Türkiye’de tescilsiz bir tasarım, kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıl korunur ve bu koruma ancak ilk sunumun Türkiye’de yapılmış olması hâlinde doğar. Üç yıl boyunca da hak, tescilli tasarımın hakkından dardır: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 59 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca üçüncü kişilerin kullanımı yalnızca tasarımın kopyalanması hâlinde engellenebilir; aynı fıkra, korunan tasarımın daha önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcının bağımsız yaratımını kopyalama saymaz.
Kısa bir süre, sürenin başlamasına bağlanan ülkesellik şartı ve ispat yükü davacıda olan bir kopyalama şartı bir araya gelince, tescilsiz korumanın bir strateji değil bir emniyet ağı olduğu görülür. Sezonluk koleksiyonlarda, alıcılara gösterilen numunelerde ve ticari ömrü tescil sürecinden kısa ürünlerde gerçekten işe yarar. Dördüncü yılda hâlâ satılacak bir üründe ise tescilin yerini tutmaz. Başvuru tarafındaki tablo endüstriyel tasarım koruması sayfasında, daha genel çerçeve ise fikri mülkiyet sayfasında ele alınmaktadır.
Üç yıllık süre ve süreyi başlatan an
Kanun m.55/4 ayrımın tamamını tek cümlede kurar: tasarım, bu Kanun hükümleri uyarınca tescil edilmişse tescilli tasarım, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuşsa tescilsiz tasarım olarak korunur. Buradaki ülkesellik ifadesi süs değildir. Önce bir Avrupa fuarında, sonra İstanbul’da gösterilen bir koleksiyon, sonraki İstanbul teşhiri sayesinde Türk tescilsiz tasarım hakkını kazanmaz; çünkü ilk kamuya sunum başka bir ülkede gerçekleşmiştir.
Kamuya sunmanın ne olduğu m.57/1’de tanımlanır: sergileme, satış gibi yollarla piyasaya sürme, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetler. Aynı fıkranın ikinci cümlesi ise beklenen istisnayı koyar — gizlilik şartıyla üçüncü bir kişiye yapılan açıklama kamuya sunma sayılmaz. İmzalı bir gizlilik sözleşmesi altında alıcıya gösterilen tasarım bu nedenle süreyi başlatmaz; bu iki yönlü çalışır: tasarım kamuya sunulmuş sayılmadığı için yeniliğini korur, ama tescilsiz hak da doğmaz.
Süreyi m.69/2 verir: kamuya ilk sunumdan itibaren üç yıl. Maddenin geri kalanındaki yenileme düzeni yalnızca tasarım tescilinden söz ettiğinden, yenilenecek bir şey ve başvurulacak bir uzatma yolu yoktur. Üç yıl sessizce işler ve hak sahibinin kopyayı fark ettiği günden değil, kamuya sunum tarihinden başlar.
Yenilik ve ayırt edici nitelik de aynı ana göre değerlendirilir. m.56/4-b, tescilsiz tasarımda aynısının, kamuya ilk sunulduğu tarihten önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olmasını arar ve yalnızca küçük ayrıntılarda farklılık gösteren tasarımları aynı sayar. m.56/5-b, bilgilenmiş kullanıcı üzerinde bıraktığı genel izlenim ölçütünü yine aynı tarihe bağlar. m.56/6 ise değerlendirmede seçenek özgürlüğünün derecesinin dikkate alınmasını ister; kalabalık ürün kategorilerinde hakkın dar çıkmasının teknik açıklaması budur.
| Konu | Tescilsiz tasarım | Tescilli tasarım |
|---|---|---|
| Hak nasıl doğar | Türkiye'de kamuya ilk sunum (m.55/4) | TÜRKPATENT'e başvuru ve tescil (m.55/4, m.61) |
| Koruma süresi | Kamuya ilk sunumdan itibaren üç yıl, yenileme yok (m.69/2) | Başvurudan itibaren beş yıl, yirmi beş yıla kadar yenilenebilir (m.69/1) |
| Yenilik değerlendirme tarihi | Kamuya ilk sunum tarihi (m.56/4-b, m.56/5-b) | Başvuru veya rüçhan tarihi (m.56/4-a, m.56/5-a) |
| Üçüncü kişilere karşı kapsam | Yalnızca tasarımın ya da genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanması hâlinde (m.59/2) | m.59/1'deki bütün fiiller; davalının kopyalayıp kopyalamadığına bakılmaz |
| Bağımsız yaratım | Önceki kamuya sunumu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan tasarımcı bakımından tam savunma (m.59/2) | Savunma değildir |
| Dava ehliyeti | Tasarım m.57'ye göre kamuya sunulunca doğar (m.81/4) | Tescil ve yayımla doğar; tecavüz eden başvurudan haberdar edilmişse ya da kötüniyeti hükme bağlanmışsa yayımdan önce de doğar (m.81/2) |
| Hükümsüzlük davasının muhatabı | Hak sahibi olduğunu iddia eden kişi (m.78/5) | Sicilde kayıtlı hak sahibi (m.78/4) |
Kopyalama şartı: hakkın dürüstçe anlatılmış sınırı
m.59/1, tasarım sahibinin engelleyebileceği fiilleri sayar: üretmek, piyasaya sunmak, satmak, ithal etmek, ticari amaçla kullanmak, bu amaçlarla elde bulundurmak veya ürüne ilişkin sözleşme yapmak için öneride bulunmak. m.59/2 ise bunların tamamını tescilsiz tasarım bakımından daraltır. Bu fiilleri engelleme hakkı yalnızca korunan tasarımın aynısının ya da genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde tanınır. Hemen ardından gelen cümle ise davalıların büyük çoğunluğunun ileri süreceği savunmayı kanunlaştırır: korunan tasarımın kendisininkinden önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcının bağımsız olarak yaptığı tasarım kopyalanmış sayılmaz.
Bunun pratik sonucu şudur: tescilsiz tasarım davasında salt benzerlik kazandırmaz. İşin ağırlığını erişim delilleri taşır — karşı tarafa gönderilmiş numune, önceki tedarik ilişkisi, ortak fabrika, davalının lansmanından önce sektörde dolaştığı gösterilebilen katalog. Kanun da bu yöndedir: m.59/2’nin ikinci cümlesi uyarınca, korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcının bağımsız olarak yaptığı tasarım kopyalanmış kabul edilmez. Davacı ayrıca biçimi ilk kez Türkiye’de kamuya sunanın kendisi olduğunu (m.55/4) ve biçimin o tarihte yeni ve ayırt edici olduğunu (m.56/4-b ve m.56/5-b) göstermek zorundadır; biçim o tarihten önce piyasada zaten dolaşıyorsa bu şartlar karşılanmaz.
Aynı dürüst çerçeveye iki sınır daha aittir. m.58/4, ürünün teknik fonksiyonunun zorunlu kıldığı görünüm özelliklerini ve başka bir ürüne mekanik olarak monte edilebilmesi ya da bağlanabilmesi için belirli biçim ve boyutlarda üretilmesi zorunlu görünüm özelliklerini, tasarım tescilli olsun olmasın koruma dışında bırakır. Bu kuralın da bir istisnası vardır: m.58/5 uyarınca modüler bir sistemde birbirine bağlanmayı sağlayan tasarımlar, m.56’daki yenilik ve ayırt edicilik şartlarını karşılıyorsa korunur. m.59/3 ise ticari olmayan özel amaçlı fiilleri, deneme amaçlı fiilleri ve ticari uygulamadaki dürüstlük kurallarıyla bağdaşmak, tasarımın normal kullanımını gereksiz şekilde tehlikeye sokmamak ve kaynak göstermek şartlarıyla eğitim veya referans amaçlı çoğaltmaları hakkın kapsamı dışına çıkarır.
Kanun’da bir üç yıl daha geçer ve ikisi karıştırılmamalıdır. m.59/4, bileşik ürünün görünümüne bağımlı parçalarda, bu parçanın ürüne orijinal görünümünü yeniden kazandırmak üzere onarım amacıyla kullanılmasını, ürünün piyasaya ilk sürüldüğü tarihten üç yıl sonra tecavüz saymaz. Buradaki üç yıl koruma süresi değildir; yedek parça piyasasına ilişkin ayrı bir sınırlamadır ve tescilli tasarımlar için de geçerlidir.
Fuarlar: sergi rüçhanı ve on iki aylık hoşgörü süresi
Tescilsiz korumaya en çok fuarlarda başvurulur; oysa Kanun tam da orada daha iyi bir araç sunar. m.62/5 uyarınca, tasarımı ya da tasarımın uygulandığı ürünü Türkiye’de açılan ulusal veya uluslararası sergilerde ya da Paris Sözleşmesi’ne veya Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması’na taraf devletlerde açılan resmî yahut resmî olarak tanınan uluslararası sergilerde teşhir eden kişi, teşhir tarihinden itibaren altı ay içinde Türkiye’de başvuru yapma konusunda rüçhan hakkından yararlanır. m.62/6, ürünün resmî açılış tarihinden önce görünür şekilde teşhir edilmesi hâlinde bu başlangıcı öne çeker. m.62/7 ise aynı veya benzer ürün için birden çok başvuru yapılmışsa önceliği ürünü sergiye ilk koyana, aynı anda konulmuşsa ilk başvurana tanır.
Kolayca gözden kaçan iki şart vardır. m.63/1, rüçhan talebinin başvuruyla birlikte yapılmasını ve dayanak belgelerin başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde Kuruma verilmesini arar; verilmezse talep yapılmamış sayılır. m.63/4 ise açıkça, sergilerdeki teşhirden doğan rüçhan hakkının m.62/1’e göre verilen rüçhan süresini uzatmadığını belirtir. Buradaki m.62/1, sergi rüçhanından ayrı bir rüçhan türüdür: Paris Sözleşmesi’ne ya da Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması’na taraf devletlerden birinin uyruğunda olan ya da bu devletlerden birinde yerleşim yeri veya işler durumda ticari müessesesi bulunan kişiler ile halefleri, bu devletlerden herhangi birinde usulüne uygun olarak yaptıkları tasarım ya da faydalı model başvurusunun tarihinden itibaren altı ay süreyle aynı tasarım için Türkiye’de başvuru yapma önceliğinden yararlanır; bu süre içinde kullanılmayan rüçhan hakkı düşer ve haktan yararlanabilmek için ilk başvurunun yapıldığı devletin yetkili makamından rüçhan hakkı belgesi alınması şarttır. İki rüçhan aynı altı ayı paylaşır; sergi rüçhanı bu süreyi ikiye katlamaz. Ayrıca m.62/5, sergi rüçhanını herkese değil, Kanun’un 3 üncü maddesinde tanımlanan kişilere tanır.
Bundan ayrı olarak m.57/2 bir on iki aylık hoşgörü süresi tanır: başvuru tarihinden ya da rüçhan talebi varsa rüçhan tarihinden önceki on iki ay içinde tasarımcı, halefi veya bunların izniyle üçüncü bir kişi tarafından yapılan açıklama ile bu kişilerle olan ilişkinin kötüye kullanımı sonucu yapılan açıklama, tasarımın yeniliğini ve ayırt edici niteliğini etkilemez. Bu süre sonraki tescili korur; tescilsiz korumanın üç yılını uzatmaz. İkisi birlikte okunduğunda ortaya işe yarar bir sonuç çıkar: tasarımı fuarda göstermek hem üç yıllık tescilsiz süreyi başlatır hem de tasarımı tescile dönüştürmek için on iki aylık bir pencere bırakır.
İhtiyati tedbir: m.159 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun süre kapanları
m.159/1, Kanun uyarınca dava açmaya yetkili kişiye ihtiyati tedbir talep etme imkânı tanır; ancak dava konusu kullanımın ülke içinde sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunun veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispatını şart koşar. m.159/2, mahkemenin karar verebileceği tedbirleri sayar: tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve durdurulması; tecavüz oluşturan ürünlere ve münhasıran bunların üretiminde kullanılan vasıtalara, diğer ürünlerin üretimini engellememek kaydıyla, gümrük ve serbest liman veya serbest bölge gibi alanlar dâhil bulundukları her yerde elkonulması ve saklanması; zararlara karşı teminat verilmesi. m.159/3, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na yollama yapar.
m.159’a giden yolun genel çerçevesini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 uncu maddesinin birinci fıkrası çizer: mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağı endişesi bulunan hâllerde tedbire karar verilebilir. Talebin reddi hâlinde yol kapanmaz; m.391/3 uyarınca red kararı gerekçeli verilir, kanun yoluna başvurulabilir ve bu başvuru öncelikle incelenerek kesin olarak karara bağlanır. Aynı imkân, yüzüne karşı tedbir kararı verilen taraf bakımından da tanınmıştır.
Dava ehliyeti bir engel değildir: m.81/4, tescilsiz tasarımlarda tasarım m.57’ye göre kamuya sunulduğu takdirde hak sahibinin ihlallerden dolayı dava açmaya yetkili olduğunu düzenler. Asıl engeller ispata ve usule ilişkindir; ve talep sahiplerini maddi şartlardan daha sık yakalayan şey, aşağıdaki sürelerdir.
| Aşama | Hüküm | Aradığı şart |
|---|---|---|
| Talebin sunulacağı mahkeme | HMK m.390/1 | Dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden; dava açıldıktan sonra yalnızca davanın görüldüğü mahkemeden istenir |
| Karşı taraf dinlenmeden karar | HMK m.390/2 | Zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir |
| İspat ölçüsü | HMK m.390/3 | Tedbir sebebi ve türü açıkça belirtilir; talep edenin haklılığı yaklaşık olarak ispat edilir |
| Teminat | HMK m.392/1 | Teminat kuraldır; talep resmî belgeye veya başkaca kesin bir delile dayanıyorsa ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminat almayabilir |
| Uygulama | HMK m.393/1 | Kararın tefhim veya tebliğinden itibaren bir hafta içinde uygulama talep edilmelidir; aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar |
| İtiraz | HMK m.394/1-2 | Karşı taraf dinlenmeden verilen tedbire bir hafta içinde itiraz edilebilir; itiraz tek başına icrayı durdurmaz |
| Esas dava | HMK m.397/1 | Tedbirin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkında dava açılmalıdır; açılmazsa tedbir kendiliğinden kalkar |
| Tedbir haksız çıkarsa | HMK m.399 | Haksız tedbirden doğan zarardan sorumluluk; tazminat davası, hükmün kesinleşmesinden veya tedbirin kalkmasından itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar |
Tedbir kararına uymamanın ayrı bir yaptırımı vardır: Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.398/1, ihlalin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde yapılacak şikâyet üzerine altı aya kadar disiplin hapsi öngörür.
Talepler, görevli mahkeme ve paralel yollar
Maddi talepler m.149’daki genel sınai mülkiyet talepleridir: fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti, muhtemel tecavüzün önlenmesi, tecavüz fiillerinin durdurulması, tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüz oluşturan ürünlere ve münhasıran üretimde kullanılan vasıtalara elkonulması, elkonulanlar üzerinde mülkiyet hakkı tanınması, kaçınılmaz hâllerde imha ve kesinleşmiş kararın masrafı tecavüz edene ait olmak üzere ilanı. Tazminat istenmişse m.151/2, yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında yöntem seçimini zarar görene bırakır: rekabet olmasaydı elde edilebilecek muhtemel gelir, tecavüz edenin net kazancı ya da makul bir lisans bedeli. Kararın ilanı istenecekse m.149/3’teki süre unutulmamalıdır: ilan talebi, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde ileri sürülmezse bu hak düşer. Yetki bakımından da bir tamamlayıcı kural vardır: m.156/4 uyarınca davacının Türkiye’de yerleşim yeri bulunmuyorsa yetkili mahkeme, sicilde kayıtlı vekilin iş yerinin bulunduğu yer mahkemesidir; bu kayıt silinmişse Kurum merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Yurt dışında yerleşik tasarım sahipleri bakımından işleyen kural budur.
Tasarım için cezai bir yol bulunmamaktadır. Kanun’un cezai hükmü olan 30 uncu madde, hem başlığı hem metni bakımından yalnızca marka hakkına tecavüzle sınırlıdır; tasarımlara ayrılan bölümlerde benzeri bir hüküm yoktur. Kopyalanan ürün aynı zamanda taklit bir marka taşıyorsa dosya marka üzerinden yürür ve o noktada sahtecilikle mücadele ve gümrük tarafı devreye girer: 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 57 nci maddesi uyarınca gümrük idaresi hak sahibinin talebi üzerine eşyayı alıkoyabilir, açık delil bulunması hâlinde talep olmaksızın üç iş günü süreyle re’sen işlem yapabilir; hak sahibinin bu bildirimden itibaren diğer eşyada on iş günü, çabuk bozulabilir eşyada üç iş günü içinde ihtiyati tedbir kararı getirmesi gerekir; haklı mazeret hâlinde on iş gününe kadar ek süre verilebilir. Tescilsiz tasarım sahibinin sınırda ibraz edebileceği bir tescil belgesi bulunmaması, başvuru yapmayı destekleyen bir başka olgudur.
Haksız rekabet yolu ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu üzerinden paralel işler ve herhangi bir tasarım hakkının varlığına bağlı değildir. m.55/1-a-4, başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almayı haksız rekabet hâllerinin başlıcaları arasında sayar; m.56/1 ise tespit, men, maddi durumun ortadan kaldırılması, kaçınılmazsa vasıtaların imhası, kusur varsa tazminat ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun şartlarıyla manevi tazminat talebi tanır. Aynı maddenin dördüncü fıkrası hükmün etkisini genişletir: men ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin hüküm, malları doğrudan veya dolaylı olarak davalıdan ticari amaçla elde etmiş kişiler hakkında da icra edilir; dağıtım zinciri boyunca sonuç doğurması istenen kararlarda bu fıkra işlevseldir. Haksız rekabet değerlendirmesi tasarım talebiyle birlikte ileri sürülür; ne var ki aynı ispat sorunu burada da karşımıza çıkar: piyasada anonimleşmiş biçimleri her iki başlık altında da tekele almak güçtür.
Son olarak, kopyalayan taraf bu arada kendi adına tescil almışsa cevap, tecavüz savunması değil hükümsüzlük davasıdır. m.77/1-a, tasarımın m.56 ve m.57’deki şartları taşımaması hâlinde mahkemenin hükümsüzlüğe karar vereceğini düzenler; aynı tasarımın daha önce kamuya sunulmuş olması bu şartı doğrudan karşılar. m.78/3 davanın koruma süresince veya tasarım hakkının sona ermesini izleyen beş yıl içinde açılabileceğini, m.78/5 ise tescilsiz tasarımlarda davanın hak sahibi olduğunu iddia eden kişiye karşı açılacağını belirtir.
Aynı Kanun’un başka alanlarında görülen idari sadeleşmeyle — sınai mülkiyette idari iptal rejimi üzerine yazımızda ele alındığı gibi — karşılaştırıldığında tasarım koruması mahkeme merkezli kalmaya devam etmekte, tescilsiz tasarım da bu korumanın en zayıf biçimini oluşturmaktadır. Sahip olunmaya ve ileri sürülmeye değer bir haktır. Kopyalamanın ispatı için gereken delilin maliyeti bir tescilin maliyetini aşıyorsa, dayanılacak hak o değildir.