İş Hukuku ve İstihdam

Türkiye'de İşyeri Arabuluculuğu ve İş Davaları: İşveren Rehberi

Neredeyse her iş davasının artık neden zorunlu arabuluculukla başladığı, iş mahkemesi sürecinin nasıl işlediği ve işverenin kayıtlarının sonucu nasıl belirlediği.

9 Temmuz 2026 8 dk okuma Türkçe
Ölçüm levhası: sıkı sıralar hâlinde özdeş parseller; biri hizasından çıkmış
Görsel · Lex Lata

Türkiye’de iş uyuşmazlıkları iki aşamalı bir yoldan çözülür: önce zorunlu arabuluculuk, sonra iş mahkemesi. 1 Ocak 2018’den bu yana, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca arabulucuya başvurmak, işçi ve işverenin kanuna ya da bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan alacak ve tazminat taleplerinin çoğu ile her işe iade talebi bakımından dava şartıdır; arabuluculuk son tutanağı olmadan açılan dava, mahkeme esasa hiç girmeden usulden reddedilir. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci tamamlamak zorundadır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla bir hafta uzatılabilir, yani bu eşik kural olarak bir ay içinde aşılır. Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükteki tek kanuni istisna, iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat talepleridir; bunlar doğrudan iş mahkemesine gider.

Türkiye’de personel çalıştıran yabancı bir şirket için ilişki bozulduğu anda asıl soru, soyut olarak kimin haklı olduğu değildir; uyuşmazlığın bundan sonra hangi yoldan ilerleyeceği ve sonucu belirleyecek belgeyi kimin elinde tuttuğudur. Türk iş uyuşmazlıkları belirli bir güzergâhı izler: neredeyse her talep, mahkeme dosyaya bakmadan önce zorunlu arabuluculuk aşamasından geçmek zorundadır; mahkemeye gelindiğinde ise sonuç, savunmadan çok kayıtlara göre şekillenir. Bu rehber, arabuluculuk eşiğinden iş mahkemesi sürecine, tekrar eden alacaklardan bunların her birini sessizce belirleyen belgelere kadar o yolu işveren gözüyle haritalandırıyor. Türkiye’de personel istihdamı genel rehberimizin dava tarafındaki tamamlayıcısıdır.

Arabuluculuk Eşiği

1 Ocak 2018’den bu yana 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, arabuluculuğu iş uyuşmazlıklarının çoğunda zorunlu bir dava şartı hâline getirdi. Bir işçi ya da işveren; kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, ödenmemiş ücret, prim veya yıllık izin ücreti gibi bir alacak talebiyle ve her işe iade talebiyle dava açmadan önce taraflar öncelikle arabuluculuk sürecinden geçmek zorundadır. Arabuluculuk tutanağı olmadan açılan dava, mahkeme esasa hiç girmeden dava şartı yokluğundan reddedilir. Bu, geçiştirilecek bir formalite değildir; Türk hukukunda zorunlu arabuluculuk rehberimizde açıkladığımız gibi, masraflar ve işe iade süreleri her iki tarafın da elini zayıflatmadan önce kontrollü koşullarda anlaşmak için erken bir fırsattır.

Yabancı işverenin akılda tutması gereken açık bir istisna vardır. İş kazası veya meslek hastalığından doğan talep doğrudan iş mahkemesine gider; arabuluculuk gerekmez. Bunun mantığı, bu tür taleplerin çoğu kez hızlı bir uzlaşma ortamına uygun olmayan tıbbi ve nedensellik değerlendirmelerine, bilirkişi incelemesine dayanmasıdır.

Arabuluculuğun kendisi hızlıdır. Arabulucu resmî sicilden görevlendirilir ve kural olarak süreci üç hafta içinde tamamlamak zorundadır; bu süre bir hafta daha uzatılabilir. Oturumlar gizlidir ve burada söylenen hiçbir şey sonradan mahkemede kullanılamaz. Taraflar anlaşırsa, anlaşma arabuluculuk tutanağına geçirilir ve ilam niteliğinde belge sayılır; ayrı bir davaya gerek kalmadan doğrudan icraya konulabilir.

Toplantıya katılmak fiilen bir tercih değildir. Temmuz 2026 itibarıyla yürürlükteki kurala göre, geçerli bir mazereti olmaksızın ilk toplantıya katılmayan taraf, davayı kazansa bile yargılama giderlerinin yarısını üstlenir ve aleyhine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ndeki vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir.

Arabuluculuğu, “asıl” mücadeleden önce işaretlenecek bir kutu gibi görmeyin. Bir talep iş mahkemesine ulaştığında işveren, aylar hatta yıllar önce oluşturduğu dosyayla savunma yapar; düzeltilecek bir şey kalmamıştır. Pazarlık alanının en geniş olduğu yer arabuluculuktur; sonraki her adımda daralır.

Süreler ve İş Mahkemesi Süreci

Anlaşma sağlanamazsa arabulucu bunu gösteren bir tutanak düzenler ve uyuşmazlık uzmanlaşmış iş mahkemelerine taşınır. Buradaki süreler kısadır ve katı biçimde uygulanır.

AşamaSüreKaçırmanın sonucu
İşe iade talebinde arabuluculuğa başvuruFesih bildiriminden itibaren 1 ayİşe iade hakkı düşer
Anlaşma sağlanamazsa işe iade davasının açılmasıArabuluculuk tutanağından itibaren 2 haftaİşe iade hakkı düşer
Alacak talepleri (kıdem, ihbar, fazla çalışma, izin)Kendi zamanaşımı sürelerine tabidir, ancak davadan önce arabuluculuk şarttırDava şartı yokluğundan ret

İlk derece iş davası genellikle dilekçelerin karşılıklı verilmesi, tanık dinlenmesi ve — ücret, fazla çalışma ve kıdem uyuşmazlıklarında — tarafların belgelerinden tutarları yeniden hesaplayan bir bilirkişi raporu üzerinden yürür. İlk derece kararı sonra bölge adliye mahkemesine (istinaf) ve değer ya da konu eşiği elverdiğinde Yargıtay’a (temyiz) taşınabilir. Süreç hızlı değildir; bu da başlı başına meseleyi arabuluculukta çözmek için bir gerekçedir.

Tekrar Eden Talepler

Çoğu iş dosyası, adı ne olursa olsun, tanıdık bir talep kümesinden oluşur. Tek bir fesih çoğu kez aynı anda birkaçını doğurur.

  • Kıdem ve ihbar tazminatı. Fesih koşulları taşıyorsa kıdem tazminatı her tam hizmet yılı üzerinden hesaplanır ve Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın altı ayda bir belirlediği bir tavanla sınırlıdır. Bu kıdem tazminatı tavanı, 2026’nın ikinci yarısında (1 Temmuz – 31 Aralık 2026) her tam hizmet yılı için 73.729,87 TL’dir; 2026’nın ilk yarısında bu tutar 64.948,77 TL idi. İhbar tazminatı ise 4857 sayılı İş Kanunu m.17’deki kademeli sürelere bağlıdır: Temmuz 2026 itibarıyla, işi altı aydan az sürmüş işçi için iki hafta, altı aydan bir buçuk yıla kadar dört hafta, bir buçuk yıldan üç yıla kadar altı hafta, üç yıldan fazla sürmüş işçi için sekiz hafta. Bu süreler asgari olup sözleşmeyle artırılabilir; işveren, ihbar süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi derhâl feshedebilir. Bunlardan hangisinin ödeneceği tümüyle iş ilişkisinin nasıl sona erdiğine bağlıdır — bu, Türkiye’de kıdem ve ihbar tazminatı başlıklı ayrıntılı notumuzun konusudur.
  • Fazla çalışma. Temmuz 2026 itibarıyla haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir; bunu aşan çalışma fazla çalışmadır, her saati normal saatlik ücretin yüzde elli artırılmasıyla ödenir, işçinin onayını gerektirir ve yılda 270 saati aşamaz. Sözleşmeyle haftalık çalışma süresi 45 saatin altında belirlenmişse, ortalama sözleşmesel süreyi aşan ama 45 saati geçmeyen çalışma “fazla sürelerle çalışma” sayılır ve yüzde yirmi beş zamlı ödenir. Bu talepler neredeyse her zaman ispat meselesidir: imzalı çalışma süresi kaydı yoksa mahkemeler tanıklara başvurur ve belirsizlik nedeniyle çoğu kez hakkaniyet indirimi uygular.
  • Kullanılmayan yıllık izin. Hak edilip kullanılmayan yıllık izin, sözleşme sona erdiğinde son ücret üzerinden nakden ödenir; işverenlerin çoğunlukla küçümsediği bir kalemdir. Temmuz 2026 itibarıyla kanuni asgari süreler, bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) kıdemde yılda 14 gün, beş yıldan fazla on beş yıldan az kıdemde 20 gün, on beş yıl ve daha fazla kıdemde 26 gündür; kıdemi ne olursa olsun 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki işçilerin izni 20 günden az olamaz.
  • İşe iade. Temmuz 2026 itibarıyla, belirsiz süreli sözleşmeyle çalışan, 30 veya daha fazla işçi çalıştıran bir işyerinde en az altı aylık kıdemi olan ve işçinin yeterliliğine ya da davranışlarına veya işletmenin, işyerinin yahut işin gereklerine dayanan geçerli bir sebep gösterilmeden işten çıkarılan işçinin hakkıdır (m.18-21). İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, işçi sayısı bu işyerlerinin toplamı üzerinden belirlenir. Ciddi bir yük doğuran taleptir ve doğrudan feshin nasıl gerçekleştirildiğine bağlıdır — bkz. Türkiye’de bir işçinin iş sözleşmesinin feshi.
  • Mobbing ve ayrımcılık. Sistematik psikolojik taciz ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesindeki eşit davranma yükümlülüğünün ihlali, herhangi bir fesih talebinden bağımsız olarak tazminat doğurur.

Sonucu Kayıtlar Nasıl Belirler

Türk iş yargılamasının belirleyici özelliği ve yabancı işverenlerin en sık küçümsediği nokta, ispat yükünün dağılımıdır. İşveren; ücretin, fazla çalışmanın ve iznin ödendiğini ve her feshin geçerli ya da haklı bir nedene dayandığını ispat etmek zorundadır. Bunu belgelerle yapar: yazılı sözleşme, imzalı bordrolar, banka ödeme kayıtları, izin talep formları ve çalışma süresi kayıtları.

Bu belgeler yoksa sonuç serttir. Mahkemeler; ödenmemiş fazla çalışma, kullanılmamış izin veya gerçek ücret konusunda işçinin tanık beyanıyla desteklenen anlatımını çoğu kez kabul eder — çünkü işveren tutması gereken kayıtları tutmamıştır. Eksik bir bordro savunmayı yalnızca zayıflatmaz; çoğu zaman o noktayı doğrudan karşı tarafa kaptırır. İşte bu yüzden davayı, talep gelince aceleyle kurulan savunma değil, istihdam boyunca sessizce oluşturulan dosya belirler.

Türk mahkemeleri bir “istifa dilekçesini” veya imzalı ibranameyi titizlikle inceler. Ekonomik baskı altında imzalanan ya da kayıtların gerçekte borçlu olunduğunu gösterdiği tutarı yansıtmayan bir feragat çoğu kez geçersiz sayılır; böylece meseleyi kapanmış sanan işveren, yıllar sonra alacağın tamamıyla karşı karşıya kalır.

Yabancı İşveren İçin Pratik Strateji

Stratejik ders şudur: dava, başlamadan çok önce kazanılır ya da kaybedilir. İşin büyük bölümünü üç alışkanlık halleder. Birincisi, kanunun tuttuğunuzu varsaydığı kayıtları tutun: sözleşmeleri yazılı yapın, ücretleri banka üzerinden ödeyin, fazla çalışmayı ve izni kayda geçirip imzalatın. İkincisi, her fesihten önce geçerli ya da haklı nedeni belgeleyin ve sürelere uyun — haklı nedende altı iş günlük hak düşürücü süreye, ihbar sürelerine, gerekçenin yazılı bildirimine. Bunları, şirket kuruluşundan günlük İK süreçlerine kadar geniş uyum tablosuyla birlikte doğru sıraya koymak, riski kontrol altında tutar. Üçüncüsü, arabuluculuğu bir engel değil asıl olay olarak görün: kayıtları düzgün olan işverenin, dosyasını erken ve icra edilebilir bir anlaşmaya çevirdiği yer burasıdır.

Bir talep uzlaşmayla çözülemediğinde aynı disiplin mahkemeye taşınır. İş uyuşmazlıkları ve davaları çalışmamız yabancı işverenleri arabuluculuk ve iş mahkemeleri boyunca temsil eder; daha geniş iş hukuku ekibimiz ise bu uyuşmazlıkları en baştan daha savunulabilir kılan sözleşmelerin ve kayıtların kurulmasına yardımcı olur. Koruyucu bir hukuk düzeninde Batılı bir “serbestçe fesih” varsayımıyla hareket eden bir işveren için bu ön hazırlık bir külfet değildir — uyuşmazlığın işletmenin kaldırabileceği bir aralıkta kalıp kalmayacağını çoğu kez bu belirler.


İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri


İlgili Hizmet Alanları

İnteraktif İş Hukuku Aracı

Kıdem ve İhbar Tazminatı Hesaplama Modülü

4857 sayılı İş Kanunu ve 1475 sayılı Kanun m. 14 kapsamında yasal kıdem ve ihbar tazminatı haklarınızı güncel tavan ve kesintilerle hesaplayın.

Bir Türk iş uyuşmazlığı nasıl ilerler

  1. 01

    Talebi sınıflandırın

    Alacak taleplerini (kıdem, ihbar, fazla çalışma, izin) işe iade talebinden ayırın ve arabuluculuğu atlayan bir iş kazası meselesi olup olmadığını denetleyin.

  2. 02

    Zorunlu arabuluculuğu tamamlayın

    Arabuluculuk bürosuna başvurun, gizli oturumlara katılın ve ya icra edilebilir şartlarla anlaşın ya da anlaşmanın sağlanamadığını gösteren tutanağı alın.

  3. 03

    İş mahkemesinde dava açın

    Öngörülen süre içinde davayı açın ve olmadan davanın yürümeyeceği arabuluculuk tutanağını dilekçeye ekleyin.

  4. 04

    İddiayı kayıtlarla ispatlayın

    Sözleşmeleri, bordroları, banka ödemelerini, izin formlarını ve çalışma süresi kayıtlarını toplayın; kayıtları elinde tutan taraf çoğunlukla üstün gelir.

  5. 05

    Karar ve kanun yolu

    İlk derece kararını bekleyin, ardından bölge adliye mahkemesine istinaf başvurusunu ve koşulları varsa Yargıtay'a temyizi değerlendirin.

Sıkça sorulan sorular

Türkiye'de iş uyuşmazlığı için dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?

Neredeyse tamamı için evet. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu uyarınca arabuluculuk, 1 Ocak 2018'den bu yana kıdem, ihbar, fazla çalışma, prim ve yıllık izin ücreti gibi işçi ve işveren alacaklarının çoğu ile her işe iade talebi bakımından zorunlu bir dava şartıdır. Arabuluculuk tutanağı olmadan dava açarsanız, iş mahkemesi işin esasına girmeden davayı dava şartı yokluğundan reddeder. Temel istisna, iş kazası veya meslek hastalığından doğan taleplerdir; bunlar doğrudan mahkemeye taşınabilir.

Zorunlu arabuluculuk süreci ne kadar sürer?

Arabulucu, kural olarak görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci tamamlamak zorundadır; zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Görüşmeler gizlidir ve burada takınılan tutumlar sonradan mahkemede kullanılamaz. Arabuluculuk tutanağına bağlanan anlaşma ilam niteliğinde belge sayılır ve ayrı bir davaya gerek kalmadan doğrudan icraya konulabilir.

İşe iade davası açmanın süresi nedir?

Süreler kısadır ve kaçırıldığında telafisi yoktur. Geçersiz feshe itiraz eden işçi, fesih bildirimini aldığı tarihten itibaren bir ay içinde zorunlu arabuluculuğa başvurmak zorundadır. Anlaşma sağlanamazsa, son arabuluculuk tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açmalıdır. İki süreden birinin kaçırılması işe iade hakkını düşürür; ancak diğer alacaklar kendi zamanaşımı süreleri içinde ayrıca talep edilebilir.

Türk iş davasında ispat yükü kimdedir?

Uygulamada büyük bölümü işveredir. İşveren; ücretin, fazla çalışmanın ve izin haklarının ödendiğini, feshin geçerli veya haklı bir nedene dayandığını ispat etmek zorundadır ve bunu yazılı sözleşme, imzalı bordro, banka ödemeleri, izin formları ve çalışma süresi kayıtlarıyla yapar. İşverenin kayıt tutmadığı hâllerde mahkemeler çoğu kez işçinin tanıklarla desteklenen beyanını kabul eder; bu yüzden eksik bir belge, çoğu zaman o belgeyi tutması gereken tarafın aleyhine sonuç doğurur.

Mahkeme feshi geçersiz bulursa ne olur?

4857 sayılı İş Kanunu'nun 18-21. maddelerindeki iş güvencesi rejimi uyarınca mahkeme işe iadeye karar verir. İşveren, işçiyi yasal süre içinde yeniden işe başlatmazsa dört ila sekiz aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatı öder; buna, fesih ile karar arasındaki boşta geçen süre için en çok dört aylık ücret de eklenir. Toplam yük böylece yaklaşık bir yıllık ücrete ulaşabilir; feshetmeden önce nedeni belgelemenin bu kadar önemli olmasının sebebi de budur.

Yabancı bir şirket Türk iş mahkemelerinde dava edilebilir mi?

Evet. İşçi Türkiye'de çalışıyorsa, ilişki Türk iş hukukuna tabidir ve uyuşmazlıklar Türk iş mahkemelerinde görülür; ana şirketin nerede bulunduğu veya sözleşmede hangi hukukun seçildiği sonucu değiştirmez. Hukuk seçimi kaydı, Türkiye'de çalışan işçiyi 4857 sayılı İş Kanunu'nun koruyucu asgari standartlarından yoksun bırakamaz; bu yüzden yabancı işverenler Türk mahkemesinin ve Türk maddi hukukunun uygulanacağını baştan varsaymalıdır.

Bu konu sizinle mi ilgili?

Durumunuzu kısa bir görüşmede birlikte değerlendirelim.

Bize ulaşın