Üç Aylık Süre Geçtiyse: Genel Kurul Kararında İptal ile Butlan Sınırı (TTK m.445-447)

TTK m.445'teki üç aylık süre karar tarihinden işler; süre geçtiğinde geriye yalnızca m.447 butlanı kalır.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 12 dk okuma
Gravür: Beş boş sandalyeyle çevrili genel kurul masasında yazısız karar kâğıtları, yanında terazi, kırmızı ciltli kitap ve kum saati.

Ana noktalar

  1. TTK m.445 iptal davası için karar tarihinden itibaren üç ay verir; süre tescilden, ilandan ya da pay sahibinin öğrenme tarihinden değil, kararın alındığı günden işler ve dava şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılır. Sürenin niteliğini Kanun'un kendisi söyler: TTK m.448/2 uyarınca iptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz.
  2. Süre dolduktan sonra iptal sebepleri esastan incelenmez. Dosya yalnızca TTK m.447 anlamında bir butlan sebebi bulunup bulunmadığı üzerinden karara bağlanır; m.447 kendi başına bir süreye bağlanmamıştır — tescil edilmiş sermaye artırımı istisnası saklıdır.
  3. TTK m.447 dar kapsamlıdır: vazgeçilemez nitelikteki pay sahipliği haklarını sınırlandıran, bilgi alma ve inceleme hakkını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ya da şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları kapsar. Olağan usul aykırılıkları butlan değil, iptal yoluna aittir.
  4. Önemli bir istisna vardır: TTK m.456/4, m.353'ü tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygular ve m.353/1 butlan ya da yokluk kararı verilmesini yasaklar. Tescil edilmiş bir sermaye artırımı kararında butlan ya da yokluk yolu kapalıdır; m.353/4 uyarınca dava tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılır.
  5. Bu alandaki her süre üç ay değildir: birleşme, bölünme ve tür değiştirme kararına karşı TTK m.192 iki aylık süre öngörür, yönetim kurulu kararı için iptal davası hiç yoktur (TTK m.391 yalnızca butlanın tespitini tanır) ve TTK m.622 bütün bu düzeni kıyas yoluyla limited şirketlere uygular.

Bir Türk şirketinin genel kurul kararına karşı iptal davası, kararın alındığı tarihten itibaren üç ay içinde ve şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmak zorundadır: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.445 (tam metin) böyle düzenlenmiştir. Bu üç ay geçtiğinde iptal sebepleri artık esastan incelenmez; dosyada kalan tek soru TTK m.447’nin çok daha dar sorusudur: karar baştan itibaren batıl mıydı?

Bu rehber o sınır hakkındadır. Bir kararın hangi sebeplerle iptal edilebileceğini tek tek saymaz; süreyi, sürenin ardından geriye ne kaldığını ve sürenin iki yakasından hangisinde bulunulduğuna göre değişen usul sonuçlarını ele alır.

Kalabalık genel kurul masasından iki yol çıkıyor; biri kum saatinde bitiyor, öbürü terazi ve kırmızı ciltli kitaba kadar uzanıyor.
İptal belirli bir süreye bağlıdır, butlan ise her zaman ileri sürülebilir.

1. İki ayrı yol, biri süreye bağlı

Kanun, karara karşı gidilecek yolu dilekçede birbirine çok benzeyen, ancak duruşma salonunda tamamen farklı davranan iki mekanizmaya ayırmıştır.

İptal (TTK m.445). 446. maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde dava açabilir. Sonuç hükme bağlıdır: karar, mahkeme iptaline karar verinceye kadar geçerliliğini korur ve uygulanır.

Butlan (TTK m.447). Bazı kararlar, herhangi bir mahkeme kararına gerek olmaksızın “batıldır”. Butlan davasında verilen hüküm kurucu değil, tespit niteliğindedir: kararın alındığı andan itibaren var olan bir sakatlığı kayda geçirir. TTK m.447 bir süre öngörmez; Kanun’un başka bir hükmü de m.447’ye süre bağlamamıştır.

Kanun’un iptal süresine verdiği ağırlığı gösteren en açık işaret m.448/2’dir: iptal davasında üç aylık hak düşüren sürenin sona ermesinden önce duruşmaya başlanamaz ve birden fazla iptal davası açıldığı takdirde davalar birleştirilerek görülür. Düzenleme bilinçlidir; aynı karara karşı dava açacak herkesin tek dosyada toplanması ancak kapanış tarihinin kesin olmasıyla mümkündür.

İptal davası (TTK m.445)Butlan davası (TTK m.447)
SüreÜç ay; başlangıç karar tarihiKanun süre öngörmez — tescil edilmiş sermaye artırımı hariç (bkz. 4. bölüm)
Sürenin niteliğiHak düşürücü süre; Kanun bu ifadeyi m.448/2'de kendisi kullanır—
Dava açabilecek kişilerTTK m.446'da sayılanlar (aşağıda)m.447 sıfatı düzenlemez; genel kural işler — dava açmakta hukuki yarar, HMK m.114/1-h uyarınca dava şartıdır ve mahkemece resen araştırılır
Hükmün etkisiKurucu — karar ortadan kaldırılırTespit — karar baştan itibaren batıldır
Tipik konusuKanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılıkVazgeçilemez haklar, bilgi alma ve inceleme hakkının kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandırılması, temel yapı, sermayenin korunması
KesinleşinceTTK m.450: bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder; yönetim kurulu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır
Yürütmenin geri bırakılmasıTTK m.449: her iki davada da mümkündür, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra
Kötüniyet sorumluluğuTTK m.451: kötüniyetle dava açan davacılar şirketin uğradığı zarardan müteselsilen sorumludur

2. TTK m.446 ve tutanağa geçmesi gereken muhalefet

TTK m.446 dört grup davacı sayar ve ilk ikisi aynı temanın varyasyonu değildir.

(a) bendine göre, toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahibi dava açabilir. Üç unsurun üçü de madde metnindedir: toplantıya katılıp olumsuz oy kullanmak, ancak muhalefet tutanağa geçirilmeden salonu terk etmek bu bendi karşılamaz.

(b) bendi ise toplantının çağrı ve kuruluş aşamasındaki sakatlıklara ilişkindir ve “toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın” ifadesiyle açılır. Çağrının usulüne göre yapılmadığı, gündemin gereği gibi ilan edilmediği, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandığı, katılmaya ve oy kullanmaya haksız olarak izin verilmediği iddiaları buraya girer. Ne var ki bent, aynı cümlenin içinde bir koşul taşır: pay sahibi, sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri sürmek zorundadır. Nedensellik sonradan eklenen bir savunma değil, bendin kendi unsurudur.

(c) ve (d) bentleri yönetim kuruluna ve kararların yerine getirilmesi kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her birine dava hakkı tanır.

Uygulamada en sık karşılaşılan iki sakatlık, usul aykırılıklarının neden butlan değil iptal yoluna ait olduğunu iyi gösterir. TTK m.414, çağrının şirketin internet sitesinde ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlanan ilanla, ilan ve toplantı günleri hariç toplantı tarihinden en az iki hafta önce yapılmasını arar; ayrıca iadeli taahhütlü mektup iki ayrı gruba gönderilir — pay defterinde yazılı pay sahiplerine ve önceden şirkete pay senedi veya pay sahipliğini ispatlayıcı belge vererek adreslerini bildiren pay sahiplerine. TTK m.437/1 ise finansal tabloların, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, denetleme raporlarının ve kâr dağıtım önerisinin genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirketin merkezinde ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmasını emreder. Bunların ihlali ağırdır; ancak her ikisi de iptal incelemesine, dolayısıyla üç aylık süreye ve m.446/1-b’deki etkililik koşuluna tabidir.

Tek bir karardan çok çoğunluğun genel davranış kalıbıyla uğraşan pay sahipleri, çevredeki hukuki imkânların haritasını şirket ortaklık uyuşmazlıkları ve azınlık hakları rehberimizde bulabilir; davanın kurgusu ve arkasındaki ortaklık sözleşmesi metinleri ise ortaklık uyuşmazlıkları ve joint venture çalışmamızın konusudur.

3. Süreden geriye ne kalır

TTK m.447, genel kurulun “özellikle” şu kararlarını batıl sayar:

  • pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararlar;
  • pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararlar;
  • anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar.

Metnin üç özelliği dosyaların çoğunu belirler.

Birincisi, “özellikle” sözcüğü: sayım örnekseyicidir. Üç başlığın dışında kalan bir sakatlık kendiliğinden dışlanmaz, ama aynı ağırlıkta savunulmak zorundadır — yapısal bir sakatlık olarak, usule ilişkin bir eksiklik olarak değil.

İkincisi, ikinci bentteki kayıt. Kanun, bilgi alma hakkına yönelik her sınırlamayı batıl saymaz; sınırlamayı kanunen izin verilen ölçünün dışına çıktığı ölçüde batıl sayar. Kanun bazı hâllerde reddi kendisi mümkün kılar: m.437/3 uyarınca bilgi verilmesi yalnızca istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesiyle reddedilebilir. İstemi cevapsız bırakılan veya haksız olarak reddedilen pay sahibinin kendi yolu vardır: reddi izleyen on gün içinde, diğer hâllerde makul bir süre sonra şirket merkezindeki asliye ticaret mahkemesine başvurulur ve başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir (m.437/5).

Üçüncüsü, sermayenin korunması ve temel yapı. Butlan yolunun süre geçtikten sonra gerçekten işe yaradığı alan burasıdır. Esas sözleşmeyi değiştiren ve kanuni tabanın altındaki bir nisapla alınan bir karar ciddi bir adaydır; çünkü esas sözleşme değişikliği kararlarına özgü olan TTK m.421/1, bu fıkrada öngörülen nisapları düşüren veya nispî çoğunluğu öngören esas sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu söyler. Karar, böylece Kanun’un tanımayı reddettiği bir esas sözleşme hükmüne dayanmış olur. Aynı madde bazı değişiklikler için çıtayı yükseltir: bilanço zararlarının kapatılması için yükümlülük ve ikincil yükümlülük koyan kararlar ile merkezin yurt dışına taşınması kararı sermayenin tümünü oluşturan payların sahiplerinin oybirliğiyle; işletme konusunun tamamen değiştirilmesi, imtiyazlı pay oluşturulması ve nama yazılı payların devrinin sınırlandırılması ise sermayenin en az yüzde yetmiş beşini oluşturan payların olumlu oylarıyla alınır.

Bilgi alma ayağının da kendi dayanağı vardır: TTK m.437/6, bilgi alma ve inceleme hakkının esas sözleşmeyle ve şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayacağını ve sınırlandırılamayacağını düzenler. Tam da bunu yapan bir esas sözleşme hükmü veya organ kararı yalnızca usulsüz değildir; Kanun’un kapattığı bir alanda hüküm doğurmaya çalışır. m.447/b’nin “kanunen izin verilen ölçü dışında” dediği durum budur.

Kanun’un kendi bölüşümünde m.447’nin kapsamadığı noktaya da dikkat edilmelidir. Genel kurula katılmaya ve oy kullanmaya haksız olarak izin verilmemesi, m.446/1-b’de bir iptal sebebi olarak yazılmıştır; yani üç aylık süre ve etkililik koşuluyla birlikte sınırın iptal tarafına yerleştirilmiştir. Süreyi geçiren ve ardından toplantıya alınmamanın kararı batıl kıldığını savunan davacı, Kanun’un kendi sınıflandırmasına karşı argüman üretmektedir.

Kanun’un bu ayrımı nedeniyle iki yol aynı dosyada ayrı ayrı incelenir. Üç ay dolmuşsa iptal talebi m.445’teki hak düşürücü süre nedeniyle esastan incelenmez; butlan talebi m.447’nin ölçütleriyle değerlendirilir. Süre geçtikten sonra toplantıdaki usulsüzlük tek başına iptal sebebi olarak ileri sürülemez; kararı bu aşamada ortadan kaldırmak için m.447 anlamında bir sakatlık gösterilmelidir. Hiç geçerli biçimde toplanmamış genel kurul ise ayrı bir sorundur ve hemen aşağıda ele alınır.

Genel kurul kararları bakımından Kanun, iptal ve butlan dışında ayrıca bir yokluk kategorisi düzenlemez; bu sözcük Kanun’da hukuki bir sonuç olarak yalnız m.353/1’de, anonim şirketin yokluğuna karar verilemeyeceğini söylerken geçer. Tartışmanın en çok çıktığı durum, hiç geçerli biçimde toplanmamış genel kuruldur. TTK m.416, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın genel kurul olarak toplanmayı yalnızca bütün payların sahipleri veya temsilcileri hazır bulunduğu ve aralarından biri itiraz etmediği takdirde mümkün kılar. m.414’e uygun bir çağrı yapılmamış ve bütün pay sahipleri de toplantıya katılmamışsa m.416’nın koşulları oluşmaz. Kanun böyle bir toplantıda alınan kararın akıbetini ayrıca düzenlemez: çağrının usulüne göre yapılmaması m.446/1-b’de, kararın alınmasında etkili olma koşuluna bağlı bir iptal sebebi olarak sayılmıştır; kararın bunun ötesinde hiç doğmamış sayılıp sayılmayacağı konusunda Kanun’da açık hüküm yoktur ve mahkeme somut olayda değerlendirir.

4. Kaçış yolunu kapatan istisna: tescil edilmiş sermaye artırımı

Yukarıdaki her şey, butlanın iptal süresinin dolmasından sonra da ayakta kaldığı varsayımına dayanır. Ticari hayatta çok sık karşılaşılan bir karar türü bakımından bu varsayım geçerli değildir.

TTK m.456/4, “353 ve 354 üncü maddeler ile 355 inci maddenin birinci fıkrası tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanır” der. m.353 kuruluş aşamasına ilişkin bir hükümdür ve ilk cümlesi kesindir: anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez. Kanun bunun yerine, şirketin kurulmasında kanun hükümlerine aykırı hareket edilmek suretiyle alacaklıların, pay sahiplerinin veya kamunun menfaatleri önemli şekilde tehlikeye düşürülmüş ya da ihlal edilmişse fesih yolunu gösterir; m.353/4 ise davanın tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmasını şart koşar.

m.456/4’ün kıyas atfı bu zinciri sermaye artırımına taşır ve davacıları hazırlıksız yakalayan bir sonuç doğurur. m.353/1 kıyasen uygulandığında, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı tescil edildikten sonra bu karar hakkında butlan ya da yokluk kararı verilemez; m.353/4 ise davanın tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmasını şart koşar. Artırım kararındaki sakatlık ne kadar ağır olursa olsun, tescilden sonra Kanun’un açık bıraktığı yol bu süreye bağlı davadır.

Sulandırıcı bir sermaye artırımına karşı çıkacak pay sahibi için iki sonucu vardır.

  • Sürenin başlangıcı kayar. Bu karar türünde üç ay, karar tarihinden değil tescil tarihinden sayılır. Ajandaya yazılacak tarih, kararın alındığı gün değil, ticaret siciline tescil ve bunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanıdır.
  • Yedek iddia ortadan kalkar. Önce iptal, olmazsa butlan biçimindeki terditli kurgu, tescil edilmiş bir sermaye artırımına karşı geç açılan davayı kurtarmaz. Sürenin arkasında hiçbir şey yoktur.

İhtiyaçtan çok tasarlanmış gördüğü bir artırımla karşılaşan pay sahibi bu nedenle bu alandaki en dar fiilî pencereye sahiptir ve davasını, rüçhan hakkının kullanımı ve taahhüt süreci henüz işlerken hazırlamak zorundadır.

5. Üç ay olmayan diğer süreler

Bu alanda kaçırılan sürelerin önemli bir bölümü, TTK m.445’teki üç ayın onun düzenlemediği bir karara uygulanmasından doğar.

Genel kurul kararı kâğıtlarının yanında boyları birbirinden farklı üç kum saati, krem kâğıt üzerine koyu yeşil çizgilerle çizilmiş.
Genel kurul kararlarında asıl sürenin dışında işleyen başka süreler de bulunur.
Karar ya da hakHükümSüreBaşlangıç
Genel kurul kararı — iptalTTK m.4453 ayKarar tarihi
Birleşme, bölünme, tür değiştirme kararı — iptalTTK m.192/12 ayTürkiye Ticaret Sicili Gazetesi'ndeki ilan; ilanın gerekmediği hâllerde tescil tarihi
Genel kurul kararı — butlanTTK m.447Kanun'da süre yok—
Tescil edilmiş sermaye artırımı kararıTTK m.456/4 yollamasıyla m.3533 ay; butlan ve yokluk yolu kapalıTescil ve ilan
Yönetim kurulu kararıTTK m.391İptal davası yoktur; yalnızca butlanın tespiti istenebilir—
Bilgi alma veya inceleme isteminin reddiTTK m.437/510 günRet; diğer hâllerde makul bir süre sonra
Olağan genel kurulun toplanmasıTTK m.409/13 ayFaaliyet dönemi sonu — m.445 ile ilgisi olmayan, yalnızca sayısı aynı olan bir süre

Tabloda iki satır ayrıca dikkat ister. TTK m.192 yalnızca süreyi iki aya indirmez ve başlangıcı Gazete ilanına taşımaz; davacının olumlu oy vermemiş ve bunu tutanağa geçirmiş olmasını da arar ve üçüncü fıkrasıyla mahkemeye, işlemlerdeki eksikliğin giderilmesi için taraflara süre verme görevi yükler — hukuki sakatlık verilen sürede giderilemiyorsa veya giderilememişse mahkeme kararı iptal eder ve gerekli önlemleri alır. TTK m.391 ise bir pay sahibinin yönetim kurulu kararını neden “iptal” ettiremeyeceğinin cevabıdır: Kanun burada yalnızca kararın batıl olduğunun tespitini öngörür ve butlan sebeplerini eşit işlem ilkesi, temel yapı ile sermayenin korunması, vazgeçilmez haklar ve diğer organların devredilemez yetkilerine girilmesi başlıklarına bağlar.

6. Sürenin iki yakasında dava açmak

Talebi terditli kurun. Üç aylık süre yaklaşmışsa ya da dolmuşsa davanın işleyen biçimi, öncelikle iptal, kabul edilmediği takdirde butlanın tespitidir. Bu kurguda iptal talebi süre nedeniyle kapansa bile butlan ayağı m.447’nin ölçütleriyle ayrıca incelenir. İstisna, 4. bölümdeki tescil edilmiş sermaye artırımıdır: orada terditli talebin tutunacağı bir dal yoktur.

Teminat istemini bekleyin. TTK m.448/3, mahkemenin şirketin istemi üzerine muhtemel zararlarına karşı davacıların teminat göstermesine karar verebileceğini, teminatın nitelik ve miktarını mahkemenin belirleyeceğini düzenler. Teminat resen değil, talep üzerine gündeme gelir ve takdiridir; buna karşılık uygulamaya başladığı bir karara karşı dava açılan şirket bu istemi çoğu zaman ileri sürer.

Yürütmenin geri bırakılmasını bilinçli isteyin. TTK m.449, iptal ve butlan davalarının ikisinde de, yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına imkân verir. Fiilî zarar kararın kendisinin dışında doğacaksa — yapılmak üzere olan bir devir, tescil edilmek üzere olan bir sicil kaydı gibi — 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (tam metin) ihtiyati tedbir rejimi işletilir: m.390/3 uyarınca talep eden tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır; m.390/2 uyarınca hakların derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir.

Hükmün ne yaptığını hatırlayın. TTK m.450 uyarınca iptale veya butlana ilişkin mahkeme kararı, kesinleştikten sonra bütün pay sahipleri hakkında hüküm ifade eder; yönetim kurulu kararın bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesine koymak zorundadır. Sonuç yalnızca davacıyı ilgilendirmez; TTK m.451’in kötüniyetle dava açan davacıları şirketin uğradığı zarardan müteselsilen sorumlu tutmasının bir sebebi de budur.

Kanun’un aramadığını da bilin. TTK m.5/A’daki arabuluculuk dava şartı, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları için yazılmıştır. m.445 ya da m.447’ye dayanan bir dava bu dava türleri arasında sayılmamıştır.

Son olarak iki yön işareti. TTK m.622, bu rejimin tamamını kıyas yoluyla limited şirketlere uygular; üç aylık süre, dava açabilecek kişilere ilişkin ölçütler ve butlan incelemesi limited şirket uyuşmazlığında da aynen gündeme gelir. Sorun tek bir karar değil de işlemez hâle gelmiş bir ortaklık ilişkisiyse, tek karara yöneltilen dava çoğu zaman meseleyi çözen yol değildir; bu durumda ortaklar arası kilitlenme, haklı sebeple fesih ve çıkma rehberimizdeki yollar doğrudan konuya girer, sözleşmesel altyapı ise şirketler hukuku çalışmamızın kapsamındadır.

Sıkça sorulan sorular

Üç aylık süre kararı öğrendiğim tarihten mi işlemeye başlar?

Hayır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.445 başlangıç anını açıkça 'karar tarihinden itibaren' olarak belirler. Madde metninde tebliğe, ticaret siciline tescile, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilana veya pay sahibinin öğrenmesine yapılmış bir gönderme yoktur. Toplantıya hiç çağrılmayan ve durumu aylar sonra sicil kaydından öğrenen pay sahibi de, toplantıda baştan sona oturmuş pay sahibi de m.445 karşısında aynı konumdadır. Sürenin bu sertliği, süre geçtikten sonra m.447 butlan değerlendirmesinin neden bu kadar ağırlık taşıdığını da açıklar.

İptal davasını bir gün geç açarsam usulen ne olur?

TTK m.445'teki süre hak düşürücü süredir; Kanun bu nitelemeyi m.448/2'de kendisi kullanır. Hak düşürücü süre, davalının savunma olarak ileri sürmesine bağlı değildir. Sonuç şudur: iptal sebepleri artık esastan incelenmez. Dosyanın kaderini belirleyen soru, aynı kararın TTK m.447 uyarınca batıl olup olmadığıdır. Bu nedenle sürenin sınırına yakın açılan davalar çoğunlukla terditli kurulur: öncelikle iptal, kabul edilmezse butlanın tespiti.

Hangi sakatlıklar kararı iptal edilebilir değil, batıl kılar?

TTK m.447 üç bent sayar ve bunları 'özellikle' sözcüğüyle açar; yani sayım örnekseyicidir, kapalı bir liste değildir. Pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran kararlar; bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararlar; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar batıldır. İkinci bentteki kayda dikkat edilmelidir: bir sınırlama, yalnızca sınırlama olduğu için batıl değildir; kanunen izin verilen ölçünün dışına çıkması gerekir.

Dava sürerken kararın uygulanması durdurulabilir mi?

TTK m.449, iptal veya butlan davası açıldığında mahkemenin dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceğini düzenler; ancak madde bunu yönetim kurulu üyelerinin görüşünün alınmasına bağlar ve kararı mahkemenin takdirine bırakır. Bundan bağımsız olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389 ve devamındaki genel ihtiyati tedbir rejimi de işletilebilir: talep eden, dayandığı tedbir sebebini ve türünü dilekçesinde açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (m.390/3); hakların derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde hâkim karşı tarafı dinlemeden de karar verebilir (m.390/2).

İptalini istediğim karar bir sermaye artırımıydı ve tescil edildi. Bu bir şeyi değiştirir mi?

Evet; bu alandaki en önemli istisna budur. Türk Ticaret Kanunu m.456/4, 353 ve 354. maddeler ile 355. maddenin birinci fıkrasının tüm sermaye artırımı türlerine kıyas yoluyla uygulanacağını söyler. m.353/1 ise 'Anonim şirketin butlanına veya yokluğuna karar verilemez' cümlesiyle başlar ve m.353/4 davanın tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılmasını şart koşar. Bu zincir kıyasen uygulandığında tescil edilmiş bir sermaye artırımı kararı hakkında butlan ya da yokluk kararı verilemez; Kanun'un açık bıraktığı yol, tescil ve ilandan itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde açılacak davadır. İki sonucu vardır: sürenin başlangıcı karar tarihinden tescil tarihine kayar ve süre geçtikten sonra butlan iddiasına sığınma imkânı kalmaz.

Aynı üç aylık kural limited şirkette de geçerli midir?

Evet, kıyas yoluyla. TTK m.622, Kanun'un anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağını düzenler. Buna göre limited şirket ortaklar kurulu kararlarına karşı açılan davalarda da m.445-451 rejimi işler: üç aylık hak düşürücü süre, dava açabilecek kişiler bakımından m.446 ölçütleri ve süreden bağımsız butlan incelemesi aynı şekilde gündeme gelir.

'445. madde' derken rekabet yasağıyla ilgili bir hükme rastlıyorum. Aynı madde mi?

Farklı kanunlardır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.445 işçinin rekabet yasağını düzenler ve yasağın süresinin özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacağını söyler. Genel kurul kararının iptaline ilişkin hüküm ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.445'tir. Arama sonuçları ve çeviri özetler bu iki maddeyi sıklıkla birbirine karıştırdığından, bir kaynağa dayanmadan önce hangi kanunun kastedildiğinin doğrulanması gerekir.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

İlgili hukuki rehberler ve yayınlar

  1. Türkiye'de Şirket Ortaklık Uyuşmazlıkları, Azınlık Hakları ve Yönetim Kurulu Sorumluluğu: TTK Dava ve Çıkış Rehberi
  2. İki Ortaklı Limited Şirkette Ortaklıktan Çıkarma: Davacı Sıfatı Şirkettedir (TTK m.640/3, 621/1-h)
  3. Türk Ticaret Kanunu (6102 Sayılı Kanun) Rehberi: Yapısı, Şirket Türleri ve Ortaklık Uyuşmazlıklarını Belirleyen Hükümler
  4. Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu, İbra ve Sorumluluk Davaları (TTK m. 553)
  5. Türkiye'de Gayrimenkul Yatırımını Koruma: Aşama Aşama Rehber
  6. Limited Şirkette Pay Devrinin Geçerlilik Şartları: Noter, Genel Kurul ve Sicil Zinciri (TTK m.595)
  7. İngiltere'deki Mirasçılar ve Türkiye'deki Taşınmaz: Probate Neden Yetmez, İngiliz Vasiyetnamesi ve Mirasçılık Belgesi
  8. Birleşik Krallık'tan Türkiye'ye Vekâletname: Başkonsoloslukta mı, İngiliz Noteri ve FCDO Apostiliyle mi?
  9. İngiltere'de Yaşayanlar İçin Türkiye'de Avukat: İşin Birleşik Krallık'tan Yürütülmesi ve 1931 Mukavelenamesi
  10. Almanya'da Yaşayanlar İçin Türkiye'de Avukat: İşin Almanya'dan Yürütülmesi ve 1929 Türk-Alman Sözleşmeleri

Tüm rehberler

İlgili hizmet alanları

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası