Ticari Alacağın İflas Yoluyla Tahsili: Yedi Günlük Ödeme Emri, Ticaret Mahkemesi ve Depo Emri (İİK 43, 155-159)

Türk icra hukuku bir tacirin alacaklısına iki yol açar: haciz ya da iflas.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 23 Eylül 2026 · 9 dk okuma
Gravür: kırmızı zarf ve kum saatinden başlayan oklu yol, sütunlu adliyeden geçerek kapısı kırmızı kilitle kapatılmış şirket binasına ulaşıyor.

Ana noktalar

  1. İflas yoluyla adi takip yalnızca Türk Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılan ya da kanun gereği başka surette iflasa tabi olan borçlulara karşı kullanılabilir; bu borçlulara karşı alacaklı iflas ile haciz arasında seçim yapabilir ve yolunu bir defaya mahsus, harç ödemeksizin değiştirebilir (İİK m. 43).
  2. Ödeme emri ek bir ihtar içerir: borç yedi gün içinde ödenmezse alacaklı mahkemeden iflas isteyebilir; borçlu olunmadığına ya da iflasa tabi bulunulmadığına ilişkin itiraz aynı yedi gün içinde icra dairesine yapılmalıdır (İİK m. 155).
  3. İtiraz yoksa alacaklı ödeme emri nüshasıyla ticaret mahkemesine başvurur; itiraz varsa takip durur ve alacaklı mahkemeden itirazın kaldırılmasını ve iflas kararını birlikte ister. İflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden bir yıl sonra düşer (İİK m. 156).
  4. Mahkeme alacaklıların menfaati için muhafaza tedbirlerine karar verebilir; borçlu itiraz etmemişse ve alacaklı talep ederse bu tedbirlere karar vermek zorundadır; borçlusu itiraz etmemiş ya da alacağı ilama bağlı alacaklıdan teminat aranmaz (İİK m. 159).
  5. Takip kesinleşince ilan edilir; diğer alacaklıların müdahale için on beş günü vardır. Borçlunun itirazları yerinde görülmezse mahkeme borcun faiz ve masraflarla ödenmesini ya da yedi gün içinde mahkeme veznesine depo edilmesini emreder; imtina eden borçlu hakkında ilk oturumda iflas kararı verilir (İİK m. 158).
  6. Bu yol bir kaldıraçtır, güvence değildir: iflas, iflas isteyen alacaklının masayı diğer bütün alacaklılarla paylaştığı toplu bir süreç açar. Değeri iflastan önce gelen yedi günlük emirde ve işini kaybetmektense ödemeyi seçecek kadar ödeme gücü olan borçlulardadır.

İflas yolu başlangıçta daha yavaştır, ancak haciz yolunda bulunmayan bir kaldıraç taşır: ticaret mahkemesi alacağı haklı bulduğunda borçluya borcu yedi gün içinde ödemesini ya da depo etmesini emreder, emre uymayan borçlu ilk oturumda iflas ettirilir. Bu rehber kaldıracın ne zaman kullanılabildiğini, adım adım nasıl işlediğini ve ne zaman yanlış araç olduğunu anlatır.

Palet üstündeki teslim edilmiş kolilerin önünde kırmızı zarf ve kum saati; oklu yol kapısı kırmızı kilitli şirket binasına gidiyor.
İflas yoluyla takipte ödeme emri, borçluya yalnızca kısa bir süre tanır.

Türkiye’deki bir ticari ortağınız ödemelerini durdurmuş durumdadır. Faturalar tartışmasızdır, hatırlatmalar cevapsız kalmıştır ve borçlu hâlâ faaliyettedir: deposu çalışır, personeline maaş öder, banka hesapları işler. Olağan araç olan haciz yolu ile icra takibi malların haczine ve satışına götürür; mallar dağınık ya da takyitli olduğunda bu süreç uzun sürebilir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) tacirlere karşı ikinci bir yol sunar: tek tek malların satışıyla değil, ticaret mahkemesinin borçluyu bir seçimle karşı karşıya bırakmasıyla sonuçlanan iflas yoluyla adi takip. Borçlu ya borcu yedi gün içinde öder veya depo eder ya da iflas ettirilir. Bu rehber, İİK’nın Eylül 2026 itibarıyla yürürlükteki metnini izleyerek bu yolu adım adım anlatır.

1. Tacire Karşı İki Yol ve Bir Defalık Yol Değiştirme Hakkı (İİK m. 43)

İİK m. 43, iflas yoluyla takibin ancak Türk Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunan kişiler ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları hâlde iflasa tabi oldukları bildirilen kişiler hakkında yapılabileceğini söyler. Aynı madde alacaklının seçim hakkını korur: bu borçlulara karşı alacaklı haciz yoluyla da takipte bulunabilir. Yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere, o yolu bırakıp harç ödemeksizin diğerine yeniden başvurabilir.

Kural yabancı alacaklılar için üç bakımdan önemlidir. Birincisi, takip açılmadan önce borçlunun sıfatı mutlaka kontrol edilmelidir: ticaret siciline kayıtlı bir ticaret şirketi tacirdir; malları kişisel kullanımı için satın almış bir gerçek kişi tacir değildir. İkincisi, seçim teknik değil stratejiktir: haciz yolu mallara, iflas yolu borçlunun bir işletme olarak varlığını sürdürmesine yönelir. Üçüncüsü, bir defalık yol değiştirme hakkı ilk tercih yanlış çıktığında rotayı düzeltme imkânı verir; örneğin ödeme gücü varmış gibi görünen bir borçlunun haczedilebilir malı olmadığı ortaya çıktığında ya da iflasla karşı karşıya kalan bir borçlunun haczi daha hızlı yol yapacak kadar malı olduğu anlaşıldığında.

İşletmesini kapatan tacir bu yoldan hemen kurtulmaz. İİK m. 44 uyarınca ticareti terk eden tacir on beş gün içinde durumu ticaret siciline bildirmek ve aktif ve pasifi ile alacaklılarını gösteren bir mal beyanında bulunmak zorundadır; ilan tarihinden itibaren bir yıl boyunca o kişi hakkında iflas yoluyla takip yapılabilir.

2. Ödeme Emri ve Yedi Günlük İhtar (İİK m. 155)

Takip, ilamsız her icra takibinde olduğu gibi, icra dairesine yapılan ve ödeme emri düzenlenmesiyle sonuçlanan bir taleple başlar. İflas yolunda İİK m. 155 ödeme emrinin ek ihtarlar içermesini arar: borç yedi gün içinde ödenmezse alacaklının mahkemeden iflas isteyebileceği; borçlu olunmadığına veya iflasa tabi bulunulmadığına ilişkin itirazın aynı yedi gün içinde dilekçeyle icra dairesine bildirilmesi gerektiği; ve borçlunun konkordato teklif edebileceği.

Yedi gün ödeme emrinin tebliğinden itibaren işler. Bir Türk şirketine tebligat Tebligat Kanunu uyarınca kayıtlı adresine yapılır; yurt dışındaki alacaklı, Türk avukatının tebliğ tarihini elektronik icra dosyasından izlediğinden emin olmalıdır, çünkü sonraki her adım bu tarihe göre ölçülür. Borçlunun itirazı borca, miktara ya da iflasa tabi olup olmadığına ilişkin olabilir. Son gerekçeye dayanan itiraz, yani borçlunun iflasa tabi olmadığı itirazı, bu yola özgüdür ve sicil kaydı ya da ticari faaliyeti tartışmalı olan borçlular tarafından sıkça ileri sürülür.

3. İtiraz Yoksa: Ticaret Mahkemesine Başvuru ve Bir Yıllık Süre (İİK m. 156, 159)

Borçlu süresi içinde itiraz etmezse İİK m. 156, alacaklının dilekçeyle ticaret mahkemesinden iflas kararı istemesine imkân verir. Dilekçeye borçlunun itiraz etmediğini gösteren ödeme emri nüshası eklenir. İflas talebi hakkında görevli olan icra mahkemesi değil ticaret mahkemesidir; bu, itirazların icra mahkemesince kaldırıldığı haciz yolundan bir farktır.

Alacaklının zamanlamasını iki kural belirler. Birincisi İİK m. 156’daki süredir: iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden bir yıl sonra düşer. İkincisi mahkemenin İİK m. 159’daki yetkisidir: mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse, alacaklının talebi üzerine mahkeme bu tedbirlere karar vermek zorundadır. Mahkeme, ileride haksız çıkması hâlinde tedbirlerin doğurabileceği zarara karşı alacaklıdan teminat isteyebilir; ancak borçlu itiraz etmemişse ya da alacak bir ilama bağlıysa teminat aranmaz, Devlet ve adli yardımdan yararlanan kişiler de teminattan muaftır. İİK m. 159’a göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki diğer icra takiplerini etkilemez.

Uygulamada iflas talebini kâğıt üzerindeki bir istemden anında hissedilen bir baskıya dönüştüren şey muhafaza tedbirleridir. Talep derdestken borçlunun mallarında tasarruf etmesini engelleyen bir tedbir, herhangi bir iflas kararından haftalar önce, borçlunun yönetimine, bankasına ve ticari muhataplarına alacaklının ciddi olduğunu gösterir.

Kırmızı bir ödeme emri kâğıdından terazi ve kırmızı ciltli mahkeme kitabına giden oklu yol, yanında bir kum saati.
İtiraz edilmeyen ödeme emrinden sonra mahkemeye başvuru yolu açılır.

4. İtiraz Varsa: İtirazın Kaldırılması ve İflas Tek Davada (İİK m. 156)

Borçlu süresinde itiraz ederse İİK m. 156 uyarınca takip durur. Alacaklı bu durumda tek bir dilekçeyle ticaret mahkemesinden hem itirazın kaldırılmasını hem de borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebilir. Mahkeme itirazı ve iflas talebini birlikte inceler. İİK m. 158 uyarınca davayı basit yargılama usulüyle görür ve hem iflas talebini hem de borçlunun itiraz ve defilerini genel hükümlere göre inceler.

Mahkeme itirazları genel hükümlere göre incelediği için alacaklı, alacağı olağan bir ticari davadaki gibi ispata hazır olmalıdır: sözleşme ya da sipariş formları, faturalar ve teslim kayıtları, ticari defterler ve borçlunun borcu kabul ettiği ya da itiraz etmediği yazışmalar. Yabancı alacaklı bu dosyayı itiraz geldikten sonra değil, takip açılmadan önce, henüz süre baskısı yokken derlemeli ve tercüme ettirmelidir. Borçlunun itirazları borcun yalnızca bir kısmına ilişkinse, mahkemenin itiraz edilmeyen kısma ilişkin değerlendirmesi çoğu zaman ardından gelen uzlaşmada belirleyici olur.

5. İlan, Diğer Alacaklıların Müdahalesi ve Depo Emri (İİK m. 158)

İİK m. 158, takip kesinleştikten sonraki aşamaları düzenler. İflas takibi İİK m. 166/2’deki usulle ilan edilir. İlandan itibaren on beş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hâl bulunmadığını ileri sürebilir ve mahkemeden talebin reddini isteyebilir. Bu mekanizma, iflasın yalnızca talepte bulunan alacaklıyı değil borçlunun bütün alacaklılarını etkilemesi nedeniyle vardır.

Mahkeme ardından takip dosyasını getirtir ve davayı görür. Borçlu usulüne uygun itiraz etmemişse ya da itiraz ve defileri yerinde görülmezse mahkeme borçluya yedi gün içinde borcu faiz ve icra masraflarıyla birlikte ödemesini ya da o miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder (uygulamada depo emri denen emir). Emir borçluya ya da iflas davasında onu temsil eden avukata, dava borçlunun huzurunda görülüyorsa duruşmada, aksi hâlde Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ yoluyla verilir. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.

Uygulamada pek çok dosya tam da bu noktada sonuçlanır. Hâlâ faaliyette olan ve ödeme gücü bulunan bir borçlu bu aşamada açık bir seçimle karşı karşıyadır: borcu ödemek ya da depo etmek veya işletmesini bir iflas idaresine kaptırmak. Bu aşamada depo ve uzlaşma sık görülür; teminatla güvence altına alınmış taksitler de dahil gerçekçi bir uzlaşma pozisyonu hazırlamış alacaklı, yalnızca iflasa hazırlanmış alacaklıdan daha iyi konumdadır.

6. Bağlantılı Yollar: Kambiyo Senetleri ve Doğrudan Doğruya İflas (İİK m. 167, 173, 177)

İflas yoluyla adi takip, Kanun’un alacaklıya sunduğu iflas araçlarından yalnızca biridir. Alacak bir çek, poliçe veya bonoya dayanıyorsa İİK m. 167, hamile iflasa tabi borçluya karşı kambiyo senetlerine özgü iflas yolunu seçme imkânı verir; takip talebinde alacaklının hangi yolu seçtiği bildirilmeli ve kambiyo senedinin aslı eklenmelidir. Bu yolda İİK m. 173 borçlunun süresini beş güne indirir ve ödeme emrindeki sürenin geçmesinden sonra borcu ödediğine dair resmî bir belge ibraz eden borçlu bakımından iflas yoluyla takip talebinin ve iflas davasının düşeceğini öngörür.

İİK m. 177, alacaklının önceden takip yapmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebildiği doğrudan doğruya iflas hâllerini sayar: borçlunun bilinen bir yerleşim yerinin bulunmaması, taahhütlerinden kurtulmak için kaçması, alacaklılarını zarara sokan hileli işlemler yapması ya da yapmaya teşebbüs etmesi veya haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklaması; borçlunun ödemelerini tatil etmesi; İİK m. 308’de öngörülen hâl; ve icra emriyle istenen ilamlı borcun ödenmemesi, ki bu durumda Türkiye’de yerleşim yeri ya da temsilcisi bulunan borçlu kısa bir süre içinde dinlenmek üzere çağrılır. Doğrudan doğruya iflas ağır bir taleptir ve borcun büyüklüğüne değil, sayılan olguların ispatına bağlıdır.

Borçlu takibe mallarını ulaşılamaz hâle getirerek karşılık veriyorsa ceza yolu da gündeme gelebilir. İİK m. 331, alacaklısını zarara sokmak maksadıyla, haciz yoluyla takip talebinden önceki iki yıl içinde ya da iflas takibinden veya doğrudan doğruya iflas hâllerinde iflas talebinden önce mallarını mülkünden çıkaran, telef eden, kıymetten düşüren ya da muvazaa yoluyla başkasının uhdesine geçiren borçluyu, alacaklının aciz belgesi aldığını veya alacağını alamadığını ispat etmesi şartıyla cezalandırır. Suç alacaklının şikâyeti üzerine takip olunur.

7. Yolların Karşılaştırması

Aşağıdaki tablo dört yolu; kime karşı kullanılabildikleri, borçluya tanınan süre, karar veren merci, temel kaldıraç ve temel risk bakımından yan yana koyar.

YolKime karşıBorçlunun süresiKarar verenTemel kaldıraçTemel risk
Haciz yoluHer borçluÖdeme veya itiraz için yedi gün (İİK m. 60)İcra dairesi ve icra mahkemesiMalların haczi ve satışıDağınık ya da takyitli mallar tahsili yavaşlatır
İflas yoluyla adi takip (İİK m. 155-158)Tacirler ve iflasa tabi kişiler (İİK m. 43)Ödeme veya itiraz için yedi gün (İİK m. 155)Ticaret mahkemesiYedi gün içinde ödeme ya da depo emri (İİK m. 158)İflas kararı verilirse toplu süreç
Kambiyo senetlerine özgü iflas yolu (İİK m. 167, 173)İflasa tabi borçlular; alacak çek, poliçe ya da bonoya dayalıBeş gün (İİK m. 173)Ticaret mahkemesiKısa süre, senede dayalı alacakResmî belgeyle ispatlanan ödeme davayı sona erdirir
Doğrudan doğruya iflas (İİK m. 177)İflasa tabi borçlularÖnceden takip yokTicaret mahkemesiHile ya da ödemelerin tatili ispatlanırsa hızSayılan olguları ispat yükünün ağırlığı

8. İflas Yolu Ne Zaman Doğru Araçtır, Ne Zaman Değildir

Bu yol en iyi ödeme gücü olan ama ödemek istemeyen borçluya karşı işler: faal bir işletmesi, işleyen banka ilişkileri ve koruması gereken bir itibarı olan, alacaklının sırtından kendini finanse etmek için ödemeyi geciktiren bir ticaret şirketi. Böyle bir borçlu için depo emri bir gerçeklik anıdır ve İİK m. 159 uyarınca alınabilecek muhafaza tedbirleri dava derdestken baskıyı artırır.

Bu yol gerçekten borç ödemeden aciz bir borçluya karşı yanlış araçtır. Alacaklının talebiyle verilen iflas kararı, talepte bulunan alacaklının masayı kanuni sıraya göre diğer bütün alacaklılarla paylaştığı ve istediği adımların masraflarına katlandığı toplu bir süreç açar. Böyle bir borçluya karşı alacaklı, pozisyonunu erken güvenceye alarak, örneğin ihtiyati hacizle, ya da borçlu ve diğer alacaklılarıyla bir yeniden yapılandırmada müzakere ederek daha fazlasını tahsil edebilir.

Yabancı alacaklı için pratik sıra şudur: borçlunun tacir sıfatını ticaret sicilinden doğrulamak; borcun delillerini, yani sözleşmeyi, faturaları, teslim kayıtlarını ve yazışmaları derleyip tercüme ettirmek; borçlunun malvarlığı ve işletmesi ışığında yolu avukatla birlikte seçmek; tebliğden itibaren yedi günü ve bir yıllık süreyi takvime işlemek; borçlu itiraz etmemişse muhafaza tedbirleri istemek; ve depo emrinin verileceği duruşma için bir uzlaşma pozisyonu hazırlamak. İflas yolu uzun saplı bir kaldıraçtır: kurulması zaman alır, ancak kuvveti büyüktür. Doğru borçluya karşı, doğru zamanda kullanıldığında, haciz yolunun aylara yayacağı bir tahsilatı kısaltır.

İlgili araç Alacakta zamanaşımı

Sıkça sorulan sorular

İflas yolunu her Türk borçluya karşı kullanabilir miyim?

Hayır. İİK m. 43 uyarınca iflas yolu yalnızca Türk Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan ya da tacirler hakkındaki hükümlere tabi bulunan kişilere ve özel kanunlarına göre tacir olmadıkları hâlde iflasa tabi oldukları bildirilen kişilere karşı kullanılabilir. Bu borçlulara karşı alacaklı yine de haciz yolunu seçebilir. Tacir olmayan bir gerçek kişi iflas yoluyla takip edilemez.

Borçlunun iflas yoluyla gönderilen ödeme emrine itiraz süresi ne kadardır?

Tebliğden itibaren yedi gün. İİK m. 155 ödeme emrinde, borç yedi gün içinde ödenmezse alacaklının mahkemeden iflas isteyebileceğinin ve borçlu olunmadığına ya da iflasa tabi bulunulmadığına ilişkin itirazın aynı süre içinde dilekçeyle icra dairesine bildirilmesi gerektiğinin yazılmasını arar. Ödeme emri borçluya konkordato teklif edebileceğini de bildirir.

Alacaklı için de bir süre var mı?

Evet. İİK m. 156 uyarınca iflas isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden bir yıl sonra düşer. Ödeme emrini tebliğ ettirip bekleyen alacaklı o takip bakımından iflas kaldıracını kaybeder; bununla birlikte İİK m. 43 uyarınca iflas ile haciz arasındaki tercih bir defaya mahsus ve harç ödemeksizin değiştirilebilir.

Depo emri nedir?

Bu yolu etkili kılan adımdır. İİK m. 158 uyarınca borçlu usulüne uygun itiraz etmemişse ya da mahkeme itiraz ve defilerini yerinde görmezse, mahkeme borçluya yedi gün içinde borcu faiz ve icra masraflarıyla birlikte ödemesini ya da o miktarı mahkeme veznesine depo etmesini emreder. Dava borçlunun huzurunda görülüyorsa emir duruşmada, aksi hâlde Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ yoluyla verilir. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir.

Diğer alacaklılar iflas talebime müdahale edebilir mi?

Evet. İflas takibi kesinleşince İİK m. 166/2'deki usulle ilan edilir ve ilandan itibaren on beş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahale veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hâl bulunmadığını ileri sürebilir ve mahkemeden talebin reddini isteyebilir (İİK m. 158). Bu düzenleme borçlunun diğer alacaklılarını, bir alacaklının baskı aracı olarak kullandığı iflasa karşı korur.

Alacaklı önceden takip yapmadan iflas isteyebilir mi?

İİK m. 177'de sayılan hâllerde evet. Bunlar arasında bilinen yerleşim yeri olmayan borçlu, taahhütlerinden kurtulmak için kaçan, alacaklılarını zarara sokan hileli işlemler yapan ya da haciz yoluyla takip sırasında mallarını saklayan borçlu, ödemelerini tatil eden borçlu ve icra emrine rağmen ödenmeyen ilamlı borçta Türkiye'de yerleşim yeri ya da temsilcisi bulunan borçlu yer alır. Bunlar doğrudan doğruya iflas hâlleridir ve sayılan olguların ispatını gerektirir.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Uyan Türkiyem · 2025

Arkadaşa borç verirken dekonta ne yazılmalı?

Arkadaşa ya da yakına borç para verirken banka havalesinin açıklama kısmına ilişkin kısa bir değerlendirme.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası