Bu rehber, karşılıklılığın kararı veren eyalet bakımından nasıl ispat edileceğini, Türkiye'deki davalıya posta yoluyla tebligat yapılarak alınan gıyabi hükmün neden itiraza açık olduğunu, cezalandırıcı tazminatın Türk kamu düzeni karşısındaki durumunu ve tenfizden sonra tahsilatın nasıl yürüdüğünü ABD'de yaşayan Türk vatandaşları ve Türk-Amerikalılar için anlatır.
New York’ta jüri kararı, Los Angeles’ta gıyabi hüküm, Houston’da federal bölge mahkemesinin verdiği karar: hiçbiri Türkiye’de olduğu hâliyle icra edilemez. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 50/1, yabancı mahkemenin hukuk davasında verdiği ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş ilamın Türkiye’de icra olunabilmesini yetkili Türk mahkemesinin tenfiz kararına bağlar.
Türk mahkemesinin incelemesi m. 54’te sayılan şartlarla ve m. 55/2’nin borçluya tanıdığı sınırlı itiraz sebepleriyle çerçevelenir. ABD kararlarında bu şartlardan üçü özel dikkat ister. ABD’de yabancı kararların tanınması eyalet hukukuna ait olduğundan karşılıklılık belirli bir eyalet bakımından gösterilir. Türk tarafa karşı alınan ABD gıyabi hükmü, Türkiye’nin Lahey Tebligat Sözleşmesi kapsamında itiraz ettiği posta yoluyla tebligata ya da Sözleşme’nin merkezi makam yolunu devre dışı bırakan bir kargo teslimine dayanıyor olabilir. ABD mahkemeleri ayrıca cezalandırıcı (punitive, exemplary) ya da üç kat (treble) tazminata hükmedebilir; bu da Türkiye’de kamu düzeni sorusunu doğurur.
Bu rehber özellikle ABD’de yaşayan Türk vatandaşları, Türk-Amerikalı girişimciler ve onların ABD’deki avukatları için yazıldı: ABD’de lehinize karar aldınız ve borçlunun malı Türkiye’de, ya da aleyhinize ABD’de karar verildi ve şimdi Türkiye’de tenfiz davasıyla karşılaştınız. Rehber, ABD’de yaşayıp Türkiye’de hukuki işi olanlar için hazırladığımız dizinin bir parçasıdır.
ABD’de alınan üç karar, Türkiye’de üç ayrı soru
Bütün ABD kararlarına aynı Türk kanunu uygulanır, ama zayıf nokta kararın nasıl alındığına göre değişir. Üç tipik dosya bunu gösterir.
New York’ta ticari karar, borçlu İstanbullu distribütör. New Jersey’de ihracat şirketi olan bir Türk-Amerikalı, İstanbul’daki distribütörüyle yaptığı sözleşmedeki yetki şartına dayanarak ödenmeyen faturalar için New York’ta dava açar. Türk şirket New York’ta avukatla davaya katılır, kaybeder ve kararı üst mahkemeye taşımaz. En temiz dosya budur: davalı yargılamaya katılmış, yetkili mahkeme yazılı olarak seçilmiş, alacak mal bedelidir. Asıl iş, New York bakımından karşılıklılığı ispat etmek ve kesinleşme ile onay belgelerini eksiksiz getirmektir.
Kaliforniya’da gıyabi hüküm, borçlu Türk vatandaşı bir kişi. Kaliforniya’da yaşayan bir Türk vatandaşı, eski ortağına borç verir; ortak İzmir’e döner. Dava dilekçesi ve davetiye İzmir’e uluslararası kargoyla gönderilir, cevap gelmez ve mahkeme gıyabi hüküm (default judgment) kurar. Burada borçlunun Türkiye’de kullanabileceği bir itiraz vardır: tebligat, Türkiye’nin Lahey Tebligat Sözleşmesi kapsamında kabul ettiği bir yoldan yapılmamıştır.
Teksas’ta cezalandırıcı tazminat içeren karar. Houston’da Türk-Amerikalılara ait bir şirket, Türk tedarikçisine karşı hileye dayanan tazminat davasını kazanır; jüri gerçek zararın yanında bunun birkaç katı cezalandırıcı tazminata hükmeder. Tebligat Türk merkezi makamı aracılığıyla yapılmış, tedarikçi davada savunma yapmıştır. Türkiye’deki soru, cezalandırıcı kısmın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığı ve alacaklının yalnız gerçek zarar kısmının tenfizini isteyip istememesidir.
MÖHUK m. 54’ün ABD kararından istedikleri
MÖHUK m. 54/1, yetkili mahkemenin tenfiz kararını hangi şartlar dâhilinde vereceğini sayar; m. 50/1 kesinleşmeyi ekler. m. 55/2 ise karşı tarafı sınırlar: karşı taraf ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını, kararın kısmen veya tamamen yerine getirildiğini ya da yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıktığını ileri sürerek itiraz edebilir. Aşağıdaki tablo her şartın tipik bir ABD dosyasında nasıl karşımıza çıktığını gösterir.
| Şart | MÖHUK hükmü | ABD kararında anlamı | Alacaklının getireceği |
|---|---|---|---|
| O devlet kanunlarına göre kesinleşme | m. 50/1, 53/1-b | Karar sonrası talepler ve üst mahkemeye başvuru süresi geride kalmış ya da başvuru sonuçlanmış olmalı | Mahkeme kaleminin belgesi ya da dosya kaydı ve varsa üst mahkeme kararı, apostilli ve tercümeli |
| Karşılıklılık | m. 54/1-a | Bir Türk kararının tanınmasına hangi eyaletin kuralları uygulanacaksa o eyaletin hukuku ya da uygulaması | O eyaletin tanıma kanununun resmi metni ve uygulamasını gösteren malzeme |
| Yetki | m. 54/1-b | Konu Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinde olmamalı ya da, borçlu itiraz ederse, ABD mahkemesi gerçek bir ilişki olmadan yetki almamış olmalı | Sözleşme ve yetki şartı, davayı o eyalete bağlayan olgular |
| Kamu düzeni | m. 54/1-c | Cezalandırıcı ya da üç kat tazminat kamu düzenine açık aykırılık bakımından incelenir | Tazminat kalemlerini ayrı gösteren karar |
| Usulüne uygun çağrı | m. 54/1-ç | Türkiye’deki davalıya Lahey yolları dışında yapılan tebligat, borçlu itiraz ederse risklidir | Türk merkezi makamı üzerinden tebligatın ya da davalının davaya katıldığının belgesi |
Kesinleşme: ABD kararında neye bakılır
MÖHUK m. 50/1 “o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş” ilamları kapsar. m. 53/1-b de dilekçeye, ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin eklenmesini ister.
Bir ABD kararı, karar sonrası taleplere (post-judgment motions) ve üst mahkemeye başvuruya açıkken bile ABD’de hüküm doğurabilir. ABD federal yargısının kendi açıklamasına göre federal ilk derece mahkemesinin kararını kaybeden taraf kural olarak federal istinaf mahkemesine (court of appeals) başvurabilir; her eyaletin de ilk derece mahkemelerinin üstünde en az bir üst mahkemesi vardır. m. 50/1 kesinleşmeyi kararın verildiği yerin kanunlarına göre ölçer: alacaklı, kararı veren mahkemenin tabi olduğu kurallara göre karara karşı açık bir olağan kanun yolu kalmadığını gösterebilmelidir.
Bu yüzden zamanlama önemlidir. Karar sonrası talepler ya da üst mahkemeye başvuru süresi devam ederken Türkiye’de dava açmak, m. 50/1’i karşılamayan bir dosya riskini taşır. Uygulamada delil, mahkeme kaleminin (clerk) süresinde üst mahkemeye ya da karar sonrası talebe başvurulmadığını gösteren belgesi veya davayı bitiren üst mahkeme kararı ile dosya kaydıdır (docket). ABD’de bunun için tek tip bir form yoktur; mahkeme kaleminin neyi belgeleyebileceğini erkenden sormak iş görür.
Karşılıklılık: kararı veren eyaletin hukuku belirleyici
Karşılıklılık şartı MÖHUK m. 54/1-a’ya göre üç biçimde karşılanabilir: Türkiye ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, o devlette Türk mahkemesi ilamlarının tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü ya da aynı sonucu doğuran fiilî uygulama. Uygulamada bunu mahkemenin önüne koymak alacaklıya düşer.
İki ülke de Lahey Konferansı’nın yetki anlaşmaları ve yabancı kararlar konusundaki iki sözleşmesine taraf değildir: ABD, 2005 tarihli Yetki Anlaşmaları Sözleşmesi’ni ve 2019 tarihli Kararlar Sözleşmesi’ni imzalamış ama onaylamamıştır; Türkiye ikisini de imzalamamıştır. Bu yüzden ABD kararı Türkiye’de MÖHUK’a göre tenfiz edilir ve m. 54/1-a anlamında karşılıklılığın gösterilmesi gerekir. Çocuk nafakası kararları ayrıca incelenmelidir: MÖHUK, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümlerini saklı tutar (m. 1/2) ve Türkiye ile ABD arasında 1 Şubat 2017’den beri yürürlükte olan 2007 tarihli Lahey Nafaka Sözleşmesinin nafaka kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin kendi kuralları vardır.
ABD’de yabancı ülke para kararlarının tanınması eyalet hukukuna aittir. Tek Tip Hukuk Komisyonu’nun (Uniform Law Commission) hazırladığı 2005 tarihli Yabancı Ülke Para Kararlarının Tanınması Tek Tip Kanunu, eyaletlerin kabul edebileceği bir modeldir. Bu modele göre, kabul eden eyaletin mahkemesi kapsamdaki yabancı ülke para kararını, sayılan ret sebeplerinden biri yoksa tanır ve karşılıklılık bu ret sebepleri arasında yer almaz. Hazırlayanlar bunu giriş notunda açıkça yazar: 1962 tarihli modelin karşılıklılık aramama tercihini yeniden tartışmış ve korumuşlardır. Model kanun, bir para alacağını kabul eden ya da reddeden ve verildiği yerde kesin ve icra edilebilir olan kararları kapsar; vergi kararlarını, para cezası ve diğer cezaları ve aile hukukuna ilişkin kararları dışarıda bırakır.
Türk mahkemesi bakımından sonuç şudur: karşılıklılık delili, bir Türk kararının tanınmasına hangi eyaletin hukuku uygulanacaksa o eyalet üzerine kurulur. Eyalet mahkemesi kararında doğal dayanak o eyaletin hukukudur; örneklerimizde New York, Kaliforniya ya da Teksas. Alacaklı, o eyalette yürürlükte olan tanıma kanununu, eyaletin kabul ettiği metniyle, resmi kaynaktan alınmış ve onanmış Türkçe tercümesiyle dosyaya koyar; mümkünse o eyalet mahkemelerinin yabancı ülke kararlarını gerçekten tanıdığını gösteren malzemeyi de ekler. Bunun somut dosyada yeterli olup olmadığına Türk mahkemesi karar verir.
Federal mahkeme kararında, bir Türk kararının o mahkemede hangi hukuka göre tanınacağını ABD’deki avukatınıza sorun ve delili bu cevaba göre hazırlayın. Lex Lata ABD hukuku konusunda görüş vermez; dosyanın Türk tarafını hazırlar ve ABD’deki avukata Türk mahkemesinin hangi belgeleri arayacağını bildirir.
Bir not daha: ABD kararını yalnız bir Türk davasında kesin hüküm ya da kesin delil olarak kullanmak istiyorsanız karşılıklılık aranmaz. m. 58/1, tanımayı kararın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlar, ama m. 54/1-a’yı açıkça dışarıda bırakır. m. 59’a göre bu etki ABD kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Türkiye’deki davalıya tebligat ve gıyabi hükümler
İki ülke de 1965 tarihli Lahey Tebligat Sözleşmesi’ne taraftır. Sözleşme ABD bakımından 10 Şubat 1969’da, Türkiye bakımından 28 Nisan 1972’de yürürlüğe girmiştir. Türkiye onay sırasında Sözleşme’nin 10. maddesindeki tebligat yöntemlerine itiraz ettiğini beyan etmiştir. 10. madde üç yolu kapsar: adli belgelerin yurt dışındaki kişilere doğrudan posta yoluyla gönderilmesi; menşe devletin adli memurları, görevlileri veya diğer yetkili kişilerinin tebligatı varış devletindeki muadilleri aracılığıyla doğrudan yaptırması; ve aynı doğrudan tebligatın davada ilgisi olan herhangi bir kişi tarafından yaptırılması. Türkiye üçüne de itiraz etmiştir.
Geriye Sözleşme’nin başlıca yolu kalır: Türkiye’nin merkezi makamına, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü’ne talep göndermek. Sözleşme’nin 5. maddesine göre merkezi makam belgeyi kendisi tebliğ eder ya da tebliğ ettirir ve belgenin Türkçe yazılmış ya da Türkçeye çevrilmiş olmasını isteyebilir. Türkiye’nin Lahey Konferansı’na bildirdiği bilgilere göre Türkçe ya da Türkçe tercümeli belgeler muhatabın iradesine rağmen tebliğ edilebilir; başka dildeki belgeleri ise muhatap kabul etmeyebilir.
Sözleşme’nin 15. maddesi davaya gelmeyen davalıyı korur. Davetiye ya da eşdeğer belge Sözleşme uyarınca tebliğ için yurt dışına gönderilmek zorunda kalmışsa, belgenin tebliğ edilen devletin iç hukukundaki bir yöntemle tebliğ edildiği ya da Sözleşme’deki başka bir yolla davalıya veya konutuna fiilen teslim edildiği ve her iki hâlde de savunmaya yetecek zamanda yapıldığı anlaşılmadıkça hüküm verilmez. İki devlet de 15. maddenin izin verdiği beyanda bulunmuştur; buna göre hâkim, gönderimden itibaren en az altı ay geçmesi dahil sıkı şartlar varsa tebligat belgesi gelmeden de hüküm verebilir.
Türk tarafında belirleyici hüküm MÖHUK m. 54/1-ç’dir. Tenfiz, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin, o yer kanunları uyarınca hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmadığına, o mahkemede temsil edilmediğine ya da bu kanunlara aykırı biçimde gıyabında veya yokluğunda hüküm verildiğine dayanarak Türk mahkemesine itiraz etmemiş olmasına bağlıdır. İki nokta önemlidir: ölçü, kararın verildiği yerin kanunlarıdır; sebebi ileri sürecek olan da borçludur.
Kaliforniya örneğine dönelim. Davetiye İzmir’e kargoyla gitti, cevap gelmedi, gıyabi hüküm kuruldu. Posta yoluyla tebligat 10/a kapsamındadır ve Türkiye buna itiraz etmiştir. Davalıya doğrudan gönderilen kargo da Türk merkezi makamını devre dışı bırakır ve borçlu aynı itirazı buna karşı da ileri sürebilir. Tenfiz davasında borçlu m. 54/1-ç’ye dayanarak usulüne uygun çağrılmadığını savunabilir. Mahkeme bu noktayı dosyaya göre karara bağlar; alacaklı açısından ret riski gerçektir.
Bu durumdaki alacaklının iki ülkedeki avukatlarla birlikte tartması gereken üç seçenek vardır: davayı yine de açıp itirazı karşılamak; ABD’deki avukata gıyabi hükmün ABD’de kaldırılıp davalıya usulüne uygun yeniden tebligat yapılıp yapılamayacağını sormak; ya da Türkiye’de asıl alacak için yeni bir dava açmak. ABD’de Türk tarafa karşı davaya yeni başlayan alacaklı için ders daha basittir: tebligatı Türkçe tercümesiyle merkezi makam üzerinden yaptırın. ABD davaları için Türkiye’de tebligat ve delil toplama rehberimiz bu yolu anlatır.
Cezalandırıcı ve üç kat tazminat
ABD’de jüriler ve mahkemeler cezalandırmak ya da caydırmak amacıyla tazminata hükmedebilir; bazı ABD kanunları gerçek zararı katlar. Türk haksız fiil hukuku ise zararın giderilmesi üzerine kuruludur: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49’a göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Tazminatın ötesine geçen bir ABD kararı bu yüzden MÖHUK m. 54/1-c’deki soruyu doğurur: hüküm kamu düzenine açıkça aykırı mıdır?
Kanun “açıkça” kelimesini kullanır. ABD hukuku ile Türk hukuku arasındaki farkı tek başına bir ret sebebi olarak saymaz; borçlunun itirazları da m. 55/2’deki sebeplerle sınırlıdır. Mahkeme, tenfizi istenen hükmün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olup olmadığını dosyaya göre inceler. Her cezalandırıcı tazminat için tek bir cevap yoktur; burada da böyle bir cevap vermiyoruz.
Kanun alacaklıya bir seçim imkânı da tanır. m. 52/1-c, tenfiz hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa dilekçede bunun hangi kısım olduğunun yazılmasını ister; m. 56/1 de mahkemenin ilamın kısmen veya tamamen tenfizine ya da istemin reddine karar verebileceğini düzenler. Teksas örneğinde alacaklı yalnız gerçek zarar kısmının tenfizini isteyip cezalandırıcı kısmı dışarıda bırakabilir ya da kararın tamamını isteyip takdiri mahkemeye bırakabilir. Hangisinin uygun olduğu tutarlara, borçlunun mal varlığına ve kararın tazminat kalemlerini ne kadar açık ayırdığına bağlıdır. Aynı soru, bir ABD kanununa dayanan üç kat tazminat ve ceza niteliği taşıyan her kısım için de doğar.
Yetki: münhasır yetki ve zayıf bağlantı
MÖHUK m. 54/1-b’nin iki kısmı vardır ve kanun bunları “veya” ile bağlar. İlk kısım Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren konulardır. Bir örnek taşınmazlardır: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 12/1’e göre taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Antalya’daki bir dairenin kime ait olduğunu belirlemeye çalışan bir ABD kararı bu kısma takılır. Ödenmemiş faturalar için verilen para kararı ise taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin değildir.
İkinci kısım yalnız davalı itiraz ederse uygulanır: ilam, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş olmalıdır. New York örneğinde distribütörlük sözleşmesi New York mahkemelerini yazılı olarak seçmiştir. Bu şart tablonun bir parçasıdır, çünkü Türk hukuku da yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda, yer itibarıyla yetkinin münhasır yetki esasına göre belirlenmediği hâllerde tarafların yabancı bir devlet mahkemesinde anlaşabilmesine izin verir; anlaşma yazılı delille ispat edilirse geçerlidir (MÖHUK m. 47/1). ABD davası sözleşme, ifa yeri ya da tarafların oradaki işleri üzerinden o eyalete ne kadar bağlıysa, borçlunun bu kısma dayanması o kadar zorlaşır.
ABD kararıyla Türk mahkemesine başvuru: yetkili mahkeme, dilekçe, ekler ve teminat
Mahkeme. Tenfiz davasına asliye mahkemesi bakar (m. 51/1). m. 51/2’ye göre tenfiz, borçlunun Türkiye’deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, ikisi de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Türkiye’den ayrılmış ama burada malı kalmış bir borçluya karşı da başvurulacak bir mahkeme vardır.
Dilekçe. Kararın tenfizinde hukuki yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir; istem dilekçeyle yapılır ve dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir (m. 52/1). Dilekçede tenfiz isteyenle karşı tarafın ve varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri; kararın hangi devlet mahkemesinden verildiği, mahkemenin adı, ilamın tarih ve numarası ve hükmün özeti; tenfiz hükmün bir kısmı için isteniyorsa hangi kısım olduğu yer alır.
Belgeler. m. 53/1’e göre dilekçeye (a) yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilamı veren yargı organınca onanmış örneği ve onanmış tercümesi, (b) ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi eklenir. HMK m. 224/1’e göre yabancı devlet makamlarınca hazırlanan resmi belgelerin Türkiye’de bu vasfı taşıması, belgenin verildiği devletin yetkili makamı veya ilgili Türk konsolosluğu tarafından onaylanmasına bağlıdır; m. 224/2 Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin yabancı resmî belgelerin tasdikine ilişkin hükümlerini saklı tutar. İki ülke arasında Apostil Sözleşmesi uygulanır. Eyalet mahkemesi belgesine apostili eyaletin belirlediği makam, genellikle eyalet Secretary of State ofisi; federal mahkeme belgesine ise federal mahkemelerin yazı işleri müdürleri ve yardımcıları şerh eder. HMK m. 223/1 de yabancı dilde yazılmış belgeye dayanan tarafın tercümesini mahkemeye sunmasını zorunlu kılar. Uygulamada Türkçe tercüme Türkiye’de yeminli tercümana yaptırılır ve Türk noterince onaylanır.
ABD’deki mahkeme kaleminden istenecekler
- Kararın ve varsa değişik kararın ya da karar sonrası taleplere ilişkin kararın mahkeme kaleminden onaylı örneği.
- Üst mahkemeye başvuru süresinin dolduğunu ve bekleyen başvuru olmadığını gösteren kalem belgesi ya da davayı bitiren üst mahkeme kararı.
- Davalıya yapılan tebligatın belgesi; gıyabi hükümde gıyap kaydı (default).
- Borçlu davaya katıldıysa bunu gösteren kayıt, örneğin cevap dilekçesi ya da avukatın vekâlet bildirimi.
- Her mahkeme belgesine yetkili ABD makamından apostil.
- Karşılıklılık delili için ilgili eyaletin tanıma kanununun resmi kaynaktan alınmış metni.
Teminat. ABD’deki bir şirket ya da ABD vatandaşı Türk mahkemesine yabancı sıfatıyla başvurduğunda MÖHUK m. 48 gündeme gelir. Birinci fıkraya göre dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zarar ve ziyanı için mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. İkinci fıkra, mahkemenin karşılıklılık esasına göre dava açanı teminattan muaf tutacağını düzenler. Kanun ülke saymadığından, bir ABD şirketinin ya da ABD vatandaşının muaf tutulup tutulmayacağı her dosyada mahkemenin değerlendirmesine kalır. ABD’de yaşayan Türk vatandaşı ise, çifte vatandaş olsa da, yabancı değildir ve m. 48/1’in lafzı dışında kalır. Davayı ABD’de kurduğunuz şirket açıyorsa davacı şirkettir; teminat sorusu sizin vatandaşlığınıza göre değil şirket bakımından değerlendirilir.
Duruşma, borçlunun itirazları ve karar
Borçlu, tenfiz dilekçesini duruşma gününü bildiren tebligatla birlikte alır; inceleme basit yargılama usulüne göre yapılır (m. 55/1). Borçlunun itirazları m. 55/2’deki üç sebeple sınırlıdır: şartların bulunmaması, kararın kısmen veya tamamen yerine getirilmiş olması, yerine getirilmesine engel bir sebebin ortaya çıkması. ABD mahkemesinin delilleri yanlış değerlendirdiği itirazı bu sebepler arasında yer almaz.
Aleyhinize ABD’de karar verilmiş, Türkiye’de yaşayan ya da Türkiye’de malı olan bir Türk vatandaşıysanız, savunmanız da bu çerçevede kurulur: tebligatın nasıl yapıldığı, ABD mahkemesinin yetkisinin dayanağı, kararın kesinleşip kesinleşmediği ve ödenen kısımlar. Bunları gösteren belgeleri ABD’deki dosyadan erkenden toplamak gerekir.
Mahkemenin kararı üç biçimde çıkabilir: ilamın kısmen tenfizi, tamamen tenfizi ya da istemin reddi. Karar ABD ilamının altına yazılır, hâkim tarafından mühürlenip imzalanır (m. 56/1). Tenfiz istemini kabul ya da reddeden kararın temyizinde genel hükümler uygulanır; m. 57/2’ye göre temyiz, yerine getirmeyi durdurur. Alacaklı, tahsilatın kanun yolu aşaması bitmeden başlamayabileceğini hesaba katmalıdır.
Tenfiz kararından tahsilata
Tenfizine karar verilen ABD kararı, Türk mahkemelerinden verilmiş ilamlar gibi icra olunur (m. 57/1). Tahsilat 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) uyarınca icra dairelerinde yürür:
- Takip için Türkiye’deki herhangi bir icra dairesi seçilebilir (İİK m. 34); takip, ilam o daireye tevdi edildiğinde başlar (m. 35).
- ABD kararı bir para borcuna ilişkinse borçluya icra emri tebliğ edilir. İcra emri borcun yedi gün içinde ödenmesini ister; ödenmez ve icra mahkemesinden ya da istinaf, temyiz veya yargılamanın iadesi yoluyla ilgili mahkemeden icranın geri bırakılmasına dair karar getirilmezse cebri icra yapılacağını, aynı sürede m. 74’e göre mal beyanında bulunulması gerektiğini de ihtar eder (m. 32).
- Borçlu icra emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine başvurarak borcun zamanaşımına uğradığını, imhal ya da itfa edildiğini ileri sürebilir. İtfa veya imhal iddiası m. 33/1’de sayılan nitelikte bir senetle, yani yetkili mercilerce resen yapılmış veya usulüne göre tasdik edilmiş ya da icra dairesinde, icra mahkemesinde veya mahkeme önünde ikrar olunmuş bir senetle belgelenirse icra geri bırakılır.
Tenfiz davası sürerken mal kaçırma ihtimali varsa ihtiyati haciz düşünülebilir. İİK m. 257/1, rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş bir para alacağı için alacaklıya, borçlunun elindeki ya da üçüncü kişideki taşınır ve taşınmazlarını, alacaklarını ve diğer haklarını ihtiyaten haczettirme imkânı verir. Mahkemeyi ikna yükü alacaklıdadır: alacak ve gerekirse haciz sebepleri hakkında kanaat getirecek deliller gösterilmelidir (m. 258/1). m. 259/1’e göre hacizde haksız çıkan alacaklı borçlunun ve üçüncü kişinin bu yüzden uğrayacağı bütün zararlardan sorumludur ve teminat vermek zorundadır; aynı maddenin istisnaları saklıdır. İhtiyati haczin nasıl isteneceği yabancı alacaklı için ihtiyati haciz rehberinde ayrıca anlatılıyor. ABD’de hükmedilen faizin ve dolar cinsinden tutarın Türk takibinde nasıl ele alınacağı, dava açılmadan önce her dosya için ayrıca değerlendirilmelidir.
Elinizde hakem kararı varsa
ABD ve Türk şirketleri arasındaki bazı sözleşmelerde yetki şartı yerine tahkim şartı bulunur. Hakem kararı m. 50 ile 59 arasındaki yoldan gitmez. ABD ve Türkiye, 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Sözleşmesi’ne taraftır ve ikisi de aynı iki beyanda bulunmuştur: Sözleşme’yi karşılıklılık esasına göre yalnız başka bir akit devletin ülkesinde verilen kararlara ve yalnız kendi hukuklarına göre ticari sayılan hukuki ilişkilerden doğan uyuşmazlıklara uygularlar. Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşmelerin hükümleri MÖHUK m. 1/2 ile saklı tutulmuştur; kanunun yabancı hakem kararlarına ayırdığı hükümler ise m. 60 ile 63 arasındadır. Şartlar ve ret sebepleri mahkeme kararlarındakinden farklıdır; ayrıntı için yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tenfizi rehberimize bakın.
ABD’deki alacaklının Türkiye dosyası Lex Lata’da nasıl yürür
Lex Lata, ABD’deki şirketler, ABD’deki avukatlık büroları ve ABD’de yaşayan kişiler adına Türk mahkemelerindeki tenfiz davalarını ve ardından gelen icra takiplerini yürütür. Yazışma Türkçe ya da İngilizce, e-posta ve görüntülü görüşmeyle yapılır; Türkiye’deki işlemler vekâletname ile Türk avukat tarafından takip edilir. Türkiye yıl boyu UTC+3’tedir: New York, ABD’nin yaz saati döneminde İstanbul’un 7 saat, kışın 8 saat gerisindedir; Los Angeles 10 ve 11 saat geridedir.
İlk adım genellikle ABD kararının, tebligat kayıtlarının ve kesinleşme belgelerinin, apostil ve tercümeye geçilmeden önce incelenmesidir. Türk vatandaşıysanız vekâletnameyi Washington Büyükelçiliği’nde ya da Boston, Chicago, Houston, Los Angeles, Miami ve New York başkonsolosluklarında verebilirsiniz; ABD’li bir noter (notary public) önünde imzalayıp apostil şerhi aldırmak da mümkündür. ABD’de kurduğunuz şirket adına ise noter ve apostil yolu kullanılır: New York ve Los Angeles başkonsolosluklarının bilgi notları yabancı şirketlere vekâletname düzenlenmediğini belirtir. İki yolun adımları ABD’den Türkiye’ye vekâletname ve apostil rehberinde anlatılıyor. Lex Lata yalnız Türk hukuku konusunda görüş verir; gıyabi hükmün kaldırılması ya da yeniden tebligat gibi ABD hukuku soruları ABD’deki avukatın işidir ve onunla birlikte çalışırız.
Henüz kararınız yoksa ve Türk alıcıdan alacağınız varsa ABD’li ihracatçıların Türk alıcıdan alacak tahsili rehberine, başka ülkelerden alınan kararlar için yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tenfizi rehberine bakabilirsiniz. Başka bir hukuki işiniz varsa ABD’de yaşayanlar için Türkiye’de avukat rehberi iyi bir başlangıç noktasıdır; bize iletişim sayfamızdan da ulaşabilirsiniz.