Yabancı Sermayeli Türk Şirketi ve Yabancı Şirketin Şubesi 'Türkiye'de Yerleşik' Sayılır mı? (32 s. Karar m.2/b)

Sermayesinin tamamı yurt dışından gelen bir Türk şirketi, döviz cinsinden bedel kararlaştırma yasağının dışında değildir: 32 sayılı Karar m.2/b yalnızca kanuni yerleşim yerine bakar.

Av. Onur ÇalışıcıYayın 9 Eylül 2026 · 10 dk okuma
Gravür: bavulun yanında büyük şirket binası ve küçük şube binası, önlerinde bir kefesinde yeşil, öbüründe kırmızı para duran terazi.

Ana noktalar

  1. 32 sayılı Karar m.2/b, Türkiye'de yerleşik kişileri 'Türkiye'de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişiler' olarak tanımlar. Pay sahipliği, sermayenin kökeni ve ortakların uyruğu ölçütün parçası değildir; sermayesinin tamamı yabancı olan bir Türk şirketi de yerleşiktir.
  2. m.4/g'deki yasak yalnızca yerleşiklerin 'kendi aralarındaki' sözleşmelerine ve yalnızca kapalı bir sözleşme listesine uygulanır: menkul ve gayrimenkul alım satımı, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmeleri.
  3. 2008-32/34 sayılı Tebliğ m.8/19'un yabancı kontrollü şirketlere, şubelere, irtibat ve temsilcilik bürolarına tanıdığı istisna yalnızca iş ve hizmet sözleşmelerini, o da yalnızca bu kişilerin işveren veya hizmet alan olduğu hâlde kapsar.
  4. m.8/24 kuralı ters yönde işletir: Türkiye'de yerleşik kişilerin yurt dışındaki şubesi ya da yüzde elli ve üzeri pay sahibi olduğu şirketi, m.4/g bakımından Türkiye'de yerleşik sayılır — sözleşme yurt dışında ifa edilmedikçe.
  5. Aykırı hüküm sözleşmenin tamamını düşürmez. 32 sayılı Karar geçici m.8 ile Tebliğ m.8/28 ve m.8/29, bedelin Türk parası olarak yeniden belirlenmesini zorunlu tutar ve mutabakat sağlanamazsa uygulanacak formülü gösterir.

Tebliğ'in bu yapılara tanıdığı istisnalar ise sözleşmelerin çoğunda varsayıldığından çok daha dardır.

Bir Türk şirketi, kanuni yerleşim yeri Türkiye’de ise 32 sayılı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Karar bakımından “Türkiye’de yerleşik”tir. Ölçüt bundan ibarettir. Kararın m.2/b hükmü, Türkiye’de yerleşik kişileri “yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişiler” olarak tanımlar; pay sahipliğinden, kontrolden, sermayenin kökeninden ya da kurucuların uyruğundan hiç söz etmez. İstanbul’da kurulmuş ve tamamı Frankfurt’taki ya da Dubai’deki bir ana ortaklığa ait bir şirket yerleşiktir ve m.4/g’deki yasak ona, aile şirketi olan yerli bir tedarikçiye uygulandığı gibi uygulanır.

Sınır ötesi sözleşmelerde en sık kırılan nokta burasıdır. Sözleşmeyi kuran ekip döviz kısıtlamasını yerli işletmelere yönelik bir tedbir sayar, iki taraf da avro üzerinden muhasebe tuttuğu için bir hizmet sözleşmesini ya da bir depo kirasını avro üzerinden fiyatlar; bedelin hiç kimsenin müzakere etmediği bir formülle Türk lirasına çevrileceğini ise ancak alacağın tahsili aşamasında öğrenir. Aşağıda yerleşiklik ölçütünün nasıl işlediği, yasağın nerede başlayıp nerede bittiği, yabancı kontrollü bir yapının gerçekte hangi istisnalara sahip olduğu ve testi geçemeyen bir hükmün akıbeti ele alınmaktadır.

Bavuldan aynı zemin üstündeki büyük şirket binasına ve küçük şube binasına uzanan oklar.
Yabancı sermayeli şirketin ya da şubenin Türkiye'de yerleşik sayılıp sayılmadığı sorusu.

m.2/b Neyi Ölçer, Neyi Ölçmez

Tanım kısa ve bilinçli olarak mekaniktir. 11 Ağustos 1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 32 sayılı Karar m.2/b’ye göre Türkiye’de yerleşik kişiler, Türkiye’de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişilerdir. m.2/c ise dışarıda yerleşik kişileri “Türkiye’de yerleşik sayılmayan gerçek ve tüzel kişiler” olarak tanımlayarak kümeyi kapatır. Üçüncü bir kategori ya da kısmi bir statü yoktur.

Bundan iki sonuç çıkar. Birincisi, tüzel kişiler tanıma açıkça dâhil edildiği için inceleme sözleşmeyi kuran tüzel kişiye bağlanır, onun içinde yer aldığı gruba değil. Türk iştirak yerleşiktir; yabancı ana ortaklık değildir; ikisi başka her bakımdan konsolide edilse bile bu hüküm bakımından ayrı taraflardır. İkincisi, ölçüt yerleşim yeri olduğu için yabancı ortağın varlığı tanım düzeyinde hiçbir şeyi değiştirmez. Yabancı kontrollü yapılara tanınacak her kolaylığın tanımdan değil bir istisnadan gelmesi gerekir — mevzuat da tam olarak böyle kurulmuştur. Bu nitelikteki yapılandırma soruları sözleşme tekniğiyle pazara giriş planlamasının kesiştiği yerde durur ve yabancı yatırım ve pazara giriş başlığı altında ayrıca ele alınmaktadır.

Şube daha zor bir hâldir. Şubenin merkezinden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığı için, dar yorumla sözleşmeyi kuran kişi yabancı şirkettir ve kanuni yerleşim yeri yurt dışındadır. Karar bu soruyu açıkça çözmez. İkincil mevzuatın gösterdiği ise idarenin şubeleri bu tartışmaya bırakmadığıdır: 2008-32/34 sayılı Tebliğ m.8/19, dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis ve irtibat bürolarını yabancı kontrollü Türk şirketleriyle aynı cümlede sayar ve onlara aynı dar izni verir. Bir istisna, ancak kapsamda olan bir şey için gerekir. Yapısını henüz kesinleştirmemiş bir yatırımcının bu riski, irtibat bürosu, şube ve iştirak arasındaki vergi ve ehliyet farklarıyla birlikte tartması gerekir; çünkü seçilen yapı, hangi hükmün savunulacağını da belirler.

m.4/g: Kapalı Bir Liste ve Yalnızca Yerleşikler Arasında

Yasağın kendisi Karara 12 Eylül 2018 tarihli ve 85 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile eklenmiştir. m.4/g’ye göre Türkiye’de yerleşik kişiler, Bakanlıkça belirlenen hâller dışında, kendi aralarındaki menkul ve gayrimenkul alım satım, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar.

Bu tek cümlenin içine iki sınır yerleştirilmiştir ve ikisi de sıklıkla gözden kaçar.

Birincisi “kendi aralarındaki” ibaresidir. Yasak iki taraflıdır. Taraflardan biri dışarıda yerleşikse m.4/g hiç devreye girmez — bir Türk şirketiyle yabancı ana ortaklığı arasındaki tedarik sözleşmesinin, aynı şirketle bir Türk distribütörü arasındaki sözleşmeden farklı bir soru doğurmasının nedeni budur. Uygulamada bu, aynı ürünün aynı fiyatla iki ayrı zincirde farklı sonuç vermesi anlamına gelir: yabancı ana ortaklıktan yapılan avro cinsinden alım serbestken, malın Türkiye’deki bir bayiye avro üzerinden satılması kapsam içindedir. Grup içi fiyatlandırma ile yurt içi dağıtım fiyatlandırmasının aynı sözleşme şablonundan üretilmemesi gereken nokta tam olarak burasıdır.

İkincisi listenin kapalı olmasıdır. Kredi ve ödünç sözleşmeleri listede yer almaz. Döviz kredisi bunun yerine Kararın 17. maddesine tabidir; bu madde döviz geliri bulunması şartını getirir, ardından “aşağıda sayılan hâllerde döviz geliri olması şartı aranmaz” diyerek bu şartın aranmadığı hâlleri tek tek sayar ve gerçek kişilerin yurt dışından döviz kredisi kullanması ile yurt dışından dövize endeksli kredi kullanılması bakımından ayrı yasaklar öngörür. İki rejimi tek bir “döviz yasağı” olarak okumak hem yanlış alarm hem de yersiz rahatlık üretir; finansman incelemesi sözleşme hükmüyle değil, bankacılık ve finans hukuku alanıyla birlikte yürütülmelidir.

Bir ayrım daha önemlidir: m.4/g bedelin nasıl kararlaştırılacağını sınırlar, nasıl ödeneceğini değil. Ödeme para birimi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.99’un konusudur: konusu para olan borç ülke parasıyla ödenir ve başka bir para birimiyle ödeme kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parasıyla da ödenebilir. Maddenin üçüncü fıkrası temerrüt hâlini ayrıca düzenler: borç yabancı para üzerinden belirlenmiş ve sözleşmede yine aynen ödeme kaydı yoksa, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı bu alacağının aynen ya da vade veya fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parasıyla ödenmesini isteyebilir. Bu, m.4/g’nin izin verdiği bir sözleşmede — örneğin yerleşikler arasındaki taşıt dışı bir menkul satışında — kur riskinin sözleşme diliyle nasıl paylaştırılacağını doğrudan etkiler.

Cümledeki “Bakanlıkça belirlenen haller dışında” kaydı da boş bir çekince değildir: 2008-32/34 sayılı Tebliğ’in 8. maddesindeki uzun istisna listesi hukuken bu yetkiye dayanır. Bu nedenle yasak, yalnızca Karar metni okunarak değerlendirilemez; her hâlde Tebliğ’in ilgili fıkrasına inmek gerekir.

Yabancı Kontrollü Bir Yapı Neyi Döviz Üzerinden Kararlaştırabilir

İstisnalar 2008-32/34 sayılı Tebliğ’in 8. maddesinde yer alır; madde 6 Ekim ve 16 Kasım 2018 tarihlerinde yeniden düzenlenmiş ve o tarihten bu yana defalarca değiştirilmiştir. Fıkralar sözleşme türüne göre ve burada önem taşıyanlarda yabancı kontrollü tarafın üstlendiği role göre yazılmıştır. Sözleşme tekniğinde en çok kaçırılan da bu ikinci şarttır.

Türkiye'de yerleşik iki kişi arasındaki sözleşmeDöviz / dövize endeksli bedel?Kaynak
Yurt içindeki gayrimenkulün satışı (konut ve çatılı iş yeri dâhil)KararlaştırılamazTebliğ m.8/1
Yurt içindeki gayrimenkulün kiralanması (konut ve çatılı iş yeri dâhil)KararlaştırılamazTebliğ m.8/2
Yabancı kontrollü yapının veya vatandaşlık bağı bulunmayan yerleşiğin alıcı veya kiracı olduğu gayrimenkul satış ve kiralamasıMümkündürTebliğ m.8/3
İş sözleşmesi, genel kuralKararlaştırılamaz; yurt dışında ifa edilecekler ile gemi adamlarınınkiler hariçTebliğ m.8/6
Yabancı kontrollü şirketin, şubenin, ofisin veya irtibat bürosunun işveren ya da hizmet alan olduğu iş ve hizmet sözleşmesiMümkündürTebliğ m.8/19
Vatandaşlık bağı bulunmayan yerleşiğin taraf olduğu iş sözleşmesiMümkündürTebliğ m.8/14
Danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmesi, genel kuralKararlaştırılamaz; sayılan istisnalar saklıTebliğ m.8/7
Vatandaşlık bağı bulunmayan tarafın hizmet sözleşmesi; ihracat, transit ticaret ve döviz kazandırıcı hizmetler; yurt dışında gerçekleştirilecek faaliyetler; sınır aşan hizmetler; Kültür ve Turizm Bakanlığından belgeli konaklama tesislerinde konaklama hizmetiMümkündürTebliğ m.8/7 (a)-(d)
Taşıt satışı dışında kalan menkul satışıMümkündürTebliğ m.8/9
Taşıt kiralama dışında kalan menkul kiralamaMümkündürTebliğ m.8/10
Yurt dışında üretilen yazılım satışı; yurt dışında üretilen donanım ve yazılıma ilişkin lisans ve hizmet sözleşmeleriMümkündürTebliğ m.8/11
Döviz cinsinden maliyet içeren eser sözleşmeleriMümkündürTebliğ m.8/8
Kıymetli madene veya döviz fiyatlı emtiaya endekslemeDövize endeksli sayılır; taşımacılık hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatına endeksleme mümkündürTebliğ m.8/23

Yabancı kontrollü yapılara ilişkin iki istisna birlikte okunduğunda tablo netleşir. m.8/19 yalnızca iş ve hizmet sözleşmelerini, o da yalnızca yapının işveren ya da hizmet alan olduğu hâlde kapsar; başka bir yerleşiğe hizmet veren yabancı kontrollü bir Türk şirketi bu fıkranın içinde değildir. m.8/3 gayrimenkul satış ve kiralamasını, yalnızca yapının alıcı ya da kiracı olduğu hâlde kapsar; aynı şirketin bir Türk gayrimenkulünü başka bir yerleşiğe satması ya da kiraya vermesi fıkranın dışındadır. Hiçbiri genel bir muafiyet değildir ve hiçbiri tek başına yabancı sahipliğe bağlanmamıştır; her biri sözleşme türü ile rolün belirli bir eşleşmesine bağlıdır. Bu eşleşmeyi sözleşme kurulurken doğru yapmak olağan bir ticari sözleşme işidir ve icra aşamasında doğru yapmaktan hayli ucuzdur.

Türk uygulaması bakımından kolayca gözden kaçan bir fıkra daha vardır. m.8/22, bedeli döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılamayan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evrakta yer alan bedellerin de döviz cinsinden ya da dövize endeksli belirlenmesini mümkün görmez. Yani bir gayrimenkul kira sözleşmesinin bedelini Türk lirasına çevirip teminatı avro üzerinden düzenlenmiş bir bonoya bağlamak, yasağı sözleşmeden senede taşımaktan başka bir şey değildir. Fıkranın devamı yalnızca geçmişe yönelik bir kayıt getirir: geçici m.8’in yürürlüğe girdiği tarihten önce düzenlenmiş ve dolaşıma girmiş bulunan kıymetli evrak, anılan geçici madde hükmünden istisnadır. Teminat senedi, teminat çeki ve rehin sözleşmesinin para birimi bu nedenle asıl sözleşmeyle birlikte, ayrıca kararlaştırılmalıdır.

Kural Ters Yönde de İşler

Tebliğ m.8/24 akla ilk gelen dolanma yolunu kapatır. Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki şubeleri, temsilcilikleri, ofisleri, irtibat büroları, işlettiği veya yönettiği fonlar ve doğrudan ya da dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahibi olduğu şirketler, m.4/g uygulaması bakımından Türkiye’de yerleşik sayılır. Bir Türk grubunun Hollanda ya da Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iştiraki üzerinden kurgulanan yurt içi bir düzenleme, bu nedenle salt bu yapı sayesinde yasağın dışına çıkmaz.

Fıkra ardından, gözden kaçması kolay olmakla birlikte uygulamada asıl işi gören bir cümle ekler: sözleşmenin yurt dışında ifa edilmesi durumunda bu fıkra hükmü uygulanmaz. Grup içi denizaşırı yapılar bakımından belirleyici olan, karşı tarafın yerleşim yeri değil ifa yeridir.

Hüküm Testi Geçemezse Ne Olur

Mevzuat, aykırı hükmü butlanla nitelemez. 32 sayılı Karar geçici m.8, m.4/g’nin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren otuz gün içinde, bentte belirtilen ve daha önce akdedilmiş yürürlükteki sözleşmelerdeki döviz cinsinden kararlaştırılmış bedellerin, Bakanlıkça belirlenen hâller dışında, Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesini öngörmüştür. Tebliğ m.8/28 bu yeniden belirlemeyi zorunlu tutar; m.8/29 ise mutabakat sağlanamadığında yöntemi verir: döviz cinsinden bedelin 2 Ocak 2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki TCMB efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası karşılığı, bu tarihten yeniden belirleme tarihine kadar TÜİK’in her ay için belirlediği TÜFE aylık değişim oranları esas alınarak artırılır. Geçici m.8’in yürürlüğünden önce akdedilmiş konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmeleri için iki yıllık ayrı bir rejim işler; fıkranın son paragrafı ise tahsili yapılmış veya gecikmiş alacakları, gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitoları ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evrakı bu mekanizmanın dışında bırakır.

Kesik çizgili bir yol kırmızı para kulesinden rakamsız bir saate, oradan yükselen sütunlara ve koyu renkli bir para kulesine uzanıyor.
Döviz bedelinin, sabit bir başlangıç noktası ve bir endeksle Türk lirasına çevrilmesi.

Geçici m.8’in kapsamı bakımından Tebliğ üç ayrı muafiyet daha sayar ve bunlar 2018 öncesinde kurulmuş uzun vadeli ilişkilerde belirleyici olur: m.8/25, Tebliğ ile istisna kapsamına alınmakla birlikte geçici m.8’in yürürlüğünden önce akdedilmiş sözleşmeleri; m.8/26, aynı tarihten önce akdedilmiş taşıt kiralama ve yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmelerini; m.8/27 ise yine aynı tarihten önce akdedilmiş, menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmelerini geçici madde hükmünden istisna tutar. Bir sözleşmenin akdedilme tarihi bu nedenle, bedelin yeniden belirlenmesi gerekip gerekmediğini saptamada ilk bakılacak veridir.

Yerleşik uygulamada bu çerçeve, pazarlığı yok eden bir geçersizlik sebebi olarak değil, bir dönüşüm mekanizması olarak işletilmektedir: mahkeme Türk parası karşılığını Tebliğ’in gösterdiği yönteme göre belirlemekte, bu yönteme uyulmadan yapılan bir dönüşüm ise kira ilişkisi geçersiz sayılarak değil, tam da bu nedenle bozulmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.27 genel ilke düzeyinde aynı yöne işaret eder: emredici hükümlere aykırı sözleşmeler kesin olarak hükümsüzse de, ikinci fıkra uyarınca hükümlerden bir kısmının hükümsüzlüğü diğerlerinin geçerliliğini etkilemez; sözleşmenin tamamı ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa hükümsüz olur.

Sonuç yalnızca dönüşümden ibaret de değildir. 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun m.3, bu Kanuna göre yapılan genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişiye idari para cezası öngörür, kabahat bir tüzel kişinin yararına işlenmişse aynı miktarda cezayı o tüzel kişiye de verir ve idari yaptırım kararının kesinleşmesini izleyen beş yıl içinde tekerrür hâlinde cezayı iki kat uygular. Kanun metnindeki tutarlar yürürlük tarihindeki nominal tutarlar olduğundan, uygulanacak miktar güncel yeniden değerleme tebliğinden alınır.

Ticari risk bu nedenle çoğunlukla sözleşmenin ortadan kalkması değildir. Risk, bedelin — üstelik alacağın tahsil edildiği anda — Ocak 2018’de sabitlenmiş bir kurdan ve bir enflasyon endeksinden hesaplanan, tarafların hiçbirinin seçmediği bir sayıya dönüşmesidir. İmzalanan metindeki rakamdan esaslı biçimde farklı bir sayıdır bu; yerleşiklik sorusunun imzadan sonra değil, imzadan önce cevaplanmasının nedeni de budur.

Türk şirketinin yapısı, bağlı şirket mi şube mi kullanılacağı dahil, Türkiye’de şirket kuruluşu sayfamızda ele alınır.

Rakamlarla

m.2/b
yerleşikliği kanuni yerleşim yerine bağlar, sermayenin kökenine değil
m.4/g
yasağın kendisi — kapalı liste, yalnızca yerleşikler arasında
m.8/19
yabancı kontrollü yapılara tanınan istisna: iş ve hizmet sözleşmeleri
2 Ocak 2018
yeniden belirleme formülünde esas alınan kur tarihi

Bir döviz hükmünü 32 sayılı Karar karşısında sınamanın yolu

  1. Önce her iki tarafın yerleşikliğini m.2/b'ye göre saptayın

    Sorulacak şey, sözleşmeyi kuran tüzel kişinin kanuni yerleşim yerinin nerede olduğudur; kimin sahip olduğu ya da paranın nereden geldiği değil. Türkiye'de kurulmuş bir şirket, paylarının tamamı yurt dışında tutulsa da yerleşiktir. Yabancı bir şirket Türkiye şubesi üzerinden sözleşme kuruyorsa tüzel kişiliği yurt dışındadır — Tebliğ'in şubeler için ayrıca bir istisna yazmış olmasının nedeni de budur.

  2. Sözleşme türünün listede olup olmadığına bakın

    m.4/g menkul ve gayrimenkul alım satımını, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralamayı, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerini sayar. Kredi ve ödünç sözleşmeleri bu listede yoktur; onlar Kararın 17 ve 17/A maddelerindeki ayrı rejime tabidir.

  3. Tebliğ m.8'de bir istisna arayın — ve rol şartını okuyun

    İstisnalar dar ve karşı tarafın rolüne göre yazılmıştır. m.8/19 iş ve hizmet sözleşmelerini, yabancı kontrollü yapının işveren veya hizmet alan olduğu hâlde kapsar; m.8/3 gayrimenkul satış ve kiralamasını, bu kişilerin alıcı veya kiracı olduğu hâlde kapsar. İkisi de m.4/g'den genel bir muafiyet değildir.

  4. Yalnızca para birimini değil, endeksi de sınayın

    m.8/23, uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere veya emtiaya endeksli ve dolaylı olarak dövize endeksli sözleşmeleri dövize endeksli sayar. Aynı fıkra hemen ardından taşımacılık hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatına endekslemeye izin verir; bu nedenle hüküm sonuna kadar okunmalıdır.

  5. Dönüşüm mekanizmasını uyuşmazlık çıkmadan sözleşmeye yazın

    Bir hüküm sonradan m.4/g'ye aykırı bulunursa, Tebliğ m.8/29 bedeli 2 Ocak 2018 tarihli TCMB gösterge niteliğindeki efektif satış kuruyla TL'ye çevirip TÜFE aylık değişim oranlarıyla artırır. Tarafların müzakere ettiği bir yeniden belirleme mekanizması, bu formülü dava dosyasında öğrenmekten her hâlde iyidir.

Sıkça sorulan sorular

Paylarının tamamı yabancı ortaklara ait bir şirket 32 sayılı Karar bakımından 'Türkiye'de yerleşik' sayılır mı?

Evet. 32 sayılı Karar m.2/b, Türkiye'de yerleşik kişileri 'yurtdışında işçi, serbest meslek ve müstakil iş sahibi Türk vatandaşları dahil Türkiye'de kanuni yerleşim yeri bulunan gerçek ve tüzel kişiler' olarak tanımlar ve pay sahipliğinden, kontrolden ya da sermayenin kökeninden hiç söz etmez. Türkiye'de kurulmuş ve yerleşim yeri Türkiye'de olan bir şirket, paylarının yüzde yüzü yabancı bir ana ortaklıkta olsa da yerleşiktir. Bunun en açık teyidi dolaylıdır: 2008-32/34 sayılı Tebliğ m.8/19'un, dışarıda yerleşik kişilerin yüzde elli ve üzerinde pay sahibi olduğu şirketler için ayrı bir istisna yazması gerekmiştir — bu şirketler zaten yasağın dışında olsaydı böyle bir fıkraya ihtiyaç duyulmazdı.

Yabancı bir şirketin Türkiye şubesi bakımından durum nedir?

Karar bu soruyu açıkça cevaplamaz. Şubenin merkezinden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığı için, m.2/b'nin lafzıyla okunduğunda sözleşmeyi kuran tüzel kişi yabancı şirkettir ve onun kanuni yerleşim yeri yurt dışındadır. Buna karşılık Tebliğ m.8/19, dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye'de bulunan şube, temsilcilik, ofis ve irtibat bürolarını yabancı kontrollü Türk şirketleriyle aynı cümlede sayar ve onlara aynı dar izni tanır; yani idare bu yapıları kural dışında değil, istisnaya muhtaç görmektedir. Yalnızca şube olmaya dayanarak m.4/g'nin dışında kalındığını savunmak bu nedenle korunmasız bir konumdur; yapı tercihinin sonuçları irtibat bürosu, şube ve iştirak karşılaştırmasında ayrıca ele alınmaktadır.

Yabancı kontrollü bir Türk şirketi çalışanlarına döviz üzerinden ücret kararlaştırabilir mi?

Tebliğ m.8/6, yerleşikler arasındaki iş sözleşmelerinde döviz cinsinden bedel kararlaştırılmasını, yurt dışında ifa edilecekler ile gemi adamlarının taraf oldukları dışında yasaklar. Bu yasağı kaldıran iki ayrı istisna vardır. m.8/19, işverenin dışarıda yerleşik bir kişinin Türkiye'deki şubesi, temsilciliği, ofisi ya da irtibat bürosu olması; dışarıda yerleşiklerin doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahibi olduğu ya da ortak kontrol veya kontrolüne sahip bulunduğu bir şirket olması; ya da serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında bir serbest bölge şirketi olması hâlinde buna izin verir. m.8/14 ise bundan bağımsız olarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye'de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmelerinde döviz cinsinden bedel kararlaştırılmasını mümkün kılar.

m.4/g yerleşikler arasındaki döviz kredisini de yasaklıyor mu?

Kredi ve ödünç sözleşmeleri m.4/g'de sayılan sözleşme türleri arasında değildir. Liste menkul ve gayrimenkul alım satımı, taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile iş, hizmet ve eser sözleşmelerinden ibarettir. Döviz kredisi ayrı bir rejime, esas olarak Kararın 17. maddesine tabidir; bu madde kendi koşullarını getirir — döviz geliri bulunması şartı ve bu şartın aranmadığı hâllerin sayıldığı açık bir liste, Türkiye'de yerleşik gerçek kişilerin yurt dışından döviz kredisi kullanamayacağı kuralı ve yurt dışından dövize endeksli kredi kullanma yasağı. İki rejimi tek bir 'döviz yasağı' başlığı altında birleştirmek yanlış sonuç verir.

m.4/g'ye aykırı bir hüküm geçersiz midir?

Metinler butlan dilini kullanmaz. 32 sayılı Karar geçici m.8, kapsamdaki yürürlükteki sözleşmelerde döviz cinsinden kararlaştırılmış bedellerin, Bakanlıkça belirlenen hâller dışında, Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesini öngörmüş; Tebliğ m.8/28 bu yeniden belirlemeyi zorunlu tutmuştur. m.8/29 ise mutabakat sağlanamayan hâlde yöntemi verir: bedel, 2 Ocak 2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki TCMB efektif satış kuruyla TL'ye çevrilir ve bu tarihten yeniden belirleme tarihine kadar TÜİK'in her ay için belirlediği TÜFE aylık değişim oranlarıyla artırılır. Yerleşik uygulamada mahkemeler sözleşmeyi düşürmek yerine bu mekanizmayı işletmektedir. Aynı fıkranın son paragrafı, tahsili yapılmış veya gecikmiş alacakları, gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitoları ve sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evrakı bu mekanizmanın dışında bırakır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.27/2 de aynı yönü gösterir: bir kısım hükmün hükümsüzlüğü diğerlerini etkilemez, ancak bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur.

Bedeli altına ya da dolar fiyatlı bir emtiaya endekslemek yasağı aşar mı?

Hayır. Tebliğ m.8/23, uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmelerin, 32 sayılı Karar m.4/g uygulaması bakımından dövize endeksli sözleşme sayılacağını açıkça düzenler. Aynı fıkra tek bir hâli dışarıda bırakır: taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılması mümkündür.

Yaptırım nedir?

1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun m.3, Cumhurbaşkanının bu Kanun hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişinin idari para cezasıyla cezalandırılacağını, kabahatin bir tüzel kişinin yararına işlenmesi hâlinde ilgili tüzel kişiye de aynı miktarda idari para cezası verileceğini düzenler. Maddenin dokuzuncu fıkrası uyarınca, aynı kabahate ilişkin idari yaptırım kararının kesinleştiği tarihi izleyen beş yıl içinde tekerrür hâlinde verilecek cezalar iki kat olarak uygulanır; cezaya karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir. Kanun metnindeki tutarlar yürürlük tarihindeki nominal tutarlardır ve her yıl yeniden değerlemeye tabidir; uygulanacak miktar Kanun metninden değil, güncel yeniden değerleme tebliğinden alınmalıdır.

Bu içerik genel bilgilendirmedir, hukuki tavsiye değildir. Durumunuza özel danışmanlık için bir avukatla görüşün. Lex Lata Consulting & Law tarafından hazırlanmıştır.

Av. Onur Çalışıcı

Yazar hakkında

Av. Onur Çalışıcı

Kurucu Avukat · İstanbul Barosu · Baro sicil no 83426

Lex lata Latincede “yürürlükteki hukuk” demektir. Büroyu Av. Onur Çalışıcı kurdu; ilk görüşmeden dosyanın sonuna kadar doğrudan onunla görüşürsünüz. Yabancı müvekkillerle yazışmalar İngilizce yapılır, Türkçe belgelerin ne dediği ayrıca anlatılır.

Ne olduğunu kısaca yazın, size dönüş yapalım. Bu yazı genel bilgidir; dosyanıza özel görüş değildir.

Son gözden geçirme: Eylül 2026 · LinkedIn: linkedin.com/in/onurcalisici

OfisKarataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane, İstanbul

Ekranda

Beyaz TV · Beyaz Ana Haber · Eylül 2026

Huzuru bozan kiracıya tahliye

Kiracının davranışının çekilmez hale geldiğinin somut delillerle ortaya konması ve şartlar oluştuğunda 30 günlük sürenin aranmadığı istisnai durumlar.

İlgili hukuki rehberler ve yayınlar

  1. İrtibat Bürosu, Şube mi İştirak mi: Yabancı Şirket Türkiye'ye Nasıl Girer
  2. Türk Ticaret Kanunu (6102 Sayılı Kanun) Rehberi: Yapısı, Şirket Türleri ve Ortaklık Uyuşmazlıklarını Belirleyen Hükümler
  3. İzinsiz Kullanılan Taşınmazda İki Ayrı Dava: Müdahalenin Men'i ve Ecrimisil
  4. Türkiye'de Şirket Ortaklık Uyuşmazlıkları, Azınlık Hakları ve Yönetim Kurulu Sorumluluğu: TTK Dava ve Çıkış Rehberi
  5. Yabancı Olarak Türkiye'de Şirket Kurmak
  6. İskân (Yapı Kullanma İzni) Olmayan Konutta Hangi İşlemler Yapılamaz: 3194 sayılı Kanun m. 30-31 Çerçevesi
  7. İngiltere'deki Mirasçılar ve Türkiye'deki Taşınmaz: Probate Neden Yetmez, İngiliz Vasiyetnamesi ve Mirasçılık Belgesi
  8. Birleşik Krallık'tan Türkiye'ye Vekâletname: Başkonsoloslukta mı, İngiliz Noteri ve FCDO Apostiliyle mi?
  9. İngiltere'de Yaşayanlar İçin Türkiye'de Avukat: İşin Birleşik Krallık'tan Yürütülmesi ve 1931 Mukavelenamesi
  10. Almanya'da Yaşayanlar İçin Türkiye'de Avukat: İşin Almanya'dan Yürütülmesi ve 1929 Türk-Alman Sözleşmeleri

Tüm rehberler

İlgili hizmet alanları

Ofis ve etkinlikler

Gürsel Mah., Karataş Sk. No:6, SNS Plaza Kat:3, Kağıthane / İstanbul · Adres ve yol tarifi

Lex Lata'nın Kağıthane'deki ofisi: çalışma masaları ve duvardaki ekranlarda Lex Lata logosu
Ofis · Kağıthane, İstanbul
Av. Onur Çalışıcı, Blockchain Expo World İstanbul'da blokzincir hukuku panelinde, Temmuz 2024
Blokzincir hukuku paneli · Blockchain Expo World, İstanbul · Temmuz 2024
Lex Lata toplantı odasında masa başında bir görüşme
Toplantı odası · Kağıthane, İstanbul

SNS Plaza, Kağıthane, İstanbulİletişim sayfası