Düzenleyici ve Sektörel

Türkiye'de Diş Hekimliği Malpraktisi: Sözleşmenin Niteliği, Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

Diş hekimliğine ilişkin talepte belirleyici olan, neyin taahhüt edildiğidir. Olağan tedavi vekâlet modeline, protez işleri ise sonucun borçlanıldığı eser sözleşmesine yaklaşır — ve orada süre, öğrenmeden değil teslimden işler.

25 Temmuz 2026 23 dk okuma Türkçe
Ölçüm levhası: düzenli hücre ızgarası; dört hücrenin birleşip açıldığı tek bir boşluk
Görsel · Lex Lata

Diş hekimliğine ilişkin bir tazminat talebinde, işin tıbbi yönü hiç incelenmeden önce üç soru belirleyicidir: tedavinin nerede yapıldığı, neyin taahhüt edildiği ve zamanaşımının hangi tarihten başlayıp ne kadar süreyle işlediği. Özel bir diş sağlığı kuruluşunda görülen tedavi, tüketici mahkemesinde görülecek sözleşmesel bir talep doğurur; kamu ağız ve diş sağlığı kuruluşunda görülen tedaviden doğan talep ise kuruma karşı idari yargıda ileri sürülür ve orada diş hekimine kişisel olarak dava açılamaz. Neyin taahhüt edildiği ise sözleşmenin nitelendirmesini belirler: olağan tanı ve tedavi faaliyeti, özenli davranışın borçlanıldığı vekâlet modeline; protez ve restoratif işler ise bir sonucun borçlanıldığı eser sözleşmesine yaklaşır. Ve her iki nitelendirmede de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu uyarınca sözleşmesel zamanaşımı, borçlar için genel olarak öngörülen on yıl değil beş yıldır; talep ayıplı eser olarak ileri sürüldüğünde ise süre teslimden itibaren iki yıla kadar inebilir.

Bu son nokta, konunun genel bir rehberde tek paragraf olarak değil ayrı bir yazıda ele alınmasını gerektiren asıl sebeptir. Türkiye’de malpraktis (tıbbi hata) hukuku başlıklı ana rehberimiz, sağlık hizmetleri genelinde geçerli çerçeveyi ortaya koyar: malpraktis sayılan hâller, sorumluluğun dayanağı, ispat yükü ve talep edilebilecek tazminat. Diş hekimliği bu çerçevenin içindedir; ancak üç noktada ondan ayrılır. Sözleşme farklı nitelendirilebilir, zamanaşımı analizi belirgin biçimde daha kısadır ve farklı bir olaydan başlar, diş sağlığı kuruluşlarına yüklenen kayıt ve onam yükümlülükleri ise alışılmadık ölçüde ayrıntılıdır. Bu yazı, görevli mahkeme, husumet, ceza boyutu ve tedavi için Türkiye’ye gelen hastaların konumu ile birlikte bu üç noktayı sırasıyla ele alır.

Mesleği Kimler İcra Edebilir, Hangi Sınırlar İçinde

Çıkış noktası, diş hekimliğinin kapsamını belirleyen 1219 sayılı Kanun’dur. 29. madde uyarınca diş tabibi; dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı ağız ve çene dokularının sağlığının korunmasına, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhis ve tedavisine ve rehabilite edilmesine ilişkin her türlü mesleki faaliyeti icra etmeye yetkilidir. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise uzman sıfatını bir tanımlama değil, bir yetki meselesi hâline getirir: diş hekimliğinin herhangi bir dalında münhasıran uzman olmak ve bu unvanı ilan edebilmek için, diş hekimliği fakültelerinden veya Sağlık Bakanlığı’nın eğitim kurumlarından alınmış bir uzmanlık belgesi gerekir.

Hastaları olması gerekenden daha sık ilgilendiren iki hüküm daha vardır.

41. madde, diplomasız icrayı düzenler. Kişisel bir kazanç amacı olmasa dahi, diplomasız olarak diş hekimliği mesleğine ilişkin herhangi bir muayene veya müdahale yapan yahut diş hekimliği klinik hizmetleri ile ilgili işyeri açan kişinin mesleki faaliyeti durdurulur; ayrıca bu kişilere üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası verilir.

Ek 7. madde, diş protez teknikerlerini düzenler. Bu kişiler diplomalarının kendilerine verdiği unvan dışında bir unvan kullanamaz, hastalarla doğrudan mesleki ilişkiye giremez, laboratuvarlarında münhasıran diş hekimliği mesleğinin icrasında kullanılan araç ve gereçleri bulunduramaz ve kendileri için çizilen sınırların dışında iş yapamaz veya tavsiyede bulunamazlar. Hastanın muhatabı, tedaviyi yapan hekim yerine bir laboratuvar ya da klinik dışı bir aracı olmuşsa, bu durum ticari düzenin bir ayrıntısı değil, mevzuatın açıkça çizdiği bir sınırın aşılmasıdır.

Son olarak Ek 12. madde, diş hekimlerini zorunlu mesleki sorumluluk sigortası rejiminin içine açıkça yerleştirir. Kamu sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan diş hekimleri, tıbbi kötü uygulama nedeniyle kendilerinden talep edilebilecek zararlar ile kurumlarının rücuları için sigorta yaptırmak zorundadır; primin yarısı kendileri, yarısı kurum tarafından ödenir. Özel sağlık kuruluşlarında çalışan veya mesleğini serbest icra eden diş hekimleri ise mesleki malî sorumluluk sigortası yaptırır; serbest çalışanlar için sigortayı kendileri, özel kuruluşta çalışanlar için ise kuruluş yaptırır. Teminat tutarları ayrı ve düzenli olarak güncellenen düzenlemelerle belirlendiğinden, varsayılmak yerine ilgili tarih itibarıyla teyit edilmelidir.

İki Sözleşme Modeli — ve Protez İşlerinin Neden Ayrı Durduğu

Türk hukuku, başkası için iş görmeye ilişkin iki kanuni model tanır ve diş hekimliği her ikisine de girebilecek niteliktedir.

  • Vekâlet sözleşmesi, TBK m. 502. Vekil, vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlenir. Borçlanılan şey bir sonuç değil, özenli davranıştır. Aynı madde, vekâlete ilişkin hükümlerin, niteliklerine uygun düştükleri ölçüde, Kanun’da düzenlenmemiş olan iş görme sözleşmelerine de uygulanacağını belirtir; vekâletin mesleki hizmetlerde tamamlayıcı model olmasının sebebi budur.
  • Eser sözleşmesi, TBK m. 470. Yüklenici bir eser meydana getirmeyi, iş sahibi de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlenir. Borçlanılan şey bir sonuçtur. TBK m. 471 ise ifa ölçütünü koyar: yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır ve özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallar esas alınır.

Diş hekimliği bakımından sınır tartışmalıdır ve tartışmalı olarak sunulmalıdır. Tanı ve tedavi faaliyeti — muayene etmek, patolojiyi saptamak, bir tedavi yoluna karar vermek — vekâlet modeline uyar; çünkü hiçbir hekim biyolojik bir sonucu taahhüt edemez. Protez ve restoratif işler ise farklı değerlendirilmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nin 26 Ekim 2021 tarihli ve Adalet Bakanlığı UYAP Emsal veri tabanında kesinleşmiş olarak kayıtlı kararı, özel bir ağız ve diş sağlığı polikliniğinde yapılan implant tedavisine ilişkindir. Karar, davayı diş yapımı işini konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanan bir dava olarak tanımlamış ve Yargıtay uygulamasından gelen yerleşik formülasyona atıfla, estetik diş protezi işine ilişkin talebin eser sözleşmesinin ayıplı ifasından doğduğunu, buna TBK m. 470 ve devamının uygulanacağını kaydetmiştir.

Diş hekimliğinin tamamı bakımından sınırı çözen bağlayıcı bir düzenleme yoktur. Söylenebilecek olan şudur: nitelendirme, belirli bir sonucun taahhüt edilip edilmediğine göre değişir — ve bir tedavi süreci ne kadar çok, belirli bir görünüm ve işleve sahip bir nesnenin teslimi olarak tarif edilmiş, fiyatlandırılmış ve tanıtılmışsa, sonradan salt özenli çaba taahhüdü olarak sunulması o kadar güçleşir.

Uygulamadaki ölçüt “bu bir diş tedavisi miydi” değil, “satılan şey belirli bir sonuç muydu” sorusudur. Bir kaplama, bir köprü, bir laminate seti ya da tam çene implant restorasyonu, üzerinde anlaşılmış özellikleri olan tarif edilmiş bir nesnedir. O tarif hem davanın dayanağıdır hem de sessizce zamanaşımı saatidir.

Nitelendirme neyi değiştirir

SoruVekâlet nitelendirmesiEser nitelendirmesi
Borçlanılan edimİşin görülmesinde özenli davranış (m. 502)Taahhüt edilen eserin meydana getirilmesi (m. 470)
Uygulanan ölçütMesleki faaliyet için kabul görmüş standarda göre özenBenzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin mesleki ve teknik kuralları (m. 471)
Olağan sözleşmesel zamanaşımı5 yıl — m. 147, b. 55 yıl — m. 147, b. 6
Ayıba özgü süreAyrı bir ayıplı ifa rejimi yokm. 478: taşınmaz yapı dışındaki eserlerde teslimden itibaren 2 yıl; yüklenicinin ağır kusuru hâlinde 20 yıl
Özel kuruluşa karşı görevli mahkemeTüketici mahkemesiTüketici mahkemesi — 6502 sayılı Kanun’daki tanım her ikisini de kapsar

Son satır üzerinde durmakta yarar var; çünkü bu satır, dosyanın başında ve sıkça ileri sürülen bir görev itirazını baştan karşılar. Konu hemen aşağıda ele alınmaktadır.

Görevli Mahkeme ve Husumet

Özel tedavi: sözleşme hangisi olursa olsun tüketici yolu

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3/1-l, tüketici işlemini tüketiciler ile ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden kişiler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlar; tanım metni eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere ibaresini açıkça taşır. Her iki nitelendirme de kanuni tanımda sayılıdır. Aynı maddenin (d) bendi ise hizmeti, bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan, mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu olarak tanımlar.

Sonuç açık ve işe yarar niteliktedir: görevli mahkeme, nitelendirmeye göre değişmez. Diş tedavisi süreci ister eser ister vekâlet sayılsın, özel bir kuruluşa karşı ileri sürülen talep bir tüketici uyuşmazlığıdır. Yukarıda anılan 26 Ekim 2021 tarihli kararın gerekçesi de tam olarak budur: karar, implant uyuşmazlığında ticaret mahkemesinin kararını kaldırmış ve görevin 6502 sayılı Kanun m. 73 uyarınca tüketici mahkemesinde olduğunu belirtmiştir.

Hakem heyeti sınırı ve bunun arabuluculuk şartına etkisi

Tüketici mahkemesinin önünde iki ayrı ön mekanizma bulunur; hangisinin uygulanacağı, uyuşmazlık konusunun değerine bağlıdır.

6502 sayılı Kanun’un 68. maddesi, belirlenen değerin altındaki uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetine başvuruyu zorunlu kılar; bu değerin üzerindeki uyuşmazlıklar ise hakem heyetine götürülemez. Sınır sabit değildir: 68. madde uyarınca parasal sınırlar, her takvim yılı başından itibaren 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesine göre belirlenen yeniden değerleme oranında, bin Türk lirasının küsuru dikkate alınmaksızın artırılır. 1 Ocak – 31 Aralık 2026 dönemi için sınır 186.000 TL’dir; bu tutar, 23 Aralık 2025 tarihli ve 33116 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan ve %25,49 yeniden değerleme oranını uygulayan Tebliğ ile belirlenmiş ve 1 Ocak 2026’da yürürlüğe girmiştir. Sınır her 1 Ocak’ta yeniden değerleme oranında artırıldığından, uyuşmazlığın ileri sürüldüğü yıl esas alınarak teyit edilmeli; eski bir yazıdan ya da eski bir dosyadan taşınmamalıdır.

73/A maddesi ise, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmasını dava şartı hâline getirir. Ne var ki aynı hüküm, diğerlerinin yanında tüketici hakem heyetinin görevi kapsamında olan uyuşmazlıkları bu şartın dışında bırakır. Uygulamadaki sonucu, Türk hukukundaki zorunlu arabuluculuk anlatımlarının çoğunun atladığı bir ayrımdır:

  • Yılın sınırının altında — uyuşmazlık tüketici hakem heyetine aittir ve arabuluculuk dava şartı uygulanmaz.
  • Yılın sınırının üzerinde — görevli merci tüketici mahkemesidir ve dava açılmadan önce m. 73/A uyarınca zorunlu arabuluculuk tamamlanmalıdır.

Bu ayrımın yanlış kurulması her iki yönde de zaman kaybettirir: hiç gerekmeyen bir arabuluculuk başvurusu ya da bu adım atlandığı için tedaviye hiç girilmeksizin usulden reddedilen bir dava.

Kamu tedavisi: idari yol

Tedavi bir kamu ağız ve diş sağlığı kuruluşunda görülmüşse analiz baştan değişir. Anayasa m. 129/5 uyarınca, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir. Bu kural diş hekimleri için de hekimler için olduğu gibi geçerlidir: kamu kuruluşunda çalışan bir diş hekimine, bu sıfatla yaptığı işlemler nedeniyle kişisel olarak dava açılamaz ve hekimin taraf gösterilmesi davanın reddine yol açar.

Takvimi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu belirler. 13. madde uyarınca idari eylemlerden hakları ihlal edilenlerin, dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir. Talep kısmen veya tamamen reddedilirse, bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren dava süresi içinde dava açılabilir; otuz gün içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve süre bu sürenin bitiminden işlemeye başlar. 7. madde uyarınca dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hâllerde idare mahkemelerinde altmış gündür.

Özel tarafta husumet kime yöneltilir

Özel diş sağlığı kuruluşlarını düzenleyen metin, 6 Ekim 2022 tarihli ve 31975 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’tir. Yönetmelik, 5 Mart 2024 tarihli ve 32480 sayılı ile 15 Aralık 2024 tarihli ve 32753 sayılı Resmî Gazete’lerde yayımlanan yönetmeliklerle değiştirilmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesi dört tür kuruluş tanımlar; 5. maddesi ise bunları kimin açabileceğini belirler:

Kuruluş türüKimler açabilir
MuayenehaneYalnızca mesleğini serbest icra etme yetkisi olan tek bir diş hekimi. Şirket tarafından açılamaz.
PoliklinikMesleğini serbest icra etme yetkisi olan bir veya birden fazla diş hekimine ait şirket
Ağız ve diş sağlığı merkeziBu nitelikteki bir şirket ya da hisselerinin en az %51’i diş hekimi ortaklığına ait olan şirket
Ağız ve diş sağlığı hastanesiŞirket

Bu tablo doğru davalının belirlenmesi bakımından önemlidir; zira sektörde mülkiyet yapısı tekdüze değildir ve faturada görünen kişi her zaman ruhsatı elinde bulunduran kişi değildir. Tabloyu iki hüküm tamamlar. 17. madde, her kuruluşta mesul müdür olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir diş hekiminin görevlendirilmesini zorunlu kılar; mesul müdür yalnızca bir kuruluşta bu görevi üstlenebilir, diş hekimliğini yalnızca o kuruluşta icra edebilir ve kuruluşun işleyişi ile denetimine ilişkin her türlü işlemden sorumlu olarak il müdürlüğünün ve Bakanlığın birinci derecede muhatabıdır. Sağlık hizmetinin gerektirdiği altyapının sağlanmasına ilişkin sorumluluk ise ruhsat sahibine aittir.

Bundan ayrı olarak, 1219 sayılı Kanun m. 43 uyarınca bir diş hekimi birden fazla yerde muayenehane açarak mesleğini icra edemez. 21 Şubat 2024 tarihli ve 7496 sayılı Kanun ile eklenen fıkralar uyarınca, mesleğini serbest icra eden diş hekimleri ağız ve diş sağlığı muayenehanesinde diş hekimi çalıştırabilir; çalıştırılabilecek diş hekimi sayısı birden fazla olamaz ve usul Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenir.

Delil: Dosyayı Kayıtlar Belirler

Diş dosyaları, kâğıt üzerinde, pek çok tıbbi dosyadan daha iyi belgelenmiştir; çünkü mevzuat neyin kaydedileceği konusunda alışılmadık ölçüde ayrıntılıdır. Bu ayrıntı iki yönlü çalışır: hastaya isteyeceği belgelerin tanımlı bir listesini verir, mahkemeye de yokluğu açıklanması gereken belgelerin tanımlı bir listesini.

Kuruluşun tutmak zorunda olduğu kayıt

Özel diş kuruluşları Yönetmeliği’nin 22. maddesi, hasta verilerinin Bakanlıkça kayıtlı bir sağlık bilgi yönetim sistemi kullanılarak elektronik ortamda kaydedilmesini zorunlu kılar. Aynı madde uyarınca hastaların tanı ve tedavi bilgileri, varsa röntgen kayıtları ile genel anestezi veya sedasyon altında yapılan işlemlere ilişkin bilgiler diş numaralarıyla birlikte ayrıntılı biçimde kaydedilir. Tüm hasta kayıtları mevzuata uygun olarak saklanır ve gizliliği ihlal edilemez — bu yükümlülük, kişisel verilerin korunması alanındaki genel rejimle paralel işler. 5070 sayılı Kanun’a uygun elektronik imza ile imzalanan tıbbi kayıtlar resmî kayıt olarak kabul edilir.

Diş numarası şartı, diş uyuşmazlıklarının sessiz belirleyicisidir. Her dişin standart bir sayısal karşılığı bulunduğundan müdahalenin yeri tereddüde yer bırakmadan kayda geçirilebilir; dolayısıyla yalnızca “çekim” ya da “dolgu” yazan, hangi diş olduğunu belirtmeyen bir kayıt yalnızca yetersiz değil, mevzuata aykırı bir kayıttır. Radyografiler de aynı ölçüde belirleyicidir: tedavi öncesi görüntüleme, çoğu zaman ağzın müdahaleden önceki hâline ilişkin tek nesnel delildir.

Onam, içeriği tanımlanmış bir belgedir

Aynı Yönetmeliğin 23. maddesi bu yükümlülüğü hiçbir istisnaya yer vermeden düzenler: sağlık kuruluşlarında yapılacak tüm müdahaleler için ilgili mevzuatına uygun şekilde rıza formu alınması zorunludur. Aynı madde, 5 Mart 2024 tarihli değişiklikten sonraki hâliyle, poliklinik, merkez ve hastanelerde hasta hakları birimi oluşturulmasını da zorunlu kılar.

Bu formun neyi içermesi gerektiğini Hasta Hakları Yönetmeliği belirler. 15. madde, hastaya bildirilmesi gerekenleri sayar:

  • hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği;
  • tıbbi müdahalenin kim tarafından, nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi;
  • diğer tanı ve tedavi seçenekleri ile bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri;
  • muhtemel komplikasyonlar;
  • reddetmenin muhtemel fayda ve riskleri;
  • kullanılacak ilaçların önemli özellikleri;
  • sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri;
  • gerektiğinde aynı konuda tıbbi yardıma nasıl ulaşabileceği.

18. madde bilgilendirmenin nasıl yapılacağını düzenler; bu gerekliliklerin birkaçı diş hekimliği pratiğinde çoğu zaman sıkıştırılıp geçilir. Bilgilendirme, mümkün olduğunca sade, tereddüde yer bırakmayacak ve hastanın sosyal ve kültürel düzeyi gözetilerek anlayabileceği şekilde yapılır. Bilgilendirme, müdahaleyi yapacak sağlık meslek mensubu tarafından sözlü olarak verilir; koşulların gerektirdiği ve hastaya açıklandığı hâllerde yeterli nitelikte başka bir meslek mensubunun bilgilendirmesine izin veren tanımlı bir istisna vardır. Bilgilendirmenin hastaya bizzat yapılması esastır. Hasta, aynı şikâyeti hakkında başka bir hekimden ikinci bir görüş isteyebilir. Ve acil durumlar dışında bilgilendirme, hastaya makul bir süre tanınarak yapılır; mahremiyeti koruyan uygun bir ortamda gerçekleştirilir ve hastanın talebi hâlinde işlemin maliyetine ilişkin bilgi de ilgili birimlerce verilir.

26. madde ise formun kendisini tanımlar. Mevzuatta öngörülen hâllerde ve tıbbi olarak uyuşmazlığa yol açması muhtemel müdahaleler için sağlık kuruluşu, 15. maddedeki bilgileri içeren bir rıza formu hazırlar; formdaki bilgiler hastaya sözlü olarak aktarılır ve form daha sonra hasta veya kanuni temsilcisi tarafından imzalanır; form iki nüsha olarak imzalanır, bir nüshası hastanın dosyasına konur, diğeri hastaya verilir; formu, bilgilendirmeyi yapan ve müdahaleyi gerçekleştirecek sağlık meslek mensubu da imzalar ve bu kişi verilen bilginin doğruluğundan sorumludur.

Bundan hastaların çoğu kez farkında olmadığı iki sonuç çıkar. Birincisi, formun bir nüshası zaten sizde olmalıdır; 26. madde teslimi zorunlu kıldığına göre, formun elinizde bulunmaması başlı başına anlamlıdır. İkincisi, 15. maddedeki içeriği taşımayan ve düşünmek için makul bir süre tanınmamış bir kişiden alınan imza, göründüğü kadar güçlü bir belge değildir.

Onam aynı zamanda müdahalenin sınırını çizer

24. madde tıbbi müdahaleler için hastanın rızasını arar; hastanın küçük veya kısıtlı olması hâlinde veli veya vasisinden izin alınır. 31. madde ise diş uyuşmazlıklarında sık tekrarlanan bir sorunu doğrudan karara bağlar: rıza alınırken hasta veya kanuni temsilcisinin müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır; verilen rıza, sürecin zorunlu devamı niteliğindeki olağan adımları da kapsar; ve tıbbi müdahale, verilen rızanın sınırları içinde kalmalıdır. Müdahale, ancak bir organın kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hâle gelmesine yol açabilecek tıbbi zorunluluk bulunması hâlinde rıza alınmaksızın genişletilebilir.

Bu, diş hekimliğine uygulandığında gerçek bir sınırlamadır. Koruyucu restorasyon olarak kararlaştırılan bir tedavi planı, çekim için verilmiş bir rıza değildir; belirli dişler üzerinde çalışılmasına verilen rıza, başka dişler için rıza sayılmaz; ve tedavi ortasında yeni bir görüşme ve yeni bir form olmaksızın genişletilen bir plan, tam da bu madde karşısında zayıftır.

Tedavi planı, teklif ve neyin taahhüt edildiği

Tedavi planı iki işlev görür. Hem klinik bir delildir hem de neyin taahhüt edildiğine ilişkin en iyi eşzamanlı kayıttır — ki yukarıda görüldüğü üzere nitelendirme tam da bu soruya bağlıdır. Yanında yazılı teklif, kalem kalem düzenlenmiş fatura ve amaçlanan sonucu tarif eden her türlü yazışma yer alır.

Ücretler ise bağlayıcı değil yol göstericidir. 3224 sayılı Kanun m. 40 uyarınca oda yönetim kurulları her yıl aralık ayında, diş hekimlerince uygulanacak muayene ve tedavi ücretlerine ilişkin bir rehber tarife hazırlayarak Türk Diş Hekimleri Birliği Merkez Yönetim Kurulu’na gönderir; Merkez Yönetim Kurulu teklifleri aynen veya gerekli gördüğü değişikliklerle onaylar ve bu tarifeleri Sağlık Bakanlığı’na bildirir. Bu bir rehber tarifedir, bağlayıcı bir fiyat listesi değildir ve tek başına alınan ücretin fahiş olduğunu ortaya koymaz.

Bir husus daha buraya aittir; çünkü hastanın beklentisi ile klinik kayıt çoğu zaman tam da bu noktada ayrışır. Diş sağlığı kuruluşlarının tanıtım faaliyetleri, özel diş kuruluşları Yönetmeliği’nin 24. maddesi uyarınca Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik hükümlerine tabidir. Bu Yönetmelik 2025 yılında yenilenmiştir: yürürlükteki metin, 12 Kasım 2025 tarihli ve 33075 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmeliktir; 13. maddesiyle 29 Temmuz 2023 tarihli ve 32263 sayılı Yönetmeliği yürürlükten kaldırmış ve mülga Yönetmeliğe yapılan atıfların kendisine yapılmış sayılacağını öngörmüştür. Yürürlükteki Yönetmeliğin 5. maddesi, sağlık hizmet sunumunda örtülü veya açık reklam yapılmasını ve yaptırılmasını yasaklar; sayılan yasaklar arasında hasta veya yakınlarının teşekkür veya memnuniyet ifadeleri üzerinden reklam mahiyetinde paylaşım yapılması, sağlık hizmetine konu cihaz, ürün veya hizmetin diğerlerinden farklı ya da daha üstün olduğu algısını oluşturarak insanların güvenini kötüye kullanan yahut bilgi eksikliğini istismar eden tanıtım ve ücret, indirim, kampanya veya promosyon bilgilerine yer verilmesi bulunur. 7. madde görsel içerikleri düzenler: tıbbi işlem öncesi ve sonrası görsellerin aynı ortam ve teknik şartlarda görüntülenmesi, işlem tarihi ile görselin görüntülendiği tarihin belirtilmesi zorunludur, görseller üzerinde sonradan teknolojik değişiklik veya düzeltme yapılamaz ve yurt içi tanıtımlarda kullanılan görsellerde “Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.” uyarısına kolay okunabilir biçimde yer verilmesi gerekir.

Tedavi için yurt dışından gelen hastalar bakımından bir kayıt düşmek gerekir. Aynı Yönetmeliğin 8. maddesi, 26 Nisan 2025 tarihli ve 32882 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Uluslararası Sağlık Turizmi ve Turistin Sağlığı Hakkında Yönetmelik uyarınca Bakanlıkça yetkilendirilmiş sağlık tesisleri ile aracı kuruluşlar için dar bir istisna kurar: yurt dışına yönelik ayrı bir internet sitesi veya sosyal medya hesabı üzerinden, Türkçe dışındaki resmî dillerde sponsorlu tanıtım yapılabilir; hastanın açık rızası belgelenmek kaydıyla hasta hikâyelerine, yorumlarına ve teşekkür ifadelerine yer verilebilir; maddenin üçüncü fıkrası uyarınca indirim, kampanya ve rekabetçi fiyat duyuruları yapılabilir. Buna karşılık Türkiye’de yaşayan kişiler nezdinde talep oluşturmaya yönelik faaliyet yasaktır, sosyal medyada yurt içi hedef kitle seçilemez ve otomatik hedef kitle tanımlamalarının kapatılması zorunludur. Dolayısıyla yurt dışına yönelik mecrada görülen bir materyal tek başına aykırılık göstergesi değildir — ama neyin taahhüt edildiğinin kaydıdır.

1219 sayılı Kanun’un 39 ve 40. maddeleri de aynı yöne işaret eder: diş hekimi hastalarını kabul ettiği yeri ve muayene saatlerini bildiren ilanlar verebilir, bunun dışındaki araçlarla reklam yapılması yasaktır ve usulüne uygun kazanılmamış ya da gerçeğe uymayan unvan veya sıfatın ilanı yasaktır. Dolayısıyla bir sonuç garantisi bu sektörde yalnızca alışılmadık bir taahhüt değildir; kuruluşun vermeye yetkili olmadığı bir taahhüttür.

Zamanaşımı: En Kısa Süre Belirler

Diş dosyalarının en sık kaybedildiği yer burasıdır ve genel çerçeve buraya olduğu gibi taşınmamalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi, “kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça” on yıllık zamanaşımı öngörür — ancak diş hekimi bakımından kanun aksini öngörmektedir.

147. madde, diğerlerinin yanında vekâlet, komisyon ve acentalık sözleşmelerinden doğan alacakları (b. 5) ve yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden doğan alacakları (b. 6) beş yıllık zamanaşımına tabi tutar. Her iki kanuni model de olağan sözleşmesel süre bakımından beş yılda buluşur. 148. madde ise bu sürelerin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini belirtir: bir kliniğin evrakındaki hiçbir kayıt bu süreleri kısaltamaz veya uzatamaz.

478. madde ise yalnızca eser nitelendirmesinde var olan, ayıba özgü bir rejim ekler. Yüklenicinin ayıplı bir eser meydana getirmesi hâlinde, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın, taşınmaz yapılarda beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

72. madde haksız fiil yolunu düzenler: tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar; ancak tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü bir fiilden doğmuşsa, bu süre uygulanır.

Talebin ileri sürülüş biçimiSüreKanuni dayanak
Sözleşme, vekâlet nitelendirmesi5 yılTBK m. 147, b. 5
Sözleşme, eser nitelendirmesi5 yılTBK m. 147, b. 6
Yüklenicinin ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi hâlinde eser sözleşmesiBeş yıllık süre uygulanmaz; tamamlayıcı on yıllık kural devreye girerTBK m. 147, b. 6 ve m. 146
Ayıplı eser — taşınmaz yapılar dışındaki eserlerTeslimden itibaren 2 yılTBK m. 478
Ayıplı eser — yüklenicinin ağır kusuruTeslimden itibaren 20 yılTBK m. 478
Haksız fiilZararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren 2 yıl; fiilden itibaren 10 yılTBK m. 72
Fiilin daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturmasıDaha uzun ceza zamanaşımı süresiTBK m. 72
Kamu kuruluşu — idareye ön başvuruÖğrenmeden itibaren 1 yıl; eylemden itibaren 5 yıl2577 sayılı Kanun m. 13
Kamu kuruluşu — ret üzerine dava60 gün2577 sayılı Kanun m. 7 ve 13

TBK m. 478’in tehlikeli yanı sürenin uzunluğu değil, başlangıç noktasıdır. Süre teslimden işler, ayıbın öğrenilmesinden değil. Teslim edilip takılan, on sekiz ay sonra sorun çıkaran ve izleyen bir yıl boyunca araştırılan bir protez, hiçbir şey gizlenmemiş ve kimse gecikmemiş olsa dahi, iki yıllık süre çoktan dolmuş hâlde avukatın masasına gelebilir.

Diş dosyaları için bu sürelerden birini önceden seçen bir kural yoktur. Doğru yaklaşım ihtiyatlı olandır: somut olayda uygulanması mümkün olan her süreyi tespit etmek ve en kısasına göre hareket etmek.

Ceza Boyutu ve İdari Denetim

İddia bir tazminat talebinin ötesine geçtiğinde ayrı bir izin mekanizması devreye girer — ve hekimler bakımından genel olarak aktarılan konum burada çoğu kez fazla dar ifade edilmektedir.

3359 sayılı Kanun’un Ek 18. maddesi, kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının, muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamaları nedeniyle yapılan soruşturmalarda 4483 sayılı Kanun’un uygulanacağını ve soruşturma izninin, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verileceğini öngörür. 4483 sayılı Kanun’un 7. maddesindeki süreler iki kat olarak uygulanır. Kurul kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurulabilir.

Bu ayrıntı önemlidir. İzin şartı yalnızca kamu kesimiyle sınırlı değildir: özel bir klinikte görülen tedaviye ilişkin bir suç duyurusu da aynı izin süzgecinden geçer. Kamu kesimiyle sınırlı olan şey, ayrı bir konu olan rücu ayağıdır — idarenin ödediği tazminatı ilgili meslek mensubundan geri alıp alamayacağı meselesi, kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde çalışanlar bakımından geçerlidir ve Kurul bir yıl içinde karar verir.

Hasta bakımından bundan üç sonuç çıkar. Kurul bir tazminat mercii değildir ve hastanın tazminat için başvuracağı bir yer değildir. İzin kararı ceza soruşturmasının önündeki bir kapıdır; dolayısıyla tazminat yolunun değil, ceza hukuku yolunun içinde yer alır. Ve ceza ile hukuk yolları birbirini etkilediğinden — TBK m. 72, fiilin daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturması hâlinde bu süreyi tazminat talebine de taşır — ceza boyutu, tazminat davası bittikten sonra ele alınacak bir mesele değildir.

Yabancı Hastanın Konumu

Türkiye’de sunulan tedaviye, hastanın uyruğuna veya ikametine bakılmaksızın Türk hukuku uygulanır; yabancı hasta da herkesle aynı adli ve idari başvuru yollarından yararlanır. Dava Türkiye’de, Türk mahkemeleri önünde görülür ve yukarıdaki görev analizi aynen geçerlidir: özel kuruluşta tüketici yolu, kamu kuruluşunda idari yol. Tedavi için seyahat eden hasta bakımından değişen şey hukuk değil delildir ve diş dosyalarının bu açıdan kendine özgü bir profili vardır.

  • Dosya Türkiye’dedir, Türkçedir ve ayrıntılı tutulması zorunludur. Yönetmelik m. 22’nin diş numarası ve röntgen kaydı şartları, ne yapıldığına ilişkin nesnel ve somut bir kaydın bulunması gerektiği anlamına gelir. Dosyayı, ilişki hâlâ olağan seyrindeyken isteyin. Türk mahkemesine sunulacak her belge için yeminli tercüme gerekecektir.
  • Rıza formunun bir nüshası zaten sizde olmalıdır. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 26, formun iki nüsha imzalanmasını ve bir nüshasının hastaya verilmesini öngörür. Size hiç verilmediyse, bu başlı başına ileri sürülecek bir husustur.
  • Sıkıştırılmış tedavi programının en çok zorladığı şart 18. maddedir. Bilgilendirme, müdahaleyi yapacak meslek mensubu tarafından sözlü olarak, hastanın sosyal ve kültürel düzeyi gözetilerek anlayabileceği biçimde ve — acil hâller dışında — makul bir süre tanınarak yapılmalıdır. Geliş günü, bir aracı üzerinden anlatılıp onaylanan çok üniteli bir restoratif planın bu şartı karşıladığını söylemek güçtür.
  • Muhatabınızın kim olduğunu kontrol edin. 1219 sayılı Kanun Ek m. 7, diş protez teknikerinin hastalarla doğrudan mesleki ilişkiye girmesini yasaklar; Yönetmeliğin 5. maddesi ise her kuruluş türünü kimin açabileceğini sınırlar. Bir koordinatör ya da acente, tedaviyi üstlenen meslek mensubu değildir.
  • Süre sandığınızdan önce başlamış olabilir. Talep ayıplı protez işi olarak ileri sürüldüğünde TBK m. 478 süreyi teslimden hesaplar; dönüş uçuşundan ya da kendi ülkenizdeki hekimin sorunu saptadığı günden değil. Mesafe, Türkiye’de dava açmaya engel değildir; gecikme çoğu zaman engeldir.
  • Seyahatten önce size gönderilen materyali saklayın. 12 Kasım 2025 tarihli tanıtım Yönetmeliğinin 8. maddesindeki sağlık turizmi istisnası, yetkilendirilmiş bir sağlık tesisinin ya da aracı kuruluşun yurt dışına yönelik mecrada — hasta hikâyeleri ve üçüncü fıkra kapsamında fiyat ile kampanya duyuruları dâhil — yurt içinde yapamayacağı tanıtımı yapmasına izin verir. Size ulaşan bu materyal, neyin tarif edilip taahhüt edildiğine ilişkin eşzamanlı bir kayıttır; nitelendirme de tam olarak bu soruya bağlıdır.
  • Ülkenizde alınan belgeler de işe yarar. Kendi ülkenizde sizi muayene eden diş hekiminin tarihli, ayrıntılı ve görüntüleme içeren bir değerlendirmesi, Türk mahkemesinin bilirkişisine Türk kayıtlarıyla karşılaştırabileceği bir zemin verir.

Uygulamaya Yönelik Notlar

Diş dosyaları, tedavi kötü sonuçlandıktan sonra hastanın hâlâ etkileyebileceği iki şey üzerinde kazanılır veya kaybedilir: kaydın eksiksizliği ve zamanaşımı analizinin hızı.

  • Neyin taahhüt edildiğini yazılı olarak sorun. Tedavi planı ve teklif, davanın eser mi vekâlet mi olarak kurulacağını belirleyen belgelerdir; bu tercih hem uygulanacak ölçüte hem işleyecek süreye uzanır.
  • On yıl varsayımını taşımayın. TBK m. 147 her iki nitelendirmeyi de beş yıla oturtur; m. 478 ise protez talebini teslimden itibaren iki yıla kadar sıkıştırabilir. Bu süreler, TBK m. 148 uyarınca sözleşmeyle kısaltılamaz veya uzatılamaz.
  • Her şeyden önce görevli mercii doğru belirleyin. Özel kuruluş tüketici yolunu gerektirir: yılın sınırının altında hakem heyeti, üzerinde zorunlu arabuluculuk. Kamu kuruluşu ise idareye ön başvuruyu ve ardından altmış günlük süreyi gerektirir; dava kuruma karşı açılır, hiçbir zaman diş hekimine kişisel olarak değil.
  • Mevzuatta adı geçen belgeleri adıyla isteyin. Diş numaralı elektronik kayıt, radyografiler, anestezi veya sedasyon kaydı, 15. maddedeki içeriği taşıyan imzalı rıza formu, tedavi planı ve faturalar. Tanımlı bir liste istemek, “dosyamı istiyorum” demekten farklı bir sonuç verir.
  • Onamı 31. madde ile birlikte okuyun. Müdahalenin, verilen rızanın sınırları içinde kalması gerekiyordu. Tedavi planının sonradan genişletilmesi, klinik hatadan ayrı bir konudur ve bilirkişi görüşüyle değil belgeyle ispatlanır.
  • Ceza boyutunu paralel yürüyen bir mesele sayın. 3359 sayılı Kanun Ek m. 18’deki izin rejimi özel kuruluşlardaki diş hekimlerini de kapsar ve daha uzun bir ceza zamanaşımı süresi tazminat talebine geri yansıyabilir.

Bu taleplerin içinde yer aldığı genel çerçeve — sorumluluk, ispat, görev ve dava öncesi adımlar — Türkiye’de malpraktis (tıbbi hata) hukuku başlıklı rehberimizde, ayrıca estetik cerrahi malpraktis davaları, saç ekimi komplikasyonları, tıbbi malpraktis tazminat hesaplamaları, sağlık turizmi hukuki rehberi ve daha geniş düzenleyici arka plan ise sağlık hukuku alanımızda ele alınmaktadır. Burada anılan kanun ve yönetmeliklerin yürürlükteki metinleri, Cumhurbaşkanlığı’nın resmî mevzuat veri tabanı Mevzuat Bilgi Sistemi’nde yayımlanmaktadır; parasal sınırlar ile burada ele alınan hükümlerin bir kısmı düzenli olarak değiştiğinden, dayanılacakları tarih itibarıyla teyit edilmelidir.


İlgili Hizmet Alanları ve Dava Rehberleri


İlgili Hizmet Alanları

İnteraktif Değerlendirme Aracı

Tıbbi Malpraktis ve Zamanaşımı Ön Değerlendirme Aracı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6502 sayılı TKHK kapsamında haklarınızı, zamanaşımı sürelerini, görevli mahkemeyi ve zorunlu arabuluculuk şartını 3 adımda test edin.

1. Yapılan Tıbbi İşlemin Türü

Hangi operasyon veya tedavi uygulandı?

2. Sağlık Kuruluşunun Niteliği

İşlem nerede gerçekleştirildi?

3. İşlemin Üzerinden Geçen Süre / Zararın Öğrenilmesi

Müdahale ne zaman yapıldı veya kusur ne zaman fark edildi?

Assessment Result

Tüketici Mahkemesi & Eser Sözleşmesi Sorumluluğu

Görevli Yargı Yolu: Tüketici Mahkemesi
Zamanaşımı Süresi: 5 Yıl (TBK m. 147)
Arabuluculuk Şartı: Zorunlu Dava Şartı
Görev ve Usul Koşulları
    Dosya İnceleme Talebi Oluşturun

    ⚖️ Bu araç Türk mevzuatı uyarınca genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; tıbbi bilirkişi raporu veya hukuki garanti teşkil etmez. Malpraktis davaları epikriz ve onam evraklarının detaylı incelenmesini gerektirir.

    Diş dosyası nasıl kurulur

    1. 01

      Neyin taahhüt edildiğini belirleyin

      Belirli bir sonuç — bir protez, bir implant, bir diş dizilimi — eser modeline; tanı ve tedavi faaliyeti vekâlet modeline işaret eder. Cevap hem uygulanacak ölçütü hem işleyecek süreyi belirler.

    2. 02

      Diş numarası düzeyindeki kaydı güvence altına alın

      Özel diş kuruluşları Yönetmeliği m. 22 uyarınca tanı, tedavi, röntgen kayıtları ve işlemler diş numaralarıyla ayrıntılı tutulur. Rıza formunun size verilen nüshası dâhil dosyanın tamamını isteyin.

    3. 03

      Kuruluşu ve görevli mercii saptayın

      Özel muayenehane, poliklinik, merkez veya hastane tüketici yolunu; kamu ağız ve diş sağlığı kuruluşu ise kuruma karşı idari yolu gerektirir.

    4. 04

      Doğru ön adımı atın

      Yıllık hakem heyeti sınırının altında uyuşmazlık hakem heyetine gider ve arabuluculuk dava şartı uygulanmaz. Sınırın üzerinde ise m. 73/A uyarınca zorunlu arabuluculuk önce gelir.

    5. 05

      En kısa süreye göre dava açın

      Somut olayda uygulanabilecek her süreyi — TBK m. 147, 478 ve 72 — tespit edip en kısasına göre hareket edin. TBK m. 147'deki beş yıllık süreler, m. 148 uyarınca sözleşmeyle değiştirilemez.

    Sıkça sorulan sorular

    Diş tedavisinden doğan tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?

    Tek bir süre yoktur ve en uzun sürenin geçerli olduğunu varsaymak bu dosyaların en sık kaybediliş biçimidir. TBK m. 147 uyarınca vekâlet sözleşmesinden doğan alacaklar da eser sözleşmesinden doğan alacaklar da beş yıllık zamanaşımına tabidir; m. 146'daki on yıl tamamlayıcı kuraldır. Protez işi ayıplı eser olarak ileri sürülürse TBK m. 478, taşınmaz yapı dışındaki eserlerde teslim tarihinden itibaren iki yıllık, yüklenicinin ağır kusuru hâlinde yirmi yıllık süre öngörür. Haksız fiile dayanılıyorsa TBK m. 72 uyarınca süre, zararı ve sorumluyu öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren on yıldır. Kamu kuruluşuna karşı talepler ise idari yargının ayrı takvimine tabidir.

    Diş tedavisi eser sözleşmesi midir, vekâlet sözleşmesi midir?

    Neyin taahhüt edildiğine bağlıdır ve sınır gerçekten tartışmalıdır. TBK m. 502 vekâleti düzenler; vekil bir sonucu değil özenli davranışı borçlanır ve bu model tanı ile tedavi faaliyetine uyar. TBK m. 470 ise eser sözleşmesini düzenler; burada belirli bir sonuç borçlanılır. Protez ve estetik nitelikli diş işleri farklı değerlendirilmiştir: Adalet Bakanlığı UYAP Emsal veri tabanında yer alan 26 Ekim 2021 tarihli bir bölge adliye mahkemesi kararı, özel bir ağız ve diş sağlığı polikliniğinde yapılan implant tedavisine ilişkindir ve estetik diş protezi işine ilişkin talebin eser sözleşmesinin ayıplı ifasından doğduğu yolundaki yerleşik formülasyonu kaydeder. Diş hekimliğinin tamamı bakımından sınırı çözen bağlayıcı bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Özel bir diş kliniğine karşı hangi mahkemede dava açılır?

    Tüketici mahkemesinde. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 3, tüketici işlemini tüketiciler ile ticari veya mesleki amaçlarla hareket edenler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem olarak tanımlar ve tanıma eser ile vekâlet sözleşmelerini açıkça dâhil eder. Tanım her iki nitelendirmeyi de kapsadığı için görevli mahkeme, tedavi sözleşmesinin eser mi vekâlet mi sayıldığına göre değişmez. 26 Ekim 2021 tarihli karar da bu gerekçeyle, implant uyuşmazlığında ticaret mahkemesinin kararını kaldırmış ve görevin 6502 sayılı Kanun m. 73 uyarınca tüketici mahkemesinde olduğunu belirtmiştir.

    Kamu ağız ve diş sağlığı hastanesinde tedavi gördüysem hekime kişisel olarak dava açabilir miyim?

    Hayır. Anayasa m. 129 uyarınca memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir. Bu kural diş hekimleri için de hekimler için olduğu gibi geçerlidir. İzlenecek yol, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 13 uyarınca idareye ön başvurudur: işlemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde işlem tarihinden itibaren beş yıl içinde. Talebin reddi hâlinde, ya da otuz gün içinde cevap verilmemesiyle talep reddedilmiş sayıldıktan sonra, altmış gün içinde tam yargı davası açılır.

    Özel bir diş kliniği hangi kayıtları tutmak zorundadır?

    Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik m. 22 uyarınca hasta verileri, Bakanlıkça kayıtlı bir sağlık bilgi yönetim sistemi kullanılarak elektronik ortamda kaydedilir; hastaların tanı ve tedavi bilgileri, varsa röntgen kayıtları ile genel anestezi veya sedasyon altında yapılan işlemlere ilişkin bilgiler diş numaralarıyla birlikte ayrıntılı biçimde kaydedilir. Kayıtlar mevzuata uygun olarak saklanır ve gizliliği ihlal edilemez. Aynı Yönetmeliğin 23. maddesi, yapılacak tüm müdahaleler için rıza formu alınmasını zorunlu kılar. Hasta Hakları Yönetmeliği m. 26 uyarınca form iki nüsha imzalanır ve bir nüshası hastaya verilir.

    Diş tedavisi için Türkiye'ye geldim, sorun ülkeme döndükten sonra ortaya çıktı. Durumum nedir?

    Türkiye'de sunulan tedaviye, uyruğunuza veya ikametinize bakılmaksızın Türk hukuku uygulanır ve dava Türkiye'de, Türk mahkemeleri önünde görülür. Diş dosyalarında iki husus mesafeden ötürü daha da önemlidir. Birincisi, dosya Türkiye'dedir, Türkçedir ve mevzuat gereği ayrıntılı ve diş numarası düzeyinde tutulmak zorundadır; bu nedenle dosyayı erken istemek, olayları sonradan yeniden kurmaya çalışmaktan çok daha değerlidir. İkincisi, süre çoktan işlemeye başlamış olabilir: talep ayıplı protez işi olarak ileri sürüldüğünde TBK m. 478 süreyi ayıbın fark edildiği günden değil, teslim tarihinden hesaplar.

    Bu konu sizinle mi ilgili?

    Durumunuzu kısa bir görüşmede birlikte değerlendirelim.

    Bize ulaşın