Evet, Birleşik Krallık mahkeme kararı Türkiye’de tenfiz edilebilir; ancak icraya konabilmesi için önce yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararı vermesi gerekir. Kısaca MÖHUK denen 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 50/1. maddesine göre yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamların Türkiye’de icra olunabilmesi, yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararı vermesine bağlıdır; mahkeme bu kararı m. 54/1’deki dört şart dâhilinde verir: karşılıklılık, yetki, kamu düzeni ve borçlunun usulüne uygun çağrılması. Londra’daki High Court’un kararı, Edinburgh’daki Court of Session’ın hükmü (decree) ya da İngiltere’deki County Court’un para alacağına ilişkin kararı için kural aynıdır: hiçbiri bu hâliyle bir Türk icra dairesine verilip takibe konamaz.
Bu yolu kısaltan bir antlaşma var mı? Kararların çoğu için hayır. Birleşik Krallık ile Türkiye arasında hukuk ve ticaret davalarındaki kararların genel olarak tanınması ve tenfizini düzenleyen bir antlaşma yoktur. İki devlet arasında 1931 tarihli bir adli yardım sözleşmesi bulunur; ancak bu sözleşme usul işlerini düzenler ve tek icra hükmü belirli masraf kararlarıyla sınırlıdır. Esasa ilişkin bir Birleşik Krallık kararı bu yüzden MÖHUK’taki genel tenfiz yolundan geçer ve Türk mahkemesi onu 54. maddedeki şartlara göre inceler.
Bu rehber, Birleşik Krallık’ta yaşayan Türk vatandaşları, Türk-İngilizler ve onların şirketleri için yazıldı: İngiltere ve Galler, İskoçya ya da Kuzey İrlanda’da bir karar almış, borçlusunun malvarlığı ise Türkiye’de olan alacaklılar için. Birleşik Krallık’ta üç ayrı hukuk sistemi vardır ve aşağıda her örneğin hangi sisteme ait olduğu belirtilir. Lex Lata yalnız Türk hukuku konusunda danışmanlık verir; İngiliz, İskoç ya da Kuzey İrlanda hukukuna ilişkin sorular o sistemde yetkili bir avukatın işidir.
Birleşik Krallık mahkeme kararı Türkiye’de tenfiz edilebilir mi?
Evet, Türk mahkemesi tenfiz kararı verdikten sonra. Tenfiz davasına asliye mahkemesi bakar; istem, borçlunun Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye’de ikisi de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenir (MÖHUK m. 51). Dilekçe duruşma günüyle birlikte borçluya tebliğ edilir ve istem basit yargılama usulüne göre incelenir (m. 55/1); borçlu ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını ya da ilamın kısmen veya tamamen yerine getirildiğini yahut yerine getirilmesine engel bir sebep doğduğunu ileri sürerek itiraz edebilir (m. 55/2). Tenfizine karar verilen Birleşik Krallık kararı Türk mahkemesi ilamı gibi icra olunur (m. 57/1); m. 57/2’ye göre tenfiz kararına karşı temyiz genel hükümlere tabidir ve yerine getirmeyi durdurur.
1931 sözleşmesi neyi düzenler, neyi MÖHUK’a bırakır
“Türkiye ile İngiltere arasında Müzahereti Adliye Mukavelenamesi” 28 Kasım 1931’de Ankara’da imzalandı ve 5 Temmuz 1932 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2045 sayılı Kanun’la kabul ve tasdik edildi. İmzalandığı hâliyle İngiltere ve Galler’de uygulanıyordu; 1933’te Kuzey İrlanda’ya ve İskoçya’ya teşmil edildi, 1939’da da ek bir sözleşme imzalandı. Birleşik Krallık hükümetinin hukuk usulüne ilişkin ikili antlaşmalar listesi, Lahey Konferansı’nın Türkiye sayfası ve Adalet Bakanlığı sözleşmeyi mevcut bir belge olarak gösterir.
Sözleşmenin bölümleri sınırını da çizer:
- adli ve gayri adli belgelerin tebliği (m. 2 ilâ 6);
- istinabe ya da konsolosluk memurları aracılığıyla delil toplanması (m. 7 ilâ 11);
- masraf teminatı, masraf ve harçların ödenmesine ilişkin kararlar, adli yardım ve borç için hapis konularında iki tarafın tebaasına, diğer tarafın ülkesinde o tarafın tebaasıyla tamamen eşit muamele (m. 12);
-
- maddeye göre teminattan muaf tutulan kişi aleyhine verilen masraf hükümlerinin icrası (m. 13).
Tek icra hükmü 13. maddedir. Buna göre taraflardan birinin tebaası diğerinin ülkesinde 12. madde uyarınca masraf teminatından muaf tutulmuşsa, o kişiyi masrafı ödemeye mahkûm eden hükümler, birinci tarafın ülkesindeki mahkeme veya makamlarca o ülke kanunlarına göre yabancı ilamların tenfizinde uygulanabilecek en süratli usulle (sözleşmenin Türkçe metninde “en müstacel usul”) icra olunur. Mal bedeli, tazminat ya da borç iadesine ilişkin bir karar bu türden değildir.
İki metnin ilişkisi MÖHUK’un 1. maddesinden çıkar: birinci fıkra yabancı kararların tanınması ve tenfizini kanunun kapsamına alır, ikinci fıkra Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar. Böylece 1931 sözleşmesi hüküm içerdiği konularda uygulanır; esasa ilişkin bir Birleşik Krallık kararının tenfizini ise MÖHUK’un 50 ilâ 59. maddeleri düzenler.
Daha yeni iki belge de bu tabloyu değiştirmez. Birleşik Krallık, 2005 tarihli Lahey Yetki Anlaşmaları Sözleşmesi’ne taraftır ve 2019 tarihli Lahey Kararlar Sözleşmesi Birleşik Krallık için 1 Temmuz 2025’te yürürlüğe girmiştir. Türkiye ikisinin de imzacıları ya da tarafları arasında yer almadığından, bu sözleşmeler iki devlet arasında uygulanmaz.
Üç ayrı mahkemeden üç dosya
Aynı Türk hukuku şartları her Birleşik Krallık kararına uygulanır, ama her dosyanın zayıf noktası farklıdır. Aşağıdaki üç örnek kurgusaldır.
İngiltere ve Galler’den, İstanbul’daki distribütöre karşı High Court kararı. Londra’da yaşayan bir Türk vatandaşının kurduğu kozmetik üreticisi limited şirket, sterlin cinsinden ödenmeyen faturalar yüzünden İstanbul’daki distribütörüyle sözleşmesini feshediyor ve sözleşmedeki İngiltere mahkemelerini yetkili kılan şarta dayanarak High Court’ta dava açıyor. Dava dilekçesi (claim form) İstanbul’daki ofise uluslararası kargo ile gönderiliyor. Distribütör cevap vermiyor ve gıyabi karar (default judgment) veriliyor.
İskoçya’dan, Türk tedarikçiye karşı Court of Session hükmü. Glasgow’da Türk asıllı bir işletmecinin restoran şirketi, Türkiye’deki bir üreticiden aldığı mutfak ekipmanının kusurlu çıkması üzerine Court of Session’da dava açıyor. Dava belgeleri tedarikçiye Lahey Tebligat Sözleşmesi uyarınca Türk merkezi makamı aracılığıyla tebliğ ediliyor, tedarikçi İskoç avukatlarıyla savunma yapıyor ve tazminat hükmü veriliyor.
İngiltere ve Galler’den, bir Türk vatandaşına karşı County Court kararı. Manchester’da yaşayan bir Türk vatandaşı, yine İngiltere’de yaşayan bir akrabasından aldığı borcu geri ödemiyor. Dava borçlunun İngiltere’deki adresine tebliğ ediliyor, borçlu cevap vermiyor ve County Court gıyabi olarak para alacağına hükmediyor. Borçlunun Türkiye’de yerleşim yeri yok, ama Antalya’da bir dairesi var.
| Konu | High Court (İngiltere ve Galler) | Court of Session (İskoçya) | County Court (İngiltere ve Galler) |
|---|---|---|---|
| Borçlu | İstanbul’daki distribütör şirket | Türkiye’deki tedarikçi şirket | İngiltere’de yaşayan Türk vatandaşı |
| Dava belgesi nasıl ulaştı | İstanbul’a kargo | Türk merkezi makamı (Lahey Tebligat Sözleşmesi) | İngiltere’deki adrese tebligat |
| Borçlu davaya katıldı mı | Hayır, gıyabi karar | Evet, savundu ve kaybetti | Hayır, gıyabi karar |
| Karşılıklılık delili (m. 54/1-a) | İngiltere ve Galler hukuku ve uygulaması | İskoçya hukuku ve uygulaması | İngiltere ve Galler hukuku ve uygulaması |
| Tenfiz davasının açılacağı yer (m. 51) | Distribütörün Türkiye’deki yerleşim yeri (bu örnekte İstanbul varsayılmıştır) | Tedarikçinin Türkiye’deki yerleşim yeri | Türkiye’de yerleşim yeri ve sâkin olunan yer yok: Ankara, İstanbul veya İzmir |
| Dikkat edilecek nokta | Tebligata ilişkin m. 54/1-ç itirazı | Court of Session’dan onaylı örnek ve kesinleşme belgesi | Gıyabi kararın hâlâ kaldırılabilir olup olmadığı; dairenin haczi |
Karşılıklılık delili hangi Birleşik Krallık hukukundan kurulur
MÖHUK m. 54/1-a, ilk şart olarak şunu arar: Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. Birleşik Krallık ile Türkiye arasında hukuk ve ticaret davalarındaki kararlar için genel olarak böyle bir anlaşma olmadığından alacaklı kanun hükmüne ya da fiilî uygulamaya dayanır. Aile hukukunda durum kısmen farklıdır: velayet ve kişisel ilişki gibi koruma tedbirleri 1996 tarihli Lahey Çocukların Korunması Sözleşmesine, çocuk nafakası kararları da 2007 tarihli Lahey Çocuk Nafakası Sözleşmesine tabi olabilir; iki devlet de iki sözleşmeye taraftır, sözleşmeler Türkiye için 1 Şubat 2017’den beri yürürlüktedir ve MÖHUK m. 1/2 Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar.
Birleşik Krallık’ta her biri kendi mahkemelerine ve usulüne sahip üç hukuk sistemi vardır. Delili, kararı veren mahkemenin bağlı olduğu sistemden kurmak en doğru yoldur: yukarıdaki High Court ve County Court dosyaları için İngiltere ve Galler, Court of Session hükmü için İskoçya, Belfast’ta verilen bir karar için Kuzey İrlanda. İngiltere ve Galler bakımından GOV.UK’te yayımlanan, sınır aşan hukuk ve ticaret davalarına ilişkin hukukçu rehberi, ilgili ülkeyle kararların karşılıklı tanınması ve tenfizine dair yürürlükte bir ikili anlaşma yoksa yabancı kararların tanınması ve tenfizine ilişkin kuralların genel olarak common law’da yer aldığını belirtir. Bu kuralların bir Türk kararına nasıl uygulanacağı konusunda Lex Lata görüş vermez; bu, İngiltere ve Galler’de yetkili bir avukatın sorusudur.
Uygulamada alacaklı, ilgili Birleşik Krallık hukuk sisteminin kaynaklarını onaylı tercümeleriyle Türk mahkemesine sunar ve bunları, bir Türk kararının o sistemde nasıl tenfiz edilebileceğini açıklayan, o sistemde yetkili bir avukatın görüş yazısıyla destekleyebilir. Birleşik Krallık’ın o bölümünde fiilen tenfiz edilmiş Türk kararları belgelenebiliyorsa bunlar da delil değeri taşır. Delilin m. 54/1-a’yı karşılayıp karşılamadığına Türk mahkemesi karar verir.
Karşılıklılık yalnız tenfiz bakımından aranır. Alacaklının amacı Birleşik Krallık kararını Türkiye’deki bir davada kesin hüküm ya da kesin delil olarak kullanmaksa, bunun için de mahkemenin, kararın tenfiz şartlarını taşıdığını tespit etmesi gerekir; fakat MÖHUK m. 58/1 tanımada karşılıklılık şartının (m. 54/1-a) aranmayacağını özellikle belirtir.
Kesinleşme ve kaldırılabilen gıyabi kararlar
Kanun, kesinleşmeyi Türk hukukuna göre değil, “o devlet kanunlarına göre” arar (MÖHUK m. 50/1). Bunu ispat için de kesinleşmeyi gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış bir yazı veya belgenin onanmış tercümesiyle birlikte sunulması gerekir (m. 53/1-b). Ölçü, kararın verildiği yer kanunlarına göre kesinleşmedir; kararın orada icra edilebilir olması değil.
Birleşik Krallık dosyalarında iki durum dikkat ister. Birincisi, hâlâ kanun yoluna açık ya da kanun yolunda bekleyen karardır. İkincisi gıyabi karardır. İngiltere ve Galler bakımından GOV.UK, borçlu olmadığını söyleyen davalının County Court ya da High Court kararının iptalini mahkemeden isteyebileceğini, buna kararın “set aside” edilmesi dendiğini ve aynı yolun davalının ilk dava belgesini almadığı ya da ona cevap vermediği durumlarda da açık olduğunu anlatır. Böyle bir başvuruya ya da kanun yoluna hâlâ açık olan gıyabi karar, m. 50/1’deki şartın gerçekleşmediği itirazını davet eder.
Herhangi bir belgeye apostil şerhi konmadan önce alacaklının Birleşik Krallık’taki avukatları mahkeme kayıtlarından kanun yolu ya da başvuru bulunmadığını teyit etmeli ve kararın durumunu gösteren bir belgeyi mahkemeden istemelidir. İngiltere ve Galler, İskoçya ya da Kuzey İrlanda mahkemelerinin bu amaçla hangi belgeyi verdiği o sistemin konusudur.
Türkiye’deki davalıya tebligat: Lahey yolu, 1931 yolları ve m. 54/1-ç
Birleşik Krallık davası başladığında davalı Türkiye’deyse, dava belgesinin ona nasıl ulaştığı, borçlunun itirazına en açık nokta olabilir. Bu noktada iki belge uygulanır.
Lahey Tebligat Sözleşmesi
İki devlet de 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi’ne taraftır (Birleşik Krallık için 10 Şubat 1969’dan, Türkiye için 28 Nisan 1972’den beri yürürlükte). Türkiye, adli belgelerin posta yoluyla doğrudan yurt dışındaki kişilere gönderilmesi dahil, sözleşmenin 10. maddesinde sayılan tebligat yollarına itirazını bildirmiştir. Sözleşme kapsamında Türkiye’ye tebligatın başlıca yolu bu yüzden Türk merkezi makamına, yani Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’ne yapılan taleptir; merkezi makam belgeyi kendisi tebliğ eder ya da tebliğ ettirir. Sözleşmenin 5. maddesine göre merkezi makam belgenin kendi resmî dilinde yazılmasını ya da bu dile çevrilmesini isteyebilir.
1931 sözleşmesinin kendi yolları
1931 sözleşmesinin 2. maddesi, ilgili tarafa 3, 5 ve 6. maddelerdeki yollardan birini seçme imkânı verir. 3. maddeye göre Türkiye’de tebliğ talebi, bir Britanya konsolosu vasıtasıyla konsolosluğun bulunduğu ilin valisine, ilgili Türk makamlarına iletilmek üzere gönderilir; tebliğ edilecek belge Türkçe yazılmış olmalı ya da konsolos veya iki ülkeden birinin resmî ya da yeminli bir tercümanınca doğruluğu onaylanmış Türkçe tercümesi eklenmelidir; tebliğ yetkili Türk makamınca Türk kanununa göre yapılır ve tebliğ şehadetnamesi geri gönderilir. 5. madde, bir tarafın diplomatik veya konsolosluk memurlarıyla tebligatı yalnız muhatap belgeyi gönderen tarafın tebaasından ise mümkün kılar. 6. madde de posta ile tebligatı, belgenin geldiği memleket kanunu bu usulü kabul ediyorsa ve muhatap o tarafın tebaasındansa kabul eder.
İngiltere’den İstanbul’daki bir Türk şirketine dava dilekçesinin postayla gönderilmesi bu nedenle 6. maddeye girmez; muhatap bir İngiliz tebaası değildir. Lahey Tebligat Sözleşmesi’nin 25. maddesi, sözleşmenin akit devletlerin taraf olduğu ve aynı konularda hüküm içeren sözleşmelere halel getirmeyeceğini söyler; Lahey Konferansı’nın Türkiye sayfası da 1931 sözleşmesini (m. 2 ilâ 6) ikili bir yol olarak gösterir.
Türk mahkemesi neye bakar
MÖHUK m. 54/1-ç’ye göre borçlu, o yer kanunları uyarınca hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmadığını veya o mahkemede temsil edilmediğini yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verildiğini ileri sürerek tenfize itiraz edebilir. Ölçü kararın verildiği yerin kanunlarıdır ve itirazı borçlu yapar. İstanbul’a kargoyla teslim, yukarıdaki 1931 yollarından biri değildir ve merkezi makam yolunu devre dışı bırakır; bu yüzden High Court örneğinde distribütörün elinde ileri sürebileceği bir itiraz vardır. Belirli bir tebligat kaydının nasıl değerlendirileceğine mahkeme dosyaya göre, somut olayda karar verir.
Kararı Türkiye’ye kargo ya da posta ile yapılan tebligata dayanan alacaklı, tercümelere para harcamadan önce iki seçeneği tartmalıdır: tebligatın kabul edilen bir yoldan yenilenip yenilenemeyeceğini Birleşik Krallık’taki avukatına sormak ya da asıl alacak için Türkiye’de yeni bir dava açmak. Talebin Türk merkezi makamından nasıl geçtiğini ve geriye hangi belgenin döndüğünü İngiliz davaları için Türkiye’de tebligat ve delil toplama yazımızda bulabilirsiniz.
Yetki şartı ve kamu düzeni
MÖHUK m. 54/1-b, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasını veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olmasını arar. İkinci kısım ancak davalının itirazı üzerine gündeme gelir.
Yazılı yetki şartı burada önem taşır. MÖHUK m. 47/1’e göre yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde taraflar, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler; anlaşma yazılı delille ispat edilmesi hâlinde geçerli olur. High Court örneğinde İngiltere mahkemelerini yetkili kılan şart, distribütör İngiliz mahkemesinin uyuşmazlıkla gerçek bir ilişkisi olmadığını ileri sürerse alacaklının sunabileceği bir delildir.
MÖHUK m. 54/1-c, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını arar. Mahkeme hükmü bu açıdan inceler, uyuşmazlığı yeniden yargılamaz; borçlunun ileri sürebileceği sebepler de m. 55/2 ile sınırlıdır. Kararın bir kısmı tereddüt doğuruyorsa alacaklı m. 52/1-c’ye göre tenfizin hükmün hangi kısmı hakkında istendiğini belirtebilir; mahkeme de m. 56/1 uyarınca ilamı yalnız bir kısmı bakımından tenfiz edebilir.
Teminat: MÖHUK m. 48 ve 1931 sözleşmesinin 12. maddesi
Yabancı gerçek ve tüzel kişiler Türk mahkemesinde dava açtıklarında, davaya katıldıklarında ya da icra takibine giriştiklerinde, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır (MÖHUK m. 48/1). Kanunun ikinci fıkrası ise karşılıklılık esasına göre muafiyet öngörür: mahkeme bu kişileri teminattan muaf tutar (m. 48/2).
1931 sözleşmesi bu konuya doğrudan değinir. 12. maddeye göre masraf için teminat, masrafın ve harçların ödenmesi hakkındaki kararlar, adli yardım ve borç için hapis hususlarında taraflardan her birinin tebaası, diğer tarafın ülkesinde o tarafın tebaasına tamamen eşit bir muameleden yararlanır (Türkçe metinde: “temamen müsavi bir muameleden müstefit olacaklardır”). Bir İngiliz gerçek kişi alacaklı için Türk mahkemesine MÖHUK m. 1/2 ile birlikte sunulacak hüküm budur. Metin tebaadan söz eder, şirketlerden söz etmez ve bir Birleşik Krallık limited şirketinin bu hükümden yararlanıp yararlanamayacağı lafızdan çıkmaz; bu yüzden şirketin muafiyet talebini m. 48/2 ve karşılıklılık delilleriyle de desteklemesi yerinde olur, mahkeme talebi dosyada değerlendirir.
Bu rehberin okurları için önemli bir nokta daha var: Türk vatandaşı alacaklı, İngiliz vatandaşlığı da olsa, yabancı değildir ve m. 48/1’in lafzı dışında kalır. County Court örneğindeki alacaklı akraba Türk vatandaşıysa teminat meselesi bu açıdan doğmaz.
Tenfiz davasının açılması: yetkili mahkeme, dilekçe, ekler
Görev bakımından tenfiz davası asliye mahkemesinde görülür (MÖHUK m. 51/1). Yer bakımından kanun sıralı bir seçenek sunar (m. 51/2): önce kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi; yerleşim yeri yoksa sâkin olduğu yer mahkemesi; Türkiye’de ikisi de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri. Tenfiz bu mahkemelerden istenebilir. Madde malların bulunduğu yerden söz etmez. County Court örneğinde tek malvarlığı Antalya’daki daire olsa da tenfiz davasının Ankara, İstanbul veya İzmir’de açılmasının sebebi budur.
Tenfizi, bunda hukuki yararı olan herkes isteyebilir (m. 52/1). Başvuru dilekçeyle yapılır, karşı taraf kaç kişiyse o kadar örnek eklenir. Dilekçenin içeriğini kanun üç bentte sayar: (a) tenfiz isteyen, karşı taraf ve varsa kanuni temsilci ve vekillerin ad, soyad ve adresleri; (b) hükmü veren devlet mahkemesi, mahkemenin adı, ilamın tarih ve numarası ve hükmün özeti; (c) tenfiz hükmün bir kısmı için isteniyorsa hangi kısım olduğu.
M. 53/1’e göre dilekçeye, yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneği ve onanmış tercümesi ile ilamın kesinleştiğini gösteren, o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ve onanmış tercümesi eklenir.
Birleşik Krallık ve Türkiye Apostil Sözleşmesi’ne taraftır (Birleşik Krallık için 24 Ocak 1965’ten, Türkiye için 29 Eylül 1985’ten beri yürürlükte) ve Birleşik Krallık’ın her bölümünden çıkan belgeler için apostil şerhini FCDO Legalisation Office verir. Türk usul hukuku açısından dayanak 6100 sayılı HMK’dır: yabancı devlet makamlarının düzenlediği resmî belge, Türkiye’de resmî belge niteliğini ancak belgenin verildiği devletin yetkili makamı ya da ilgili Türk konsolosluğu onayladığında kazanır (m. 224/1); yabancı resmî belgelerin tasdikine ilişkin milletlerarası sözleşme hükümleri, Apostil Sözleşmesi de dahil, m. 224/2 ile saklıdır. Yabancı dildeki belgeye dayanan taraf, tercümesini de sunmak zorundadır (m. 223/1).
Birleşik Krallık’ta toplanacak belgeler
- Kararı veren mahkemece onaylanmış karar örnekleri. GOV.UK, mahkemece verilmiş ve ıslak mürekkepli mahkeme mührü taşıyan belgeleri onaylatılabilecek belgeler arasında sayar; mahkemeden mühürlü örnek istenmelidir.
- Kararın kesinleştiğini gösteren mahkeme belgesi.
- Bu belgelerin her birine FCDO Legalisation Office’ten apostil şerhi.
- Tebligat kaydı: dava dilekçesi ya da celpname, varsa tebliğ belgesi ve Türkiye’de yapılan tebligatta merkezi makamın tebliğ şerhi.
- İlgili Birleşik Krallık hukuk sistemine ait karşılıklılık belgeleri ve varsa görüş yazısı.
- Türk avukat lehine, Birleşik Krallık’ta onaylanıp apostil şerhi konmuş vekâletname. Türk vatandaşları vekâletnameyi Birleşik Krallık’taki Türk konsolosluklarında da düzenletebilir; yabancı memleketlerde noterlik işlerini konsoloslar görür (1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 191).
Türkçe tercümeler apostilli belgelerden yapılır ve onaylanır; uygulamada bu, imzası Türk noterince onaylanan yeminli tercüman eliyle olur.
Duruşma ve karar
MÖHUK m. 55/1’e göre tenfiz istemine ilişkin dilekçe duruşma günüyle birlikte karşı tarafa tebliğ edilir ve istem basit yargılama usulüne göre incelenir. Borçlunun itiraz alanı dardır (m. 55/2): tenfiz şartlarının bulunmadığını, yabancı ilamın kısmen ya da tamamen yerine getirildiğini veya yerine getirilmesine engel bir sebep doğduğunu ileri sürebilir; bunların dışında bir itiraz sebebi kanunda yoktur. Birleşik Krallık mahkemesinin delilleri yanlış değerlendirdiğini söyleyen borçlu, bu sebeplerden birini kullanmış olmaz.
Mahkemenin önünde üç seçenek vardır: kısmen tenfiz, tamamen tenfiz ya da istemin reddi (m. 56/1). Verilen karar, yabancı ilamın altına yazılır; hâkim mühürler ve imzalar. M. 57/2, tenfiz isteminin kabulü ya da reddi üzerine verilen karar için temyizi genel hükümlere bırakır ve temyizin yerine getirmeyi durduracağını öngörür. Tahsilat takvimi, temyiz aşamasının da süreceği hesaba katılarak kurulmalıdır.
Tenfiz kararı alındıktan sonra icra dairesi aşaması
Tenfiz kararından sonra Birleşik Krallık kararının icrasında, Türk mahkemesi ilamlarına uygulanan kurallar geçerlidir (MÖHUK m. 57/1). İcra için herhangi bir icra dairesine başvurulabilir (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 34); takibin başlangıcı ise ilamın daireye tevdi edildiği andır (m. 35). Para borcuna ilişkin ilamda m. 32’ye göre icra dairesi borçluya icra emri tebliğ eder: borç yedi gün içinde ödenmez ve icra mahkemesinden veya istinaf veya temyiz yahut iadei muhakeme yoluyla ait olduğu mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirilmezse cebri icra yapılacağı ihtar edilir; aynı emirde borçluya, bu süre içinde m. 74’e göre mal beyanında bulunması da ihtar olunur.
M. 33/1’e göre borçlu icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığı veya imhal ya da itfa edildiği itirazında bulunabilir; itfa veya imhal iddiası yetkili mercilerce re’sen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş yahut icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş senetle tevsik edilirse icra geri bırakılır. M. 85/1’e göre borçlunun kendi elinde veya üçüncü kişide olan taşınır ve taşınmaz mallarından, alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar dahil bütün alacağına yetecek miktar haczolunur; bu miktarı aşan haciz yapılamaz. County Court örneğinde hedef Antalya’daki dairedir.
Dairenin tenfiz davası bitmeden elden çıkarılmasından endişe ediliyorsa ihtiyati haciz gündeme gelir. İİK m. 257/1’e göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun elinde veya üçüncü kişide olan taşınır ve taşınmaz mallarını, alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Delil gösterme yükü alacaklıdadır: alacağı ve gerektiğinde haciz sebeplerini mahkemeye kanaat verecek ölçüde delillendirmelidir (m. 258/1). M. 259/1’e göre ihtiyati haciz isteyen alacaklı teminat vermek zorundadır ve hacizde haksız çıkarsa borçlu ile üçüncü kişinin bu yüzden uğrayacağı bütün zararlardan sorumludur; teminat yükümlülüğünün istisnaları maddenin sonraki fıkralarındadır. Henüz tenfiz edilmemiş bir Birleşik Krallık kararına dayanılarak böyle bir kararın verilip verilmeyeceği ve hangi şartlarla verileceği dosyaya göre belirlenir.
Londra merkezli tahkimde verilen kararlar
Uyuşmazlık Londra’da ya da Birleşik Krallık’ın başka bir yerinde görülen tahkimle çözülmüşse yol farklıdır. Birleşik Krallık ve Türkiye 1958 tarihli New York Sözleşmesi’ne taraftır; sözleşme Birleşik Krallık için 23 Aralık 1975’ten, Türkiye için 30 Eylül 1992’den beri yürürlüktedir. Türkiye, sözleşmeyi yalnız başka bir akit devletin ülkesinde verilen hakem kararlarına ve yalnız kendi hukukuna göre ticari sayılan hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklara uygulayacağını beyan etmiştir; Birleşik Krallık da karşılıklılık beyanında bulunmuştur. MÖHUK m. 1/2 sözleşme hükümlerini saklı tutar; MÖHUK’un 60 ilâ 63. maddeleri de yabancı hakem kararlarına ilişkin kendi kurallarını içerir. Hakem kararlarında başvuru usulü ve reddin hangi hâllerde mümkün olduğu, mahkeme kararlarından ayrı bir konu olarak yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tenfizi yazımızda ele alınıyor.
Lex Lata, Birleşik Krallık’taki alacaklılarla nasıl çalışır
Lex Lata, Birleşik Krallık’taki şirketler, avukatlar ve kişiler adına Türk mahkemelerinde tenfiz davalarını ve ardından icra dairelerindeki tahsilatı yürütür. Çalışma e-posta ve görüntülü görüşmeyle Türkçe ya da İngilizce yapılır; Türkiye’deki dava işlerini vekâletname ile bir Türk avukat yürütür. Türkiye yıl boyu UTC+3’tedir; Londra, İngiliz yaz saatinde İstanbul’un iki saat, kışın üç saat gerisindedir. Birleşik Krallık’ta saatler mart ve ekim aylarının son pazar günü değişir.
İlk adım üç şeyin incelenmesidir: kararın kendisi, tebligat kaydı ve kesinleşme belgesi. Mühürlü örnek, apostil ve tercüme ancak bundan sonra istenmelidir. Türk vatandaşları vekâletnameyi Birleşik Krallık’taki noterde ya da Londra, Edinburgh veya Manchester’daki Türk başkonsolosluklarında verme seçeneklerini İngiltere’den Türkiye’ye vekâletname ve apostil rehberimizde bulabilir. Birleşik Krallık’taki gıyabi kararın kaldırılıp kaldırılamayacağı ya da tebligatın nasıl yenileneceği, ilgili Birleşik Krallık hukuk sisteminde yetkili avukatın sorusudur; Lex Lata bu avukatlarla birlikte çalışır.
Henüz kararınız yok, ödenmemiş faturanız varsa İngiliz ihracatçıların Türk alıcıdan alacak tahsili rehberine bakabilirsiniz. Başka ülkelerden gelen kararlar için yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi rehberimiz ve yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenfizi hizmet sayfamız daha geniş bir çerçeve sunar. Başka bir hukuki meseleniz için İngiltere’de yaşayanlar için Türkiye’de avukat rehberinden başlayabilir ya da iletişim sayfasından bize yazabilirsiniz.