Ticari uyuşmazlıklar Türkiye’de nadiren yalnızca esasa göre çözülür. Görevli mahkeme, dava öncesi şartlar ve geçici hukuki korumanın varlığı, sonucu çoğu zaman sözleşmenin kendisi kadar belirler. Yanlış mahkemede açılan ya da miktar para talepleri için artık zorunlu olan arabuluculuk adımı atlanarak açılan bir dava, esası hiç görülmeden reddedilebilir. Bu usul mimarisini baştan kavramak, bu nedenle ticari konumu korumanın merkezinde yer alır.
Görevli mahkeme ve zorunlu arabuluculuk
Çıkış noktası görevdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 4 ve 5. maddeleri uyarınca ticari sayılan uyuşmazlıklara Asliye Ticaret Mahkemesi bakar. Bu kapsama, diğerlerinin yanında ticari işletmeden, kıymetli evraktan ve şirketler hukukuna ilişkin ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar girer. Bir yerde ayrı ticaret mahkemesi kurulmamışsa görevi Asliye Hukuk Mahkemesi yerine getirir; ancak uyuşmazlığın ticari niteliği, uygulanacak kuralları belirlemeye devam eder.
Miktar para talepleri açısından ise ek bir adım söz konusudur. 2019’dan bu yana TTK m. 5/A, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan, yani alacak ve tazminat talebine ilişkin ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı hâline getirmiştir. Davacının arabuluculuk sürecini tamamlaması ve nihai tutanağı alması gerekir; tutanak olmadan açılan dava usulden reddedilir.
Zorunlu arabuluculuk tamamlanmadan açılan bir ticari alacak davası, esasa girilmeksizin reddedilir. Arabuluculuk adımı bir formalite değil, davanın dinlenebilmesinin şartıdır.
Bu miktar para kapsamı dışında kalan uyuşmazlıklarda taraflar doğrudan mahkemeye başvurabilir.
Yargılamanın seyri ve kanun yolları
Dava açıldığında yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) çizdiği çerçevede ilerler. Süreç belirli aşamalardan geçer:
| Aşama | Ne yapılır |
|---|---|
| Dilekçeler | Dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri uyuşmazlığın sınırlarını çizer |
| Ön inceleme | Mahkeme dava şartlarını denetler ve çekişmeli hususları belirler |
| Tahkikat | Belgeler, bilirkişi raporları ve tanık beyanları incelenir |
| Hüküm | Mahkeme esas hakkındaki kararını verir |
Hükümden sonra Türkiye iki dereceli bir denetim sistemi uygular. İlk basamak, Bölge Adliye Mahkemesi önünde istinaf olup hem maddi vakıayı hem hukuku denetler ve delilleri yeniden değerlendirebilir. Kanuni koşulların bulunması hâlinde karar, Yargıtay önünde temyiz edilebilir; temyiz yalnızca hukuki meselelerle sınırlıdır. Her aşamada kesin süreler işler ve süre kaçırıldığında kanun yoluna başvurma hakkı kolayca yitirilir.
Geçici hukuki koruma: tedbir ve ihtiyati haciz
Hem dava hem tahkim zaman alır ve borçlu bu arada mal varlığını eritebilir. Türk hukuku başlıca iki koruyucu araç sunar.
HMK m. 389 vd. uyarınca ihtiyati tedbir, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde güçleşeceği ya da imkânsızlaşacağı veya gecikmenin ciddi zarar doğuracağı hâllerde mevcut fiilî veya hukuki durumu korur. Doğrudan uyuşmazlık konusuna yöneliktir.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 257 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz, muaccel bir para alacağını güvence altına almak için borçlunun mal varlığını bağlar. Bu, borçlunun icradan önce mallarını el uzatılamayacak duruma getirmesini önlemeye yönelik bir alacaklı aracıdır.
Her iki hâlde de talep sahibinden genellikle alacağını yaklaşık olarak ispat etmesi ve gerçek bir riskin varlığını göstermesi beklenir; mahkeme tedbiri teminat gösterilmesi koşuluna bağlayabilir.
Tahkim seçenekleri
Tarafların kararlaştırdığı hâllerde tahkim, mahkemeye bir alternatif sunar; gizliliği, esnekliği ve sınır ötesi işlerde tarafsız bir forum sağlaması nedeniyle tercih edilir.
- İç tahkim, yabancılık unsuru taşımayan uyuşmazlıklara uygulanır ve HMK m. 407-444 hükümlerine tabidir.
- Milletlerarası tahkim, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması hâlinde 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kapsamına girebilir.
- Kurumsal tahkim, ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi) ve ICC gibi kurumlarca, her biri kendi usul kurallarına göre yürütülür.
Her tahkimin temeli tahkim şartıdır. Bu şartın kaleme alınışı tahkim yerini, uygulanacak usul kurallarını, dili ve nihayetinde verilecek kararın icra edilip edilemeyeceğini belirler. Kusurlu bir şart, tarafı esasa hiç gelinmeden forum tartışmasıyla uğraşır hâle getirebilir. Yabancı hakem kararlarının Türkiye’de tenfizi, New York Sözleşmesi çerçevesinde yürüyen bir süreç olup ayrı bir makalede ele alınmaktadır.
Çalışma yöntemimiz
Her ticari uyuşmazlığa usul haritasını çıkararak başlarız: görevli mahkeme, zorunlu arabuluculuğun uygulanıp uygulanmadığı ve geçici hukuki korumayla giderilebilecek risk. Müvekkilin alacağı tehlike altındaysa, hükmü beklemek yerine erken aşamada ihtiyati haciz veya ihtiyati tedbir seçeneğini değerlendiririz.
Yargılama boyunca dilekçeleri, delilleri ve bilirkişi sürecini Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde yönetir; kanun yoluna başvurunun zamanlaması ve olasılıkları konusunda görüş veririz. Bir sözleşmede tahkim şartı bulunuyorsa ya da müvekkil böyle bir şart müzakere ediyorsa, ISTAC, ICC veya iç tahkim çerçevesi arasından uygun tahkim yerini, kurumu ve kuralları değerlendiririz. Görevimiz, usul stratejisini ticari hedefle örtüştürmek; böylece seçilen yöntem müvekkilin gerçekte ihtiyaç duyduğu sonuca hizmet eder.
Bir ticari uyuşmazlık nasıl ilerler
- 01
Değerlendirme ve dava öncesi adımlar
Sözleşmeyi, yazışmaları ve delilleri inceler, görevli mahkemeyi belirler ve dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğun uygulanıp uygulanmadığını saptarız.
- 02
Zorunlu arabuluculuk
Miktar para talepleri için TTK m. 5/A uyarınca gerekli arabuluculuk sürecini yürütür ve sonucunu belgeleriz; nihai tutanak dava açmanın şartıdır.
- 03
Dava açılışı ve geçici koruma
Dava dilekçesini hazırlar, alacağın risk altında olduğu hâllerde konumu güvenceye almak için ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz talep ederiz.
- 04
Yargılama ve deliller
Ön inceleme ve tahkikat aşamalarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde dilekçeleri, bilirkişi raporlarını ve tanık beyanlarını ortaya koyarız.
- 05
Kanun yolları veya icra
Hükümden sonra Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay önünde istinaf ile temyizi takip veya müdafaa eder ya da kararın icrasına geçeriz.
Sıkça sorulan sorular
Türkiye'de ticari uyuşmazlıklara hangi mahkeme bakar?
Ticari uyuşmazlıklara kural olarak Asliye Ticaret Mahkemesi bakar; bu mahkemenin görevi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4 ve 5. maddeleriyle belirlenir. Ticari sayılan işlerden, örneğin ticari işletmeden, kıymetli evraktan ve şirketler hukukuna ilişkin ilişkilerden doğan uyuşmazlıklar bu kapsamdadır. Bir yerde ayrı bir ticaret mahkemesi kurulmamışsa görevi Asliye Hukuk Mahkemesi yerine getirir. Doğru mahkemeyi baştan belirlemek, ileride görev itirazından kaynaklanan gecikme ve masrafları önler.
Ticari dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu?
Belirli bir talep kategorisi için evet. TTK m. 5/A uyarınca, 2019'dan bu yana konusu bir miktar paranın ödenmesi olan, yani alacak ve tazminat talebine ilişkin ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk dava şartıdır. Davacının mahkemeye başvurmadan önce arabuluculuk sürecini tamamlaması ve nihai tutanağı alması gerekir; tutanak olmadan açılan dava usulden reddedilir. Bu miktar para kapsamı dışındaki uyuşmazlıklar doğrudan dava yoluyla görülebilir.
Dava sonuçlanmadan alacağımı nasıl güvence altına alabilirim?
Türk usul hukuku başlıca iki araç sunar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 389 ve devamı maddelerindeki ihtiyati tedbir, gecikmenin ciddi zarar doğuracağı hâllerde mevcut fiilî veya hukuki durumu korur. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 257 ve devamı maddelerindeki ihtiyati haciz ise para alacağını güvence altına almak için borçlunun mal varlığını bağlar. Her iki hâlde de talep sahibinden genellikle alacağını yaklaşık olarak ispat etmesi ve bir riskin varlığını göstermesi beklenir; mahkeme teminat gösterilmesine karar verebilir.
Ticari davada kanun yolları nelerdir?
Türkiye iki dereceli bir denetim sistemi uygular. İlk derece mahkemesinin kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesi önünde istinaf yoluna başvurulabilir; istinaf hem maddi vakıayı hem hukuku denetler ve gerektiğinde delilleri yeniden inceleyebilir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararı, kanuni sınırların ve koşulların bulunması hâlinde Yargıtay önünde temyiz edilebilir; temyiz denetimi hukuki meselelerle sınırlıdır. Her aşamada kesin süreler işlediğinden, kanun yoluna başvuru kararı gecikmeksizin verilmelidir.
Mahkeme yerine tahkim ne zaman tercih edilir?
Tahkim tarafların anlaşmasına dayanır ve çoğu zaman sınır ötesi sözleşmelerde, gizlilik ihtiyacında veya uzmanlık gerektiren konularda tercih edilir. İç tahkim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 407-444. maddelerine tabidir; yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar ise 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) kapsamına girebilir. ISTAC (İstanbul Tahkim Merkezi) ve ICC gibi kurumlar yargılamayı kendi kurallarına göre yürütür. Özenle kaleme alınmış bir tahkim şartı esastır; çünkü ifadesi tahkim yerini, dilini ve kararın icra edilebilirliğini belirler.
Yabancı hakem kararları Türkiye'de nasıl tenfiz edilir?
Türkiye, Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi Hakkında New York Sözleşmesi'ne taraftır; tenfiz kural olarak bu çerçevede görevli Türk mahkemesi önünde yürür. Tanıma ve tenfiz, tahkim anlaşmasının geçerliliği ve kamu düzenine uygunluk gibi Sözleşme'de sayılan sınırlı sebepler bakımından incelenir. Yabancı hakem kararlarının tenfizi usulü ayrı bir makalede daha ayrıntılı ele alınmaktadır.