İzinsiz Kullanılan Taşınmazda İki Ayrı Dava: Müdahalenin Men'i ve Ecrimisil

Sözleşmesi olmayan bir işgalci için Türk hukukunda tek bir tahliye davası yoktur.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 12 dk okuma
Gravür: çitle çevrili evin bahçesinde başkasına ait bir bavul, çitin dışında kırmızı ciltli kitap ve para kuleleri, yanda Türk çay takımı.

Ana noktalar

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683/2. maddesi mâlike iki ayrı dava tanır: malını haksız elinde bulundurana karşı istihkak davası ve her türlü haksız el atmanın önlenmesi davası. İkisi de para hükmü içermez.
  2. Ecrimisil ayrı bir taleptir ve dayanağı 995. maddedir: iyiniyetli olmayan zilyet, haksız alıkoyma yüzünden verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği ürünler karşılığında tazminat öder. İyiniyetli zilyet ise kullanım için tazminat ödemez (m. 993).
  3. 3091 sayılı Kanun, tecavüzün önlenmesine ve taşınmazın yerinde teslimine kaymakamın karar vermesine imkân verir; ancak başvuru, öğrenmeden itibaren altmış gün içinde ve her hâlde tecavüzün oluşundan itibaren bir yıl içinde yapılmalıdır (m. 4); Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerle menfaati umuma ait taşınmazlarda ise süre aranmaz.
  4. Ne Türk Medeni Kanunu ne Türk Borçlar Kanunu özel kişiler arasındaki ecrimisil için ayrıca bir zamanaşımı süresi öngörür; hangi süre tartışılırsa tartışılsın zamanaşımı bir def'idir: 6098 sayılı Kanun'un 161. maddesi uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz.
  5. Kendi kendine tahliye yalnızca 981. maddedeki dar sınırdadır ve durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmak yasaktır; tahliye ilamı, borçluya yedi gün süre veren 2004 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca icra dairesince infaz edilir.

Taşınmazı geri almak ile işgalin bedelini almak iki ayrı taleptir, iki ayrı ölçüte göre karara bağlanır; üçüncü bir yol olan idari başvuru ise tecavüzün öğrenilmesinden altmış gün sonra kapanır.

Taşınmazınızda sözleşmesi olmayan biri oturuyorsa onu kendiniz çıkaramazsınız ve açabileceğiniz tek bir “tahliye” davası da yoktur. Türk hukuku sorunu ikiye böler: taşınmazı geri almak için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683/2. maddesine dayanan dava, işgalin bedeli için ise ayrı bir para alacağı olan ecrimisil. Bunların yanında, mâliklerin çoğunlukla geç fark ettiği üçüncü bir yol daha işler: 3091 sayılı Kanun uyarınca kaymakamlığa yapılan idari başvuru — ve bu kapı, tecavüzü öğrendiğiniz tarihten altmış gün sonra kapanır. Aşağıdaki değerlendirme Eylül 2026 itibarıyladır ve herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmayan işgali konu alır; ortada bir kira ilişkisi varsa analiz bambaşka bir zemine, Türkiye’de kira mevzuatı rehberimizin konusuna kayar.

Kiremit çatılı evin kapısında yabancı bir bavul, önünde kapalı bir bariyer ve yere düşmüş anahtar, bariyerin yanında para kuleleri.
İşgalin önlenmesi ve taşınmazın kullanımı için bedel istenmesi.

Mâlik tam olarak neyi isteyebilir?

  1. maddenin birinci fıkrası mülkiyetin içeriğini tanımlar: mâlik, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Asıl işleyen hüküm ikinci fıkradır ve içinde iki ayrı dava barındırır — mâlik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. Hangisinin uygun düştüğü olaya bağlıdır: bir dairenin veya parselin bütünüyle işgali zilyetliğin geri alınması meselesidir; komşunun sınırı aşan duvarı, bıraktığı konteyner ya da çektiği tel örgü ise el atmadır. Uygulamada ikisi çoğu zaman birlikte ve para talebiyle kurulur; dosyaların el atmanın önlenmesi ve ecrimisil başlığını taşımasının sebebi budur.

Mâlikin yapamayacağı şey ise tek başına hareket etmektir. 981. madde zilyede her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defetme, taşınmazlarda el koyan kişiyi kovarak zilyetliğini koruma yetkisi verir. Aynı maddenin hemen ardından gelen cümle bunu sınırlar: zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır. Bu, tecavüz anına ait bir savunmadır; aylardır işgal altındaki bir taşınmazı boşaltma ruhsatı değildir. Mâlik fiilen zilyetlikten yoksun bırakılmışsa 982 ve 983. maddelerdeki zilyetlik davaları da gündeme gelir; ancak 982. madde, davalının o şeyi geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhâl ispat etmesi hâlinde geri vermekten kaçınmasına izin verir. Daha da önemlisi 984. madde: gasp ve saldırıdan doğan dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Bu bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir; mahkeme kendiliğinden gözetir ve kısadır.

3091 başvurusu El atmanın önlenmesi (m. 683/2) Ecrimisil (m. 995)
Karar mercii Kaymakam, merkez ilçede vali Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi Kural olarak aynı mahkeme, aynı dosyada
Cevapladığı soru Zilyet kimdi ve zilyetliğe tecavüz edildi mi Taşınmazı elinde bulundurmaya kimin hakkı var İşgal ne ediyor
Süre Öğrenmeden 60 gün; oluşundan 1 yıl sonra hiç Bu yolda karşılığı olan idari bir süre yok Kanunda özel bir süre yok; zamanaşımı ancak işgalci def'i ileri sürerse
Sonuç Taşınmaz yerinde zilyedine teslim edilir; mülkiyet tartışılmaz Tahliye ve teslim ilamı; icra dairesince infaz edilir Para hükmü; zilyetlik değişmez
Masraf Karar hiçbir vergi, harç ve resme tabi değil (m. 18) Nispi harç; yargılama giderleri haksız çıkana Talep edilen tutar üzerinden harç; bilirkişi gideri

Altmış günlük idari yol

3091 sayılı Kanun tam da bu yazının anlattığı durum için vardır: zilyetliği, mahkeme kararı beklenmeden, idare eliyle korur. 2. madde uyarınca merkez ilçede vali ya da görevlendireceği vali yardımcısı, diğer ilçelerde kaymakam tecavüzün önlenmesine karar verir ve taşınmaz yerinde zilyedine teslim edilir. 3. madde başvuru hakkını taşınmazın zilyedine tanır. 6. madde soruşturmanın en geç on beş gün içinde tamamlanarak karara bağlanmasını, 9. madde ise infaz memurunun kararı kendisine geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde yerine getirmesini zorunlu kılar. Ek 1. madde kilitli ve kapalı taşınmazların, gerekirse zorla açtırılmasını buyurur; Ek 2. madde mütecavize ait eşyanın çıkarılmasını, teslim alınmazsa açık artırmayla satışını düzenler. 18. madde ise bu Kanuna göre verilen kararları hiçbir vergi, harç ve resme tabi tutmaz.

Yolun gerçekten açık olup olmadığını üç sınır belirler. Birincisi süredir: 4. madde, tecavüz veya müdahalenin yapıldığının öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün içinde başvurulmasını arar ve oluşundan itibaren bir yıl geçtikten sonra bu makamlara başvurulamayacağını söyler. Aynı maddenin ikinci fıkrasındaki “süre aranmaz” istisnası, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler ile menfaati umuma ait taşınmazlara ilişkindir; özel mülkiyete konu bir taşınmazda süreler işler. İkincisi kapsamdır: 5. madde, kanun kapsamı dışında kaldığı dilekçeden açıkça ve kesinlikle anlaşılan başvuruların yerinde soruşturma yapılmadan reddedilebilmesine imkân verir. Üçüncüsü ve en sık gözden kaçanı sıradır: 14. madde, başvuru sırasında taraflar arasındaki taşınmaz uyuşmazlığı hakkında mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmiş ya da uyuşmazlık dava konusu yapılmışsa bu Kanun hükümlerinin hiç uygulanmayacağını düzenler — yani önce dava açmak bu kapıyı kendi elinizle kapatabilir. Nihayet 7. madde kararları idari yargı yolu açık olmak üzere kesin sayar ve üstün hak iddiasında bulunanların yargı yoluna başvurması gerektiğinin kararda belirtilmesini ister; 10. madde ise mütecavizin yaptığı ekim, tesis ve değişiklikler bakımından genel hükümlere göre mahkemeye gitmeyi öngörür. Aynı Kanun’un Hazine ve mera arazisi için tersine işlediği, yani ihbarnamenin mâlike değil kullanana geldiği hâller, Silivri’de taşınmaz davaları ve Çatalca’da taşınmaz davaları sayfalarında ecrimisil ihbarnamesi başlığı altında ele alınıyor.

Dava yolu ve ilamın icrası

Görev ve yetki tartışmasızdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi görevlidir; 12. madde ise taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin davalar ile taşınmazın zilyetliğine ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesini kesin yetkili kılar. Ecrimisil kendi başına bir para alacağıdır; ancak el atmanın önlenmesiyle birlikte ileri sürüldüğünde aynı mahkemede görülür. İspat 190. maddeye göre dağılır: mâlik tapu kaydıyla mülkiyetini ve davalının bir hakka dayanmadan taşınmazda bulunduğunu ortaya koyar; dayandığı hakkın ispatı davalıya düşer.

Yerindeki durumun değişme riski varsa 389. madde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği yahut gecikme sebebiyle bir sakınca veya ciddi bir zarar doğacağı endişesi bulunan hâllerde ihtiyati tedbire karar verilebileceğini söyler; 390. madde ise dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, açıldıktan sonra ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenmesini şart koşar. Burada açık olmakta yarar var: ihtiyati tedbir bir koruma aracıdır; zilyetliği geri veren şey tedbir değil, hükümdür.

Süreyi en çok hafife alınan aşama icradır. Taşınmazın tahliye ve teslimine dair ilam kendiliğinden sonuç doğurmaz. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 26. maddesi uyarınca ilam icra dairesine verilince icra müdürü borçluya bir icra emri tebliğ ederek yedi gün içinde hükmolunan şeyin teslimini emreder; borçlu taşınmazı işgal etmekteyken bu emri tutmazsa ilamın hükmü zorla icra olunur. Sonucu asıl koruyan hüküm üçüncü fıkradadır: alacaklıya teslim edilen taşınmaza haklı sebep olmaksızın tekrar giren borçlu, ayrıca hükme gerek kalmadan zorla çıkarılır. İlamda yer almayan eşya borçluya, vekiline veya ailesinden reşit bir kimseye teslim edilir; kimse bulunmazsa muhafaza altına alınır ve süresinde alınmazsa icra mahkemesi kararıyla satılır.

Ecrimisil: işgalin bedeli

Ecrimisil kira değildir ve kira alacağı gibi hesaplanmaz. Kanuni dayanağı 995. maddedir: iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İyiniyetin neden davanın asıl çekişme noktası olduğunu ise ayna hüküm açıklar: 993. madde uyarınca bir şeyi iyiniyetle ve karineyle mevcut hakkına uygun biçimde kullanan veya ondan yararlanan zilyet, bu yüzden tazminat ödemek zorunda değildir. 995. maddenin kendi sınırları da vardır — kötüniyetli zilyet yalnızca hak sahibi için de zorunlu olan giderleri isteyebilir ve şeyi kime geri vereceğini bilmediği sürece ancak kusuruyla verdiği zararlardan sorumlu tutulur.

Kiremit çatılı bir evin yanında kum saati duruyor, oklu yolun üzerinde ise boyları giderek artan para kuleleri sıralanıyor.
İşgal sürdükçe işgalcinin ödeyeceği kullanım bedeli de artar.

Türk Medeni Kanunu “ecrimisil” sözcüğünü kullanmaz ve tutar için bir formül koymaz; ölçü 995. maddenin kendisindedir: haksız alıkoyma yüzünden verilen zararlar ile elde edilen veya elde edilmesi ihmal edilen ürünler. İşgalci hiçbir bedel ödemeyi üstlenmediği için talep bir sözleşmeden doğan kira alacağı değildir ve tutarın delille kurulması gerekir. Bunun uygulamada iki sonucu vardır. Birincisi, miktar bilirkişi işidir: 6100 sayılı Kanun’un 266. maddesi uyarınca mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; bir dairenin ya da arsanın kullanım değeri böyle bir sorudur ve keşif ile benzer taşınmazlara ait emsal kira sözleşmeleri bu raporun olağan malzemesidir. İkincisi, 26. madde uyarınca hâkim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve istenenden fazlasına karar veremez; düşük gösterilmiş bir tutarı mahkeme kendiliğinden düzeltemez. Tutar ancak rapor geldikten sonra belli olduğundan, talebin baştan nasıl kurulduğu alacağın tamamının alınabilmesini belirler.

Süre Neye ilişkin Kaynak Mahkeme kendiliğinden gözetir mi?
60 gün / 1 yıl 3091 sayılı Kanun uyarınca idari başvuru 3091 sayılı Kanun m. 4 Evet — başvurunun şartı
2 ay / 1 yıl Gasp ve saldırı hâlinde zilyetlik davaları Türk Medeni Kanunu m. 984 Evet — zamanaşımı değil, hak düşürücü süre
Kanunda özel süre yok Özel kişiler arasında ecrimisil Açık hüküm yok; Türk Borçlar Kanunu m. 72, 146 ve 147 tartışılır Hayır — işgalcinin def'i olarak ileri sürmesi gerekir (m. 161)
2 yıl / 10 yıl Haksız fiil tazminatı genel olarak Türk Borçlar Kanunu m. 72 Hayır — def'idir; ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır
2 yıl / 10 yıl Terditli olarak ileri sürüldüğünde sebepsiz zenginleşme Türk Borçlar Kanunu m. 82 Hayır — def'idir

2026 tarihli bir usul değişikliği, tutarın nasıl talep edileceğini doğrudan etkiler. 6100 sayılı Kanun’un belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesi 31 Temmuz 2026 itibarıyla mülga hâle gelmiş, buna karşılık 109. maddeye dördüncü fıkra eklenmiştir: alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Miktarı bilirkişi raporuna bağlı olan bir alacak için — ki ecrimisil her zaman öyledir — kapıyı açık tutan mekanizma artık bu fıkradır.

Ceza boyutu ve neyi sağlamadığı

Uygulamada iki suç tipi öne çıkar. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 154/1. maddesi, bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz malı veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden, sınırlarını değiştiren ya da hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa yararlanmasına engel olan kişiyi, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırır. 116. madde ise konuta rızaya aykırı giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişiyi yine şikâyet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapisle, cebir veya tehdit kullanılması yahut fiilin gece vakti işlenmesi hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırır; işyerleri bakımından öngörülen ceza altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. 3091 sayılı Kanun’un 15. maddesi buna kendi suçunu ekler: taşınmaz mahkeme ilamıyla teslim edilmemişken aynı taşınmaza ikinci kez tecavüz edilmesi, özel kişilere ait taşınmazlarda üç aydan bir yıla kadar hapisle karşılanır ve fiilin silahlı kişilerce, birden fazla kişiyle ya da taşınmazı paylaşmak veya kullanmak üzere birleşenlerce işlenmesi hâlinde ceza artırılır.

Şikâyet gerçek bir araçtır ve doğurduğu soruşturma dosyası çoğu zaman işgalin başlangıç tarihini gösteren en temiz delildir. Ne var ki bir zilyetlik yolu değildir: ceza mahkemesi taşınmazın boşaltılmasına karar vermez ve ecrimisile hükmetmez. İşgalin arkasında sahte bir vekâletname, gerçekte yapılmamış bir satış ya da malik olmadığı taşınmazı kiraya veren bir kişi varsa dosya artık salt bir işgal dosyası değildir; belgelerin karşı tarafla temas kurulmadan önce güvence altına alınması ve para izinin sürülmesi gerekir — bu tür dosyalarda izlenen yol ticari dolandırıcılık ve malvarlığının izlenmesi rehberimizde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.

Dosyayı taşınmazın bulunduğu yerde olmadan yürütmek

Bu dosyaların hiçbiri mâlikin taşınmazın bulunduğu yerde ya da Türkiye’de bulunmasını gerektirmez; uzaktan yürütülmeye en elverişli uyuşmazlıklardan biri olmasının sebebi budur. Bunun tersi, keşfin mahallinde yapıldığı kamulaştırma bedel tespiti ve ortaklığın giderilmesi dosyalarıdır; o dosyaların İstanbul’un batı ilçelerinde nasıl yürüdüğü İstanbul’un batısında taşınmaz davaları sayfasında ayrıca anlatılıyor. Üç nokta belirleyicidir.

Vekâletname. 6100 sayılı Kanun’un 76. maddesi uyarınca avukat, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletnamenin aslını veya avukat tarafından onaylanmış örneğini dosyaya koymak zorundadır. Yurt dışında düzenlenecekse bu, uygulamada ya bir Türk konsolosluğu ya da ikamet edilen ülkedeki noter aracılığıyla — apostil ve yeminli Türkçe tercümeyle birlikte — yapılır. 74. madde ise kapsam bakımından önem taşır: açıkça yetki verilmemişse vekil sulh olamaz, talep sonucunu tamamen ıslah edemez, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yolundan feragat edemez ve karşı tarafı ibra edemez. Bu yetkilerin vekâletnameye hangi kapsamda konulacağı, matbu metne bırakılmak yerine bilinçli olarak kararlaştırılmalıdır.

Delilin erken tespiti. 400. madde, bir tarafın henüz açılmamış bir davada ileri süreceği bir vakıanın keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık ifadesi yoluyla tespitini istemesine imkân verir; delilin kaybolma ya da ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşma ihtimali bu talebi haklı kılar. 401. madde, dava açılmamışsa talebin esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeye ya da keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine yöneltilebileceğini söyler ve noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yaptığı vakıa tespitlerini saklı tutar. Taşınmazını yılda bir iki kez görebilen bir mâlik için “taşınmaz işgal altında görünüyordu” cümlesini tarihli ve kayıtlı bir vakıaya çeviren şey budur.

Yargılama gideri. 326. madde uyarınca yargılama giderleri kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınır; her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa giderler haklılık oranına göre paylaştırılır. Harç ve bilirkişi giderinin karşı taraftan alınmasını sağlayan mekanizma budur — bir mekanizmadır, sonuca ve davalının ödeme gücüne bağlıdır.

Kapsamı iki sınır tamamlıyor. Bu yazı hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmayan işgali ele alır; paylı veya elbirliği mülkiyetine konu taşınmazlarda bir paydaşın diğerinden ne isteyebileceği, kendi kuralları olan ayrı bir alandır ve burada incelenmemiştir. Yazı ayrıca tapu kaydının sağlam olduğunu varsayar; kayıtta bir sorun varsa sorular daha geriden başlar ve çerçeve yabancı olarak Türkiye’de gayrimenkul almak rehberimizde kuruludur. Tapu kaydının, işgalin başlangıç tarihinin ve açık olan yolların birlikte değerlendirilmesi gayrimenkul hukuku çalışma alanımızın konusudur; bu dosyaların hemen hepsinde en işe yarar tek adım, bir yıl daha geçmeden işgalin başlangıç tarihini kayda geçirmektir.

Rakamlarla

60 gün
3091 sayılı Kanun uyarınca kaymakamlığa başvuru süresi (m. 4)
1 yıl
Tecavüzün oluşundan sonra idari yolun tümüyle kapandığı süre (m. 4)
5 gün
İnfaz memurunun 3091 kararını yerine getirme süresi (m. 9)
7 gün
İcra emrinde zorla tahliyeden önceki teslim süresi (2004 sayılı Kanun m. 26)

Dosya nasıl kurulur?

  1. İşgalin başlangıç tarihini sabitleyin

    Sonraki her adım bu tarihe bağlıdır: altmış günlük idari süre, ecrimisildeki zamanaşımı tartışması ve iyiniyet tartışması. Komşu beyanları, abonelik kayıtları, site yönetimi kayıtları ve tarihli fotoğraflar bu tarihi kuran olağan malzemedir.

  2. Karşı tarafla temas kurmadan delilleri toplayın

    6100 sayılı Kanun'un 400. maddesi henüz açılmamış bir dava için delil tespitine imkân verir; 401. madde talebin, keşif veya bilirkişi incelemesi yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine yöneltilmesine izin verir. Noterlerin 1512 sayılı Noterlik Kanunu uyarınca yaptığı vakıa tespitleri saklıdır.

  3. İdari sürenin açık olup olmadığını kontrol edin

    Tecavüzü öğrenmenizin üzerinden altmış günden, oluşundan ise bir yıldan az geçmişse 3091 başvurusu açıktır ve karar vergi, harç ve resme tabi değildir; sürelerden biri dolmuşsa geriye yalnızca dava yolu kalır.

  4. İki talebi birlikte ileri sürün

    683/2. maddeye dayanan el atmanın önlenmesi ile 995. maddeye dayanan ecrimisil, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde aynı dilekçede istenir; talep edilen tutar, bilirkişi raporu geldikten sonra artırılabilecek biçimde kurulur.

  5. İlamı kendiniz değil, icra dairesi eliyle infaz ettirin

    Taşınmazın tahliye ve teslimine ilişkin ilam icra dairesine verilir: yedi günlük icra emri, ardından zorla icra; teslimden sonra haklı sebep olmaksızın tekrar giren borçlu ise ayrıca hükme gerek kalmadan zorla çıkarılır (2004 sayılı Kanun m. 26).

Sıkça sorulan sorular

Taşınmazımda izinsiz biri oturuyor. Kilidi değiştirebilir miyim?

İşgal yerleştikten sonra hayır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 981. maddesi zilyede her türlü gasp veya saldırıyı kuvvet kullanarak defetme, taşınmazlarda ise el koyan kişiyi kovarak zilyetliğini koruma yetkisi verir. Aynı maddenin devamı sınırı koyar: zilyet, durumun haklı göstermediği derecede kuvvet kullanmaktan kaçınmak zorundadır. Bu, tecavüz anına ait ve dar bir savunmadır. Bir kişi haftalardır ya da aylardır taşınmazda oturuyorsa kapıyı kırmak, aboneleri kestirmek veya eşyalarını dışarı çıkarmak bu yetkinin içinde değildir ve mâliki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 116 ve 154. maddeleri kapsamında bir şikâyetle karşı karşıya bırakabilir. Tahliye ya 3091 sayılı Kanun uyarınca kaymakamlık kararıyla ya da mahkeme ilamının icra dairesince infazıyla gerçekleşir.

Müdahalenin men'i davası ile ecrimisil arasındaki fark nedir?

İki dava iki ayrı soruyu cevaplar. Türk Medeni Kanunu'nun 683/2. maddesine dayanan dava, taşınmazı elinde bulundurmaya kimin hakkı olduğunu sorar ve işgalcinin çıkarılmasına dair bir hüküm doğurur; para hükmü içermez. Ecrimisil ise işgalin ne ettiğini sorar ve bir para hükmü doğurur; zilyetlik bakımından hiçbir şeyi değiştirmez. Uygulamada ikisi çoğunlukla aynı dilekçede, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde birlikte istenir; ancak mahkeme birini kabul edip diğerini reddedebilir — en sık görülen sonuç, el atmanın önlenmesine karar verilirken ecrimisilin ispatlanabilen döneme indirilmesidir.

Ecrimisil geriye doğru ne kadar istenebilir?

Ne Türk Medeni Kanunu ne 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özel kişiler arasındaki ecrimisil istekleri için ayrıca bir zamanaşımı süresi belirleyen bir hüküm içerir; uygulanacak süreyi mahkeme somut olayda belirler. Tartışılan hükümler şunlardır: 147. maddenin birinci bendi kira bedelleri ve diğer dönemsel edimleri beş yıllık zamanaşımına tabi tutar; 72. madde haksız fiilde zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıllık, her hâlde fiilden itibaren on yıllık süreleri düzenler ve aynı fiil için ceza kanunları daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süreyi uygular; 146. madde ise kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacağı on yıllık zamanaşımına tabi kılar. Ecrimisilde sık anılan geriye doğru beş yıllık sınır 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 75. maddesinde yazılıdır; bu hüküm Devletin, özel bütçeli idarelerin ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıfların taşınmazlarına (5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi yoluyla belediye taşınmazlarına da) ilişkindir, özel mâliklere değil. Kanunun kesin olarak çözdüğü nokta ise kayıttır: 161. madde uyarınca zamanaşımı ileri sürülmedikçe hâkim bunu kendiliğinden göz önüne alamaz; def'i ileri sürmeyen işgalci, mâlikin ispatladığı dönemin tamamı için ödemeye mahkûm edilebilir.

İşgalci yeterince uzun oturursa mülkiyeti kazanır mı?

Tapuda kayıtlı mâlik siz iseniz hayır. Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesindeki olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı yalnızca tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazlar içindir ve yirmi yıl boyunca davasız, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyetlik arar. 713/2. fıkra bunu, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan ya da yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş kişi adına kayıtlı taşınmazlara genişletir. Tapuda adı yazılı, hayatta ve belirli bir mâlik ikisinin de dışındadır. Uzun işgalin gerçekten zedelediği şey mülkiyet değil ispattır: emsal kira bedelleri, işgalin başlangıç tarihi ve taşınmazın o günkü durumu zamanla ortaya konulamaz hâle gelir.

3091 yolu nedir ve ne zaman işe yarar?

3091 sayılı Kanun idari bir usuldür. Zilyet kaymakamlığa, merkez ilçede ise valiliğe başvurur; soruşturma 6. madde uyarınca en geç on beş gün içinde tamamlanarak karara bağlanır ve 9. madde uyarınca infaz memuru kararı kendisine geldiği tarihten itibaren en geç beş gün içinde yerine getirerek taşınmazı yerinde teslim eder. 18. madde bu kararları her türlü vergi, harç ve resimden muaf tutar; ek maddeler kilitli yerlerin açtırılmasına ve mütecavize ait eşyanın çıkarılmasına imkân verir. Yolun asıl belirleyicisi süresidir: başvurunun tecavüzün öğrenildiği tarihten itibaren altmış gün içinde yapılması gerekir ve tecavüzün oluşundan bir yıl geçtikten sonra hiç yapılamaz (m. 4). Ayrıca 14. madde uyarınca uyuşmazlık hakkında dava açılmış veya ihtiyati tedbir kararı verilmişse bu Kanun hükümleri hiç uygulanmaz.

3091 kararı mülkiyeti çözer mi?

Hayır. 7. madde bu kararların idari yargı yolu açık olmak üzere kesin olduğunu belirtir ve taşınmaz üzerinde üstün sayılabilecek bir hakkı olduğunu iddia edenlerin yargı yoluna başvurması gerektiğinin kararda yazılmasını zorunlu kılar. İdare zilyetliği geri verir; mülkiyeti belirlemez ve tazminata hükmetmez. 10. madde, mütecavizin taşınmaz üzerinde yaptığı ekim, tesis ve değişiklikler bakımından da genel hükümlere göre mahkemeye gitmeyi öngörür.

İşgalci birine kira ödediğini söylüyor. Bu bir şeyi değiştirir mi?

Sonucu değil, ispat zeminini değiştirir. Taşınmazı kiraya verme yetkisi bulunmayan bir kişiye yapılan ödeme mâliki bağlayan bir kira ilişkisi doğurmaz; çünkü 6098 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca sözleşme tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur, 299. madde de kira sözleşmesini kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını bir bedel karşılığında kiracıya bırakmayı üstlendiği sözleşme olarak tanımlar; mâlikin böyle bir irade açıklaması yoktur, bu yüzden işgalciye karşı talep kira sözleşmesine değil Türk Medeni Kanunu'nun 995. maddesine dayanır. Buna karşılık ödeme iddiası, işgalcinin iyiniyet savunmasını destekleyebilir; bunun önemi 993. maddeden gelir, çünkü iyiniyetli zilyet karineyle mevcut hakkına uygun kullanımdan dolayı tazminat ödemez. Arkasında sahte bir vekâletname veya gerçekte yapılmamış bir satış varsa dosya artık yalnız bir işgal dosyası değildir ve belgeler, karşı tarafla temas kurulmadan önce güvence altına alınmalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

İlgili hukuki rehberler ve yayınlar

  1. Ticaret Sicilinden Terkin Edilen Şirketin İhyası: Yeniden Tescil Davası (TTK m. 547)
  2. İskân (Yapı Kullanma İzni) Olmayan Konutta Hangi İşlemler Yapılamaz: 3194 sayılı Kanun m. 30-31 Çerçevesi
  3. İngiltere'deki Mirasçılar ve Türkiye'deki Taşınmaz: Probate Neden Yetmez, İngiliz Vasiyetnamesi ve Mirasçılık Belgesi
  4. Almanya'daki Mirasçılar ve Türkiye'deki Taşınmaz: 1929 Tereke Hükümleri, Erbschein ve Türk Mirasçılık Belgesi
  5. ABD'deki Mirasçılar için Türkiye'de Miras ve Tapu İntikali: Probate Belgeleri, ABD Vasiyetnamesi ve Mirasçılık Belgesi
  6. Kanada'daki Mirasçılar için Türkiye'de Miras ve Tapu İntikali: Uygulanacak Hukuk, Mirasçılık Belgesi ve Kanada Belgeleri
  7. Fethiye'de Taşınmaz, Miras ve Yat Davaları: Yabancı Müvekkiller İçin Rehber
  8. Türkiye'de Gayrimenkul Yatırımını Koruma: Aşama Aşama Rehber
  9. Tapu Kaydı Nasıl Okunur: Takyidat Sorgulama, Şerhler ve Beyanlar Hanesi
  10. Yurt Dışından Vekâletname ile Türkiye'de Gayrimenkul Alımı: Şekil Şartları ve Yetkinin Sınırları

Tüm rehberler

İlgili hizmet alanları

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası