Türkiye’de pay sahipleri sözleşmesi, pay sahiplerinin bir kısmı veya tamamı arasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında yapılan özel hukuk sözleşmesidir: yalnızca imzacılarını bağlar ve esas sözleşmeden farklı olarak şirkete ya da üçüncü kişilere karşı kurumsal etki doğurmaz. Bu nedenle Türk ortak girişimi aynı anda iki belgeyle yürür — şirketi bağlayan tescilli esas sözleşme ve ortakları bağlayan pay sahipleri sözleşmesi. Girişim aracı uygulamada anonim şirket veya limited şirkettir; asgari sermayeleri 1 Ocak 2024’ten bu yana sırasıyla 250.000 TL ve 50.000 TL’dir (7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı). Her iki belgenin de uymak zorunda olduğu dış sınırları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) çizer.
Türkiye’de bir ortak girişim genellikle birlikte çalışan bu iki belge üzerine kurulur: şirketin esas sözleşmesi ve ortakların imzaladığı ayrı bir pay sahipleri sözleşmesi. Bu iki aracın birbirinden nasıl ayrıldığını ve her birinin nerede sınırına ulaştığını kavramak, çoğu zaman baskı altında ayakta kalan bir yönetim düzeni ile ilk uyuşmazlıkta çöken bir düzen arasındaki farkı oluşturur. Bu yazıda temel ayrım, ortakların üzerinde pazarlık ettiği kayıtlar, pay sahipleri sözleşmesinin TTK sınırlarıyla kesiştiği noktalar, sözleşmeyi icra edilebilir kılan mekanizmalar ve yabancı bir ortağın bulunduğu hallerde ortaya çıkan ek sorular ele alınmaktadır.
Pay sahipleri sözleşmesi ile esas sözleşme
Esas sözleşme, şirketin kurucu belgesidir. Ticaret siciline tescil edilir; şirketi, organlarını ve üçüncü kişileri bağlar. Etkisi kurumsaldır: içerdiği hükümler, şirketle ilişki kuran herkese karşı şirketin nasıl yönetileceğini belirler.
Pay sahipleri sözleşmesi farklı niteliktedir. Sözleşme özgürlüğüne dayanarak, pay sahipleri arasında Türk Borçlar Kanunu (TBK) kapsamında yapılan bir sözleşmedir. Etkisi nispidir: yalnızca imzacıları arasında borç doğurur ve şirket ile sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiler üzerinde doğrudan bir etki yaratmaz.
Yalnızca pay sahipleri sözleşmesinde yer alan bir kayıt, kural olarak şirkete veya üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Bir düzenlemenin şirketin kendisini bağlaması gerekiyorsa, esas sözleşmeye taşınmalıdır.
Bu ayrım, sözleşmenin kaleme alınmasının büyük bölümüne yön verir. Örneğin bir ortak, pay sahipleri sözleşmesinde belirli bir yönetim kurulu adayına oy vermeyi taahhüt edebilir. Bu taahhüt ortağı borçlandırıcı biçimde bağlar; ancak sicil ve esas sözleşme bu konuda sessizse, şirketle ilişki kuran bir üçüncü kişi bu taahhütten etkilenmez. İki belge çeliştiğinde, şirkete karşı esas sözleşme üstün gelir; çünkü kurumsal etki yalnızca ona aittir.
Sermaye de bu çizginin esas sözleşme tarafında kalır ve şu an bir süreye bağlıdır. TTK’nın geçici 15. maddesi uyarınca, sermayesi yasal asgari tutarların altında kalan mevcut şirketlerin sermayelerini, kanunda 31 Aralık 2026 olarak belirlenen ve Ticaret Bakanlığının 17 Ekim 2026 tarihli ve 33403 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğiyle 31 Aralık 2027’ye uzatılan süre içinde 250.000 TL’ye (anonim) veya 50.000 TL’ye (limited) yükseltmeleri gerekir; aksi halde infisah etmiş sayılırlar. Bu artırım için toplanan genel kurulda toplantı nisabı aranmaz. Ticaret Bakanlığı süreyi birer yıl olmak üzere en fazla iki defa uzatabilir; Ekim 2026 Tebliği ilk uzatmadır ve ikinci bir uzatma yapılacağı varsayılmamalıdır. Ortak girişim ortağı için bu, pay sahipleri sözleşmesiyle giderilemeyecek bir esas sözleşme meselesidir.
Ortakların pazarlık ettiği temel kayıtlar
Türk pay sahipleri sözleşmelerinin çoğu, tanıdık bir kayıt kümesini bir araya getirir. İşlevleri; kontrolü paylaştırmak, çıkışı düzenlemek ve ilişkiyi zaman içinde yönetmektir.
| Kayıt | Amacı |
|---|---|
| Sürükleme (drag-along) | Satış yapan çoğunluğun, azınlığı aynı şartlarla satışa zorlamasına imkan tanır |
| Birlikte satış (tag-along) | Azınlığın, çoğunluğun satışına eşit şartlarla katılmasını sağlar |
| Önalım | Dışarıya satıştan önce mevcut pay sahiplerine öncelik tanır |
| Veto / önemli işlemler | Nitelikli veya oybirliğiyle onay gerektiren kararları listeler |
| Yönetim kurulu temsili | Her ortağın yönetici atama veya aday gösterme biçimini belirler |
| Kilitlenme çözümü | Yönetimsel tıkanmadan çıkış yolu sunar |
| Rekabet etmeme | Ortakların girişimle rekabet etmesini kısıtlar |
| Alım / satım opsiyonları | Bir tarafa, belirli hallerde pay alma veya satma hakkı verir |
| Tasfiye önceliği | Çıkışta gelirin dağıtım sırasını belirler |
Bu kayıtlar büyük ölçüde sözleşme özgürlüğü alanına girer; ancak boşlukta işlemezler. Birçoğu doğrudan emredici şirketler hukukuna dokunur ve dikkat gerektiren nokta da budur. Bu, en çok limited şirkette pay devrinde kendini gösterir: devir yazılı şekle ve esas sözleşme aksini söylemedikçe genel kurul onayına bağlıdır; pay sahipleri sözleşmesindeki bir devir taahhüdü bunların hiçbirinin yerine geçmez. Sıralama limited şirkette pay devrinin geçerlilik şartları yazımızda kuruluyor.
Sözleşmenin Türk Ticaret Kanunu ile kesiştiği yer
Pay sahipleri sözleşmesi pek çok konuyu düzenleyebilir, ancak TTK’nın emredici çerçevesini aşamaz. Üç alan özellikle dikkate değer.
Pay devri kısıtlamaları
Önalım, devir yasağı ve sürükleme ile birlikte satış düzenlemelerinin tümü, payların el değiştirmesini kısıtlar. Anonim şirkette, nama yazılı payların devrine ilişkin her kısıtlama, bu devirlerin ne zaman ve nasıl sınırlanabileceğini düzenleyen TTK’nın 491 ila 493. maddeleri içinde kalmalıdır. Limited şirkette ise tablo farklıdır: TTK’nın 595. maddesi uyarınca pay devri kural olarak genel kurulun onayına tabidir. Yalnızca pay sahipleri sözleşmesinde yer alan bir devir kısıtı, imzacıları sözleşmesel olarak bağlar; fakat tek başına şirketi kısıtlamaz ve tarafı olmayan bir alıcıyı bağlamaz.
Oy düzenlemeleri ve eşit işlem
Oy sözleşmeleri, borçlandırıcı taahhütler olarak kural olarak geçerlidir. Dış sınırları, TTK’nın emredici hükümleri, bu arada 357. maddedeki eşit işlem ilkesidir. Bu ilkeyi bertaraf etmeye çalışan bir oy düzenlemesi ise sakatlık riski taşır. Kararlaştırılan oy taahhüdüne aykırı oy kullanan pay sahibi diğer taraflara karşı sorumlu olabilir; ancak oy, kurumsal düzeyde genellikle geçerli kalır.
Çıkış ve ortaklıktan çıkarma
Çoğunluk azınlığı çıkarmak istediğinde, mekanizma yalnızca pay sahipleri sözleşmesinde icat edilemez. Türk hukuku, azınlık pay sahiplerinin ortaklıktan çıkarılmasını topluluk şirketleri bağlamında TTK’nın 208. maddesiyle ele alır. Pay sahipleri sözleşmesindeki alım ve satım opsiyonları gibi çıkış düzenlemeleri taraflar arasında yararlı ve icra edilebilirdir; ancak bu yasal yolların yerini alacak biçimde değil, onlarla tutarlı biçimde kaleme alınmalıdır.
Sözleşmeyi icra edilebilir kılmak
Pay sahipleri sözleşmesi sözleşme düzeyinde etki doğurduğundan, pratik gücü ihlalin nasıl yaptırıma bağlandığına bağlıdır. İsteksiz bir ortağı gerçekten oy kullanmaya veya pay devretmeye zorlayan türden bir aynen ifa, uygulamada sınırlıdır. Daha güvenilir araç, TBK kapsamında cezai şart kaydıdır; bu kayıt, ihlalin mali sonucunu önceden belirler. Özenle ayarlanmış bir cezai şart, uymamayı öngörülebilir ve maliyetli kılar ki bu çoğu zaman baştan uyumu sağlamaya yeter.
Taraflar bunu sıklıkla teminat, emanet (escrow) veya devreye girme haklarıyla pekiştirir. Bir düzenlemenin gerçekten şirketi bağlaması gerektiğinde ise daha temiz çözüm, onu esas sözleşmeye de yansıtmaktır; böylece kurumsal etki taşır ve yalnızca bir tazminat talebine bağlı kalmaz.
Yabancı ortak için sınır ötesi hususlar
Ortaklardan biri yabancı olduğunda, iki düzenleme kararı öne çıkar. İlki, pay sahipleri sözleşmesine uygulanacak hukuktur. Sözleşme niteliğinde olduğundan taraflar, onu yönetecek hukuku seçme imkanına sahiptir ve bu tercih varsayılan kurallara bırakılmak yerine bilinçli yapılmalıdır.
İkincisi uyuşmazlık çözümüdür. Yabancı ortaklar çoğunlukla tahkimi tercih eder; belirli bir tahkim yeri ve kuralları olan bir tahkim kaydı, Türkiye’deki sınır ötesi pay sahipleri sözleşmelerinin olağan bir unsurudur. Yabancı bir uygulanacak hukuk ve tahkim seçilse dahi, devir kısıtları, veto hakları ve çıkış mekanizmaları yine TTK ile tutarlı olmalıdır; çünkü şirketin kendisi Türk şirketidir ve esas sözleşmesi Türk şirketler hukuku altında işler. Tekrarlanan ilke yine eşgüdümdür: pay sahipleri sözleşmesi ile esas sözleşme birlikte kaleme alınmalı, her biri yapabileceği işi üstlenmelidir.
İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri
- Gayrimenkul Hukuku: Yabancılar için taşınmaz edinimi, tapu iptal ve tescil davaları ve kira uyuşmazlıkları.
- Fikri Mülkiyet ve Marka Hukuku: TÜRKPATENT tescilleri, marka hükümsüzlük ve tecavüz davaları (FSHHM).
- Kişisel Verilerin Korunması (KVKK): VERBİS kaydı, veri envanteri ve sınır ötesi veri aktarım uyumu.
- İstanbul’da Yabancı Müvekkil ve Şirketler İçin Dava ve İşlem Rehberi: İstanbul adliyelerinde mülkiyet, marka ve ticari dava yönetimi.