Alt İşveren Muvazaası: Taşeron İşçisi Ne Zaman Baştan İtibaren Asıl İşverenin İşçisi Sayılır

Türk iş hukuku sözleşmenin adına bakmaz; hangi işin devredildiğine, her iki tarafın da o işyerinde fiilen işçi çalıştırıp çalıştırmadığına ve düzenlemenin gerçek iradeyi gizleyip gizlemediğine bakar.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 12 dk okuma
Gravür: küçük bir yüklenici binasından büyük bir fabrikaya giden ok ve fabrikanın önünde ayrı bir sırada dizilmiş dört sandalye.

Ana noktalar

  1. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi alt işverenliğe yalnızca yardımcı işlerde ya da asıl işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir bölümünde izin verir; bunun dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.
  2. İlişki tümüyle geçerli olsa dahi asıl işveren, o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.
  3. İlişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilirse alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır; bu, kıdemi, asıl işveren işçileriyle karşılaştırmayı ve otuz işçilik iş güvencesi eşiğini geriye dönük olarak yeniden açar.
  4. 2. madde bu sonucu iki somut hâle, yani asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesine ve daha önce o işyerinde çalıştırılan kimseyle ilişki kurulmasına, kendi ifadesiyle ayrıca genel olarak muvazaalı işleme dayandığı kabul edilen her ilişkiye bağlar. Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin muvazaa tanımı, asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir bölümünün alt işverene verilmesini de kapsar.
  5. Muvazaa tespit eden gerekçeli müfettiş raporuna karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilmelidir; bu süre 6552 sayılı Kanunla altı iş günü yerine getirilmiştir. İtiraz edilmezse tescil iptal edilir.

İlişki geçersizse taşeronun işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

Alt işverenin işçileri, iki şirket arasındaki düzenleme 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesindeki ölçütü karşılamadığı her durumda, geriye etkili biçimde ve hizmetlerinin ilk gününden itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu ölçüt sözleşmenin başlığına, faturanın kesiliş biçimine ya da ihalenin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğine bakmaz; hangi işin devredildiğini, her iki tarafın da o işyerinde fiilen işçi çalıştırıp çalıştırmadığını ve düzenlemenin tarafların gerçek iradesini gizleyip gizlemediğini sorar. Sorumluluk da burada başlamaz: tümüyle geçerli bir alt işverenlik ilişkisinde bile asıl işveren, o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur.

Türkiye’de faaliyet gösteren kurumsal bir işveren açısından riskin çerçevesini bu iki önerme çizer. Birincisi, çoğu zaman yıllar sonra bir teftişte ya da bir alacak davasında ortaya çıkan senaryodur. İkincisi ise taşeronla çalışmanın olağan ve kalıcı hâlidir — ve hizmet alımı bütçelerinde rutin olarak sıfır maliyetle geçilen kalem tam olarak budur.

Bir kaleme alma notu. 2. maddeye 2010’da eklenen dördüncü fıkra 2012’de 6331 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanunun 3. maddesinin 2008’de değiştirilen ikinci fıkrası tanıma “2 nci maddesinin altıncı fıkrası” diye atıf yapar; mülga dördüncü fıkra sayıldığında aynı hükümler 2. maddenin yedinci ve sekizinci fıkralarıdır ve 2/7, 2/8 olarak da anılır. İkisi de aynı metni işaret eder; bu yazıda fıkra numarasına tek başına dayanılmamıştır.

Küçük bir yüklenici binasından büyük bir fabrikaya giden kesik çizgili yol ve önündeki boşlukta duran tek bir kırmızı sandalye.
Alt işveren işçisinin asıl işverenin işçisi sayıldığı durum.

Geçerli Bir İlişkinin Unsurları

  1. madde ilişkiyi şöyle tanımlar: bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişki. Aynı fıkra, bu hâller dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere verilemeyeceğini ekler.

Alt İşverenlik Yönetmeliği (RG 27 Eylül 2008) bu tanımı şartlara dönüştürür. Yönetmeliğin 4. maddesi bunları yol gösterici ölçütler olarak değil, ilişkinin kurulabilmesi için aranan şartlar olarak sayar.

Unsur Ne gerektirir Uygulamada nerede kırılır
İki gerçek işveren Asıl işverenin de o işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde kendi işçilerini çalıştırıyor olması. Sahayı elinde tutan, ancak işgücünün tamamını yüklenicilerden karşılayan bir yapı.
İşin niteliği Yardımcı iş olması ya da asıl işin bölünmesi hâlinde her iki gerekçeyle birlikte uzmanlık gerektirmesi. Üretim adımının hizmet alımı gibi adlandırılması.
İşçilerin yalnız o işte çalıştırılması Alt işverenin görevlendirdiği işçileri sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırması. Birden çok müşteri arasında dönüşümlü kullanılan ortak işçi havuzu.
Asıl işe bağımlılık İşin o işyerindeki üretime ilişkin olması, asıl işe bağımlı olması ve asıl iş sürdükçe devam etmesi. İlgisiz faaliyetlerin aynı sözleşmeye eklenmesi.
Alt işverenin kimliği Daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmaması — ancak eski işçinin sonradan tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması engel teşkil etmez. Cuma günü istifa edip pazartesi yüklenici sıfatıyla dönen bir yetkili.

Ağırlığı Yönetmeliğin tanımları taşır. Asıl iş, mal veya hizmet üretiminin esasını oluşturan iştir. Yardımcı iş, o üretime ilişkin olmakla birlikte doğrudan üretim organizasyonu içinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, asıl işe bağımlı ve asıl iş devam ettikçe devam eden iştir. Uzmanlık gerektiren iş ise işletmenin kendi uzmanlığı dışında ayrı bir uzmanlık gerektiren iş olarak tanımlanır; Yönetmelik, işverenin kendi işçileri ve yönetim organizasyonu ile üretim yapmasının esas olduğunu söyler ve asıl işin bölünmesine ancak işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerin birlikte gerçekleşmesi hâlinde izin verir. Asıl işin bir bölümünü üstlenen alt işveren de bu işi bölerek bir başkasına veremez.

Eksik Şart ve Muvazaa

  1. madde ve Alt İşverenlik Yönetmeliği başarısız bir ilişkiye iki yönden bakar ve bu iki yön birbiriyle kesişir.

Birincisi şartlar listesidir. Yönetmeliğin 4. maddesi ilişkinin kurulabilmesi için nelerin bulunması gerektiğini sayar: asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri, yardımcı iş ya da uzmanlık gerektiren bir asıl iş bölümü, görevlendirilen işçilerin yalnızca o işyerinde alınan işte çalıştırılması, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdükçe devam eden bir iş ve daha önce o işyerinde çalıştırılmamış bir alt işveren. 2. madde de emredici biçimde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere verilemeyeceğini söyler.

İkincisi muvazaadır. Muvazaa, tarafların gerçek ve ortak iradesine uymayan, üçüncü kişileri aldatmaya yönelik görünürdeki işlemdir; genel ilke 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasındadır: bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. İş Kanunu’nun 2. maddesi iki somut hâl sayar: asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz ve daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Ardından, aksi hâlde ve genel olarak ilişkinin muvazaalı işleme dayandığının kabul edileceğini düzenler. Yönetmeliğin muvazaa tanımı daha geniştir ve dört hâl sayar: asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir bölümünün alt işverene verilmesi; daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile kurulan alt işverenlik ilişkisi; asıl işveren işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesi; kamusal yükümlülüklerden kaçınmak ya da iş sözleşmesinden, toplu iş sözleşmesinden veya mevzuattan doğan hakları kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi, tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik işlemler.

İki yön uzmanlık şartında kesişir: gerekli uzmanlık olmaksızın devredilen bir asıl iş bölümü hem 4. madde bakımından eksik bir şarttır hem de Yönetmeliğin tanımı bakımından muvazaadır. İlişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edildiğinde sonucu 2. madde koyar; 3. madde de süresinde itiraz edilmeyen ya da mahkemece onanan müfettiş tespiti için aynı sonucu tekrarlar: alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Birkaç yıla yayılan ardışık hizmet alımı sözleşmelerine ilişkin bir talebe muhatap olan işveren bu yüzden önce her sözleşmenin fiilen hangi işi devrettiğine bakmalıdır; Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesi uyarınca esas alınan, kullanılan sözcükler değil, tarafların gerçek ve ortak iradesidir.

Müfettişin Fiilen Neye Baktığı

Alt İşverenlik Yönetmeliği, iş müfettişlerinin muvazaa incelemesinde göz önünde bulundurduğu hususları sayar. Bu, Türk hukukunun bu alanda sunduğu en somut kontrol listesidir ve ilişkinin cevap verebilmesi gereken sorular olarak okunmalıdır.

Bir fabrikanın önünde duran yazısız belge desteleri ve onları inceleyen büyük bir büyüteç.
Alt işveren ilişkisinde müfettişin gerçekte neye baktığı.
İncelenen husus Neye ilişkin
Verilen işin, işyerinde yürütülen asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığı Temel nitelendirme sorusu
İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı Asıl işin bölünmesinin tek kapısı
Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olup olmadığı 2. maddedeki kanuni gösterge
Alt işverenin işin yürütümüne ilişkin yeterli ekipman ve tecrübeye sahip olup olmadığı Gerçek bir işletme mi, yoksa bordro aracı mı
İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı İddia edilen uzmanlığın işgücünde bulunup bulunmadığı
Devredilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenler dışında asıl işverenin işçisinin bulunup bulunmadığı İki işgücünün gerçekte tek olup olmadığı
Sözleşmenin kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı ya da bireysel veya toplu hakları kısıtlamayı amaçlayıp amaçlamadığı Muvazaa anlamında amaç

Bu hususlardan ikisi tanık beyanına değil, doğrudan evraka dayanır. Yönetmelik, yazılı alt işverenlik sözleşmesinde asıl işin ne olduğunun, hangi işin verildiğinin ve asıl işin bir bölümü veriliyorsa uzmanlık koşuluna ilişkin teknik açıklamanın yer almasını; ayrıca birlikte sorumluluk kaydının ve daha önce asıl işveren işçisi olanların haklarının kısıtlanamayacağına ilişkin kaydın bulunmasını arar. Uzmanlık iddia ediliyorsa, bunu belgelemek üzere iş ekipmanı listesi, iş bitirme belgesi ile operatör ve teknik eleman sertifikaları sözleşmeye eklenir. Bunların hiçbirini içermeyen bir dosya yalnızca eksik değildir; yukarıdaki son iki husus bakımından başlı başına delildir.

Rapor, Otuz İş Günü ve Tescil

Tescil, sözleşmeden ayrı bir yükümlülüktür. Kanunun 3. maddesi uyarınca işveren, işyerini kurduğu tarihten itibaren bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır; alt işveren ise asıl işverenden yazılı alt işverenlik sözleşmesini alarak kendi işyerini gerekli belgelerle tescil ettirir. Yönetmelik bildirime eklenecek belgeleri sayar — tüzel kişiler için Ticaret Sicil Gazetesi sureti ile alt işverenlik sözleşmesi ve ekleri — ve bildirimde beyan edilen bilgiler ya da istenen belgeler eksik veya gerçeğe aykırıysa tescilin yapılmayacağını hükme bağlar. Bir işyerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulması, yeni bir işyeri kurulması sayılır.

İnceleme sonucunda muvazaalı işlem tespit edilirse gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir ve bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. Bu süre, 2014 yılında 6552 sayılı Kanunla altı iş günü yerine getirilmiştir. Kanun, itiraz üzerine görülecek davanın basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılacağını; kamu idarelerince bu raporlara karşı iş mahkemelerine itiraz edilmesinin ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulmasının zorunlu olduğunu belirtir. Süresinde itiraz edilmezse ya da mahkeme tespiti onarsa tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.

Bir idari ayrıntıyı işaret etmekte yarar var; çünkü iki metin aynı mercii anmaz: Kanunun 3. maddesi bölge müdürlüğünden söz ederken, Yönetmeliğin 2017’de değiştirilen ilgili maddesi raporun Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünce tebliğ edileceğini söyler. Tebliği hangi birim yaparsa yapsın, otuz iş günü tebliğ tarihinden işler — ve müfettiş tespitine itiraz, idari bir başvuru değil, ispat yükü bulunan bir dava işidir. Bu arada bir işçilik alacağı talebi de gündemdeyse, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca işçi ve işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talepli davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır; bu aşamanın nasıl işlediğini işyeri arabuluculuğu ve iş davaları yazımızda ele aldık. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını bu şartın dışında tutar.

Tespitin Bedeli

Birlikte sorumluluk, ortada bir hukuka aykırılık olup olmamasından bağımsızdır. 2. madde asıl işvereni, alt işverenin işçilerine karşı ve o işyeri ile ilgili olarak, bu Kanundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu tutar. Bu ifadeler sorumluluğu kurduğu kadar sınırını da çizer: sorumluluk o işyerine bağlıdır ve atıf yapılan toplu iş sözleşmesi alt işverenin kendi sözleşmesidir.

Bundan bağımsız olarak 36. madde, alt işverene iş veren bütün işverenleri, alt işveren işçilerinin ücretlerinin ödenip ödenmediğini işçinin başvurusu üzerine veya aylık olarak resen kontrol etmekle ve varsa ödenmeyen ücretleri hakedişlerinden keserek işçilerin banka hesabına yatırmakla yükümlü kılar. Aynı madde, genel ve katma bütçeli daireler ile mahallî idareler, kamu iktisadî teşebbüsleri ve bazı bankalar bakımından yapım ve onarım işlerine özgü ayrı bir mekanizma kurar; dikkat çekici sınır, idarenin sorumluluğunun her hakediş dönemi için üç aylık ücret alacağını aşmamasıdır.

İlişki geçersiz sayıldığında tablo, birlikte sorumluluktan işveren kimliğinin değişmesine kayar ve sonuçlar birikir:

  • Kıdem ve karşılaştırma. Hizmet, asıl işveren nezdinde ilk günden itibaren sayılır. Bu, mülga 1475 sayılı Kanunun 4857 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesiyle yürürlükte tutulan 14. maddesine göre hesaplanan kıdem tazminatını etkiler ve asıl işverenin kendi işgücüyle karşılaştırma yapılmasının önünü açar.
  • İş güvencesi. 18. madde uyarınca geçerli sebep rejimi, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçiler bakımından uygulanır; yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz. Taşeron işgücünün geriye dönük devri bu eşiği aşabilir. 20. maddenin ikinci fıkrası uyarınca geçerli sebebi ispat yükü işverendedir; işçi feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ederse bu iddiasını ispatla yükümlüdür. 21. madde ise işçiyi başvurusu üzerine bir ay içinde işe başlatmayan işvereni en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminatla ve en çok dört aya kadar boşta geçen süre ücretiyle yükümlü tutar.
  • Sosyal güvenlik. 5510 sayılı Kanun’un 12. maddesi, sigortalılar üçüncü bir kişinin aracılığı ile işe girmiş ve bunlarla sözleşme yapmış olsalar dahi asıl işvereni, bu Kanunun işverene yüklediği yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumlu tutar. Bu Kanundaki alt işveren tanımı İş Kanunu’ndakinden bilinçli olarak geniştir: yardımcı iş veya uzmanlık sınırı ile “sadece bu işyerinde çalıştırma” koşulunu içermez. Dolayısıyla bir düzenleme 2. maddenin dışında kalırken sosyal güvenlik sorumluluğunu yine de doğurabilir.
  • İş sağlığı ve güvenliği. 6331 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca, altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinde iş sağlığı ve güvenliği kuruluna ilişkin koordinasyonu asıl işveren sağlar; kurul kurması gerekmeyen asıl işveren ile alt işverenin toplam çalışan sayısı elliyi aşıyorsa, koordinasyon asıl işverence yürütülmek üzere birlikte tek kurul oluşturulur.
  • İdari para cezası. 98. madde, 3. maddedeki işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırılıkta çalıştırılan her işçi için ceza öngörür; işyerini muvazaalı olarak bildiren asıl işveren ile alt işverene veya vekillerine ise ayrı ayrı idari para cezası verilir. Para cezasının kesinleşmesinden sonra aykırılık sürerse takip eden her ay için aynı miktar ceza uygulanır. Kanun metnindeki rakamlar değişiklik tarihindeki nominal tutarlardır ve her yıl yeniden değerlenir; ödenecek tutar için ilgili yılın tebliğine bakılmalıdır.

Türkiye’deki bir sahayı yerel bir şirket üzerinden değil, yüklenici üzerinden işleten yabancı gruplar bu tabloyu doğrudan istihdam seçeneğiyle birlikte okumalıdır; iki yapı aynı kanuni riskleri farklı biçimde dağıtır ve doğrudan istihdamın mekaniği Türkiye’de personel istihdamı rehberimizde ele alınmıştır. Çerçevenin bütünü iş hukuku sayfamızda, talep tarafındaki sonuçları ise iş uyuşmazlıkları ve davaları sayfamızda toplanmıştır.

Kanunun Gösterdiği Yol

İşletmenin ihtiyacı bir hizmet değil de esnek işgücü ise, okunması gereken hüküm 2. madde değildir. 7. madde geçici iş ilişkisini düzenler: ilişki, Türkiye İş Kurumunca yetkilendirilmiş özel istihdam bürosu aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yoluyla, işçinin yazılı rızası alınarak kurulur.

Sınırları belirli bir yoldur. Hâller tek tek sayılmıştır: iş sözleşmesinin askıda kaldığı hâller, mevsimlik tarım işleri, ev hizmetleri, işletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işler, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil olan işler ya da üretimi önemli ölçüde etkileyen zorlayıcı nedenlerin ortaya çıkması, işletmenin ortalama mal ve hizmet üretim kapasitesinin geçici iş ilişkisi kurulmasını gerektirecek ölçüde ve öngörülemeyen şekilde artması ve mevsimlik işler dışında dönemsellik arz eden iş artışları. Süreler sınırlıdır: hâllerin çoğunda en fazla dört ay, dönemsellik hâli hariç toplam sekiz ayı geçmemek üzere en fazla iki kez yenileme ve aynı iş için yeniden geçici işçi çalıştırılmadan önce altı aylık bekleme. Grev ve lokavt sırasında geçici iş ilişkisiyle işçi çalıştırılamaz; toplu işçi çıkarılan işyerlerinde sekiz ay boyunca, kamu kurum ve kuruluşları ile yer altı maden işyerlerinde ise ilgili fıkra kapsamında hiç kurulamaz. Kapasite artışı hâlinde geçici işçi sayısı, işyerindeki işçi sayısının dörtte birini geçemez; on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde beş işçiye kadar ayrı bir imkân tanınmıştır. İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesihten itibaren altı ay geçmeden aynı işyerinde geçici iş ilişkisiyle çalıştırılamaz. Geçici işçinin temel çalışma koşulları da, aynı iş için doğrudan istihdam edilmiş olsaydı sahip olacağı koşulların altında olamaz.

Bu son cümle, alanın tamamındaki kaleme alma ilkesidir. Türk iş hukuku işverenin iş satın almasına da işgücü ödünç almasına da izin verir; ancak bunu belirli şartlara ve belirli sınırlara bağlar. İzin vermediği şey, aynı işi yapan aynı kişileri farklı bir haklar rejimine tabi kılmaktan ibaret olan bir düzenlemedir. İlişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edildiğinde 2. madde onu geleceğe yönelik olarak düzeltmez: alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

Rakamlarla

m. 2
Asıl işveren-alt işveren ilişkisini tanımlayan İş Kanunu hükmü
30 iş günü
Müfettiş raporuna karşı iş mahkemesine itiraz süresi
7 husus
Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin muvazaa incelemesinde saydığı ölçütler
Başlangıçtan itibaren
İlişki geçersizse işçilerin asıl işverenin işçisi sayıldığı an

Alt işverenlik ilişkisi 2. maddeye göre hangi sırayla sınanır

  1. Asıl işi ve yardımcı işi ayırın

    Alt İşverenlik Yönetmeliği asıl işi, mal veya hizmet üretiminin esasını oluşturan iş olarak tanımlar. Yardımcı iş ise doğrudan üretim organizasyonu içinde yer almayan, üretimin zorunlu bir unsuru olmayan, asıl işe bağımlı ve asıl iş devam ettikçe devam eden iştir. İncelemenin geri kalanı bu çizginin nereye düştüğüne bağlıdır.

  2. Her iki tarafın da o işyerinde işçi çalıştırdığını doğrulayın

    Yönetmeliğin kendi tanımına göre asıl işveren, işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde kendisi de işçi çalıştıran işverendir. İşi devreden tarafın o işyerindeki üretimde kendi işçisi yoksa, henüz irade tartışmasına girilmeden geçerli ilişkinin bir unsuru eksik demektir.

  3. Devredilen işi kanuni kategorilere oturtun

    İş yardımcı işse alt işverene verilebilir. Asıl işin bir bölümü ise ancak işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerin birlikte işaret ettiği, asıl işverenin kendisinde bulunmayan bir uzmanlık söz konusuysa verilebilir. Yönetmelik bu iki şartın birlikte gerçekleşmesini arar, seçimlik saymaz.

  4. Alt işverenin kim olduğuna ve işçilerin nerede çalıştığına bakın

    Alt işveren, o iş için görevlendirdiği işçileri sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalı ve daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Yönetmelik, daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin sonradan tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olmasının ilişki kurmasına engel teşkil etmediğini ayrıca belirtir.

  5. İlişkiyi muvazaa tanımıyla karşılaştırın

    2. madde, saydığı iki hâlde ve kendi ifadesiyle genel olarak, ilişkinin muvazaalı işleme dayandığını kabul eder. Yönetmeliğin muvazaa tanımı asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir bölümünün alt işverene verilmesini açıkça kapsar; bu nedenle üçüncü adımı geçemeyen iş, Yönetmelik bakımından da muvazaadır. Muvazaa tespit edildiğinde alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

  6. Tespitin bedelini hesaplayın

    İşçiler baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayıldığında sıra kıdeme, asıl işveren işçileri ve toplu iş sözleşmesiyle karşılaştırmaya, iş güvencesi eşiğindeki işçi sayısına, 5510 sayılı Kanundan doğan sosyal güvenlik sorumluluğuna ve 98. maddedeki idari para cezalarına gelir.

Sıkça sorulan sorular

Alt işverenin işçisi ne zaman asıl işverenin işçisi sayılır?

İki işveren arasındaki ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edildiğinde. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi, asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle haklarının kısıtlanamayacağını ve daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamayacağını, aksi hâlde ilişkinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçilerinin başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılacağını düzenler. Aynı cümle bu sonucu genel olarak muvazaalı işleme dayandığı kabul edilen her asıl işveren-alt işveren ilişkisine bağlar; Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin muvazaa tanımı da asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir bölümünün alt işverene verilmesini kapsar. Her durumda sonuç geriye etkilidir: tespit tarihinden değil, işçinin hizmetinin başlangıcından itibaren hüküm doğurur.

Bir şirket asıl üretim hattının bir bölümünü alt işverene verebilir mi?

Yalnızca dar bir pencerede. 2. madde, asıl işin bir bölümünün alt işverene verilmesine ancak işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde izin verir ve aynı madde bunun dışında asıl işin bölünerek alt işverenlere verilemeyeceğini açıkça söyler. Alt İşverenlik Yönetmeliği, işverenin kendi işçileri ve yönetim organizasyonu ile mal veya hizmet üretimi yapmasının esas olduğunu, bölünmenin ise iki şartın birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğunu ekler. Maliyet tasarrufu, kadro politikası ya da değişken işgücü tercihi bu şartlardan biri değildir.

Muvazaa ile unsur yokluğu arasındaki fark nedir?

Unsur yokluğu, Alt İşverenlik Yönetmeliği'nin 4. maddesinin ilişkinin kurulabilmesi için saydığı şartlardan birinin hiç bulunmamasıdır; örneğin asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretiminde çalışan kendi işçisinin olmaması ya da alt işverenin görevlendirdiği işçileri yalnızca o işyerinde aldığı işte çalıştırmaması. Muvazaa ise borçlar hukukunun genel ilkesi uyarınca tarafların gerçek ve ortak iradesine uymayan, üçüncü kişileri aldatmaya yönelik görünürdeki işlemdir; İş Kanunu'nun 2. maddesi bunun iki somut hâlini sayar ve sonucunu genel olarak muvazaalı işleme dayandığı kabul edilen her ilişkiye bağlar. İkisi kesişir: Yönetmeliğin muvazaa tanımı asıl işin uzmanlık gerektirmeyen bir bölümünün alt işverene verilmesini açıkça kapsar ve bu, 4. madde bakımından da eksik bir şarttır. Muvazaa tespit edildiğinde 2. madde uyarınca alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır.

İş müfettişinin muvazaa raporuna itiraz süresi kaç gündür?

Tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 3. maddesi, inceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti hâlinde gerekçeli müfettiş raporunun işverenlere tebliğ edileceğini ve bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren otuz iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edilebileceğini düzenler. Bu süre, 2014 yılında 6552 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle altı iş günü yerine getirilmiştir. Aynı fıkra, itiraz üzerine görülecek davanın basit yargılama usulüne göre dört ay içinde sonuçlandırılacağını, kamu idarelerince bu raporlara karşı itiraz edilmesinin ve mahkeme kararlarına karşı diğer kanun yollarına başvurulmasının zorunlu olduğunu belirtir. Rapora otuz iş günü içinde itiraz edilmemişse veya mahkeme tespiti onamışsa tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.

Alt işverenlik hukuka uygun olsa bile asıl işveren sorumlu olur mu?

Evet; en sık gözden kaçan nokta budur. 2. maddedeki birlikte sorumluluk, hata yapmanın yaptırımı değildir; geçerli biçimde kurulmuş ilişkiye bağlanan bir sonuçtur. Asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerden alt işverenle birlikte sorumludur. Hükmün lafzı aynı zamanda sınırı da çizer: sorumluluk o işyeri ile ilgilidir ve atıf yapılan toplu iş sözleşmesi alt işverenin taraf olduğu sözleşmedir, asıl işverenin kendi sözleşmesi değil.

Muvazaa tespiti kamuda çalışan taşeron işçisine kadro hakkı verir mi?

Hayır; Kanun bunu açıkça söyler. 2. maddeye 2006 yılında eklenen fıkra, kanuna veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesine dayanılarak kurulan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin en az yüzde ellisine sahip oldukları ortaklıklarda, hizmet alımı amacıyla yapılan sözleşmeler gereğince yüklenici aracılığıyla çalıştırılanların, bu kurumlarda bir kadro veya pozisyona atanmaya ya da bu kurumlara ait kadro veya pozisyonlarda çalışanlar için toplu iş sözleşmesi, personel kanunları veya diğer mevzuata göre belirlenen malî haklar ile sosyal yardımlardan yararlanmaya hak kazanamayacaklarını düzenler. Bu nitelikteki talepler, geçersiz alt işverenlik ilişkisinin olağan sonuçlarından ayrı değerlendirilir.

İşletmenin gerçekten esnek işgücüne ihtiyacı varsa kanunun gösterdiği yol nedir?

İş Kanunu'nun 7. maddesindeki geçici iş ilişkisi. İlişki, Türkiye İş Kurumunca yetkilendirilmiş özel istihdam bürosu aracılığıyla ya da holding bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir işyerinde görevlendirme yoluyla kurulur. Sınırsız bir imkân değildir. Kanun hâlleri tek tek sayar: iş sözleşmesinin askıda kaldığı hâller, mevsimlik tarım işleri, ev hizmetleri, işletmenin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işler, iş sağlığı ve güvenliği bakımından acil işler, öngörülemeyen iş artışları ve mevsimlik işler dışında dönemsellik arz eden iş artışları. Süre sınırları, yenileme sayısı, iş artışı hâlinde işçi sayısının dörtte biriyle sınırlı olma, grev ve lokavtta çalıştırma yasağı ile toplu işçi çıkarılan işyerlerindeki yasak ve temel çalışma koşullarının doğrudan istihdamdakinin altına düşememesi kuralı birlikte uygulanır.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası