Yabancı Personel Çalıştıran İşverenin Uyum ve Ceza Riski (6735 sayılı Kanun m.22, m.23)

Çalışma izni işverenin başvurusu üzerine verilir; ondan sonra doğan yükümlülükler de işverenindir.

Şirketinizin yabancı personel istihdamında bir bildirim veya denetim sorunu varsa, ilgili izin ya da kurum yazısının türünü belirterek WhatsApp veya e-posta üzerinden yazabilirsiniz. WhatsApp üzerinden yazın · Dosya hakkında e-posta yazın.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · Güncelleme 26 Ekim 2026 · 12 dk okuma
Gravür: uçak bir fabrikaya doğru uçuyor, fabrikanın önüne bir bavul gelmiş; yanda sıra hâlinde klasörler, kırmızı bir kuleden dağılmış paralar ve Türk çay takımı.

Ana noktalar

  1. 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu'nun 22. maddesi, yabancı çalıştıran işvereni; çalışmanın başlaması ve sona ermesi ile iznin iptalini gerektirecek hâlleri on beş gün içinde Bakanlığa bildirmekle yükümlü tutar.
  2. 23. madde, bildirim yükümlülüğünün ihlali ile izinsiz çalıştırma için ayrı idari para cezaları öngörür; cezalar her bir yabancı için ayrı ayrı uygulanır, fiilin tekrarında bir kat artırılır ve mahkeme değil Çalışma ve İş Kurumu il müdürü tarafından verilir.
  3. İzin, belirli bir işyerinde belirli bir iş için ve beyan edilen ücret üzerinden verilir: beyan edilen ücretin altına inmek, tam süreli çalışmayı kısmi süreliye çevirmek ya da başvuru yapmadan başka bir şubeye geçirmek Uygulama Yönetmeliği'nde ayrı ayrı iptal sebebidir.
  4. Sosyal güvenlik ayrı bir rejimdir; kendi süreleri ve 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesinde sigortalı başına asgari ücrete endeksli kendi cezaları vardır. Süresinde yapılan bir SGK bildirimi kaçırılmış bir Bakanlık bildirimini kapatmaz, tersi de doğru değildir.
  5. Ceza tavan değildir. 23. madde işvereni, izinsiz çalıştırılan yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama ve dönüş masraflarından, gerektiğinde sağlık harcamalarından da sorumlu tutar; bu tutarlar kamu alacağı olarak tahsil edilir.

Türkiye'de yabancı çalıştıran işverenlere kesilen cezaların çoğu, bilerek izinsiz işçi çalıştırmaktan değil, on beş gün içinde yapılması gereken bir bildirimin yapılmamasından ya da bordronun iznin dayandığı beyandan sessizce uzaklaşmasından doğar.

Türkiye’de bir şirket yabancı uyruklu bir kişiyi çalıştırıyorsa, uyum yükü işçinin değil şirketin üzerindedir. 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu, başka bir kanun ya da Türkiye’nin taraf olduğu bir anlaşma aksini öngörmedikçe yabancıların çalışma izni olmaksızın çalışmasını ve çalıştırılmasını yasaklar (m.6), işvereni çalışmanın başlaması ve sona ermesi ile iznin iptalini gerektirecek hâlleri on beş gün içinde Bakanlığa bildirmekle yükümlü tutar (m.22) ve her bir yabancı için ayrı ayrı uygulanan, fiilin tekrarında bir kat artırılan idari para cezaları öngörür (m.23).

Bu çerçevenin pratikte ürettiği sonuç, başlıktan anlaşıldığı kadar açık değildir. İşverenlere kesilen cezaların çok azı, birini bilerek izinsiz çalıştırma kararından doğar. Cezaların büyük bölümü, usulüne uygun alınmış bir iznin zamanla fiilî durumla örtüşmez hâle gelmesinden çıkar: beyan edilen ücretin altına inen bir bordro, kimsenin bildirmediği bir şube değişikliği, hiç bildirilmemiş bir ücretsiz izin dönemi, bordro kaydını kapatan ama izni kapatmayan bir istifa. Bunların her biri ayrı ayrı cezalandırılabilir bir olaydır ve her biri, yıllar sonra, işverenin kendi ürettiği kayıtlardan tespit edilebilir.

Yükümlülük Kimin Üzerinde

  1. madde bildirim yükümlülüğünü “yabancı çalıştıran işverenler”e, ayrıca süresiz veya bağımsız çalışma izni bulunan yabancıların kendilerine bağlar. 23. madde ise cezaları “işveren veya işveren vekili”ne bağlar. İki ifade de sözleşmeyi kimin imzaladığına göre tanımlanmadığı için, grup şirketi, müşteri sahasında çalışma, personel temini ya da bordro hizmeti içeren her yapıda ilk sorulacak soru, hukuken işverenin kim olduğudur. Bu sorunun işe başlamadan önce cevaplanması gerekir; çünkü ceza, her bir yabancı için, o rolün sahibi çıkan tüzel kişiye kesilir.

Çalışma izni, Türkiye’de çalışmak için verilmiş genel bir ruhsat değildir. 10. madde, ilk başvuruda en çok bir yıl süreyle ve belirli bir işyerinde veya aynı işkolundaki işyerlerinde belirli bir işte çalışmak şartıyla izin verildiğini düzenler. Uzatma başvurularında süre ilk uzatmada en çok iki, sonraki uzatmalarda en çok üç yıldır ve bu süre aynı işverene bağlıdır; farklı bir işveren yanında çalışmak üzere yapılan başvuru yeniden ilk başvuru sayılır. Bu sayfa, iznin nasıl alındığıyla değil, alındıktan sonra ne olduğuyla ilgilidir.

Ayrım bir noktada daha önem taşır. 21. madde, çalışma izni veya muafiyeti başvurusunun reddi ile düzenlenen belgelerin iptali kararlarının yabancı çalıştıran işverene tebliğ edileceğini; Bakanlığın bu Kanun kapsamında verdiği kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde Bakanlığa itiraz edilebileceğini ve itirazın reddi hâlinde idari yargı yoluna başvurulabileceğini düzenler. İdari para cezası ise 23. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca Bakanlıkça değil, Çalışma ve İş Kurumu il müdürü tarafından uygulanır; cezaya karşı izlenecek yol aşağıda ayrıca ele alınmaktadır. Buna ek olarak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 3. maddesi, işyeri kuran, devreden, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren ya da işyerini kapatan işverene, işyerine ve çalıştırılan işçi sayısına ilişkin bilgileri bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirme yükümlülüğü getirir; yabancı istihdamına özgü olmayan bu bildirim, çoğu zaman aynı yapısal değişiklikle birlikte doğar.

On Beş Günlük Bildirim Yükümlülüğü

  1. madde üç olay sayar ve bunlar alternatif değil, birbirinin üzerine eklenen olaylardır: izin ya da muafiyet kapsamındaki çalışmanın başlaması, sona ermesi ve iptali gerektirecek hâller. Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nin (Resmî Gazete, 2 Şubat 2022) 61. maddesi buna, Yönetmelikte bildirim yükümlülüğü getirilen diğer hususların kendi süreleri içinde bildirileceğini, bildirimlerin elektronik sistem üzerinden yapılacağını ve yükümlülüğün ihlali hâlinde Kanunun bildirime ilişkin yaptırımlarının işverene uygulanacağını ekler.
Kırmızı bir zarf ve kum saati yan yana, sağda Türk çay takımı.
İşe başlatmadan itibaren on beş gün içinde bildirim.

Aynı madde rejimdeki tek gerçek kolaylığı da içerir: izin sahibi için Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işe giriş bildirimi ile izin bitiş tarihli işten çıkış bildirimi Genel Müdürlüğe yapılmış sayılır, bu iki olay için ikinci bir bildirim aranmaz. Üç aya kadar düzenlenen çalışma izni muafiyetleri ise bildirim yükümlülüğünün tamamen dışındadır. Bu iki istisnanın dışında kalan her olayın kendi bildirimi gerekir — ve işvereni asıl yakalayan, üçüncü olaydır: “iptali gerektirecek hâller” ifadesi, çoğu işverenin hiç okumadığı bir listeye işaret eder.

Kolaylığın sınırı da aynı maddede çizilidir. Sosyal güvenlik yükümlülüğünden muaf tutulan yabancılar bakımından bildirimin yine Genel Müdürlüğe yapılması gerekir; SGK üzerinden ilerleyen kısayol bu grupta işlemez. 25. maddenin üçüncü fıkrası ise farklı bir sürtünme noktasını çözer: izin belgesinin işverene tebliğ tarihi ile iznin başlangıç tarihi birbirinden farklıysa, tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan bildirimler süresinde yapılmış sayılır. Bu, belge geç ulaştığı için oluşan gecikmeyi karşılar; belgenin ulaştığı hâlde kimsenin işlem yapmadığı gecikmeyi karşılamaz.

İzni Fiilî Durumla Uyumlu Tutmak

Uygulama Yönetmeliği’nin 56. maddesi, iznin işverenin ya da yabancının herhangi bir talebi olmaksızın iptal edileceği hâlleri sayar. Bunların birkaçı sıradan bordro ve insan kaynakları olaylarıdır.

Olay Dayanak İşverenin yükümlülüğü
Yabancı fiilen çalışmaya başlamıyor Uygulama Yönetmeliği m.25 Yurt içi başvuruda iznin başlangıç tarihinden itibaren bir ay içinde; yurt dışı başvuruda ülkeye girişten itibaren bir ay ve her hâlükârda başlangıç tarihinden itibaren altı ay içinde çalışmaya başlanmalıdır.
Ücret beyan edilen tutarın altına iniyor Uygulama Yönetmeliği m.56 ve m.60 Sosyal güvenlik yükümlülükleri başvuruda beyan ve taahhüt edilen ücret ile tam zamanlı çalışma esasları üzerinden yerine getirilir; izinden sonra ücreti düşüren veya tam süreliyi kısmi süreliye çeviren sözleşme değişikliği yapılamaz.
Başka şubeye ya da başka göreve geçiş Uygulama Yönetmeliği m.26 İşveren sistem üzerinden başvurur; yeni şube işverenin ticaret siciline kayıtlı olmalı, iş ön izin veya mesleki yeterlilik gerektirmemeli ve mevcut işle uyumlu olmalı, Genel Müdürlük uygun görüş vermelidir.
Ücretsiz izin Uygulama Yönetmeliği m.30 Sözleşmenin ücretsiz izinle askıya alınması ve askının sona ermesi en az bir gün önceden bildirilir; karşılıklı anlaşmayla askı süresi en fazla doksan gündür ve ikamet hakkı askının onuncu gününden sonra kullanılamaz.
İznin iptal edilmesi Uygulama Yönetmeliği m.56/3 İptal edilen çalışma izni belgesi, iptal bildiriminden itibaren on beş gün içinde Bakanlığa iade edilir.
  1. madde ayrıca, yabancının raporlu olduğu, İş Kanunu’nun analığa ilişkin hükümleri kapsamında bulunduğu, gözaltına alındığı veya tutuklandığı, işyerinde grev ya da lokavt uygulandığı, geçici olarak yurt dışında bulunduğu, mücbir sebeple çalışamadığı ya da izninin askıda olduğu hâllerde destekleyici belgelerin Sosyal Güvenlik Kurumuna ibrazını zorunlu tutar. Bunlar, aksi hâlde eksik bildirilen bir ayın doğrudan ücret sapması olarak okunacağı hâllerdir.

  2. maddedeki liste tablodaki beş kalemle sınırlı değildir. Yabancının 25. maddeye göre çalışmaya başlamamış olması, askıya alma bildiriminin süresinde yapılmaması ya da askının doksan günü aşması ve sosyal güvenlik yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinin tespiti de aynı maddede sayılan iptal sebepleridir. Kanunun kendisi de aynı yöne bakar: 15. maddenin ikinci fıkrası, yabancının veya işverenin talebi dışında iznin iptal edileceği hâller arasında, yabancının bu Kanunda belirtilen hükümlere aykırı olarak çalıştığının tespitini ve çalışmasının herhangi bir nedenle sona ermesini sayar. Bu sebeplerin ortak özelliği, hiçbirinin işverenden bir talep gerektirmemesidir; iptal, işverenin bilgisi dışında da gerçekleşebilir ve bu, 22. maddedeki bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

İki Ayrı Rejim, İki Ayrı Ceza Seti

Çalışma izni rejimi ile sosyal güvenlik rejimi farklı sürelerde işler, farklı denetim birimlerince yürütülür ve birbirinden bağımsız cezalar üretir. 6735 sayılı Kanun’un 22. maddesi bunu açıkça söyler ve Türkiye’nin taraf olduğu sosyal güvenlik sözleşmelerinin hükümlerinin saklı olduğunu ekler — bu kayıt, geçici görevle gönderilen personel bakımından önemlidir: menşe ülkedeki sigortalılık Türk prim yükümlülüğünün yerini alabilir, ancak çalışma izni zorunluluğunun yerini hiçbir zaman almaz.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 8. maddesi, sigortalı işe giriş bildirgesinin sigortalılık başlangıç tarihinden önce verilmesini kural olarak benimser; inşaat, balıkçılık ve tarım işyerleri ile ilk defa işyeri bildirgesi verilecek işyerleri için dar istisnalar tanır. 102. madde ise bildirgeyi süresinde ya da usulüne uygun vermeyen işverene her bir sigortalı için asgari ücret tutarında, bildirgenin verilmediğinin mahkeme kararıyla veya denetimle anlaşılması hâlinde asgari ücretin iki katı, aynı işyerinde bir yıl içinde tekrarında beş katı tutarında idari para cezası öngörür. Bildirgenin kendiliğinden ve yasal süreyi izleyen otuz gün içinde verilmesi ile tebliğden sonraki on beş gün içinde ödeme yapılması hâlinde bu cezalar dörtte bir oranında uygulanır. Bu yükümlülüklerin içine oturduğu daha geniş sözleşme, bordro ve fesih çerçevesi için Türkiye’de personel istihdamı rehberimize bakılabilir.

Sosyal güvenlik cezasının kendi usulü de ayrıdır. Ceza tebliğ ile tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde ya ödenir ya da Kuruma itiraz edilir; itiraz takibi durdurur, itirazın reddi hâlinde tebliğden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesine başvurulabilir. Kanun yoluna gidilmeksizin aynı on beş gün içinde peşin ödeme yapılması hâlinde cezanın dörtte üçü tahsil edilir ve bu ödeme, yargı yoluna başvurma hakkını etkilemez. Bu cezalarda zamanaşımı, fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır — yani izinsiz bir dönem, ilgili bordronun arşive kaldırılmasından çok sonra da tespit edilebilir.

6735 sayılı Kanun’un 23. maddesindeki cezalar farklı işler. Bunlar 2016 yılında Kanun metnine yazılmış maktu tutarlardır ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Dolayısıyla 23. maddenin yayımlanmış metnindeki rakamlar bugün uygulanan tutarlar değildir; cari yıla ait tutarlar kanun metninden değil, Bakanlığın yıllık duyurusundan alınmalıdır. Yapısal olarak önemli olan sıralamadır: bildirim yükümlülüğünün ihlali en düşük kalem, izinsiz çalıştırma nedeniyle işverene uygulanan ceza en yüksek kalemdir ve her ikisi de her bir yabancı için ayrı ayrı hesaplanır.

Denetim — ve Denetim Olmadan Çıkan Ceza

  1. madde denetim yetkisini Bakanlık iş müfettişleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri ve sosyal güvenlik denetmenlerine verir. Aynı madde, kamu idarelerinin denetim elemanları ile kolluk kuvvetlerinin kendi mevzuatları çerçevesinde yaptıkları işlemler sırasında yabancı çalıştıran işverenlerin yükümlülüklerini yerine getirmediğini tespit etmeleri hâlinde durumun Bakanlığa bildirileceğini düzenler. Yaptırım ise gönderilen tutanak ve raporlar üzerine Çalışma ve İş Kurumu il müdürü tarafından uygulanır.
Biri kırmızı altı dosya klasörüne dayanmış büyüteç, solda Türk çay takımı.
Denetimde incelenen, işverenin kayıtlarıdır.

Uygulama Yönetmeliği’nin 64. maddesi, işyerine hiç gidilmeden işleyen bir yol daha açar: Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalar, uluslararası sözleşmeler ve özel kanunlarda çalışma izni almadan çalışabileceği düzenlenen yabancılar hariç olmak üzere, Bakanlığa ulaşan bilgi ve belgelerden yabancıların çalışma izni ya da muafiyeti olmaksızın çalıştırıldığının açık olarak tespit edilmesi hâlinde yaptırımlar bu belgeler esas alınarak uygulanır. Yani devletin zaten elinde bulunan iki veri kümesi arasındaki uyuşmazlık tek başına yeterlidir. Cezalar 23. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir; 5326 sayılı Kanun’un 17. maddesi, ödeme süresi içinde ödenmesi hâlinde cezadan dörtte bir oranında indirim yapılacağını ve bunun karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceğini açıkça belirtir.

Zaman boyutu da ihmal edilmemelidir. 5326 sayılı Kanun’un 20. maddesi, idari para cezasını gerektiren kabahatler için soruşturma zamanaşımını cezanın ağırlığına göre üç ilâ beş yıl olarak belirler ve bu süre, kabahatin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kanun’un 3. maddesi ise kanun yoluna ilişkin hükümlerinin diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde uygulanacağını söyler; bu nedenle 6735 sayılı Kanun’a dayanan bir cezada izlenecek yolun genel bir kuraldan değil, kararın kendisinden okunması gerekir.

Ceza Tavan Değildir

İdari para cezasının arkasında, çoğu zaman ondan daha büyük üç sonuç durur.

Sınır dışı masrafları. 23. madde, işveren veya işveren vekilini, izinsiz çalıştırılan yabancının ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerinden, ülkelerine dönmeleri için gerekli masraflardan ve gerektiğinde sağlık harcamalarından sorumlu tutar. Bu tutarlar Göç İdaresi bütçesinden karşılanmışsa 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kamu alacağı olarak işverenden tahsil edilir.

Sözleşme ayakta kalır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 394. maddesinin üçüncü fıkrası, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağını düzenler. İzinsiz görülmüş iş de bir sözleşme altında görülmüş iştir ve işverenin kendi mevzuat ihlali, o işin karşılığı doğan ücret ve alacaklara karşı bir cevap değildir. Bunu baştan öngören bir sözleşme düzeni — açık ücret hükümleri, belgelenmiş çalışma süresi ve yazılı sözleşme yapılmayan hâllerde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 8. maddesinin aradığı, en geç iki ay içinde verilecek çalışma koşulları belgesi (süresi bir ayı geçmeyen belirli süreli sözleşmeler bunun dışındadır) — ayrı bir çalışma değil, uyum dosyasının parçasıdır; istihdam sözleşmeleri sayfamızda bu boyut ele alınmaktadır.

Eşit davranma. İş Kanunu’nun 5. maddesi, iş ilişkisinde dil, ırk, renk ve benzeri sebeplere dayalı ayrım yapılmasını yasaklar. İhlali güçlü ihtimalle ortaya koyan işçi karşısında ispat yükü işverene geçer ve yaptırım, yoksun kalınan hakların yanında dört aya kadar ücret tutarında tazminattır. Yabancı personel için kurulan ikili ücret ve hak düzenleri bordro kayıtlarından görünür ve çalışma izninin varlığı bu sorunu gidermez.

Geçici Koruma Kapsamındaki Yabancıları Çalıştırmak

Burada ayrı bir düzenleme geçerlidir ve kota bakımından genel rejimden daha katıdır. Geçici Koruma Sağlanan Yabancıların Çalışma İzinlerine Dair Yönetmelik (Resmî Gazete, 15 Ocak 2016), geçici koruma sağlanan yabancıların çalışma izni olmaksızın çalışamayacağını ve çalıştırılamayacağını; başvurunun işveren tarafından e-Devlet kapısı üzerinden ve geçici koruma kayıt tarihinden altı ay sonra yapılacağını; iznin yabancının kalmasına izin verilen il esas alınarak düzenleneceğini ve asgari ücretin altında ücret ödenemeyeceğini hükme bağlar.

Asıl sınırlayıcı unsur kotadır: bir işyerinde çalışan geçici koruma sağlanan yabancı sayısı, o işyerinde çalışan Türk vatandaşı sayısının yüzde onunu geçemez; toplam çalışan sayısı ondan az olan işyerlerinde en fazla bir yabancı çalıştırılabilir. Başvuru tarihinden önceki dört haftalık sürede işi yapacak aynı nitelikte Türk vatandaşı bulunamadığının Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğünden belgelenmesi hâlinde kota uygulanmayabilir. Geçici koruması sona erdirilen ya da iptal edilen yabancıların çalışma izinleri de iptal edilir; bu, doğrudan on beş günlük bildirim yükümlülüğünün kapsamına giren bir olaydır. Bu alandaki kural seti defalarca değiştirilmiştir; bu nedenle durum, genel bir hatırlamaya değil, işe alım tarihindeki güncel Resmî Gazete metnine göre kontrol edilmelidir.

Bu Tablo Nereye Oturuyor

Birlikte okunduğunda 6735 sayılı Kanun ile Uygulama Yönetmeliği, çalışma iznini belirli bir işyerinde belirli bir işin belirli koşullarla görüleceğine dair süregelen bir beyan olarak kurgular ve bu beyandan her sapmayı ayrı bir bildirilebilir olay sayar. Bu nedenle işveren için uyum sorusu “herkesin izni var mı” değil, “dosyadaki beyan ile bordronun yaptığı hâlâ örtüşüyor mu” sorusudur — cevabı ancak belirli aralıklarla yapılan ve belgelenen bir karşılaştırmadan çıkar. Bu karşılaştırma ile bir yaptırım kararı tebliğ edildikten sonra verilecek cevap, bu yükümlülüklerin danışmanlığının yürütüldüğü iş hukuku çalışmasının parçasıdır. Aynı işgücü bakımından iş sağlığı ve güvenliği yükümlülükleri — eğitim, risk değerlendirmesi ve kaza sonrası bildirim takvimi — doğduğunda ise İSG uyumu ve iş kazası sonrası işveren temsili sayfamızdaki çerçeve devreye girer.

Rakamlarla

15 gün
çalışmanın başlaması ve sona ermesi bildirimi (m.22)
Her yabancı
23. madde cezalarının hesap birimi
Bir kat
fiilin tekrarında ceza artışı (m.23/6)
1 ay
cezanın tebliğden itibaren ödeme süresi (m.23/4)

Savunulabilir bir uyum dosyası kurmak

  1. İşverenin hukuken kim olduğunu tespit edin

    22 ve 23. maddelerdeki yükümlülükler, yabancıyı çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye ve işveren vekiline bağlanır. Grup şirketi, bordro hizmeti veya müşteri sahasında çalışma söz konusuysa, işin başlamasından önce hangi tüzel kişinin işveren olduğunu yazılı olarak belirleyin; ceza her bir yabancı için o tüzel kişiyi takip eder.

  2. On beş günlük bildirimi takvime bağlayın

    Çalışmanın başlaması, sona ermesi ve iptali gerektiren her hâl on beş günlük süreyi ayrı ayrı başlatır. Uygulama Yönetmeliği'nin 61. maddesi, SGK'ya yapılan işe giriş bildirimi ile izin bitiş tarihli işten çıkış bildirimini Genel Müdürlüğe yapılmış sayar; bu, yükümlülüğü daraltır ama ortadan kaldırmaz.

  3. Bordroyu başvurudaki beyanla karşılaştırın

    Uygulama Yönetmeliği'nin 60. maddesi, sosyal güvenlik yükümlülüklerinin başvuruda beyan ve taahhüt edilen ücret ile tam zamanlı çalışma esasları üzerinden yerine getirilmesini zorunlu tutar. Beyan edilen tutar ile fiilen bildirilen tutarı belirli aralıklarla karşılaştırın; bu sapma genellikle sessiz ilerler.

  4. Her değişikliği başvuru üzerinden yürütün

    Aynı işverende farklı görev, aynı işkolunda başka şube ve ücretsiz izin düzenlenmiş hâllerdir. Şube veya görev değişikliği başvuru ve Genel Müdürlüğün uygun görüşünü gerektirir; ücretsiz izinle askıya alma ise en az bir gün önceden bildirilmelidir.

  5. Denetimde istenecek belgeyi hazır tutun

    Denetim, Bakanlık iş müfettişleri ile Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişleri ve sosyal güvenlik denetmenlerince yapılır. İzin belgesini, sözleşmeyi, bordroları, bildirim teyitlerini ve 60. maddenin istirahat, gözaltı-tutukluluk, grev-lokavt ve geçici yurt dışı hâlleri için aradığı belgeleri tek bir yerde ve tarihli tutun.

  6. Ceza tebligatını, cevabı kararlaştırmadan önce okuyun

    İdari yaptırım kararının tebliğinde başvurulacak kanun yolu, mercii ve süresi gösterilir. Bu unsurlar 6735 sayılı Kanun'a dayanan ceza ile sosyal güvenlik cezasında farklıdır ve iki süre de kısadır; cevap genel bir kuraldan değil, elinizdeki belgeden çıkarılır.

Sıkça sorulan sorular

Yabancı izinsiz çalışırsa ceza kime kesilir — yabancıya mı, işverene mi?

İkisine de, ayrı kalemlerden ve farklı tutarlarda. 6735 sayılı Kanun'un 23. maddesi, çalışma izni olmaksızın bir işverene bağlı çalışan yabancı için bir ceza, bağımsız çalışan yabancı için daha yüksek bir ceza ve işveren ya da işveren vekili için en yüksek cezayı öngörür; işverene ilişkin ceza her bir yabancı için ayrı ayrı uygulanır. Yani işverenin maruz kaldığı tutar denetim sayısıyla değil, çalıştırılan yabancı sayısıyla çarpılır. Aynı madde, beşinci fıkrada sayılan fiillerin tekrarı hâlinde cezaların bir kat artırılarak uygulanacağını da düzenler; uygulamada bu, aynı işyerindeki ikinci tespitin ilkinin iki katı üzerinden hesaplanması anlamına gelir.

On beş gün içinde tam olarak neyin bildirilmesi gerekiyor?

6735 sayılı Kanun'un 22. maddesi üç olay sayar: çalışma izni ya da izin muafiyeti kapsamındaki çalışmanın başlaması, sona ermesi ve izin veya muafiyetin iptalini gerektirecek hâller. Uygulama Yönetmeliği'nin 61. maddesi, Yönetmelikte bildirim yükümlülüğü getirilen diğer hususların da kendi süreleri içinde ve elektronik sistem üzerinden bildirileceğini ekler. Aynı madde, SGK'ya yapılan işe giriş bildirimi ile izin bitiş tarihli işten çıkış bildirimini Genel Müdürlüğe yapılmış sayar; dolayısıyla bu iki olay için ikinci bir bildirim aranmaz, ancak bu kolaylık başka hiçbir olayı kapsamaz. Üç aya kadar düzenlenen çalışma izni muafiyetleri ise bildirim yükümlülüğünden muaftır.

Yabancı personeli başka bir şubeye ya da başka bir göreve alabilir miyiz?

Tek taraflı olarak hayır. İşverene bağlı çalışma izni, 6735 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca belirli bir işyerinde veya aynı işkolundaki işyerlerinde belirli bir işte çalışmak şartıyla verilir. Uygulama Yönetmeliği'nin 26. maddesi, aynı işverenin farklı bir görevinde ya da aynı işkolundaki başka bir şubesinde çalışmaya izin verir; ancak bunun için işverenin sistem üzerinden başvurması, yeni şubenin işverenin ticaret siciline kayıtlı olması, yeni işin ön izin veya mesleki yeterlilik gerektirmemesi ve mevcut işle benzer ya da uyumlu olması ve Genel Müdürlüğün uygun görüş vermesi gerekir. Şube başka bir ildeyse izin belgesinin kendisi yenilenir.

SGK bildirimlerini süresinde yaptıysak çalışma izni kuralları bakımından korunur muyuz?

Yalnızca kısmen; buna güvenmek sık rastlanan bir risk kaynağıdır. İki rejim tek bir noktada kesişir — işe giriş bildirimi ile izin bitiş tarihli çıkış bildirimi Genel Müdürlüğe yapılmış sayılır — ama bunun dışında birbirinden bağımsız işler. 6735 sayılı Kanun'un 22. maddesi, işverenlerin sosyal güvenlik yükümlülüklerini 5510 sayılı Kanun uyarınca kanuni süresi içinde yerine getireceğini ayrıca belirtir; 5510'un 102. maddesi ise sigortalı başına asgari ücrete endeksli kendi cezalarını taşır ve eksiklik denetimle ortaya çıkarsa ya da bir yıl içinde tekrarlanırsa bu cezalar artar. Kusursuz bir bordro dosyası kaçırılmış bir on beş günlük bildirime cevap vermez; süresinde yapılmış bir bildirim de geç verilmiş bir işe giriş bildirgesine cevap vermez.

Yabancının kendisi hakkında ne olur, bu işverenin sorumluluğunu sona erdirir mi?

Erdirmez. 23. madde, izinsiz çalıştığı tespit edilen yabancıların sınır dışı edilmek üzere İçişleri Bakanlığına bildirileceğini düzenler. Aynı madde ardından işveren veya işveren vekiline, o kişinin ve varsa eş ve çocuklarının konaklama giderlerini, ülkelerine dönmeleri için gerekli masrafları ve gerektiğinde sağlık harcamalarını karşılama zorunluluğu yükler. Bu tutarlar Göç İdaresi bütçesinden karşılanmışsa, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre işverenden tahsil edilir. Yabancının ülkeden ayrılması göç dosyasını kapatır, işverenin dosyasını değil.

Çalıştırma hukuka aykırıysa işçi yine de ücret alacağı ileri sürebilir mi?

Evet; işverenlerin en sık gözden kaçırdığı kalem budur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 394. maddesinin üçüncü fıkrası, geçersizliği sonradan anlaşılan hizmet sözleşmesinin, hizmet ilişkisi ortadan kaldırılıncaya kadar geçerli bir hizmet sözleşmesinin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracağını düzenler. Çalışma izninin bulunmaması kamu hukukuna ilişkin bir eksikliktir; görülmüş işi karşılıksız işe dönüştürmez. Ücret ve çalışma karşılığı doğan alacaklar genel kurallara göre değerlendirilir ve işverenin izin yükümlülüğünü ihlal etmiş olması bu alacaklara karşı bir savunma değildir.

Cezaya nasıl itiraz edilir, süremiz ne kadar?

Bu, genel bir kuraldan değil tebligatın kendisinden çıkarılır ve süreler kısadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca idari yaptırım kararının tebliğ metninde başvurulabilecek kanun yolu, mercii ve süresi açıkça gösterilir. 6735 sayılı Kanun'un 23. maddesi, bu Kanuna göre verilen idari para cezalarının tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceğini belirtir; 5326 sayılı Kanun'un 17. maddesi ise ödeme süresi içinde ödeme yapılması hâlinde cezadan dörtte bir oranında indirim yapılacağını, bunun kanun yoluna başvurma hakkını etkilemeyeceğini açıkça düzenler. Sosyal güvenlik cezaları farklı bir takvimde yürür: tebliğden itibaren on beş gün içinde ödeme ya da Kuruma itiraz, itirazın takibi durdurması ve itirazın reddi hâlinde tebliğden itibaren otuz gün içinde idare mahkemesine başvuru.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Ekim 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası