Daha uzun bir vade yalnızca çok dar koşullarda ayakta kalır.
Türkiye’de iki ticari işletme arasında kararlaştırılan altmış günlük bir ödeme vadesi geçerlidir; yüz yirmi günlük bir vade ise kural olarak değildir. Bunun nedeni takdirî değil yapısaldır: Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK, 6102 sayılı Kanun) 1530’uncu maddesinin beşinci fıkrası, ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedarikinde sözleşmeyle kararlaştırılabilecek azami ödeme süresini altmış gün olarak belirler ve daha uzun bir süreye ancak üç koşulun aynı anda gerçekleşmesi hâlinde izin verir. Kayıt bu denetimden geçemediğinde sonuç, alıcının zamanında ödeme yükümlülüğünden kurtulması değildir; tam tersidir. Sözleşme, hiç ödeme günü kararlaştırılmamış gibi okunur ve devreye TTK m.1530/4’teki yasal süre girer: alıcı, satıcının herhangi bir ihtarına gerek kalmaksızın faturanın ya da teslimin üzerinden otuz gün geçmesiyle temerrüde düşer.
Bu tersine dönme, sözleşme kurgusunu ticari açıdan ciddi bir mesele hâline getirir. Yüz yirmi günlük vadeyle bağlı olduğunu düşünen bir tedarikçi aslında otuz birinci günden itibaren faize hak kazanmış olabilir; işletme sermayesini o vadeye göre planlayan alıcı ise üç ay boyunca farkında olmadan kanuni gecikme faizi biriktiriyor olabilir. Aşağıda TTK m.1530 fıkra fıkra ele alınıyor ve maddenin bertaraf ettiği Türk Borçlar Kanunu (TBK, 6098 sayılı Kanun) temerrüt kurallarıyla birlikte okunuyor. Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu metinleri resmî mevzuat bilgi sisteminde yayımlanmaktadır.
1. Tavan ve Sürenin Başladığı An
TTK m.1530/5 azami süreyi tek bir cümlede belirler: sözleşmede öngörülen ödeme süresi, faturanın veya eş değer ödeme talebinin ya da mal veya hizmetin alındığı yahut mal veya hizmetin gözden geçirme ve kabul usulünün tamamlandığı tarihten itibaren en fazla altmış gün olabilir.
Bundan iki sözleşmesel sonuç çıkar. Tavan, sözleşme veya sipariş tarihinden değil bir olaydan itibaren ölçülür; dolayısıyla “sipariş tarihinden itibaren 60 gün” biçimindeki bir kayıt kanunun öngördüğü kayıt değildir ve üretim ile sevkiyat süreleri eklendiğinde fiilî vadeyi sınırın ötesine taşıyabilir. İkincisi, mal gözden geçirme ve kabule tabi ise süre bu usulün tamamlanmasıyla başlar; bu nedenle muayene süresinin uzunluğu kanunda ayrıca sınırlanmıştır ve aşağıda ayrı bir başlıkta ele alınmaktadır.
Müzakerelerin çoğu, tavandan sonra gelen cümle üzerinde döner. Fıkra, alacaklı aleyhine ağır bir haksız durum yaratmamak koşuluyla ve açıkça anlaşmak suretiyle tarafların daha uzun bir süre öngörebileceklerini söyler. Hemen ardından bu izni sınırlayan cümle gelir: alacaklının küçük yahut orta ölçekli işletme (KOBİ) veya tarımsal ya da hayvansal üretici olduğu yahut borçlunun büyük ölçekli işletme sıfatını taşıdığı hâllerde ödeme süresi altmış günü aşamaz.
Lafza bağlı kalındığında uzatma imkânı yalnızca alacaklının KOBİ veya üretici olmadığı ve borçlunun büyük ölçekli işletme sayılmadığı ilişkilerde vardır. Bu, tedarik müzakerelerinde varsayılandan çok daha dar bir kapıdır ve beklenmedik bir yöne işaret eder: uzatılmış vade hukuken esas olarak tedarikçinin büyük, alıcının küçük olduğu ilişkilerde mümkündür — yani uzun vadenin fiilen talep edildiği tablonun tam tersinde.
| Alacaklı (tedarikçi) | Borçlu (alıcı) | Uygulanabilir azami sözleşmesel vade | Dayanak |
|---|---|---|---|
| KOBİ ya da tarımsal/hayvansal üretici | Herhangi biri | 60 gün | m.1530/5, son cümle |
| Herhangi biri | Büyük ölçekli işletme | 60 gün | m.1530/5, son cümle |
| KOBİ ya da tarımsal/hayvansal üretici değil | Büyük ölçekli işletme değil | Açıkça anlaşılmışsa ve alacaklı aleyhine ağır haksız durum yoksa 60 günün üzeri | m.1530/5, ikinci cümle |
| Herhangi biri | Herhangi biri | Sözleşmede uzatmaya dair açık kayıt yoksa 60 gün | m.1530/5, birinci cümle |
Kimin KOBİ sayılacağı izlenime bırakılmamıştır. TTK m.1522, küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri tanımlayan ölçütlerin yönetmelikle belirleneceğini ve bu ölçütlerin Kanunun ilgili tüm hükümlerine uygulanacağını, m.1523/1 ise bu ölçütlerin üzerindeki sermaye şirketlerinin büyük sermaye şirketi sayılacağını düzenler. KOBİ Yönetmeliği KOBİ’yi, yıllık çalışan sayısı iki yüz elli kişiden az olan ve yıllık net satış hasılatı ya da mali bilançosundan herhangi biri yürürlükteki parasal eşiği aşmayan işletme olarak tanımlar; bu eşik en son 18 Mart 2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile yükseltilmiştir. Yönetmeliğin 6’ncı maddesi bir denge unsuru ekler: işletme, bir ölçütü birbirini takip eden iki hesap döneminde aştığında veya kaybettiğinde sınıf değiştirir. Dolayısıyla tek bir güçlü yıl, karşı tarafın sıfatını sözleşme yürürlükteyken değiştirmez.
2. Aykırı Vade Silinmez, Yerine Yasal Süre Konur
TTK m.1530 hakkındaki en yaygın yanlış okuma, aşırı uzun bir ödeme vadesinin basitçe batıl olduğu ve tarafların yerine ne konacağını tartışmaya bırakıldığıdır. Kanun bu soruyu kendisi cevaplar. TTK m.1530/4, iki hâli yan yana koyar: sözleşmede ödeme günü veya süresi belirtilmemişse ya da belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise. Her iki hâlde de borçlu, olayların sırasına uyan aşağıdaki otuz günlük sürelerden birinin sonunda ihtara gerek olmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:
- faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasından itibaren otuz gün;
- faturanın alınma tarihi belirsizse malın veya hizmetin teslim alınmasından itibaren otuz gün;
- borçlu faturayı teslimden önce almışsa teslim tarihinden itibaren otuz gün;
- kanunda veya sözleşmede bir gözden geçirme ya da kabul usulü öngörülmüşse ve borçlu faturayı bu usulün tamamlandığı tarihte veya öncesinde almışsa, bu tarihten itibaren otuz gün.
Yani yüz yirmi günlük bir kayıt alıcıya yüz yirmi gün kazandırmadığı gibi ortada bir boşluk da bırakmaz: vadeyi, olağan kanuni tavanın kabaca yarısına indirir. Bu, Türk ticaret mevzuatında aşırıya kaçan bir sözleşme pozisyonunun onu yazan tarafın kendi durumunu esaslı biçimde kötüleştirdiği sayılı yerlerden biridir ve sonraki uyuşmazlığa değil, müzakere masasına ait bir konudur. Bir tedarik ilişkisi sıfırdan kurgulanırken ödeme kaydı, ticari sözleşmeler alanındaki diğer risk dağıtım hükümleriyle birlikte ele alınmalıdır.
Sözleşmenin bütün olarak ayakta kalmasının yapısal bir gerekçesi de vardır. TTK m.1530/1, ticari hükümlerle yasaklanmış işlemler ile şartların batıl olduğunu söyler; ancak devamında, kanunun ya da yetkili makamların koyduğu en yüksek sınırı aşan sözleşmelerin bu sınır üzerinden yapılmış sayılacağını ve bu sınırlar içinde TBK m.27/2’nin ikinci cümlesinin — geçersiz hüküm olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamının hükümsüz olacağı kuralının — uygulanmayacağını ekler. TTK m.1530’un varsayılan tepkisi bu nedenle yıkım değil, düzeltmedir.
3. İhtarsız Temerrüt, Kayıtsız Faiz
Tahsilatın pratik dinamiğini değiştiren fıkra m.1530/2’dir. Ticari işletmeler arasındaki mal ve hizmet tedariki işlemlerinde, alacaklı kanundan ya da sözleşmeden doğan tedarik borcunu ifa etmişse, borçlu sözleşmede öngörülen tarihte veya belirtilen ödeme süresinde ödemeyi yapmadığı takdirde ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer. Fıkra kendi içinde tek bir istisna taşır: borçlunun gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller.
Bu, genel rejimden bilinçli bir sapmadır. TBK m.117/1 olağan kuralı koyar: muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer; ikinci fıkra, ifa günü taraflarca birlikte belirlenmişse o günün geçmesiyle temerrüdün doğacağını ekler. TTK m.1530/2 ise ihtar şartını ticari tedarik ilişkilerinin tamamı bakımından kaldırır; böylece tedarikçi, ihtarname göndermemiş olmak yüzünden faiz kaybetmez.
Faiz yönünü ise m.1530/3 tamamlar: alacaklı, sözleşmede öngörülen tarihi ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, faiz şart edilmemiş olsa bile temerrüt faizine hak kazanır. Sözleşmedeki sessizlik bu nedenle bir taviz değildir; yalnızca kanunun belirlediği orana yapılmış bir yollamadır.
4. Kanunun Uygulamayacağı Kayıtlar
TTK m.1530/6, sözleşme tekniğinde sık başvurulan üç aracı aynı anda devre dışı bırakır. Gecikme faizi ödenmeyeceğini, ağır derecede haksız sayılacak kadar az faiz ödeneceğini ya da borçlunun geç ödemeden doğan alacaklı zararından sorumlu olmayacağını yahut sınırlı biçimde sorumlu olacağını öngören sözleşme hükümleri geçersizdir. Fıkra, açtığı boşluğu hemen kapatır: geçersizlik durumunda yedinci fıkra uygulanır.
Yedinci fıkra fiyatlandırma mekanizmasıdır. Geç ödemelerde uygulanacak temerrüt faizi oranı sözleşmede öngörülmemişse veya ilgili hükümler geçersizse, uygulanacak oran ile alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl ocak ayında ilan edilir. Kanun bu ilanı da sınırlar: oran, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca ticari işlere uygulanan gecikme faizi oranından en az yüzde sekiz fazla olmalıdır; anılan Kanunun 2’nci maddesinin ikinci fıkrası, Merkez Bankası’nın kısa vadeli avanslar için uyguladığı oranın daha yüksek olması hâlinde ticari işlerde temerrüt faizinin bu oran üzerinden istenebileceğini düzenler. Rakamlar her yıl değiştiği için oran ve tutar yürürlükteki ilandan alınmalıdır; hâlihazırda 2 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Mal ve Hizmet Tedarikinde Geç Ödemelerde Uygulanacak Temerrüt Faiz Oranı ve Alacağın Tahsili Masrafları İçin Talep Edilebilecek Asgari Giderim Tutarı Hakkında Tebliğ geçerlidir.
| Sözleşmesel kayıt | TTK m.1530 karşısındaki durumu | Yerine ne geçer |
|---|---|---|
| Kanuni engel varken 60 günü aşan ödeme vadesi | Beşinci fıkraya aykırı | Dördüncü fıkradaki 30 günlük yasal süre |
| "Gecikme faizi işlemez" kaydı | Geçersiz (altıncı fıkra) | Yedinci fıkra uyarınca ilan edilen oran |
| Sembolik ya da ağır derecede haksız düşük faiz oranı | Geçersiz (altıncı fıkra) | Yedinci fıkra uyarınca ilan edilen oran |
| Geç ödeme zararından sorumsuzluk veya sorumluluk sınırlaması | Geçersiz (altıncı fıkra) | Yedinci fıkra uyarınca ilan edilen oran |
| Alacaklı aleyhine ağır haksızlık oluşturan, 30 günü aşan gözden geçirme süresi | İndirilir (dördüncü fıkra, (d) bendi) | Teslimden itibaren 30 günlük gözden geçirme süresi |
| Alacaklının KOBİ ya da tarımsal/hayvansal üretici, borçlunun büyük ölçekli olduğu hâlde taksitle ödeme | Geçersiz (sekizinci fıkra) | Olağan ödeme süresi rejimi |
Faizin ötesinde genel temerrüt kuralları da işlemeye devam eder. TBK m.118, temerrüde düşen borçluyu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe gecikmeden doğan zararı gidermekle yükümlü tutar; m.122 ise alacaklının temerrüt faizini aşan bir zarara uğraması hâlinde, borçlu hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe bu aşkın zararın da giderileceğini söyler. TBK m.120/2, sözleşmeyle kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranının aynı maddenin birinci fıkrasına göre belirlenen oranın yüzde yüz fazlasını aşamayacağı sınırını koyar; bu tavan, tedarikçinin geç ödemeyi savunma amacıyla değil caydırıcılık amacıyla fiyatlandırmaya çalıştığı hâllerde önem kazanır.
5. Gözden Geçirme Süresi: Altmış Günün Sessizce Uzadığı Yer
Ödeme saati gözden geçirme ve kabulün tamamlanmasıyla başlayabildiği için, kanuna uygun altmış günlük bir vadeyi fiilen çok daha uzun bir süreye dönüştürmenin en doğal yolu uzun bir kabul usulüdür. TTK m.1530/4’ün (d) bendi bu manevrayı öngörür. Kanunda veya sözleşmede gözden geçirme ya da kabul usulü varsa ve borçlu faturayı bu usulün tamamlandığı tarihte veya öncesinde almışsa otuz günlük süre bu tarihten işler; bent hemen ardından “şu kadar ki” ifadesiyle bir kayıt ekler: sözleşmede öngörülen gözden geçirme veya kabul süresi malın ya da hizmetin alınmasından itibaren otuz günü aşıyor ve bu durum alacaklı aleyhine ağır bir haksızlık oluşturuyorsa, gözden geçirme süresi otuz gün kabul edilir.
Her iki koşul da aranır. Kırk beş günlük bir kabul süresi kendiliğinden kısalmaz; somut olayda uzunluğu alacaklı aleyhine ağır bir haksızlık da oluşturuyorsa kısalır. Bu nedenle tedarikçiler kabul kaydını bir kalite kontrol ayrıntısı olarak değil, ödeme kaydının parçası olarak değerlendirmelidir; yalnızca ödemeyi ertelemek için kurgulanmış bir muayene süresi ise bendin hedeflediği tipik durumdur.
TTK m.1530/8 aynı mantığı taksitli ödemeye taşır. Bedelin taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı hâllerde, ödeme sürelerine ilişkin hükümler birinci taksit bakımından uygulanır ve her taksitin ödenmeyen kısmına yedinci fıkradaki oran üzerinden gecikme faizi işler. Alacaklının küçük veya orta büyüklükte işletme yahut tarımsal ya da hayvansal üretici, borçlunun ise büyük ölçekli işletme olduğu hâllerde taksitle ödemeyi öngören sözleşme hükümleri tümüyle geçersizdir — yaygın bir tedarik yapısını piyasanın önemli bir bölümünde sessizce ortadan kaldıran bir kural.
6. Kaydı Kurmak ve Çevresindeki Hükümler
Bunların hiçbiri Türk ticaret uygulamasının olağan ispat kurallarından ayrı işlemez. TTK m.3, Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiilleri ticari iş sayar; m.19/2 ise taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmelerin, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılacağını söyler. Yasal sürelerin tamamı faturanın ya da malın alınmasından işlediği için belirleyici delil fatura zinciridir; TTK m.21/2 aynı noktayı diğer yönden pekiştirir: bir faturayı alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa içeriği kabul etmiş sayılır.
Ayakta kalan bir ödeme kaydı bu nedenle dört işi birden yapar: süreyi başlatan olayı kesin biçimde tanımlar, tarafların ölçekleri karşısında gerçekten seçebilecekleri bir süreyi seçer, teknik bir zorunluluk yoksa gözden geçirme süresini otuz günün içinde tutar ve faizi bir varlık meselesi değil bir oran meselesi olarak ele alır. Aynı disiplin, tedarik, distribütörlük ve çerçeve sözleşmelerinin gerektirdiği ticaret hukuku çalışmasının bütününde geçerlidir ve distribütörlük ile acentelik sözleşmelerinin sona ermesi ve denkleştirme tazminatı üzerine incelememizde ele alınan fesih ekonomisiyle doğrudan bağlantılıdır; birikmiş geç ödemeler sıklıkla feshin kendisini tetikleyen sebep hâline gelir.
Sözleşme aykırı bir kayıt altında zaten uygulanmışsa tartışma belgesel bir tartışmaya dönüşür: fatura ne zaman alınmıştır, mal ne zaman teslim edilmiştir, kabul ne zaman tamamlanmıştır ve dolayısıyla otuz günlük yasal süre ne zaman işlemeye başlamıştır. Bu nitelikteki uyuşmazlıklar sözleşmedeki sayıdan çok evrak akışına dayanır ve sözleşme kurgusu aşamasında değil, ticari uyuşmazlık ve tahkim alanında karşımıza çıkar. TTK m.1530’u ele almanın daha ekonomik anı imzadan öncedir; tarafların sıfatlarının kayıttaki sayıyı hâlâ değiştirebildiği andır.
Bu yazı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu bakımından 9 Eylül 2026 tarihindeki durumu yansıtır. Mevzuat hakkında genel bilgilendirme niteliğindedir ve somut bir işleme ilişkin değerlendirme içermez.