İSG Uyumu ve İş Kazası Sonrası İşveren Temsili

Türkiye'de ciddi bir iş kazası aynı anda üç dosya açar: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında bir teftiş ve idari yaptırım dosyası, 5510 sayılı Kanun uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumu'nun rücu davası ve bir ceza soruşturması. İşvereni bu üç cephede de temsil ediyoruz; işe, kazanın kendisinden itibaren iş günü olarak işlemeye başlayan bildirim sürelerinden başlıyoruz.

Av. Onur Çalışıcıİstanbul Barosu sicil no 83426 · Güncelleme Eylül 2026

Ana noktalar

  1. İki bildirim, iki muhatap: kaza o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu'na ise 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca en geç üç iş günü içinde bildirilir.
  2. İş sağlığı ve güvenliği hizmetinin dışarıdan alınması işverenin sorumluluğunu devretmez; 6331 sayılı Kanun'un 4/2. maddesi bunu açık hükümle söyler.
  3. Üç iş günlük bildirim süresinin kaçırılmasının doğrudan bir bedeli vardır: 5510 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca bildirim tarihine kadar ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir.
  4. SGK rücuu, 21. maddenin birinci fıkrasında sigortalının veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarla sınırlandırılmıştır ve sorumluluğun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
  5. 26. maddedeki idari para cezaları çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre yüzde ikiyüze kadar artırılır; ancak çalışan sayısıyla çarpılarak verilen cezalarda bu artırım uygulanmaz.
  6. Ölüm ve vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan işveren sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417/3. maddesi gereğince sözleşmeye aykırılık hükümlerine tabidir: on yıllık zamanaşımı ve kusursuzluğu ispat yükünün işverende olması sonucunu doğurur.

Türkiye’de bir işyerinde ciddi bir kaza olduğunda işverenin ilk hukuki süresi haftalarla değil günlerle ölçülür: olay, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) ise üç iş günü içinde bildirilmek zorundadır. Dayanak, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13. maddesidir. Bundan sonrası tek bir süreç değil, üç ayrı süreçtir: 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamında bir teftiş ve idari yaptırım dosyası, SGK’nın sigortalıya veya hak sahiplerine yaptığı her ödeme için açacağı rücu davası ve bir ceza soruşturması. Bunlar paralel yürür, süreleri farklıdır, muhatapları farklıdır; işverenin birinde yazdığı satır diğer ikisinde okunur.

Bölümün devamını okuyun

Bu sayfa krizin işveren tarafını ele alıyor: bildirim yükümlülükleri, teftişin üzerinde döndüğü belge dosyası, idari para cezaları ile işin durdurulması ve ardından gelen rücu ve tazminat riski. İş ilişkisinin genel çerçevesi iş hukuku sayfamızda; üç sürecin birbirine göre sıralanması ise iş kazasından sonra işverenin üç cephesi başlıklı yazımızda ayrıntılı olarak anlatılıyor.

İlk Bildirimler

5510 sayılı Kanun’un 13. maddesi iş kazasını geniş tanımlar: sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işverence yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emziren kadın sigortalının süt izni sırasında ve işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olay. Bu genişlik önemlidir; çünkü işverenlerin bildirmeyi en sık atladığı olaylar, tam da kanunun iş kazası saydığı servis ve işyeri dışı olaylardır.

Bölümün devamını okuyun

Hizmet akdiyle çalışan sigortalılar bakımından bildirim yükümlülüğü işverendedir: kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya kazadan sonraki üç iş günü içinde. Kanun burada gözden kaçması kolay bir istisna ekler: kaza işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse üç iş günlük süre kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar.

6331 sayılı Kanun’un 14. maddesi bunun üzerine bir kayıt yükümlülüğü koyar. İşveren bütün iş kazalarının ve meslek hastalıklarının kaydını tutar, gerekli incelemeleri yaparak raporları düzenler; ayrıca yaralanma veya ölüme yol açmadığı hâlde işyerini ya da iş ekipmanını zarara uğratan; çalışanı, işyerini ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli taşıyan olayları (uygulamadaki adıyla ramak kala olayları) inceleyip raporlamak zorundadır. Sağlık hizmeti sunucuları da kendilerine intikal eden iş kazalarını en geç on gün içinde ayrıca SGK’ya bildirir; yani işverenin küçük bir olay sayıp geçtiği bir kaza, bir hastane kaydı üzerinden aylar sonra dosyaya girebilir.

Teftiş Dosyası Neyin Üzerinde Döner

Kaza sonrası iş teftişi bir belge denetimidir. Müfettiş, 6331 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yükümlülüklerin ispatlanabilir biçimde yerine getirilip getirilmediğini sınar ve cevap çoğunlukla beş altı klasörde görünür.

YükümlülükMüfettişin aradığıHüküm
Risk değerlendirmesiEtkilenecek çalışan grubunu, seçilen ekipman ve kimyasalları, işyerinin düzenini ve özel politika gerektiren grupları (genç, yaşlı, engelli, gebe ve emziren çalışanlar) kapsayan güncel bir değerlendirmem. 10/1
İzleme ve denetimAlınan tedbirlere uyulup uyulmadığının izlendiğine, denetlendiğine ve uygunsuzlukların giderildiğine dair kayıt; tedbirin yalnızca kâğıt üzerinde var olması yetmezm. 4/1-(b)
Sağlık gözetimiİşe girişte, iş değişikliğinde, iş kazası, meslek hastalığı veya sağlık nedeniyle tekrarlanan işten uzaklaşmalardan sonra dönüşte talep hâlinde ve düzenli aralıklarla muayene; tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışan işe başlamadan önce alınmış sağlık raporum. 15/1-15/2
Eğitim ve mesleki yeterlilikİşe başlamadan önce ve iş, ekipman ya da teknoloji değiştiğinde verilen eğitim; mesleki eğitim alma zorunluluğu bulunan tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde, yokluğunda çalıştırma yasağı doğuran mesleki eğitim belgesi; kaza geçiren çalışan işe dönerken ilave eğitimm. 17/1, 17/3, 17/4
Görüş almaİSG personelinin görevlendirilmesinden ve koruyucu tedbir ile donanımın belirlenmesinden önce çalışanların veya temsilcilerinin görüşünün alınmış olmasım. 18/1-18/2
İSG kuruluElli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan uzun süren sürekli işlerin yapıldığı işyerinde kurul; asıl işveren-alt işveren ilişkisinde asıl işverence sağlanan koordinasyonm. 22/1-22/2
Acil durum planlamasıBelirlenmiş acil durumlar, acil durum planları, önleme, tahliye, yangınla mücadele ve ilk yardım için eğitimli ve donanımlı ekipler ve fiilen yapılmış tatbikatlarm. 11/1
Bölümün devamını okuyun

İki hüküm, işverenin en sık başvurduğu savunmayı baştan kapatır. 4. maddenin ikinci fıkrası, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını; üçüncü fıkra da çalışanların kendi yükümlülüklerinin işverenin sorumluluğunu etkilemeyeceğini söyler. 8. maddenin ikinci fıkrası devreyi tamamlar: görevlendirilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı eksiklik ve aksaklıkları belirleyip işverene yazılı olarak bildirir; bunların düzeltilmesinden sorumlu olan işverendir. Gereği yerine getirilmemiş yazılı bildirimlerin bulunduğu bir klasör, bir teftişin bulabileceği en ağır belgedir.

İdari Para Cezaları, Artırım ve İşin Durdurulması

6331 sayılı Kanun’un 26. maddesi, ihlal edilen her yükümlülük için ayrı bir ceza öngörür. Metindeki rakamlar nominal tutarlardır (2012’de konmuş, bir kısmı 2015’te değiştirilmiştir); 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca maktu idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanunu uyarınca ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır; bu nedenle güncel tarife kanun metninden değil, ilgili yılın yeniden değerlemesinden okunmalıdır. Yapısal olarak asıl önemli olan, cezaların nasıl katlandığıdır. Bir kısmı her çalışan için ayrı ayrı verilir (sağlık gözetimi, bilgilendirme, eğitim, kişisel koruyucu donanım), bir kısmı ise aykırılık sürdükçe her ay tekrarlanır; işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı görevlendirmemek ile risk değerlendirmesi yapmamak bu ikinci gruptadır.

Bölümün devamını okuyun

Bunun üzerine 26. maddenin üçüncü fıkrası, çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre bir artırım uygular:

İşyeriAz tehlikeliTehlikeliÇok tehlikeli
10'dan az çalışanAynı miktarda+%25+%50
10-49 çalışanAynı miktarda+%50+%100
50 ve daha fazla çalışan+%50+%100+%200

İtiraz dilekçesinde ileri sürülmeye değer iki kayıt vardır. 26. maddenin dördüncü fıkrasına göre işin durdurulması hâlinde, durdurmaya sebep olan fiilden dolayı ilgili idari para cezası uygulanmaz. Beşinci fıkraya göre ise çalışan sayısıyla çarpılarak verilen cezalarda yukarıdaki artırım tablosu uygulanmaz. Yetki de bölünmüştür: cezalar gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve İş Kurumu il müdürünce verilir ve tebliğinden itibaren otuz gün içinde ödenir; istisnası, 14. maddedeki bildirim yükümlülüğüne ilişkin cezalardır; bunları doğrudan SGK verir ve tebliğ, itiraz ve tahsilde 5510 sayılı Kanun’un 102. maddesi uygulanır.

Ticari sonucu en sert olan tedbir, 25. maddedeki işin durdurulmasıdır. Üç iş müfettişinden oluşan heyet tespit tarihinden itibaren iki gün içinde işin durdurulmasına karar verebilir; tespit edilen husus acil müdahale gerektiriyorsa tespiti yapan müfettiş, heyet karar alıncaya kadar geçerli olmak üzere işi durdurur. Karar bir gün içinde mülki idare amirine gönderilir ve kolluk kuvvetleri marifetiyle yirmi dört saat içinde, acil hâllerde aynı gün yerine getirilir. İşveren, kararın yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde iş mahkemesinde itiraz edebilir; itiraz uygulamayı etkilemez ve mahkemenin altı iş günü içinde vereceği karar kesindir. Durdurma boyunca 25. maddenin altıncı fıkrası, işsiz kalan çalışanlara ücretlerinin ödenmesini veya ücretlerinde düşüklük olmamak üzere başka bir iş verilmesini zorunlu kılar; sekizinci fıkra ise durdurulan işte izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekiline üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür. 25/A maddesi, yalnızca maden işyerlerinde meydana gelen ölümlü iş kazalarında ve kusurun yargı kararıyla tespiti hâlinde iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklamayı düzenler.

Güncelliğe ilişkin bir not: İSG personeli görevlendirilmesini düzenleyen 6. ve 7. maddelerin kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan az tehlikeli işyerleri bakımından yürürlüğü defalarca ertelenmiş, son erteleme tarihi ise Anayasa Mahkemesi’nin 22 Temmuz 2025 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Bu kapsamdaki işverenlerin bir erteleme varsaymak yerine güncel durumu teyit etmesi gerekir.

SGK Rücuu ve Tazminat Riski

Dosyadaki en büyük rakam çoğunlukla rücu alacağıdır. 5510 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre iş kazası veya meslek hastalığı, işverenin kastı ya da sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse; Kurumca yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı işverene ödettirilir. Aynı fıkra kendi sınırlarını da koyar ve bu sınırların ikisi de savunma aracıdır: tahsil edilecek tutar, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarı aşamaz ve işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Olaya üçüncü bir kişi sebep olmuşsa dördüncü fıkra, yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısını zarara sebep olan üçüncü kişilere ve kusurları varsa onları çalıştıranlara yöneltir; alt işveren zincirleri ile ekipman tedarikçileri tam da bu noktada dosyaya girer.

Bölümün devamını okuyun

Geç bildirimin kendi yaptırımı ikinci fıkradadır: 13. maddedeki üç iş günlük süre içinde bildirim yapılmazsa, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir. Bu, kusur tartışmasından bağımsız işleyen bir sonuçtur; kazanın nasıl meydana geldiğine bakılmaksızın yalnızca sürenin kaçırılmış olması yeterlidir. Mevzuatın sağlık raporu alınmasını gerektirdiği işlerde, böyle bir rapora dayanılmaksızın veya rapora aykırı olarak bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılan sigortalının, bu işe girmeden önce var olan ya da bu işte çalıştırılması sonucu meydana gelen hastalığı nedeniyle ödenen geçici iş göremezlik ödeneği de üçüncü fıkra uyarınca işverene ödettirilir.

Rücu davasının yanında işçinin veya hak sahiplerinin kendi tazminat davası gelir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesinin ikinci fıkrası işvereni, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak ve araç gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlü kılar; üçüncü fıkra ise ölüm, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazminini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi tutar. Sonuçlar yapısaldır: 146. maddedeki on yıllık zamanaşımı uygulanır ve 112. madde uyarınca kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat yükü işverene düşer. Ayrıca 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin üçüncü fıkrası, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını zorunlu arabuluculuk dava şartının dışında bırakır; bu dosyalar daha ilk günden dava olarak gelir. Yürütülme biçimi iş uyuşmazlıkları ve davaları sayfamızda ele alınıyor.

Yabancı Personel Dosyalarıyla Kesiştiği Nokta

Kazada zarar gören çalışan yabancı uyrukluysa, kaza dosyası arkasındaki çalışma izni dosyasını da anında açığa çıkarır: çalışanın geçerli bir çalışma izni bulunup bulunmadığı, iznin işveren ve işyeriyle örtüşüp örtüşmediği ve sigortalı işe giriş bildirgesinin ilk günden önce verilip verilmediği aynı teftişte tespit edilir; her birinin kendi yaptırım rejimi vardır. Karma işgücü çalıştıran işverenlerin bu sayfayı yabancı personel çalıştıran işverenin uyum ve ceza riski yazımızla birlikte okuması ve 17. maddenin gerektirdiği eğitim ile talimatların çalışanın gerçekten anladığı bir dilde verildiğini kontrol etmesi gerekir; bu nokta kusur dağılımında sürekli karşımıza çıkar. Teftişin yakından incelediği görev tanımı, işyeri ve çalışma koşullarına ilişkin sözleşme hükümleri ise istihdam sözleşmeleri sayfamızda ele alınıyor.

Yaklaşımımız

Dosyaları geliş sırasına göre değil, karara bağlanma biçimlerine göre ele alıyoruz. Bu, ilk günlerde bildirimlerin ve belge düzeninin güvence altına alınması; illiyet bağı ve kusur konusunda teftiş, rücu davası ve soruşturma boyunca tek ve tutarlı bir tutum alınması; kanunun tanıdığı sınırların (21. maddedeki tavan, kaçınılmazlık ilkesi, 26. maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları) olguların elverdiği yerde ileri sürülmesi anlamına geliyor.

Rakamlarla

3 iş günü
Kazanın SGK'ya bildirilmesi için süre
6 iş günü
İşin durdurulması kararına iş mahkemesinde itiraz
%200
26. maddedeki cezalarda azami artırım oranı
10 yıl
TBK 417/3 kapsamında işveren sorumluluğunda zamanaşımı

Kaza sonrası dosyayı nasıl yürütüyoruz

  1. İlk bildirimleri güvence altına almak

    Kazanın kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumu'na ise 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesindeki üç iş günü içinde bildirildiğini ve bildirgenin olguları doğru yansıttığını teyit ediyoruz.

  2. Uyum dosyasını toplamak

    Risk değerlendirmesi, görevlendirme kayıtları, eğitim ve mesleki yeterlilik belgeleri, sağlık gözetimi raporları, kişisel koruyucu donanım tutanakları ve kurul kararları, müfettiş istemeden önce bir araya getiriliyor.

  3. Teftişte işvereni temsil etmek

    İş müfettişlerine sunulacak yazılı beyanları hazırlıyor, tespitlere karşı görüş bildiriyor, idari para cezası ve işin durdurulması kararlarını yasal süreleri içinde yetkili mahkemeye taşıyoruz.

  4. SGK rücu davasını savunmak

    Kusur dağılımına ve 21. maddenin birinci fıkrasındaki tavana itiraz ediyor, olgular elverdiğinde kaçınılmazlık ilkesini ileri sürüyor ve burada alınan tutumu ceza ve tazminat dosyalarıyla uyumlu tutuyoruz.

  5. Ceza ve hukuk cephelerini eşgüdümlemek

    Bir dosyada yapılan beyan diğerlerinde okunduğu için, illiyet bağı ve kusura ilişkin teknik savunmayı soruşturma, tazminat davası ve rücu davası boyunca tek çizgide tutuyoruz.

Sıkça sorulan sorular

İşverenin iş kazasını bildirme süresi ne kadardır?

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi, 4/1-(a) kapsamındaki sigortalılar için iki ayrı bildirim öngörür. Kaza, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal; Sosyal Güvenlik Kurumu'na ise iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilir. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse bu üç iş günlük süre kazanın öğrenildiği tarihten başlar. 6331 sayılı Kanun'un 14/2. maddesi de iş kazaları için aynı üç iş günlük süreyi tekrarlar; sağlık hizmeti sunucuları veya işyeri hekimi tarafından işverene bildirilen meslek hastalıklarında ise süre, işverenin öğrendiği tarihten itibaren işler.

Bildirim geç yapılırsa ne olur?

İki ayrı sonuç doğar. Birincisi, 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir. İkincisi, 14. maddedeki bildirim yükümlülüğünün ihlali idari para cezasına bağlanmıştır; bu ceza, diğer İSG cezalarından farklı olarak Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğünce değil doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu'nca verilir ve tebliğ, itiraz ve tahsilinde 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uygulanır.

İSG hizmetini dışarıdan almak işvereni sorumluluktan kurtarır mı?

Hayır. 6331 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrası, işyeri dışındaki uzman kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını hükme bağlar; üçüncü fıkra da çalışanların kendi yükümlülüklerinin işverenin sorumluluğunu etkilemeyeceğini ekler. 8. maddenin ikinci fıkrası halkayı tamamlar: görevlendirilen işyeri hekimi veya iş güvenliği uzmanı eksiklik ve aksaklıkları belirleyip işverene yazılı olarak bildirir, bunların düzeltilmesinden ise işveren sorumludur. Uygulamada, gereği yerine getirilmemiş yazılı bildirimler dosyadaki en ağır delil hâline gelir.

SGK rücu davası nedir, nereye kadar gider?

5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre iş kazası, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse; Kurumca yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değeri toplamı işverene ödettirilir. Aynı fıkra iki sınır da koyar: tutar, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri miktarı aşamaz ve işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Zarara üçüncü bir kişi sebep olmuşsa dördüncü fıkra, yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin yarısını o kişiye ve kusuru varsa onu çalıştıranlara yöneltir.

İş kazasından sonra işyeri hangi hallerde durdurulur?

6331 sayılı Kanun'un 25. maddesi, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntemlerinde veya iş ekipmanlarında hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde, tehlike giderilinceye kadar işin bir bölümünde veya tamamında durdurulmasını öngörür. Çok tehlikeli sınıftaki maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan işlerin yapıldığı veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde, risk değerlendirmesinin hiç yapılmamış olması tek başına durdurma sebebidir. Üç iş müfettişinden oluşan heyet tespit tarihinden itibaren iki gün içinde işin durdurulmasına karar verebilir; acil müdahale gerektiren hâllerde tespiti yapan müfettiş işi hemen durdurur. İşveren, kararın yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde iş mahkemesinde itiraz edebilir; itiraz uygulamayı etkilemez ve mahkemenin altı iş günü içinde vereceği karar kesindir.

Her iş kazası ceza davasına dönüşür mü?

Kendiliğinden dönüşmez; ancak ölüm hâlinde ceza soruşturması mutlaka açılır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesindeki taksirle öldürme suçu şikâyete bağlı değildir, re'sen soruşturulur ve savcılık dosyası çoğunlukla iş teftişiyle paralel yürür. Yaralamada ise 89. maddenin beşinci fıkrası soruşturma ve kovuşturmayı şikâyete bağlar; bunun istisnası, birinci fıkra kapsamı dışına çıkan bilinçli taksir hâlleridir. Bundan ayrı olarak 6331 sayılı Kanun'un 25/8. maddesi, durdurulan işlerde izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekilleri için üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür.

İşveren tazminat davasına ne kadar süreyle açık kalır?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesinin üçüncü fıkrası; işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazminini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi kılar. Bu nitelendirmenin iki sonucu vardır: haksız fiilin kısa süreleri yerine 146. maddedeki on yıllık genel zamanaşımı uygulanır ve 112. madde gereğince kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat yükü borçluya, yani işverene düşer.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün.

Av. Onur Çalışıcı

Dosyanızı yürüten avukat

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu ve elinizdeki belgeleri yazın; okuyup size dönüş yapalım. Türkçe ya da İngilizce yazabilirsiniz.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası