Yabancı Personelin İş Sözleşmesinde Hukuk Seçimi: MÖHUK m. 27'nin İki Fıkrası 2025'te Değişti

Türkiye'de ifa edilen bir iş sözleşmesindeki yabancı hukuk kaydı geçerlidir, fakat mutad işyeri hukukunun çizdiği zemini asla aşağı çekmez. 4 Haziran 2025'ten bu yana daha sıkı ilişkili bir hukuk, seçilen hukukun yerine de uygulanabilir.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 10 dk okuma
Gravür: bavuldan kurdeleli bir sözleşmeye giden oklu yolun arkasında bir terazi, sağ tarafta ise bir fabrika duruyor.

Ana noktalar

  1. 5718 sayılı MÖHUK'un 27. maddesinin birinci fıkrası iş sözleşmesinde hukuk seçimine izin verir; ancak seçim, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî korumanın üzerinde işler.
  2. 7550 sayılı Kanun, 27. maddenin dört fıkrasından ikisini 4 Haziran 2025 tarihinden itibaren yeniden yazmıştır; birinci fıkra artık tarafların 'sözleşmeyle belirledikleri' hukuka atıf yaptığından, açık ve yazılı bir kloz eskisinden daha önemlidir.
  3. Asıl değişiklik dördüncü fıkradadır: daha sıkı ilişki kaçış kaydı artık birinci fıkranın yerine de uygulanabildiğinden, seçilen hukuk sözleşme başka bir hukukla daha sıkı ilişkiliyse bir kenara bırakılabilir.
  4. Hukuk seçimi yoksa işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır; işçinin geçici olarak başka bir ülkede çalışması o işyerini mutad işyeri hâline getirmez.
  5. Hukuk seçimi kaydı ile yetki kaydı ayrı iki araçtır: MÖHUK m. 47/2 uyarınca iş uyuşmazlıklarında 44. maddeyle belirlenen mahkemelerin yetkisi tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemez.

Türkiye’de ifa edilen bir iş sözleşmesi için yabancı bir hukuk seçilebilir ve Türk mahkemesi bu seçimi uygular. Seçimin yapamadığı tek şey, işçiyi mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî korumanın altına indirmektir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un (MÖHUK) 27. maddesinin bütün mimarisi budur — ve 4 Haziran 2025’ten bu yana maddenin ikinci bir katmanı vardır: değişen dördüncü fıkra, daha sıkı ilişkili bir hukukun artık tarafların kendi seçtikleri hukukun yerine uygulanmasına imkân tanımaktadır.

Yabancı bir işveren için bu fıkra, merkezden gelen bir sözleşme şablonunun Türkiye’deki bir kadroyla temas ettiğinde ayakta kalıp kalmayacağını belirler. Soru, Türkiye’de iş sözleşmeleri rehberimizde ele alınan bütün maddi başlıkların üzerinde durur: bildirim süresinin ne olduğunu sormadan önce, o süreyi hangi hukukun belirlediğini bilmek gerekir.

Yazısız bir iş sözleşmesi sayfasından çıkan tek yol ikiye ayrılıyor; biri yeşil, öbürü kırmızı ciltli bir kanun kitabına varıyor.
İş sözleşmesinin tarafları uygulanacak hukuku seçebilir.

MÖHUK m. 27 Bugün Ne Diyor

5718 sayılı Kanunun mevzuat.gov.tr’de yayımlanan yürürlükteki konsolide metninde, 27. maddenin birinci ve dördüncü fıkralarının başında “(Değişik: 4/6/2025-7550/18 md.)” şerhi yer almaktadır. Madde bugün birbirine bağlı dört kural olarak çalışır.

FıkraKural
27/1Sözleşme, işçinin mutad işyeri hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir.
27/2Hukuk seçimi yoksa, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukuku uygulanır. İşçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde, o işyeri mutad işyeri sayılmaz.
27/3İşçi işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapıyorsa, işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku uygulanır.
27/4Hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukuk varsa, birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine bu hukuk uygulanabilir; işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariçtir.

Dört fıkra birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: iş sözleşmesindeki hukuk seçimi kaydı gerçek ve etkili bir seçimdir, fakat şarta bağlı bir seçimdir. Türk iş hukukunu kapatan bir şalter olarak hiçbir zaman çalışmaz.

7550 Sayılı Kanun 4 Haziran 2025’te Neyi Değiştirdi

  1. maddenin değişiklikten önceki lafzı, Kanunun 12 Aralık 2007 tarihli ve 26728 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ilk metninde yer almaktadır. İki metnin karşılaştırılması, 2025 düzenlemesinin tam olarak nereye dokunduğunu gösterir.
FıkraÖnce4 Haziran 2025'ten itibaren
27/1Sözleşme, asgarî koruma saklı kalmak kaydıyla, tarafların seçtikleri hukuka tâbidir.Sözleşme, aynı asgarî koruma saklı kalmak üzere, tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbidir.
27/4Daha sıkı ilişkili hukuk, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine uygulanabilir.Daha sıkı ilişkili hukuk, birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri yerine uygulanabilir; işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümleri hariç.

Buradan iki pratik sonuç çıkar ve ikisi de biçimsel değildir.

Birincisi, birinci fıkranın lafzı seçimi sözleşmenin kendisine bağlamaktadır. Sözleşmeden doğan borç ilişkilerine ilişkin genel kural olan 24. maddenin birinci fıkrasında hukuk seçimi açık olabileceği gibi, sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde de anlaşılabilir. Yeniden yazılan 27/1 ise tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuktan söz etmekte, yani daha dar bir kalıp kullanmaktadır. İş sözleşmelerinde örtülü seçimin akıbeti bakımından uygulama nereye oturursa otursun, sözleşme kaleme alma bakımından cevap aynıdır: uygulanacak hukuku bir klozda, yazılı olarak, adıyla anın; merkezî bir insan kaynakları politikası belgesinden ya da bordro düzeninden çıkarılacak bir yoruma güvenmeyin. Aynı fıkradaki “kaydıyla” ibaresinin “üzere” olarak değişmesi ise asgarî koruma saklısının kendisine dokunmayan bir ifade düzeltmesidir.

İkincisi — ve şablon incelemelerinde en çok gözden kaçan değişiklik budur — dördüncü fıkradaki daha sıkı ilişki kaçış kaydı artık birinci fıkraya da uzanmaktadır. Değişiklikten önce bu kaçış, yalnızca taraflar susmuşken devreye giren bağlama kurallarının yerini alabiliyordu. Bugün tarafların kendi klozunun üzerinde durmaktadır. İşveren Türk şirketi, işyeri Türkiye’de, bordro Türk lirası üzerinden, sosyal güvenlik kaydı Türkiye’de ise ve yabancı unsur yalnızca yabancı bir hukuku anan cümleden ibaretse, karşı taraf sözleşmenin Türk hukukuyla daha sıkı ilişkili olduğunu ve klozun yerine Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmek için metinsel bir dayanağa sahiptir. Aynı fıkraya konulan karşı ağırlık işçi yönünde de işler: kaçış kaydı, işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümlerini bertaraf etmez.

Zemin: Mutad İşyeri Hukukunun Emredici Hükümleri

Mutad işyeri Türkiye’deyse, birinci fıkradaki saklı tutma Türk iş hukukunun emredici çekirdeğini asgarî düzey olarak sözleşmeye taşır. Karşılaştırma sistem karşısında sistem biçiminde değil, kural kural yapılır: her başlıkta işçiye daha yüksek koruma sağlayan hüküm kalır. Bu zemini en sık kuran hükümler aşağıdadır; bunların uygulamadaki ayrıntısı Türkiye’de personel istihdamı rehberimizde ele alınmaktadır.

Bir fabrika ile yazısız bir iş sözleşmesi aynı geniş taş zeminin üstünde yan yana duruyor.
Hangi hukuk seçilirse seçilsin, işin yapıldığı yerin koruyucu kuralları uygulanır.
KaynakZemini oluşturan koruma
4857 sayılı İş Kanunu m. 17Kıdeme göre iki, dört, altı veya sekiz haftalık bildirim süreleri. Kanun bu sürelerin asgarî olduğunu ve sözleşmelerle artırılabileceğini açıkça söyler; bildirim şartına uymayan taraf o süreye ait ücret tutarında tazminat öder. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshedebilir; ancak bu peşin ödeme, iş güvencesine ilişkin 18-21. maddelerin uygulanmasına engel değildir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 18Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde, en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli sözleşmesini fesheden işveren; işçinin yeterliliğinden, davranışlarından ya da işletmenin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır (yer altı işlerinde çalışanlar bakımından kıdem şartı aranmaz).
4857 sayılı İş Kanunu m. 53Bir yıllık çalışma sonunda yıllık ücretli izin hakkı ve maddenin açık ifadesiyle bu haktan vazgeçilemeyeceği kuralı. İzin süresi hizmet süresine göre bir yıldan beş yıla kadar on dört, beş yıldan fazla on beş yıldan az olanlarda yirmi, on beş yıl ve daha fazlasında yirmi altı günden az olamaz; on sekiz yaş ve altındaki işçilerle elli yaş ve üzerindeki işçilerde alt sınır yirmi gündür. Aynı madde, niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışanlara yıllık ücretli izin hükümlerinin uygulanmayacağını da belirtir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 63Genel bakımdan haftada en çok kırk beş saatlik çalışma süresi; tarafların anlaşmasıyla haftalık sürenin iş günlerine farklı biçimde dağıtılabilmesi ve denkleştirme uygulamasında günlük çalışmanın on bir saati aşmaması ve iki aylık süre içinde haftalık ortalama çalışma süresinin normal haftalık süreyi geçmemesi şartı (denkleştirme süresi toplu iş sözleşmeleriyle dört aya kadar artırılabilir); yer altı maden işlerinde ise tavan günde yedi buçuk, haftada otuz yedi buçuk saattir.
1475 sayılı Kanun m. 14Maddede sayılan fesih hâllerinde her geçen tam yıl için otuz günlük ücret tutarında kıdem tazminatı, bir yıldan artan süreler için aynı oran üzerinden ödeme. Bu madde, 4857 sayılı Kanunun 120. maddesiyle diğerleri yürürlükten kaldırıldığı için 1475 sayılı Kanunun yürürlükte kalan tek maddesidir.

1475 sayılı Kanunun 14. maddesi ayrıca, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarını, en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azamî emeklilik ikramiyesiyle sınırlamaktadır. Bu tavan dönemsel olarak yeniden ilan edilen değişken bir rakam olduğundan, sözleşmede bir tutarın dondurulması yerine kanunî mekanizmaya atıf yapılması yerinde olur; güncel tutar için ilgili dönem tebliğine bakılmalıdır.

Hukuk Seçimi Yoksa ve Geçici Görevlendirme Neden Sayılmaz

Sessizlik tarafsız bir tercih değildir. İkinci fıkra uyarınca sözleşme, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukuna düşer. Aynı fıkra, uygulamada en çok denenen çözümü de baştan devre dışı bırakır: işçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde o işyeri mutad işyeri sayılmaz. Türkiye merkezli bir çalışanı belirli süreli bir proje için yurt dışına göndermek uygulanacak hukuku taşımadığı gibi, yabancı bir çalışanı geçici olarak Türkiye’ye görevlendirmek de kendiliğinden Türk hukukunu ikinci fıkra anlamında mutad işyeri hukuku hâline getirmez.

Üçüncü fıkra gerçekten hareketli görevleri kapsar: birden çok pazarı yürüten bölge yöneticileri, saha teknisyenleri, tek bir üsse bağlı olmayan ekipler. İşçi işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapıyorsa, uygulanacak hukuk işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukukudur.

Bütün Hesabın Üzerinde Duran İki Süzgeç

Geçerli biçimde seçilmiş bir hukuk dahi, olaya MÖHUK’un 27. maddeden bağımsız olarak işleyen iki genel hükmünün süzgecinden geçerek ulaşır.

Madde 5 — kamu düzeni. Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmü Türk kamu düzenine açıkça aykırıysa o hüküm uygulanmaz; madde, “gerekli görülen hâllerde” Türk hukukunun uygulanacağını ekler. Müdahale hükme özgüdür ve sözleşmenin tamamını kendiliğinden Türk hukukuna çevirmez.

Madde 6 — doğrudan uygulanan kurallar. Yetkili yabancı hukukun uygulandığı durumlarda, düzenleme amacı ve uygulama alanı bakımından Türk hukukunun doğrudan uygulanan kurallarının kapsamına giren hâllerde o kural uygulanır. Bu, 27/1’deki asgarî koruma zemininden ayrı bir yoldur ve mutad işyeri incelemesine bağlı değildir.

Tabloyu 2. maddedeki iki mekanizma tamamlar. Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bunlara göre yetkili olan yabancı hukuku re’sen uygular ve muhtevanın tespitinde tarafların yardımını isteyebilir; yabancı hukukun olaya ilişkin hükümleri tüm araştırmalara rağmen tespit edilemezse Türk hukuku uygulanır. Ayrıca 2. maddenin dördüncü fıkrası uyarınca, hukuk seçme imkânı verilen hâllerde taraflarca aksi açıkça kararlaştırılmadıkça seçilen hukukun maddî hukuk hükümleri uygulanır; yani kloz, seçilen ülkenin kendi kanunlar ihtilâfı kurallarını sözleşmeye taşımaz.

Yetki ve Tahkim Ayrı Bir Klozdur

Uygulanacak hukuk ile yetkili mahkeme farklı maddelerin cevapladığı iki sorudur ve bir şablon genellikle tam bu noktada başarısız olur. MÖHUK m. 40 uyarınca Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini iç hukukun yer itibariyle yetki kuralları tayin eder. 44. madde ise bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye’de bulunduğu yer mahkemesini; işçinin işverene karşı açtığı davalarda ayrıca işverenin yerleşim yeri ile işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemelerini yetkili kılar.

  1. maddenin birinci fıkrası, yer itibariyle yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, yabancı unsurlu ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlık için yabancı bir mahkemenin yetkilendirilmesine izin verir ve anlaşmanın yazılı delille ispat edilmesini arar. Böyle bir anlaşma yapıldığında dava, ancak yabancı mahkeme kendisini yetkisiz sayarsa veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmazsa Türk mahkemesinde görülür. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisinin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceğini açıkça söylemektedir. Başka bir deyişle, bir tedarik sözleşmesinde işleyen yetki kaydı aynı etkiyi bir iş sözleşmesinde göstermez. İş uyuşmazlığının tahkime elverişli olup olmadığı ayrı ve başlı başına bir sorudur; bir klozun bunu peşinen varsayması doğru değildir, yabancı bir kararın tenfizi ise bambaşka bir aşamadır.

Uygulanacak hukuk ne olursa olsun geçerli olan bir usul kuralı vardır: 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır; eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir ve bu süre içinde de sunulmazsa dava usulden reddedilir. Bu adımların tartışmalı hâle geldiği dosyalarda maddi ve usulî sorular iç içe yürüdüğünden, konu genellikle iş hukuku çalışmalarımız kapsamındaki daha geniş uyuşmazlıkla birlikte ele alınır.

Bunun Sözleşme Şablonu Bakımından Anlamı

İşe yarayan kloz kısa olan ve ne yaptığı konusunda dürüst duran klozdur. Tek bir hukuku açıkça anar; işçinin işini mutad olarak nerede yaptığını kayda geçirir; ve anılan hukukun Türk iş hukuku korumasını devre dışı bıraktığını vaat etmez — çünkü 27/1 bunun tersini söylemektedir. Yabancı hukukun ticarî gerekçesi gerçekse — hakikaten uluslararası bir görev, grup çapında bir prim programı, tek bir üsse bağlı olmayan bir ekip — dördüncü fıkra, o hukuk düzeniyle olan bağın işin yapıldığı yerle olan bağdan neden daha güçlü olduğunun dosyada belgelenmesini anlamlı kılar; zira 2025 değişikliğinden sonra bu karşılaştırma klozun kendisine karşı da yapılabilmektedir.

Mevcut bir şablonu değişen madde karşısında gözden geçirmek sınırları belli bir çalışmadır: hukuk seçimi kaydı, mutad işyeri tarifi, bildirim ve fesih hükümleri, izin ve çalışma süresi düzenlemeleri ile yetki kaydı okunur ve her başlıkta Türk zemininin nerede daha yüksek olduğu not edilir. Bu inceleme, personeli Türkiye’de çalışırken sözleşmesi başka bir ülkede kaleme alınmış işverenler bakımından istihdam sözleşmeleri çalışmalarımızın bir parçasıdır.

Rakamlarla

m. 27
İş sözleşmesine uygulanacak hukuku düzenleyen MÖHUK hükmü
4/6/2025
7550 sayılı Kanunla yapılan değişikliğin yürürlük tarihi
4 fıkradan 2'si
27. maddenin 2025'te yeniden yazılan fıkraları (birinci ve dördüncü)
m. 47/2
44. maddedeki iş davası yetkisinin sözleşmeyle bertaraf edilememesi

Bir iş sözleşmesindeki hukuk seçimi kaydı nasıl gözden geçirilir

  1. Önce mutad işyerini tespit edin

    İşçinin işini fiilen ve mutad olarak nerede yaptığını belirleyip kayda geçirin. 27. maddedeki her şey — birinci fıkradaki asgarî koruma zemini de, ikinci fıkradaki tamamlayıcı kural da — sözleşmenin başlığındaki adrese değil bu tespite bağlıdır.

  2. Seçimi açık ve yazılı yapın

    Birinci fıkra artık tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuktan söz etmektedir. Hâlin şartlarından çıkarılan örtülü bir seçime dayanmak, uygulanacak hukuku adıyla anan tek ve net bir cümleye göre zayıf bir konumdur.

  3. Zemini madde madde karşılaştırın

    Seçilen hukuku, mutad işyeri hukukunun bildirim süresi, fesih sebebi, yıllık izin, çalışma süresi ve kıdem tazminatı bakımından emredici hükümleriyle karşılaştırın. Karşılaştırma sistemler arasında değil, konu başlığı başlığına yapılır; her başlıkta işçi lehine olan kural kalır.

  4. Daha sıkı ilişki riskini test edin

    İşveren, bordro, sosyal güvenlik kaydı, ödeme para birimi ve işyeri tek bir ülkeyi gösterirken kloz başka bir hukuku işaret ediyorsa, değişen dördüncü fıkra bu uyumsuzluğu karşı tarafın ileri sürebileceği somut bir argüman hâline getirir.

  5. Yetki ve arabuluculuğu ayrıca kurgulayın

    Yetki kaydını MÖHUK m. 40, 44 ve 47 çerçevesinde bağımsız bir soru olarak ele alın; 7036 sayılı Kanundaki arabuluculuk dava şartının uygulanacak hukuktan bağımsız olarak talebe uygulandığını unutmayın.

Sıkça sorulan sorular

Yabancı bir şirket, Türkiye'de çalışan personeli için İngiliz ya da Alman hukukunu seçebilir mi?

Seçebilir. 5718 sayılı MÖHUK'un 27. maddesinin birinci fıkrası, iş sözleşmesinin tarafların sözleşmeyle belirledikleri hukuka tâbi olmasına imkân tanır ve Türk mahkemesi bu yabancı hukuku görmezden gelmez, uygular. Ancak seçim, Türk iş hukukunun korumasından çıkış kapısı değildir. Aynı fıkra, işçinin işini mutad olarak yaptığı yer hukukunun emredici hükümleri uyarınca sahip olacağı asgarî korumayı saklı tutmaktadır. Mutad işyeri Türkiye'deyse, seçilen hukuk sözleşmeye ancak işçiyi bu emredici kuralların altına düşürmediği ölçüde uygulanır.

Yabancı hukuk seçimi Türk iş güvencesini ve kıdem tazminatını devre dışı bırakır mı?

Bırakmaz; klozun en yaygın yanlış okunuşu budur. İşçi işini mutad olarak Türkiye'de yapıyorsa, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesindeki bildirim süreleri, 18. maddesindeki geçerli sebep şartı, 53. maddesindeki vazgeçilemez yıllık ücretli izin hakkı ve 1475 sayılı Kanunun 14. maddesindeki kıdem tazminatı bir zemin oluşturur. Belirli bir konuda seçilen hukuk daha koruyucuysa o konuda o hukuk uygulanır; daha az koruyucuysa Türk kuralının düzeyine kadar bir kenara bırakılır. Karşılaştırma bütün sistem üzerinden değil, konu başlığı üzerinden yapılır.

27. maddede 4 Haziran 2025'te ne değişti?

7550 sayılı Kanunun 18. maddesiyle, 27. maddenin dört fıkrasından ikisi yeniden yazılmıştır. Birinci fıkra artık tarafların 'sözleşmeyle belirledikleri' hukuktan söz etmektedir. Dördüncü fıkra ise daha sıkı ilişkili hukukun artık birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümlerinin yerine uygulanabilmesine imkân tanımaktadır; değişiklikten önce bu kaçış kaydı yalnızca ikinci ve üçüncü fıkraların yerine geçebiliyordu. Aynı fıkra, işin yapıldığı yer hukukunun işin yapıldığı sırada uygulanmak zorunda olan hükümlerini bu kaçışın dışında bırakmaktadır.

Sözleşmede uygulanacak hukuka ilişkin bir kayıt yoksa hangi hukuk uygulanır?

27. maddenin ikinci fıkrası, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunu uygular ve işçinin işini geçici olarak başka bir ülkede yapması hâlinde o işyerinin mutad işyeri sayılmayacağını ekler. İşçi işini belirli bir ülkede mutad olarak yapmayıp devamlı olarak birden fazla ülkede yapıyorsa, üçüncü fıkra uyarınca işverenin esas işyerinin bulunduğu ülke hukuku uygulanır.

Yetki kaydıyla iş uyuşmazlığı yabancı bir mahkemeye götürülebilir mi?

İşverenlerin çoğunlukla umduğu sonucu doğurmaz. MÖHUK m. 44, bireysel iş sözleşmesinden veya iş ilişkisinden doğan uyuşmazlıklarda işçinin işini mutaden yaptığı işyerinin Türkiye'de bulunduğu yer mahkemesini yetkili kılar; işçinin işverene karşı açtığı davalarda ayrıca işverenin yerleşim yeri ile işçinin yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri de yetkilidir. Aynı Kanunun 47. maddesinin ikinci fıkrası ise 44, 45 ve 46. maddelerde belirlenen mahkemelerin yetkisinin tarafların anlaşmasıyla bertaraf edilemeyeceğini açıkça söylemektedir. Bu nedenle hukuk seçimi kaydı ile yetki kaydı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Seçilen yabancı hukukun içeriği tespit edilemezse ne olur?

MÖHUK m. 2/1 uyarınca hâkim Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular ve muhtevanın tespitinde tarafların yardımını isteyebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası, yabancı hukukun olaya ilişkin hükümlerinin tüm araştırmalara rağmen tespit edilememesi hâlinde Türk hukukunun uygulanacağını öngörür. Yargılamada kimsenin içeriğini ortaya koyamadığı bir hukuk düzenini gösteren kayıt, pratikte sonunda Türk hukukunu üretebilecek bir kayıttır.

Yabancı hukuk seçimi zorunlu arabuluculuk adımını etkiler mi?

Etkilemez. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 3. maddesinin birinci fıkrası, kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. Bu bir Türk usul hukuku kuralıdır ve davayı gören Türk mahkemesince uygulanır; sözleşmenin esasına uygulanacak hukukun değişmesi bu şartı ortadan kaldırmaz.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası