Uyuşmazlık ve İcra

Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye'de Tenfizi

12 Şubat 2026 5 dk okuma Lex Lata

New York Sözleşmesi ve Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun yabancı hakem kararlarının tanınmasını nasıl düzenlediği.

Yurt dışında verilmiş lehe bir hakem kararına sahip olan alacaklı, bu kararı doğrudan bir Türk icra dairesine sunup hemen infazını bekleyemez. Karar önce, Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için bir mahkeme denetiminden geçmek zorundadır. Bu denetim, bir uluslararası sözleşme ve onun kapsamadığı yerde iç hukuktaki milletlerarası özel hukuk kurallarıyla yürütülür. Hangi rejimin uygulanacağını, hangi mahkemeye başvurulacağını ve karşı tarafın hukuken neyi ileri sürebileceğini bilmek; hızlı bir tenfiz ile tanıma üzerinde uzayıp giden bir çekişme arasındaki farkı belirler.

Hukuki çerçeve

Her yabancı hakem kararı için hareket noktası, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine ilişkin 1958 New York Sözleşmesi’dir. Türkiye bu Sözleşme’ye 1992’den bu yana taraftır ve iki çekince koyarak katılmıştır; bu çekinceler Sözleşme’nin uygulama alanını belirler: karşılıklılık çekincesi uyarınca Türkiye Sözleşme’yi yalnızca başka bir âkit devlette verilmiş kararlara uygular; ticari nitelik çekincesi ise Sözleşme’yi Türk hukukuna göre ticari sayılan uyuşmazlıklarla sınırlar.

Bir kararın Sözleşme kapsamı dışında kaldığı hâllerde tenfiz, iç hukuka, yani 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK), özellikle m. 60-63 uyarınca yürütülür. Esasta iki rejim, özellikle ret sebepleri bakımından birbirine yakındır; bu nedenle pratik sonuç çoğu zaman benzer olur. Yine de doğru metnin baştan belirlenmesi önem taşır; çünkü talebe hangi hükümlerin uygulanacağını ve her itirazın nasıl kurulacağını bu belirler.

Yabancı bir hakem kararı, görevli mahkeme onu tenfiz edilebilir kılana kadar Türkiye’de icra kabiliyeti taşımaz. Tanıma, infazın bir koşuludur; şeklî bir formalite değildir.

Görevli mahkeme

MÖHUK, tenfiz talebine hangi mahkemenin bakacağını belirlemek için açık bir sıralama öngörür. Görev, öncelik sırasıyla şu yerlere aittir:

ÖncelikBağlanma noktası
BirinciTarafların kararlaştırdığı mahkeme
İkinciAleyhine tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri mahkemesi
ÜçüncüTenfize konu malların bulunduğu yer mahkemesi

Uygulamada bu, tarafların bir forum seçmiş olmaları hâlinde kendi seçimlerinin üstün tutulması anlamına gelir. Bir kararlaştırma yoksa görevi, aleyhine tenfiz istenenin Türkiye’deki yerleşim yeri belirler. Yalnızca bu tarafın Türkiye’de yerleşim yeri bulunmadığında malların bulunduğu yer belirleyici olur; alacaklının, yabancı bir tarafın Türkiye’de bulunan malvarlığı veya alacaklarını takip ettiği hâllerde durum sıklıkla böyledir.

Tenfizin reddi sebepleri

Türk mahkemesinin tenfizi reddedebileceği sebepler sınırlı sayıdadır. Bu sebepler New York Sözleşmesi m. V’te ve buna koşut biçimde MÖHUK m. 62’de yer alır. Tenfize direnen taraf, itirazını aşağıdakilerden birine dayandırmak zorundadır:

  • Tahkim anlaşmasının geçersiz olması — ister bir tarafın ehliyetsizliği, ister anlaşmanın uygulanacak hukuka göre geçersizliği nedeniyle.
  • Bir tarafa hakem seçiminden veya yargılamadan usulüne uygun bildirim yapılmaması ya da bu tarafın başka bir sebeple savunma hakkını kullanamaması — hukuki dinlenilme hakkının ihlali.
  • Kararın, tahkime götürülen konuların kapsamını aşması; tahkim anlaşmasının dışındaki hususlarda hüküm kurulması.
  • Hakem kurulunun teşekkülünün veya tahkim usulünün, tarafların anlaşmasına uygun olmaması.
  • Kararın henüz bağlayıcı hâle gelmemiş olması ya da verildiği ülkenin yetkili makamınca iptal edilmiş veya durdurulmuş olması.
  • Uyuşmazlığın Türk hukukuna göre tahkime elverişli olmaması.
  • Tenfizin kamu düzenine aykırı düşmesi.

İlk sıradaki sebepler kural olarak karşı tarafça ileri sürülüp ispatlanır. Buna karşılık tahkime elverişsizlik ve kamu düzeni, tarafların ötesindeki menfaatleri koruduğundan mahkemece resen incelenebilir. Özellikle kamu düzeni dar yorumlanır: bu, kararın isabetliliğini denetlemenin bir kapısı değil, Türk hukuk düzeninin temel ilkelerine aykırı sonuçların tenfizini önleyen bir güvencedir.

Esasın incelenmemesi

Tenfiz rejiminin belirleyici bir özelliği, Türk mahkemesinin uyuşmazlığın esasını yeniden incelememesidir. Révision au fond olarak ifade edilen ilke — esasa ilişkin yeni bir inceleme — tenfiz yargılamasında yer bulmaz. Mahkeme delilleri yeniden değerlendirmez, olguları yeniden tartmaz ve kendi görüşünü hakemlerin hukuki gerekçesinin yerine koymaz. Görevi, sınırlı sayıdaki ret sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığını doğrulamakla sınırlıdır.

Bu sınırlama, New York Sözleşmesi’nin pratik özünü oluşturur. Sonuçtan yalnızca memnun olmayan bir taraf, tenfiz aşamasını bir kanun yolu gibi kullanamaz. Karar kendi otoritesiyle ayakta durur; onu ancak m. V veya m. 62 kapsamına tam olarak giren bir aykırılık durdurabilir.

Pratik adımlar

Tenfiz genellikle belirli bir sıra izleyerek ilerler. Alacaklı önce kararın Sözleşme’ye mi yoksa MÖHUK’a mı tabi olduğunu belirler. Ardından görev sıralamasına göre görevli mahkemeyi saptar. Talep; kararın onaylı bir örneği, tahkim anlaşması ve bunların yeminli Türkçe tercümeleriyle birlikte sunulur. Karşı taraf itirazlarını ileri sürdüğünde tartışma, m. V veya m. 62 kapsamında bir ret sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğine döner; kamu düzeni ve tahkime elverişlilik ise mahkemece de incelenebilir. İlk derece kararı bundan sonra kanun yolu denetimine açıktır.

Kanun yolları

Tenfize ilişkin karar ilk derecede kesin değildir. Bölge adliye mahkemesi nezdinde istinaf yoluyla itiraz konusu edilebilir; işin niteliğine ve değerine göre ardından Yargıtay nezdinde temyize tabi olabilir. Temel denetim esasa değil ret sebeplerinin varlığına özgülendiğinden, kanun yolu savları genellikle m. V veya m. 62 kapsamındaki bir sebebin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği üzerinde yoğunlaşır.

Yabancı mahkeme kararı tenfizinden farkı

Hakem kararlarını yabancı mahkeme kararlarıyla karıştırmamak önemlidir. Yabancı bir mahkemenin verdiği karar ayrı bir rejim uyarınca, MÖHUK m. 50-59 çerçevesinde tanınıp tenfiz edilir ve Türkiye ile karar veren devlet arasında karşılıklılık şartına bağlıdır. New York Sözleşmesi ile MÖHUK m. 60-63’e tabi yabancı hakem kararları ise farklı görev ve ret kurallarına uyar; karşılıklılık incelemesi de burada farklı işler. Bu nedenle metnin baştan doğru nitelendirilmesi tüm usul yolunu belirler; bir hakem kararına mahkeme kararı gibi — veya tersine — muamele etmek, talebi yanlış rayda ilerletir. Yabancı mahkeme kararlarının tenfizi, başlı başına ayrı bir konudur.

Nasıl yardımcı oluyoruz

Yabancı hakem kararlarının Türk mahkemelerinde tanınması ve tenfizi konusunda alacaklılara ve borçlulara danışmanlık veriyoruz. Çalışmamız; hangi rejimin uygulanacağının değerlendirilmesini, görevli mahkemenin saptanmasını, gerekli onaylı belgeler ve tercümelerle tenfiz dosyasının hazırlanmasını ve Sözleşme m. V ile MÖHUK m. 62 kapsamındaki itirazların — kamu düzeni ve tahkime elverişlilik soruları dâhil — kurulmasını veya bunlara yanıt verilmesini kapsar. İlk derece kararının itiraza uğradığı hâllerde dosyayı istinaf ve varsa temyiz aşamasında da yürütüyoruz.

Tenfiz süreci nasıl işler

  1. 01

    Uygulanacak rejimi belirleyin

    Kararın New York Sözleşmesi kapsamında mı yoksa istisnaen MÖHUK m. 60-63 uyarınca mı ele alınacağını tespit edin.

  2. 02

    Görevli mahkemeyi saptayın

    Sıralamayı uygulayın: kararlaştırılan mahkeme, ardından aleyhine tenfiz istenenin Türkiye'deki yerleşim yeri, sonra malların bulunduğu yer.

  3. 03

    Talebi hazırlayıp sunun

    Onaylı hakem kararı, tahkim anlaşması ve bunların yeminli tercümeleriyle birlikte tenfiz talebini mahkemeye sunun.

  4. 04

    Ret itirazlarına karşılık verin

    Sözleşme m. V veya MÖHUK m. 62 kapsamında ileri sürülen sebeplere, kamu düzeni savları dâhil, yanıt verin.

  5. 05

    Gerektiğinde kanun yoluna başvurun

    İlk derece kararını istinaf ve varsa temyiz yoluyla itiraz konusu edin ya da savunun.

Sıkça sorulan sorular

Yabancı bir hakem kararının Türkiye'de tenfizinde hangi hukuki metin uygulanır?

Öncelikli metin, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizine ilişkin 1958 New York Sözleşmesi'dir. Türkiye bu Sözleşme'ye 1992'den bu yana taraftır. Türkiye Sözleşme'ye karşılıklılık çekincesi ve ticari nitelik çekincesiyle katılmıştır. Sözleşme'nin uygulanmadığı hâllerde tenfiz, 5718 sayılı MÖHUK m. 60-63 uyarınca yürütülür. İki rejim ret sebepleri bakımından büyük ölçüde örtüşür.

Tenfiz talebine hangi Türk mahkemesi bakar?

Görev bir sıralamaya göre belirlenir. Görevli mahkeme öncelikle tarafların anlaşmalarında kararlaştırdıkları mahkemedir. Kararlaştırma yoksa aleyhine tenfiz istenen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi görevlidir. Bu tarafın Türkiye'de yerleşim yeri yoksa görev, tenfize konu malların bulunduğu yer mahkemesine aittir.

Türk mahkemesi hakem kararının esasını yeniden inceleyebilir mi?

Hayır. Türk mahkemeleri esasa ilişkin yeniden bir inceleme yapmaz; révision au fond olarak bilinen ilke uygulanmaz. Tenfiz mahkemesi yalnızca bir ret sebebinin bulunup bulunmadığını denetler; olguları, delilleri veya hakemlerin hukuki gerekçesini yeniden değerlendirmez. Taraf, tenfize direnerek uyuşmazlık hakkında yeni bir karar elde edemez.

Tenfizin reddi sebepleri nelerdir?

New York Sözleşmesi m. V ve MÖHUK m. 62 uyarınca; tahkim anlaşmasının geçersiz olması, tarafa usulüne uygun bildirim yapılmaması veya savunma hakkının tanınmaması, kararın tahkim anlaşmasının kapsamını aşması, hakem kurulunun teşekkülünün ya da usulün anlaşmaya aykırı olması, kararın henüz bağlayıcı hâle gelmemesi veya iptal edilmiş olması, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmaması ya da tenfizin kamu düzenine aykırı düşmesi hâllerinde tenfiz reddedilebilir.

Yabancı hakem kararının tenfizi, yabancı mahkeme kararının tenfizinden nasıl ayrılır?

İkisi ayrı rejimlere tabidir. Yabancı mahkeme kararları MÖHUK m. 50-59 uyarınca tanınıp tenfiz edilir ve karşılıklılık şartına bağlıdır. Yabancı hakem kararları ise New York Sözleşmesi, bunun uygulanmadığı hâllerde MÖHUK m. 60-63 uyarınca tenfiz edilir. Ret sebepleri, görev kuralları ve karşılıklılık incelemesi iki kararda farklıdır; bu nedenle metnin baştan doğru nitelendirilmesi önem taşır.

Tenfiz kararına karşı hangi kanun yolları açıktır?

Tenfize ilişkin ilk derece kararı, bölge adliye mahkemesi nezdinde istinaf yoluyla itiraz konusu edilebilir. İşin niteliğine ve değerine göre karar, ardından Yargıtay nezdinde temyize tabi olabilir. Denetim esasa değil ret sebeplerinin varlığına odaklandığından, kanun yolu savları genellikle m. V veya m. 62 kapsamındaki bir sebebin doğru değerlendirilip değerlendirilmediği üzerinde yoğunlaşır.

Son güncelleme: 1 Haziran 2026

Bu konu sizinle mi ilgili?

Durumunuzu kısa bir görüşmede birlikte değerlendirelim.

Bize ulaşın