Türk sağlık mevzuatında aynı ameliyathanede iki ayrı zorunlu sigorta bulunur ve ikisinin de yükümlüsü hasta ya da hekim değil, sağlık kuruluşudur. Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik m.6/1(c), komplikasyon sigortasının sağlık tesisi tarafından yaptırılmasını zorunlu tutar; 1219 sayılı Kanun’un Ek m.12 hükmü ise hekimin zorunlu mesleki malî sorumluluk sigortasının, çalıştığı özel sağlık kurum veya kuruluşu tarafından yaptırılmasını emreder. Teminat tutarı, poliçe metni, primin bölüşümü, ihbar süreleri — geri kalan her şey bu iki yükümlünün doğru tespit edilmesinden sonra gelir.
Bu ayrım pratikte sürekli ters okunur. Komplikasyon sigortası, uluslararası hastaya rezervasyon aşamasında paket içinde ek ürün olarak satıldığı için sektörde yükümlülüğün hastada olduğu izlenimi yerleşmiştir; bazı kuruluşlar da yükümlülüğün aracı kuruluşa ait olduğunu varsayar. Yönetmelik lafzı bunların hiçbirini desteklemez. Hastaya satılan poliçe kendi başına makul bir üründür, fakat Yönetmeliğin tesise yüklediği idari yükümlülüğü yerine getirmez. Bu yazı iki düzenlemenin gerçekte ne söylediğini, primi kimin ödediğini ve her iki yükümlülüğün nasıl denetlendiğini ele alır. Sorumluluğun hangi hâllerde ve nasıl kurulduğu ayrı bir konudur; onun için Türkiye’de malpraktis hukuku rehberine bakılmalıdır. Yabancı hastanın Türkiye’ye gelişine ilişkin sınır ötesi usul meseleleri de bu yazının dışındadır ve sağlık turizmi hukuki rehberinde ele alınmıştır.
İki yükümlülük, iki mevzuat, iki yükümlü
Bu iki sigorta çoğu zaman tek bir gereklilikmiş gibi konuşulur. Değildir: farklı düzenlemelerden doğarlar, farklı kişileri sigortalarlar ve farklı mercilerce denetlenirler.
| Komplikasyon sigortası | Mesleki malî sorumluluk sigortası | |
|---|---|---|
| Hukuki dayanak | Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik m.6/1(c) (RG 26/4/2025-32882) | 1219 sayılı Kanun Ek m.12 (5947 sayılı Kanunla eklendi, yürürlük 30/7/2010) |
| Kim yaptırır | Sağlık tesisi | Çalıştırdığı her hekim için özel sağlık kuruluşu; serbest çalışan hekim kendisi; kamuda çalışan hekim kendisi |
| Kapsam tetikleyicisi | Uluslararası sağlık turizmi kapsamında, ameliyathane ortamında yapılan cerrahi ve girişimsel işlemler | Tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanların mesleki faaliyeti |
| Teminat ve poliçe metni | Yönetmelikte düzenlenmemiştir — sözleşmeden gelir | Resmî Gazete'de yayımlanan Tarife ve Talimat ile Genel Şartlarda belirlidir |
| Prim | Düzenlenmemiştir | Yarısı çalışan, yarısı istihdam eden; maaştan kesilmesi açıkça yasaktır |
| Süre | Geçici m.1/2 31/12/2025 tarihini öngörmüştü; bu tarih geçmiştir | 30/7/2010'dan bu yana yürürlükte |
Kaynaklar: 26/4/2025 tarihli ve 32882 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik; 1219 sayılı Kanun; 21/7/2010 tarihli ve 27648 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2010/1 sayılı Tebliğ ekindeki Tarife ve Talimat ile Genel Şartlar.
Yönetmelik m.6/1(c) gerçekte ne diyor
Hüküm tek cümledir: “Uluslararası sağlık turizmi kapsamında ameliyathane ortamında yapılacak cerrahi ve girişimsel işlemler için sağlık tesisi tarafından komplikasyon sigortası yaptırılması zorunludur.” Cümlenin öznesi tartışmaya kapalıdır: sigortayı yaptıracak olan sağlık tesisidir.
Bu cümlenin içine üç sınır yerleştirilmiştir ve bunlar süs değil, kapsam sınırıdır. Faaliyet, m.4’te tanımlandığı biçimiyle uluslararası sağlık turizmi kapsamında olmalıdır — kabaca, Türk vatandaşı olmayan ya da yurt dışında yerleşik Türk vatandaşı olan ve sağlık amacıyla geçici olarak Türkiye’ye gelen kişilere sunulan sağlık ve aracılık hizmetleri. İşlem cerrahi veya girişimsel nitelikte olmalıdır. Ve işlem ameliyathane ortamında yapılmalıdır. Yönetmelikte bu cümlenin hemen ardından gelen bent bambaşka bir konuya geçer — sağlık tesisinin, aracı kuruluş vasıtası olmaksızın doğrudan başvuran uluslararası sağlık turistini kabul edebileceğine — yani hükmün arkasında bekleyen bir istisna ya da kayıt bulunmamaktadır.
Yönetmeliğin iki hükmü daha bu yükümlülüğü çerçeveler. m.6/3, uluslararası sağlık turistinin Türkiye’de bulunduğu süre içinde alacağı sağlık ve aracılık hizmetlerinden sağlık tesisi ile aracı kuruluşu sunulan hizmetin türüne bağlı olarak sorumlu tutar ve hizmet sonrası ortaya çıkabilecek tıbbi kötü uygulamaların da bu sorumluluk kapsamında olduğunu söyler. Cümlede “tıbbi kötü uygulamalar” ibaresinden önce yer alan “komplikasyon ve” ibaresi, konsolide metinde yürütmesi durdurulmuş olarak şerhlidir; yani paylaşılan sorumluluğun komplikasyon ayağı hâlen askıdadır. Geçici m.1/2 ise sağlık tesislerine m.6/1(c) yükümlülüğü için 31/12/2025 tarihine kadar süre tanımıştı. Bu tarih geçmiştir ve konsolide metinde ne bu fıkra ne de (c) bendi için yürütmeyi durdurma şerhi vardır. Geçici m.1/3’te öngörülen 31/12/2026 tarihi ise m.6/1(b)‘deki akreditasyon şartına ilişkindir. Yürütmenin durdurulması geçici bir tedbirdir, iptal değildir.
Buradaki sorumluluk dağılımının sözleşmeye yansıtılması ayrı bir iştir. m.6/3 sorumluluğu “sunulan hizmetin türüne bağlı olarak” paylaştırdığından, tesis ile aracı kuruluş arasındaki aracılık sözleşmesinde hangi hizmetin kimin edimi olduğu net değilse, hizmet sonrası ortaya çıkan bir komplikasyonda tarafların iç ilişkideki payı tartışmalı hâle gelir. Yönetmelik bu paylaştırmayı kendisi yapmaz; yalnızca sorumluluğun hizmet türüne göre kurulacağını söyler. Dolayısıyla sözleşmedeki hizmet tanımı, doğrudan bir sorumluluk paylaşımı hükmü gibi çalışır.
Yönetmeliğin belirgin biçimde yapmadığı şey ise poliçenin şartlarını belirlemektir. “Sigorta” sözcüğü metnin tamamında yalnızca üç yerde geçer ve bunlardan yalnızca biri yükümlülük doğurur. Ne teminat tutarı öngörülmüştür, ne tanımlı bir kapsam, ne istisna listesi, ne de yayımlanmış genel şartlar. Poliçenin gerçekten bir şeye yarayıp yaramadığını belirleyen her unsur — “komplikasyon” nasıl tanımlanmıştır, revizyon ameliyatı içeride midir, misafir hekimin yaptığı işlem nasıl karşılanır, alt limitler nedir — sigortacıyla kurulan sözleşmeden gelir. Bu da komplikasyon poliçesini bir formalite değil, doğrudan ticari sözleşme incelemesi konusu hâline getirir; iki tesisin de “komplikasyon sigortası var” demesine rağmen esasen çok farklı konumlarda bulunabilmesinin sebebi budur.
1219 sayılı Kanun Ek m.12: hekimin zorunlu sigortası
1219 sayılı Kanun’un Ek m.12 hükmü 30/7/2010’dan bu yana değiştirilmeden yürürlüktedir ve ardışık bir yetki-yük dağılımı olarak kurgulanmıştır.
Birinci fıkra, kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan tabip, diş tabibi ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanları, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden istenebilecek zararlara ve kurumlarınca kendilerine yapılacak rücûlara karşı sigorta yaptırmakla yükümlü kılar; primin yarısı kendilerince, yarısı döner sermayeden, döner sermayesi bulunmayan kurumlarda ise kurum bütçesinden karşılanır. İkinci fıkra, aynı yükümlülüğü özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar ile mesleğini serbest icra edenler bakımından kurar. Üçüncü fıkra ise ticari olarak asıl belirleyici sorunun cevabını verir: zorunlu sigorta, mesleğini serbest olarak icra edenlerin kendileri, özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için ise ilgili özel sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yaptırılır.
Kanunla birlikte yürürlüğe giren Tarife ve Talimat, farkına varılmadan ihlal edilmesi kolay olan uygulama ayrıntılarını ekler. Özel kuruluş, çalıştırdığı hekimlerin her biri için ayrı ayrı sigorta ettiren sıfatını taşır; sigorta grup sigortası şeklinde yapılamaz; sigortalı hekim, önceki kuruluşun poliçesinin teminatı devam ederken başka bir özel kuruluşa geçerse, yeni kuruluşun sigorta yaptırma sorumluluğu o sözleşme süresinin sonuna kadar kalkar. Primler peşin ödenir, tarife dört risk grubu ile yedi basamaklı bir indirim ve zam sistemi üzerine kuruludur; olay başına azami teminat ve prim rakamları ise yürürlükteki tarifeden alınmalıdır — 2010 metnindeki tutarlar o günün nominal rakamlarıdır ve güncelliğini korumaz. Bu nedenle güncel tutarı ikincil kaynaktan değil, düzenleyici otoritece yayımlanan yürürlükteki tarifeden teyit etmek gerekir.
İş sözleşmelerinde en sık hataya düşülen hüküm: prim kaydı
Ek m.12’nin dördüncü fıkrası primi çalışan ile istihdam eden arasında yarı yarıya böler, ardından akla ilk gelen kaçış yolunu hiç boşluk bırakmayan bir dille kapatır:
“İstihdam edenlerce ilgili sağlık çalışanı için ödenen sigorta primi, hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde çalışanın maaş ve sair malî haklarından kesilemez, buna ilişkin hüküm ihtiva eden sözleşme yapılamaz.”
Yasak iki kez işler: bir kez kesinti üzerinde, bir kez de sözleşme metni üzerinde. Yani sadece fiilen kesinti yapılması değil, böyle bir kaydın sözleşmeye konulması da yasaklanmıştır. İşverene düşen yarıyı seans ücretinin düşürülmesi, hak ediş payından mahsup ya da “poliçe katkı payı” gibi bir kalem üzerinden geri almayı amaçlayan düzenlemeler tam olarak bu fıkranın hedefindedir; “hiçbir isim altında ve hiçbir şekilde” ibaresi, adlandırma değişikliğiyle sonuçtan kaçınmayı baştan engeller. Kamu tarafındaki karşılık ise 2010/1 sayılı Tebliğ ile yürütülür: kamuda görev yapan hekim primi öder, poliçeyi veya prim ödendiğini gösteren kaşeli belgeyi ibraz etmesinden itibaren otuz gün içinde primin yarısını döner sermayeden ya da kurum bütçesinden geri alır.
Zorunlu poliçe nereye kadar uzanır, nerede biter
Yayımlanmış Genel Şartlar çoğu poliçe özetinin ima ettiğinden daha ayrıntılıdır ve birkaç kuralı, Türk Ticaret Kanunu’nun sorumluluk sigortalarına ilişkin varsayılan rejiminden ayrılır.
| Konu | Zorunlu poliçedeki durum | Kaynak |
|---|---|---|
| Coğrafi sınır | Yalnız Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde ifa edilen mesleki faaliyet için geçerlidir | Genel Şartlar A.2 |
| Tetikleyici | Sözleşme süresi içinde meydana gelen olaydan doğan ve karşılığı süre içinde ya da sonrasında istenen zararlar; alternatif olarak, sözleşmeden önce veya yürürlükteyken meydana gelen olay nedeniyle yalnızca sözleşme süresi içinde doğan istemler | A.1(a)-(b) |
| Kuyruk süresi | Birinci hâlde zararın sözleşme dönemi içinde ya da bitiminden itibaren iki yıl içinde doğması aranır | B.1 |
| Teminat dışı | Poliçede belirtilen mesleki faaliyet dışındaki faaliyetler; kasıt; alkol veya uyuşturucu etkisi altındaki fiiller; idari ve adli para cezaları dâhil her tür ceza ve cezai şart | A.3 |
| İhbar | Rizikonun gerçekleştiğinin öğrenilmesinden itibaren beş gün | B.2(a) |
| Kabul yasağı | Sigortacının yazılı onayı olmadan sorumluluk veya istem kabul edilemez, ödeme taahhüdünde bulunulamaz | B.2(ç) |
| Ödeme süresi | Belgelerin sigortacıya eksiksiz ulaşmasından itibaren on beş iş günü | B.3 |
| Teminatın başlangıcı | Sigortacının sorumluluğu primin ödenmesiyle başlar | C.1 |
İki karşılaştırma özellikle önemlidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1473/1 uyarınca sorumluluk sigortacısı, sözleşmede aksine hüküm yoksa, zarar daha sonra doğsa bile sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluk nedeniyle sözleşmede öngörülen tutara kadar ödeme yapar; bu, olay esaslı bir varsayılan tetikleyicidir ve zorunlu poliçenin A.1(a) hükmü bunu büyük ölçüde izleyip üzerine kendi iki yıllık kuyruk süresini ekler. Aynı Kanun’un m.1475/1 hükmü sigortalıya, sorumluluğunu gerektirecek olayları on gün içinde sigortacıya bildirme yükü yükler; zorunlu poliçenin Genel Şartları bu süreyi beş güne indirir. Bu tür bir fark, kural olarak ancak süre geçtikten sonra fark edilir.
TTK m.1473/2 de tesisin kendi sigorta programı bakımından doğrudan ilgilidir. Sigorta, sigortalının işletmesiyle ilgili sorumluluğu için yaptırılmışsa, sözleşmede aksine hüküm yoksa bu sigorta, sigortalının temsilcisi ile işletmenin veya bir kısmının yönetiminde, denetiminde ve işletmede çalıştırılan kişilerin sorumluluğunu da karşılar; bu durumda sigorta bu kişilerin lehine yapılmış sayılır. İşletme düzeyindeki bir poliçenin personele uzanabilmesi bu hükümledir — ve tesis poliçesi ile hekimlerin bireysel zorunlu poliçeleri arasındaki ilişkinin varsayılmak yerine haritalanması gerektiğinin de sebebi budur. Mesleki Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre yapılmış ihtiyari bir poliçe, zorunlu teminatın üstü için düzenlenmemişse, Talimat ikisi arasındaki ilişkiye Türk Ticaret Kanunu’nun birden çok sigortaya ilişkin hükümlerinin uygulanacağını belirtir.
İki yükümlülük nasıl denetlenir
Denetim iki ayrı mekanizmayla yürür ve hiçbiri birinin dava açmasına bağlı değildir.
Hekim poliçesi otomatik olarak izlenir. Talimat uyarınca sözleşmeye ilişkin tüm bilgiler — akdedilmesi, sona ermesi, rizikonun değişmesi — sözleşme bazında yirmi dört saat içinde Sigorta Bilgi Merkezine iletilir. Merkez bu verileri Sağlık Bakanlığının ilgili listeleriyle karşılaştırır, sigorta yaptırmamış olanların listesini çıkarır ve Sağlık Bakanlığı ile Hazineye iletir. Ek m.12 ise sigortası yaptırılmayan her kişi için mülki idare amirince idari para cezası verilmesini öngörür. Kanundaki rakam 2010 yılının nominal tutarıdır; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m.17/7 uyarınca maktu idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298 inci maddesine göre tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulandığından, uygulanacak tutar o yıl için ilan edilen orandan çıkar.
Bunun yanında, gerçekten dişli bir genel kural işler. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m.13/3, bir faaliyetin icrası ya da bir şeyin kullanılması için izin veya ruhsat vermeye ya da bunları denetlemeye yetkili mercileri, yapılması zorunlu sigortaların geçerli teminat tutarları dâhilinde yaptırılıp yaptırılmadığını araştırmakla yükümlü kılar; yapılmadığının tespiti hâlinde işlem yapılmaz ve zorunlu sigortaya konu teşkil eden faaliyet, geçerli teminat alınana kadar yetkili merciler tarafından durdurulur. Aynı Kanun’un m.12/1 hükmü de hekim poliçesinin neden yayımlanmış şartları olduğunu açıklar: sigorta tarifeleri kural olarak şirketlerce serbestçe belirlenir, ancak kanunla ihdas edilen zorunlu sigortaların teminat tutarları ile tarife ve talimatları Bakan tarafından tespit olunup Resmî Gazete’de yayımlanır.
Aynı Kanun’un m.13/1 hükmü arka plandaki mimariyi tamamlar: Cumhurbaşkanı kamu yararı açısından gerekli gördüğü hâllerde zorunlu sigorta ihdas edebilir ve sigorta şirketleri zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamaz. Bir sigortanın zorunlu olması, böylece hem yayımlanmış bir tarife ve talimatı hem de şirketler bakımından sözleşme kurma zorunluluğunu beraberinde getirir; hekimin zorunlu poliçesinde durum budur. Komplikasyon sigortası bakımından ise yayımlanmış bir tarife ve talimat metni bulunmamaktadır. Uygulamadaki karşılığı şudur: poliçeyi bulmak ve şartlarını müzakere etmek tesisin kendi işidir, hazır bir asgarî içerik yoktur.
Sağlık turizmi tarafında ise kaldıraç yetki belgesidir. Yönetmelik m.15, sağlık tesisleri ile aracı kuruluşları Yönetmelik ekindeki formlar üzerinden denetime tabi tutar; m.16 bu eklerdeki idari yaptırımları uygular; m.16/2, hastanın sağlığını veya güvenliğini tehlikeye düşüren acil bir durumun tespiti hâlinde yetki belgesinin askıya alınmasına imkân verir. Kayıt tutma yükümlülüğüne aykırılık altı ay askıya alma, bir yıl içinde tekrarı hâlinde iptal sonucunu doğurur; iptal edilen belgenin yerine bir yıl süreyle yenisi verilmez. Yönetmelik komplikasyon sigortasını bağımsız bir ceza konusu değil, bir hizmet standardı olarak kurguladığı için, pratikteki risk para cezası riski değil doğrudan faaliyet izni riskidir — ki bu genellikle daha pahalıya mal olan türdür.
Hekim çalıştıran ve uluslararası hasta kabul eden bir sağlık kuruluşu için makul okuma şudur: bu iki poliçe birbirinin yerine geçmez ve biri diğerini karşılamaz. Biri faaliyet iznini elde tutmanın, diğeri hekimi hukuka uygun biçimde çalıştırmanın şartıdır. İkisi de iş sözleşmesi şablonları ve hastaya sunulan belgelerle birlikte aynı yıllık uyum incelemesinin konusudur ve sigorta aracılığı değil, sağlık hukuku danışmanlığının olağan kapsamına girer.
Bu yazı, atıf yapılan düzenlemelerin belirtilen tarihteki hâlini esas alır. Tarife rakamları, teminat tutarları ve idari para cezası tutarları yıllık olarak değişir; yürürlükteki tarife ile ilgili yılın yeniden değerleme oranından teyit edilmelidir.
Her iki yükümlülük de sağlık turizmi düzenleyici uyum başlığı altında anlatılan geniş çerçevenin içinde yer alır.