Türkiye; Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’nın kesişiminde, 85 milyonluk bir pazarı, Avrupa Birliği ile gümrük birliğini ve genel hatlarıyla serbest bir yatırım çerçevesini bir araya getirir. Yabancı yatırımcı için hukuki başlangıç noktası, eski inceleme rejiminin yerine açıklık ilkesini getiren 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’dur. Ne var ki asıl sorular usule değil stratejiye ilişkindir: plana hangi giriş yapısı uyar, sektör özel kurallar taşıyor mu ve sunulan teşviklerden nasıl yararlanılır. Başlangıçta verilen yapılanma kararları, yatırımın maliyetini, vergi konumunu ve esnekliğini yıllarca belirler.
DYY Rejimi ve Eşit Muamele
Türk yatırım hukukunun temel taşı, eşit muamele (milli muamele) ilkesidir. 4875 sayılı Kanun uyarınca yabancı yatırımcı, yerli yatırımcıyla aynı hak ve yükümlülüklere sahiptir. Bu, somut olarak üç anlama gelir. Birincisi, yabancılar çoğu sektörde bir Türk şirketinin %100’üne sahip olabilir; yerli ortak zorunluluğu yoktur ve olağan şirket kuralları dışında asgari sermaye eşiği aranmaz. İkincisi, yatırım için kural olarak ön izin veya inceleme yoktur; yatırımcı yalnızca standart kuruluş ya da tescil sürecini izler. Üçüncüsü, kâr ve sermayenin yurt dışına transferi serbesttir; bu transfer, uygulanacak döviz mevzuatına ve vergi yükümlülüklerine tabidir.
Eşit muamele güçlü bir varsayılan kuraldır; ancak her sektörün aynı koşullarla açık olduğunun güvencesi değil, yalnızca bir varsayılandır. Sektöre özgü bir kural — lisans, ortaklık tavanı, karşılıklılık koşulu — bulunduğu yerde, genel serbesti gibi yabancı yatırımcıya da uygulanır. Bir yapıya karar vermeden önce sektör kurallarını teyit edin.
Bu serbest rejim, gündeme gelen asıl konunun yatırımın izinli olup olmadığı değil, stratejik tercihler olmasını sağlar.
Giriş Yapısının Seçimi
Yabancı yatırımcının pazara ne şekilde girdiği; sorumluluğu, vergi konumunu ve yerel varlığın derinliğini belirler. Üç yapı öne çıkar; her birinin kuruluşuna ilişkin mekanik adımlar şirket kuruluşu sürecine aittir. Burada önemli olan, bunlar arasında doğru seçimi yapmaktır.
| Yapı | Tüzel kişilik | Ticari faaliyet | Tipik kullanım |
|---|---|---|---|
| Şirket (A.Ş. / Ltd. Şti.) | Ayrı Türk tüzel kişisi | Tam | Gerçek yerel faaliyet, sınırlı sorumluluk |
| Şube | Yok — ana şirketin uzantısı | Tam, ancak ana şirket sorumlu | Mevcut yabancı işi Türkiye’ye taşımak |
| İrtibat bürosu | Yok | Yasak | Yalnızca pazar araştırması, koordinasyon, temsil |
Bağlı şirket, gerçek bir faaliyet kuran yatırımcının olağan tercihidir; çünkü ayrı bir Türk tüzel kişisi yaratır ve sorumluluğu şirket sermayesiyle sınırlar. Şube, yabancı ana şirketin uzantısı olarak faaliyet gösterir ve ayrı tüzel kişiliği yoktur; ana şirket yükümlülüklerden sorumlu kalır. Bu yapı, yeni bir tüzel kişilik kurmadan Türkiye’de varlık göstermek isteyen bir iş için uygun olabilir. İrtibat bürosu ise bambaşkadır: yalnızca pazar araştırması, koordinasyon ve temsil yürütebilir, her türlü ticari veya gelir getirici faaliyetten men edilmiştir ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın izniyle faaliyet gösterir. Ticaret yapmanın değil, gözlem ve hazırlığın bir yoludur.
Sektörel Kısıtlar
Genel rejim serbest olmakla birlikte, bir yatırımın tüm yapısını belirleyebilecek özel kurallar taşıyan sektörler vardır. Bunların başlıcaları şunlardır:
- Havacılık ve denizde kabotaj — Türk limanları arasında yolcu ve yük taşımacılığı (kabotaj) ile havacılık sektörünün bazı bölümleri, yabancı katılımını sınırlayan kurallarla kısıtlıdır.
- Yayıncılık ve medya — medya hizmet sağlayıcılarında yabancı ortaklık, 6112 sayılı Kanun kapsamında bir ortaklık tavanına tabidir.
- Bankacılık, sigortacılık ve enerji — bunlar lisansa tabi faaliyetlerdir; giriş için ilgili düzenleyici kurumun izni ve ihtiyati koşulların sağlanması gerekir.
- Madencilik — arama ve işletme, bir lisans rejimine tabidir.
- Taşınmaz edinimi — yabancı gerçek kişilerce taşınmaz edinimi 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35 ile düzenlenir ve karşılıklılık ilkesine, askeri yasak ve güvenlik bölgelerinde taşınmaz edinme yasağına ve kişi başına ülke genelinde 30 hektar üst sınırına tabidir.
Kuruluştan sonra fark edilen bir sektörel kısıt, maliyetli bir yeniden yapılanmaya yol açabilir veya faaliyete geçişi tümüyle durdurabilir. Faaliyet; havacılık, medya, lisansa tabi bir finans sektörü ya da taşınmazla ilgiliyse, ortaklık ve lisans durumu tüzel kişilik faaliyete geçtikten sonra değil, planlama aşamasında teyit edilmelidir.
Yatırım Teşvikleri
Türkiye, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen etkin bir yatırım teşvik sistemi işletmektedir. Destek; yatırımın bölgesine, ölçeğine ve sektörüne göre ayarlanır ve genellikle bölgesel, stratejik ve öncelikli yatırım olarak tanımlanan şemalar üzerinden işler. Uygunluk durumuna göre kullanılabilecek araçlar şunları içerir:
- Nitelikli yatırım kazancı üzerinde kurumlar vergisi indirimi.
- İthal edilen makine ve teçhizatta gümrük vergisi muafiyeti.
- Uygun yatırım alımlarında KDV istisnası.
- Belirli bir süre için işverenin — bazı hallerde çalışanın — payını karşılayan SGK primi desteği.
Genel teşvik belgesinin ötesinde, yatırımcının seçtiği lokasyon da önemli avantajlar katabilir. Bir teknopark, serbest bölge ya da akredite bir Ar-Ge merkezi içinde konumlanmak; özellikle teknoloji, ihracat odaklı ve araştırma yoğun işletmeler için ek vergi avantajları ve operasyonel kolaylıklar getirebilir. Yatırımı doğru şema ve lokasyonla eşleştirmek, tüzel kişilik kurulduktan sonra değil, öncesinde yapılması gereken bir planlama çalışmasıdır.
Yabancı Personel: Çalışma ve Oturma İzinleri
Gelen yatırımların çoğu, kilit personelin Türkiye’ye getirilmesini içerir. Yabancıların istihdamı, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu ile düzenlenir. Bu Kanun uyarınca yabancı çalışan kural olarak bir çalışma iznine ihtiyaç duyar; bu izin, geçerlilik süresince oturma izni yerine de geçer. Çalışma izni başvuruları; şirketin sermayesi, istihdamı ve yabancı çalışanın konumu gibi ölçütlere göre değerlendirilir. İzin planlaması kurumsal yapıyla — örneğin şirketin istihdam ettiği Türk çalışan sayısıyla — etkileşim içinde olduğundan, kuruluştan sonraya bırakmak yerine giriş kararıyla birlikte planlanması yerinde olur.
Nasıl Yardımcı Oluyoruz
Yabancı yatırımcının Türk pazarına yönelik ilgisini sağlam ve uygulanabilir bir yapıya dönüştürmesine yardımcı oluyoruz. Bu, stratejik bir değerlendirmeyle başlar — giriş aracı, faaliyete uygulanan sektörel kurallar, plana uyan teşvikler ve lokasyonlar — ve yapının kurulması, gerekli lisans süreçlerinin koordinasyonu ile ekip için çalışma ve oturma izinlerine destekle sürer. Bir yatırım; taşınmazla, düzenlemeye tabi bir sektörle ya da bir teşvik şemasıyla ilgiliyse, bu iş kollarını en baştan uyumlandırırız; böylece yapı bütünlüğünü korur. Türkiye’deki yatırım ve pazara giriş planlarınızı görüşmek için bizimle iletişime geçin.
Pazara girişinizi nasıl yapılandırıyoruz
- 01
Fırsatı değerlendirme
İş planınızı DYY rejimiyle birlikte değerlendirir, faaliyetinize uygulanan sektörel kuralları, lisans zorunluluklarını veya ortaklık tavanlarını tespit ederiz.
- 02
Giriş yapısını seçme
Bağlı şirket, şube ve irtibat bürosunu ticari hedeflerinize, vergi konumunuza ve yerel varlık ihtiyacınıza göre karşılaştırır, uygun aracı öneririz.
- 03
Teşvik ve lokasyon planlama
Bölgesel, stratejik veya öncelikli teşviklere uygunluğu değerlendirir; vergi ve maliyet yükünü azaltabilecek teknopark, serbest bölge ve Ar-Ge merkezlerini gözden geçiririz.
- 04
Yapılandırma ve kuruluş
Seçilen aracı kurar, gerektiğinde lisans süreçlerini koordine eder; sermaye, vergi ve mevzuat kayıtlarını yatırım takviminizle uyumlandırırız.
- 05
Faaliyete destek
Yabancı personel için çalışma ve oturma izinlerinde ve süregelen mevzuat uyumunda destek vererek işletmenin kesintisiz çalışmasını sağlarız.
Sıkça sorulan sorular
Yabancı yatırımcının Türkiye'de yatırım için resmi izin alması gerekir mi?
Kural olarak hayır. 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ön izin rejimini kaldırmış ve yabancı yatırımcıya yerli yatırımcıyla eşit muamele tanımıştır. Yatırımların çoğu, olağan şirket kuruluşu veya tescil sürecini izler. Ön izin ya da lisans, yalnızca bankacılık, sigortacılık, enerji ve havacılık gibi düzenlemeye tabi sektörlerde veya özel bir iznin arandığı hallerde gerekir.
Yabancı yatırımcı için 'eşit muamele' ne anlama gelir?
Eşit muamele, diğer adıyla milli muamele, yabancı yatırımcının yerli yatırımcıyla aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması demektir. 4875 sayılı Kanun uyarınca yabancılar kural olarak bir Türk şirketinin %100'üne sahip olabilir, olağan şirketler için asgari yatırım eşiğine tabi değildir ve kâr ile sermayeyi yurt dışına transfer edebilir. Bu ilke sektörel kuralları bertaraf etmez; bu kurallar bulundukları alanlarda herkese eşit biçimde uygulanır.
Hangi giriş yapısını seçmeliyim — şirket, şube yoksa irtibat bürosu?
Bağlı şirket (A.Ş. veya Ltd. Şti.) ayrı bir Türk tüzel kişisidir ve gerçek bir yerel faaliyet için en yaygın tercihtir. Şubenin ayrı tüzel kişiliği yoktur; yabancı ana şirketin uzantısı olarak faaliyet gösterir ve ana şirket yükümlülüklerden sorumlu kalır. İrtibat bürosu yalnızca pazar araştırması, koordinasyon ve temsil yürütebilir; ticari faaliyette bulunamaz veya gelir elde edemez ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın iznine tabidir.
Yabancı yatırımcıya kapalı veya kısıtlı sektörler var mı?
Hiçbir sektör tümüyle kapalı değildir; ancak bazılarında özel kurallar veya ortaklık tavanları bulunur. Havacılık ve denizde kabotaj kısıtlıdır, yayıncılık ve medyada ortaklık 6112 sayılı Kanun kapsamında tavana tabidir; bankacılık, sigortacılık, enerji ve madencilik sektörel lisans gerektirir. Yabancıların taşınmaz edinimi de belirli koşullara bağlıdır. Bu kurallar, bir yapıya karar vermeden önce incelenmelidir.
Yabancı bir şirket veya gerçek kişi Türkiye'de taşınmaz satın alabilir mi?
Evet, belirli sınırlar dahilinde. 2644 sayılı Tapu Kanunu m. 35 uyarınca yabancı gerçek kişi, karşılıklılık koşuluna tabi olarak taşınmaz edinebilir; askeri yasak ve güvenlik bölgelerinde taşınmaz edinemez ve ülke genelinde 30 hektarla sınırlıdır. Türkiye'de kurulmuş yabancı sermayeli şirketler kendi rejimlerine tabidir. Bu kurallar katı ve lokasyona duyarlı olduğundan, taşınmaz planları önceden gözden geçirilmelidir.
Türkiye'de hangi yatırım teşvikleri mevcuttur?
Yatırım teşvik sistemi; yatırımın bölgesine, ölçeğine ve sektörüne göre kurumlar vergisi indirimi, gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası ve SGK primi desteği sunar. Bölgesel, stratejik ve öncelikli yatırım şemaları farklı avantajlar taşır; teknopark, serbest bölge veya Ar-Ge merkezinde konumlanmak ek avantajlar sağlayabilir. Sistem, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülür.