Çevrimiçi Telif İhlalinde İki Yol: FSEK Ek m.4 Usulü ile 5651 Erişim Engelleme Yolunun Karşılaştırması

İçeriği izinsiz yayımlanan hak sahibi çoğu zaman yanlış kapıyı çalıyor: 5651 sayılı Kanun’un engelleme mekanizması telif için kurulmamıştır.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 11 dk okuma
Gravür: Ekranı kapalı dizüstü bilgisayardan çıkan kırmızı zarf oklu bir yolla kapalı bir bariyere gidiyor; yanında terazi ve Türk çay takımı var.

Ana noktalar

  1. Çevrimiçi telif ihlalinde izlenecek kanunî usul, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun Ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasıdır: hak sahibi önce bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak üç gün içinde ihlalin durdurulmasını ister; ihlal devam ederse Cumhuriyet savcılığına yapılan başvuru üzerine, servis sağlayıcıdan üç gün içinde o içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir.
  2. Fıkra, yaptırımın geri alınabilir olduğunu kendi metninde söyler: ihlalin durdurulması hâlinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden servis sağlanır. Elde edilen sonuç içerikten çıkarma ve hizmetin durdurulmasıdır; siteye yönelik genel bir erişim engelleme kararı değildir.
  3. 5651 sayılı Kanun'un genel içerik çıkarma ve erişim engelleme maddesi olan m.9, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir ve birleştirilmiş metinde bu madde altında operatif bir hüküm kalmamıştır; ayakta kalan m.8/A ile m.9/A'nın sebep listelerinde telif hakkı yer almaz.
  4. 5651 m.5/2 yer sağlayıcının içeriği yayından kaldırma yükümlülüğünü yalnızca m.8 ve m.9'a göre haberdar edilme hâline bağladığından, bir telif ihbarı tek başına bu kanunî yükümlülüğü doğurmaz; boşluğu FSEK usulü ve hukuk mahkemesi doldurur.
  5. Ticari sonucu belirleyen genellikle hukuk davasıdır: FSEK m.77 dava açılmadan önce de ihtiyati tedbir imkânı verir, m.68 izinsiz kullanımda sözleşme yapılmış olsaydı istenebilecek bedelin en çok üç kat fazlasının talep edilmesine izin verir.

İşleyen usul, 5846 sayılı Kanun Ek m.4’teki üç günlük ihtar ve ardından savcılık başvurusudur.

Bir dizüstü bilgisayardan iki yol ayrılıyor: biri kırmızı bir zarfa, öbürü kapalı bir bariyere gidiyor.
İhlal eden içeriğin internetten kaldırılması için iki ayrı yol vardır.

Cevap İki Paragrafta

Türk hukukunda çevrimiçi telif ihlali için yazılı bir kaldırma usulü vardır; ancak bu usul, akla ilk gelen internet kanununda değildir. Usul, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun Ek 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasındadır. Dijital iletim de dâhil olmak üzere işaret, ses ve görüntü nakline yarayan araçlarla servis ve bilgi içerik sağlayıcılar tarafından eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin Kanun’da tanınmış hakları ihlal edilirse, hak sahiplerinin başvuruları üzerine ihlale konu eserler içerikten çıkarılır. Buraya varmak için hak sahibi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurup ihlalin üç gün içinde durdurulmasını istemek zorundadır. İkinci aşama ancak ihlalin devamı hâlinde açılır: Cumhuriyet savcısına yapılan başvuru üzerine, servis sağlayıcıdan üç gün içinde ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir.

5651 sayılı Kanun yolu ise bir telif şikâyetine büyük ölçüde kapalıdır. Kanun’un genel içerik çıkarma ve erişim engelleme maddesi olan m.9 Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir; birleştirilmiş metinde bu madde altında hiçbir operatif hüküm bulunmamaktadır. Ayakta kalan m.8/A, telifi içermeyen sınırlı bir kamu düzeni sebep listesine bağlıdır; m.9/A ise yalnızca özel hayatın gizliliğine ilişkindir. Bu iş bölümünü gören hak sahibi, yanlış mercie yazmayı bırakır ve gerçekten sonuç doğuran iki dosyayı kurmaya başlar: Ek Madde 4 dosyası ve hukuk dosyası.

İki Yol Yan Yana

Ölçüt FSEK Ek m.4/3 (5846 sayılı Kanun) 5651 sayılı Kanun'un engelleme mekanizması
Dayanak sebep Eser sahibinin veya bağlantılı hak sahibinin 5846 sayılı Kanun'da tanınmış haklarının ihlali m.8/A: yaşam hakkı, can ve mal güvenliği, millî güvenlik ve kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık. m.9/A: özel hayatın gizliliği
Kim karar verir Önce bilgi içerik sağlayıcısı; ardından hak sahibinin başvurusu üzerine Cumhuriyet savcısı Hâkim; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Başkan kararı, sulh ceza hâkimliğinin onayına bağlı olarak
Süreler İçerik sağlayıcısının durdurması için üç gün; ikinci aşamada hizmetin durdurulması için üç gün m.8/A: gereği derhâl ve en geç dört saat içinde yerine getirilir; karar yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimine sunulur, hâkim kırk sekiz saat içinde karar verir, aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar
Elde edilen tedbir İhlale konu eserin içerikten çıkarılması; ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması İçeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi; kural olarak URL bazlı, tüm siteye yönelik engelleme yalnızca teknik imkânsızlık veya etkisizlik hâlinde
Geri alınabilirlik Fıkranın kendi metninde: ihlalin durdurulması hâlinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden servis sağlanır m.8/A(2): hâkim süresinde karar vermezse karar kendiliğinden kalkar
Telif için kullanılabilir mi Kanun koyucunun öngördüğü yol Telif sebebiyle kullanılamaz

Ek Madde 4 Usulünü İşletmek

Fıkra kısadır, ama her cümlesi bir yük taşır. “Hakları haleldar olan gerçek veya tüzel kişi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurarak” ibaresi, ilk hamlenin yükünü hak sahibine yükler ve üç günlük talebi bir nezaket yazışması değil, usulî bir adım hâline getirir. Talep yazısı sonradan dosyaya tek başına konulabilecek bir belge gibi kurgulanmalıdır: eser tanımlanmalı, gönderenin hangi mali hakları hangi sözleşmeye dayanarak elinde tuttuğu yazılmalı, içeriğin göründüğü tam adresler tek tek verilmeli ve üç günlük süre açıkça belirtilmelidir. Yazının tebliğini ispatlanabilir kılan şey — Türkiye’deki muhataba KEP, aksi hâlde noter ihtarnamesi — bir şikâyeti delile dönüştüren şeydir.

Aynı fıkradaki iki yükümlülük, usule gözden kaçan bir tutamak verir. Servis sağlayıcılar, bilgi içerik sağlayıcılarının isimlerini gösteren listeyi her ayın ilk iş günü Bakanlığa bildirmek zorundadır; ayrıca hem servis sağlayıcılar hem bilgi içerik sağlayıcıları, Bakanlıkça istendiğinde her türlü bilgi ve belgeyi vermekle yükümlüdür. Fıkranın son cümlesi ise uygulamaya ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenmesini öngörür.

Ek Madde 4’ün ne olmadığına da dikkat etmek gerekir. Maddenin birinci fıkrası bambaşka bir kuraldır: eser nüshaları üzerinde bulunan veya eserin topluma sunulması sırasında görülen hak yönetimi bilgilerinin yetkisiz olarak kaldırılmasını ya da değiştirilmesini, bu bilgileri değiştirilmiş nüshaların dağıtılmasını, dağıtım amacıyla ithalini, yayımlanmasını ve topluma iletilmesini yasaklar. İkinci fıkra aynı yasağı fonogramlara ve fonogramlarda tespit edilmiş icralara genişletir. Bu iki fıkranın hiçbiri bir kaldırma mekanizması değildir; dilekçelerde bunları kaldırma dayanağı olarak göstermek, sık rastlanan bir kaleme alma hatasıdır.

5651 Neden Bu Boşluğu Doldurmuyor

Boşluğun nedenini 5651 sayılı Kanun’un kendi kurgusu açıklar. m.5/1, yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını söyler; genel bir gözetim yükümlülüğü yoktur. m.5/2 kaldırma yükümlülüğünü kurar, ama onu belirli bir tetikleyiciye bağlar: yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği “bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi hâlinde” yayından çıkarmakla yükümlüdür. m.9 iptal edildiğine göre bu tetikleyici, sıradan bir özel hukuk şikâyetine artık ulaşmaz; bir telif ihbarı tek başına m.5/2’deki kanunî yükümlülüğü doğurmaz.

m.8/A bir ikame değildir. Birinci fıkrası tahdidî bir sebep listesiyle açılır ve telif bu listede hiç geçmez. Üçüncü fıkrası ise başka bir nedenle dikkatle okunmalıdır: engelleme kararlarının kural olarak URL bazlı verileceği söylendikten sonra cümle şöyle devam eder — “Ancak, teknik olarak ihlale ilişkin içeriğe erişimin engellenmesi yapılamadığı veya ilgili içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla ihlalin önlenemediği durumlarda, internet sitesinin tümüne yönelik olarak erişimin engellenmesi kararı verilebilir.” Site geneline yönelik engellemeyi hukuka uygun kılan şey işte bu istisnadır; genel bir yetki değildir ve sebep listesini genişletmez.

m.9/A daha da dar bir zeminde çalışır. Özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini ileri süren kişiye tanınmıştır, adres bilgisi (URL) ve hakkın hangi yönden ihlal edildiğine ilişkin açıklamayı arar ve kendi takvimini taşır: erişim sağlayıcılar tedbiri derhâl, en geç dört saat içinde yerine getirir; talep sahibi kararı yirmi dört saat içinde sulh ceza hâkimliğine sunar; hâkim kırk sekiz saat içinde kararını açıklar, “aksi hâlde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.” Bir telif ihlalini özel hayat şikâyeti kılığına sokarak bu takvime ulaşmak mümkün değildir.

5651 sayılı Kanun’un hak sahibine yardım ettiği tek nokta usulîdir, esasa ilişkin değil. Aynı Kanun’un Ek m.4’ü, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcısına, Türkiye’de yetkili en az bir kişiyi temsilci olarak belirleme ve bu kişinin iletişim bilgilerine internet sitesinde kolayca görülebilecek ve doğrudan erişilebilecek şekilde yer verme yükümlülüğü getirir; günlük erişim on milyonu aşıyorsa temsilcinin teknik, idari, hukuki ve mali yönden tam yetkili olması, tüzel kişi ise sosyal ağ sağlayıcısı tarafından sermaye şirketi şeklinde kurulmuş bir şube olması aranır. Bu, hak sahibine tebligat yapılabilecek bir Türkiye adresi verir; telife yeni bir hak yaratmaz. Zira aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki kırk sekiz saatlik cevap yükümlülüğü, açık lafzıyla m.9 ve m.9/A kapsamındaki içeriklere yönelik başvurulara bağlanmıştır. Maddede 2026 Nisan’ında kabul edilen değişiklikler 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecektir ve henüz birleştirilmiş metne işlenmemiştir.

Asıl Ağırlığı Hukuk Mahkemesi Taşıyor

Birkaç dosyanın kaldırılmasının ötesindeki her iş için sonucu belirleyen yer hukuk mahkemesidir ve 5846 sayılı Kanun hak sahibine alışılmadık ölçüde donanımlı bir alet çantası verir. m.66 tecavüzün ref’i davasını düzenler; tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcileri veya çalışanları tarafından işlenmişse dava işletme sahibine karşı da açılabilir ve madde açıkça şunu söyler: tecavüz edenin kusuru şart değildir. Aynı maddenin son fıkrası eser sahibine, tecavüzün ref’i ve men’i davalarını ikamet ettiği yerde açma imkânı tanır. m.69 korumayı öne taşır: henüz gerçekleşmemiş fakat gerçekleşmesi muhtemel tecavüz tehlikesiyle, devam veya tekrar ihtimalinin bulunduğu hâlleri kapsar.

Ekranı kapalı bir dizüstü bilgisayarın yanında bir terazi ve kırmızı ciltli bir kitap duruyor.
Bu yolda asıl yükü hukuk davası taşır.

İhtiyati tedbiri m.77 sağlar. Esaslı bir zararın veya ani bir tehlikenin önlenmesi ya da bir emrivakinin bertaraf edilmesi için gerekli görülmesi ve ileri sürülen iddiaların kuvvetle muhtemel bulunması hâlinde hukuk mahkemesi, dava açılmasından önce veya sonra, diğer tarafa bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını, işin yapıldığı yerin kapatılmasını veya açılmasını ve eserin çoğaltılmış nüshalarıyla bunları üretmeye yarayan kalıp ve benzeri araçların muhafaza altına alınmasını emredebilir. Kararda, emre aykırılığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.343’teki cezaî sonuçları doğuracağı belirtilir. Nüshalar sınırdan geçiyorsa maddenin ikinci fıkrası, ithalat ve ihracatta 4458 sayılı Gümrük Kanunu m.57 hükümlerini devreye sokar.

Para talebi m.68’den gelir: izni alınmayan hak sahibi, sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Buradaki tavan ifadesi önemlidir; “en çok üç kat” bir üst sınırdır, kendiliğinden işleyen bir çarpan değildir ve esas bedeli mahkeme belirler. m.70 uyarınca manevi tazminat ayrıca istenebilir; mali haklara tecavüz hâlinde tazminat genel hükümlere göre talep edilir, yani orada kusur aranır. Hak sahibi ayrıca elde edilen kârın devrini isterse m.68 uyarınca talep edilen bedel indirilir. Görevli mahkeme, m.76/1’in 2016 değişikliğinden sonraki hâliyle, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.156/1’de belirtilen mahkemelerdir: fikri ve sınai haklar hukuk ve ceza mahkemeleri, kurulmamış olan yerlerde asliye hukuk ve asliye ceza mahkemeleri. Aynı mahkeme yapısı fikri mülkiyet uyuşmazlıklarının tamamına yakınını taşır; sınai mülkiyet tarafında bu yükün bir bölümünün idareye aktarılmasını, yani marka iptalinin mahkemelerden çıkarılıp TÜRKPATENT’e bırakılmasını sınai mülkiyette idari iptal rejimi üzerine yazımız ele alıyor.

Telif ile Marka Arasındaki Eşik Farkı

Çevrimiçi bir pazaryerini izleyen hak sahibinin elinde çoğu zaman hem telif hem marka dosyası bulunur; ikisi eşikte farklı davranır.

Soru Telif (5846 sayılı Kanun) Marka (6769 sayılı Kanun)
Tescil gerekir mi? Hayır — koruma eserin meydana getirilmesiyle doğar; kayıt-tescil ispata yarar Ceza yolu için evet: m.30/5 markanın Türkiye'de tescilli olmasını şart koşar
Cezaî sonuç m.71/1: bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezası; ayrı bir fıkra, ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcıları için üç aydan iki yıla kadar hapis öngörür m.30/1: bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası
Şikâyete bağlı mı? Evet — m.75; ayrıca hakkı kanıtlayan belgelerin savcılığa verilmesi şartıyla Evet — m.30/6
İhtiyati tedbir hükmü 5846 sayılı Kanun m.77 6769 sayılı Kanun m.159; tecavüzün ülke içinde gerçekleşmekte olduğunun veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığının ispatı şartıyla
Kanunî çevrimiçi kaldırma usulü Ek m.4'ün üçüncü fıkrası 6769 sayılı Kanun'da karşılığı yok; elektronik ticaret mevzuatındaki bildirim rejimi işletilir

Ceza Dosyası ve Ön Şartı

Esas itibarıyla sağlam şikâyetlerin takıldığı yer 5846 sayılı Kanun m.75’tir. m.71 ve m.72’deki suçlarda soruşturma ve kovuşturma şikâyete bağlıdır; hemen ardından gelen cümle bir evrak şartı koyar: şikâyetin geçerli sayılabilmesi için hak sahiplerinin veya üyesi oldukları meslek birliklerinin haklarını kanıtlayan belge ve sair delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermesi gerekir. Bunlar şikâyet süresi içinde verilmezse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Hak zinciri bu nedenle şikâyetten sonra değil, şikâyetten önce toplanmalıdır. Sipariş üzerine veya çalışanlarca meydana getirilen eserlerde, özellikle de yazılımda, bu zincirin nasıl kurulacağı kaynak kod sahipliği ve fikri mülkiyet devri üzerine yazımızda ele alınmıştır.

Aynı madde savcıya iki araç verir. Suç konusu eşyaya elkoyma işlemleri Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre yürütülür. Ayrıca savcı, gerekli görürse hukuka aykırı olarak çoğaltıldığı iddia edilen eserlerin çoğaltılmasıyla sınırlı olarak faaliyetin durdurulmasına karar verebilir — ama bir sonraki cümle bu yetkiyi denetler: bu karar yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulur ve hâkim tarafından yirmi dört saat içinde onaylanmayan karar hükümsüz kalır. Böyle bir karara dayanan hak sahibinin takip etmesi gereken şey yalnızca karar değil, onayıdır.

m.71 ayrıca kaldırma usulünün cezaî karşılığını taşır. Ek 4 üncü maddenin birinci fıkrasında geçen fiilleri yetkisiz olarak işleyenler ile bu Kanun’da tanınmış hakları ihlal etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcılar hakkında, fiilleri daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Üç günlük talebin arkasında duran yaptırım budur; talebin bir dilekçe titizliğiyle belgelenmesinin nedeni de budur.

Gerçek Bir Şikâyetin Sıralaması

Sonucu çoğu zaman işlem sırası belirler. Önce delil sabitlenir: her adresin zaman damgalı görüntüsü, hukuka uygun biçimde elde edilebiliyorsa dosyanın kendisi, barındırma ve alan adı kayıtları. Ardından hak zinciri toplanır; çünkü hem m.75’teki savcılık dosyası hem m.77’deki kuvvetle muhtemel olma ölçütü buna dayanır. Sonra Ek Madde 4 kapsamındaki üç günlük talep gönderilir ve süre takvime işlenir. İçerik kalkarsa dosya hem tamamlanmış hem düşük maliyetli olur. Kalkmazsa savcılık başvurusu ile hukuk davası ardışık olarak değil, paralel olarak hazırlanır; zira m.77’deki ihtiyati tedbir dava açılmadan önce de istenebilir ve ticari kaybı fiilen durduran tedbir genellikle budur. İhlal arızî değil de sistematikse, iş tek tek ihbarlar dizisi olarak değil bir program olarak yürütülür; telif hakları ve korsanla mücadele ile daha geniş fikri mülkiyet çalışması bu mantıkla kurgulanır.

Rakamlara ilişkin bir uyarıyla bitirmek gerekir. 5651 sayılı Kanun’daki idari para cezaları — yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcılar için öngörülen aralık ve Ek m.4’teki kademeli yaptırımlar dâhil — kanun metnindeki nominal tutarlardır. Bu tutarlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellenir; belirli bir yılda uygulanacak rakam, kanunun basılı metninden değil, o yıla ilişkin tebliğden alınmalıdır.

Sıkça sorulan sorular

Çevrimiçi telif ihlalinde ilk adım ne olmalı?

Bilgi içerik sağlayıcısına yazılı olarak yöneltilen ve ihlalin üç gün içinde durdurulmasını isteyen bir talep. 5846 sayılı Kanun Ek m.4/3 bu adımı sıraya bağlamıştır: hakları haleldar olan kişi öncelikle bilgi içerik sağlayıcısına başvurur; savcılık aşaması ise açıkça 'İhlâlin devamı halinde' kaydına bağlanmıştır. İlk adımı atlamak sonraki her şeyi zayıflatır. Talep yazısı sonradan tek başına delil olarak sunulabilecek nitelikte olmalıdır: eserin tanımı, başvurucunun hangi mali hakları hangi belgeye dayanarak elinde tuttuğu, içeriğin göründüğü tam adresler ve üç günlük süre yazılmalı; tebliği ispatlanabilir bir yolla, muhatap Türkiye'de ise kayıtlı elektronik posta (KEP) veya noter ihtarnamesiyle gönderilmelidir.

Ek Madde 4 ile sitenin tamamını kapattırabilir miyim?

Hayır; en sık yapılan okuma hatası budur. Fıkra iki sonuç öngörür: hak sahibinin başvurusu üzerine ihlale konu eserler içerikten çıkarılır ve ihlalin devamı hâlinde, savcılığa yapılan başvuru üzerine servis sağlayıcıdan ihlale devam eden bilgi içerik sağlayıcısına verilen hizmetin durdurulması istenir. Bunların hiçbiri 5651 sayılı Kanun'daki türden genel bir erişim engelleme kararı değildir. Üstelik fıkranın kendi içinde geri dönüş valfi vardır: ihlalin durdurulması hâlinde bilgi içerik sağlayıcısına yeniden servis sağlanır. Daha geniş bir sonuç arayan hak sahibi, gerçekte FSEK m.77 kapsamında hukuk mahkemesinden ihtiyati tedbir istiyor demektir.

Telif ihlali için 5651 sayılı Kanun'a neden dayanamıyorum?

Çünkü özel kişilerin içerik çıkarma ve erişim engelleme taleplerini taşıyan m.9, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir ve mevzuat.gov.tr'de yayımlanan birleştirilmiş metinde bu madde altında hiçbir operatif hüküm yer almamaktadır. Geriye m.8/A kalır; onun sebepleri yaşam hakkı, can ve mal güvenliği, millî güvenlik ve kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi ile genel sağlıkla sınırlıdır ve telif bunların arasında değildir. Bir de m.9/A vardır ki yalnızca özel hayatın gizliliğinin ihlali hâline özgülenmiştir. İzinsiz yayımlanan bir film, yazı tipi, e-kitap veya yazılım sürümü bu sebeplerin hiçbirine girmez.

Harekete geçmek için Türkiye'de tescil şart mı?

Hayır. 5846 sayılı Kanun kapsamında eser üzerindeki hak, eserin meydana getirilmesiyle kendiliğinden doğar; Kültür ve Turizm Bakanlığı nezdindeki kayıt-tescil ise ispat kolaylığı sağlar, hakkı kurmaz. Marka tarafı bundan gerçekten farklıdır: 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.30/5, marka hakkına tecavüz suçundan cezaya hükmedebilmek için markanın Türkiye'de tescilli olmasını şart koşar. Telif sahibinin ihtiyaç duyduğu şey tescil değil, ileri sürdüğü mali hakların kendisinde olduğunu gösteren temiz bir belge zinciridir: devir sözleşmeleri, hizmet veya eser sipariş sözleşmeleri, yazılımda kaynak kod ve devir evrakı.

Üç gün geçince ceza yolu kendiliğinden açılır mı?

Yol açıktır ama kendiliğinden işlemez ve bir ön şarta bağlıdır. 5846 sayılı Kanun m.75, m.71 ve m.72'deki suçlarda soruşturma ve kovuşturmayı şikâyete bağlar; aynı fıkra bir de evrak şartı koyar: şikâyetin geçerli sayılabilmesi için hak sahibinin veya üyesi olduğu meslek birliğinin hakkı kanıtlayan belge ve delilleri Cumhuriyet başsavcılığına vermesi gerekir, verilmezse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Ayrıca m.71'in ayrı bir fıkrası, bu Kanun'da tanınmış hakları ihlal etmeye devam eden bilgi içerik sağlayıcıları için, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde üç aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörür.

Hukuk mahkemesi, kaldırma usulünün veremediği neyi verir?

Ticari bakımdan üç şeyi. Birincisi FSEK m.77 kapsamındaki ihtiyati tedbir: mahkeme dava açılmasından önce veya sonra, bir şeyin yapılmasını ya da yapılmamasını, işin yapıldığı yerin kapatılmasını, çoğaltılmış nüshalarla bunları üretmeye yarayan kalıp ve benzeri araçların muhafaza altına alınmasını emredebilir. İkincisi para: m.68, izni alınmayan hak sahibinin, sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya Kanun uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını istemesine imkân tanır. Üçüncüsü ispat avantajı: m.76/2 uyarınca davacı kuvvetli kanaat oluşturmaya yeterli delil sunarsa mahkeme kullanıcıdan izin belgelerini veya kullandığı eserlerin listesini isteyebilir; bunların sunulamaması eserin haksız kullanılmakta olduğuna karine teşkil eder.

İçeriğin büyük bir yabancı sosyal ağda olması usulü değiştirir mi?

Kime yazacağınızı değiştirir, hangi hükme dayanacağınızı değil. 5651 sayılı Kanun Ek m.4, Türkiye'den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcısına Türkiye'de temsilci belirleme ve iletişim bilgilerini kolayca görülebilecek şekilde yayımlama yükümlülüğü getirir; günlük erişim on milyonu aşarsa temsilcinin teknik, idari, hukuki ve mali yönden tam yetkili olması aranır. Bu, hak sahibine tebligat yapılabilecek bir Türkiye adresi kazandırır. Ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasındaki kırk sekiz saatlik cevap yükümlülüğü, m.9 ve m.9/A kapsamındaki içeriklere yönelik başvurulara bağlanmıştır; telife değil. Talebin hukuki dayanağı yine 5846 sayılı Kanun Ek m.4 olarak kalır. Maddede 2026 Nisan'ında yapılan değişiklikler 1 Kasım 2026'da yürürlüğe girecek ve henüz birleştirilmiş metne işlenmemiştir.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası