İki Ortaklı Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma: Davacı Sıfatı Şirkettedir (TTK m.640/3, 621/1-h)

On dört yıl boyunca iki ortaklı limited şirkette çıkarma davası, kâğıt üzerinde var olan ama kullanılamayan bir haktı: davacı şirketti, şirket ise bu yönde karar alamıyordu. 17 Mart 2026'da yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı engeli kaldırdı.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 11 dk okuma
Gravür: şirket masasında yerinde duran bir sandalye ve oklu yolla dışarı itilen öteki, yanında iki parçalı disk, terazi ve kırmızı ciltli kitap.

Ana noktalar

  1. TTK m. 640/3 uyarınca bir ortağın haklı sebeple mahkeme kararıyla şirketten çıkarılması ŞİRKETİN İSTEMİ ÜZERİNE mümkündür; davayı diğer ortak kendi adına açmaz. Bu cümle iptal edilmemiştir ve yürürlüktedir.
  2. 17 Mart 2026'ya kadar şirketin bu istemi bir genel kurul kararına bağlıydı: çıkarma için mahkemeye başvurulması genel kurulun devredilemez yetkisiydi (TTK m. 616/1-h) ve TTK m. 621/1'deki ağırlaştırılmış nisabı gerektiriyordu — temsil edilen oyların en az üçte ikisi VE oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu.
  3. İki ortaklı şirkette bu aritmetik sağlanamıyordu; m. 640/3 davacı olarak şirketi gösterdiğinden, diğer ortağın kendi adına açtığı çıkarma davası Kanun'un davacı tanımıyla bağdaşmıyordu.
  4. Anayasa Mahkemesi 25 Aralık 2025 tarihli kararıyla (RG 17 Mart 2026, Sayı 33199) TTK m. 616/1-h bendini ve m. 621/1-h bendindeki ilgili ibareyi 'iki ortaklı limited şirketler' yönünden iptal etti. Yürürlüğün ertelenmesine karar verilmemiştir; Anayasa m. 153 uyarınca iptal kararı geriye yürümez.
  5. İptal, iç yetkilendirme engelini kaldırmıştır; TTK m. 640/3'teki 'şirketin istemi üzerine' ibaresini değiştirmemiştir. İki ortaklı şirkette istemin bundan sonra nasıl oluşturulacağı derece mahkemelerinin önünde açık bir sorudur; bu nedenle TTK m. 636/3 ve m. 638/2 yolları her gerçekçi planın parçası olmayı sürdürür.

Limited şirkette bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması davasını, ondan kurtulmak isteyen diğer ortak değil, şirketin kendisi açar: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesinin üçüncü fıkrası, mahkeme kararıyla çıkarmayı “şirketin istemi üzerine” mümkün kılar. Ortak sayısının tam olarak iki olduğu şirketlerde bu tek cümle uzun süre tartışmanın sonu oldu, çünkü şirket bu istemi hukuken oluşturamıyordu. 17 Mart 2026’da tablo değişti: genel kurul kararı şartını iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı o gün yürürlüğe girdi.

Bu rehber, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu metnine ve iptal kararının yayımlanan hüküm fıkrasına dayanır. Davayı kimin açabileceğini, iptalin neyi kaldırıp neyi kaldırmadığını ve baştan beri kapalı olmayan yolları sırasıyla ele alır.

Ortak zemindeki şirket binasının yanında eşit iki para kulesi; kırmızı olanı oklu bir yolla zeminin dışına itiliyor.
İki ortaklı limited şirkette ortaklardan birinin ortaklıktan çıkarılması.

1. Kanunun kurgusu: tek maddede üç ayrı çıkarma

Ticaret Kanunu’nun 640. maddesi kısadır, ancak üç fıkrasının her biri farklı bir mekanizmayı anlatır.

Birinci fıkra, şirket sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği sebeplerin öngörülebileceğini düzenler. Bu, sözleşmeye dayanan bir çıkarmadır ve yalnızca sebep önceden sözleşmeye yazılmışsa işler. Sebebi sonradan eklemek basit bir sözleşme değişikliği değildir: TTK m. 621/3 uyarınca çıkarma sebeplerini şirket sözleşmesine koyan değişiklik, tüm ortakların oy birliğiyle alınacak bir kararı gerektirir — ilişkinin bozulduğu iki ortaklı bir şirkette tanım gereği bulunmayan bir şey.

İkinci fıkra, çıkarılan ortağa bir imkân tanır: çıkarma kararına karşı, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.

Üçüncü fıkra ise sözleşmenin sustuğu hâlde devreye giren hükümdür: “Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.” Haklı sebep tanımlanmamıştır; somut olaya göre mahkemeye bırakılmıştır. Buna karşılık davacı açıkça gösterilmiştir ve bu, mağdur olduğunu düşünen ortak değil, tüzel kişiliğin kendisidir.

İki ortaklı şirketteki sorunu doğuran tam olarak bu tercihtir. Yol dar değildi; uygulamada kapalıydı.

2. Mekanizma iki ortaklı şirkette neden işlemiyordu

17 Mart 2026 öncesinde şirketin istemi, birlikte çalışan iki hükümle içeriden yetkilendiriliyordu.

TTK m. 616/1-h bendi, “bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması”nı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıyordu; müdürler bu kararı alamazdı. TTK m. 621/1-h bendi ise bu kararı “önemli karar” kategorisine sokarak m. 621/1’deki ağırlaştırılmış nisaba tabi tutuyordu: karar ancak temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir.

Tabloyu tamamlayan iki nokta daha var. TTK m. 619, ortağın oy kullanamayacağı hâlleri sayar: müdürlerin ibrası, şirketin kendi esas sermaye payını iktisabı ve bağlılık ile rekabet yasağına aykırı faaliyetlere onay. Çıkarma bu hâller arasında yoktur; yani çıkarılması istenen ortak toplantıya katılıp olumsuz oy kullanabilir. Ayrıca m. 616/1-h bir genel kurul yetkisi olduğundan, imza yetkisi ne kadar geniş olursa olsun tek başına hareket eden bir müdür tarafından kullanılamazdı.

TTK m. 621/1’den doğan aritmetik esnek değildir:

SenaryoTemsil edilen oyTemsil edilen oyların üçte ikisiOy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğuKarar alınabilir mi?
50/50, iki ortak da katılıyor10067 gerekli — 50 mevcut51 gerekli — 50 mevcutHayır
50/50, yalnız çıkarmayı isteyen ortak katılıyor5034 gerekli — 50 mevcut51 gerekli — 50 mevcutHayır
60/40, yalnız yüzde 60 pay sahibi katılıyor6040 gerekli — 60 mevcut51 gerekli — 60 mevcutEvet
60/40, ikisi de katılıyor ve yüzde 40 aleyhte oy kullanıyor10067 gerekli — 60 mevcut51 gerekli — 60 mevcutHayır
70/30, ikisi de katılıyor10067 gerekli — 70 mevcut51 gerekli — 70 mevcutEvet

Satırlar yan yana okunduğunda yapısal kusur görünür hâle gelir. Esas sermayenin salt çoğunluğuna sahip olmayan bir ortak istemi hiçbir koşulda yetkilendiremiyordu. Açık çoğunluğa sahip ortak dahi, üçte ikiyi aşmadığı sürece diğer ortağın toplantıya gelip aleyhte oy kullanmasıyla bloke edilebiliyordu. Payların eşit olduğu hâlde — yani iki kişilik işletmenin olağan kuruluş biçiminde — hiçbir katılım kombinasyonu karar üretmiyordu.

Kanun metninden çıkan sonuç da buydu. m. 640/3 davayı şirketin istemine bağladığından, yüzde elli paya sahip ortağın diğer ortağın çıkarılması için kendi adına açtığı davada davacı, Kanun’un gösterdiği davacı değildi. Yalnız iki kişiden oluşan kollektif şirketler için yazılmış TTK m. 257’nin limited şirket bölümünde bir karşılığı yoktur; münferit imza yetkisine sahip bir müdür de, m. 616/1-h bu istemi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında saydığı için, şirket adına bu kararı tek başına oluşturamazdı.

Karşılaştırma çarpıcıdır. TTK m. 257, yalnız iki kişiden oluşan kollektif şirkette ortaklardan birinin çıkarılmasını gerektiren haklı sebepler varsa, mahkemenin diğer ortağın istemi üzerine fesih ve tasfiyeye karar vermeksizin şirketin bütün iş ve işlemlerini, varlıklarını, alacak ve borçlarını davacı ortağa bırakmasına ve diğer ortağın çıkarılmasına hükmedebileceğini düzenler. Aynı ortak sayısı, aynı ilişki tipi ve aynı haklı sebep kavramı; ancak şirket kollektif ise dava tek ortak tarafından açılabiliyor, limited ise açılamıyordu.

Şirket türleri arasındaki bu fark, anayasal sorunu nihayetinde çözen unsur oldu. Tek bir çıkarma talebiyle değil, çoğunluğun genel davranış kalıbıyla uğraşan okurlar için çevredeki hukuki imkânlar şirket ortaklık uyuşmazlıkları ve azınlık hakları rehberimizde ayrıca ele alınmaktadır.

3. Anayasa Mahkemesi’nin 25 Aralık 2025 tarihli iptal kararı

Sorun Anayasa Mahkemesi’nin önüne bir derece mahkemesinin itiraz yoluyla yaptığı başvuruyla geldi. Mahkeme 25 Aralık 2025 tarihli kararıyla — 17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete — iki ortaklı limited şirketler yönünden şunları iptal etti:

  • Ticaret Kanunu’nun 616. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendini tümüyle;
    1. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması” ibaresini.

Gerekçe, Anayasa’nın 48. maddesindeki teşebbüs özgürlüğü ile 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı üzerinden ilerledi. Mahkeme, TTK m. 640/3’teki çıkarma mekanizmasının şirketin tüzel kişiliğine son verilmeden faaliyetinin korunmasına hizmet ettiğini ve bu nedenle devletin teşebbüsleri kendi ortaklarının davranışlarına karşı koruma yönündeki pozitif yükümlülüğü kapsamında kaldığını belirledi. Ardından, eşit paylı iki ortaklı şirketlerde genel kurulun bu kararı hiçbir şekilde alamadığını; ortaklardan birinin esas sermayenin salt çoğunluğunu elinde bulundurmaması hâlinde de haklı sebeple çıkarmanın mümkün olmadığını tespit etti. Bu pozitif yükümlülüğün parçası olarak kurulan bir mekanizmanın dışında bırakılmayı, etkili başvuru imkânı sağlama ödeviyle bağdaşmaz buldu.

Mahkeme, akla ilk gelen karşı görüşü — ortağın her zaman TTK m. 636/3 uyarınca fesih isteyebileceğini — de karşıladı ve somut bir gerekçeyle reddetti: bu yolda sonuç mahkemenin takdirine bırakılmıştır ve fesih talebi, davacı ortağın kendisinin payı ödenerek şirketten çıkarılmasıyla sonuçlanabilir. Kendisine başvuranı dışarı çıkarabilen bir imkân, sorunun cevabı değildir.

Kararın sonucu kadar önemli üç özelliği vardır:

  1. Yürürlüğü ertelenmemiştir. Hüküm fıkrasında Anayasa m. 153/3 uyarınca yürürlük tarihini ileri atan bir belirleme yoktur; yargılama sürerken yürürlüğün durdurulması talebi de ayrıca reddedilmiştir. İptal bu nedenle yayım tarihinde, 17 Mart 2026’da hüküm doğurmuştur.
  2. Geriye yürümez. Anayasa’nın 153. maddesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini düzenler.
  3. Oyçokluğuyla alınmıştır; altı üye, kanun koyucunun dengeyi caiz sınırlar içinde kurduğu ve Kanun’daki diğer yolların ortakları yeterince koruduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

4. Şimdi açık olan soru: yetkilendirme boşluğu

İptali, davayı doğrudan ortağa geçiren bir düzenleme gibi okumak caziptir. Kanun metni bu okumayı desteklemez, Anayasa da Mahkeme’nin böyle bir metin yazmasını yasaklar: m. 153/2 uyarınca Anayasa Mahkemesi bir hükmü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.

Ayakta kalan tablo şudur. TTK m. 640/3 hâlâ “şirketin istemi üzerine” demektedir. TTK m. 616/1-h bendi ve m. 621/1-h bendindeki iptal edilen ibare iki ortaklı şirketlerde artık uygulanmaz; dolayısıyla ağırlaştırılmış nisaplı genel kurul kararı bu istemin önkoşulu olmaktan çıkmıştır. Kararın gerekçesi diğer ortağa “doğrudan ya da genel kurul vasıtasıyla” talepte bulunma imkânından söz etmektedir — ancak bu cümle gerekçedir, kanun metni değildir.

Boşluğun pratik sonuçlarını derece mahkemeleri şekillendirecektir; o zamana kadar dilekçenin kurgusu her zamankinden fazla önem taşır: şirketin davacı olarak nasıl gösterileceği, iki ortağın da müdür olduğu hâlde şirket adına kimin imza atacağı, menfaat çatışması nedeniyle şirkete kayyım ya da temsilci atanmasının gerekip gerekmediği ve ortağın davada ayrıca yer alıp almayacağı. Bunların hiçbiri yerleşmiş değildir; bu soruları çözülmüş varsayan bir dava, m. 640/3’teki davacı tanımına dayanan husumet itirazıyla karşılaşma riskini taşır. İş, iç düzeltme olarak değil dava olarak planlandığında, şirket ortaklık uyuşmazlıkları ve joint venture çalışmamızın kapsamına girer.

5. Hiç kapanmamış olan yollar

Çıkarma, birkaç araçtan yalnızca biridir ve iki ortaklı uyuşmazlıkların çoğunda doğru araç değildir. Alternatifler davacının kim olduğu ve — asıl kritik nokta — işletmenin kimde kalacağı bakımından ayrışır.

Bir terazi ve kırmızı ciltli kitaptan iki ayrı yöne açılan iki oklu yol.
Bu uyuşmazlıkta hiç kapanmamış olan dava yolları.
YolHükümDavacıMahkemenin hükmedebileceğiBaşlıca risk
Haklı sebeple çıkarmaTTK m. 640/3ŞirketOrtağın çıkarılması; m. 641 uyarınca ayrılma akçesiİptal sonrasında iki ortaklı şirkette şirketin isteminin nasıl oluşturulacağı yerleşmiş değildir
Sözleşmede öngörülen sebeple çıkarmaTTK m. 640/1-2Genel kurul kararıÇıkarma kararla hüküm doğurur; ortak noter bildiriminden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilirSebep sözleşmede önceden bulunmalıdır; sonradan eklemek oy birliği ister (m. 621/3)
Haklı sebeple çıkmaTTK m. 638/2Her ortak, kendi adınaÇıkma; dava süresince ortaklıktan doğan hak ve borçların dondurulması ya da diğer koruyucu önlemlerSiz ayrılırsınız, şirket diğer ortakta kalır
Haklı sebeple fesihTTK m. 636/3Her ortak, kendi adınaFesih; ya da davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenerek çıkarılması; ya da duruma uygun düşen kabul edilebilir diğer bir çözümMahkeme şirketi feshetmek yerine davacıyı çıkarabilir
Organ yokluğu veya genel kurulun toplanamamasıTTK m. 636/2Ortak veya şirket alacaklısıUzun süreden beri kanunen gerekli organlardan biri yoksa ya da genel kurul toplanamıyorsa mahkeme müdürleri dinleyerek durumun kanuna uygun hâle getirilmesi için süre verir; buna rağmen düzeltilmezse feshe karar verirSonuç çıkarma değil fesihtir; ortağın davranışını değil organların işlevsizliğini konu alır

Son satır iki ortaklı şirkette ayrıca okunmayı hak eder. TTK m. 636/2 yalnızca kanunen gerekli bir organın bulunmaması hâlinde değil, genel kurulun toplanamaması hâlinde de işler — 50/50 kilitlenmenin ürettiği sonuç tam olarak budur. Ancak sunduğu imkân, düzeltme için süre verildikten sonra fesihtir; diğer ortağın çıkarılması değil.

Dava sürerken şirketin içinin boşaltılması kaygısı bu seçimi ayrıca etkiler ve her yolun kendi koruma hükmü vardır. Fesih davası bakımından TTK m. 636/4, dava açıldığında mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenler. Çıkma davası bakımından TTK m. 638/2 daha somuttur: mahkeme dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da davacı ortağın durumunu teminat altına almak amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Bu hükümler birbirinin yerine geçmez; hangi davanın açıldığı, dava boyunca hangi koruma aracının elde bulunacağını da belirler.

Bir asimetri özellikle not edilmelidir. TTK m. 639 diğer ortakların çıkmaya katılmasına imkân tanır; ancak m. 639/4, şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın çıkarılması hâlinde bu hükmün uygulanmayacağını açıkça belirtir. Çıkma tasarım gereği toplu bir harekettir; çıkarma değildir.

Fesih yolu ve onunla birlikte gelen pay bedeli takdiri — değerleme tarihi ve mahkemenin seçim yetkisinin sınırları dâhil — ortaklar arası kilitlenme ve çıkış yolları rehberimizde ayrıca ele alınmıştır.

6. Görevli mahkeme, usul ve ayrılma akçesi

Görevli mahkeme. Ticaret Kanunu’nda öngörülen hususlardan doğan dava TTK m. 4/1-a uyarınca ticari davadır; m. 5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara değere bakılmaksızın bakar. Yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.

Arabuluculuk. TTK m. 5/A’daki dava şartı olarak arabuluculuk, konu ölçütüne göre kaleme alınmıştır: “konusu bir miktar para olan” alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında uygulanır. Çıkarma davası bir ödeme değil, hukuki statüde değişiklik talep eder; bu nedenle sayılan kalemlerin içinde yer almaz. Yanında açılan bir para alacağı talebi ise kendi başına değerlendirilmelidir.

Dava şartları. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesi dava şartlarını sayar; 114/2 diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümleri saklı tutar — genel kurul kararı şartının işlediği köprü tam olarak budur. HMK m. 115 ise mahkemenin dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmasını emreder; noktanın tartışılabilir değil öldürücü olmasının sebebi budur.

Para. TTK m. 641/1 uyarınca şirketten ayrılan ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Kanun ölçütü adlandırır, değerleme yöntemini göstermez. Muacceliyet TTK m. 642/1’deki koşullara bağlıdır: şirketin kullanılabilir özkaynağı bulunması, payların devredilebilir olması ya da esas sermayenin ilgili hükümlere göre azaltılmış olması. TTK m. 642/3 uyarınca ödenmeyen kısım, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Kullanılabilir özkaynağı olmayan bir şirkete karşı çıkarma kararı alan ortak, statü sorununu çözmüş ve ödeme sorununu ertelemiştir.

Sıralama pratikte şöyle kurulur. Önce statü sorusu çözülür — ortak çıkarılır ya da çıkar — sonra ayrılma akçesinin miktarı, en sonda da tahsil edilebilirliği gündeme gelir. Kanun ilk iki halkayı düzenler; üçüncüsünü şirketin bilançosuna bırakır. Bu nedenle çıkarma ya da çıkma hedefiyle kurulan bir dosyada, şirketin kullanılabilir özkaynağının bulunup bulunmadığı dava açılmadan önce bakılması gereken bir husustur; aksi hâlde kazanılan hüküm, TTK m. 642/3 uyarınca bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacağa dönüşür.

7. Şirket sözleşmesine şimdi ne yazılmalı

İptal bir engeli kaldırdı; hazır bir usul kurmadı. Yeni kurulan şirketler ve ilişkinin sözleşme değişikliğine hâlâ elverdiği şirketler için yukarıdaki hükümlerden doğrudan üç kaleme alma sonucu çıkar.

Çıkarma sebeplerini şirket sözleşmesine baştan yazın; böylece TTK m. 640/1 dava olmaksızın kullanılabilir kalır — sonradan yapılacak değişikliğin m. 621/3 uyarınca oy birliği gerektirdiğini, bozulmuş bir ilişkinin ise tam olarak bunu üretemeyeceğini unutmadan. Paylar 50/50 ise sözleşmeye çıkış mekanizması ve değerleme hükmü ekleyin; TTK m. 641/2 sözleşmeden doğan çıkma hakkı bakımından ayrılma akçesinin farklı düzenlenmesine açıkça izin verir. Yönetim ve temsili de bilinçli biçimde düzenleyin, çünkü şirket adına bir ortağa karşı kimin hareket edeceği sorusu, iptalin açık bıraktığı sorunun ta kendisidir. Bu yapılandırma başlıkları şirketler hukuku çalışmamızın kapsamındadır.

İki ortak, eşit pay ve çıkış hükmü bulunmayan bir sözleşme, Türkiye’de limited şirket kurmanın en yaygın biçimidir ve Ticaret Kanunu’nun on dört yıl boyunca en az yardım ettiği yapılandırma da budur. Bu durum değişti; ancak değişen şey kaldırılmış bir engeldir, tamamlanmış bir usul değil — dosya da bu anlayışla kurulmalıdır.

Sıkça sorulan sorular

Diğer ortağı şirketten çıkarmak için doğrudan ona karşı dava açabilir miyim?

Kanun metninin cevabı hayırdır. TTK m. 640/3, haklı sebebe dayanan mahkeme kararıyla çıkarmayı 'şirketin istemi üzerine' mümkün kılar ve bu ibare Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmemiştir. Kanun, yalnız iki kişiden oluşan kollektif şirket için TTK m. 257'de diğer ortağın istemine dayanan bir çıkarma yolu öngörmüş, limited şirket için böyle bir hüküm koymamıştır; m. 640/3'ün lafzı davacı olarak şirketi gösterir. İptal kararının değiştirdiği şey, iç aşama olan ağırlaştırılmış nisaplı genel kurul kararıdır; m. 640/3'teki davacı tanımı değildir. Bugün dava planlayan bir ortak bu noktayı çözülmüş saymak yerine dilekçesinde bilerek ele almalıdır.

Anayasa Mahkemesi 25 Aralık 2025'te tam olarak neyi iptal etti?

İki şeyi ve yalnızca 'iki ortaklı limited şirketler' yönünden. Birincisi, 'bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması'nı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayan TTK m. 616/1-h bendini. İkincisi, bu kararı ağırlaştırılmış nisaba tabi tutan TTK m. 621/1-h bendindeki 'Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması' ibaresini. Aynı bendin şirket sözleşmesinde öngörülen sebeple çıkarmaya ilişkin kısmı ve TTK m. 640'ın tamamı yürürlüktedir. Karar 17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.

Mart 2026'dan önce reddedilmiş bir davaya iptal kararının faydası olur mu?

Anayasa'nın 153. maddesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini açıkça düzenler. Eski hükümlere göre kesinleşmiş bir karar, iptal nedeniyle yeniden ele alınmaz. Sonuç ileriye dönüktür: bugün açılacak bir talebin önünde artık bu engel yoktur. Derdest bir davanın iptalden yararlanıp yararlanmayacağı ise o dosyanın usul aşamasına bağlıdır ve genel bir cümleyle değil dosya üzerinden değerlendirilir.

Yüzde elli - yüzde elli ortaklıkta genel kurul bu kararı neden hiç alamıyordu?

Çünkü TTK m. 621/1 iki koşulu birlikte arar: toplantıda temsil edilen oyların en az üçte ikisi ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğu. Yüzde elli paya sahip ortak toplantıya tek başına katıldığında birinci koşulu sağlar, ikincisini sağlayamaz. İkisi birlikte katıldığında ise hiçbiri üçte ikiye ulaşamaz. Üstelik oydan yoksunluk hâllerini sayan TTK m. 619, çıkarılması istenen ortağı bu hâller arasına koymaz; dolayısıyla o ortak toplantıya katılıp olumsuz oy kullanabilir.

Çıkarma zorsa ortağın elinde başka hangi yollar var?

İki yol hiçbir zaman kapanmadı. TTK m. 638/2 uyarınca her ortak haklı sebeplerin varlığında kendi çıkması için dava açabilir; mahkeme dava süresince ortaklıktan doğan hak ve borçların bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da davacının durumunu teminat altına alan diğer önlemlere karar verebilir. TTK m. 636/3 uyarınca ise her ortak haklı sebeple fesih isteyebilir; ancak buradaki tuzak açıktır: mahkeme fesih yerine DAVACI ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacının şirketten çıkarılmasına hükmedebilir. Bu iki yol arasındaki seçim, sonuçta işletmenin kimde kalacağına ilişkin ticari bir tercihtir.

Ayrılan ortağa ödeme nasıl ve ne zaman yapılır?

TTK m. 641/1, şirketten ayrılan ortağa esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkı tanır. Kanun ölçütü koyar, değerleme yöntemini göstermez. Ödemenin muacceliyeti ise TTK m. 642/1'deki koşullara bağlıdır: şirketin kullanılabilir özkaynağı bulunması, payların devredilebilir olması ya da esas sermayenin ilgili hükümlere göre azaltılmış olması. TTK m. 642/3 uyarınca ödenmeyen kısım, şirketin bütün alacaklılarından sonra gelen bir alacak oluşturur. Çıkarma kararı almak ile parayı tahsil etmek bu nedenle birbirinden ayrı iki aşamadır.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

İlgili hukuki rehberler ve yayınlar

  1. Türkiye'de Şirket Ortaklık Uyuşmazlıkları, Azınlık Hakları ve Yönetim Kurulu Sorumluluğu: TTK Dava ve Çıkış Rehberi
  2. Ticaret Sicilinden Terkin Edilen Şirketin İhyası: Yeniden Tescil Davası (TTK m. 547)
  3. Çoğunluk Kâr Dağıtmıyorsa: Azınlık Pay Sahibinin Kâr Payı Hakkı ve Üç Kanuni Çare (TTK m. 408, 507-509, 519, 523)
  4. Limited Şirkette Pay Devrinin Geçerlilik Şartları: Noter, Genel Kurul ve Sicil Zinciri (TTK m.595)
  5. Türk Ortak Girişimlerinde Pay Sahipleri Sözleşmeleri
  6. Türk Ticaret Kanunu (6102 Sayılı Kanun) Rehberi: Yapısı, Şirket Türleri ve Ortaklık Uyuşmazlıklarını Belirleyen Hükümler
  7. Azınlığın Şirketten Çıkarılması (Squeeze-Out): TTK m. 208, Yalnız Ayrılma Akçeli Birleşme ve Halka Açık Şirketlerde Yüzde 98 Kuralı
  8. Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İbra ve Sorumluluk Davaları (TTK m. 553)
  9. İzinsiz Kullanılan Taşınmazda İki Ayrı Dava: Müdahalenin Men'i ve Ecrimisil
  10. Üç Aylık Süre Geçtiyse: Genel Kurul Kararında İptal ile Butlan Sınırı (TTK m.445-447)

Tüm rehberler

İlgili hizmet alanları

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası