Ticari uyuşmazlıklar Türkiye’de nadiren yalnızca esasa göre çözülür. Görevli mahkeme, dava öncesi şartlar ve geçici hukuki korumanın varlığı, sonucu çoğu zaman sözleşmenin kendisi kadar belirler. Yanlış mahkemede açılan ya da miktar para talepleri için artık zorunlu olan arabuluculuk adımı atlanarak açılan bir dava, esası hiç görülmeden reddedilebilir. Bu usul mimarisini baştan kavramak, bu nedenle ticari konumu korumanın merkezinde yer alır.
Görevli mahkeme ve zorunlu arabuluculuk
Çıkış noktası görevdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 4 ve 5. maddeleri uyarınca ticari sayılan uyuşmazlıklara Asliye Ticaret Mahkemesi bakar. Bu kapsama, diğerlerinin yanında ticari işletmeden, kıymetli evraktan ve şirketler hukukuna ilişkin ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar girer. Bir yerde ayrı ticaret mahkemesi kurulmamışsa görevi Asliye Hukuk Mahkemesi yerine getirir; ancak uyuşmazlığın ticari niteliği, uygulanacak kuralları belirlemeye devam eder.
Bölümün devamını okuyun
Miktar para talepleri açısından ise ek bir adım söz konusudur. 1 Ocak 2019’dan bu yana TTK m. 5/A, konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarında arabulucuya başvurulmuş olmayı dava şartı hâline getirmiştir; 2023 değişikliğiyle itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da kapsama alınmıştır. Davacı son tutanağı dava dilekçesine ekler. Arabulucuya hiç başvurulmadan açılan dava usulden reddedilir; yalnız tutanak eksikse mahkeme önce bir haftalık kesin süre verir (6325 sayılı HUAK m. 18/A).
Zorunlu arabuluculuk tamamlanmadan açılan bir ticari alacak davası, esasa girilmeksizin reddedilir. Arabuluculuk adımı bir formalite değil, davanın dinlenebilmesinin şartıdır.
Bu kapsam dışında kalan uyuşmazlıklarda taraflar doğrudan mahkemeye başvurabilir; tahkim sözleşmesi bulunan hâllerde de dava şartı olarak arabuluculuk hükümleri uygulanmaz (HUAK m. 18/A).
Yargılamanın seyri ve kanun yolları
Dava açıldığında yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) çizdiği çerçevede ilerler. Süreç belirli aşamalardan geçer:
Bölümün devamını okuyun
| Aşama | Ne yapılır |
|---|---|
| Dilekçeler | Dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri uyuşmazlığın sınırlarını çizer |
| Ön inceleme | Mahkeme dava şartlarını denetler ve çekişmeli hususları belirler |
| Tahkikat | Belgeler, bilirkişi raporları ve tanık beyanları incelenir |
| Hüküm | Mahkeme esas hakkındaki kararını verir |
Miktar veya değeri kanundaki sınırı (her yıl yeniden değerleme oranında artırılır) geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır (TTK m. 4/2); bu usulde yalnız dava ve cevap dilekçesi verilir, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilemez (HMK m. 317).
Hükümden sonra Türkiye iki dereceli bir denetim sistemi uygular. İlk basamak, Bölge Adliye Mahkemesi önünde istinaf olup hem maddi vakıayı hem hukuku denetler ve delilleri yeniden değerlendirebilir. Kanuni koşulların bulunması hâlinde karar, Yargıtay önünde temyiz edilebilir; temyiz yalnızca hukuki meselelerle sınırlıdır. Her aşamada kesin süreler işler ve süre kaçırıldığında kanun yoluna başvurma hakkı kolayca yitirilir.
Geçici hukuki koruma: tedbir ve ihtiyati haciz
Hem dava hem tahkim zaman alır ve borçlu bu arada mal varlığını eritebilir. Türk hukuku başlıca iki koruyucu araç sunar.
Bölümün devamını okuyun
HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde güçleşeceği ya da imkânsızlaşacağı veya gecikmenin ciddi zarar doğuracağı hâllerde mevcut fiilî veya hukuki durumu korur. Doğrudan uyuşmazlık konusuna yöneliktir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz, rehinle temin edilmemiş ve muaccel bir para alacağını güvence altına almak için borçlunun mal varlığını bağlar. Bu, borçlunun icradan önce mallarını el uzatılamayacak duruma getirmesini önlemeye yönelik bir alacaklı aracıdır.
İhtiyati tedbirde talep eden, esas yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmeli ve mevcut durumdaki bir değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağını ya da imkânsızlaşacağını veya gecikmenin ciddi zarar doğuracağını göstermelidir (HMK m. 389-390). Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para alacağı için ihtiyati hacizde ise alacak hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller yeterlidir; mal kaçırma, gizleme veya hileli işlem gibi sebepler yalnız vadesi gelmemiş borçta aranır (İİK m. 257-258). Talep eden, kural olarak haksız çıkması hâlinde doğacak zararlara karşı teminat göstermek zorundadır; mahkeme ancak kanunun izin verdiği hâllerde, örneğin ihtiyati haczin ilama dayandığı durumda, teminat almaz (HMK m. 392; İİK m. 259).
Geçici hukuki koruma ters yönde de işler. Borcu çekişmeli hâle getiren taraf menfi tespit davası açabilir; dava takipten önce açılmışsa alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere teminat karşılığında takibin durdurulmasını da isteyebilir (İİK m. 72). Ticari bir uyuşmazlıkta bu dava için de önce arabulucuya başvurulmalıdır (TTK m. 5/A). Bu yollar ve süreleri icra takibine karşı savunma ve menfi tespit sayfamızda ve aleyhinize icra takibi yazısında ele alınıyor.
Tahkim seçenekleri
Tarafların kararlaştırdığı hâllerde tahkim, mahkemeye bir alternatif sunar; gizliliği, esnekliği ve sınır ötesi işlerde tarafsız bir forum sağlaması nedeniyle tercih edilir.
Bölümün devamını okuyun
- İç tahkim, yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim yeri Türkiye olan uyuşmazlıklara uygulanır ve HMK m. 407-444 hükümlerine tabidir.
- Milletlerarası tahkim, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması hâlinde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kapsamına girebilir.
- Kurumsal tahkim, ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi) ve ICC gibi kurumlarca, her biri kendi usul kurallarına göre yürütülür.
Her tahkimin temeli tahkim şartıdır. Bu şartın kaleme alınışı tahkim yerini, uygulanacak usul kurallarını, dili ve nihayetinde verilecek kararın icra edilip edilemeyeceğini belirler. Kusurlu bir şart, tarafı esasa hiç gelinmeden forum tartışmasıyla uğraşır hâle getirebilir. Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tenfizi, New York Sözleşmesi çerçevesinde yürüyen bir süreç olup ayrı bir makalede ele alınmaktadır.
Çalışma yöntemimiz
Her ticari uyuşmazlığa usul haritasını çıkararak başlarız: görevli mahkeme, zorunlu arabuluculuğun uygulanıp uygulanmadığı ve geçici hukuki korumayla giderilebilecek risk. Müvekkilin alacağı tehlike altındaysa, hükmü beklemek yerine erken aşamada ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir seçeneğini değerlendiririz.
Bölümün devamını okuyun
Yargılama boyunca dilekçeleri, delilleri ve bilirkişi sürecini Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yönetir; kanun yoluna başvurunun zamanlaması ve olasılıkları konusunda görüş veririz. Bir sözleşmede tahkim şartı bulunuyorsa ya da müvekkil böyle bir şart müzakere ediyorsa, ISTAC, ICC veya iç tahkim çerçevesi arasından uygun tahkim yerini, kurumu ve kuralları değerlendiririz. Görevimiz, usul stratejisini ticari hedefle örtüştürmek; böylece seçilen yöntem müvekkilin gerçekte ihtiyaç duyduğu sonuca hizmet eder.
İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri
4 maddeyi gösterin
- Ticari Alacak Tahsili ve Varlık Kurtarma: Sınır ötesi B2B alacak takibi ve ihtiyati haciz (İİK 257) stratejileri.
- Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi: 5718 sayılı MÖHUK ve 1958 New York Konvansiyonu kapsamında tenfiz davaları.
- Ticari Dolandırıcılık ve Beyaz Yaka Suçları: CMK 128 adli el koyma, MASAK tedbirleri ve şirket içi varlık kurtarma.
- İstanbul’da Yabancı Müvekkil ve Şirketler İçin Dava ve İşlem Rehberi: Çağlayan ve Kartal adliyeleri yetki alanları, vekaletname ve UYAP dava yönetimi.