Türkiye’de geri çağırma, 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu m.19 ile düzenlenir ve uygulamada en sık yanlış okunan iki cümleye dayanır. Birincisi, m.19/3 iktisadi işletmecinin ürünü teslim eden nihai kullanıcıya üç seçenekten en az birini sunmasını ister — geri çağırmaya yol açan sorunun giderilmesi, ürünün teslim tarihindeki perakende satış değerinin ödenmesi ya da teknik düzenlemesine uygun, güvenli ve eş değer bir ürünle değiştirilmesi — ve lafız bu seçimi tüketiciye değil işletmeciye bırakır. İkincisi, m.19/4 geri çağırmayla ilgili tüm masrafı geri çağıran işletmeciye yükler ve nihai kullanıcının ürünü ek bir maliyet yüklenmeden zamanında ve kolaylıkla teslim edebilmesi için gerekli koşulların sağlanmasını zorunlu tutar.
Bir geri çağırmanın geri kalan her unsuru — önlem merdiveni, duyuru, süreler, idari para cezaları — bu iki cümlenin etrafında kurulur. Aşağıdaki çerçeve, telefonun çaldığı gün bir ithalatçının ya da imalatçının içinde çalışacağı yapıyı ortaya koyuyor.
Piyasadan Çekme ile Geri Çağırma Aynı Önlem Değildir
Kanun iki terimi de ayrı ayrı tanımlar ve aradaki fark, bir uyumsuzluğun şirkete kaça mal olacağını belirler.
Piyasadan çekme (m.3/1(j)), “tedarik zincirindeki ürünün piyasada bulundurulmasını önlemeyi amaçlayan her türlü tedbir”dir. Muhatabı dağıtıcılar, bayiler ve depolardır. Satılmış birimler bulundukları yerde kalır.
Geri çağırma (m.3/1(d)) ise “nihai kullanıcının elinde bulunan ürünün iktisadi işletmeciye geri getirilmesini amaçlayan her türlü önlem”dir. Haneye uzanır; kamuya duyuru, işleyen bir iade kanalı ve geri gelen her birim için bir çözüm gerektirir.
Bunların yanında üçüncü bir önlem vardır. Ürünün ciddi risk taşıdığına dair kuvvetli emareler bulunduğunda yetkili kuruluş, denetimlerini tamamlayana kadar arzın ve piyasada bulundurulmanın geçici olarak durdurulmasını isteyebilir. Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimine Dair Çerçeve Yönetmelik (Cumhurbaşkanı Kararı sayısı 4269; RG 10 Temmuz 2021, sayı 31537) m.21 bu durdurmanın dört günden fazla olamayacağını söyler; ancak aynı hüküm, ürünün test edilmesi veya ek bilgi sunulması için teknik gerekçeyle daha uzun süreye ihtiyaç duyulması hâlini saklı tutar. Güvenli çıkan ürün bakımından karar kendiliğinden kalkar; güvensiz çıkan ürün bakımından idari yaptırım kararına kadar yürürlükte kalır.
| Önlem | Kimi etkiler | Kanuni dayanak | Asıl maliyet kalemi |
|---|---|---|---|
| Geçici durdurma | İşletmecinin kendi arzı ve satışı | Kanun m.16/6(ç); Çerçeve Yön. m.21 | Denetim süresince kaybedilen satış |
| Piyasadan çekme | Dağıtıcılar, bayiler, depolar | Kanun m.3/1(j), m.16/6(d) | Zincir boyunca tersine lojistik |
| Geri çağırma | Ürünü elinde bulunduran nihai kullanıcılar | Kanun m.3/1(d), m.19 | Duyuru, toplama ve her birim için m.19/3 çözümü |
| İmha / işlevsiz hâle getirme | Geri toplanan stok | Kanun m.16/6(d) | Gözetim altında ve tutanakla bertaraf |
Geri Çağırma Ne Zaman Zorunlu Hâle Gelir?
m.19/1 bilinçli olarak şarta bağlıdır: iktisadi işletmeci, “alınan diğer önlemlerin riskin ortadan kaldırılmasında yetersiz kalması durumunda” ürünü kendiliğinden ya da yetkili kuruluşun talebi üzerine geri çağırır. Geri çağırma ilk refleks değil, son basamaktır.
Altındaki basamakları m.16/6 sayar. İşletmecinin orantılı biçimde ve zamanında alması gereken düzeltici önlemler şunlardır: risk, alınan önlemler ve sonuçları hakkında yetkili kuruluşu ayrıntılı biçimde bilgilendirmek; uygun olmayan ürünü uygun duruma getirmek; riskin yalnızca belirli koşullarda veya belirli kişiler bakımından doğduğu hâllerde ürünü açık Türkçe uyarılarla işaretlemek ya da ön koşula bağlamak; ciddi risk emaresi varsa arzı geçici olarak durdurmak; ve ciddi risk taşıyan ürünlerde arzı derhâl durdurmak, piyasada bulundurulmasını önlemek, ürünü piyasadan çekmek ve geri çağırmak, dağıtıcıların kararlardan haberdar olmasını ve bunlara uymasını sağlamak, nihai kullanıcıları uyarmak ve stoku bertaraf etmek ya da işlevsiz hâle getirmek.
Asıl yaptırım m.17/1’dedir. İşletmeci gerekli önlemleri almazsa, zamanında almazsa, aldığı önlemler yetkili kuruluşça eksik veya yetersiz görülürse ya da işletmeci tespit edilemezse, m.16/6(d)‘deki önlemleri yetkili kuruluş kendisi alır. m.22/1 uyarınca bu masraflar genel hükümlere göre işletmeciye rücu edilir. Yani ayak sürüyen bir şirket geri çağırmadan kurtulmaz; yalnızca geri çağırmanın nasıl yürütüleceği üzerindeki kontrolü kaybeder, faturayı yine öder.
Geri çağırmanın çevresini kayıtlar çizer. Kanun m.12/1, izlenebilirliğe ilişkin bilgi ve belgelerin en az on yıl saklanmasını ister; Çerçeve Yönetmelik m.11/2 ise düzeltici önlem alınabilmesi için ürünün parti, seri ya da lot numarası bazında hangi dağıtıcıya ne miktarda verildiğinin kayda geçirilmesini öngörür. Bu kayıtlar zayıfsa şirket, gerçekte etkilenen birimleri ayıramadığı için tüm üretimi geri çağırmak zorunda kalır. Bir başka masraf kalemi de m.15/7’dedir: denetimde uygunsuzluk tespit edilirse alınan numunenin, test ve muayenenin giderleri imalatçı veya ithalatçı tarafından karşılanır. Teknik düzenlemesi bulunmayan ya da teknik düzenlemesi insan sağlığı ve güvenliğine ilişkin hüküm içermeyen ürünlerde, Kanun m.5/3 uyarınca ürünün güvenli olup olmadığı genel ürün güvenliği mevzuatına göre değerlendirilir; Ticaret Bakanlığı Yönetmeliği m.5/1 de bu hâlde Genel Ürün Güvenliği Yönetmeliği’ne (RG 11 Mart 2021, sayı 31420) yollama yapar. Yani “bu ürünün özel bir teknik düzenlemesi yok” savunması ürünü rejimin dışına çıkarmaz.
İthalatçıların bu yapı içindeki konumu ayrıca önemlidir. Ürünü kendi isim veya ticari markası altında piyasaya arz eden ya da piyasada bulundurulan ürünü teknik düzenlemesine veya genel ürün güvenliği mevzuatına uygunluğunu etkileyecek şekilde değiştiren ithalatçılar ile dağıtıcılar, m.11/1 uyarınca imalatçı sayılır ve imalatçının m.7’de sayılan yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumlu olur. Ayrı bir hâl m.11/2’dedir: ürünün imalatçısı, yetkili temsilcisi veya ithalatçısı tespit edilemiyorsa, yetkili kuruluşun bildirimi kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde bunların isim ve irtibat bilgilerini — bu bilgilere sahip değilse tedarik zincirindeki bir önceki iktisadi işletmecininkileri — bildirmeyen dağıtıcı imalatçı kabul edilir. Sınırdan mal getiren herkesin bu yükümlülükleri, Türkiye’ye mal ithalatı rehberimizde anlatılan gümrük aşamasındaki uygunluk denetimleriyle birlikte okuması gerekir: gümrükten geçen bir ürün bu nedenle güvenli sayılmaz ve piyasa gözetimi, Türkiye’de gümrük vergisi yazımızda ele alınan tarife ve kıymet tartışmalarından bağımsız yürür.
m.19/3’teki Üç Seçenek
Bir geri çağırma planı fiilen bu fıkranın üzerine kurulur. İktisadi işletmeci “ürünü teslim eden nihai kullanıcıya aşağıdaki seçeneklerden en az birini sunar”:
| Seçenek (m.19/3) | Hükmün lafzı | En sık yanlış okunan nokta |
|---|---|---|
| (a) Sorunun giderilmesi | Ürünün geri çağrılmasına yol açan sorunun giderilmesi | Onarım, ürünü çalışır hâle getirmekle yetinemez; geri çağırmaya yol açan sebebi ortadan kaldırmalıdır |
| (b) Bedelin ödenmesi | Ürünün teslim tarihindeki perakende satış değerinin ödenmesi | Bu tüketicinin ödediği fiyat da, bugünkü raf fiyatı da değildir; ürünün geri teslim edildiği tarihteki perakende değerdir |
| (c) Değiştirme | Ürünün teknik düzenlemesine uygun, güvenli ve eş değer bir ürünle değiştirilmesi | Üç niteleme birlikte aranır; aynı kusuru taşıyan eş değer bir ürün çözüm sayılmaz |
Bundan iki sonuç çıkar. İşletmeci, riski gerçekten ortadan kaldırdığı sürece üç seçeneğin en düşük maliyetlisi üzerine — çoğu zaman bir onarım kiti ya da yetkili serviste yapılacak bir modifikasyon üzerine — plan kurabilir. Ve sunulan teklif yayımlanmak zorundadır: m.19/2, duyuruya standart içeriğe ek olarak ürünün teslim edileceği veya onarılacağı adres ile irtibat noktalarının ve nihai kullanıcıya sunulan teklif ile seçeneklerin ekleneceğini söyler.
Çekilen ürünü teslim eden dağıtıcı bakımından ölçü değişir. m.21/5’e göre ürünün imha edilmesi ya da işlevsiz hâle getirilmesi gerektiğinde imalatçı veya ithalatçı, dağıtıcıya ürünü piyasaya arz ettiği satış değerinin ödenmesi ya da uygun bir ürünle değiştirme seçeneğini sunar; yani perakende değeri değil, tedarik fiyatını. Bu farkın kimde kalacağı sözleşmeyle açıkça düzenlenmelidir; geri çağırma ve rücu hükümlerinin bir Türk tedarik zincirini yöneten ticari sözleşmelerin içinde yer almasının, meseleyi kanunun tamamlayıcı kurallarına bırakmamanın sebebi budur.
m.19/4’teki Masraf Kuralı
m.19/4’ün iki ayağı vardır ve uyuşmazlıkları ikincisi doğurur. Geri çağırmayla ilgili tüm masraflar geri çağıran işletmeci tarafından üstlenilir. Ve işletmeci, “nihai kullanıcıya ek bir maliyet yüklemeden nihai kullanıcının ürünü zamanında ve kolaylıkla teslim edebilmesi için gerekli koşulları sağlamak zorundadır.”
Uygulamada bu, karşı ödemeli iade ya da adresten toplama, erişilebilir teslim noktaları ve fiilen bir eleme mekanizmasına dönüşen fatura ibrazı koşulunun bulunmaması demektir. Ürün hacimliyse “kolaylıkla” ölçütü ayrıca ağırlık kazanır: tüketiciyi nakliyeyi kendi ayarlamaya ve ödemeye zorlayan bir iade kanalı bu hükmü karşılamaz.
Sorumluluk hesabı bakımından bir lafız ayrıntısı önemlidir. m.20/1(e)‘deki idari para cezası, m.19’un ikinci ve üçüncü fıkralarına aykırılığa bağlanmıştır — yani duyurunun içeriğine ve üç seçeneğe. m.19/1 ile m.19/4 bu bentte sayılmaz. Bu, söz konusu fıkraların yaptırımsız olduğu anlamına gelmez: geri çağırmama hâlinde yetkili kuruluş m.16/6(d) ve m.17/1 uyarınca önlemi kendisi alır, masrafını m.22/1 ile rücu eder ve işletmeci m.21/1’in sağladığı korumayı kaybeder. Ancak “iade kargosunu tüketiciye ödettiği için kesilen ceza” iddiasıyla karşılaşıldığında, cezanın dayanağı varsayılmak yerine metinden kontrol edilmelidir.
Kanun’daki para cezaları nominal tutarlar olarak yazılmıştır ve her yıl yeniden değerlenir: yürürlükteki bantlar Ticaret Bakanlığı’nın yıllık Ürün Güvenliği ve Denetimi tebliğiyle belirlenir; dolayısıyla uygulanacak tutar basılı kanun metninden değil, ilgili yıl için yürürlükte olan tebliğden okunmalıdır. m.20/8 aynı uygunsuzluğun iki yıl içinde tekrarı hâlinde her tekrar için bir önceki cezanın iki katının uygulanmasını, m.20/10 cezanın tebliğden itibaren bir ay içinde ödenmesini, m.20/11 ise cezada aykırılığın büyüklüğünün ve ilgilinin ekonomik durumunun dikkate alınmasını öngörür.
Duyuru Nerede ve Ne Kadar Süreyle Yayımlanır?
m.18/1 asgari içeriği belirler: ürünün markası, modeli, cinsi ya da ayırt edici diğer özellikleri; mümkünse fotoğrafı veya resimli tasviri; alınan önlem; önlemi gerektiren sorunun açık ve anlaşılır tarifi; sorumlu iktisadi işletmecinin adı, adresi ve iletişim bilgileri; riskten sakınma veya sorunu giderme yöntemleri. Aynı fıkra, duyurunun kapsamına göre engellilerin erişilebilirliğinin dikkate alınmasını da ister. m.19/2 ise buna teslim adresini, irtibat noktalarını ve sunulan teklifi ekler.
Yetkili kuruluşun Ticaret Bakanlığı olduğu hâllerde Bakanlığın Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği (RG 9 Şubat 2022, sayı 31745) daha ileri gider. Bölge müdürlüğü duyuruyu veya biçimini yetersiz görürse, dört kanaldan biri ya da birkaçıyla yayımlanmasını isteyebilir: risk altındaki kişilerin doğrudan bilgilendirilmesi; işletmecinin internet sitesi varsa ana sayfada kolayca görülebilecek şekilde en az bir yıl yayımlanması; ulusal veya yerel bir televizyon kanalında 07.00–22.00 saatleri arasında, yazılı ve sesli olarak otuz saniyeden az olmamak üzere yayımlanması; ulusal veya yerel bir gazetede sayfanın dörtte birinde, Basın İlan Kurumu aracılığıyla bir gün ilan edilmesi. Aynı Yönetmelik ürünün görselini duyurunun asgari içeriği sayar; oysa Kanun m.18/1(b) “mümkün ise” der. Ayrıca Kanun m.16/8 uyarınca alınan önlemler yetkili kuruluş tarafından internet sitesi dâhil gerekli görülen tüm yöntemlerle ve bir gazete veya internet haber sitesinde ilan edilir.
Duyurunun yayımlanması işi yalnız işletmeciye ait değildir. Kanun m.18/3, dağıtıcıları duyuruyu müşterilerin görebileceği bir yere koymakla yükümlü tutar; m.18/2 ise yetkili kuruluşa, yetersiz bulduğu duyurunun tekrarlanmasını isteme yetkisi verir. İnternet üzerinden satışta ayrı bir hat işler: m.17/2 uyarınca ilgili içerik yirmi dört saat içinde çıkarılmazsa erişimin engellenmesine karar verilebilir ve karar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bildirilir. Şirketlerin sık sorduğu gizlilik kaygısına da Kanun cevap verir: m.23 gizliliği kural olarak korur, ancak insan sağlığı ve güvenliğinin korunması bakımından gerekli açıklamalar gizliliğin ihlali sayılmaz. Uluslararası boyutta ise Çerçeve Yönetmelik, alınan önlemlerin karşılıklılık esasında Bakanlık aracılığıyla Avrupa Komisyonu’na bildirilmesini öngörür; dolayısıyla Türkiye’de alınan bir geri çağırma kararının ihracat pazarlarında sonuç doğurması ihtimali baştan hesaba katılmalıdır.
Bakanlık Önündeki Usul ve Süreler
Kanun m.16/5, ürünün ciddi risk taşıdığı hâller dışında, nihai karar alınmadan önce iktisadi işletmeciye savunma için on iş gününden az olmamak üzere makul bir süre verilmesini ister. Tebligatta kararın gerekçesi, varsa çözüm önerileri, başvurulabilecek kanun yolları ve süreler belirtilir.
Ticaret Bakanlığı Yönetmeliği bunun devamına somut süreler koyar. Tebliğ edilen kararda düzeltici önlem planının sunulması için on beş iş günü verilir. Bölge müdürlüğü planı onayladıktan sonra, uygunsuzluğun niteliğini, ürünü ve piyasadaki yaygınlığını gözeterek uygunsuzluğun giderilmesi için altı ayı geçmemek üzere süre tanır; mücbir sebebin kanıtlanması hâlinde altı ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Uygun hâle geldiği kanıtlanan ürünler tutanakla kayda alınır ve yeniden piyasaya arz edilebilir. Acil müdahale gerektiren ciddi risk hâllerinde ise yaptırım kararı savunma talep edilmeksizin alınır; işletmecinin sonradan sunduğu savunma risk değerlendirme komisyonunca yeniden değerlendirilir.
Kararlar dava konusu edilebilir. Kanun m.22/2, Kanun kapsamındaki idari yaptırım kararlarına karşı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre idari yargı yolunu gösterir.
Uyum Sistemini Üzerine Kurmaya Değer Hüküm
Ticari sonuçları bakımından 7223 sayılı Kanun’un kilit hükmü m.21/1’dir. Piyasaya arz ettiği üründeki uygunsuzluğu kendisi tespit eden, yetkili kuruluşun talebi ve uyarısı olmadan geri çağırma da dâhil gerekli tedbirleri kendiliğinden alan ve uygunsuzluğu tamamen gideren iktisadi işletmeciye Kanun’da düzenlenen idari yaptırımlar uygulanmaz.
Ticaret Bakanlığı Yönetmeliği bunu bir usule bağlar. Uygunsuzluğu Bakanlık denetiminden önce tespit eden işletmeci “gönüllü önlem” alabilir: tüm bilgi ve belgeleri ile ihtiyaç duyduğu süreyi belirterek bölge müdürlüğüne başvurur, altı ayı geçmemek üzere süre alır (mücbir sebebin kanıtlanması hâlinde altı ay ek süreyle), ve — kritik nokta budur — uygunsuzluğu giderilen ürünü bölge müdürlüğünün değerlendirmesine sunmadan piyasaya arz edemez; gerekirse bağımsız test istenir. Yükümlülüklerini yerine getiren ve uygunsuzluğu tamamen gideren işletmeciye Kanun’daki idari yaptırımlar uygulanmaz.
