İş Kazasından Sonra İşverenin Üç Cephesi: SGK Rücuu, İSG İdari Para Cezası ve Ceza Soruşturması

Tek bir olay, üç ayrı dosya; üçü de birbirini beklemez.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 11 dk okuma
Gravür: fabrikadan çıkan üç oklu yol; biri sütunlu kurum binasına, biri para kulelerine, biri teraziye ve kırmızı ciltli kitaba gidiyor.

Ana noktalar

  1. 5510 sayılı Kanun m. 13, iş kazasının o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirilmesini zorunlu tutar; kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse bu süre kazanın öğrenildiği tarihten başlar.
  2. 5510 sayılı Kanun m. 21, Kuruma rücu hakkı tanır; ancak bu hak kazanın işverenin kastı veya iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı hareketi sonucu meydana gelmiş olmasına bağlıdır, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarla sınırlıdır ve sorumluluğun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
  3. 6331 sayılı Kanun m. 26 kapsamındaki idari para cezalarını kural olarak Çalışma ve İş Kurumu il müdürü verir; m. 14'teki bildirim yükümlülüğünün ihlaline ilişkin cezaları ise doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu verir ve bu ikisinin itiraz mercii de süresi de farklıdır.
  4. İşyeri dışındaki kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz; çalışanların kendi yükümlülükleri de işverenin sorumluluğunu etkilemez. 6331 sayılı Kanun m. 4 bunu açıkça yazar.
  5. İşverenin yaralanan işçiye karşı hukuki sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417 uyarınca sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir; bu da haksız fiilin kısa zamanaşımı yerine on yıllık genel zamanaşımı anlamına gelir.

İlk yetmiş iki saatte işleyen bildirim yükümlülükleri üç dosyayı birden şekillendirir ve ilk hafta kurulan evrak, sonraki her karar vericinin okuduğu evraktır.

Türkiye’de bir iş kazası tek bir hukuki sorun doğurmaz. Neredeyse aynı anda başlayan ve hiçbir zaman tek dosyada birleşmeyen üç ayrı süreç doğurur: 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m. 21 uyarınca Sosyal Güvenlik Kurumunun rücu alacağı, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m. 26 uyarınca idari para cezaları ve Cumhuriyet savcısının kendiliğinden başlattığı ceza soruşturması. Dördüncü bir yük — yaralanan işçinin, ölüm hâlinde hak sahiplerinin açacağı tazminat davası — bunların arkasında çok daha uzun bir zamanaşımı süresiyle bekler.

İşveren açısından en belirleyici olgu şudur: bu dört sürecin dördü de büyük ölçüde ilk hafta içinde var olan ya da var olmayan evrak üzerinden karara bağlanır. Kaza günü yürürlükte olan risk değerlendirmesi, eğitim kayıtları, sağlık gözetimi dosyası, bildirim tarihleri. Bu evrak bir kez toplanır, sonra dört kez okunur: iş müfettişi, Kurum, Cumhuriyet savcısı ve iş mahkemesi tarafından. Aşağıda her cephenin neyle tetiklendiği ve işverenin sorumluluğuna kanunun koyduğu sınırların nerede durduğu ele alınıyor.

Fabrikanın yanında bir hasta yatağı, oradan kırmızı bir zarfa, ardından kum saatine ve dosya klasörüne uzanan oklu yol çizilmiş.
İş kazasından sonra kısa sürede yapılan bildirimler ve erken kurulan dosya önem taşır.

Her Şeyi Başlatan İki Bildirim

5510 sayılı Kanun m. 13 önce iş kazasını tanımlar, ardından bildirim yükümlülüğünü koyar. Kanunun m. 4/1-a kapsamındaki sigortalıları bakımından işveren, kazayı o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Sosyal Güvenlik Kurumuna en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirmek zorundadır. 6331 sayılı Kanun m. 14/2-a aynı üç iş günlük süreyi başlı başına bir iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü olarak tekrarlar; tek bir bildirim eksikliğinin iki ayrı kanun kapsamında sonuç doğurmasının nedeni budur.

Maddede yer alan ve süreyi düzenleyen cümlenin hemen ardından gelen bir kayıt, uygulamada çok iş görür ve tam da bu konumu nedeniyle gözden kaçar: kaza işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse süre, kazanın öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Personeli araç kullanan, saha ziyareti yapan ya da müşteri işyerinde çalışan işverenler için bu cümle, zamanında yapılmış bir bildirim ile idari para cezası arasındaki farktır — ancak yalnızca dosya, işverenin kazayı fiilen ne zaman öğrendiğini gösteriyorsa.

Tanımın kendisi sezgisel olandan geniştir. m. 13, yalnızca sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen olayları değil; sigortalının işveren tarafından görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen olayları ve işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında meydana gelen olayları da kapsar. Türkiye’de ilk kez personel istihdam eden şirketler — bu konuyu Türkiye’de personel istihdamı rehberimizde ayrıntılı ele alıyoruz — özellikle servis aracı bendini düzenli olarak hafife alır.

Yükümlülük Dayanak Süre Muhatap
Kazanın kolluğa bildirilmesi 5510 s.K. m. 13/2-a Derhal O yer yetkili kolluk kuvvetleri
Kazanın Kuruma bildirilmesi 5510 s.K. m. 13/2-a; 6331 s.K. m. 14/2-a 3 iş günü (kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde ise öğrenildiği tarihten) Sosyal Güvenlik Kurumu
Bütün kazaların ve ramak kala olayların kaydı ile raporlanması 6331 s.K. m. 14/1 Süreklilik arz eder İşyerinde saklanır
Olay sonrası risk değerlendirmesinin yenilenmesi Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği m. 12/2-ç Kaza, ramak kala olay veya meslek hastalığı ile tetiklenir İşyerinde saklanır
Kendilerine intikal eden kazaların bildirilmesi 6331 s.K. m. 14/4 10 gün Sağlık hizmeti sunucuları, Kuruma

Tablonun son satırı, sessiz kalmanın neden bir strateji olmadığını açıklar. İşveren hiçbir bildirim yapmasa dahi hastane ve klinikler kendilerine intikal eden iş kazalarını on gün içinde ayrıca bildirmekle yükümlüdür; olay Kuruma her hâlükârda ulaşır — üstelik işverenin bildirim yapmamış olduğu dosyanın ilk sayfasından görülebilir hâldeyken.

Birinci Cephe: Kurumun Rücu Alacağı

5510 sayılı Kanun m. 21, bir sosyal güvenlik ödemesini işveren borcuna dönüştüren hükümdür. Kaza işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse Kurum, yaptığı ve ileride yapması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamını işverene ödettirir.

Fabrikanın önündeki para kulelerinden sütunlu bir kurum binasına oklu bir yol gidiyor, fabrikanın yanında devrilmiş bir merdiven var.
Kurumun iş kazası sonrası işverene rücu alacağı.

Aynı fıkrada, ikisi de işverenin lehine işleyen iki sınır yazılıdır:

  • Rücu, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlıdır. Kurumun alacağı, arkasındaki hukuki sorumluluğu aşamaz; kusur dağılımının burada da tazminat davasındaki kadar belirleyici olmasının nedeni budur.
  • İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır. Bilirkişi incelemesi nedensellikte kaçınılmaz bir pay bulunduğunu ortaya koyduğunda, o pay işverene yüklenmez.

m. 21 ayrıca yukarıda ele alınan bildirim eksikliği için bağımsız bir yaptırım içerir: kaza m. 13’teki sürede Kuruma bildirilmemişse, bildirim tarihine kadar geçen süre için ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir. Bu, kazadaki kusurdan tamamen bağımsız, işverenin kendi eliyle doğurduğu bir borçtur. Kazaya üçüncü bir kişi sebep olmuşsa dördüncü fıkra, ilk peşin sermaye değerinin yarısı için o kişiye ve kusurlu iseler onu çalıştıranlara rücu edileceğini düzenler.

İkinci Cephe: 6331 Sayılı Kanun Kapsamındaki İdari Para Cezaları

6331 sayılı Kanun m. 26, Kanundaki her esaslı yükümlülüğe ayrı ayrı maktu ceza bağlar: m. 4/1-a ve b bentlerindeki genel işveren yükümlülükleri, m. 6/1 uyarınca gereken nitelikte iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirilmesi, m. 10/1 uyarınca risk değerlendirmesi, m. 11’deki acil durum planları, yangınla mücadele ve ilk yardım ile m. 12’deki tahliye yükümlülükleri, m. 14’teki kayıt ve bildirim yükümlülükleri, m. 15 uyarınca sağlık gözetimi, m. 16 uyarınca çalışanların bilgilendirilmesi ve m. 17 uyarınca çalışanların eğitimi. Kaza sonrası denetimde bunların birkaçı aynı anda ortaya çıkar ve tek bir cezada erimek yerine birbirine eklenir.

Kanun metnindeki rakamlar 2012 yılının nominal tutarlarıdır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu m. 17/7 uyarınca bu tutarlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılarak uygulandığından, cari yıl tutarları m. 26’nın lafzından değil ilgili yıla ait tebliğden alınmalıdır. m. 26/3 bu tutarları işyerinin çalışan sayısı ve tehlike sınıfına göre ayrıca ayarlar: aynı miktar ya da yüzde 25, 50, 100, 200 oranında artırım. Burada gözden kaçan kayıt m. 26/5’tedir: çalışan sayısıyla çarpılarak verilen idari para cezalarında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmaz, yani çarpan iki kez işletilmez. m. 26/4 ise işin durdurulması hâlinde durdurmaya sebep olan fiilden dolayı ilgili idari para cezasının uygulanmayacağını ekler.

Uygulamada en sık yanlış bilinen nokta ise usul ayrımıdır.

m. 14 bildirim yükümlülüğü ihlalinin cezası m. 26 kapsamındaki diğer cezalar
Veren makam Doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu Gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve İş Kurumu il müdürü
Uygulanan usul m. 26/2'deki açık yollama gereği 5510 sayılı Kanun m. 102 5326 sayılı Kabahatler Kanununun genel hükümleri
Başvuru yolu Tebliğden itibaren 15 gün içinde Kuruma itiraz; itirazın reddi hâlinde kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde idare mahkemesi 5326 s.K. m. 27 uyarınca tebliğ veya tefhimden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliği
Tahsile etkisi Kuruma itiraz takibi durdurur; mahkemeye başvurulması takip ve tahsili durdurmaz Genel hükümlere tabidir
Erken ödeme İtiraz edilmeden veya yargı yoluna başvurulmadan önce 15 gün içinde peşin ödemede dörtte üçü tahsil edilir; peşin ödeme yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez Ödeme süresi tebliğden itibaren 30 gündür (m. 26/2); 5326 s.K. m. 17/6 uyarınca süresi içinde ödemede yüzde 25 indirim uygulanır ve ödeme kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez

Bu sonuç bir zincirin ucundadır ve zinciri açıkça kurmakta yarar vardır; çünkü 6331 sayılı Kanun başvurulacak mercii kendisi göstermez. 6331 sayılı Kanun m. 27/1, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 4857 sayılı Kanunun buna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağını düzenler. 4857 sayılı İş Kanunu m. 108 ise 10/7/2025 tarihli ve 7553 sayılı Kanunla değiştirilmiş olup 14/7/2025 tarihinden itibaren yürürlükte olan bu yeni metin artık özel bir kanun yolu hükmü içermemektedir. 5326 sayılı Kanun m. 3/1-a, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanacağını düzenlediğine göre, il müdürlüğünce verilen cezalarda genel yol işler. İki sürenin de on beş gün olması bir tesadüftür, kural değil: gidilecek merci farklıdır ve bu arada tahsilin ne olacağı da farklıdır.

İşin durdurulması, cezaların içinde değil yanında duran ayrı bir mekanizmadır. Hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde iş, tehlike giderilinceye kadar durdurulur; çok tehlikeli sınıftaki maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesinin hiç yapılmamış olması tek başına durdurma sebebidir. İtiraz iş mahkemesine altı iş günü içinde yapılır, uygulamayı durdurmaz ve mahkeme altı iş günü içinde kesin olarak karar verir. Durdurulan işte çalışma yapmak ise artık bir para cezası meselesi değildir: m. 25/8, durdurulan işte izinsiz çalışma yaptıran işveren veya işveren vekiline üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörür. Maden işyerlerine özgü olarak m. 25/A, ölümlü iş kazası meydana gelen maden işyerlerinde kusuru yargı kararıyla tespit edilen işveren için iki yıl süreyle kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama getirir; bu hüküm maden işyerleriyle sınırlıdır, genel bir kural değildir.

Üçüncü Cephe: Ceza Soruşturması

Ceza soruşturması, işverenin başvurduğu ya da başvurmayarak kaçınabildiği bir süreç değildir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160 uyarınca Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar; 5510 sayılı Kanun m. 13’ün emrettiği kolluğa derhal bildirim de çoğu olayda bu hâli savcılığa ulaştıran şeydir. Ölüm veya yaralanma bulunan olaylarda çerçeve suçlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 85’teki taksirle ölüme neden olma ve m. 89’daki taksirle yaralamadır.

İşveren bakımından ceza miktarından daha belirleyici iki yapısal nokta vardır. Birincisi, kusur raporunu üreten dosya çoğunlukla ceza dosyasıdır ve o rapor sonradan hem rücu davasına hem tazminat davasına taşınır; ilk hafta özensizce toplanan delil, üç dosyada birden kullanılan delildir. İkincisi, Türk hukukunda cezai sorumluluk gerçek kişilere bağlandığından, kurum içinde hangi yükümlülüğün kimde olduğu sorusu belirleyici hâle gelir: işveren, işveren vekili, saha amiri, iş güvenliği uzmanı. Bu sorunun cevabı, mevcut olan ya da olmayan görevlendirme yazıları, görev tanımları ve atama kayıtlarıdır.

6331 sayılı Kanun m. 4, akla ilk gelen kaçış yolunu peşinen kapatır. İşyeri dışındaki kişi ve kuruluşlardan hizmet alınması işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmaz; çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki kendi yükümlülükleri de işverenin sorumluluğunu etkilemez. Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği aynı şeyi öbür yönden söyler: risk değerlendirmesinin gerçekleştirilmiş olması, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

İşçinin Kendi Davası ve Neden Diğerlerinden Uzun Sürdüğü

Yaralanan işçinin ya da ölüm hâlinde hak sahiplerinin açacağı tazminat davası, dört sürecin en uzun ömürlüsüdür. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417/2, işvereni işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almakla ve araç gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlü kılar. Belirleyici olan ise m. 417/3’tür: işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. Bunun pratik sonucu, talebin haksız fiilin kısa zamanaşımı yerine m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımına tabi olmasıdır.

Zarar kalemleri m. 53 ve m. 54’ten gelir: cenaze giderleri, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybı veya azalması, ekonomik geleceğin sarsılması. Manevi tazminat m. 56’ya tabidir ve ağır bedensel zarar ile ölüm hâlinde yakınlara da hükmedilebilir. Hesaplamayı düzenleyen m. 55’in ilk fıkrası ise işverenlerin çoğu zaman tersini varsaydığı bir kural içerir: kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez ve zarar veya tazminattan indirilemez. Kurumca bağlanan gelir, işverenin yükünü kendiliğinden ortadan kaldırmaz. m. 55’e 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, hesaplanan tutarlara faizin ne zaman işleyeceğine ve tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedelin oransal olarak mahsubuna ilişkin fıkralar eklenmiştir; kaza sonrası haftalarda aileye gayriresmî yapılan ödemeler bu hüküm karşısında ayrıca değerlendirilmelidir.

İş ilişkisi de sona ermişse, kaza kaynaklı talep ile fesihten doğan talepler aynı usul mekanizması içinde birlikte yürür. Bu mekanizmanın giriş kapısı olan zorunlu arabuluculuk aşamasını işyeri arabuluculuğu ve iş davaları yazımızda ele aldık; yargılama aşamasındaki işveren temsili ise iş uyuşmazlıkları ve iş davaları sayfamızın konusudur.

Dosya İlk Hafta Kurulur

Yukarıdakilerin tamamı tek bir işletmesel noktada birleşir. Rücu davasını, idari para cezalarını, ceza dosyasını ve tazminat davasını belirleyen evrak büyük ölçüde aynı evraktır ve bu evrak kaza günü ya vardır ya yoktur.

Ağırlık merkezi risk değerlendirmesidir. Yönetmelik uyarınca risk değerlendirmesi çok tehlikeli, tehlikeli ve az tehlikeli işyerlerinde sırasıyla en geç iki, dört ve altı yılda bir yenilenir; bu döngüden bağımsız olarak iş kazası, meslek hastalığı ya da ramak kala olay meydana geldiğinde tamamen veya kısmen yenilenmesi gerekir. Dokümantasyonun asgari içeriği de belirlidir: işyerinin unvanı ve adresi, çalışmayı yapanların adı soyadı ile belge bilgileri, düzenlenme tarihi ve geçerlilik tarihi, belirlenen tehlike kaynakları ile riskler, kullanılan yöntem, sonuçların sıralı analizi ve düzeltici, önleyici tedbirlerle tamamlanma tarihleri. Sayfalar paraflanır, son sayfa imzalanır ve belge işyerinde saklanır.

Alt işveren bulunan işyerlerinde zincirin varsayılması değil çıkarılması gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 2, asıl işvereni alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu tutar. Yönetmelik buna, her alt işverenin kendi işi için risk değerlendirmesi yapacağını ve bir nüshasını asıl işverene vereceğini, asıl işverenin ise bu çalışmaları denetleyip koordine edeceğini ve kendi çalışmasıyla bütünleştireceğini ekler. Alt işverenin risk değerlendirmesini ibraz edemeyen asıl işveren yalnızca bir belgeyi eksik bırakmış olmaz; altında bulunduğu denetim yükümlülüğünü yerine getirdiğinin delilini eksik bırakmış olur.

Bunların hiçbiri olağandışı bir uyum yükü değildir. 6331 sayılı Kanun m. 4 ile Türk Borçlar Kanunu m. 417’de tarif edilen gözetme borcunun olağan içeriğidir ve kaza sonrasında kurulan bir acil durum çalışmasına değil, iş hukuku sayfamızda ele alınan sürekli istihdam düzeninin içine aittir. Teftiş, rücu davası ve ceza soruşturması aynı anda yürürken üç cephede tek ve tutarlı bir tutumun korunması ise ayrı bir çalışmadır; bu boyut İSG uyumu ve iş kazası sonrası işveren temsili sayfamızın konusudur. Üç cepheden makul bir tabloyla çıkan işverenler, istisnasız denecek ölçüde, evrakı kaza sabahı zaten yerinde olanlardır.

Rakamlarla

3 iş günü
iş kazasının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilme süresi
m. 21
5510 sayılı Kanunda Kurumun işverene rücuunu düzenleyen hüküm
2 / 4 / 6 yıl
tehlike sınıfına göre risk değerlendirmesi yenileme süresi; kaza bu süreyi yeniden başlatır
10 yıl
işçinin sözleşmeye dayanan tazminat alacağına uygulanan genel zamanaşımı

İlk yetmiş iki saat, sırasıyla

  1. Önce yaralıyı ve olay yerini güvenceye alın, sonra kayda geçirin

    Tıbbi müdahale her şeyin önündedir. Buna paralel olarak olay yeri, temizlenmeden önce korunmalı ve fotoğraflanmalıdır; çünkü hem rücu davasını hem ceza dosyasını yönlendiren kusur raporu, olay yerinin o an gösterdiği tablodan kurulur. 6331 sayılı Kanun m. 14 zaten işvereni bütün iş kazalarının kaydını tutmakla, gerekli incelemeleri yapmakla ve rapor düzenlemekle yükümlü kılar.

  2. O yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal bildirin

    5510 sayılı Kanun m. 13, m. 4/1-a kapsamındaki sigortalılar bakımından o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal bildirim yapılmasını arar. Bu, Kuruma yapılan bildirimden ayrı bir yükümlülüktür ve iş kazası bildirim formunun doldurulmasıyla yerine getirilmiş sayılmaz.

  3. Kuruma bildirimi üç iş günü içinde yapın

    Aynı madde, Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim için kazadan sonraki üç iş gününü öngörür; 6331 sayılı Kanun m. 14/2-a aynı süreyi iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü olarak tekrar eder. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde meydana gelmişse süre, kazanın öğrenildiği tarihten işler. Bu ayrım şoförler, saha ziyaretleri ve işyeri dışında yürütülen işler bakımından belirleyicidir.

  4. İç inceleme dosyasını açın

    Tanık ve amir beyanları, eğitim ve kişisel koruyucu donanım kayıtları, sağlık gözetimi dosyası, makine bakım ve periyodik kontrol kayıtları, vardiya planı ve kaza günü yürürlükte olan risk değerlendirmesi. Bu evrakı iş müfettişi, Kurum, Cumhuriyet savcısı ve daha sonra iş mahkemesi okur; aynı dosya dört kez okunur.

  5. Risk değerlendirmesini yenileyin

    İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği, iş kazası, meslek hastalığı ya da ramak kala olay meydana gelmesi hâlinde risk değerlendirmesinin tamamen veya kısmen yenilenmesini arar. Bu, denetimin sonuçlanmasını bekleyen bir işlem değil, olayın kendisinin tetiklediği bağımsız bir yükümlülüktür.

  6. Alt işveren zincirini başkası çıkarmadan siz çıkarın

    Yaralanan kişi bir alt işveren işçisiyse, 4857 sayılı İş Kanunu m. 2 asıl işvereni o işçiye karşı alt işverenle birlikte sorumlu tutar. Yönetmelik ayrıca asıl işverenin alt işverenin risk değerlendirmesinden bir nüsha almasını, bu çalışmaları denetlemesini ve koordine etmesini öngörür. Hangi yükümlülüğün kimde olduğunun tespiti, yargılama aşamasının değil ilk haftanın işidir.

Sıkça sorulan sorular

Türkiye'de işveren iş kazasını ne kadar sürede bildirmek zorundadır?

Aynı anda iki ayrı süre işlemeye başlar. 5510 sayılı Kanun m. 13, o yer yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirim yapılmasını zorunlu tutar. 6331 sayılı Kanun m. 14/2-a aynı üç iş günlük süreyi bu kez iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüğü olarak tekrarlar. Maddenin kendi içinde önemli bir kayıt vardır: kaza işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana gelmişse üç iş günlük süre, kazanın meydana geldiği tarihten değil işverence öğrenildiği tarihten başlar. Şoförü, mühendisi veya saha personeli işyeri dışında yaralanan işverenin dayanağı budur; ancak dosyanın, işverenin kazayı fiilen ne zaman öğrendiğini göstermesi gerekir.

Üç iş günlük bildirim süresi kaçırılırsa ne olur?

Birbirini ortadan kaldırmayan üç sonuç doğar. Birincisi, 5510 sayılı Kanun m. 21/2 uyarınca kaza m. 13'teki sürede Kuruma bildirilmemişse, bildirim tarihine kadar geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği Kurumca işverenden tahsil edilir. İkincisi, m. 14/2'nin ihlali nedeniyle 6331 sayılı Kanun m. 26 kapsamında idari para cezası uygulanır ve bu ceza il müdürlüğü tarafından değil doğrudan Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilir. Üçüncüsü, gecikmenin kendisi dosyada bir olgu hâline gelir; işverenin iş sağlığı ve güvenliği örgütlenmesini değerlendiren müfettiş de olay sonrası davranışı değerlendiren savcı da bunu görür. Buna karşılık geç bildirim, olayın iş kazası sayılmasını engellemez: sağlık hizmeti sunucuları kendilerine intikal eden iş kazalarını ayrıca en geç on gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

Sosyal Güvenlik Kurumu ödediği tutarları hangi hâllerde işverenden geri alabilir?

5510 sayılı Kanun m. 21 ölçütü koyar: kazanın işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmiş olması gerekir. Bu koşul gerçekleştiğinde Kurum, yaptığı ve ileride yapması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerini işverene ödettirir. Aynı fıkrada, uygulamada sıklıkla gözden kaçan iki sınır vardır. Rücu, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlıdır; yani rücu alacağı, arkasındaki hukuki sorumluluğu aşamaz. Ayrıca hüküm, işverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesinin dikkate alınacağını açıkça yazar. Bilirkişi raporundaki kusur dağılımının asıl işlevi de buradadır.

İdari para cezası ile ceza soruşturması aynı süreç midir?

Hayır. İkisi ayrı mercilerde, ayrı ölçütlerle yürür ve birinin sonucu diğerini belirlemez. 6331 sayılı Kanun m. 26 kapsamındaki idari para cezaları, belirli yükümlülüklerin belirli ihlalleri için gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve İş Kurumu il müdürünce verilir: yapılmamış risk değerlendirmesi, görevlendirilmemiş iş güvenliği uzmanı, eğitimi verilmemiş çalışan gibi. Ceza dosyasını ise Cumhuriyet savcısı açar; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 160 uyarınca savcı, bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Ölüm veya yaralanma hâlinde çerçeve suçlar 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 85'teki taksirle ölüme neden olma ve m. 89'daki taksirle yaralamadır. Bu mekanizmayı harekete geçiren şey çoğu zaman 5510 sayılı Kanun m. 13'ün emrettiği kolluğa derhal bildirimdir.

Ortak sağlık ve güvenlik birimiyle çalışmak işverenin sorumluluğunu devreder mi?

Devretmez. 6331 sayılı Kanun m. 4/2, işyeri dışındaki kişi ve kuruluşlardan hizmet alınmasının işverenin sorumluluklarını ortadan kaldırmayacağını; m. 4/3 ise çalışanların iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yükümlülüklerinin işverenin sorumluluğunu etkilemeyeceğini düzenler. İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği de aynı noktayı başka bir yönden söyler: risk değerlendirmesinin gerçekleştirilmiş olması, işverenin işyerinde iş sağlığı ve güvenliğini sağlama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Dışarıdan alınan hizmet, işi kimin yaptığını değiştirir; işin hesabını kimin vereceğini değiştirmez. Çalışanın kazaya katkısı meselesi ise yükümlülüğün başkasına aktarılmasıyla değil, kusur dağılımıyla çözülür.

İşçinin tazminat talebi işvereni ne kadar süre boyunca bağlar?

Haksız fiil esasına alışkın işverenlerin beklediğinden uzun süre. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 417/3, işverenin kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazminini sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabi kılar. Bu nitelendirme, talebi haksız fiilin kısa zamanaşımından çıkarıp m. 146'daki on yıllık genel zamanaşımına taşır. Zarar kalemleri m. 53 ve m. 54'te sayılır: cenaze giderleri, tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün kaybı veya azalması, ekonomik geleceğin sarsılması. Manevi tazminat ise m. 56'ya tabidir.

Kaza sonrasında işin durdurulması mümkün müdür?

Evet ve bu, idari para cezalarından ayrı bir mekanizmadır. 6331 sayılı Kanun m. 25 uyarınca işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde, bu tehlike giderilinceye kadar iş kısmen veya tamamen durdurulur. Çok tehlikeli sınıfta yer alan maden, metal ve yapı işleri ile tehlikeli kimyasallarla çalışılan veya büyük endüstriyel kazaların olabileceği işyerlerinde risk değerlendirmesinin hiç yapılmamış olması tek başına durdurma sebebidir. Kararı üç iş müfettişinden oluşan heyet, tespitten itibaren iki gün içinde verir; acil müdahale gerektiren hâllerde tespiti yapan müfettiş heyet karar verene kadar işi durdurur. İşveren, durdurma kararının yerine getirildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde iş mahkemesine itiraz edebilir; itiraz durdurma kararının uygulanmasını etkilemez ve mahkeme altı iş günü içinde kesin olarak karar verir. Durdurma süresince işveren, işsiz kalan çalışanların ücretlerini ödemek ya da onlara uygun başka iş vermekle yükümlüdür.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası