Bir Ar-Ge ekibinin ürettiği çıktının kime ait olacağı iş sözleşmesiyle çözülmez ve proje için bir kez çözülmez. Türk hukuku her çıktı türünü ayrı bir malike, ayrı bir süre içinde yönlendirir: patentlenebilir bir buluş, işveren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 115 inci maddesi uyarınca dört ay içinde yazılı hak talebinde bulunana kadar buluşu yapan çalışanda kalır; yükümlü olunan faaliyet gereği ya da büyük ölçüde işletmenin deneyim ve çalışmalarına dayanılarak yapılan tasarımda hak sahibi, aksi kararlaştırılmadıkça m.73/1 gereği işverendir; yazılım ve diğer eserlerde işveren 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m.18/2 uyarınca mali hakları yalnızca kullanır, eser sahipliği bireyde kalır; patent sistemine hiç sokulmayan know-how ise ancak sır saklama borcu ve haksız rekabet hükümleriyle korunur.
Bölümün devamını okuyun
Teknopark veya Ar-Ge merkezi statüsü vergi rejimini ve projenin taşıması gereken evrakı değiştirir; yukarıdakilerin hiçbirini değiştirmez. Aşağıda bu dört rejimin gerçek bir Ar-Ge programında nasıl kesiştiği, sözleşme katmanının fiilen nerede devreye girdiği ve hangi kararların işe başlamadan önce alınması gerektiği ele alınıyor. Bu kararların zamanı, bir patent başvurusunun incelendiği ya da bir devralan tarafın soruyu sorduğu an değildir.
Dört Çıktı, Dört Farklı Varsayılan Malik
Ar-Ge sözleşmelerindeki en yaygın yapısal hata, “fikri mülkiyet”i tek bir malikle tek bir şeymiş gibi ele almaktır. Öyle değildir ve aradaki farklar biçimsel de değildir.
| Çıktı | Kanuni dayanak | Varsayılan durum | İşverenin yapması gereken | Çalışana borçlanılan |
|---|---|---|---|---|
| Patentlenebilir buluş | 6769 sayılı Kanun m.113-120 | Patent isteme hakkı, işveren talep edene kadar buluşu yapana aittir (m.109/1). | Bildirimin ulaştığı tarihten itibaren dört ay içinde yazılı tam veya kısmi hak talebi (m.115/1); sessizlik buluşu serbest buluşa çevirir. | Tam hak talebinde teşvik ödülü ve 2017 tarihli Yönetmeliğe göre hesaplanan bedel (Yönetmelik m.7 ve m.21). |
| Tasarım | 6769 sayılı Kanun m.73-74 | Yükümlü olunan faaliyet gereği yapılan tasarımda hak sahibi, özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça kanunen işverendir (m.73/1). | Hiçbir şey. Hak talebi süresi de bildirim düzeni de yoktur. | Yalnızca m.73/2 kategorisinde bedel; anlaşılamazsa mahkeme tespit eder (m.74/1). |
| Yazılım ve diğer eserler | 5846 sayılı Kanun m.8 ve m.18/2 | Eser sahibi onu meydana getirendir (m.8/1); işveren mali hakları kullanır (m.18/2). | Kullanmak değil sahip olmak gerekiyorsa yazılı devir almak; özellikle satıştan veya inhisari lisanstan önce. | Devir sözleşmesinin öngördüğü karşılık; manevi haklar devredilemez. |
| Sır olarak tutulan know-how | 6098 sayılı Kanun m.396/4; 6102 sayılı Kanun'un haksız rekabet hükümleri | Bir mülkiyet hakkı doğmaz. Koruma, gizliliğin fiilen sürdürülmesine bağlıdır. | Gizlilik önlemlerini belgelemek; borç, ilişki sona erdikten sonra ancak haklı menfaatin korunması için gerekli ölçüde sürer. | Ayrıca bir bedel yoktur; bu bir borçtur, karşılığı ödenen bir çıktı değildir. |
Bölümün devamını okuyun
Tablonun son satırı Ar-Ge yöneticilerinin en çok hafife aldığı satırdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.396/4, işçinin iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırlarını kendi yararına kullanmasını veya başkalarına açıklamasını yasaklar ve borcu ilişkinin sona ermesinden sonrasına da uzatır; ancak yalnızca işverenin haklı menfaatinin korunması için gerekli olduğu ölçüde. Türkiye’de bu konuda müstakil bir kanun bulunmadığı için icra yolu birden çok koddan birlikte kurulur; ayrıntısı ticari sırrın korunmasına ilişkin incelememizde ele alınmıştır.
Buluşlar: Hak Talebi ve Ar-Ge Çalışmasının Neden En Düşük Katsayıyı Ürettiği
Bildirim usulünün ve 113 ilâ 115 inci maddeler kapsamındaki dört aylık hak talebinin ayrıntısı, hizmet buluşlarında bildirim, dört aylık süre ve bedel başlıklı rehberimizde işlenmiştir. Bir Ar-Ge programı bakımından asıl mesele, hak talebinden sonra ne olduğudur.
Bölümün devamını okuyun
Çalışan Buluşlarına, Yükseköğretim Kurumlarında Gerçekleştirilen Buluşlara ve Kamu Destekli Projelerde Ortaya Çıkan Buluşlara Dair Yönetmelik (RG 29/9/2017, 30195) m.20/1, para hesabına geçilmeden önce hizmet buluşlarını üç gruba ayırır: 1. Grup, işletmedeki görev alanına doğrudan girmeyen konularda çalışanın kendi kendine üstlendiği bir görev vesilesiyle ve işletmenin katkısı olmaksızın gerçekleştirdiği buluşlar; 2. Grup, doğrudan bir görevlendirmeden kaynaklanmayan ancak işletmenin belirlediği bir ihtiyaca cevap veren ya da işletmenin katkı sunduğu buluşlar; 3. Grup ise işletmede verilen görevlendirmenin doğrudan neden olduğu ve buluşun gerçekleştirilmesine işletmenin tam katkısının bulunduğu buluşlar.
Planlı Ar-Ge çalışması (bütçelenmiş bir proje, tanımlanmış bir problem, laboratuvar imkânları, görevlendirilmiş bir ekip) 3. Grubun ders kitabı tarifidir. Yönetmelik m.21/3 ise grup numarası büyüdükçe düşen katsayılar belirler: kazancın ilk bandında 1. Grup için 0,0060, 2. Grup için 0,0040, 3. Grup için 0,0020; sonraki bantlarda sırasıyla 0,0006, 0,0005 ve 0,0004’e kadar iner. En çok buluş üreten çalışma ortamı, böylece her buluşun işverene en az maliyet çıkardığı ortam olur. m.21/2 net asgari ücretin 150.000 katında bir tavan koyar; bunu aşan kazanç kısmı için bedel ödeme zorunluluğu doğmaz. m.20/2-4 ise teknik araç gereci, enerjiyi, ham maddeyi ve tahsis edilen işgücünü işletmenin katkısı sayarken, buluşu yapanın kendi işgücünü ve buluştan bağımsız olarak doğan genel masrafları katkı dışında bırakır.
Her Ar-Ge politikasında bulunması gereken iki hüküm daha var. m.116/1, tam hak talep eden işvereni ilk başvuruyu Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapmakla yükümlü kılar; ancak işletme menfaatleri gerektiriyorsa başvurudan kaçınmasına da izin verir. m.116/2, işletme sırlarının korunması başvuru yapılmamasını gerektiriyorsa yükümlülüğü büsbütün kaldırır. İşletme menfaatine dayanarak başvurudan kaçınmak hukuka uygundur ama bedava değildir: m.116/1’in üçüncü cümlesi, ikinci fıkra saklı kalmak kaydıyla, başvurudan kaçınıldığı hâlde bedel hesaplanırken çalışanın patent alınamamasından doğan muhtemel ekonomik kaybının göz önünde tutulacağını söyler. m.119 ise iş ilişkisi sürerken yapılan serbest buluşları düzenler: çalışan bunları bildirmek zorundadır, işverenin buluşun serbest olmadığı yönünde yazılı itiraz için üç ayı vardır ve buluş işverenin faaliyet alanına giriyor ya da bu yönde ciddi hazırlıklar yapılıyorsa çalışan, tam hak tanımaksızın yararlanma teklifini önce işverene yapmakla yükümlüdür; işveren üç ay içinde cevap vermezse öncelik hakkını yitirir.
Ayrılma uyuşmazlıklarının çoğunun düğümlendiği noktayı m.118/4 kapatır: çalışan buluşundan doğan hak ve yükümlülükler iş sözleşmesinin sona ermiş olmasından etkilenmez.
Yükleniciler, Konsorsiyum Ortakları ve Ortak Mülkiyetin Bedeli
Yükleniciler ve danışmanlar şirketin çalışanı değildir; ödünç verilen personel ise kendi işvereninin çalışanıdır. Her iki hâlde de projeyi yürüten şirketin hak kaynağı çalışan buluşları rejimi değil, sözleşme ve yazılı devirdir. Ar-Ge programlarında hak kaybı tam da burada yaşanır.
Bölümün devamını okuyun
Patentlenebilir sonuçlar bakımından m.109/1, patent isteme hakkını buluşu yapana veya haleflerine verir ve bu hakkın devredilebileceğini söyler; dolayısıyla bir yükleniciyle çalışan şirket, devir imzalanana kadar hiçbir şeye sahip değildir; başvuru yapıldıktan veya patent verildikten sonra m.148/4 ve 148/8 uyarınca devir sözleşmesi yazılı olmalı ve ancak noter onaylı şekilde yapılmışsa geçerlidir. m.109/2, buluşun birden çok kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde hakkın taraflar başka türlü kararlaştırmadıkça hepsine ait olduğunu ekler: hiçbir şey yazmayan bir konsorsiyum, ortak mülkiyeti seçmiş olur. Tasarımda ise Kanun açıktır; m.73/4 uyarınca hizmet ilişkisi dışında kalan iş görme sözleşmeleri çerçevesinde yapılan tasarımlarda hak sahibi, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre belirlenir.
Ortak mülkiyet bundan sonra ticari ekipleri şaşırtan biçimde işler. m.112/1 her hak sahibinin kendi payı üzerinde serbestçe tasarruf etmesine, diğerlerine bildirimde bulunarak buluşu kullanmasına, başvuruyu veya patenti korumasına ve tecavüz davasını tek başına açmasına izin verir. Buna karşılık m.112/2, buluşun kullanılması amacıyla üçüncü kişilere lisans verilmesi için hak sahiplerinin oybirliğini şart koşar; kilidin tek çıkışı, hakkaniyet gereği bu yetkiyi bir veya birkaç hak sahibine verebilecek olan mahkemedir. m.112/3 ise başvurunun veya patentin devir amacıyla bölünmesini engeller. Ortak mülkiyete konu bir patent, bu yüzden tek bir ortağın lisanslanmasını bloke edebildiği bir varlıktır; iyi kaleme alınmış bir ortak geliştirme sözleşmesinin sonuçları çoğu zaman tek bir tarafa bırakıp diğerine geri lisans vermesinin, ortak mülkiyeti varsayılan olarak kabul etmemesinin sebebi budur. Bu kayıtlar, ticari sözleşmeler kapsamında ele alınan gizlilik ve mevcut birikim hükümleriyle birlikte yaşar ve işe başlamadan önce çözülmesi, bir lisans alıcısı ortaya çıktıktan sonra çözülmesinden çok daha ucuzdur.
Telif katmanının kendi kaydı gerekir. 5846 sayılı Kanun m.18/2 işverene yalnızca mali hakları kullanma yetkisi verdiği için, bir kod tabanını satmayı, devretmeyi veya inhisari lisansa konu etmeyi planlayan şirket mülkiyetten daha dar bir yetkiye dayanıyor demektir; bu nokta SaaS ve teknoloji şirketlerinde kaynak kod mülkiyeti ve telif devri yazımızda ayrıntılı olarak incelenmiştir.
Teknopark ve Ar-Ge Merkezleri: Evrak Değişir, Mülkiyet Kuralı Değişmez
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun bir statü kurar, bir mülkiyet rejimi kurmaz. Hiçbiri, şirketin kendi çalışanları bakımından 6769 sayılı Kanun’un 113 ilâ 120 nci maddelerini devre dışı bırakmaz.
Bölümün devamını okuyun
Getirdikleri şey belgelendirmedir. 4691 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesindeki Ar-Ge projesi tanımı, 5746 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde de büyük ölçüde aynı ifadelerle, amacı, kapsamı, teknik içeriği, süresi, bütçesi, özel şartları, diğerleri tarafından sağlanacak aynî ve nakdî destek tutarları ve sonuçta doğacak fikri mülkiyet haklarının paylaşım esasları tespit edilmiş bir çalışma arar; her iki kanun aynı koşulu tasarım projeleri için de tekrarlar. Fikri mülkiyet paylaşımı böylece faaliyetin nitelikli bir proje sayılmasının unsurlarından biri hâline gelir; fikri mülkiyet eki boş bırakılmış bir proje dosyası, ticari bir sorun olmadan önce bir uyum sorunudur.
Eşikler 5746 sayılı Kanun’dadır: Ar-Ge merkezi, sermaye şirketlerinin ayrı bir birim şeklinde örgütlenmiş ve en az elli tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli istihdam eden birimidir; tasarım merkezinde bu sayı en az ondur. m.4/6, Cumhurbaşkanı’na elli sayısını on beşe kadar indirme, on sayısını yarısına kadar azaltma ve her ikisini sektörler itibarıyla farklılaştırma yetkisi verir; yani bu rakamlar kanuni eşiktir, değişmez bir veri değildir. m.4/5 ise çifte yararlanmayı doğrudan engeller: 5746 sayılı Kanun kapsamındaki indirim, istisna, destek ve teşviklerden yararlananlar, 4691 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi hükümlerinden ayrıca yararlanamaz.
Söz konusu geçici madde, mülkiyetin vergiyle kesiştiği yerdir. Yönetici şirketin kazançlarını ve bölgedeki mükelleflerin münhasıran bölgedeki yazılım, tasarım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31/12/2028 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden müstesna tutar. Sonraki bir fıkra, fikri mülkiyet üreten bir ekip için asıl önemli hâli düzenler: kazanç gayri maddi hakların satılması, devri veya kiralanmasından elde edilmişse, istisnadan yararlanma bu hakların Ar-Ge faaliyetleri neticesinde elde edilmesi ve ilgili mevzuat çerçevesinde tescil veya kayıt ettirilmesi ya da bildirilmesi şartına bağlanabilir; istisna, nitelikli harcamaların toplam harcamalara oranıyla da sınırlandırılabilir. Hakkın hangi tüzel kişi adına tescilli olduğu, bu nedenle yalnızca bir fikri mülkiyet meselesi değildir.
Bölgelere özgü iki nokta daha var. 3 üncü madde Teknoloji Transfer Ofisi’ni, diğer işlevlerinin yanında fikri mülkiyet haklarının korunması, pazarlanması, satılması ve satıştan elde edilen gelirlerin yönetiminde faaliyet gösteren bir yapı olarak tanımlar; üniversiteye bağlı bir TTO, paylaşım kaydının karşı tarafı olarak sıkça karşımıza çıkar. 7 nci madde ise öğretim elemanlarının üniversite yönetim kurulunun izniyle araştırma sonuçlarını ticarileştirmek amacıyla bölgede şirket kurmasına, ortak olmasına ve/veya yönetiminde görev almasına imkân tanır. Aynı kişi hem akademik buluş sahibi hem karşı tarafın ortağı olabildiğine göre, kayıt bir gün bir başkasının okuyacağı varsayımıyla kaleme alınmalıdır.
Son olarak 6769 sayılı Kanun m.122/6 olumsuz önermeyi açıkça kurar: 122 nci maddedeki kamu destekli proje rejimi, 5746 sayılı Kanun kapsamındaki Ar-Ge veya tasarım merkezlerinde ya da 4691 sayılı Kanun kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgelerinde, kamu desteğiyle bir sözleşme çerçevesinde yürütülmeyen çalışmalarda veya proje bazlı olmayan kamu desteklerinde ortaya çıkan buluşlara uygulanmaz. Teknoparkta bir ofis kullanmak, tek başına kamu destekli proje kurallarını devreye sokan şey değildir.
Üniversite İş Birliği ve Kamu Destekli Projeler
Yükseköğretim kurumunda bilimsel çalışma veya araştırma sonucu gerçekleştirilen buluşlar kendi rayında ilerler. m.121/5, bunlara 115, 116, 118 inci maddeler ile 119 uncu maddenin dördüncü fıkrasının uygulanmayacağını söyler; yani özel sektördeki dört aylık kural burada işlemez. Karşılığını Yönetmelik verir: m.31/1 uyarınca kurum, hak sahipliği kararını bildirimin ulaştığı tarihten itibaren dört ay içinde yazılı olarak bildirmek zorundadır, aksi hâlde buluş serbest buluş sayılır; m.32/1 ise bu karardan itibaren dört ay içinde (buluşu yapan ile kurum anlaşırsa karar tarihinden itibaren en geç altı ay içinde) patent başvurusu yapılmasını arar, aksi hâlde buluş yine serbest buluş niteliği kazanır. m.121/8 gelir paylaşımını, buluşu yapana en az üçte biri verilecek şekilde kurar. Tasarımlarda paralel kural daha cömerttir: m.74/2 uyarınca öğretim elemanının tasarımından elde edilen gelirin en az yarısı tasarımcıya aittir.
Bölümün devamını okuyun
Akademik dosyaların çoğunu Yönetmeliğin iki ayrıntısı belirler. m.29/3 uyarınca birden çok kişinin yaptığı bildirimde katkı paylarının belirtilmesi gerekir; belirtilmezse paylar eşit kabul edilir. m.29/9 ise bildirim yapılmaksızın patent başvurusunda bulunulması veya bu yolla patent alınması hâlinde, başvuru ya da patent sahibine karşı Kanun’un 110 ve 111 inci maddelerine göre dava açılabileceğini düzenler. m.32/4, birden fazla kuruma bildirilen buluşlarda başvurunun birlikte yapılacağını ve hak sahipliği paylaşımının kurumlar arası sözleşmeyle belirleneceğini söyler.
Sanayi tarafındaki karşı tarafın ilk okuması gereken hüküm m.121/9’dur. Öğretim elemanlarının, öğrencilerin veya stajyerlerin diğer kamu kurumları ya da özel kuruluşlarla belirli bir sözleşme kapsamında yaptıkları çalışmalardan doğan buluşlarda hak sahipliği, diğer kanunlar saklı kalmak kaydıyla o sözleşmenin hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme belirleyicidir; bu yüzden karşı tarafın matbu formu üzerinden imzalanmamalıdır.
Kamu destekli projelerde m.122/1 buluşun destek veren kuruma bildirilmesini zorunlu kılar ve destekten yararlanana hak sahipliği tercihini yazılı olarak bildirmesi için bir yıl tanır; Yönetmelik m.38/1, talep edilmemesi hâlinde kurumun hak sahipliğini bedel ödemeden alabileceğini, talep edilmesi hâlinde ise destekten yararlanandan bedel istenmeyeceğini ekler. m.122/4 kuruma kendi ihtiyaçları için bedelsiz lisans bırakır (feragat ancak sözleşmede belirtilmişse mümkündür) ve buluş kullanılmadığında ya da kamu sağlığı, millî güvenlik veya kurumun ihtiyaçları karşılanamadığında kullanma veyahut üçüncü kişilere lisans verilmesini isteme hakkı tanır; Yönetmelik m.40/1 bu lisansı, kurumun ihtiyaçlarıyla sınırlı olmak üzere, üretim, ürettirme, kullanma, ithal ve usul patentlerinde usulün kullanımına kadar genişletir. Akademik ekipler için asıl tuzak m.122/1 ve Yönetmelik m.38/2’deki yayın durmasıdır: tercih bildirilene veya bir yıllık süre dolana kadar patent ya da faydalı model verilmesini etkileyecek hiçbir açıklama yapılamaz. Uluslararası konsorsiyumlarda ise m.38/4 hak sahipliğini ortakların kendi aralarındaki sözleşmeye geri gönderir.
Sözleşmenin İşe Başlamadan Önce Çözmesi Gerekenler
Yalnızca “tüm fikri mülkiyet müşteriye aittir” diyen bir Ar-Ge veya ortak geliştirme sözleşmesi, yukarıdaki soruların çoğunu cevapsız bırakır. Asgari küme kısadır ve her kalemin kanuni bir dayanağı vardır: her tarafın mevcut birikiminin kapsamı ve hangi lisansla getirildiği; sonuç ortaya çıktığında kimin nereye başvuracağı (m.116/1’deki başvuru yükümlülüğü ve istisnaları dikkate alınarak); sonuçların ortak mülkiyete konu olup olmayacağı (m.112/2’deki oybirliği kuralının bedeli hesaba katılarak); katkı paylarının o an kayda geçirilmesi, çünkü Yönetmelik belirtilmediğinde payları eşit sayar; yayının denetimi, çünkü yenilik, buluş kime ait olursa olsun bir açıklamayla yok olur; ve çalışan olmayan her katılımcıdan alınacak ayrı ve yazılı devir, çünkü m.109 patent hakkını devir yapılana kadar buluşu yapanda bırakır.
Bölümün devamını okuyun
Bunların hiçbiri emredici çekirdeği aşamaz. m.117/1 çalışan buluşlarına ilişkin hükümlere çalışan aleyhine aykırı düzenleme yapılmasını ve uygulamada bulunulmasını yasaklar; m.117/2 ise şeklen kanuna uygun olsa bile hakkaniyetle önemli ölçüde bağdaşmayan sözleşmeyi, belirlenen bedel dâhil, geçersiz sayar ve m.117/3 bu itirazın iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren altı ay içinde yazılı olarak yapılmasını arar. İşleyen yöntem şudur: şirketler arasındaki paylaşımı Ar-Ge sözleşmesinde çözmek, bildirim düzenini ve katkı payı kaydını istihdam sözleşmeleri ile birlikte yürüyen işyeri politikasında kurmak ve ikisini birbiriyle tutarlı tutmak. Programın değeri hiçbir zaman başvuruya konu edilmeyecek bir bilgide yatıyorsa, yükü ticari sır ve gizlilik uyuşmazlıkları başlığı altında ele alınan gizlilik mimarisi taşır. Bu iki yol arasındaki tercihi projenin sonunda fark etmek yerine başında yapmak, bir fikri mülkiyet portföyünün nihayetinde ne ettiğini belirleyen şeydir.