Bir Türk şirketinin genel kurul kararına karşı iptal davası, kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde ve şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmak zorundadır: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.445 (tam metin) böyle düzenlenmiştir. Bu üç ay geçtiğinde iptal sebepleri artık esastan incelenmez; dosyada kalan tek soru TTK m.447’nin çok daha dar sorusudur: karar baştan itibaren batıl mıydı?
Bu rehber o sınır hakkındadır. Bir kararın hangi sebeplerle iptal edilebileceğini tek tek saymaz; süreyi, sürenin ardından geriye ne kaldığını ve sürenin iki yakasından hangisinde bulunulduğuna göre değişen usul sonuçlarını ele alır.
1. İki ayrı yol, biri süreye bağlı
Kanun, karara karşı gidilecek yolu dilekçede birbirine çok benzeyen, ancak duruşma salonunda tamamen farklı davranan iki mekanizmaya ayırmıştır.
İptal (TTK m.445). 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde dava açabilir. Sonuç hükme bağlıdır: karar, mahkeme iptaline karar verinceye kadar geçerliliğini korur ve uygulanır.
Butlan (TTK m.447). Bazı kararlar, herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın “batıldır”. Butlan davasında verilen hüküm kurucu değil, tespit niteliğindedir: kararın alındığı andan itibaren var olan bir sakatlığı kayda geçirir. TTK m.447 bir süre öngörmez; Kanun’un başka bir hükmü de m.447’ye süre bağlamamıştır.
Kanun’un iptal süresine verdiği ağırlığı gösteren en açık işaret m.448/2’dir: iptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz ve birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür. Düzenleme bilinçlidir; aynı karara karşı dava açacak herkesin tek dosyada toplanması ancak kapanış tarihinin kesin olmasıyla mümkündür.
| İptal davası (TTK m.445) | Butlan davası (TTK m.447) | |
|---|---|---|
| Süre | Üç ay; başlangıç karar tarihi | Kanun süre öngörmez — tescil edilmiş sermaye artırımı hariç (bkz. 4. bölüm) |
| Sürenin niteliği | Hak düşürücü süre; Kanun bu ifadeyi m.448/2'de kendisi kullanır | — |
| Dava açabilecek kişiler | TTK m.446'da sayılanlar (aşağıda) | m.447 sıfatı düzenlemez; genel kural işler — dava açmakta hukuki yarar, HMK m.114/1-h uyarınca dava şartıdır ve mahkemece resen araştırılır |
| Hükmün etkisi | Kurucu — karar ortadan kaldırılır | Tespit — karar baştan itibaren batıldır |
| Tipik konusu | Kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık | Vazgeçilemez haklar, bilgi alma ve inceleme hakkının kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırılması, temel yapı, sermayenin korunması |
| Kesinleşince | TTK m.450: bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder; yönetim kurulu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır | |
| Yürütmenin geri bırakılması | TTK m.449: her iki davada da mümkündür, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra | |
| Kötüniyet sorumluluğu | TTK m.451: kötüniyetle dava açan davacılar şirketin uğradığı zarardan müteselsilen sorumludur | |
2. TTK m.446 ve tutanağa geçmesi gereken muhalefet
TTK m.446 dört grup davacı sayar ve ilk ikisi aynı temanın varyasyonu değildir.
(a) bendine göre, toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibi dava açabilir. Üç unsurun üçü de madde metnindedir: toplantıya katılıp olumsuz oy kullanmak, ancak muhalefet tutanağa geçirilmeden salonu terk etmek bu bendi karşılamaz.
(b) bendi ise toplantının çağrı ve kuruluş aşamasındaki sakatlıklara ilişkindir ve “toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın” ifadesiyle açılır. Çağrının usulüne göre yapılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandığı, katılmaya ve oy kullanmaya haksız olarak izin verilmediği iddiaları buraya girer. Ne var ki bent, aynı cümlenin içinde bir koşul taşır: pay sahibi, sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri sürmek zorundadır. Nedensellik sonradan eklenen bir savunma değil, bendin kendi unsurudur.
(c) ve (d) bentleri yönetim kuruluna ve kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birine dava hakkı tanır.
Uygulamada en sık karşılaşılan iki sakatlık, usul aykırılıklarının neden butlan değil iptal yoluna ait olduğunu iyi gösterir. TTK m.414, çağrının şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan ilanla, ilan ve toplantı günleri hariç toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılmasını arar; ayrıca iadeli taahhütlü mektup iki ayrı gruba gönderilir — pay defterinde yazılı pay sahiplerine ve önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine. TTK m.437/1 ise finansal tabloların, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporlarının ve kâr dağıtım önerisinin genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirketin merkezinde ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmasını emreder. Bunların ihlali ağırdır; ancak her ikisi de iptal incelemesine, dolayısıyla üç aylık süreye ve m.446/1-b’deki etkililik koşuluna tabidir.
Tek bir karardan çok çoğunluğun genel davranış kalıbıyla uğraşan pay sahipleri, çevredeki hukuki imkânların haritasını şirket ortaklık uyuşmazlıkları ve azınlık hakları rehberimizde bulabilir; davanın kurgusu ve arkasındaki ortaklık sözleşmesi metinleri ise ortaklık uyuşmazlıkları ve joint venture çalışmamızın konusudur.
3. Süreden geriye ne kalır
TTK m.447, genel kurulun “özellikle” şu kararlarını batıl sayar:
- pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararlar;
- pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararlar;
- anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar.
Metnin üç özelliği dosyaların çoğunu belirler.
Birincisi, “özellikle” sözcüğü: sayım örnekseyicidir. Üç başlığın dışında kalan bir sakatlık kendiliğinden dışlanmaz, ama aynı ağırlıkta savunulmak zorundadır — yapısal bir sakatlık olarak, usule ilişkin bir eksiklik olarak değil.
İkincisi, ikinci bentteki kayıt. Kanun, bilgi alma hakkına yönelik her sınırlamayı batıl saymaz; sınırlamayı kanunen izin verilen ölçünün dışına çıktığı ölçüde batıl sayar. Kanun bazı hâllerde reddi kendisi mümkün kılar: m.437/3 uyarınca bilgi verilmesi yalnızca istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesiyle reddedilebilir. İstemi cevapsız bırakılan veya haksız olarak reddedilen pay sahibinin kendi yolu vardır: reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde makul bir süre sonra şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesine başvurulur ve başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir (m.437/5).
Üçüncüsü, sermayenin korunması ve temel yapı. Butlan yolunun süre geçtikten sonra gerçekten işe yaradığı alan burasıdır. Esas sözleşmeyi değiştiren ve kanuni tabanın altındaki bir nisapla alınan bir karar ciddi bir adaydır; çünkü esas sözleşme değişikliği kararlarına özgü olan TTK m.421/1, bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu söyler. Karar, böylece Kanun’un tanımayı reddettiği bir esas sözleşme hükmüne dayanmış olur. Aynı madde bazı değişiklikler için çıtayı yükseltir: bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar ile merkezin yurt dışına taşınması kararı sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin oybirliğiyle; işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması ve nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması ise sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların olumlu oylarıyla alınır.
Bilgi alma ayağının da kendi dayanağı vardır: TTK m.437/6, bilgi alma ve inceleme hakkının esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayacağını ve sınırlandırılamayacağını düzenler. Tam da bunu yapan bir esas sözleşme hükmü veya organ kararı yalnızca usulsüz değildir; Kanun’un kapattığı bir alanda hüküm doğurmaya çalışır. m.447/b’nin “kanunen izin verilen ölçü dışında” dediği durum budur.
Kanun’un kendi bölüşümünde m.447’nin kapsamadığı noktaya da dikkat edilmelidir. Genel kurula katılmaya ve oy kullanmaya haksız olarak izin verilmemesi, m.446/1-b’de bir iptal sebebi olarak yazılmıştır; yani üç aylık süre ve etkililik koşuluyla birlikte sınırın iptal tarafına yerleştirilmiştir. Süreyi geçiren ve ardından toplantıya alınmamanın kararı batıl kıldığını savunan davacı, Kanun’un kendi sınıflandırmasına karşı argüman üretmektedir.
Kanun’un bu ayrımı nedeniyle iki yol aynı dosyada ayrı ayrı incelenir. Üç ay dolmuşsa iptal talebi m.445’teki hak düşürücü süre nedeniyle esastan incelenmez; butlan talebi m.447’nin ölçütleriyle değerlendirilir. Süre geçtikten sonra toplantıdaki usulsüzlük tek başına iptal sebebi olarak ileri sürülemez; kararı bu aşamada ortadan kaldırmak için m.447 anlamında bir sakatlık gösterilmelidir. Hiç geçerli biçimde toplanmamış genel kurul ise ayrı bir sorundur ve hemen aşağıda ele alınır.
Genel kurul kararları bakımından Kanun, iptal ve butlan dışında ayrıca bir yokluk kategorisi düzenlemez; bu sözcük Kanun’da hukuki bir sonuç olarak yalnız m.353/1’de, anonim şirketin yokluğuna karar verilemeyeceğini söylerken geçer. Tartışmanın en çok çıktığı durum, hiç geçerli biçimde toplanmamış genel kuruldur. TTK m.416, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanmayı yalnızca bütün payların sahipleri veya temsilcileri hazır bulunduğu ve aralarından biri itiraz etmediği takdirde mümkün kılar. m.414’e uygun bir çağrı yapılmamış ve bütün pay sahipleri de toplantıya katılmamışsa m.416’nın koşulları oluşmaz. Kanun böyle bir toplantıda alınan kararın akıbetini ayrıca düzenlemez: çağrının usulüne göre yapılmaması m.446/1-b’de, kararın alınmasında etkili olma koşuluna bağlı bir iptal sebebi olarak sayılmıştır; kararın bunun ötesinde hiç doğmamış sayılıp sayılmayacağı konusunda Kanun’da açık hüküm yoktur ve mahkeme somut olayda değerlendirir.
4. Kaçış yolunu kapatan istisna: tescil edilmiş sermaye artırımı
Yukarıdaki her şey, butlanın iptal süresinin dolmasından sonra da ayakta kaldığı varsayımına dayanır. Ticari hayatta çok sık karşılaşılan bir karar türü bakımından bu varsayım geçerli değildir.
TTK m.456/4, “353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır” der. m.353 kuruluş aşamasına ilişkin bir hükümdür ve ilk cümlesi kesindir: anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Kanun bunun yerine, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli şekilde tehlikeye düşürülmüş ya da ihlal edilmişse fesih yolunu gösterir; m.353/4 ise davanın tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmasını şart koşar.
m.456/4’ün kıyas atfı bu zinciri sermaye artırımına taşır ve davacıları hazırlıksız yakalayan bir sonuç doğurur. m.353/1 kıyasen uygulandığında, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı tescil edildikten sonra bu karar hakkında butlan ya da yokluk kararı verilemez; m.353/4 ise davanın tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmasını şart koşar. Artırım kararındaki sakatlık ne kadar ağır olursa olsun, tescilden sonra Kanun’un açık bıraktığı yol bu süreye bağlı davadır.
Sulandırıcı bir sermaye artırımına karşı çıkacak pay sahibi için iki sonucu vardır.
- Sürenin başlangıcı kayar. Bu karar türünde üç ay, karar tarihinden değil tescil tarihinden sayılır. Ajandaya yazılacak tarih, kararın alındığı gün değil, ticaret siciline tescil ve bunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanıdır.
- Yedek iddia ortadan kalkar. Önce iptal, olmazsa butlan biçimindeki terditli kurgu, tescil edilmiş bir sermaye artırımına karşı geç açılan davayı kurtarmaz. Sürenin arkasında hiçbir şey yoktur.
İhtiyaçtan çok tasarlanmış gördüğü bir artırımla karşılaşan pay sahibi bu nedenle bu alandaki en dar fiilî pencereye sahiptir ve davasını, rüçhan hakkının kullanımı ve taahhüt süreci henüz işlerken hazırlamak zorundadır.
5. Üç ay olmayan diğer süreler
Bu alanda kaçırılan sürelerin önemli bir bölümü, TTK m.445’teki üç ayın onun düzenlemediği bir karara uygulanmasından doğar.
| Karar ya da hak | Hüküm | Süre | Başlangıç |
|---|---|---|---|
| Genel kurul kararı — iptal | TTK m.445 | 3 ay | Karar tarihi |
| Birleşme, bölünme, tür değiştirme kararı — iptal | TTK m.192/1 | 2 ay | Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki ilan; ilanın gerekmediği hâllerde tescil tarihi |
| Genel kurul kararı — butlan | TTK m.447 | Kanun'da süre yok | — |
| Tescil edilmiş sermaye artırımı kararı | TTK m.456/4 yollamasıyla m.353 | 3 ay; butlan ve yokluk yolu kapalı | Tescil ve ilan |
| Yönetim kurulu kararı | TTK m.391 | İptal davası yoktur; yalnızca butlanın tespiti istenebilir | — |
| Bilgi alma veya inceleme isteminin reddi | TTK m.437/5 | 10 gün | Ret; diğer hâllerde makul bir süre sonra |
| Olağan genel kurulun toplanması | TTK m.409/1 | 3 ay | Faaliyet dönemi sonu — m.445 ile ilgisi olmayan, yalnızca sayısı aynı olan bir süre |
Tabloda iki satır ayrıca dikkat ister. TTK m.192 yalnızca süreyi iki aya indirmez ve başlangıcı Gazete ilanına taşımaz; davacının olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş olmasını da arar ve üçüncü fıkrasıyla mahkemeye, işlemlerdeki eksikliğin giderilmesi için taraflara süre verme görevi yükler — hukuki sakatlık verilen sürede giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli önlemleri alır. TTK m.391 ise bir pay sahibinin yönetim kurulu kararını neden “iptal” ettiremeyeceğinin cevabıdır: Kanun burada yalnızca kararın batıl olduğunun tespitini öngörür ve butlan sebeplerini eşit işlem ilkesi, temel yapı ile sermayenin korunması, vazgeçilmez haklar ve diğer organların devredilemez yetkilerine girilmesi başlıklarına bağlar.
6. Sürenin iki yakasında dava açmak
Talebi terditli kurun. Üç aylık süre yaklaşmışsa ya da dolmuşsa davanın işleyen biçimi, öncelikle iptal, kabul edilmediği takdirde butlanın tespitidir. Bu kurguda iptal talebi süre nedeniyle kapansa bile butlan ayağı m.447’nin ölçütleriyle ayrıca incelenir. İstisna, 4. bölümdeki tescil edilmiş sermaye artırımıdır: orada terditli talebin tutunacağı bir dal yoktur.
Teminat istemini bekleyin. TTK m.448/3, mahkemenin şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebileceğini, teminatın nitelik ve miktarını mahkemenin belirleyeceğini düzenler. Teminat resen değil, talep üzerine gündeme gelir ve takdiridir; buna karşılık uygulamaya başladığı bir karara karşı dava açılan şirket bu istemi çoğu zaman ileri sürer.
Yürütmenin geri bırakılmasını bilinçli isteyin. TTK m.449, iptal ve butlan davalarının ikisinde de, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına imkân verir. Fiilî zarar kararın kendisinin dışında doğacaksa — yapılmak üzere olan bir devir, tescil edilmek üzere olan bir sicil kaydı gibi — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (tam metin) ihtiyati tedbir rejimi işletilir: m.390/3 uyarınca talep eden tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır; m.390/2 uyarınca hakların derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.
Hükmün ne yaptığını hatırlayın. TTK m.450 uyarınca iptale veya butlana ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder; yönetim kurulu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır. Sonuç yalnızca davacıyı ilgilendirmez; TTK m.451’in kötüniyetle dava açan davacıları şirketin uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu tutmasının bir sebebi de budur.
Kanun’un aramadığını da bilin. TTK m.5/A’daki arabuluculuk dava şartı, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için yazılmıştır. m.445 ya da m.447’ye dayanan bir dava bu dava türleri arasında sayılmamıştır.
Son olarak iki yön işareti. TTK m.622, bu rejimin tamamını kıyas yoluyla limited şirketlere uygular; üç aylık süre, dava açabilecek kişilere ilişkin ölçütler ve butlan incelemesi limited şirket uyuşmazlığında da aynen gündeme gelir. Sorun tek bir karar değil de işlemez hâle gelmiş bir ortaklık ilişkisiyse, tek karara yöneltilen dava çoğu zaman meseleyi çözen yol değildir; bu durumda ortaklar arası kilitlenme, haklı sebeple fesih ve çıkma rehberimizdeki yollar doğrudan konuya girer, sözleşmesel altyapı ise şirketler hukuku çalışmamızın kapsamındadır.