Türk iş hukukunun temel kuralları 4857 sayılı İş Kanunu’ndadır: haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir (m. 63), her bir saat fazla çalışmanın ücreti normal saat ücretinin yüzde elli yükseltilmesiyle ödenir ve fazla çalışmanın toplamı bir yılda 270 saati aşamaz (m. 41). Deneme süresi en çok iki aydır, toplu iş sözleşmesiyle dört aya kadar uzatılabilir (m. 15); otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli sözleşmesi ancak geçerli bir sebeple feshedilebilir (m. 18), bildirim süreleri ise kıdeme göre iki, dört, altı veya sekiz haftadır (m. 17). Hak kazandıran fesihte her tam yıl için 30 günlük ücret tutarındaki kıdem tazminatı, 4857 sayılı Kanun m. 120 ile yürürlükte bırakılan 1475 sayılı eski İş Kanunu m. 14’e tabidir; işe iade dâhil çoğu işçilik alacağında dava açmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır (7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3).
Bölümün devamını okuyun
Türkiye’de iş ilişkileri esas olarak 4857 sayılı İş Kanunu ile düzenlenir; bu düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile tamamlanır. Yabancı istihdamı ise ayrıca 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler bir arada, Türk iş hukukunu belirgin biçimde işçi lehine kılar: tanıdıkları hak zeminini sözleşmeyle aşağı çekmek mümkün değildir.
Hem işveren hem de çalışan tarafında hareket ediyor; uyuşmazlık doğmadan önce mevzuata uygun ilişkiler kuruyor, uyuşmazlık doğduğunda ise alacakları savunuyor veya talep ediyoruz. Özellikle Türkiye’deki yabancı yatırımcılar açısından, Batı’daki “istediğinde fesih” (at-will) anlayışı ile Türk sistemi arasındaki fark en pahalı hataların yapıldığı yerdir. Türkiye’de personel istihdamına ilişkin kapsamlı rehberimiz tüm süreci adım adım ele alır; istihdam sözleşmeleri, fesih ve tazminatlar ve işyeri uyuşmazlıkları konularında ayrıca odaklı destek sunar.
Türkiye’de iş ilişkilerine hangi kanunlar uygulanır?
4857 sayılı İş Kanunu, Türkiye’de iş ilişkisi düzenlemesinin belkemiğini oluşturur. Sözleşmeler, çalışma süresi, izinler, fesih, kıdem ve ihbara ilişkin, çalışanın aleyhine sözleşmeyle bertaraf edilemeyecek asgari standartları belirler. Yasal kıdem tazminatından feragat eden, fazla çalışma ücretini yasal oranın altına çeken veya iş güvencesi korumasını kaldıran bir hüküm hukuken geçersizdir; işçi ne imzalamış olursa olsun korumayı muhafaza eder.
Bölümün devamını okuyun
İş Kanunu’nun boşluk bıraktığı hâllerde, özellikle İş Kanunu m. 4’ün kapsam dışında bıraktığı ev hizmetleri, sporcular ve 50 veya daha az işçi çalıştırılan tarım ve orman işyerleri gibi iş ve iş ilişkileri bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu devreye girer. 6331 sayılı Kanun kapsamındaki iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri, iş yerinin büyüklüğüne bakılmaksızın hemen her iş yerine uygulanır; 5510 sayılı Kanun uyarınca sigortalılık bildirimi ise işçinin ilk iş gününden sonra değil, öncesinde tamamlanmalıdır. Kısacası uyum, tek bir belgeden ibaret değildir; ilk günden itibaren yerinde olması gereken bir tescil, bildirim ve kayıt bütünüdür.
Aynı çerçeve, bir taşeron tarafından çalıştırılan işçilerin ne zaman asıl işverenin işçisi sayılacağını da belirler; bu soru alt işveren muvazaası yazısında incelenmektedir.
Bu çerçevenin yanında 6356 sayılı Kanun’un toplu iş hukuku düzeni yer alır. Kanuni barajları aşan sendika Bakanlıktan yetki tespit yazısı alır ve işverenin bu yazıya itiraz süresi aylarla değil iş günüyle ölçülür; sürecin sırası ve bu süre işlerken işverenin yapabilecekleri ile yapamayacakları sendika yetki tespiti işverenin karşısına nasıl çıkar yazısında anlatılmaktadır.
İş Sözleşmeleri
İşverenler, işin niteliğine göre farklı sözleşme türleri arasında seçim yapabilir:
- Belirsiz süreli veya belirli süreli sözleşmeler; belirli süreli olanı yalnızca süreyi haklı kılan objektif bir neden gerçekten bulunduğunda mümkündür
- Haftalık çalışma süresine dayalı tam zamanlı veya kısmi süreli düzenlemeler
- Düzensiz talebe sahip işler için çağrı üzerine çalışma
- Grup hâlinde yürütülen işler için takım sözleşmeleri
Bölümün devamını okuyun
4857 sayılı Kanun m. 8/2 uyarınca süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması zorunludur. Yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde m. 8/3 işverene, en geç iki ay içinde çalışma koşullarını, çalışma süresini, temel ücreti, ücret ödeme dönemini ve fesih hâlinde uyulacak hükümleri gösteren yazılı bir belge verme yükümlülüğü getirir; süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra uygulanmaz. Yazılı şeklin kesin biçimde zorunlu olmadığı hâllerde dahi bunu güçlü biçimde öneriyoruz; çünkü uyuşmazlıkta sözleşme koşullarını ispat yükü çoğunlukla işverene düşer. Her sözleşmede şu hususlar açıkça yer almalıdır: tarafların kimlik bilgileri ve adresleri; işin unvanı, görev tanımı ve iş yeri; ücret, ödenekler ve yan haklar; çalışma süreleri ve dinlenme süreleri; belirli süreli ise sözleşmenin süresi; bildirim süreleri ve fesih koşulları.
Uygulamada iki tuzak tekrarlanır. Birincisi, belirli süreli sözleşmeler çoğu kez iş güvencesinden kaçınmak için yanlış kullanılır. Yeni ve objektif bir neden olmaksızın yapılan zincirleme yenilemeler, ilişkiyi kanun gereği belirsiz süreliye dönüştürür ve işçi tam fesih korumasına kavuşur. İkincisi, rekabet yasağı hükümleri ancak kapsam, coğrafya ve süre bakımından makul olması ve korunmaya değer meşru bir işletme menfaatinin bulunması hâlinde geçerlidir. TBK m. 445/2 uyarınca hâkim aşırı geniş bir yasağı kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir. Sözleşme kaleme alınmadan önce üçüncü bir soru daha gündeme gelir: işi yapacak kişiler doğrudan mı istihdam edilecek, geçici iş ilişkisiyle mi görevlendirilecek, yoksa bağımsız bir tedarikçiden hizmet olarak mı alınacaktır; m. 7’nin her birine getirdiği sınırlar istihdam yapılandırması ve esnek işgücü sayfamızda ele alınıyor.
İmzalanmış bir ibraname dosyayı tek başına kapatmaz. TBK m. 420/2 uyarınca ibra yazılı olmalı, sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık süre geçtikten sonra düzenlenmeli, alacağın türünü ve miktarını açıkça belirtmeli ve hak tutarına nazaran noksansız, banka aracılığıyla yapılmış bir ödemeye dayanmalıdır; aksi hâlde kesin olarak hükümsüzdür. Gerçek tutarı içermeyen belge ise m. 420/3 uyarınca yalnızca içerdiği miktarla sınırlı makbuz hükmündedir ve işvereni yıllar sonra alacağın geri kalanıyla karşı karşıya bırakır.
Türkiye’de çalışma süresi ve fazla çalışma kuralları nelerdir?
Tam zamanlı çalışanlar için yasal haftalık çalışma süresi 45 saat ile sınırlıdır. Bunu aşan çalışma fazla çalışma sayılır ve normal saat ücretinin yüzde elli yükseltilmesiyle ödenir ya da işçi isterse fazla çalıştığı her saat karşılığında bir saat otuz dakika serbest zaman olarak kullanılır (m. 41). Yıllık toplam fazla çalışma 270 saati aşamaz ve m. 41 uyarınca işçinin onayı alınır; Fazla Çalışma Yönetmeliği m. 9 bu onayın yazılı olmasını arar. Denkleştirme, ara dinlenmesi ve yıllık iznin bu sınırlarla ilişkisi çalışma süresi, fazla çalışma ve yıllık izin rehberimizde anlatılıyor.
Bölümün devamını okuyun
Ücret genellikle aylık olarak ödenir ve en az, Asgari Ücret Tespit Komisyonunca en geç iki yılda bir belirlenen asgari ücret düzeyinde olmalıdır (m. 39). Çoğu işveren bakımından ödemenin banka aracılığıyla yapılması gerekir. Ücretin geç veya eksik ödenmesi önemsiz bir idari kusur değildir: işvereni yaptırımlara maruz bırakır ve daha da önemlisi, çalışana kıdem haklarını tam olarak koruyarak haklı nedenle fesih (istifa) imkânı verir.
Çalışanlar, bir yıllık çalışma süresini doldurduklarında ücretli yıllık izne hak kazanır. İzin süresi, kıdeme bağlı olarak 14 ile 26 iş günü arasında değişir; buna ulusal bayram ve genel tatil günleri de eklenir. Kullanılmayan ve birikmiş izin hakkı kendiliğinden ortadan kalkmaz; iş sözleşmesi sona erdiğinde son ücret üzerinden nakden ödenir ki bu, işverenlerin düzenli olarak hafife aldığı bir kalemdir.
İşveren işçiyi ne zaman çıkarabilir, kıdem tazminatı ne zaman ödenir?
Fesih, Türk iş hukukunun en fazla dava konusu olan alanıdır ve sonuç neredeyse tümüyle iş ilişkisinin nasıl sona erdiğine bağlıdır. Temel kavramlar şunlardır:
4 maddeyi gösterin
- Bildirim süreleri. Belirsiz süreli sözleşmeyi sona erdiren taraf, kıdeme göre iki, dört, altı veya sekiz haftalık bildirim süresi vermek (m. 17) veya ihbar tazminatı ödemek zorundadır.
- Geçerli neden ve iş güvencesi. Otuz veya daha fazla çalışanın bulunduğu iş yerlerinde, en az altı aylık kıdemi olan çalışan yalnızca geçerli bir nedenle işten çıkarılabilir ve neden yetersizse işe iade davası açabilir.
- Haklı neden. Ağır kusur veya sözleşmenin esaslı ihlali, bildirimsiz derhal feshe imkân verir; ancak işveren, fiili öğrendiği tarihten itibaren altı iş günü içinde bu hakkını kullanmalıdır.
- Kıdem tazminatı. Bir yıllık kıdemin ardından hak kazandıran bir fesih, çalışılan her yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında ve yasal tavana tabi kıdem tazminatı doğurur; hesap adım adım kıdem ve ihbar tazminatı rehberimizde gösteriliyor.
Fesih gibi görünen bir olay aslında fesih değildir. İşyeri el değiştirdiğinde m. 6, iş sözleşmelerini işçilerin kıdemleriyle birlikte devralana geçirir ve devrin kendisi taraflardan hiçbiri için fesih sebebi oluşturmaz; devredenin nelerden ve ne kadar süreyle sorumlu kalacağı işyeri devrinde işçilerin otomatik geçişi yazısında ele alınıyor.
Sözleşmenin nasıl sona erdiği, neyin borçlanıldığını belirler. Genel tablo şöyledir:
| İş ilişkisi nasıl sona eriyor | Bildirim / ihbar tazminatı | Kıdem tazminatı | İşe iade riski |
|---|---|---|---|
| İşçi haklı neden olmadan istifa eder | İşçi bildirim verir | Hayır | Hayır |
| İşçi haklı nedenle istifa eder | Hayır | Evet | Hayır |
| İşveren geçerli nedenle fesheder | Evet | Evet | Belgelenmişse düşük |
| İşveren ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hâllere dayanarak haklı nedenle fesheder (m. 25/II) | Hayır | Hayır | Neden ayakta kalırsa hayır |
| İşveren sağlık, zorlayıcı sebep veya gözaltı/tutukluluk nedeniyle haklı nedenle fesheder (m. 25/I, III, IV) | Hayır | Evet | Neden ayakta kalırsa hayır |
| Geçerli nedene dayanmayan fesih (30+ çalışan) | Evet | Evet | Evet, artı tazminat |
Fesih nedenini somut biçimde belirten yazılı bir bildirim şarttır: 4857 sayılı Kanun m. 19/1 işverenin fesih bildirimini yazılı yapmasını ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmesini zorunlu tutar; m. 20 uyarınca sebep gösterilmemesi ya da gösterilen sebebin geçerli olmaması işe iade talebinin dayanağıdır. Aradaki fark önemlidir: istifa, haklı nedenle fesih ve geçerli nedene dayanmayan fesih arasındaki ayrım, işverenin yükümlülüğünü hiçbir ödeme yapmamaktan işe iade ile birkaç aylık ek tazminata kadar götürebilir. Bu nedenle işlemi yapmadan önce fesih nedenini, delilini ve zamanlamasını belgeleyin.
Yeniden yapılandırma veya kadro daraltması planlayan işverenler için sıralama, en az işin özü kadar önemlidir. Performans sorunları zaman içinde yazılı olarak belgelenmeli, savunmalar alınıp uyarılar tebliğ edilmeli ve fesihten önce başka bir pozisyonda değerlendirme gibi alternatifler samimi biçimde gözden geçirilmelidir. 4857 sayılı Kanun m. 18 işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebep arar, m. 19/2 davranış veya verimle ilgili nedenlerle fesihten önce işçinin savunmasının alınmasını zorunlu tutar, m. 20 ise geçerli sebebi ispat yükünü işverene yükler; bu nedenle dosya karardan önce oluşmalı, karardan sonra derlenmemelidir.
İşverene dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Çoğu işçilik alacağı bakımından arabuluculuk, dava açmadan önce zorunlu bir aşamadır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ödenmemiş ücret, fazla çalışma, yıllık izin ücreti ve işe iade talepleri, mahkeme dosyayı kabul etmeden önce arabuluculuk sürecinden geçmelidir. Arabuluculuk son tutanağı olmaksızın açılan dava, dava şartı yokluğundan (usulden) reddedilir. İş kazası ve meslek hastalığından doğan tazminat talepleri, bu zorunluluğun sınırlı istisnaları arasındadır.
Bölümün devamını okuyun
Arabuluculuk, alelacele geçilecek bir formalite değil; kontrollü koşullarla uzlaşmanın en elverişli aşamasıdır. İşe iade süreleri ve yargılama masrafları işlemeye başladığında iki taraf da pazarlık gücünü yitirir.
Müvekkillerimizi arabuluculukta hazırlayıp temsil ederek erken aşamada kontrollü koşullarla uzlaşmayı hedefliyor, çözüme kavuşmayan uyuşmazlıkları ise temiz bir usul geçmişiyle iş mahkemelerine taşıyoruz.
Yabancıların İstihdamı
Yabancı uyruklu kişilerin işe başlamadan önce 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında bir çalışma izni alması gerekir. İzin, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından verilir ve kural olarak çalışma süresi boyunca ikamet izni yerine de geçer. Başvurular genellikle işveren tarafından yapılır ve onay; Türk çalışan sayısına bağlı kotalara, asgari sermayeye ve göreve göre teklif edilen ücrete bağlı olabilir.
Bölümün devamını okuyun
İşe almadan önce izinleri temin etmek işverenin sorumluluğundadır; izinsiz istihdam hem işveren hem de çalışan için ciddi idari para cezalarına, ödenmemiş sosyal güvenlik primlerinden doğan sorumluluğa yol açar; 6735 sayılı Kanun m. 23/9 uyarınca işveren ayrıca yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönüş masraflarını ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılamak zorundadır. Türkiye’de ekip kuran şirketler için, çalışma izni sürecini şirket kuruluşu ve tescili ile eşzamanlı yürütmek şarttır; böylece yeni işe alımlar ilk günlerinden itibaren hukuka uygun olur.
Böyle bir çalışanın sözleşmesinde yabancı bir hukuk seçilmişse, bu seçimin sınırları iş sözleşmesinde hukuk seçiminin sınırı yazısında ele alınmaktadır.
Nasıl Yardımcı Oluyoruz
İş sözleşmelerini ve iş yeri politikalarını hazırlıyor ve gözden geçiriyor, yeniden yapılandırmalar ile hukuka uygun fesihler konusunda danışmanlık veriyor, yabancı personel için çalışma izni başvurularını yürütüyor, zorunlu arabuluculuk sürecini yönetiyor ve işe iade, kıdem ve ücret alacağı davalarını iş mahkemeleri önünde takip ediyoruz. İster Türkiye’de işgücü kuran bir yatırımcı olun, ister haklarını koruyan bir çalışan; 4857 sayılı İş Kanunu’nun gereklerini uygulanabilir ve savunulabilir kararlara dönüştürüyor, gerçek riskin nerede olduğunu bir alacağa dönüşmeden önce size söylüyoruz.
İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri
4 maddeyi gösterin
- İstihdam Sözleşmeleri ve İşyeri Politikaları: Yabancı işverenler için 4857 sayılı İş Kanunu’na uyumlu sözleşmeler ve rekabet yasakları.
- İş Sözleşmesinin Feshi ve Tazminatlar: Kıdem ve ihbar tazminatı hesabı, geçerli/haklı fesih ve işe iade davalarında savunma.
- İş Uyuşmazlıkları ve İş Davaları: Dava şartı arabuluculuk ve İstanbul İş Mahkemeleri’nde işveren temsili.
- İstanbul’da Yabancı Müvekkil ve Şirketler İçin Dava ve İşlem Rehberi: İş hukuku ve yabancı çalışma izinleri süreçlerinde hukuki danışmanlık.