Buradaki ders sıralamayla ilgilidir. Aynı geri çağırma, denetim elemanı yerine şirketin kendisi tarafından başlatıldığında, yaptırıma bağlanmış bir uygunsuzluk olmaktan çıkıp korunan bir gönüllü önleme dönüşür. Bu da şikâyet takibini, Çerçeve Yönetmelik m.11/2’nin istediği parti ve lot bazında dağıtım kayıtlarını ve net bir eskalasyon yetkisini, sonradan yazılacak her savunmadan daha değerli kılar. Geri çağırma planlamasının, ihtiyaç duyulduğu hafta doğaçlanmak yerine şirketin ithalat ve ihracat mevzuatı uyum dosyasıyla aynı klasörde durmasının sebebi de budur.
Tazminat Sorumluluğu Ayrı Yürür
Tamamlanmış bir geri çağırma tazminat meselesini kapatmaz. Kanun m.6, ürünün kişilere veya mallara verdiği zarardan imalatçı ya da ithalatçıyı sorumlu tutar. Zararı ve uygunsuzluk ile zarar arasındaki illiyet bağını zarar gören ispat eder; birden fazla imalatçı veya ithalatçı varsa müteselsilen sorumlu olurlar; bu sorumluluğu kaldıran ya da azaltan sözleşme hükümleri hükümsüzdür. Tazminatın miktarı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre belirlenir. Zamanaşımı, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren üç yıl, her hâlde zararın doğduğu tarihten itibaren on yıldır. Bütün bunların yanında aynı ithalatçının 7223 sayılı Kanun’dan değil tüketici mevzuatından doğan, sürekli nitelikte ayrı bir yükümlülük kümesi vardır: garanti belgesi ile satış sonrası hizmet yeterlilik belgesi — ithalatçının iki belgesi yazısında ele alınmıştır. Bu hükümsüzlüğü tedarik sözleşmesi imzalanmadan önce okumakta fayda var; çünkü yaptırım sözleşmenin tamamına değil yalnızca o hükme yönelir ve pazarlığın geri kalanı ayakta kalır. Genel hükümsüzlük kurallarıyla nasıl birleştiğini ürün sorumluluğunu sınırlayan sözleşme hükmü neden hükümsüzdür yazımızda ele aldık.
Kurtuluş sebepleri dardır. m.21/2 ve m.21/3’e göre imalatçı veya ithalatçı, ürünü piyasaya arz etmediğini, uygunsuzluğun dağıtıcının ya da üçüncü bir kişinin müdahalesinden veya kullanıcıdan kaynaklandığını ya da zorunlu teknik kurallara uygunluktan doğduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur. Ancak Kanun açıkça, zararın uygunsuzlukla birlikte üçüncü bir kişinin fiili veya ihmalinden kaynaklanmasının imalatçının ya da ithalatçının sorumluluğunu azaltmadığını söyler; bu hâlde işletmecinin o üçüncü kişiye rücu hakkı saklıdır. Sorumluluğu yalnızca zarar görenin ya da sorumluluğu altındaki kişilerin kusuru azaltabilir veya tamamen kaldırabilir; dayanağı m.21/4’tür. Bazı ürün gruplarında yükümlülük, adı ayrıca belirlenmiş bir kişiye bağlanır: kozmetikte bu, Türkiye’de yerleşik bir sorumlu kişidir ve ürün piyasaya arz edilmeden önce bildirim yapılması gerekir; ayrıntısı kozmetik ürünlerde sorumlu kişi ve piyasaya arz öncesi bildirim yazımızdadır.
Ürünler çevrim içi satılmışsa geri çağırma, işletmecinin denetiminde olmayan kanallardan yürütülmek zorundadır. Satıcının tüketiciye borçlu olduğu iade ve bedel iadesi mekaniği ayrı bir düzenlemeye tabidir ve 1 Ocak 2026’dan itibaren değişmiştir; ayrıntısı mesafeli sözleşmeler yönetmeliği satıcı kontrol listesinde yer alır. Platform tarafındaki ilan kaldırma ve hakediş sonuçları ile satıcının askıya alma karşısındaki hakları ise pazaryeri satıcısının hakları yazısında anlatılmıştır.
m.19 ürünün nasıl geri geleceğini düzenler; m.6 olayın neye mal olacağını. İkisi ardışık iki iş değil, tek bir planın iki ayağıdır.