İstanbul’da uyuşmazlığı olan yabancı bir şirket adliyesini seçmez. İstanbul’da mahkemeler, her biri belirli ilçelere hizmet veren birden çok adliyede bulunur ve davaya hangisinin bakacağı iki grup kuraldan çıkar. Görev mahkemenin türünü belirler: ticari davalara, tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi bakar (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5). Yetki yeri belirler ve davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yerinden başlar (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 6). Adliye ilk adım değil, son adımdır.
Bu rehber bu kuralları, ardından yurt dışındaki müvekkilin vekâletnameyi nasıl verdiğini, dava dosyalarının elektronik ortamda nasıl yürüdüğünü ve Türkiye’de avukatlık ücretinin nasıl kararlaştırıldığını anlatır.
Yabancı bir şirket için İstanbul adliyeleri nasıl işler?
İstanbul’daki adliyeler arasında Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi, Kartal’daki İstanbul Anadolu Adliyesi ve Bakırköy Adliyesi ile dış ilçelere hizmet veren adliyeler bulunur. Adliye bir bina ve idari birimdir, yargı yetkisi kuralı değildir: adliye listesi mahkemelerin nerede oturduğunu gösterir, belirli bir davaya hangi mahkemenin bakması gerektiğini göstermez. Bu sorunun cevabı kanundan, üç adımda çıkar.
Birinci adım: hangi tür mahkeme?
TTK m. 5/1, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davaları ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerini asliye ticaret mahkemesine verir. Bir yerde birden çok asliye ticaret mahkemesi varsa, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (kanun metninde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu) bunlardan birini veya birkaçını münhasıran deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin davalara bakmakla görevlendirebilir (m. 5/2). Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki görev ilişkisidir ve göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır (m. 5/3). Ticari bir uyuşmazlığı yanlış tür mahkemede açmak, mahkemenin göz ardı edebileceği bir biçim meselesi değildir. Kanun tek bir yumuşatma öngörür: asliye ticaret mahkemesi bulunmayan bir yargı çevresinde ticari davada görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez ve asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder (m. 5/4). İstanbul’da asliye ticaret mahkemeleri bulunduğundan bu istisna burada genellikle işe yaramaz.
İkinci adım: hangi yer?
Yeri HMK’nın yetki kuralları belirler:
- Genel kural. Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir (m. 6/1); yerleşim yeri Türk Medeni Kanununa göre belirlenir (m. 6/2).
- Sözleşmeden doğan davalar. Sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir (m. 10).
- Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan davalı. Genel yetkili mahkeme davalının Türkiye’deki mutad meskeninin bulunduğu yer mahkemesidir; diğer özel yetki hâlleri saklıdır ve malvarlığı haklarına ilişkin dava, uyuşmazlık konusu malvarlığı unsurunun bulunduğu yerde de açılabilir (m. 9).
- Yetki sözleşmesi. Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık için bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilir; taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava yalnız bu mahkemelerde açılır (m. 17).
Yabancı bir şirket için önce bakılacak kural yetki sözleşmesidir. Tacirler arasında “İstanbul mahkemeleri”ni ya da belirli bir adliyeyi gösteren bir sözleşme, çoğu zaman genel kurallara gelmeden soruyu çözer.
Üçüncü adım: hangi adliye?
Yetkili yer belirlendikten sonra adliye sorusu doğar: dava, o yerin bağlı olduğu yargı çevresindeki adliyede açılır. İlçelerin adliyelere dağılımı zaman içinde değişen idari bir düzenlemedir; bu yüzden bir listeden alınmamalı, dava açmadan önce güncel dağılımla karşılaştırılmalıdır.
Yabancı davacı teminat göstermek zorunda mı?
Kural olarak evet. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 48/1’e göre Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleri ile karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası, mahkemenin dava açanı, davaya katılanı veya takip yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutacağını söyler. Teminat HMK m. 323’te sayılan yargılama giderlerinden değildir; teminat gösterilmesini gerektiren sebep ortadan kalkınca ilgilinin talebi üzerine mahkeme teminatın iadesine karar verir (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 89). Yabancı şirket için pratik sonuç şudur: davanın maliyet planına bu teminat da ayrı bir kalem olarak girer ve şirketin ülkesiyle Türkiye arasındaki karşılıklılık durumu dava açılmadan önce incelenmelidir.
Dava açmadan önce alacak güvenceye alınabilir mi?
Para alacaklarında evet, belirli koşullarla. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 257, rehinle güvence altına alınmamış ve vadesi gelmiş para alacağı için borçlunun malları, alacakları ve diğer hakları üzerinde ihtiyati haciz konulmasına imkân verir; haciz borçlunun elindeki mallara olduğu kadar üçüncü kişilerdeki mallara da uzanabilir. Vadesi henüz gelmemiş alacakta ise yol dardır: borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması ya da borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanması, kaçması yahut bu amaçla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemler yapması gerekir. Vadesi gelmemiş borç için bu iki sebepten biriyle konulan ihtiyati haciz, borcu yalnız o borçlu bakımından muaccel hâle getirir (İİK m. 257). Mahkemenin istediği teminat ise HMK m. 323’te sayılan yargılama giderlerinden değildir; dava bütçesinde harç ve masraflardan ayrı bir kalem olarak planlanmalıdır.
Yabancı müvekkil vekâletnameyi nasıl verir?
Türk avukat müvekkilini mahkemede ve icra takibinde yazılı bir vekâletnameye dayanarak temsil eder. Yurt dışındaki müvekkilin genellikle üç yolu vardır:
- Yurt dışındaki Türk konsolosluğu. Vekâletname büyükelçilik veya konsoloslukta Türkçe olarak düzenlenir ve müvekkil orada imzalar.
- Yerel noter ve apostille. Müvekkil kendi ülkesinde noter huzurunda imzalar, onay 1961 Lahey Sözleşmesi uyarınca apostille ile tasdik edilir ve belge Türkiye’de yeminli tercüman tarafından Türkçeye çevrilir.
- İstanbul’da noter. İstanbul’da bulunan müvekkil, Türkçe bilmiyorsa yeminli tercüman eşliğinde Türk noterinde imzalayabilir.
Kapsam da biçim kadar önemlidir. Avukatın sulh olması, feragat etmesi, davayı kabul etmesi, ödeme alması veya icra takibi başlatması gerekebilecekse bu yetkiler belgeye açıkça yazılmalıdır; aksi hâlde dosya tam o anda tıkanabilir.
Dava dosyaları elektronik ortamda nasıl yürür?
Türkiye’de mahkeme ve icra dosyaları Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) tutulur. Avukat bu sistem üzerinden dilekçe verir, dosyayı izler ve mahkemenin ya da icra dairesinin yaptığı işlemleri görür; her adım için adliyeye gitmesi gerekmez. Yurt dışındaki müvekkil için bunun anlamı, davanın avukat aracılığıyla yakından izlenebilmesi ve belgelerin kâğıttan hızlı dolaşmasıdır. Duruşma, bilirkişi incelemesi ve tanık dinlenmesi ise yine mahkemenin belirlediği tarihlerde yapılır ve müvekkil bunlara göre plan yapmalıdır. Elektronik dosya, yurt dışındaki müvekkilin dilekçe, tutanak ve kararlara avukatı aracılığıyla kısa sürede ulaşmasını da kolaylaştırır.
Türkiye’de avukatlık ücreti nasıl kararlaştırılır?
1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 164 her ücret sözleşmesinin çerçevesini çizer:
- Tutar veya yüzde. Ücret bir tutar olarak ya da yüzde yirmi beşi aşmamak üzere dava veya hükmolunacak şeyin değerinin yahut paranın belli bir yüzdesi olarak kararlaştırılabilir.
- Aynen devir yasağı. Yüzdeye dayalı sözleşme, dava konusu para dışındaki mal ve haklardan bir kısmının aynen avukata ait olacağı hükmünü taşıyamaz.
- Taban. Avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret kararlaştırılamaz.
- Yazılı sözleşme yoksa. Ücret kararlaştırılmamışsa, yazılı ücret sözleşmesi yoksa ya da sözleşme belirgin değil veya tartışmalıysa, değeri parayla ölçülebilen işlerde ücret, tarifenin altında olmamak üzere davanın kazanılan bölümünün yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında belirlenir.
- Karşı vekâlet ücreti. Dava sonunda tarifeye göre karşı tarafa yüklenen vekâlet ücreti avukata aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.
Harçlar ve bilirkişi ücretleri HMK m. 323’te sayılan yargılama giderlerindendir ve avukatlık ücretinden ayrıdır. Mahkemenin örneğin ihtiyati haciz için istediği teminat ise bu sayımda yer almaz; ayrı bir güvence kalemi olarak bütçelenir.
Yabancı şirket için dava öncesi kontrol listesi
- Önce sözleşmeyi okuyun. Yetki ve uygulanacak hukuk şartlarına bakın; tacirler arasında kararlaştırılmış mahkeme çoğu zaman davanın nerede görüleceğini çözer.
- Davalıyı belirleyin. Davalının Türkiye’deki kayıtlı merkezini veya yerleşim yerini, sözleşmeden doğan davada ifa yerini teyit edin.
- Vekâletnameyi erken hazırlayın. Konsolosluk ya da apostille yolunu seçin ve dosyanın gerektirebileceği her yetkiyi yazdırın.
- Belgeleri toplayın. Sözleşme, yazışmalar, faturalar ve ödeme kayıtları; başka dildeki her belgenin Türkçe tercümesiyle.
- Sonraki tarihleri not edin. Dava açıldıktan sonra dosyayı avukat aracılığıyla izleyin ve mahkemenin belirlediği duruşma tarihlerine göre plan yapın.
Lex Lata yabancı müvekkillere hangi konularda danışmanlık verir?
Lex Lata yabancı şirket ve kişilere İngilizce, Türkçe ve Arapça danışmanlık verir. Yabancı müvekkilleri İstanbul mahkemelerine getiren konular arasında şunlar sık görülür:
- Ticari Alacak Tahsili ve Varlık Kurtarma: ticari alacaklar, İİK m. 257 uyarınca ihtiyati haciz ve icra takibi.
- Yabancı Mahkeme ve Hakem Kararlarının Tenfizi: 5718 sayılı Kanun ve 1958 New York Sözleşmesi kapsamında tanıma ve tenfiz.
- Ticari Dolandırıcılık ve Beyaz Yaka Suçları: dolandırıcılık olaylarında suç duyurusu ve malvarlığının korunması.
- Yabancı Hastaların Tedavi Kaynaklı Talepleri: Türkiye’de görülen tedaviden doğan talepler.
- Şirket Ortaklık Uyuşmazlıkları ve Joint Venture: ortaklar arasındaki ve şirket kararlarına ilişkin uyuşmazlıklar.
Türk bir karşı tarafın iflasıyla karşılaşan yabancı alacaklı, alacak kaydı adımlarını iflas ve konkordato masasında alacak kaydı yazısında bulur.