Belediyeden Alacak: Hangi Mallar Haczedilemez ve On Günlük Mal Beyanı (5393 m.15)

Belediye icradan muaf değildir; muaf olan yalnızca dört kalem malı ve geliridir. 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15’in gerçekte neyi koruduğu, haciz kararından önceki on günlük basamak, ispat yükünün neden belediyede olduğu ve İYUK m.28’in otuz gününün icradan önce geldiği.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 11 dk okuma
Gravür: saat kuleli belediye binasının önünde bir kasa çapraz zincirle sarılıp kırmızı kilitle kilitlenmiş, ikinci kasa ise serbest, üstünde ve yanında para kuleleri.

Ana noktalar

  1. Belediye, her borçlu gibi dava edilebilir ve hakkında icra takibi yapılabilir. Haczedilmezlik istisnadır: 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15 yalnızca dört kalemi korur — proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirler, şartlı bağışlar, kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallar ve belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri.
  2. İcra dairesi haciz kararı almadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal göstermesini ister; belediyenin ON GÜNÜ vardır (5393 m.15, 6552 sayılı Kanunla 2014'te eklenen fıkra). Yeterli mal beyan edilmezse haciz diğer mallar üzerinde yürür.
  3. Aynı fıkradaki iki ibare Anayasa Mahkemesi tarafından 2015'te iptal edilmiştir: icra dairesi belediyenin gösterdiği malla SINIRLI DEĞİLDİR ve haciz artık yalnızca kamu hizmetini aksatacağı gerekçesiyle kaldırılamaz. Ayakta kalan tek sınır, haczin alacak miktarını aşamamasıdır.
  4. Haczedilen malın ya da hesaptaki paranın haczedilmezlik kapsamında olduğunu ispat yükü BELEDİYEDEDİR, çünkü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır; Kanundaki ölçüt de kâğıt üzerindeki tahsis değil kamu hizmetinde FİİLEN kullanılmadır.
  5. Para alacağı idari yargı kararından doğuyorsa önce İYUK m.28 uygulanır: hükmedilen miktar, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri, davacının veya vekilinin idareye YAZILI OLARAK bildireceği banka hesap numarasına, BU BİLDİRİM TARİHİNDEN İTİBAREN ve hiçbir şekilde otuz günü geçmeyecek şekilde yatırılır. Yani otuz günlük süre kararın tebliğinden değil, hesap numarasının bildirilmesinden işlemeye başlar; bildirim yapılmadan icra yolu açılmaz. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa genel hükümlere göre infaz ve icra olunur.

Belediye icra takibinden muaf değildir. Kamu tüzel kişisidir; dava edilir, malları haczedilir ve yapım ya da mal alım sözleşmesinden doğan alacağını tahsil etmek isteyen yüklenici parasını olağan icra düzeneğiyle alır. Kanunun kurduğu şey genel bir dokunulmazlık değil, 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15’te sayılan dört kalemlik dar bir haczedilmezliktir; buna bir de özel hukuk borçlusunda karşılığı olmayan tek bir usul basamağı eklenir: icra dairesi haciz kararı almadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal göstermesini ister ve belediyenin on günü vardır. Bu dört kalemin gerçekte neyi kapsadığını — ve Anayasa Mahkemesi’nin 2015’te on günlük kuraldan neyi çıkardığını — bilmek, para getiren dosya ile bir yıl boyunca haczedilmezlik şikâyeti üreten dosya arasındaki farktır.

Saat kuleli belediye binasının önünde kırmızı ödenmemiş fatura destesi ve üç küçük para kulesi.
Belediyeden alacak tahsilinde neyin haczedilip neyin haczedilemeyeceği.

5393 sayılı Kanun m.15 gerçekte neyi korur

Hükmün asıl cümlesi kısa ve sayma niteliğindedir: “Belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez.” Dört kalem; fazlası yok.

Emeğin çoğu iki yanlış inanışta harcanır. Birincisi, belediye malının Devlet malı olduğu düşüncesidir. Gerçekten de m.15, belediye mallarına karşı suç işleyenlerin Devlet malına karşı suç işlemiş sayılacağını ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu m.75’in — Devletin taşınmazlarının işgalinde ecrimisil düzeneğinin — belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağını söyler. İkisi de doğrudur; ancak hiçbiri 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu m.82/1-1’deki “Devlet malları” haczedilmezliğini belediye bilançosuna taşımaz. Birincisi bir ceza hukuku nitelendirmesi, ikincisi belediyenin işgalciye karşı kullandığı bir tahsil aracıdır.

İkinci yanlış inanış ters yönde işler: belediyenin “kamu hizmetine tahsis edildi” etiketi yapıştırdığı her şeyin dokunulmaz olduğu sanısı. Kanundaki ölçüt malın kamu hizmetinde fiilen kullanılmasıdır; bu, lafzı gereği etikete değil olguya bakan bir ölçüttür. m.15, İcra ve İflâs Kanunu m.82 gibi haczedilemeyecekleri sayar; listenin dışında kalan haczedilebilir kalır ve haczedilen malın muafiyet kapsamında olduğunu ispat yükü belediyeye düşer: 6100 sayılı Kanun m.190 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraftadır. Para bakımından önem taşıyan kalemler gelir kalemleridir (belediyenin tahsil ettiği vergi, resim ve harç gelirleri, şartlı bağışlar ve proje karşılığı borçlanma gelirleri); belediyenin göstermesi gereken, bakiyenin bunlardan biri olduğudur. Belirleyici olan, o bakiyenin nereden geldiğidir.

Aynı maddede sık karıştırılan iki hüküm daha vardır. m.15, belediyenin doğal gaz, su, atık su ve hizmet karşılığı alacaklarının tahsilinde özel hukuk hükümlerine gönderme yapar; m.16 ise belediyenin kamu hizmetine ayrılmış ve gelir getirmeyen taşınmazlarına vergi, resim ve harç muafiyeti tanır. Bunların ikincisi bir vergi kuralıdır; muafiyetli olmak haczedilmezlik sonucunu doğurmaz. Nitekim haciz talebi geldiğinde değerlendirmeyi yapacak olan ilk merci de icra dairesidir: İcra ve İflâs Kanunu m.82’nin son fıkrası, icra memurunun haczi talep edilen mal veya hakların haczinin caiz olup olmadığını değerlendirmesini ve talebin kabulüne ya da reddine karar vermesini öngörür. Bu, alacaklının haciz talebini gerekçelendirmesi gereken bir aşamadır; talep edilen kalemin dört korunan kalemden hangisine girmediğini baştan göstermek, dosyayı aylarca geriye atan bir ret kararının önüne geçer.

Mal veya gelir m.15 karşısındaki durum Uygulamada neyle belirlenir
Proje karşılığı borçlanma geliri (belirli bir altyapı projesi için kullanılan dış kredi dahil) Korunur Kredi sözleşmesi ve projeye özgülenmiş hesap; m.15 bu gelirleri açıkça saydığından ayrı bir proje hesabı ispatı kolaylaştırır.
Şartlı bağışlar Korunur Bağış belgesi ve bağışa bağlanan şart.
Belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri Korunur Paranın izlenebilirliği; başka paralarla karışması (havuz hesabı) ispatı güçleştirir.
Kamu hizmetinde fiilen kullanılan mallar Yalnızca fiilî kullanım sürdüğü sürece korunur Delille ortaya konan fiilî kullanım; Kanundaki ölçüt tahsis kararı değil kullanımdır.
Ticari gelirler, kira gelirleri, üçüncü kişilerdeki alacaklar, hizmet dışı araç ve iş makineleri, ihtiyaç fazlası taşınmazlar Korunmaz Genel kural işler: haczedilebilir; tek sınır alacak miktarıdır.
Genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan pay Tartışmalı 5779 sayılı Kanun payı vergi hükmünde sayar; m.15 ise "belediye tarafından tahsil edilen" vergiyi korur. Tartışılır, varsayılmaz.

On günlük basamak ve artık var olmayan iki ibare

6552 sayılı Kanunla 2014’te m.15’e eklenen fıkra, yürürlükteki resmî metninde şöyledir: “İcra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesi istenir. On gün içinde yeterli mal beyan edilmemesi durumunda yapılacak haciz işlemi, alacak miktarını aşacak şekilde yapılamaz.”

Saat kuleli belediye binasının önünde kum saati ve üstünde dolma kalem olan yazısız kâğıt destesi.
Belediyeden on gün içinde haczedilebilir mal göstermesi istenir.

Resmî metindeki parantezler okunduğunda tablo, fıkranın ilk bakışta düşündürdüğünden çok daha alacaklı lehinedir. Birinci cümle başlangıçta “ve haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır” ibaresiyle devam ediyor, ikinci cümle de haczin “veya kamu hizmetlerini aksatacak” şekilde yapılamayacağını söylüyordu. Anayasa Mahkemesi 2015 yılında bu iki ibareyi de iptal etti. Sonuçları somuttur:

  • İcra dairesi belediyenin gösterdiği mallarla bağlı değildir. Mal beyanı bilgidir, bağlayıcı bir seçim değildir.
  • Kamu hizmetinin aksaması artık kanuni bir haciz kaldırma sebebi değildir. Ayakta kalan tek niceliksel sınır, haczin alacak miktarını aşamamasıdır.
  • Gösterilen mallar alacağı karşılamıyorsa metin bunu hiç beyanda bulunmamakla aynı sonuca bağlar, çünkü koşul “yeterli” mal beyan edilmemesidir: haciz diğer mallar üzerinde yürür.

Aynı 2015 kararı, fıkrayı devam eden icra takiplerine de uygulayacak ve fıkranın yürürlüğe girdiği 11.09.2014 tarihinden önce konulan hacizleri kaldıracak olan geçici 8. maddeyi de iptal etmiştir. Bu nedenle o döneme ait hacizler bu fıkra uyarınca kaldırılmaz; o tarihten sonra açılan takiplerde ise, ki bugün fiilen tüm takipler bu kapsamdadır, fıkra bütünüyle uygulanır.

Bir tuzağın adı konulmalıdır. m.15’teki on günlük süre, İcra ve İflâs Kanunu’ndaki mal beyanı değildir. İkincisinin kendi içeriği ve kendi süreleri vardır: ödeme emrinde m.60 uyarınca yedi gün, ilamlı takipte icra emrinde m.32 uyarınca yedi gün, itirazın iptali veya kaldırılması kararının tebliğinden itibaren m.75 uyarınca üç gün. m.15 istemi ise haciz kararının önüne yerleşen, belediyeye özgü ek bir basamaktır. İkisinin içeriği de aynı değildir: İcra ve İflâs Kanunu m.74’e göre mal beyanı, borçlunun borcuna yetecek miktardaki malının nevini ve mahiyetini, kazanç ve gelirlerini, borcunu nasıl ödeyebileceğini gösteren bir bildirimdir; m.15 istemi ise doğrudan icra dairesinden çıkan ve yalnızca haczedilebilecek mal gösterilmesini konu alan bir sorudur. Uygulamada bu ikisinin dosyada birbirinin yerine geçtiği ya da hiç işletilmediği görülür; alacaklının m.15 istemini ayrıca ve açıkça talep etmesi bu yüzden önemlidir.

Banka hesapları, havuz hesabı ve ispat yükü

Belediye dosyalarının çoğu bir banka hesabında karara bağlanır. Para, bankaya İcra ve İflâs Kanunu m.89 uyarınca gönderilen haciz ihbarnamesiyle kavranır. Bu ihbarname üçüncü kişiye — burada bankaya — yönelir ve kendi yaptırımını taşır: üçüncü kişi, kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır. Bankanın verdiği cevabın içeriği bu yüzden dosyanın ilk gerçek bilgi kaynağıdır; hesabın varlığı, bakiyesi ve bloke edilen tutar buradan öğrenilir. Belediye ise icra mahkemesine haczedilmezlik şikâyetiyle karşılık verir. O aşamada bakiyenin korunan gelir olduğunu belediye ortaya koymak zorundadır (6100 sayılı Kanun m.190). Korunan ve korunmayan paralar, sürekli para giren çıkan tek bir hesapta bir arada tutuluyorsa bu ispat güçleşir, çünkü kalan bakiye artık tek bir kaynağa bağlanamaz. Bu durumdaki alacaklı, havuz hesabını kendisi yaratan belediyenin bu belirsizlikten yararlanamayacağını savunur; dayanağı dürüstlük kuralı ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2’deki “bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmüdür. Bu savunmanın sonuç verip vermeyeceğini mahkeme somut hesabın kayıtları üzerinden değerlendirir. İnceleme kalem kalem yapılır: hesap ekstreleri, tek tek kayıtlar, aynı bankadaki hesaplar arası virmanlar dahil.

Bunun aynadaki karşılığı, alacaklı için de aynı ölçüde gerçek bir risktir. Para, belediyenin sonradan korunan nitelikte olduğunu gösterebileceği bir hesaptan tahsil edilmişse alacaklı bu tahsilatın da tartışma konusu yapılmasını beklemelidir. Proje kredisi hesabı olduğunu bilmesi gereken bir hesap üzerinde haczi zorlayan alacaklı, kendi aleyhine ikinci bir yargılamayı finanse etmiş olur.

Usul bakımından şikâyet icra mahkemesine yapılır. İcra ve İflâs Kanunu m.16, şikâyeti işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi güne bağlar; bir hakkın yerine getirilmemesi ya da sürüncemede bırakılması söz konusuysa şikâyet süreye tâbi değildir. Bu noktada iki taraf da takvime güvenmemeli, derhal hareket etmelidir. İtiraz sürelerinin, dosyayı canlandırma davalarının ve haciz sürelerinin genel sıralaması Türkiye’de alacak tahsili ve icra rehberimizde anlatılmıştır ve belediye borçlusunda da aynen geçerlidir; üstüne yalnızca m.15 katmanı biner.

İlam idari yargıdan geldiğinde

Belediyeye karşı her alacak adli yargıya düşmez. Kamu ihale mevzuatına göre kurulan sözleşmeler özel hukuka tâbidir — 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu m.36, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanacağını söyler — dolayısıyla ödenmeyen hakedişler ve benzeri talepler olağan adli yargı alacağıdır. Aynı Kanunun ek maddeleri, yapım işlerinde fiyat tespiti, sözleşme ve eklerindeki doküman uyumsuzlukları, iş programı ihtilafı, fiyat farkı hesabı, süre uzatımı, kabul işlemleri, gecikme cezası ile ilave iş ve iş eksilişi uyuşmazlıklarında Yüksek Fen Kurulunu görevli kılar. Bu yol, uyuşmazlık yargıya ya da Sayıştay incelemesine konu edilmemiş olmak kaydıyla açıktır; yüklenicinin itirazı kesin kabul tamamlanıncaya kadar idareye yazılı olarak yapılır, idare talebi otuz gün içinde Kurula gönderir, Kurul altmış gün içinde karara bağlar ve karar ilgili idarece uygulanır. 2026 yılında eklenen fıkra bir noktayı da açıklığa kavuşturmuştur: bu kararın ilgili idarece uygulanmasından kaynaklanan davalar, sözleşmenin tarafları arasında adli yargı mercilerinde görülür. Buna karşılık idari işlemlerden ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar ise böyle değildir; orada önce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.28’deki ödeme düzeneği işler.

Maddenin birinci fıkrası, idarenin kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirmesini ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceğini düzenler. İkinci fıkra para alacaklarında başlangıç noktasını kaydırır: hükmedilen miktar, vekâlet ücreti ve yargılama giderleriyle birlikte, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılır. Başka bir deyişle otuz gün kararın tebliğiyle değil, hesap numarasının idareye ulaşmasıyla işlemeye başlar; tebliğ tarihinden sayan alacaklı, idare henüz temerrüde düşmeden takip açar. Bu süreler içinde ödeme yapılmazsa aynı fıkra gereği genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur; dosya yukarıda anlatılan düzeneğe döner. Aynı madde gecikmeyi ayrıca fiyatlandırır: tazminat ve vergi davalarında idare, kararın tebliği ile ödeme tarihi arasındaki süre için 6183 sayılı Kanun m.48’e göre belirlenen tecil faizi oranında faiz öder; ancak kararın davacıya tebliği ile banka hesap numarasının idareye bildirildiği tarih arasında geçen süre için faiz işlemez. Hesap bildirim yazısı bu yüzden yalnızca ödemenin şartı değil, saatin alacaklı lehine çalışmaya başladığı andır. m.28 ayrıca kararın gereği yerine getirilmediğinde idare aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılabilmesini de saklı tutar.

Aşama Süre Dayanak
İdarenin idari yargı kararının gereğini yerine getirmesi (işlem ve eylem) Gecikmeksizin; kararın idareye tebliğinden itibaren hiçbir şekilde 30 günü geçemez 2577 sayılı Kanun m.28/1
İdarenin hükmedilen miktarı, vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini ödemesi Aynı süreler; ancak banka hesap numarasının idareye yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren 2577 sayılı Kanun m.28/2
Yapım işlerinde yüklenicinin idareye itirazı Kesin kabul tamamlanıncaya kadar; idare 30 gün içinde Yüksek Fen Kuruluna gönderir, Kurul 60 gün içinde karara bağlar 4735 sayılı Kanun Ek m.2
Belediyenin ilamsız takipte ödeme emrine itirazı Tebliğden itibaren 7 gün 2004 sayılı Kanun m.62
Alacaklının duran dosyayı canlandırması 1 yıl (itirazın iptali davası) veya 6 ay (belgeye dayalı itirazın kaldırılması) 2004 sayılı Kanun m.67, m.68
Belediyenin haczedilebilir mal göstermesi İcra dairesinin isteminden itibaren 10 gün 5393 sayılı Kanun m.15
İcra mahkemesine şikâyet İşlemin öğrenilmesinden itibaren 7 gün 2004 sayılı Kanun m.16

Yüklenici ve tedarikçi için bunun anlamı

Üç pratik sonuç çıkar ve bunları haciz aşamasında keşfetmek yerine dosyanın ilk gününden itibaren kurguya yerleştirmek gerekir.

Birincisi, teminat yapısı haczedilmezlikten daha belirleyicidir. Sözleşmeye yazılan bir haczedilmezlikten feragat kaydı hükümsüzdür: İcra ve İflâs Kanunu m.83/a, m.82 ve m.83’teki malların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaları geçersiz sayar. Koruma asıl olarak kesintilerde, teminat mektuplarında ve ödeme mekaniğinde yaşar — teminat mektubu nakde çevrildiğinde ya da haksız yere çevrilmek istendiğinde tartışma, banka teminat mektupları, ihtiyati tedbir ve haksız nakde çevirme rehberimizde ele alınan ayrı zemine kayar.

İkincisi, kamu alacaklarının tahsili rejimi tek yönlüdür. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.1, Devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç ve benzeri alacakları kapsar; akitten, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğanları ise açıkça kapsam dışında bırakır. Bu, alacaklı konumundaki kamu idaresinin kullandığı bir araçtır; özel hukuk alacaklısının belediyeye karşı başvurabileceği bir yol değildir ve belediyenin kendi sözleşmesel alacaklarını dahi kapsamaz. m.15’teki koruma ise 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu m.28 aracılığıyla büyükşehir ve ilçe belediyelerine de uzanır.

Üçüncüsü, sonucu sıralama belirler. Alacağı nitelendirin; yapım işi rejimi bir itiraz yolu öngörüyorsa onu tüketin; ilam idari yargıdan geliyorsa İYUK bildirimini yazılı yapın; sonra dosyayı açın; sonra icra dairesinin m.15 istemini çıkarmasında ve tarihlendirmesinde ısrar edin; ve ancak ondan sonra haczi koyun — niteliği belgeyle ortaya konabilen gelirleri ve alacakları hedefleyerek. Belediye dosyalarında alacak tahsili ve icra ile ticari uyuşmazlık ve tahkim çalışmamızın özü budur; başlangıçta en yavaş görünen dosyanın çoğu zaman parayı getiren dosya olmasının nedeni de budur.

Oranlar ve eşikler değişir. 3095 sayılı Kanun uyarınca kanuni faiz artık sabit bir rakamla değil formülle belirlenir — bir önceki yılın 31 Aralık günü geçerli olan Merkez Bankası kısa vadeli kredi reeskont oranının yüzde sekseni; 30 Haziran’daki oran beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısı için o oran esas alınır — ve ticari işlerde daha yüksek olması halinde kısa vadeli avans oranı istenebilir. Bir rakamı yıldan yıla taşımak yerine, ilgili yılda yürürlükte olan oranı kontrol edin.

Rakamlarla

10 gün
belediyenin haczedilebilir mal göstermesi için
4
5393 m.15 ile korunan kalem sayısı
30 gün
idarenin mahkeme kararını yerine getirmesi için üst sınır
7 gün
icra mahkemesine şikâyet süresi

Belediyeden alacağın tahsili: sıra neyse o

  1. Yolu seçmeden önce alacağı nitelendirin

    Kamu ihale mevzuatına göre kurulan yapım, mal veya hizmet alım sözleşmesi özel hukuka tâbidir; alacak adli yargıda dava edilir ve olağan icra takibiyle tahsil edilir. İdari işlemden veya idari sözleşmeden doğan uyuşmazlık ise idari yargıya gider ve orada önce İYUK m.28'in ödeme mekanizması işler.

  2. Sözleşmesel itiraz yolu varsa tüketin

    Yapım işlerinde fiyat tespiti, iş programı ihtilafı, fiyat farkı, süre uzatımı, kabul işlemleri ve gecikme cezasına ilişkin itirazlar Yüksek Fen Kuruluna taşınabilir; ancak bu yol kesin kabul tamamlanıncaya kadar ve uyuşmazlık yargıya ya da Sayıştay incelemesine konu edilmemişse açıktır.

  3. Takibi başlatın ve itiraz penceresinden sağ çıkın

    İlamsız takipte ödeme emri yedi günlük ödeme süresi getirir; belediye aynı yedi gün içinde itiraz ederek dosyayı durdurabilir. Duran dosya bir yıl içinde itirazın iptali davasıyla ya da altı ay içinde itirazın kaldırılması istemiyle canlandırılır.

  4. On günlük istemi yazılı olarak işletin

    İcra dairesinden 5393 m.15 istemini resmen çıkarmasını ve tarihini tutanağa geçirmesini talep edin. Haczin önünü açan şey, on günlük sessizlik ya da borcu karşılamayan bir beyandır.

  5. Haczi muafiyeti gözeterek koyun ve şikâyete hazırlanın

    Alacakları, kira gelirlerini, ticari gelirleri ve vergi geliri olmadığı belgeyle ortaya konabilen hesapları hedefleyin. İcra mahkemesinde haczedilmezlik şikâyeti bekleyin; orada paranın korunduğunu hesap ekstresi ekstresine belediye ispatlamak zorundadır.

Sıkça sorulan sorular

Belediye aleyhine dava açılabilir ve icra takibi yapılabilir mi?

Evet. Belediye kendi bütçesi olan bir kamu tüzel kişisidir; sözleşme kurar, dava edilir ve malları haczedilebilir. Kanunun getirdiği şey genel bir dokunulmazlık değil, dar bir haczedilmezliktir. 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15, belediyenin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirlerinin, şartlı bağışların, kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallarının ve belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerinin haczedilemeyeceğini düzenler. Bu dört kalemin dışında kalan her şey kural olarak haczedilebilir: m.15, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu'nun 82. maddesi gibi, haczedilebilecekleri değil haczedilemeyecekleri sayan bir hükümdür.

On günlük mal gösterme istemi nedir, kim başlatır?

Bu, alacaklıya değil icra dairesine yüklenmiş bir basamaktır. 6552 sayılı Kanunla 2014'te 5393 m.15'e eklenen fıkra, icra dairesince haciz kararı alınmadan önce belediyeden borca yeter miktarda haczedilebilecek mal gösterilmesinin isteneceğini öngörür. On gün içinde yeterli mal beyan edilmezse haciz işlemi yürür. Metin, gösterilen malların alacağı karşılamadığı durumu da kapsar, çünkü koşul “yeterli” mal beyan edilmemesidir; bu durumda da diğer mallar üzerinde haciz uygulanır. Uygulamada istemin yazılı olarak çıkarılmasını ve tarihinin tutanağa geçirilmesini talep etmek gerekir; on gün ancak o zaman işlemeye başlar.

Belediye göstereceği malı seçerek haczi yönlendirebilir mi?

Artık hayır. 2014'te eklenen fıkranın birinci cümlesi başlangıçta 've haciz işlemi sadece gösterilen bu mal üzerine uygulanır' ibaresiyle devam ediyor, ikinci cümlesi de kamu hizmetlerini aksatacak şekilde haciz yapılmasını engelliyordu. Anayasa Mahkemesi 2015 yılında bu iki ibareyi de iptal etti. Geriye on günlük istem ile tek bir niceliksel sınır kaldı: haciz, alacak miktarını aşacak şekilde yapılamaz. Yani mal beyanı icra dairesi için bilgidir; onu bağlayan bir liste değildir.

Belediyenin banka hesabı haczedilebilir mi?

Çoğu zaman evet; sonucu belirleyen, hesabın kimin adına açıldığı değil içindeki paranın kaynağıdır. 5393 m.15 kapsamında koruma, belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirlerini, şartlı bağışları ve proje karşılığı borçlanma gelirlerini kapsar. İspat yükü belediyededir, çünkü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.190 uyarınca ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir: haczedilen paranın korunan gelir olduğunu ya da malın fiilen kamu hizmetinde kullanıldığını belediye ispatlamak zorundadır ve Kanundaki ölçüt kâğıt üzerindeki tahsis kararı değil fiilî kullanımdır. Belediye korunan ve korunmayan paraları sürekli işleyen tek bir hesapta karıştırmışsa bu ispat güçleşir, çünkü kalan bakiye artık tek bir kaynağa bağlanamaz; bu durumda haczedilmezliğin ne ölçüde ayakta kalacağını icra mahkemesi hesap kayıtları üzerinden değerlendirir.

Para alacağım idari yargı kararından doğuyor; doğrudan icra dairesine gidebilir miyim?

Hayır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.28/1, idarenin kararın gereğini gecikmeksizin yerine getirmesini ve bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceğini düzenler. Para alacaklarında ise başlangıç noktası farklıdır: m.28/2, hükmedilen miktar ile vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına ‘bu bildirim tarihinden itibaren’, birinci fıkrada belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde yatırılacağını söyler. Yani otuz gün kararın tebliğinden değil, hesap bildiriminden işler. Aynı fıkra, bu süreler içinde ödeme yapılmaması halinde genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağını ekler. Dolayısıyla hesap numarasını bildiren yazı bir formalite değildir: o yazı gönderilmeden ve pencere ödemesiz kapanmadan icra yolu açılmaz.

Belediyenin genel bütçe vergi gelirlerinden aldığı pay haczedilebilir mi?

Bu nokta gerçekten tartışmalıdır ve yerleşmiş sayılmamalıdır. 5779 sayılı Kanun m.7, genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtından belediyelere ayrılan payların vergi hükmünde olduğunu söyler ve aynı madde bu paylardan belirli kamu alacakları için kesinti yapılmasına imkân tanır. Buna karşılık 5393 m.15, 'belediye tarafından tahsil edilen' vergi, resim ve harç gelirlerini korur; genel bütçe payı ise belediye tarafından tahsil edilmez. İki metin farklı yönlere çeker ve somut dosyadaki cevap, paraya ulaşıldığı anda o paranın nasıl tutulduğuna bağlıdır. Bunu güvenip dayanılacak bir kategori değil, tartışılacak bir nokta olarak ele almak gerekir.

Belediye sözleşmede haczedilmezlikten feragat edebilir mi?

Önceden edemez. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu m.83/a, m.82 ve m.83'te yazılı malların haczolunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların muteber olmadığını düzenler. Bu nedenle yüklenici için gerçek koruma sözleşmeye konulacak bir feragat kaydında değil, teminat yapısındadır: kesintiler, teminat mektupları ve ödeme mekaniği. Teminat mektubu bu yapının parçasıysa uyuşmazlık çoğu zaman mektubun nakde çevrilip çevrilemeyeceği tartışmasına kayar ki bu ayrı bir konudur.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

İlgili hukuki rehberler ve yayınlar

  1. İcra Takibinde Borçlunun Mal Beyanı: Süreler, Tazyik Hapsi ve Hakikate Aykırı Beyan (İİK m. 74-77, 338)
  2. Alman Satıcının Türk Alıcıdan Alacağı: CISG, İcra Takibi ve İhtiyati Haciz
  3. Ticari Alacağın İflas Yoluyla Tahsili: Yedi Günlük Ödeme Emri, Ticaret Mahkemesi ve Depo Emri (İİK 43, 155-159)
  4. Türkiye'de İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip: İİK m. 145-153 Kapsamında Kredi Veren Alacaklı Rehberi
  5. Türkiye'de Banka Teminat Mektuplarının Nakde Çevrilmesi, Haksız Tazminin Önlenmesi (İhtiyati Tedbir HMK m. 389) ve TBK m. 128 Sorumluluğu
  6. Tasarrufun İptali Davası ile Mal Kaçırmanın Önlenmesi ve Alacağın Tahsili (İİK m. 277-284)
  7. Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Alacak Tahsili: Bono, Poliçe ve Çeklerde İİK m. 167–170 Rejimi
  8. Türkiye'de Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması, Malvarlığı Kurtarma ve Hileli Mal Kaçırma Davaları (TMK m. 2, İİK m. 277 & TCK m. 158)
  9. Alacak Davasında Ticari Defterlerin Delil Olması: HMK m. 222 ve Türk Ticaret Kanunu'nun Defter Tutma Kuralları
  10. ABD Mahkeme Kararının Türkiye'de Tenfizi: Eyalet Hukukunda Karşılıklılık, Gıyabi Hüküm ve Cezalandırıcı Tazminat

Tüm rehberler

İlgili hizmet alanları

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası