Türkiye'de Şirket Kapatma ve Tasfiye: Alacaklılara Çağrı, Bekleme Süreleri ve Terkin

Bir Türk şirketi, kapatma kararı alınmakla kapanmaz.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 10 dk okuma
Gravür: kapısı kırmızı asma kilitle kapatılmış şirket binası, önünde istiflenmiş koliler ve kum saati, solda Türk çay takımı.

Ana noktalar

  1. Fesih ile tasfiye aynı şey değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 533 uyarınca infisah eden şirket tasfiye hâline girer, tüzel kişiliğini tasfiye sonuna kadar korur ve unvanını 'tasfiye hâlinde' ibaresi eklenerek kullanır.
  2. Anonim şirkette genel kurulun fesih kararı, TTK m. 529/1-d'nin m. 421/3-4'e yaptığı yollama nedeniyle sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların olumlu oyunu gerektirir. Limited şirkette TTK m. 621/1, temsil edilen oyların üçte ikisi ile birlikte oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunu arar.
  3. TTK m. 541, bilinen alacaklıların taahhütlü mektupla çağrılmasını, diğerlerinin ise birer hafta arayla yapılacak üç ilanla davet edilmesini emreder; Ticaret Sicili Yönetmeliği bu üç ilanı taşıyan gazeteleri terkin başvurusunun zorunlu ekleri arasında sayar.
  4. Üçüncü ilan tarihinden itibaren üç ay geçmedikçe kalan varlık ortaklara dağıtılamaz (TTK m. 543/2); mahkeme, alacaklılar için bir tehlike bulunmadığı kanaatine varırsa daha erken dağıtıma izin verebilir. Bu süre önce bir yıl, sonra altı ay iken 2021'de üç aya indirilmiştir.
  5. Unvanın sicilden silinmesi vergi dosyasını kapatmaz. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 162 uyarınca tasfiye hâlinde mükellefiyet, vergiyle ilgili muameleler tamamen sona erinceye kadar devam eder; tasfiye memurları tasfiye kararını ve tasfiyenin kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı bildirmek zorundadır.

Fesih yalnızca tasfiyeyi başlatır ve tasfiyenin takvimi Türk Ticaret Kanunu'nda yazılıdır: alacaklılara birer hafta arayla üç ilan, kalan varlığın dağıtımı için üçüncü ilandan itibaren üç aylık bekleme ve bu ilanları gösteren gazeteler dosyaya konmadan yapılmayan bir terkin.

Türkiye’de bir şirket, kapatma kararı alınmakla kapanmaz. Ortakların fesih kararı yalnızca tasfiyeyi başlatır: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 533 (tam metin) uyarınca infisah eden şirket tasfiye hâline girer, tüzel kişiliğini tasfiyenin sonuna kadar korur ve bu süre boyunca ticaret unvanını “tasfiye hâlinde” ibaresi eklenmiş olarak kullanır. Bundan sonraki takvimi ortaklar değil kanun belirler: alacaklılara birer hafta arayla yapılacak üç çağrı ve üçüncü çağrıdan itibaren üç ay geçmedikçe kalan varlığın dağıtılamaması.

Bu rehber, iflas dışındaki hâllerde anonim ve limited şirketler bakımından bu sırayı fesih kararından ticaret unvanının sicilden silinmesine ve silinmeden sonra da devam eden yükümlülüklere kadar izler. Metin kanun hükümlerinden hareketle yazılmıştır; tasfiyenin muhasebe boyutu bilinçli olarak kapsam dışında bırakılmıştır.

Fesih kararı ile tasfiye iki ayrı karardır

TTK m. 529, anonim şirketin hangi hâllerde sona ereceğini sayar: esas sözleşmede öngörülen sürenin dolması, işletme konusunun gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesi, esas sözleşmede yazılı bir sona erme sebebinin ortaya çıkması, genel kurul kararı, iflasa karar verilmesi ve kanunda öngörülen diğer hâller. Uygulamada asıl şaşırtan, m. 529/1-d’nin yaptığı yollamadır. Bu bent fesih kararını m. 421/3 ve 4’e bağlar; yani karar, sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oyuyla alınır ve ilk toplantıda bu nisap sağlanamazsa izleyen toplantılarda da aynı nisap aranır. Anonim şirket adi çoğunlukla feshedilmez.

Limited şirkette cevap farklıdır ama daha kolay değildir. TTK m. 621/1, şirketin feshini, temsil edilen oyların en az üçte ikisinin olumlu olması ve aynı zamanda oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun sağlanması gereken kararlar arasında sayar.

Ardından tescil gelir. Fesih, iflastan veya mahkeme kararından başka bir sebepten kaynaklanıyorsa yönetim kurulu bunu tescil ve ilan ettirir (m. 532); limited şirkette aynı görev müdüre, birden fazla müdür varsa en az iki müdüre aittir (m. 637). Aynı sonuca mahkeme yoluyla varan iki yol daha vardır. TTK m. 530 uyarınca, şirketin kanunen gerekli organlarından biri uzun süredir mevcut değilse ya da genel kurul toplanamıyorsa pay sahiplerinden biri, şirket alacaklılarından biri veya Bakanlık mahkemeye başvurabilir; burada gözden kaçırılmaması gereken nokta, mahkemenin doğrudan fesih kararı vermemesi, önce durumun kanuna uygun hâle getirilmesi için bir süre belirlemesi ve ancak bu süre sonuçsuz geçerse feshe hükmetmesidir. TTK m. 531 ise sermayenin en az onda birini — halka açık şirketlerde yirmide birini — temsil eden pay sahiplerine haklı sebeple fesih davası açma imkânı tanır; ancak fıkranın ikinci cümlesi birincisi kadar önemlidir: mahkeme, fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına ya da duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verebilir. Bu nedenle fesih davası bir işletmeyi kapatmanın güvenilir yolu değildir; bu yolu düşünen ortakların davayı ortaklık uyuşmazlıklarında azınlık haklarının bütünü içinde değerlendirmesi gerekir.

Tescil başvurusunun eki de kurala bağlanmıştır. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 86/1 uyarınca infisahın tescili için noter onaylı genel kurul kararı ile tasfiye memurlarının Kanunun 40. maddesi uyarınca düzenlenmiş imza beyannameleri müdürlüğe verilir; tasfiye memurlarının adı, kimlik numarası ve yerleşim yeri ile tasfiyenin tamamlandığı olgusu m. 87 uyarınca; tasfiyeden dönülmesi ise m. 88 uyarınca tescil edilir. Sicil müdürlüğü bu belgeler tamamlanmadan tescili yapmaz; bu nedenle genel kurulun toplandığı gün ile tescilin gerçekleştiği gün arasında, hazırlığa bağlı olarak birkaç günlük bir fark her zaman vardır.

Fesih tescil edildikten sonra şirket varlığını sürdürür. Organları da yerinde kalır; ancak TTK m. 535, organların yetkisini tasfiyenin yapılabilmesi için zorunlu olan, nitelikleri gereği tasfiye memurlarınca yapılamayan işlemlerle sınırlar.

Tasfiyeyi kim yürütür

Esas sözleşme veya genel kurul kararıyla ayrıca tasfiye memuru atanmamışsa tasfiye, yönetim kurulunca yapılır (m. 536/1). Tasfiye memurları pay sahiplerinden veya üçüncü kişilerden olabilir; her hâlde yönetim kurulu bunları tescil ve ilan ettirir. Fesih mahkeme kararıyla gerçekleşmişse tasfiye memurunu mahkeme atar.

TTK m. 536/4’teki tek bir şart, yabancı sermayeli her şirketin planını biçimlendirir: temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olması ve yerleşim yerinin Türkiye’de bulunması zorunludur. Kanun mahkemeden atama yolunu ise iki koşulu birlikte arayarak açar: m. 537/3 uyarınca, şirketi temsile yetkili tasfiye memurlarından hiçbiri Türk vatandaşı değilse ve hiçbirinin Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa, pay sahiplerinden biri, bir alacaklı ya da Bakanlık mahkemeden söz konusu şarta uygun birinin atanmasını isteyebilir. Kurucuları Türkiye’de yerleşik olmayan şirketler — yabancı yatırımcılar için Türkiye’de şirket kuruluşu rehberinde anlatılan yapılar — bu meseleyi genellikle fesih kararının alındığı genel kurulda birlikte çözer.

Tasfiye memurlarının yetkisi geniştir ama sınırsız değildir. Şirket malvarlığını pazarlıkla satabilirler; buna karşılık malvarlığının önemli bir bölümünün toptan satışı genel kurulun kararına bağlıdır ve bu karar ağırlaştırılmış nisapla alınır (m. 538/2). Kanunla kendilerine verilen yetkiler devredilemez; birden fazla tasfiye memuru varsa, aksi kararlaştırılmadıkça şirket ancak ikisinin ticaret unvanı altında atacağı imza ile bağlanır (m. 539). İlk esaslı görevleri, tasfiye hâlindeki şirketin durumunu gösteren bir envanter ile bilanço düzenlemek ve bunu genel kurulun onayına sunmaktır; şirketin mallarına, defter ve belgelerine ancak bu onaydan sonra el koyarlar (m. 540).

Alacaklılara çağrı: birer hafta arayla üç ilan

Sürecin kalbi TTK m. 541’dir. Şirketin defter ve belgelerinden ya da diğer kayıtlarından alacaklı oldukları anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişiler taahhütlü mektupla; diğer alacaklılar ise Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ve şirketin internet sitesinde, ayrıca esas sözleşmede öngörülen şekilde birer hafta arayla yapılacak üç ilanla davet edilir.

Ayaklı ilan panosunda yan yana asılı üç yazısız ilan kâğıdı, yanında kum saati ve Türk çay takımı.
Alacaklılara çağrı: birer hafta arayla üç ilan.

İnternet sitesi ayağının, kanunun başka bir yerinden gelen bir kaydı vardır. Kanuni ilanların yayımlanacağı internet sitesini açma yükümlülüğü, TTK m. 1524 ile yalnızca bağımsız denetime tabi sermaye şirketlerine getirilmiştir ve aynı maddenin altıncı fıkrası bu hükümlerin denetim kapsamı dışındaki sermaye şirketlerine uygulanmayacağını açıkça belirtir. Denetim yükümlülüğü bulunmayan küçük ölçekli bir şirket için işleyen yayın aracı Gazete’dir.

Sessiz kalan alacaklı için iki koruma öngörülmüştür. Bilinen bir alacaklı alacağını bildirmezse alacak tutarı Bakanlıkça belirlenen bir bankaya depo edilir (m. 541/2). Henüz muaccel olmamış ya da hakkında uyuşmazlık bulunan borçları karşılayacak tutarda para da noterde tevdi olunur; meğerki bu borçlar için yeterli teminat gösterilmiş olsun ya da ortaklara yapılacak dağıtım bu borçların ödenmesi şartına bağlanmış bulunsun (m. 541/3). Bu kuralları göz ardı eden tasfiye memurları, haksız yere ödedikleri tutarlardan şahsen sorumludur.

Bu ilanlar biçimsel bir ayrıntı değildir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 86/2 (tam metin) uyarınca sicil müdürlüğü, dosyada genel kurulca onaylanmış son bilanço, noter onaylı karar ve üç çağrının birer hafta arayla yapıldığını gösteren gazeteler bulunmadıkça şirketi sicilden silmez.

Dağıtımdan önce bitirilmesi gerekenler

TTK m. 542 tasfiye memurlarının işini sayar: devam eden işleri tamamlamak, gerekiyorsa pay bedellerinin ödenmemiş kısımlarını tahsil etmek, aktifleri paraya çevirmek ve tasfiyenin başındaki bilanço ile alacaklılara yapılan çağrı sonucunda borçların malvarlığından fazla olmadığı anlaşılmışsa şirket borçlarını ödemek. Tasfiye memurları, tasfiyenin gerektirmediği yeni bir işlem yapamaz. Tasfiye uzarsa yıllık finansal tabloları, sonunda ise son bilançoyu genel kurula sunarlar. Vadesi gelmemiş borçlar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca kısa vadeli krediler için uygulanan oran üzerinden iskonto edilerek derhâl ödenir ve alacaklı bu ödemeyi kabul etmek zorundadır; kanunen iskonto edilemeyecek alacaklar bunun dışındadır.

Kırmızı asma kilitli bir kasa, önünde para kuleleri ve yanında kum saati.
Bekleme süresi dolmadan kalan varlık ortaklara dağıtılmaz.

Görevlerden biri iş değil, bir dur işaretidir. Şirketin borçları malvarlığından fazlaysa m. 542/1-c tasfiye memurlarının durumu derhâl şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirmesini emreder ve mahkeme iflasın açılmasına karar verir. Zorlanan ama hâlâ ayakta durabilen bir işletmenin yeri ise bambaşkadır; bu yol konkordato ve mali yeniden yapılandırma rehberinde anlatılmıştır.

Dağıtım ancak bundan sonra gündeme gelir. Borçlar ödendikten ve pay bedelleri geri verildikten sonra kalan varlık, esas sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa pay sahipleri arasında ödedikleri sermayeler ve imtiyaz hakları oranında dağıtılır (m. 543/1); dağıtma, esas sözleşmede ve genel kurul kararında aksine hüküm bulunmadıkça para olarak yapılır (m. 543/3). TTK m. 543/2 ise bekleme süresini belirler: kalan varlık, alacaklılara yapılan üçüncü çağrı tarihinden itibaren üç ay geçmedikçe dağıtılamaz. Şu kadar ki, hâl ve duruma göre alacaklılar için bir tehlike mevcut değilse mahkeme üç ay dolmadan da dağıtıma izin verebilir. Bu süre Kanun yürürlüğe girdiğinde bir yıl, 2016’daki değişiklikten sonra altı ay, 4 Kasım 2021 tarihli değişiklikten bu yana ise üç aydır; bu nedenle konuya ilişkin eski kaynaklar güvenilir değildir.

Kanuni asgari takvim

Kanun bir süre vaat etmez. Yalnızca bir alt sınır koyar ve gerçekçi bir plan bu alt sınırın üzerine kurulur.

AşamaDayanakEn erken ne zaman yapılabilir
Ağırlaştırılmış nisapla fesih kararıTTK m. 529/1-d, 421/3-4; limitedde m. 621/10. gün
Feshin tescili, unvana "tasfiye hâlinde" ibaresinin eklenmesi, tasfiye memurlarının tesciliTTK m. 532, 533, 536/2; Yön. m. 87Karardan hemen sonra
Tasfiye başlangıcı envanteri ve bilançosunun genel kurulca onaylanmasıTTK m. 540Tescilden sonra
Alacaklılara birinci, ikinci ve üçüncü çağrı, birer hafta araylaTTK m. 541/1Yaklaşık iki haftaya yayılır
Aktifin paraya çevrilmesi, borçların ödenmesi, başvurmayan veya çekişmeli alacaklar için tevdiTTK m. 538, 541/2-3, 542Paralel yürür
Kalan varlığın dağıtılmasıTTK m. 543/2Üçüncü çağrıdan üç ay sonra; mahkeme izin verirse daha erken
Son bilançonun onayı ve ticaret unvanının sicilden silinmesi istemiTTK m. 545/1; Yön. m. 86/2Dağıtımdan sonra

Limited şirkette bu tablonun hiçbir satırı değişmez. TTK m. 643, tasfiye usulü ile tasfiyede organların yetkilerine ilişkin anonim şirket hükümlerini limited şirkete uygular; m. 636/5 infisahın sonuçları bakımından aynı yollamayı yapar; m. 644/1-a tasfiye memurlarının sorumluluğunda TTK m. 553’ü limited şirkete de teşmil eder; Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 104 ise tescile ilişkin m. 86-89 hükümlerinin limited şirketlerde de uygulanacağını söyler. Limited şirkette haklı sebeple fesih davası açan ortak için de aynı tuzak geçerlidir: m. 636/3 uyarınca mahkeme, fesih yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenerek şirketten çıkarılmasına karar verebilir.

Terkin ve terkinden sonra süren yükümlülükler

Tasfiye sona erdiğinde tasfiye memurları ticaret unvanının sicilden silinmesini müdürlükten ister; silinme de tescil ve ilan olunur (m. 545/1). 2016’da eklenen bir sonuç uygulamada işe yarar: Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre tasfiye edilen şirketler bakımından İcra ve İflas Kanunu’nun ticareti terk eden borçluya ilişkin m. 44 ve m. 337/a hükümleri uygulanmaz.

Vergi dosyası aynı gün kapanmaz. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 162 (tam metin) tasfiye ve iflas hâllerinde mükellefiyetin, vergi ile ilgili muameleler tamamen sona erinceye kadar devam edeceğini düzenler ve tasfiye memurlarına hem tasfiye kararını hem de tasfiyenin kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı bildirme yükümlülüğü getirir. Şirketlerin işi bırakma bildirimleri, VUK m. 168 uyarınca olayın vukuu tarihinden itibaren bir ay içinde yapılır. İki hüküm daha bu tabloyu tamamlar. VUK m. 161’e göre işi bırakma, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesidir; işlemlerin geçici olarak durdurulması işi bırakma sayılmaz, dolayısıyla faaliyeti askıya almak tasfiyenin yerini tutmaz. VUK m. 160 ise mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edilmesinin, mükellefin işi bırakmasından önceki döneme ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağını açıkça söyler. Kısacası sicil kaydının silinmesi, geçmiş dönem beyan ve ödeme yükümlülüklerini geriye dönük olarak temizlemez. Belge saklama ise şirketten sonra da devam eden iki ayrı süreye tabidir: VUK m. 253 uyarınca ilgili bulundukları yılı izleyen yıldan başlayarak beş yıl, TTK m. 82 uyarınca on yıl. On yıllık süre bakımından şu ayrıntı önemlidir: tüzel kişiliğin sona ermesi hâlinde defter ve belgeler on yıl süreyle sulh mahkemesi tarafından saklanır.

Terkinden sonra iki kapı da açık kalır. TTK m. 547’deki ek tasfiye, tasfiyenin kapanmasından sonra başka tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurlarına, yönetim kurulu üyelerine, pay sahiplerine veya alacaklılara şirketin yeniden tescilini asliye ticaret mahkemesinden isteme imkânı verir; Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 89/2 uyarınca şirket bu tescille tüzel kişiliğini yeniden kazanır ve organları kendiliğinden görevine başlar. TTK m. 548 ise genel kurula, şirketi sona erdirmek yerine devam ettirme kararı alma imkânı tanır; ancak bu kapı göründüğünden dardır. Devam kararı yalnızca şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermişse, yalnızca pay sahipleri arasında malvarlığının dağıtımına henüz başlanılmamışken ve sermayenin en az yüzde altmışının oyuyla alınabilir; esas sözleşme bu nisabı ağırlaştırabilir. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 88, bu kararın tescili için tasfiye memurlarının pay sahiplerine dağıtımın henüz başlamadığını belirten bir raporunu arar; yani tasfiyeden dönme, dağıtımın başladığı an kapanan bir kapıdır. Tasfiye sırasında pay sahipleri ile tasfiye memurları arasında çıkan uyuşmazlıklar basit yargılama usulüne göre görülür ve mahkeme otuz gün içinde karar verir (m. 546).

Sıralamayı doğru işletmenin pratik sebebi şudur: sicilden silinen şirket tüzel kişi olarak ortadan kalkar, onunla birlikte taraf ehliyeti de sona erer (HMK m. 50); böyle bir şirkete karşı dava açmak zorunda kalan alacaklının önündeki kanuni yol, önce TTK m. 547 uyarınca şirketin yeniden tescilini istemektir. Bu nedenle iyi kapatmak, aslında dosya kapanmadan dosyayı bitirmektir — şirketin kuruluş aşamasında ve aradaki bütün şirketler hukuku işlerinde geçerli olan disiplinin aynısı; kapanış sırasında ve sonrasında doğan uyuşmazlıklar ise şirket çıkışı, tasfiye ve ihya başlığının konusudur.

Sıkça sorulan sorular

Türkiye'de bir şirketin kapanması ne kadar sürer?

Kanun ortalama bir süre değil, bir alt sınır koyar. TTK m. 541 uyarınca alacaklılara yapılan üç çağrı birer hafta arayla yayımlandığı için yalnızca ilan aşaması yaklaşık iki haftayı bulur; m. 543/2 ise üçüncü ilan tarihinden itibaren üç ay geçmeden kalan varlığın dağıtılmasını yasaklar. Başta feshin tescili, sonda son bilançoyu onaylayan genel kurul eklendiğinde, hiçbir engelle karşılaşmayan bir tasfiye haftalarla değil aylarla ölçülür. Önce bitirilmesi gereken her iş -- tahsil edilecek bir alacak, feshedilecek bir kira sözleşmesi, satılacak bir taşınmaz, henüz kapanmamış bir vergi incelemesi -- kendi takvimiyle ilerler. Üç aylık bekleme süresi tasfiye memurlarının anlaşmasıyla kısaltılamaz; yalnızca asliye ticaret mahkemesi, alacaklılar bakımından tehlike bulunmadığına kanaat getirirse buna izin verebilir.

Ortaklar sadece kapatma kararı alıp bir form verebilir mi?

Hayır. Tasfiyeyi atlayan idari bir kapatma yolu yoktur. Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesindeki basitleştirilmiş terkin imkânı, belirli münfesih ve faaliyetsiz şirketlerin olağan tasfiye usulü işletilmeden sicilden silinmesine izin veriyordu; ancak yalnızca 1 Temmuz 2015 tarihine kadar tespit edilen veya bildirilen durumları kapsıyordu ve hakkında dava derdest olan şirketlere hiçbir zaman uygulanmıyordu. İflas dışındaki yol bugün TTK m. 529-548'de yazılıdır: aranan nisapla alınmış bir fesih kararı, tescil, tasfiye memurlarının atanması, alacaklılara çağrı, aktifin paraya çevrilmesi ve borçların ödenmesi, son bilanço ve nihayet ticaret unvanının sicilden silinmesi istemi.

Tasfiye memurunun Türk vatandaşı olması zorunlu mu?

Hepsinin değil, ama en az birinin. TTK m. 536/4, temsile yetkili tasfiye memurlarından en az birinin Türk vatandaşı olmasını ve yerleşim yerinin Türkiye'de bulunmasını arar. Mahkemeden atama yolu ise m. 537/3'te daha dar çizilmiştir ve iki koşul birlikte aranır: şirketi temsile yetkili tasfiye memurlarından hiçbiri Türk vatandaşı değilse ve hiçbirinin Türkiye'de yerleşim yeri bulunmuyorsa, pay sahiplerinden biri, bir alacaklı ya da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı mahkemeden bu şarta uygun birinin tasfiye memuru olarak atanmasını isteyebilir. Sermayesinin tamamı yurt dışından gelen şirketler bakımından bu bir engel değil bir planlama başlığıdır: şart tasfiye memuruna bağlıdır, pay sahiplerine değil ve çoğunlukla fesih kararının alındığı genel kurulda birlikte çözülür.

İlanı görmeyen alacaklının durumu ne olur?

Kanun bu soruyu iki adımda cevaplar. Şirketin defter ve belgelerinden ya da diğer kayıtlarından alacaklı oldukları anlaşılan ve yerleşim yerleri bilinen kişilere taahhütlü mektup gönderilir; ilanlar diğer alacaklılar içindir. Bilinen bir alacaklı buna rağmen başvurmazsa TTK m. 541/2 alacağı sona erdirmez; alacak tutarı Bakanlıkça belirlenen bir bankaya depo edilir. Henüz muaccel olmamış ya da hakkında uyuşmazlık bulunan borçlar için m. 541/3 noterde tevdi öngörür; bu yükümlülük, borç için yeterli teminat gösterilmişse veya ortaklara yapılacak dağıtım bu borcun ödenmesi şartına bağlanmışsa aranmaz. Bu kurallara aykırı dağıtım yapan tasfiye memurları ödedikleri tutardan şahsen sorumlu olur.

Şirketin borçları malvarlığından fazlaysa yine bu yolla kapatılabilir mi?

Hayır; tasfiye memuru sorumluluğu çoğunlukla tam bu noktada başlar. TTK m. 542/1-c, şirketin borçlarının malvarlığından fazla olduğunun anlaşılması hâlinde tasfiye memurlarının durumu derhâl şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine bildirmesini ve mahkemenin iflasın açılmasına karar vermesini emreder. Olağan tasfiye, borç ödemeye yeterli bir malvarlığını varsayar. İşletme zorlanmakla birlikte kurtarılabilir durumdaysa konkordato, kendi korumaları olan ayrı bir yoldur ve iki seçenek arasındaki tercih bilanço soruyu dayatmadan önce yapılmalıdır.

Sicilden silinmiş bir şirket yeniden canlandırılabilir mi?

Evet, birbirinden farklı iki hâlde. TTK m. 547 ek tasfiyeyi düzenler: tasfiyenin kapanmasından sonra başka tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri ya da alacaklılar şirketin yeniden tescilini asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 89/2 uyarınca şirket bu tescille tüzel kişiliğini yeniden kazanır ve organları kendiliğinden görevlerine başlar. Bundan ayrı olarak TTK m. 548, şirket sürenin dolmasıyla veya genel kurul kararıyla sona ermişse ve pay sahipleri arasında malvarlığının dağıtımına henüz başlanılmamışsa, sermayenin en az yüzde altmışının oyuyla tasfiyeden dönülmesine imkân verir. Sicilden silinmiş şirketin taraf ehliyeti bulunmadığından (HMK m. 50, m. 114/1-d), böyle bir şirkete karşı dava açmak isteyen alacaklının yolu, önce TTK m. 547 uyarınca şirketin ek tasfiye için yeniden tescilini istemektir.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

İlgili hukuki rehberler ve yayınlar

  1. Ticaret Sicilinden Terkin Edilen Şirketin İhyası: Yeniden Tescil Davası (TTK m. 547)
  2. Türkiye'de Adi Ortaklık Olarak Ortak Girişim: Katılım Payı, Yönetim, Sorumluluk ve Ayrılma (TBK m. 620-645)
  3. İki Gün / Sekiz Gün mü, Makul Süre mi: TTK m. 23/1-c ile CISG m. 38-39'un Çatışması
  4. Türk Ticaret Kanunu (6102 Sayılı Kanun) Rehberi: Yapısı, Şirket Türleri ve Ortaklık Uyuşmazlıklarını Belirleyen Hükümler
  5. Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İbra ve Sorumluluk Davaları (TTK m. 553)
  6. Limited Şirkette Pay Devrinin Geçerlilik Şartları: Noter, Genel Kurul ve Sicil Zinciri (TTK m.595)
  7. İngiltere'deki Mirasçılar ve Türkiye'deki Taşınmaz: Probate Neden Yetmez, İngiliz Vasiyetnamesi ve Mirasçılık Belgesi
  8. Almanya'daki Mirasçılar ve Türkiye'deki Taşınmaz: 1929 Tereke Hükümleri, Erbschein ve Türk Mirasçılık Belgesi
  9. ABD'deki Mirasçılar için Türkiye'de Miras ve Tapu İntikali: Probate Belgeleri, ABD Vasiyetnamesi ve Mirasçılık Belgesi
  10. 120 Günlük Ödeme Vadesi Ne Zaman Geçersiz: TTK m.1530/5-7 ve Ağır Haksızlık Denetimi

Tüm rehberler

İlgili hizmet alanları

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası