Üçüncü Kişi Hakları: İstihkak ve Mülkiyeti Muhafaza

Başkasının icra takibinin muhatabı hâline gelen malikler için çalışıyoruz: makinesi bayinin fabrikasında, ekipmanı müşterinin sahasında ya da konsinye stoku kendi denetiminde olmayan bir depoda haczedilen üreticiler, kiralayanlar ve tedarikçiler. Bu sayfa, istihkak yolunun nasıl işlediğini ve sınır ötesi tedarikte mülkiyetin haciz gelmeden önce nasıl güvenceye alındığını anlatır.

Av. Onur Çalışıcıİstanbul Barosu sicil no 83426 · Güncelleme Eylül 2026

Ana noktalar

  1. Haciz anında malın nerede bulunduğu davayı kimin açacağını belirler: İİK m. 99 kapsamında davayı alacaklı açmak zorundayken, İİK m. 96-97 kapsamında yükü malik taşır.
  2. İİK m. 96/3 uyarınca haczi öğrenen malik yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa, bu iddiayı aynı takipte ileri sürme hakkını kaybeder.
  3. İİK m. 97/a, borçlu ile üçüncü kişinin taşınırı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi malı borçlunun elinde sayar ve iktisap ile borçlunun elinde bulunma sebebini ispat yükünü davacıya yükler.
  4. Mülkiyeti saklı tutma kaydı Türkiye'de ancak resmî şekilde yapılan sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesiyle geçerlidir (TMK m. 764).
  5. Taşınırlar üzerindeki ayni haklar işlem anında malın bulunduğu ülke hukukuna, taşınmakta olan mallar ise varma yeri hukukuna tâbidir (MÖHUK m. 21).
  6. Tescil edilmiş finansal kiralama konusu mallar, 6361 sayılı Kanun m. 28/2 uyarınca icra memurunun kararıyla takibin dışında tutulur; itiraz en geç bir ayda karara bağlanır.

Türkiye’de başkasının borcu için mallarınıza haciz konulduğunda başvurulacak yol, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 96 ilâ 99. maddelerindeki istihkak iddiası ve istihkak davasıdır. Belirleyici olan faturanın kimin adına düzenlendiği değil, haciz anında malın nerede durduğu ve kimin elinde bulunduğudur. Bu tek olgu, mahkemeye gitme yükünü taraflardan birine yükler; süreler ise ay değil, gün ölçeğinde işler.

Bölümün devamını okuyun

Bu dosyalarda üçüncü kişi tarafında yer alıyoruz: makinesi bayinin tesisinde duran üretici, ekipmanı müşterinin sahasına kurulmuş kiralayan, stoku kendi denetiminde olmayan bir depoda tutulan konsinye satıcı. İşin iki yüzü vardır. Birincisi, gerçekleşmiş bir hacze doğru tepki vermektir. İkincisi ve asıl değer yaratanı ise, tedarik ve mülkiyet evrakını malların en baştan bu riske açık kalmayacağı biçimde kurmaktır.

Hangi rejim uygulanır ve davayı kim açar

Türk icra hukuku bu çekişmeyi, risk dağılımı birbirinden çok farklı olan yollara ayırır.

Haciz anındaki durum Hüküm Davayı açması gereken Hareketsiz kalmanın sonucu
Mal borçlunun kendi işletmesinde İİK m. 96, 97, 97/a Malik Ittıladan itibaren yedi gün sonra hak aynı takip bakımından düşer
Mal borçlu ile üçüncü kişinin birlikte elinde İİK m. 97/a Malik; mal borçlu elinde addolunur Yukarıdakiyle aynı; karine malikin aleyhine işler
Mal yalnızca ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde İİK m. 99 Alacaklı Yedi gün içinde dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır
Tescilli finansal kiralama konusu mal 6361 sayılı Kanun m. 22, 28/2 İcra memuru karar verir (m. 28/2) Takibin dışında tutulur; itiraz yedi gün, karar en geç bir ay
Bölümün devamını okuyun

İİK m. 99 rahat olan konumdur ve yabancı bir tedarikçi kendini nadiren orada bulur. Zor olan m. 97/a’dır: taşınırı elinde bulunduranı malik sayar, ardından akla ilk gelen çıkış yolunu kapatarak birlikte zilyetlik hâlinde dahi malı borçlunun elinde addeder. Bu bir mülkiyet devri değil, usulî bir karinedir; ancak icra dosyasında aşılması gereken asıl engel odur. Her iki yolun işleyişi, kendisine istihkak talebinde bulunma imkânı hiç verilmemiş malikin İİK m. 97/9’daki konumu dâhil, haczedilen malda istihkak davası rehberimizde adım adım ele alınmıştır.

İddia tutanağa geçirildiğinde icra dairesi, İİK m. 96/2 uyarınca alacaklı ve borçluya itirazları olup olmadığını bildirmeleri için üç günlük mühlet verir; sükûtları hâlinde istihkak iddiasını kabul etmiş sayılırlar. İtiraz gelirse dosya icra mahkemesine gider ve mahkeme takibin devamına ya da talikine karar verir. Bu aşamada iki nokta çoğu zaman gözden kaçar: davanın sırf satışı geri bırakmak amacıyla kötüye kullanıldığını kabul etmek için ciddi sebepler varsa talik talebi reddedilir (m. 97/2) ve takibin devamına dair icra mahkemesi kararı kesindir (m. 97/5); yani o karara karşı kanun yoluna gidilerek zaman kazanılamaz. Talike karar verilmesi hâlinde davacıdan İİK m. 36’da sayılan türlerden teminat alınır; istihkak davası ise basit yargılama usulüne göre ve diğer davalardan önce görülür.

Dosyayı belirleyen delil

İİK m. 97/a’nın son fıkrası ölçütü açıkça koyar: davacı, malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukukî ve fiilî sebepleri göstermek ve bunları ispat etmekle yükümlüdür. Bu bir belge işidir ve tek bir senetle değil, zincirle kazanılır. Tedarik veya kiralama sözleşmesi, proforma ve ticarî faturalar, gümrük beyannamesi, taşıma belgeleri ve ödeme akışının birlikte okunması, icra mahkemesinin görmeyi beklediği tablodur. Bu zinciri hacizden sonra yeniden kurmak, baştan saklamış olmaktan hayli zordur; gümrük ve ithalat evrakının mal gümrükten çektikten çok sonra bile önem taşımasının sebeplerinden biri budur.

Bölümün devamını okuyun

Taktiği belirleyen iki usul noktası vardır. İİK m. 85/2 uyarınca borçlu ve borçlu ile birlikte malı elinde bulunduranlar, üçüncü kişinin mülkiyet veya rehin hakkını haczi yapan memura beyan etmek zorundadır; memur da bu beyana davet etmekle yükümlüdür. Aynı fıkra, bu tür malların ve istihkak iddia edilmiş malların haczinin en sonraya bırakılacağını ekler. İİK m. 97/8 ise, satış istenmesine ilişkin İİK m. 106’daki bir yıllık sürenin dava esnasında cereyan etmeyeceğini belirtir.

Mülkiyeti saklı tutma: her şeyi belirleyen şekil şartı

Türk eşya hukuku 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun m. 763 hükmünden başlar: taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. TMK m. 985 taşınırın zilyedini onun maliki sayar; TMK m. 988 ise emin sıfatıyla zilyetten iyiniyetle edinen kimseyi, zilyedin tasarruf yetkisi bulunmasa dahi korur. Zilyetliği bir bayiye bırakmak, bu yüzden arızî değil yapısal bir risktir.

Bölümün devamını okuyun

Buna verilen standart cevap mülkiyeti saklı tutmadır ve Türkiye’de cevap şekilde saklıdır. TMK m. 764’e göre bu kayıt, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesiyle geçerli olur; maddenin devamı hayvan satışlarını bu imkânın tamamen dışında bırakır. Bundan iki sonuç çıkar. Tedarikçinin genel işlem koşullarına basılmış bir kayıt, Türk hukuku bakımından kayıt değildir. Ve tescil devralanın yerleşim yerine bağlı olduğundan, birden çok Türk alıcıyla çalışan bir tedarikçinin her alıcı için ayrı ve o alıcıya özgü bir tescil yaptırması gerekir.

Bununla bağlantılı bir tuzak TMK m. 766’da durur: devreden zilyetliği ayrı bir hukukî ilişkiye dayanarak elinde tuttuğunda mülkiyet fizikî teslim olmaksızın geçebilir. Sonraki cümle rahatlığı geri alır; işlem üçüncü kişileri zarara sokmak veya taşınır rehni kurallarından kurtulmak için yapılmışsa mülkiyetin nakli sonuç doğurmaz ve böyle bir amacın güdülüp güdülmediğini hâkim takdir eder. Müşteri zaten sıkıntıya girdikten sonra aceleyle kurgulanan sat ve geri kirala türü düzenlemeler çoğunlukla tam bu hükümde takılır.

Sınır ötesi tedarik: kaydı hangi hukuk denetler

Yabancı tedarikçiler çoğu zaman uygulanacak hukuk kaydının mülkiyeti saklı tutmayı da malla birlikte taşıdığını varsayar. Taşımaz. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) m. 21/1 hükmü, taşınırlar üzerindeki mülkiyet hakkı ve diğer ayni hakları işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tâbi kılar. M. 21/2, taşınmakta olan mallar üzerindeki ayni haklara varma yeri hukukunu uygular. M. 21/3 ise yer değişikliği hâlinde henüz kazanılmamış ayni hakların malın son bulunduğu ülke hukukuna tâbi olacağını söyler.

Bölümün devamını okuyun

Bu üç fıkra birlikte okunduğunda, sevkiyat anında kusursuz görünen bir kaydın konteyner Türkiye’de boşaltıldıktan sonra neden az şey ifade edebildiği anlaşılır. Seçilen hukuka dayanan sözleşmesel talep ayakta kalır; haciz koyduran alacaklıya karşı ileri sürülecek ayni talep ise Türk hukukuna ve TMK m. 764’e göre sınanır. Bunu doğru kurmak sözleşme kaleme alma aşamasının işidir ve ticarî sözleşme çalışmalarımızda ele aldığımız diğer risk dağılımlarıyla, daha geniş çerçevede de Türk ticaret hukuku pratiğimizle birlikte yürür.

Ayakta kalan yapılar ve önce gelebilecek alacaklılar

Her düzenleme aynı ölçüde kırılgan değildir. 6361 sayılı Kanun kapsamındaki finansal kiralama en korunaklı konumdur: m. 23/1 kiralama konusu malın mülkiyetini kiralayana bırakır; m. 28/2, kiracı aleyhine icra yoluyla takip yapılması hâlinde icra memurunun bu malların takibin dışında tutulmasına karar vereceğini, karara yedi gün içinde itiraz edilebileceğini, m. 28/3 ise itirazların icra mahkemesince en geç bir ay içinde karara bağlanacağını öngörür. Korumanın dayanağı m. 22’deki tescildir: Finansal Kurumlar Birliği’nce tutulan özel sicil herkese açıktır, hiç kimse sicildeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez ve tescil veya şerhten sonra üçüncü kişilerin mal üzerindeki ayni hak iktisapları kiralayana karşı ileri sürülemez. Yurt dışından yapılacak sözleşmeler m. 21 uyarınca Birlik tarafından tescil edilir. Bunlara güvenmeden önce bir sınırın denetlenmesi gerekir: m. 2/3’e göre finansal kiralama şirketlerince yapılan faaliyet kiralaması işlemleri hakkında Kanun’un finansal kiralamaya ilişkin hükümleri uygulanmaz.

Bölümün devamını okuyun

Konsinye ise ölçeğin diğer ucundadır. Bayiye isteyerek bırakılan stok bayinin elinde emin sıfatıyla bulunur; bu yüzden onu bayiden iyiniyetle satın alan kişi, bayinin satış yetkisi olmasa bile TMK m. 988 uyarınca korunur. TMK m. 989’daki beş yıllık taşınır davası burada işe yaramaz: bu dava taşınırı çalınan, kaybolan ya da iradesi dışında başka bir şekilde elinden çıkan zilyede tanınmıştır; bu hâlde bile ikinci fıkra, mal açık artırmadan, pazardan veya benzeri eşya satanlardan iyiniyetle edinilmişse iyiniyetli edinenlere karşı davanın ancak ödenen bedelin geri verilmesi koşuluyla açılabileceğini ekler.

Son olarak, haciz koyduran alacaklı sahnedeki tek talep sahibi olmayabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun m. 336 hükmü uyarınca kiraya veren, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olarak hapis hakkına sahiptir; bu hak kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz. TBK m. 337 malike gerçek bir savunma verir: kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği eşya üzerindeki üçüncü kişi hakları hapis hakkından önce gelir ve eşyanın kiracıya ait olmadığını kira devam ederken öğrenip sözleşmeyi en yakın fesih döneminin sonu için feshetmeyen kiraya veren hapis hakkını kaybeder. Depo sahibine gönderilecek tarihli bir yazılı bildirim, bu nedenle sıralamayı doğrudan etkileyen düşük maliyetli bir adımdır.

Yaklaşımımız

Bir hacizde çıkış noktamız tutanağın kendisidir; çünkü sonraki her şey malın nerede durduğuna ve kimin elinde bulunduğunun nasıl kayda geçtiğine bağlıdır. Oradan itibaren sıra şudur: malın kaldırılmaması için muhafaza durumunu güvenceye almak, istihkak iddiasını kanunî süre içinde tutanağa geçirtmek, iktisap ve zilyetlik delillerini tek bir zincire dönüştürmek ve konumu icra mahkemesi önünde sonuna kadar savunmak; karşı tarafa yöneltilecek sözleşmesel talepler ise sözleşmenin öngördüğü şekilde ticarî uyuşmazlık ve tahkim yolundan ayrıca yürütülür. İş önleyici nitelikteyse aynı çözümleme tersten işler: mülkiyetin, zilyetliğin ve tescilin tedarik zinciri boyunca nasıl kurgulandığına ve yarın bir haciz gelse evrakın ayni savunmayı taşıyıp taşımayacağına bakarız.

Rakamlarla

7 gün
hacze ıttıla tarihinden itibaren istihkak iddiası süresi (İİK m. 96/3)
3 gün
alacaklı ve borçlunun itiraz mühleti; sükût kabul sayılır (İİK m. 96/2)
TMK 764
mülkiyeti saklı tutmada noter özel sicili şartı
1 ay
icra mahkemesinin kiralama itirazını karara bağlama sınırı (6361 m. 28/3)

Bir istihkak dosyasında izlediğimiz sıra

  1. Haciz anındaki fiilî durumu tespit etmek

    Haciz tutanağını temin eder, malın fizikî olarak nerede durduğunu ve kimin elinde bulunduğunu ortaya koyarız; çünkü bu tek olgu İİK m. 99'un mu yoksa m. 96-97'nin mi uygulanacağını, dolayısıyla dava açma yükünün hangi tarafta olduğunu belirler.

  2. Kanunî süre kapanmadan iddiayı ileri sürmek

    Yükün malikte olduğu hâllerde istihkak iddiası İİK m. 96'daki süre içinde icra dairesinde tutanağa geçirilir; malın kaldırılmaması için muhafaza meselesi aynı anda ele alınır.

  3. İktisap ve zilyetlik delillerini toplamak

    İİK m. 97/a, davacının malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren sebepleri göstermesini arar: tedarik veya kiralama sözleşmesi, faturalar, gümrük beyannamesi, taşıma belgeleri ve ödeme akışı tek bir zincir hâlinde birleştirilir.

  4. İcra mahkemesi önündeki yargılamayı yürütmek

    Dosya icra mahkemesine geçer; mahkeme takibin devamına veya talikine karar verir, istihkak davası ise İİK m. 97'deki süre içinde açılarak basit yargılama usulüne göre görülür.

  5. Sonraki sevkiyatlar için yapısal boşluğu kapatmak

    Tedarik, kiralama veya konsinye evrakını ve uygulanacak hukuk kaydını gözden geçirir; mülkiyeti saklı tutmanın sonuç doğurması isteniyorsa noter şekil şartı dâhil olmak üzere bir sonraki sevkiyatın aynı riske açık kalmamasını sağlarız.

Sıkça sorulan sorular

Makinem Türk müşterimin fabrikasında onun borcu için haczedildi. Davayı ben mi açacağım, alacaklı mı?

Bu, haciz yapıldığı sırada makinenin nerede bulunduğuna bağlıdır. Mal borçlunun kendi işletmesindeyse İİK m. 96 ve 97 uygulanır; istihkak iddiasını ileri sürmek ve ardından davayı açmak malike düşer. Mal, üzerinde mülkiyet veya başka bir ayni hak iddia eden üçüncü kişi nezdinde bulunuyorsa İİK m. 99 uygulanır ve icra müdürü bu kişi aleyhine dava açması için alacaklıya yedi gün süre verir; alacaklı bu süre içinde dava açmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır. Aynı madde, süresinde açılan dava sonuçlanıncaya kadar haczedilen malın satışının yapılamayacağını da öngörür.

Haczi öğrendikten sonra ne kadar sürem var?

İİK m. 96/3 uyarınca malın haczine muttali olan borçlu veya üçüncü kişi, ıttıla tarihinden itibaren yedi gün içinde istihkak iddiasında bulunmazsa aynı takipte bu iddiayı ileri sürme hakkını kaybeder. Aynı fıkra, istihkak müddeisi ile birlikte oturanların ve bunların iş ortaklarının, iddianın yapıldığı tarihte (m. 97/9 uyarınca dava açılmışsa davanın açıldığı tarihte) malın haczine ıttıla kesbetmiş sayılacağı yolunda bir karine de getirir. İddiaya itiraz edilmesi hâlinde İİK m. 97/6, üçüncü kişiye icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açma yükümlülüğü yükler.

Mal borçlunun deposunda ama yerel temsilcimle birlikte elimizde tutuluyor. Bu bana yardımcı olur mu?

Tek başına olmaz. İİK m. 97/a, bir taşınır malı elinde bulunduran kimsenin onun maliki sayılacağını belirttikten sonra, borçlu ile üçüncü kişilerin malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi malın borçlu elinde addolunacağını hükme bağlar. 2021 yılında eklenen iki cümle sonucu pratikte yumuşatır: bu hâlde üçüncü kişi yediemin sıfatını kabul ederse mal muhafaza altına alınmaz. Hemen ardından gelen cümle ise sınırı çizer; m. 97/1 uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir.

Sözleşmemdeki mülkiyeti saklı tutma kaydı malı korur mu?

Yalnızca Türk hukukunun aradığı şekilde kurulmuşsa. TMK m. 764'e göre başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin devralanın yerleşim yeri noterliğindeki özel sicile kaydedilmesiyle geçerli olur. Maddenin devamı, hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi yapılamayacağını ekler. Yabancı hukuka tâbi bir tedarik sözleşmesinin içinde yer alan ve Türkiye'de hiç tescil edilmemiş bir kayıt, icra dosyasındaki zilyetlik karinesini kendi başına bertaraf etmez.

Tedarik sözleşmemiz Alman hukukuna tâbi ve kayıt orada geçerli. Burada da geçerli midir?

Sözleşmeye uygulanacak hukuk, mülkiyet meselesini çözmez. MÖHUK m. 21/1'e göre taşınırlar ve taşınmazlar üzerindeki mülkiyet hakkı ile diğer ayni haklar, işlem anında malların bulunduğu ülke hukukuna tâbidir; m. 21/2 taşınmakta olan mallar üzerindeki ayni haklara varma yeri hukukunu uygular; m. 21/3 ise yer değişikliği hâlinde henüz kazanılmamış ayni hakların malın son bulunduğu ülke hukukuna tâbi olacağını belirtir. Türkiye'ye sevk edilen mallarda bu, kural olarak Türk eşya hukuku ve TMK m. 764'teki şekil şartı anlamına gelir.

İstihkak davası reddedilirse malî risk nedir?

Takibin talikine karar verilmiş ve dava sonradan reddolunmuşsa, İİK m. 97/13 davacının alacaklıya, istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesini öngörür. Yaptırım ters yönde de işler: istihkak davası sabit olur ve itiraz edenin kötü niyeti tahakkuk ederse İİK m. 97/15 uyarınca haczolunan malın değerinin yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir. Ayrıca İİK m. 97/3 gereği talik hâlinde davacıdan teminat alınır; m. 97/4'e göre teminatın cins ve miktarı mevcut delillerin mahiyetine göre takdir olunur.

Depo sahibi kiraya veren de stokum üzerinde hak ileri sürebilir mi?

Taşınmaz kiralarında kiraya veren, TBK m. 336 uyarınca işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir. TBK m. 337 ise maliki korur: kiraya verenin kiracıya ait olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği eşya üzerindeki üçüncü kişi hakları hapis hakkından önce gelir; kiraya veren, eşyanın kiracının mülkiyetinde olmadığını kira sözleşmesi devam ederken öğrenmesine rağmen sözleşmeyi en yakın fesih döneminin sonu için feshetmezse bu eşya üzerindeki hapis hakkını kaybeder. Bu nedenle stokun size ait olduğunu depo sahibine yazılı ve tarihli biçimde bildirmek nezaket değil, hukukî sonuç doğuran bir adımdır.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün.

Av. Onur Çalışıcı

Dosyanızı yürüten avukat

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu ve elinizdeki belgeleri yazın; okuyup size dönüş yapalım. Türkçe ya da İngilizce yazabilirsiniz.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası