Bu rehber, 6458 sayılı Kanun m.31 gerekçelerini, taşınmazda 200.000 dolar eşiğini, kapalı mahalle uygulamasını, altmış günlük uzatma penceresini ve ret kararına karşı iptal davasını anlatır.
Kısa Dönem İkamet İzni Nedir, Ne Değildir
Türkiye’nin ikamet sistemi, her birinin kendi kanuni dayanağı olan sınırlı sayıda izin türü üzerine kuruludur. 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 30. maddesinde sayılan altı türden ilki olan kısa dönem ikamet izni, genel amaçlı kategoridir: İstanbul’da daire alan yabancıyı, ticari bağlantı kurmaya gelen yatırımcıyı, tedavi görecek hastayı, Türkçe kursu öğrencisini ve kalışı vize ya da vize muafiyeti süresini aşan ziyaretçiyi aynı başlık altında toplar.
İki noktayı baştan netleştirmek gerekir, çünkü yanlış anlamaların çoğu buradan başlar.
Birincisi, ikamet izni çalışma izni değildir. Ülkede bulunmaya izin verir, çalışmaya değil. Türkiye’de bir işverene bağlı çalışacak ya da hizmet karşılığı ücret alacak yabancının Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan ayrı bir izin alması gerekir ve bu başvuruyu kural olarak kişi değil işveren yapar. İlişki tek yönlü de değildir: 6458 sayılı Kanun m.27 uyarınca geçerli bir çalışma izni ikamet izni sayılır; ancak geçerli bir ikamet izni izinsiz çalışmayı meşrulaştırmaz ve izinsiz çalışma uzatma aşamasında ortaya çıkar.
İkincisi, kısa dönem ikamet izni takdire bağlıdır ama keyfî değildir. Kanun’un 31. maddesi “verilebilir” der; idare bu takdiri Kanun’un çizdiği gerekçeler ve şartlar içinde kullanmak zorundadır ve verdiği her karar idari yargının denetimine tabidir.
31. Maddede Sayılan Gerekçeler
6458 sayılı Kanun’un 31. maddesi sınırlı sayıda gerekçe içerir. Başvuru bunlardan birine oturmak zorundadır; memurun ikna edilebileceği bir “diğer sebepler” bendi yoktur. Maddenin birinci fıkrasında sayılan gerekçeler şunlardır:
- bilimsel araştırma amacıyla gelecekler;
- Türkiye’de taşınmaz malı bulunanlar;
- ticari bağlantı veya iş kuracaklar;
- hizmet içi eğitim programlarına katılacaklar;
- Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalar ya da öğrenci değişim programları çerçevesinde eğitim veya benzeri amaçlarla gelecekler;
- turizm amaçlı kalacaklar;
- kamu sağlığına tehdit sayılan hastalıklardan birini taşımamak kaydıyla tedavi görecekler;
- adli veya idari makamların talep veya kararına bağlı olarak Türkiye’de kalması gerekenler;
- aile ikamet izninden kısa dönem ikamet iznine geçenler;
- Türkçe öğrenme kurslarına katılacaklar;
- kamu kurumları aracılığıyla Türkiye’de eğitim, araştırma, staj ve kurslara katılacaklar;
- Türkiye’de yükseköğrenimini tamamlayanlardan mezuniyet tarihinden itibaren altı ay içinde başvuranlar;
- Türkiye’de çalışmayan ancak Cumhurbaşkanınca belirlenen kapsam ve tutarda yatırım yapacaklar ile bunların yabancı eşi ve ergin olmayan ya da bağımlı çocukları;
- Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşları.
Kurumsal dosyalarda en sık gündeme gelen gerekçe ticari bağlantı ya da iş kurmadır. Bu bir ikamet gerekçesidir, ticaret ruhsatı değildir; şirketin kuruluşu, pay yapısı ve imza yetkisi gibi sorular şirket kuruluşu ve şirketler hukuku çalışmalarımızın konusudur. Uygulama Yönetmeliği’nin 28. maddesi, üç ayı aşan talepler için davet mektubu ya da benzeri belge istenebileceğini öngörür; bu nedenle iki iş akışı, şirket belgeleri ikamet dosyası açılmadan önce elde olacak şekilde sıralanmalıdır.
- madde, hangi gerekçe kullanılırsa kullanılsın aranan ortak şartları ekler: ileri sürülen gerekçeye ilişkin bilgi ve belgeleri sunmak, Kanun’un 7. maddesindeki giriş yasağı hâllerinden birine girmemek, genel sağlık ve güvenlik standartlarına uygun barınma şartlarına sahip olmak, istenmesi hâlinde adli sicil kaydını gösteren belgeyi vermek ve Türkiye’de kalınacak adresi bildirmek. Geçerli sağlık sigortası ve yeterli maddi imkân ise Yönetmelik düzeyinde aranır; Yönetmelik bu iki şartın hangi hâllerde aranmayabileceğini ayrıca sayar.
Taşınmaz Yoluyla İkamet ve Asgari Değer Kuralı
Taşınmaz maliki olmak baştan beri 31. maddedeki gerekçelerden biridir ve yıllarca cömertçe uygulandı: tapuda kayıtlı herhangi bir taşınmaz başvuruyu taşıyor, malikin orada gerçekten oturup oturmadığı sorulmuyordu.
Bugün geçerli olan çerçeve üç katmandan oluşur ve her katmanın dayanağı farklıdır:
- Taşınmaz konut olmalıdır. Uygulama Yönetmeliği’nin 28. maddesinin üçüncü fıkrası, taşınmazın konut olmasını ve bu amaçla kullanılmasını arar. Dükkân, ofis, tarla ya da ticari bir birimdeki pay, değeri ne olursa olsun bu gerekçeyi taşımaz. Aynı fıkra, konut üzerinde paylı ya da elbirliğiyle mülkiyet hakkı bulunan aile üyelerinin de bu gerekçeyle başvurabileceğini, malik olmayan aile üyeleri içinse taşınmazın yalnızca maddi imkânın tespitine dayanak olabileceğini söyler. Küçük payların çok sayıda kişiye dağıtılarak izin çoğaltılmasının önü böylece kapanır.
- Asgari bir değer aranır. Bu eşik Kanun’dan değil, Göç İdaresi Başkanlığı’nın uygulamasından doğmuştur. Başkanlığın duyurularına göre 26 Nisan 2022’den itibaren değerleme raporu istenmeye başlanmış, büyükşehirlerde 75.000, diğer illerde 50.000 ABD doları eşiği uygulanmış; 16 Ekim 2023’ten itibaren edinilen konutlar için ise tüm illerde 200.000 ABD doları tek eşik olmuş ve ölçü olarak değerleme raporu yerine tapudaki satış bedelinin edinim günündeki Merkez Bankası döviz satış kuruyla karşılığı esas alınmıştır. Bu tarihten önce edinilen konutlarda eski eşikler ve değerleme raporu uygulanmaya devam eder. Eşik ve yöntem duyuruyla değiştiğinden, dosya hazırlanan gün Başkanlığın güncel duyurusuna bakılmalı, eski bir makaleden rakam alınmamalıdır.
- Yasal dayanak 2024’te geldi. 7533 sayılı Kanun’la 31. maddeye eklenen altıncı fıkra, kısa dönem ikamet iznine esas olacak taşınmazın niteliğinin ve değerinin Bakanlıkça belirleneceğini açıkça söyler. Böylece iki yıl boyunca duyuruyla yürütülen uygulama Kanun’da karşılığını bulmuştur.
Uygulamada taşınmaz dosyalarının takıldığı yer belgedir. Tapudaki satış bedeli eşiğin altında kalan bir konut, tapudaki birimle örtüşmeyen ya da tarihi geçmiş bir değerleme raporu, yetkili listede olmayan bir değerleme kuruluşu: bunların her biri hiç belge sunulmamış gibi sonuç doğurur. Konut bir şirket üzerinden ya da kredi ile edinilmişse tapu kaydındaki mülkiyet zincirinin de temiz olması gerekir; bu türden yapılandırma soruları gayrimenkul hukuku ve bankacılık ve finans hukuku çalışmalarımızın alanına girer.
Kapalı Mahalleler: Nereye Kayıt Yaptırabilirsiniz
Kanuni gerekçelerin yanında işleyen ayrı bir kısıt vardır ve şaşırtıcı sayıda eksiksiz dosyayı bu kısıt düşürür.
Göç İdaresi Başkanlığı, bir mahalledeki yabancı nüfusun toplam nüfusa oranı belirlenen eşiği aştığında o mahalleyi yeni yabancı kaydına kapatır. Beyan ettiğiniz adres kapalı bir mahalledeyse, gerekçeniz ne kadar sağlam olursa olsun başvuru ilerlemez. Tedbir, o adreste zaten hukuka uygun biçimde kayıtlı olanları değil, yeni kayıtları hedefler; liste zaman içinde güncellenir, mahalleler eklenir, zaman zaman çıkarılır. Uygulama Yönetmeliği’nin 21. maddesinin on beşinci fıkrası, kamu düzeni ya da kamu güvenliği nedeniyle ikamet izni verilebilecek iller konusunda düzenleme yapma yetkisini idareye zaten tanır; mahalle düzeyindeki kapatma da aynı kamu düzeni gerekçesiyle Başkanlıkça duyurulur.
Liste Başkanlığın kendi internet sitesinde yayımlanır. Resmî Gazete’de yer almaz, bir mahkeme kararı da değildir; mevzuat veri tabanlarında aranarak bulunamaz. İkamet izni hedefiyle konut alan ya da kiralayan herkes, sözleşmeyi imzalamadan önce adresi güncel listeyle karşılaştırmalıdır; kapalı adres sonradan taşınmak dışında bir yolla düzeltilemez.
Süreçte aylar önce verilen bir kararın (hangi dairenin alınacağı) göç dosyasının sonucunu belirlediği nadir noktalardan biri budur.
Süre ve Türkiye Dışında Geçirilen Günler
6458 sayılı Kanun’un 31. maddesinin ikinci fıkrasına göre kısa dönem ikamet izni her defasında en fazla iki yıl için verilebilir. Bu bir tavandır, hak değildir: idare rutin olarak daha kısa süreler verir, çoğu zaman bir yıl, bazen daha az; verilen süre gerekçeyi destekleyen belgeye bağlanır. Sekiz ay sonra biten bir kira sözleşmesi, sekiz ay sonra biten bir izin davet eder. Türkçe kursu gerekçesiyle en fazla iki kez izin alınabilir (m.31/3); yükseköğrenim mezunlarına bir defaya mahsus ve en fazla bir yıl için verilir (m.31/4). Yatırımcılar ve KKTC vatandaşları ayrı tutulur: onlar için üst sınır beşer yıldır (m.31/5).
Kanun’un 33. maddesi, iznin hangi hâllerde verilmeyeceğini, verilmişse iptal edileceğini ve süresi bitenlerin uzatılmayacağını sayar: 32. maddedeki şartlardan birinin ya da birkaçının yerine getirilmemesi veya ortadan kalkması, iznin veriliş amacı dışında kullanıldığının belirlenmesi ve hakkında geçerli bir sınır dışı etme ya da Türkiye’ye giriş yasağı kararı bulunması.
Yurt dışında geçirilen süreye ilişkin sınır da vardır; 33. maddenin ikinci fıkrası bunun usul ve esaslarını Yönetmelik’e bırakır. Uygulama Yönetmeliği’nin 29. maddesine göre zorunlu kamu hizmeti, görev, eğitim veya sağlık nedenleri dışında son bir yıl içinde toplam 120 günden fazla yurt dışında kalınması iptal sebebidir. Kural, izni oturma yetkisi olarak değil de daimi bir geri dönüş hakkı olarak görenleri yakalar. İş için sürekli seyahat eden müvekkillerin giriş-çıkış tarihlerini basit bir kayıtta tutmalarını öneririz; Başkanlık bu kayda zaten sahiptir ve uzatmada dosyanın anlattığı hikâyeyle karşılaştırır. Bu gerekçeyle izni iptal edilenler tebliğden itibaren on gün içinde yeniden başvurabilir; harç bir kat fazlasıyla alınır, ancak yeni bir gerekçe sunmaları istenmez (Yönetmelik m.21/11-12).
Uzatma: Altmış Günlük Pencere
Uzatma başvurusu, Kanun’un 24. maddesinin ikinci fıkrasına göre iznin bitimine altmış gün kala yapılabilir ve her hâlde izin süresi dolmadan yapılmalıdır. Cümlenin iki yarısı da önemlidir.
Erken başvuru yalnızca erken sayılır ve alınmaz; dosya pencere içinde yeniden sunulur. Geç başvuru daha ağırdır. İzin sona erdiğinde uzatılacak bir şey kalmaz: kişi artık hukuka uygun biçimde ikamet etmemektedir, başvuru uzatma değil yeni başvuru olarak ele alınır ve aradaki günler ihlal süresi olarak hesaplanır. Yönetmelik m.21/2, süresini on güne kadar aşanların başvurularını da almakla bu sertliği bir ölçüde yumuşatır; ancak kabul edilebilir bir gerekçe olmadan on günü aşan ihlal, Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca hakkında sınır dışı etme kararı alınacak hâller arasındadır. İhlal süresi için harç ve para cezası tahakkuk eder; ihlalin uzunluğuna göre pasaporta giriş yasağı işlenebilir. Kanun’un 9. maddesinin dördüncü fıkrası, ihlal tespit edilmeden önce çıkış için valiliğe kendiliğinden başvuran, idari para cezasını ödeyen ve Bakanlıkça belirlenen ihlal sürelerini aşmayanlar için giriş yasağı kararı alınmayabileceğini söyler; bu, geç kalan kişinin kaçmak yerine idareye gitmesi için somut bir nedendir.
Süresinde yapılan uzatma başvurusunun önemli bir sonucu vardır: başvurana harca tabi olmayan bir müracaat belgesi verilir ve izin süresi dolsa bile hakkında karar verilinceye kadar bu belgeyle Türkiye’de kalınabilir (m.24/2). Uzatılan izin, eski iznin bitiminden itibaren başlar (m.24/3). Kanun’un 21. maddesi başvuruların en geç doksan gün içinde sonuçlandırılacağını öngörür.
Uzatma bir formalite değildir. İdare gerekçeyi yeniden inceler ve gerekçenin hâlâ doğru olması gerekir. En sık düşen dosya, iki yıl önce dürüstçe hazırlanmış olup sessizce gerçeklikten kopan dosyadır: kurs bitmiş, tedavi tamamlanmış, kira sözleşmesinin yerini gayriresmî bir düzenleme almış, turizm gerekçesi çok yıllı kesintisiz bir kalış için kullanılmıştır. Yönetmelik m.28/10’un sayılan amaçlar dışındaki her talebi turizm amaçlı saydığını ve m.28/7’nin turizm başvurusunda seyahat planına ilişkin beyanı değerlendirdiğini unutmamak gerekir. Durum gerçekten değişmişse (örneğin turizm amacıyla gelen kişi bir Türk şirketinde görev almışsa) doğru adım, eski gerekçeyi yeniden sunup ummak değil, kalış amacını değiştirmektir: çalışma izni ve istihdam sözleşmesi tarafını oturum izni dosyasıyla birlikte planlamak gerekir.
Başvurular Neden Reddedilir
Ret sebepleri sınırlı bir küme etrafında toplanır ve çoğu önceden görülebilir:
- Gerekçe olgularla örtüşmüyor. Turizm en açık örnektir. Gerçek bir gerekçedir, ancak yıllarca kesintisiz kalışı desteklemek için kullanıldığında sıkı incelenir ve bu temelde tekrarlanan uzatmalar sık sık reddedilir.
- Adres kapalı bir mahallede ya da beyan edilen adres adres kayıt sistemiyle uyuşmuyor.
- Belge eksiklikleri: tapu bedeli eşiğin altında ya da rapor yanlış birime ait, sigorta talep edilen sürenin tamamını kapsamıyor, maddi imkân belgesi kalışı karşılayacak geliri göstermiyor, çeviri noter onaylı değil.
- Pasaporta işlenmiş bir tahdit kodu ya da giriş yasağı; kimi zaman başvuranın unuttuğu eski bir süre aşımından ya da daha önceki bir sınır dışı işleminden kalmadır.
- Dosya incelemesi sırasında ortaya çıkan izinsiz çalışma.
- Önceki izin döneminde Türkiye dışında aşırı kalış.
- Yönetmelik m.21/10 uyarınca, başvurusu reddedilen ya da izni iptal edilenlerin altı ay içinde yaptığı yeni başvuruda yeni bir gerekçe sunulmamış olması.
Ret kararı, sınır dışı etme kararından ayrı bir işlemdir ve ikisi karıştırılmamalıdır; süreler, sonuçlar ve yargı yolu farklıdır. Bunu Türkiye’de sınır dışı etme kararının nasıl alındığını ve nasıl itiraz edildiğini anlatan rehberimizde ayrıntılı ele alıyoruz. Reddedilen bir izin, kişiyi verilen süre içinde ülkeden ayrılmakla yükümlü kılar; tek başına bir sınır dışı kararı değildir. Ancak Kanun’un 54. maddesinin birinci fıkrasının (j) bendi, uzatma başvurusu reddedilip on gün içinde çıkış yapmayanlar hakkında sınır dışı etme kararı alınacağını söyler. Bazı dosyalarda iki karar peş peşe gelir ve daha acil olan süre işin sırasını belirler.
Ret Kararı ve İptal Davası
İkamet izni talebinin reddi, iznin iptali ya da uzatılmaması birer idari işlemdir. Kanun’un 25. maddesine göre bu işlemler valilikçe yapılır ve yabancıya, yasal temsilcisine ya da avukatına tebliğ edilir; tebligatta itiraz haklarının nasıl kullanılacağı ve süreçteki diğer hak ve yükümlülükler de gösterilir. Aynı madde, karar verilirken yabancının Türkiye’deki aile bağlarının, ikamet süresinin, menşe ülkedeki durumunun ve çocuğun yüksek yararının gözetileceğini söyler; bu unsurlar dava dilekçesinin de omurgasını oluşturur. Tebliğ, süreyi başlatan olaydır; bu yüzden tarihli bir tebliğ nüshasını saklamak dosyadaki her belgeden daha önemlidir.
Yargı yolu idare mahkemesinde açılacak iptal davasıdır. Süre, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesindeki genel süredir: tebliğden itibaren altmış gün. Bu bir hak düşürücü süredir, yol gösterici bir hedef değildir; altmış birinci gün açılan dava, esasına hiç girilmeden süre yönünden reddedilir.
Sınır dışı etme ile karşılaştırma yararlıdır. 6458 sayılı Kanun m.53/3, sınır dışı etme kararına karşı idare mahkemesine başvuru için tebliğden itibaren yedi gün öngörür ve bu özel süre genel altmış günün önüne geçer; yargılama sonuçlanıncaya kadar yabancı sınır dışı edilmez. Elinde aynı anda iki karar bulunan kişi, iki ayı olduğunu varsaymadan önce hangi kararın hangisi olduğunu belirlemelidir.
7533 sayılı Kanun’la 31. maddeye eklenen yedinci fıkra, kısa dönem ikamet izni ret ve iptal davaları için ayrı usul kuralları getirdi: savunmanın verilmesi ya da savunma süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır, davacının gösterdiği adrese tebligat yapılamazsa 2577 sayılı Kanun m.26/3’teki süre iki ay olarak uygulanır ve duruşma yapılması mahkemenin takdirindedir. Bu kurallar yargılamayı hızlandırır; dolayısıyla dava dilekçesinin eksiksiz olması ve adresin doğru bildirilmesi eskisinden daha önemlidir.
İptal davası kendiliğinden izni geri vermez. Mahkeme işlemin hukuka uygunluğunu denetler: idare doğru gerekçeyi mi uygulamış, sunulan delilleri gerçekten dikkate almış mı, kararını gerekçelendirmiş mi. İptal hâlinde dosya yeniden karar verilmek üzere idareye döner. Dava ile birlikte yürütmenin durdurulması istenebilir ve uygulamada çoğu zaman belirleyici adım budur. Ret kararının bir şirketin kadrosu ya da bir yatırımcının işlemdeki varlığı üzerinde zincirleme etkileri varsa uyuşmazlık çözümü, oturum izni ve Türk vatandaşlığı iş akışlarının birlikte planlanması gerekir, çünkü idari takvim ticari takvime uymaz.