Yabancı bir hakem kararının Türkiye’de tenfizi, kararın Türk mahkemesinden alınacak bir tenfiz kararıyla icra kabiliyeti kazanması demektir; görevli mahkeme kararı tenfiz edilebilir kılmadan yabancı hakem kararı Türkiye’de icra edilemez. Uygulanacak temel metin, Türkiye’nin 2 Temmuz 1992’de katıldığı ve Türkiye bakımından 30 Eylül 1992’de yürürlüğe giren 1958 tarihli New York Sözleşmesi’dir; Türkiye Sözleşme’ye, Temmuz 2026 itibarıyla hâlen yürürlükte olan karşılıklılık ve ticari nitelik çekinceleriyle taraf olmuştur. Sözleşme’nin uygulanmadığı hâllerde 5718 sayılı MÖHUK m. 60-63 devreye girer ve talep asliye mahkemesine yöneltilir. Ret sebepleri sınırlı sayıda olup Sözleşme m. V ile MÖHUK m. 62’de sayılmıştır; mahkeme uyuşmazlığın esasını yeniden incelemez.
Yurt dışında verilmiş lehe bir hakem kararına sahip olan alacaklı, bu kararı doğrudan bir Türk icra dairesine sunup hemen infazını bekleyemez. Karar önce, Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için bir mahkeme denetiminden geçmek zorundadır. Bu denetim, bir uluslararası sözleşme ve onun kapsamadığı yerde iç hukuktaki milletlerarası özel hukuk kurallarıyla yürütülür. Hangi rejimin uygulanacağını, hangi mahkemeye başvurulacağını ve karşı tarafın hukuken neyi ileri sürebileceğini bilmek; hızlı bir tenfiz ile tanıma üzerinde uzayıp giden bir çekişme arasındaki farkı belirler.
Hukuki çerçeve
Her yabancı hakem kararı için hareket noktası, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine ilişkin 1958 New York Sözleşmesi’dir. Türkiye Sözleşme’ye 2 Temmuz 1992’de katılmış, Sözleşme Türkiye bakımından 30 Eylül 1992’de yürürlüğe girmiştir. Katılım, Sözleşme’nin uygulama alanını belirleyen ve Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükte olan m. I(3) uyarınca iki beyanla gerçekleşmiştir: karşılıklılık çekincesi uyarınca Türkiye Sözleşme’yi yalnızca başka bir âkit devlette verilmiş kararlara uygular; ticari nitelik çekincesi ise Sözleşme’yi Türk hukukuna göre ticari sayılan hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklarla sınırlar.
Bir kararın Sözleşme kapsamı dışında kaldığı hâllerde tenfiz, iç hukuka, yani 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), özellikle m. 60-63 uyarınca yürütülür. MÖHUK’un kendisi de sözleşmeye öncelik tanır: m. 1/2, Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar. Âkit devletlerde verilen kararlar bakımından esas rejimin m. 60-63 değil New York Sözleşmesi olmasının sebebi budur. Esasta iki rejim, özellikle ret sebepleri bakımından birbirine yakındır; bu nedenle pratik sonuç çoğu zaman benzer olur. Yine de doğru metnin baştan belirlenmesi önem taşır; çünkü talebe hangi hükümlerin uygulanacağını ve her itirazın nasıl kurulacağını bu belirler.
Yabancı bir hakem kararı, görevli mahkeme onu tenfiz edilebilir kılana kadar Türkiye’de icra kabiliyeti taşımaz. Tanıma, infazın bir koşuludur; şeklî bir formalite değildir.
Görevli ve yetkili mahkeme
MÖHUK m. 60 uyarınca görevli mahkeme asliye mahkemesidir. Yetkili mahkemenin saptanmasında ise MÖHUK açık bir sıralama öngörür; yetki, öncelik sırasıyla şu yerlere aittir:
| Öncelik | Bağlanma noktası |
|---|---|
| Birinci | Tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer mahkemesi |
| İkinci | Aleyhine tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi |
| Üçüncü | Aleyhine tenfiz istenenin Türkiye’de sâkin olduğu yer mahkemesi |
| Dördüncü | Tenfize konu malların bulunduğu yer mahkemesi |
Uygulamada bu, tarafların bir forum seçmiş olmaları hâlinde kendi seçimlerinin üstün tutulması anlamına gelir. Bir kararlaştırma yoksa yetkiyi, aleyhine tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri, o da yoksa sâkin olduğu yer belirler. Yalnızca bu tarafın Türkiye’de yerleşim yeri de sâkin olduğu yer de bulunmadığında malların bulunduğu yer belirleyici olur; alacaklının, yabancı bir tarafın Türkiye’de bulunan malvarlığı veya alacaklarını takip ettiği hâllerde durum sıklıkla böyledir.
Tenfizin reddi sebepleri
Türk mahkemesinin tenfizi reddedebileceği sebepler sınırlı sayıdadır. Bu sebepler New York Sözleşmesi m. V’te ve buna koşut biçimde MÖHUK m. 62’de yer alır. Tenfize direnen taraf, itirazını aşağıdakilerden birine dayandırmak zorundadır:
- Tahkim anlaşmasının geçersiz olması — ister bir tarafın ehliyetsizliği, ister anlaşmanın uygulanacak hukuka göre geçersizliği nedeniyle.
- Bir tarafa hakem seçiminden veya yargılamadan usulüne uygun bildirim yapılmaması ya da bu tarafın başka bir sebeple savunma hakkını kullanamaması — hukuki dinlenilme hakkının ihlali.
- Kararın, tahkime götürülen konuların kapsamını aşması; tahkim anlaşmasının dışındaki hususlarda hüküm kurulması.
- Hakem kurulunun teşekkülünün veya tahkim usulünün, tarafların anlaşmasına uygun olmaması.
- Kararın henüz bağlayıcı hâle gelmemiş olması ya da verildiği ülkenin yetkili makamınca iptal edilmiş veya durdurulmuş olması.
- Uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması.
- Tenfizin kamu düzenine aykırı düşmesi.
İlk sıradaki sebepler kural olarak karşı tarafça ileri sürülüp ispatlanır. Buna karşılık tahkime elverişsizlik ve kamu düzeni, tarafların ötesindeki menfaatleri koruduğundan mahkemece resen incelenebilir. Kamu düzeni sebebi kararın isabetliliğini denetlemenin bir kapısı değildir: MÖHUK m. 62/1 ret sebeplerini sayar ve esasın yeniden incelenmesine yer vermez; m. 62/1(b) yalnızca genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı hakem kararının tenfizini engeller.
Esasın incelenmemesi
Tenfiz rejiminin belirleyici bir özelliği, Türk mahkemesinin uyuşmazlığın esasını yeniden incelememesidir. Révision au fond olarak ifade edilen ilke — esasa ilişkin yeni bir inceleme — tenfiz yargılamasında yer bulmaz. Mahkeme delilleri yeniden değerlendirmez, olguları yeniden tartmaz ve kendi görüşünü hakemlerin hukuki gerekçesinin yerine koymaz. Görevi, sınırlı sayıdaki ret sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığını doğrulamakla sınırlıdır.
Bu sınırlama, New York Sözleşmesi’nin pratik özünü oluşturur. Sonuçtan yalnızca memnun olmayan bir taraf, tenfiz aşamasını bir kanun yolu gibi kullanamaz. Karar kendi otoritesiyle ayakta durur; onu ancak m. V veya m. 62 kapsamına tam olarak giren bir aykırılık durdurabilir.
Pratik adımlar
Tenfiz genellikle belirli bir sıra izleyerek ilerler. Alacaklı önce kararın Sözleşme’ye mi yoksa MÖHUK’a mı tabi olduğunu belirler. Ardından görev sıralamasına göre görevli mahkemeyi saptar. Talep; kararın onaylı bir örneği, tahkim anlaşması ve bunların yeminli Türkçe tercümeleriyle birlikte sunulur. Karşı taraf itirazlarını ileri sürdüğünde tartışma, m. V veya m. 62 kapsamında bir ret sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğine döner; kamu düzeni ve tahkime elverişlilik ise mahkemece de incelenebilir. İlk derece kararı bundan sonra kanun yolu denetimine açıktır.
Kanun yolları
Tenfize ilişkin karar ilk derecede kesin değildir. Bölge adliye mahkemesi nezdinde istinaf yoluyla itiraz konusu edilebilir; işin niteliğine ve değerine göre ardından Yargıtay nezdinde temyize tabi olabilir. Temel denetim esasa değil ret sebeplerinin varlığına özgülendiğinden, kanun yolu savları genellikle m. V veya m. 62 kapsamındaki bir sebebin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği üzerinde yoğunlaşır.
Yabancı mahkeme kararı tenfizinden farkı
Hakem kararlarını yabancı mahkeme kararlarıyla karıştırmamak önemlidir. Yabancı bir mahkemenin verdiği karar ayrı bir rejim uyarınca, MÖHUK m. 50-59 çerçevesinde tanınıp tenfiz edilir ve Türkiye ile karar veren devlet arasında karşılıklılık şartına bağlıdır. New York Sözleşmesi ile MÖHUK m. 60-63’e tabi yabancı hakem kararları ise farklı görev ve ret kurallarına uyar; karşılıklılık incelemesi de burada farklı işler. Bu nedenle metnin baştan doğru nitelendirilmesi tüm usul yolunu belirler; bir hakem kararına mahkeme kararı gibi — veya tersine — muamele etmek, talebi yanlış rayda ilerletir. Yabancı mahkeme kararlarının tenfizi, başlı başına ayrı bir konudur.
Nasıl yardımcı oluyoruz
Yabancı hakem kararlarının Türk mahkemelerinde tanınması ve tenfizi konusunda alacaklılara ve borçlulara danışmanlık veriyoruz. Çalışmamız; hangi rejimin uygulanacağının değerlendirilmesini, görevli mahkemenin saptanmasını, gerekli onaylı belgeler ve tercümelerle tenfiz dosyasının hazırlanmasını ve Sözleşme m. V ile MÖHUK m. 62 kapsamındaki itirazların — kamu düzeni ve tahkime elverişlilik soruları dâhil — kurulmasını veya bunlara yanıt verilmesini kapsar. İlk derece kararının itiraza uğradığı hâllerde dosyayı istinaf ve varsa temyiz aşamasında da yürütüyoruz.
İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri
- Gayrimenkul Hukuku: Yabancılar için taşınmaz edinimi, tapu iptal ve tescil davaları ve kira uyuşmazlıkları.
- Fikri Mülkiyet ve Marka Hukuku: TÜRKPATENT tescilleri, marka hükümsüzlük ve tecavüz davaları (FSHHM).
- Kişisel Verilerin Korunması (KVKK): VERBİS kaydı, veri envanteri ve sınır ötesi veri aktarım uyumu.
- İstanbul’da Yabancı Müvekkil ve Şirketler İçin Dava ve İşlem Rehberi: İstanbul adliyelerinde mülkiyet, marka ve ticari dava yönetimi.