasının tamamı bu ilk haftada, alacaklının seçtiği takip yolunda ve icra dairesine tevdi ettiği belgenin niteliğinde düğümlenir.

Bölümün devamını okuyun

Lex Lata, Türkiye’deki icra dosyalarında borçlu gösterilen şirketleri ve gerçek kişileri temsil eder: tartışmalı bir fatura üzerinden takibe uğrayan yabancı tedarikçiler, altındaki sözleşme çöktükten sonra çeki icraya konulan alıcılar, kefiller ve ifa edildiğini söyledikleri borçlar için takip edilen eski ortaklar. Aynı büro ticari alacak tahsili ve varlık kurtarma alanında alacaklı tarafı da temsil ettiğinden, her başvuru görüş verilmeden önce mevcut dosyalarımız üzerinden çıkar çatışması denetiminden geçirilir; çatışma bulunması hâlinde bunu bildirir ve işi kabul etmeyiz.

İlk Yedi Gün: Gerekçeden Önce Şekil

İİK m.62, itirazın ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirilmesini arar. Bu aşamada hiçbir sebebin ispatı gerekmez; ne var ki aynı maddedeki üç şeklî kural, dosyaların kaderini tek başına belirler:

3 maddeyi gösterin
  • Kısmi itirazda miktar gösterilmelidir. Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısmın cihetini ve miktarını açıkça göstermesi lazımdır. Göstermezse madde, itirazın “edilmemiş sayılacağını” söyler; yani itiraz daraltılmaz, hiç yapılmamış kabul edilir.
  • İmza ayrıca ve açıkça reddedilmelidir. Takip bir senede dayanıyorsa ve borçlu senet altındaki imzayı itirazında ayrıca ve açıkça reddetmezse, icra takibi yönünden imzayı kabul etmiş sayılır (İİK m.60 ve m.62).
  • Yurt içi adres bildirmek zorunludur. İtiraz eden borçlu veya vekili, borçluya ait yurt içinde bir adresi itirazla birlikte bildirmek zorundadır. Adres değişir ve tebligat memurunca yeni adres tespit edilemezse, takip talebinde gösterilen adrese yapılan tebligat borçluya yapılmış sayılır.

Savunmanın ilk hareketi çoğu zaman dosyadaki belgeyi görmektir. İİK m.58, alacak belgeye dayanmaktaysa belgenin aslının veya alacaklı yahut temsilcisi tarafından tasdik edilmiş örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiini mecburi kılar; dosyada böyle bir belgenin bulunup bulunmaması, itirazda imza inkârının gündeme gelip gelmeyeceğini ve alacaklının hangi kaldırma yolunu kullanabileceğini baştan belirler. Ödeme emrinin muhtevasına ilişkin İİK m.60’ta ise sık gözden kaçan bir ayrıntı vardır: ödeme emri iki nüsha düzenlenir ve nüshalar arasında fark bulunduğu takdirde borçludaki nüsha muteber sayılır.

Duruşma aşamasında bir sınır daha devreye girer: İİK m.63 uyarınca itiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. İlk hafta içinde özensiz yazılan bir itiraz sebebini sonradan onarmak bu nedenle güçtür.

Üç Takip Yolu, Üç Ayrı Süre

Savunma dosyalarında en sık rastlanan hata, genel haciz yoluna ait yedi günlük süreyi genel haciz yolu olmayan bir takibe uygulamaktır. Uygulanacak rejimi belirleyen şey, alacaklının icra dairesine verdiği belgedir.

Ölçüt Genel haciz yolu (İİK m.58-72) Kambiyo senetlerine mahsus yol (İİK m.167-170/b) İlamlı icra (İİK m.33)
Dayanak Fatura, sözleşme, cari hesap, her türlü alacak Çek, poliçe, bono İlam veya ilam niteliğinde belge
Ödeme süresi 7 gün (m.60) 10 gün (m.168) İcra emrinde gösterilen süre
Borçlunun süresi ve mercii 7 gün, icra dairesi (m.62) 5 gün, icra mahkemesi (m.168) 7 gün, icra mahkemesi (m.33)
Takibe etkisi Kendiliğinden durdurur (m.66) Satıştan başka muameleleri durdurmaz; durdurma ayrıca karara bağlanır (m.169, 169/a, 170) Zamanaşımında ya da resmî, tasdikli veya ikrar edilmiş senetle belgelenen itfa veya imhalde geri bırakılır
İleri sürülebilecek sebepler Yetki dâhil her sebep; takibi durdurmak için gerekçe şart değil Sınırlı sayıda: borç yok, itfa, mehil, zamanaşımı, yetki (m.168/5); imza (m.168/4) Yalnızca zamanaşımı, imhal veya itfa; itfa ve imhal resmî, tasdikli veya ikrar edilmiş senetle
Bölümün devamını okuyun

Yetki itirazı ayrı bir başvuru değildir: İİK m.50, yetki itirazının esas hakkındaki itirazla birlikte yapılmasını arar ve yetki meselesinin icra mahkemesince önce ve kati surette karara bağlanacağını söyler. Aynı madde, genel usul hükümlerinin kıyasen uygulanmasıyla ortaya çıkan yetkili yerlere ek olarak, takibe esas olan akdin yapıldığı yer icra dairesini de yetkili kılar. Bir kamu tüzel kişisinin hangi mallarının baştan haciz dışında kaldığı ise ayrı bir sorudur ve kamu mallarının haczedilmezliğini düzenleyen özel kanun hükümlerine göre belirlenir.

Kambiyo senetlerine mahsus yolun kendi iç dengesi de bu ayrımın parçasıdır. Borca itiraz ve imza itirazı satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz (m.169, m.170); buna karşılık icra mahkemesi, itiraz dilekçesine eklenen belgelerden borcun itfa veya imhal edildiği, senedin metninden zamanaşımına uğradığı, borçlunun borçlu olmadığı ya da icra dairesinin yetkili olmadığı kanaatine varırsa takibin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir (m.169/a) ve imza itirazını ciddi görmesi hâlinde alacaklıya tebliğe gerek görmeksizin evrak üzerinde geçici durdurma kararı verebilir (m.170). Bu geçici koruma bedelsiz değildir: takip muvakkaten durdurulduktan sonra itiraz reddedilirse borçlu, alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir; imzanın borçluya ait olduğu anlaşılırsa buna alacağın yüzde onu oranında para cezası eklenir. Senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı ya da alacaklının kambiyo hukuku bakımından takip hakkının bulunmadığı ise, süresinde yapılan şikâyet veya itiraz üzerine önüne gelen işlerde icra mahkemesince re’sen nazara alınabilir ve takip iptal edilebilir (m.170/a). Son olarak m.170/b, m.62 ilâ m.72 hükümlerinin aykırı olmadıkça bu takip yoluna da uygulanacağını söyler; yani menfi tespit davası kambiyo takibinde de açılabilir.

İtirazdan Sonra: Alacaklının Önündeki Yollar

İtiraz uyuşmazlığı bitirmez; alacaklı aleyhine işleyen bir süre başlatır ve alacaklının seçtiği yol, savunmanın neye cevap vereceğini belirler.

Bölümün devamını okuyun
  • İtirazın kesin kaldırılması (İİK m.68). İtirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden istenir ve yalnızca alacak, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilmiş bir borç ikrarını içeren senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dâhilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz ya da belgeye dayanıyorsa mümkündür. Alacaklı bu altı ayı geçirirse aynı alacak için yeniden ilamsız takip yapılamaz. Borçlu itirazını haklı gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse mahkeme itirazın kaldırılmasına karar verir; itiraz da aynı nitelikte bir belgeye dayanıyorsa talep reddolunur.
  • İtirazın geçici kaldırılması (İİK m.68/a) ve borçtan kurtulma davası (İİK m.69). Takip adi bir senede dayanıyor ve imza reddedilmişse, alacaklı altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Karar verilirse borçlunun borçtan kurtulma davası açmak için yedi günü vardır ve bu davanın dinlenebilmesi, alacağın yüzde on beşinin ilk duruşma gününe kadar nakden depo edilmesi ya da mahkemece kabul edilecek aynı değerde esham ve tahvilat veya banka teminat mektubunun tevdi edilmesi şartına bağlıdır.
  • İtirazın iptali (İİK m.67). İtirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde genel mahkemede açılır ve alacaklı alacağının varlığını genel hükümler dairesinde ispat eder. Bu süreyi geçirmek icra dosyasını bitirir, alacağı değil: madde, alacaklının genel hükümlere göre dava açma hakkının saklı olduğunu açıkça söyler.

Bu yollarda tazminat yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere hükmolunur; m.67, m.68 ve m.68/a’da diğer tarafın talebi aranır. Ancak şartları farklıdır: itirazın kaldırılmasında talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü veya reddi aranır (m.68), geçici kaldırmada talep kabul edilirse borçlu, reddedilirse alacaklı, borçtan kurtulma davasında ise haksız çıkan taraf ödemekle yükümlüdür (m.68/a, m.69). İİK m.67 bakımından bu sorumluluk, itirazı haksız bulunan borçluya ve takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklıya aittir; itirazın veli, vasi veya mirasçı tarafından yapıldığı hâllerde borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesi kötü niyetin sübutuna bağlıdır.

Menfi Tespit, İstirdat ve Tedbirin Sınırı

İİK m.72, borçlu bulunmadığını ispat için takipten önce veya takip sırasında dava açılmasına imkân verir; ancak hangi korumanın elde edilebileceğini zamanlama belirler:

4 maddeyi gösterin
  • Takipten önce açılan dava. Mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir (m.72/2). Bu tedbir 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) genel rejimine tabidir: talep eden, HMK m.389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını yahut ciddi bir zarar doğacağını ortaya koymak ve m.390/3 uyarınca davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ardından iki süre bağlayıcı hâle gelir: tedbirin uygulanması, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde talep edilmelidir (HMK m.393); tedbir dava açılmadan önce alınmışsa esas dava, uygulama talebinden itibaren iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m.397). Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.
  • Takipten sonra açılan dava. m.72/3, ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini söyler. Geriye kalan, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönündeki tedbirdir.
  • Risk iki yönlüdür. Dava alacaklı lehine sonuçlanırsa, alacaklının geç tahsilden doğan zararı teminattan alınır ve m.72/4 uyarınca bu zarar herhâlde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. Dava borçlu lehine sonuçlanırsa takip derhal durur, ilam kesinleştiğinde ise icra kısmen veya tamamen eski hâline iade edilir.
  • Para ödenmişse. Tedbir alamamış ve ödemek zorunda kalmış borçlunun yolu kapanmaz: dava istirdat davası olarak devam eder ve takibe itiraz etmemiş ya da itirazı kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan kişi, ödeme tarihinden itibaren bir yıl içinde paranın geri alınmasını isteyebilir (m.72/7). İstirdat davasında davacı yalnızca paranın verilmesinin gerekmediğini ispatla yükümlüdür. Her iki dava da takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yerde ya da davalının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

Uyuşmazlık Sürerken Zararın Sınırlanması

Savunma çoğu zaman itirazla bitmez. İİK m.89 haciz ihbarnameleri bankalara, müşterilere ve ödeme aracılarına ulaşır ve cevapsız bırakılan birinci ihbarname, yedi günün sonunda tartışmalı bir alacağı üçüncü kişinin zimmetinde sayılan bir borca dönüştürür. Haczin de ileri sürülmeye değer sınırları vardır: İİK m.82, Devlet mallarını, borçlu ve aynı çatı altında yaşayan aile bireylerine ait kişisel eşya ile ailenin ortak kullanımına hizmet eden tüm ev eşyasını (para, kıymetli evrak, altın, gümüş, değerli taş, antika ve süs eşyası gibi kıymetli şeyler bunun dışındadır) ve borçlunun haline münasip evini haciz dışında bırakır. Aynı maddedeki kayıt ise sanıldığı kadar geniş değildir: borcun eşya bedelinden doğması hâlinde istisnanın düşmesi yalnızca 2, 4, 5, 7 ve 12 numaralı bentler bakımından söz konusudur; haline münasip ev bunların içindedir, 3 numaralı bentteki ev eşyası değildir. Maaş ve ücret ancak borçlu ve ailesinin geçimi için gerekli miktar düşüldükten sonra haczedilebilir, ne var ki haczolunacak miktar dörtte birden az olamaz (m.83); haczi caiz olmayan malın haczedilebileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar ise muteber değildir (m.83/a). Borçlu bir kamu tüzel kişisi olduğunda aynı mantık ters yönde işler: belediyenin hangi mallarının haczedilemeyeceği ve on günlük mal beyanı belediyeden alacağın tahsili yazımızda anlatılmaktadır.

Bölümün devamını okuyun

İcra dairesinin kendi işlemlerindeki usulsüzlükler, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülür (İİK m.16); aynı maddede yer alan istisnayla birlikte: bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikâyet olunabilir. Alacaklının da savunma tarafından izlenmesi gereken süreleri vardır: haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir sene geçmekle düşer, ancak itiraz veya dava hâlinde bunların vukuundan hükmün kesinleşmesine kadar geçen zaman hesaba katılmaz (m.78); haczedilen malın satışı ise hacizden itibaren bir yıl içinde istenmelidir ve kıymet takdiri ile satış giderlerinin tamamı peşin yatırılmazsa satış talebi vaki olmamış sayılır (m.106).

Aynı sürecin adım adım işleyişi ve yalın bir itirazın neyi sağlayıp neyi sağlamadığı, aleyhinize icra takibi: yedi günlük itiraz ve menfi tespit davası yazımızda ele alınmaktadır. Uyuşmazlık usule değil de sözleşmenin esasına ilişkinse konu ticari uyuşmazlık ve tahkim alanına girer; haczedilen mal borçluya değil bir başkasına aitse üçüncü kişi hakları, istihkak ve mülkiyeti muhafaza çalışmamıza bakılmalıdır; alacaklının dayanağı yabancı bir mahkeme veya hakem kararıysa ön mesele tanıma ve tenfizdir.

Yukarıdaki atıflar 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun mevzuat.gov.tr’de yayımlanan metinlerine dayanmaktadır. Yüzdeler kanundaki asgari oranlardır; somut bir dosyada hükmedilecek tutarı mahkeme takdir eder.

Rakamlarla

7 gün
genel haciz yolunda ödeme emrine itiraz süresi (İİK m.62)
5 gün
kambiyo senedine dayalı takipte icra mahkemesine itiraz süresi (İİK m.168)
%15
menfi tespit davasında tedbir için asgari teminat (İİK m.72)
%20
iki yönlü işleyen asgari yasal tazminat oranı (İİK m.67, 68, 72)

Bir İcra Savunması Dosyası Nasıl Yürütülür

  1. 1. Süre işlerken dosyanın okunması

    İcra dosyasını UYAP üzerinden inceleyip alacaklının seçtiği takip yolunu (genel haciz, kambiyo senetlerine mahsus haciz ya da ilamlı icra), tebliğ tarihini ve İİK m.58 uyarınca takip talebi anında icra dairesine tevdi edilen belgeyi tespit ederiz; hem süre hem de kullanılabilir savunmalar bu üç noktadan çıkar.

  2. 2. İtirazın doğru mercie ve doğru şekilde yapılması

    İtiraz, takip yoluna göre icra dairesine veya icra mahkemesine verilir; kısmi itirazda cihet ve miktar gösterilir, imza inkârı ayrıca ve açıkça beyan edilir ve İİK m.62'nin itiraz eden her borçludan istediği yurt içi adres bildirilir.

  3. 3. Alacaklının kaldırma veya iptal talebine cevap verilmesi

    İcra mahkemesindeki itirazın kaldırılması talebine (İİK m.68 ve m.68/a) ya da genel mahkemedeki itirazın iptali davasına (İİK m.67) karşı savunma yürütürüz; bu aşamada sonucu belirleyen şey, alacaklının dayandığı belgenin kanunun aradığı nitelikte olup olmadığıdır.

  4. 4. Borç esastan çekişmeliyse menfi tespit veya istirdat davası

    Borcun varlığı esastan tartışmalıysa İİK m.72 uyarınca menfi tespit davası açarız: zamanlama hâlâ teminat karşılığı tedbire elverdiği ölçüde takipten önce, para ödenmişse istirdat davası olarak.

  5. 5. Uyuşmazlık sürerken zararın sınırlanması

    Bankalara ve müşterilere gönderilen İİK m.89 haciz ihbarnamelerine cevap verir, maaş, ev eşyası ve borçlunun haline münasip evi bakımından İİK m.82 ve m.83'teki haczedilmezlik iddialarını ileri sürer, icra dairesinin kanuna aykırı işlemlerine karşı m.16 uyarınca şikâyet yoluna başvururuz.

Sıkça sorulan sorular

İtiraz, icra takibini tek başına durdurur mu?

Genel haciz yolunda evet. İİK m.66, süresi içinde yapılan itirazın takibi durduracağını söyler; bunun için mahkeme kararı gerekmez ve o aşamada hiçbir sebebin ispatı aranmaz. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda durum farklıdır: İİK m.169 ve m.170'in lafzına göre itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmaz; yani icra mahkemesi ayrıca muvakkat durdurma kararı vermedikçe haciz gibi işlemler devam eder.

Ödeme emrine itiraz süresi ne kadardır?

Genel haciz yolunda tebliğden itibaren yedi gündür (İİK m.62). Takip çek, bono veya poliçeye dayanıyorsa süre beş gündür ve itiraz icra dairesine değil icra mahkemesine yapılır (İİK m.168). Alacaklının elinde ilam veya ilam niteliğinde bir belge varsa itiraz kurumu hiç yoktur: borçlunun yolu, İİK m.33 uyarınca yine yedi gün içinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını istemektir ve bu istem yalnızca zamanaşımı, imhal veya itfa iddiasına dayanabilir. İtfa veya imhal iddiasıyla icranın geri bırakılması için iddianın yetkili mercilerce re'sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş ya da icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş bir senetle belgelenmesi gerekir.

Süreyi kaçırdım. Yapılabilecek bir şey kaldı mı?

Bakılması gereken iki yol var. İİK m.65, borçlunun kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememesi hâlinde gecikmiş itiraza izin verir; bu itirazın engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde, mazereti gösteren delillerle birlikte yapılması ve en geç paraya çevirme muamelesi bitinceye kadar ileri sürülmesi gerekir. Ayrıca İİK m.71, takip kesinleştikten sonraki dönemde borcun itfa edildiğinin veya alacaklının mühlet verdiğinin noterden tasdikli ya da imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispatlanması hâlinde takibin iptalini veya talikini her zaman istemeye imkân tanır; sıradan yazışmalar bu belge şartını karşılamaz.

Menfi tespit davası icra takibini durdurur mu?

Yalnızca takipten önce açılmışsa. İİK m.72'nin ikinci fıkrası, mahkemenin alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verebileceğini söyler. Üçüncü fıkra ise açıktır: icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; bu durumda istenebilecek olan, yine en az yüzde on beş teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde bir tedbirdir.

İtiraz yerinde çıkmazsa savunmanın riski nedir?

Kanun, yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere ve şartları yola göre değişen bir tazminat öngörür. İtirazın iptali davasında itirazı haksız bulunan borçlu bu tazminatı öder; takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı da aynı yükümlülük altındadır (İİK m.67). Aynı yüzde yirmilik alt sınır, itirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin kabulü veya reddi hâlinde iki yönlü olarak uygulanır (İİK m.68). İnkâr ettiği imzanın kendisine ait olduğu anlaşılan borçlu ayrıca alacağın yüzde onu oranında para cezasıyla karşılaşır (İİK m.68/a); kambiyo senedine dayalı takipte bu ceza, inkâr tazminatıyla birlikte, takip m.170/2 uyarınca geçici olarak durdurulmuşsa verilir (İİK m.170). Bu nedenle savunmanın belge üzerinden, itiraz verilmeden önce değerlendirilmesi gerekir.

İcra dairesi bankama ve müşterilerime haciz ihbarnamesi gönderdi. Ne yapılabilir?

İİK m.89, birinci haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişiye itiraz için yedi gün tanır; itiraz edilmezse mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve ikinci ihbarname ile yeniden yedi gün verilir, ardından üçüncü bildirimde on beş gün içinde ödeme, teslim ya da menfi tespit davası açma seçeneği doğar. Bu davayı açan ve dava belgesini bildirimden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim eden üçüncü kişi hakkındaki cebrî icra, kararın kesinleşmesine kadar durur; ancak borçlu olmadığını ispat yükü kendisindedir ve davayı kaybederse en az yüzde yirmi tazminatla yükümlü tutulur. Aynı maddeye göre ihbarnamenin merkeze tebliği hâlinde merkez, tüm şubeleri kapsayacak şekilde beyanda bulunmakla yükümlüdür.

İcra dosyasında savunma yapmak için Türkiye'ye gelmem gerekir mi?

Kural olarak hayır. İtiraz, icra mahkemesine başvurular, menfi tespit davaları ve haciz ihbarnamelerine ilişkin yazışmalar vekâletname ile yürütülür; İİK m.89'un son fıkrası, haciz ihbarnamelerinin ve bunlara verilecek cevapların UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile yapılabileceğini ve bunun tebliğ yerine geçtiğini açıkça düzenler. Bizzat bulunmanın arandığı bir hâl vardır: İİK m.68/a uyarınca imzayı inkâr eden ve icra dairesinin yetki çevresi içinde bulunan borçlu duruşmaya bizzat gelmek zorundadır; gelmezse başka bir cihet incelenmeksizin itirazın geçici olarak kaldırılmasına ve para cezasına karar verilir.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün.

Av. Onur Çalışıcı

Dosyanızı yürüten avukat

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu ve elinizdeki belgeleri yazın; okuyup size dönüş yapalım. Türkçe ya da İngilizce yazabilirsiniz.

Son gözden geçirme: Ekim 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Uyan Türkiyem · 2025

Arkadaşa borç verirken dekonta ne yazılmalı?

Arkadaşa ya da yakına borç para verirken banka havalesinin açıklama kısmına ilişkin kısa bir değerlendirme.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası