Ödenmeyen alacaklar Türkiye’de iş yapmanın olağan bir riskidir; ancak bu alacakların zarara dönüşmesi zorunlu değildir. Yerli ve yabancı alacaklılar, bankalar ve şirketler adına hareket ederek alacakları etkin biçimde tahsil ediyor, önce ticari baskı uyguluyor, borçlu gönüllü ödeme yapmadığında ise resmi icra yollarına geçiyoruz. Attığımız her adım, Türkiye’de alacak tahsilatını düzenleyen temel yasa olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na (İİK) dayanır. Sistem tasarımı itibarıyla alacaklı lehinedir: hızlı hareket edebilir ve çoğu zaman takibe başlamadan önce bir mahkeme kararına ihtiyaç duymazsınız.
Dava öncesi tahsilat
Uyuşmazlıkların çoğu, bir icra dosyası açılmadan önce daha düşük maliyetle çözülür. İşe, alacağın, dayandığı sözleşmenin ve borçlunun ödeme gücünün değerlendirilmesiyle başlar; ardından ödemeyi veya makul bir sulhu sağlamak için yapılandırılmış bir baskı uygularız.
- Talep ve müzakere — tutarı, hukuki dayanağı ve bir ödeme süresini açıkça belirten talep yazısı, çoğu zaman meseleyi takibe gerek kalmadan çözer.
- İhtarname — 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu anlamında noter aracılığıyla tebliğ edilen ihtar, tarihli ve ispatlanabilir bir kayıt oluşturur; borçluyu temerrüde düşürerek temerrüt faizini işletebilir.
- Malvarlığı ve ödeme gücü araştırması — dava masraflarına girişmeden önce borçlunun gerçekten üzerine gidilmeye değer malvarlığı olup olmadığını tespit ederiz. İçi boşaltılmış bir şirkete karşı alınan ilam, tahsilat değil kâğıt üzerinde bir zaferdir.
- Sulh ve yapılandırma — tam ödemenin gerçekçi olmadığı durumlarda, tercihen teminata bağlanmış yazılı bir taksitlendirme anlaşması çoğu kez en isabetli ticari sonuçtur.
İlk yazı yalnızca bir formalite değildir. Bir Türk hukuk bürosundan gelen özenle kaleme alınmış talep, icranın kapıda olduğunun sinyalidir; borçluların önemli bir kısmı, ardından gelecek masrafı, kamuya yansımayı ve malvarlığı dondurmalarını göze almamak için bu aşamada sulh olur.
2004 sayılı Kanun kapsamında icra takibi
Gönüllü ödeme sağlanamadığında, yetkili İcra Dairesi’nde bir takip dosyası açarız. Türk hukuku başlıca iki yol sunar:
- İlamsız icra — olağan para alacaklarının büyük bölümü için mümkündür. Önceden bir mahkeme kararına ihtiyaç yoktur; İcra Dairesi borçluya doğrudan bir ödeme emri gönderir ve borçlunun ödeme ya da itiraz için kısa bir yasal süresi olur.
- İlamlı icra — elinizde bir mahkeme ilamı, hakem kararı veya ilam niteliğinde başka bir belge bulunduğunda kullanılır. Borçlunun itiraz imkânı çok daha sınırlı olduğundan tahsilat daha hızlı ve öngörülebilir biçimde gerçekleşir.
Bunların yanında daha hızlı özel yollar da mevcuttur; bunlar arasında kambiyo senedine (çek, bono veya poliçe) dayalı takip ile ödenmeyen kira alacakları için tahliye takibi yer alır. Kambiyo senedine dayalı takiplerin cazibesi tam da şuradadır: borçlu, salt bir inkârla bunları donduramaz; direnmek için çok daha katı usul koşullarını karşılamak zorundadır.
| Takip yolu | Dayanak | Borçlunun süreci uzatma imkânı |
|---|---|---|
| İlamsız icra | Her türlü para alacağı, yalnızca fatura dahi olsa | Yüksek — salt bir itiraz dosyayı durdurur |
| Kambiyo senedine dayalı | Çek, bono, poliçe | Düşük — direnmek için katı koşullar |
| İlamlı icra | Mahkeme ilamı, hakem kararı, ilam niteliğinde belge | Çok düşük — dar itiraz sebepleri |
İmzalı bir bonoyu ya da karşılıksız çıkmış bir çeki elinde tutan alacaklı, yalnızca faturaya dayanan alacaklıya göre kıyaslanamayacak kadar güçlü konumdadır. Türkiye’de vadeli iş yapıyorsanız, senedi baştan alın — bu, icra dinamiğini bütünüyle sizin lehinize çevirir.
Borçlunun itirazının karşılanması
İlamsız takipte, yasal süre içinde itiraz eden borçlu takibi kendiliğinden durdurur. Bu, sürecin kritik dönemecidir ve nasıl yanıt vereceğiniz elinizdeki delile bağlıdır:
- İtirazın kaldırılması — alacağın imzalı bir borç ikrarı, noterlikçe düzenlenmiş bir belge veya kambiyo senedi gibi güçlü bir yazılı belgeye dayandığı hallerde icra mahkemesinde işleyen hızlı bir yoldur. Mahkeme, uzun tanık dinlemelerine değil belgelere göre karar verir.
- İtirazın iptali — alacağın daha kapsamlı biçimde ispatlanması gereken durumlar için genel mahkemede açılan ayrı bir davadır. Daha uzun sürer; ancak kötüniyetle itiraz eden borçlu aleyhine, alacağın en az yüzde 20’si oranında icra inkâr tazminatına hükmedilebilir — bu hem gerçek bir caydırıcıdır hem de sizin için ek bir tahsilattır.
Belgelerinize uygun düşen yolu seçer, olgular elverdiğinde borçlunun kötüniyetli itirazının üzerine gideriz. Alacaklılar açısından çıkarılacak ders açıktır: uyuşmazlık doğmadan önce elinizde bulundurduğunuz belgelerin niteliği, bu iki yoldan hangisini izleyeceğinizi — haftalar mı, yoksa aylar süren bir dava mı — baştan belirler.
Haciz ve malların paraya çevrilmesi
Alacak icra edilebilir hâle geldiğinde, değeri güvence altına almak ve tahsil etmek için harekete geçeriz:
- Taşınır ve taşınmaz mallar, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacaklar, yasal sınırlar dâhilinde maaş ve araçlar üzerinde haciz.
- Haczedilen malların cebri satışı ve elde edilen bedelin alacaklılara dağıtılması.
- İhtiyati haciz — borçlunun malvarlığını kaçırma veya eritme riski bulunduğunda, takipten önce veya takibin en başında malları dondurmak için mahkeme kararı alır; borçlu değeri ulaşılamayacak yerlere aktaramadan banka hesaplarını ve mallarını kilitleriz.
Uygulamada tahsil ettiğiniz bir alacak ile zarar yazdığınız bir alacak arasındaki fark, çoğu zaman zamanlamadır. Borçlu talebin geldiğini görmeden erken alınan bir ihtiyati haciz, çoğu kez sonradan mahkemede ileri süreceğiniz her türlü iddiadan daha değerlidir.
Haciz sıralamasını, mümkün olduğunca önce likit ve kolay paraya çevrilebilir malları hedefleyecek biçimde kurarız; böylece tahsilatın ağır taşınmaz ihalelerine takılıp uzaması riskini azaltmayı amaçlarız.
Aciz ve iflas
Tacir sıfatındaki bir borçlunun gerçekten aciz hâlde olduğu durumlarda, bireysel icra takibi yerini 2004 sayılı Kanun kapsamındaki toplu tasfiye usullerine bırakabilir; bunlar arasında iflas ve yeniden yapılandırmanın gerçekçi olduğu hâllerde, borçlunun alacaklılarını zamana yayarak ödeyebilmek için mahkeme koruması talep ettiği konkordato süreci yer alır. Alacaklılara; yerinde olduğunda iflas talebinde bulunma, alacaklarının kayda geçirilmesi, alacaklılar toplantısına katılım, teminatlarının ve sıra cetvelindeki öncelik haklarının baştan sona korunması konularında danışmanlık yaparız. Burada erken hareket etmek belirleyicidir: konkordatoya en başından dâhil olan alacaklılar sonucu şekillendirir; bekleyenler ise çoğu zaman sürecin kendilerine bıraktığıyla yetinmek zorunda kalır.
Sınır ötesi tahsilat
Yabancı alacaklılar için, yabancı mahkeme kararlarının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca tanınması ve tenfizini, yabancı hakem kararlarının ise Türkiye’nin taraf olduğu New York Sözleşmesi kapsamında tenfizini yürütürüz. Tenfiz edildikten sonra bu kararlar, yerli herhangi bir ilam gibi Türk İcra Daireleri aracılığıyla takip edilir. Sözleşme aşamasında da danışmanlık veririz: tahkimin seçilmesi, açık bir uygulanacak hukuk kaydı ve Türkiye’de icra edilebilir bir teminat, Türkiye’deki bir karşı taraf temerrüde düştüğünde nihai tahsilatı çok daha kolay hâle getirebilir.
Yabancı alacaklıların sürecin hiçbir aşamasında Türkiye’ye gelmesi gerekmez: apostilli ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletname ile ilk talep yazısından hacze ve satışa kadar tüm tahsilat sürecini sizin adınıza yürütürüz. Her usuli dönüm noktasında İngilizce raporlama yaparız; böylece dosyanın hangi aşamada olduğunu ve gerçekçi tahsilat rakamının ne olduğunu her an bilirsiniz.
Çalışma yöntemimiz
Sürecin başında alacağın 2004 sayılı Kanun kapsamında gerçekçi biçimde tahsil edilebilir olup olmadığını değerlendirir; takip başlamadan önce izlenecek usuli adımlar ve masraf kalemleri hakkında sizi bilgilendiririz. Dosya boyunca Kanun’un sunduğu icra araçlarını kullanır, masraflar ve beklenen sonuçlar konusunda düzenli bilgi veririz; böylece Türkiye’deki alacaklarınıza ilişkin sağlıklı kararlar verebilirsiniz.
Alacak tahsilatı nasıl işler
- 01
Değerlendirme ve araştırma
Alacağı, belgeleri ve borçlunun malvarlığını inceleyerek takibin üzerine gidilmeye değer olup olmadığını doğrularız.
- 02
Talep ve ihtarname
Talep yazısı ve noter ihtarnamesi borçluyu temerrüde düşürür; çoğu zaman takibe gerek kalmadan ödemeyi sağlar.
- 03
İcra takibinin açılması
İcra Dairesi'nde takip dosyası açarız; daire borçluya ödeme emri gönderir.
- 04
İtirazın bertaraf edilmesi
Borçlu itiraz ederse itirazı icra mahkemesinde veya açılacak davayla kaldırır, koşulları varsa icra inkâr tazminatı talep ederiz.
- 05
Haciz ve tahsilat
Banka hesaplarını, alacakları ve malları haczeder, paraya çevirir ve bedeli sizin adınıza tahsil ederiz.
Sıkça sorulan sorular
Türkiye'de icra takibi nasıl işler?
Alacaklı, yetkili İcra Dairesi'ne takip talebinde bulunur; daire borçluya bir ödeme emri gönderir. Borçlu yasal süre içinde ödeme yapmaz veya itiraz etmezse alacaklı, borçlunun malvarlığı üzerinde haciz ve satış aşamasına geçebilir. Sürecin tamamı 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) tarafından düzenlenir.
Borçlu ödeme emrine itiraz ederse ne olur?
İlamsız takipte süresinde yapılan itiraz takibi kendiliğinden durdurur. Alacaklının bu itirazı bertaraf etmesi gerekir: elinde güçlü yazılı belge varsa icra mahkemesinde itirazın kaldırılması yoluna, aksi halde genel mahkemede açılacak itirazın iptali davasına başvurur. Kambiyo senedine veya mahkeme ilamına dayanan takiplerde borçlunun süreci uzatması çok daha zordur.
İcra takibi başlatmak için önce mahkeme kararı almam gerekir mi?
Hayır. Türkiye, para alacaklarının büyük bölümü için mahkeme kararı olmadan takip yapmaya (ilamsız icra) imkân tanır; doğrudan takip talebiyle başlayabilirsiniz. Elinizde bir mahkeme ilamı veya ilam niteliğinde belge varsa ilamlı icra mümkün olur; bu yol daha hızlıdır ve borçluya çok daha az itiraz imkânı bırakır.
Yabancı bir mahkeme kararı veya hakem kararı Türkiye'de icra edilebilir mi?
Evet. Yabancı mahkeme kararının önce 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca Türk mahkemesince tanınıp tenfiz edilmesi gerekir. Yabancı hakem kararları ise New York Sözleşmesi kapsamında tenfiz edilir. Tenfiz edildikten sonra bu kararlar ilam niteliği kazanır ve yerli bir ilam gibi İcra Daireleri aracılığıyla takip edilir.
Türkiye'de alacak tahsilatı ne kadar sürer?
İtirazsız bir takip, birkaç hafta içinde haciz aşamasına ulaşabilir. Borçlu itiraz ederse süre, açılacak itirazın iptali veya kaldırılması davasına bağlıdır; bu da birkaç aydan bir yılı aşan bir süreye kadar değişebilir. Erken yapılan malvarlığı araştırması ve koşulları varsa ihtiyati haciz, fiili tahsilat şansını belirgin biçimde artırır.
Türkiye'de bir alacağı hangi belgeler güçlendirir?
İmzalı bir sözleşme, çek veya bono, teslim ya da kabul tutanağı, tebellüğü ispatlanabilen faturalar ve borcun yazılı ikrarı alacağı güçlendirir. Yazılı deliliniz ne kadar güçlüyse, itirazı tam bir dava yerine hızlı icra mahkemesi yoluyla aşma ihtimaliniz o kadar yüksektir. Noter aracılığıyla gönderilen bir ihtarname de tarihli, ispatlanabilir bir kayıt oluşturur ve temerrüt faizini işletebilir.
Borcun karşılanması için neler haczedilebilir, neler korunur?
Borçlu adına kayıtlı banka hesaplarını, üçüncü kişilerdeki alacakları, yasal sınırlar dâhilinde maaşı, araçları, taşınır malları ve taşınmazları haczedebiliriz. Bazı mallar kanunen korunur — örneğin zorunlu ev eşyaları ve maaşın belirli bir bölümü haczedilemez. Tahsilat uzun satış süreçlerine takılmasın diye önceliği likit ve kolay paraya çevrilebilir mallara veririz.