Limited şirkette bir ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılması davasını, ondan kurtulmak isteyen diğer ortak değil, şirketin kendisi açar: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 640. maddesinin üçüncü fıkrası, mahkeme kararıyla çıkarmayı “şirketin istemi üzerine” mümkün kılar. Ortak sayısının tam olarak iki olduğu şirketlerde bu tek cümle uzun süre tartışmanın sonu oldu, çünkü şirket bu istemi hukuken oluşturamıyordu. 17 Mart 2026’da tablo değişti: genel kurul kararı şartını iptal eden Anayasa Mahkemesi kararı o gün yürürlüğe girdi.
Bu rehber, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu metnine ve iptal kararının yayımlanan hüküm fıkrasına dayanır. Davayı kimin açabileceğini, iptalin neyi kaldırıp neyi kaldırmadığını ve baştan beri kapalı olmayan yolları sırasıyla ele alır.
1. Kanunun kurgusu: tek maddede üç ayrı çıkarma
Ticaret Kanunu’nun 640. maddesi kısadır, ancak üç fıkrasının her biri farklı bir mekanizmayı anlatır.
Birinci fıkra, şirket sözleşmesinde bir ortağın genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği sebeplerin öngörülebileceğini düzenler. Bu, sözleşmeye dayanan bir çıkarmadır ve yalnızca sebep önceden sözleşmeye yazılmışsa işler. Sebebi sonradan eklemek basit bir sözleşme değişikliği değildir: TTK m. 621/3 uyarınca çıkarma sebeplerini şirket sözleşmesine koyan değişiklik, tüm ortakların oy birliğiyle alınacak bir kararı gerektirir — ilişkinin bozulduğu iki ortaklı bir şirkette tanım gereği bulunmayan bir şey.
İkinci fıkra, çıkarılan ortağa bir imkân tanır: çıkarma kararına karşı, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.
Üçüncü fıkra ise sözleşmenin sustuğu hâlde devreye giren hükümdür: “Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.” Haklı sebep tanımlanmamıştır; somut olaya göre mahkemeye bırakılmıştır. Buna karşılık davacı açıkça gösterilmiştir ve bu, mağdur olduğunu düşünen ortak değil, tüzel kişiliğin kendisidir.
İki ortaklı şirketteki sorunu doğuran tam olarak bu tercihtir. Yol dar değildi; uygulamada kapalıydı.
2. Mekanizma iki ortaklı şirkette neden işlemiyordu
17 Mart 2026 öncesinde şirketin istemi, birlikte çalışan iki hükümle içeriden yetkilendiriliyordu.
TTK m. 616/1-h bendi, “bir ortağın şirketten çıkarılması için mahkemeden istemde bulunulması”nı genel kurulun devredilemez yetkileri arasında sayıyordu; müdürler bu kararı alamazdı. TTK m. 621/1-h bendi ise bu kararı “önemli karar” kategorisine sokarak m. 621/1’deki ağırlaştırılmış nisaba tabi tutuyordu: karar ancak temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir.
Tabloyu tamamlayan iki nokta daha var. TTK m. 619, ortağın oy kullanamayacağı hâlleri sayar: müdürlerin ibrası, şirketin kendi esas sermaye payını iktisabı ve bağlılık ile rekabet yasağına aykırı faaliyetlere onay. Çıkarma bu hâller arasında yoktur; yani çıkarılması istenen ortak toplantıya katılıp olumsuz oy kullanabilir. Ayrıca m. 616/1-h bir genel kurul yetkisi olduğundan, imza yetkisi ne kadar geniş olursa olsun tek başına hareket eden bir müdür tarafından kullanılamazdı.
TTK m. 621/1’den doğan aritmetik esnek değildir:
| Senaryo | Temsil edilen oy | Temsil edilen oyların üçte ikisi | Oy hakkı bulunan sermayenin tamamının salt çoğunluğu | Karar alınabilir mi? |
|---|---|---|---|---|
| 50/50, iki ortak da katılıyor | 100 | 67 gerekli — 50 mevcut | 51 gerekli — 50 mevcut | Hayır |
| 50/50, yalnız çıkarmayı isteyen ortak katılıyor | 50 | 34 gerekli — 50 mevcut | 51 gerekli — 50 mevcut | Hayır |
| 60/40, yalnız yüzde 60 pay sahibi katılıyor | 60 | 40 gerekli — 60 mevcut | 51 gerekli — 60 mevcut | Evet |
| 60/40, ikisi de katılıyor ve yüzde 40 aleyhte oy kullanıyor | 100 | 67 gerekli — 60 mevcut | 51 gerekli — 60 mevcut | Hayır |
| 70/30, ikisi de katılıyor | 100 | 67 gerekli — 70 mevcut | 51 gerekli — 70 mevcut | Evet |
Satırlar yan yana okunduğunda yapısal kusur görünür hâle gelir. Esas sermayenin salt çoğunluğuna sahip olmayan bir ortak istemi hiçbir koşulda yetkilendiremiyordu. Açık çoğunluğa sahip ortak dahi, üçte ikiyi aşmadığı sürece diğer ortağın toplantıya gelip aleyhte oy kullanmasıyla bloke edilebiliyordu. Payların eşit olduğu hâlde — yani iki kişilik işletmenin olağan kuruluş biçiminde — hiçbir katılım kombinasyonu karar üretmiyordu.
Kanun metninden çıkan sonuç da buydu. m. 640/3 davayı şirketin istemine bağladığından, yüzde elli paya sahip ortağın diğer ortağın çıkarılması için kendi adına açtığı davada davacı, Kanun’un gösterdiği davacı değildi. Yalnız iki kişiden oluşan kollektif şirketler için yazılmış TTK m. 257’nin limited şirket bölümünde bir karşılığı yoktur; münferit imza yetkisine sahip bir müdür de, m. 616/1-h bu istemi genel kurulun devredilemez yetkileri arasında saydığı için, şirket adına bu kararı tek başına oluşturamazdı.
Karşılaştırma çarpıcıdır. TTK m. 257, yalnız iki kişiden oluşan kollektif şirkette ortaklardan birinin çıkarılmasını gerektiren haklı sebepler varsa, mahkemenin diğer ortağın istemi üzerine fesih ve tasfiyeye karar vermeksizin şirketin bütün iş ve işlemlerini, varlıklarını, alacak ve borçlarını davacı ortağa bırakmasına ve diğer ortağın çıkarılmasına hükmedebileceğini düzenler. Aynı ortak sayısı, aynı ilişki tipi ve aynı haklı sebep kavramı; ancak şirket kollektif ise dava tek ortak tarafından açılabiliyor, limited ise açılamıyordu.
Şirket türleri arasındaki bu fark, anayasal sorunu nihayetinde çözen unsur oldu. Tek bir çıkarma talebiyle değil, çoğunluğun genel davranış kalıbıyla uğraşan okurlar için çevredeki hukuki imkânlar şirket ortaklık uyuşmazlıkları ve azınlık hakları rehberimizde ayrıca ele alınmaktadır.
3. Anayasa Mahkemesi’nin 25 Aralık 2025 tarihli iptal kararı
Sorun Anayasa Mahkemesi’nin önüne bir derece mahkemesinin itiraz yoluyla yaptığı başvuruyla geldi. Mahkeme 25 Aralık 2025 tarihli kararıyla — 17 Mart 2026 tarihli ve 33199 sayılı Resmî Gazete — iki ortaklı limited şirketler yönünden şunları iptal etti:
- Ticaret Kanunu’nun 616. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendini tümüyle;
-
- maddesinin birinci fıkrasının (h) bendindeki “Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması” ibaresini.
Gerekçe, Anayasa’nın 48. maddesindeki teşebbüs özgürlüğü ile 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı üzerinden ilerledi. Mahkeme, TTK m. 640/3’teki çıkarma mekanizmasının şirketin tüzel kişiliğine son verilmeden faaliyetinin korunmasına hizmet ettiğini ve bu nedenle devletin teşebbüsleri kendi ortaklarının davranışlarına karşı koruma yönündeki pozitif yükümlülüğü kapsamında kaldığını belirledi. Ardından, eşit paylı iki ortaklı şirketlerde genel kurulun bu kararı hiçbir şekilde alamadığını; ortaklardan birinin esas sermayenin salt çoğunluğunu elinde bulundurmaması hâlinde de haklı sebeple çıkarmanın mümkün olmadığını tespit etti. Bu pozitif yükümlülüğün parçası olarak kurulan bir mekanizmanın dışında bırakılmayı, etkili başvuru imkânı sağlama ödeviyle bağdaşmaz buldu.
Mahkeme, akla ilk gelen karşı görüşü — ortağın her zaman TTK m. 636/3 uyarınca fesih isteyebileceğini — de karşıladı ve somut bir gerekçeyle reddetti: bu yolda sonuç mahkemenin takdirine bırakılmıştır ve fesih talebi, davacı ortağın kendisinin payı ödenerek şirketten çıkarılmasıyla sonuçlanabilir. Kendisine başvuranı dışarı çıkarabilen bir imkân, sorunun cevabı değildir.
Kararın sonucu kadar önemli üç özelliği vardır:
- Yürürlüğü ertelenmemiştir. Hüküm fıkrasında Anayasa m. 153/3 uyarınca yürürlük tarihini ileri atan bir belirleme yoktur; yargılama sürerken yürürlüğün durdurulması talebi de ayrıca reddedilmiştir. İptal bu nedenle yayım tarihinde, 17 Mart 2026’da hüküm doğurmuştur.
- Geriye yürümez. Anayasa’nın 153. maddesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini düzenler.
- Oyçokluğuyla alınmıştır; altı üye, kanun koyucunun dengeyi caiz sınırlar içinde kurduğu ve Kanun’daki diğer yolların ortakları yeterince koruduğu görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
4. Şimdi açık olan soru: yetkilendirme boşluğu
İptali, davayı doğrudan ortağa geçiren bir düzenleme gibi okumak caziptir. Kanun metni bu okumayı desteklemez, Anayasa da Mahkeme’nin böyle bir metin yazmasını yasaklar: m. 153/2 uyarınca Anayasa Mahkemesi bir hükmü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Ayakta kalan tablo şudur. TTK m. 640/3 hâlâ “şirketin istemi üzerine” demektedir. TTK m. 616/1-h bendi ve m. 621/1-h bendindeki iptal edilen ibare iki ortaklı şirketlerde artık uygulanmaz; dolayısıyla ağırlaştırılmış nisaplı genel kurul kararı bu istemin önkoşulu olmaktan çıkmıştır. Kararın gerekçesi diğer ortağa “doğrudan ya da genel kurul vasıtasıyla” talepte bulunma imkânından söz etmektedir — ancak bu cümle gerekçedir, kanun metni değildir.
Boşluğun pratik sonuçlarını derece mahkemeleri şekillendirecektir; o zamana kadar dilekçenin kurgusu her zamankinden fazla önem taşır: şirketin davacı olarak nasıl gösterileceği, iki ortağın da müdür olduğu hâlde şirket adına kimin imza atacağı, menfaat çatışması nedeniyle şirkete kayyım ya da temsilci atanmasının gerekip gerekmediği ve ortağın davada ayrıca yer alıp almayacağı. Bunların hiçbiri yerleşmiş değildir; bu soruları çözülmüş varsayan bir dava, m. 640/3’teki davacı tanımına dayanan husumet itirazıyla karşılaşma riskini taşır. İş, iç düzeltme olarak değil dava olarak planlandığında, şirket ortaklık uyuşmazlıkları ve joint venture çalışmamızın kapsamına girer.
5. Hiç kapanmamış olan yollar
Çıkarma, birkaç araçtan yalnızca biridir ve iki ortaklı uyuşmazlıkların çoğunda doğru araç değildir. Alternatifler davacının kim olduğu ve — asıl kritik nokta — işletmenin kimde kalacağı bakımından ayrışır.
| Yol | Hüküm | Davacı | Mahkemenin hükmedebileceği | Başlıca risk |
|---|---|---|---|---|
| Haklı sebeple çıkarma | TTK m. 640/3 | Şirket | Ortağın çıkarılması; m. 641 uyarınca ayrılma akçesi | İptal sonrasında iki ortaklı şirkette şirketin isteminin nasıl oluşturulacağı yerleşmiş değildir |
| Sözleşmede öngörülen sebeple çıkarma | TTK m. 640/1-2 | Genel kurul kararı | Çıkarma kararla hüküm doğurur; ortak noter bildiriminden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir | Sebep sözleşmede önceden bulunmalıdır; sonradan eklemek oy birliği ister (m. 621/3) |
| Haklı sebeple çıkma | TTK m. 638/2 | Her ortak, kendi adına | Çıkma; dava süresince ortaklıktan doğan hak ve borçların dondurulması ya da diğer koruyucu önlemler | Siz ayrılırsınız, şirket diğer ortakta kalır |
| Haklı sebeple fesih | TTK m. 636/3 | Her ortak, kendi adına | Fesih; ya da davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenerek çıkarılması; ya da duruma uygun düşen kabul edilebilir diğer bir çözüm | Mahkeme şirketi feshetmek yerine davacıyı çıkarabilir |
| Organ yokluğu veya genel kurulun toplanamaması | TTK m. 636/2 | Ortak veya şirket alacaklısı | Uzun süreden beri kanunen gerekli organlardan biri yoksa ya da genel kurul toplanamıyorsa mahkeme müdürleri dinleyerek durumun kanuna uygun hâle getirilmesi için süre verir; buna rağmen düzeltilmezse feshe karar verir | Sonuç çıkarma değil fesihtir; ortağın davranışını değil organların işlevsizliğini konu alır |
Son satır iki ortaklı şirkette ayrıca okunmayı hak eder. TTK m. 636/2 yalnızca kanunen gerekli bir organın bulunmaması hâlinde değil, genel kurulun toplanamaması hâlinde de işler — 50/50 kilitlenmenin ürettiği sonuç tam olarak budur. Ancak sunduğu imkân, düzeltme için süre verildikten sonra fesihtir; diğer ortağın çıkarılması değil.
Dava sürerken şirketin içinin boşaltılması kaygısı bu seçimi ayrıca etkiler ve her yolun kendi koruma hükmü vardır. Fesih davası bakımından TTK m. 636/4, dava açıldığında mahkemenin taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabileceğini düzenler. Çıkma davası bakımından TTK m. 638/2 daha somuttur: mahkeme dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına ya da davacı ortağın durumunu teminat altına almak amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Bu hükümler birbirinin yerine geçmez; hangi davanın açıldığı, dava boyunca hangi koruma aracının elde bulunacağını da belirler.
Bir asimetri özellikle not edilmelidir. TTK m. 639 diğer ortakların çıkmaya katılmasına imkân tanır; ancak m. 639/4, şirket sözleşmesindeki hüküm sebebiyle veya haklı sebebin varlığı dolayısıyla bir ortağın çıkarılması hâlinde bu hükmün uygulanmayacağını açıkça belirtir. Çıkma tasarım gereği toplu bir harekettir; çıkarma değildir.
Fesih yolu ve onunla birlikte gelen pay bedeli takdiri — değerleme tarihi ve mahkemenin seçim yetkisinin sınırları dâhil — ortaklar arası kilitlenme ve çıkış yolları rehberimizde ayrıca ele alınmıştır.
6. Görevli mahkeme, usul ve ayrılma akçesi
Görevli mahkeme. Ticaret Kanunu’nda öngörülen hususlardan doğan dava TTK m. 4/1-a uyarınca ticari davadır; m. 5/1 uyarınca asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara değere bakılmaksızın bakar. Yetkili mahkeme şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesidir.
Arabuluculuk. TTK m. 5/A’daki dava şartı olarak arabuluculuk, konu ölçütüne göre kaleme alınmıştır: “konusu bir miktar para olan” alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında uygulanır. Çıkarma davası bir ödeme değil, hukuki statüde değişiklik talep eder; bu nedenle sayılan kalemlerin içinde yer almaz. Yanında açılan bir para alacağı talebi ise kendi başına değerlendirilmelidir.
Dava şartları. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesi dava şartlarını sayar; 114/2 diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümleri saklı tutar — genel kurul kararı şartının işlediği köprü tam olarak budur. HMK m. 115 ise mahkemenin dava şartlarını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmasını emreder; noktanın tartışılabilir değil öldürücü olmasının sebebi budur.
Para. TTK m. 641/1 uyarınca şirketten ayrılan ortak, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Kanun ölçütü adlandırır, değerleme yöntemini göstermez. Muacceliyet TTK m. 642/1’deki koşullara bağlıdır: şirketin kullanılabilir özkaynağı bulunması, payların devredilebilir olması ya da esas sermayenin ilgili hükümlere göre azaltılmış olması. TTK m. 642/3 uyarınca ödenmeyen kısım, bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacak oluşturur. Kullanılabilir özkaynağı olmayan bir şirkete karşı çıkarma kararı alan ortak, statü sorununu çözmüş ve ödeme sorununu ertelemiştir.
Sıralama pratikte şöyle kurulur. Önce statü sorusu çözülür — ortak çıkarılır ya da çıkar — sonra ayrılma akçesinin miktarı, en sonda da tahsil edilebilirliği gündeme gelir. Kanun ilk iki halkayı düzenler; üçüncüsünü şirketin bilançosuna bırakır. Bu nedenle çıkarma ya da çıkma hedefiyle kurulan bir dosyada, şirketin kullanılabilir özkaynağının bulunup bulunmadığı dava açılmadan önce bakılması gereken bir husustur; aksi hâlde kazanılan hüküm, TTK m. 642/3 uyarınca bütün alacaklılardan sonra gelen bir alacağa dönüşür.
7. Şirket sözleşmesine şimdi ne yazılmalı
İptal bir engeli kaldırdı; hazır bir usul kurmadı. Yeni kurulan şirketler ve ilişkinin sözleşme değişikliğine hâlâ elverdiği şirketler için yukarıdaki hükümlerden doğrudan üç kaleme alma sonucu çıkar.
Çıkarma sebeplerini şirket sözleşmesine baştan yazın; böylece TTK m. 640/1 dava olmaksızın kullanılabilir kalır — sonradan yapılacak değişikliğin m. 621/3 uyarınca oy birliği gerektirdiğini, bozulmuş bir ilişkinin ise tam olarak bunu üretemeyeceğini unutmadan. Paylar 50/50 ise sözleşmeye çıkış mekanizması ve değerleme hükmü ekleyin; TTK m. 641/2 sözleşmeden doğan çıkma hakkı bakımından ayrılma akçesinin farklı düzenlenmesine açıkça izin verir. Yönetim ve temsili de bilinçli biçimde düzenleyin, çünkü şirket adına bir ortağa karşı kimin hareket edeceği sorusu, iptalin açık bıraktığı sorunun ta kendisidir. Bu yapılandırma başlıkları şirketler hukuku çalışmamızın kapsamındadır.
İki ortak, eşit pay ve çıkış hükmü bulunmayan bir sözleşme, Türkiye’de limited şirket kurmanın en yaygın biçimidir ve Ticaret Kanunu’nun on dört yıl boyunca en az yardım ettiği yapılandırma da budur. Bu durum değişti; ancak değişen şey kaldırılmış bir engeldir, tamamlanmış bir usul değil — dosya da bu anlayışla kurulmalıdır.