Uyuşmazlık ve İcra

Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfizi

20 Şubat 2025 7 dk okuma Lex Lata

MÖHUK (5718 sayılı Kanun) kapsamında tanıma ve tenfiz — karşılıklılık, koşullar ve dikkat noktaları.

Sınır ötesi uyuşmazlıklar çoğu zaman kararın bir ülkede verildiği, malvarlığının veya borçlunun ise başka bir ülkede bulunduğu bir tabloyla sonuçlanır. O ülke Türkiye olduğunda, yabancı karar kendiliğinden hüküm ifade etmez. Herhangi bir kişiyi bağlayabilmesi ya da bir malvarlığına ulaşabilmesi için özel bir Türk mahkeme usulünden geçmesi gerekir. Aşağıda sürecin Türk hukukunda nasıl işlediği, mahkemenin neye bakıp neye bakmayacağı ve davaların uygulamada en sık nerede tıkandığı ele alınmaktadır.

Uygulanacak hukuk: MÖHUK (5718 sayılı Kanun)

Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ile düzenlenir. Kanun, kararı hangi yabancı mahkemenin verdiğinden bağımsız olarak uygulanan tek ve yeknesak bir çerçeve öngörür. Karar ister Londra’dan, ister Frankfurt’tan, ister Dubai ya da New York’tan gelsin, aynı kanuni koşullar geçerlidir; ülkeden ülkeye değişen tek şey, karşılıklılığın ne kadar kolay kurulabildiğidir.

Türkiye’nin usulüne uygun biçimde yürürlüğe koyduğu milletlerarası andlaşmalar da kanun hükmündedir. İki taraflı bir andlaşmanın uygulandığı hâllerde, andlaşma hükümleri MÖHUK’un yanında bir hukuk kaynağı oluşturur ve karşılıklılık sorununu önemli ölçüde basitleştirebilir. Yargıtay kararları, içtihadı birleştirme kararları dışında bağlayıcı olmamakla birlikte, aşağıdaki koşulların uygulamada nasıl yorumlandığına yön verir; iyi kaleme alınmış bir dilekçe de bunları önceden gözetir.

Her şeyden önce şu eşik noktası önem taşır: MÖHUK’un mahkeme kararına ilişkin kuralları yabancı mahkeme kararları için geçerlidir. Yabancı bir hakem kararı farklı bir yolu izler; 1958 tarihli New York Sözleşmesi’ne tabidir ve burada anlatılan usulün kapsamında değildir. Elinizde hangisinin bulunduğunu en baştan tespit edin; zira yanlış rejim, yanlış mahkeme, yanlış belge ve kaybedilen zaman demektir.

Tanıma ile tenfiz ayrımı

Türk hukuku, birbiriyle bağlantılı ancak ayrı iki sonucu birbirinden ayırır ve doğru olanı seçmek tüm dosyanızın kurgusunu belirler:

  • Tanıma (tanıma), yabancı bir karara Türkiye’de hukuki geçerlilik kazandırır ve kararın kesin delil ile kesin hüküm olarak dikkate alınmasını sağlar. Yabancı bir boşanma, velayet veya soybağı kararı gibi kişi hâline ilişkin konularda ihtiyaç duyulan budur; örneğin yabancı bir boşanmanın Türk nüfus kütüğüne işlenmesi için.
  • Tenfiz (tenfiz), kararın icraya konulmasına imkân tanır; böylece bir para alacağı ya da başka bir edim, icra dairesi eliyle davalının malvarlığından takip edilebilir.

Her iki yol için koşullar esas itibarıyla aynıdır. Tenfiz, tanımanın gerektirmediği icra edilebilirlik unsurunu ekler. Yalnızca hukuki geçerliliğe ihtiyacınız varsa; yani mala haciz koymayacaksanız, tek başına tanıma daha hızlı ve yeterlidir. Para tahsil etmeniz ya da bir edimi zorla yerine getirtmeniz gerekiyorsa tenfize ihtiyacınız vardır.

TanımaTenfiz
AmaçHukuki geçerlilik ve kesin delilMalvarlığına karşı icra
Tipik kullanımBoşanma, velayet, soybağı, kişi hâliPara alacakları, edim yükümlülükleri
İcra dairesine ulaşır mıHayırEvet — icra dairesi eliyle
MÖHUK koşullarıAynı temel listeAynı temel liste + icra edilebilirlik

Karşılıklılık: belirleyici koşul

Türkiye, kararların karşılıklı tenfizine ilişkin çok taraflı bir andlaşmaya taraf değildir; Yabancı Mahkeme Kararlarının Tanınması ve Tenfizine Dair Lahey Sözleşmesi’ne de taraf değildir. Bu nedenle Türk mahkemeleri kararı Lahey ölçütlerine göre denetlemez; MÖHUK’u uygular.

Karşılıklılık üç yoldan biriyle kurulabilir:

  • Türkiye ile kararın verildiği ülke arasında bir iki taraflı andlaşma bulunması;
  • o ülkenin kendi mevzuatında Türk kararlarının tenfizine imkân tanıyan kanuni bir dayanağın bulunması; veya
  • yabancı ülkenin uygulamada Türk mahkeme kararlarını tanımış ve tenfiz etmiş olması anlamında fiilî (de facto) karşılıklılık.

Mahkeme karşılıklılığı, ilgili ülke bakımından somut olayın özelliklerine göre değerlendirir. Karşılıklılığın bulunmaması, tenfizin önündeki en yaygın engellerden biridir ve fiilî karşılıklılık uygulamaya ilişkin delillere dayandığı için çoğu zaman davanın tümüyle kaderini belirleyen noktadır.

Bu rehberden tek bir şey alacaksanız o da şu olsun: mücadele genellikle yabancı kararınızın esası hakkında değildir; kararı veren ülkenin bir Türk kararını tenfiz edip etmeyeceğinin ispatı hakkındadır. Bu delili davayı açtıktan sonra değil, açmadan önce hazırlayın.

Uygulamada dikkat edilmesi gerekenler

Kararı veren ülke büyük bir ekonomi diye karşılıklılığın var olduğunu varsaymayın. Federal devletler klasik bir tuzaktır: karşılıklılık bir eyalet ya da bölge düzeyinde tanınmış, bir başkasında tanınmamış olabilir; dolayısıyla kararı veren somut yargı çevresi önem taşır. Andlaşmanın bulunmadığı hâllerde, o yargı çevresinde Türk kararlarının fiilen tenfiz edildiğine dair delilleri; hukuki mütalaaları, emsal kararları ya da örnekleri toplayın ve davalı bu noktayı ileri sürünce telaşla aramak yerine dosyaya en baştan koyun.

MÖHUK uyarınca tenfiz koşulları

Mahkemenin tenfize karar verebilmesi için şu hususların gerçekleştiğinden emin olması gerekir:

  • andlaşma, kanun ya da fiilî uygulama yoluyla karşılıklılığın bulunması;
  • kararın, verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olması;
  • uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmemesi (örneğin, Türkiye’deki taşınmazlara ilişkin belirli konular);
  • kararın Türk kamu düzenine (kamu düzeni) açıkça aykırı olmaması; ve
  • savunma hakkına riayet edilmesi; yani davalının usulüne uygun davet edilmiş ve kendisini savunma imkânından yararlandırılmış olması.

Önemle belirtmek gerekir ki Türk mahkemesi işin esasını yeniden incelemez. Vakıaları, delilleri ya da yabancı mahkemenin doğru sonuca varıp varmadığını yeniden değerlendirmez. Özellikle kamu düzeni dar yorumlanır: bir karar, yalnızca bir Türk mahkemesinin farklı karar verebilecek olması nedeniyle değil, ancak tenfizi Türk hukukunun temel ilkelerini zedeleyecekse reddedilir.


Usul adım adım

Tenfiz, yetkili asliye hukuk mahkemesi önünde dava açılarak istenir. Dava dilekçesinde tarafların ve adreslerinin gösterilmesi, kararın özetlenmesi ve tenfiz ya da tanıma talebinin belirtilmesi gerekir. Dilekçeye, kararın aslı veya onaylı örneği ile birlikte kesinleşme şerhi ve genellikle apostil ya da konsolosluk onayı taşıyan onaylı çevirilerin eklenmesi zorunludur.

Tipik sıralama şöyledir:

  1. Dosyayı hazırlayın — kararı, kesinleşme şerhini, apostili/konsolosluk onayını ve onaylı Türkçe çevirileri temin edin.
  2. Davayı açın — yetkili asliye hukuk mahkemesinde davayı açın ve yargı harçlarını yatırın.
  3. Çekişmeli duruşma — davalıya tebligat yapılır ve kanunun izin verdiği dar itirazları ileri sürebilir.
  4. Tenfiz kararı — koşullar sağlanırsa mahkeme tenfize (ya da tanımaya) karar verir.
  5. Kesinleşme ve icra — karar kesinleştiğinde alacaklı, icra emri çıkarılması için icra dairesine başvurur. Davalıya bunun ardından uymak için yedi gün süre tanınır; uymaması hâlinde alacaklı malvarlığının haczine geçebilir.

Takvimi her şeyden çok iki pratik nokta belirler. Birincisi, çeviri ve tasdik işlemleri mümkün olduğunca kararın verildiği ülkede halledilmelidir; yargılama devam ederken yurt dışından yeni bir kesinleşme şerhi temin etmek dosyaya düzenli olarak aylar ekler. İkincisi, borçlunun Türkiye’deki malvarlığı tespit edilebiliyorsa, geçici hukuki korumayı erkenden talep etmeyi değerlendirin; ödeme gücü yerinde görünen bir davalı, çekişmeli geçen on sekiz aylık bir yargılamanın sonunda içi boşaltılmış bir kabuğa dönüşebilir.

Borçlunun ileri sürebileceği savunmalar

Davalının itirazları esasa değil, dar ve usule ilişkin sebeplere dayanır. Kabul edilen sebepler şunlardır:

  • karşılıklılığın bulunmaması;
  • Türk mahkemelerinin münhasır yetkisi;
  • Türk kamu düzenine açık aykırılık;
  • savunma hakkına riayet edilmemesi (örneğin, davalıya asıl yargılamada hiç usulüne uygun tebligat yapılmamış olması);
  • kararın kesinleşmemiş olması; ve
  • borcun daha önce ifa edilmiş olması ya da eski hâle iade sebeplerinin bulunması.

Borçlu işin esasını yeniden tartışamaz; Türk mahkemeleri, yabancı forumun elverişsizliğine yönelik şikâyetleri ya da davayı yeniden açmak amacıyla ileri sürülen hile iddialarını dikkate almaz. Bu darlık iki yönlü işler: usulüne uygun hazırlanmış bir alacaklıyı yeni bir yargılamadan korurken, yurt dışında gerçekten savunma hakkı elinden alınmış bir borçluya da odaklı ve etkili bir saldırı hattı bırakır.

Sık yapılan ve pahalıya mal olan bir hata: yurt dışında ikame ya da göstermelik tebligata dayanmak. Davalıya asıl davada gerçekten bildirim yapılmamışsa, tenfiz davası, karar vakıalar bakımından ne kadar sağlam olursa olsun, “savunma hakkı” sebebiyle çökebilir.

Uygulamadaki tuzaklar ve bunlardan nasıl kaçınılır

  • Karşılıklılık boşlukları. Andlaşmanın bulunmadığı hâllerde fiilî karşılıklılığın ispatı belirleyici, kimi zaman da sonuç doğuracak ölçüde kritik olabilir. Delilleri davadan önce toplayın.
  • Belgelendirme. Eksik kesinleşme şerhleri, asıl yargılamadaki hatalı tebligat ya da tamamlanmamış onaylı çeviriler sıklıkla gecikmeye veya ret kararına yol açar. Üç temel belgeyi — karar, kesinleşme şerhi, onaylı çeviri — pazarlık konusu olmayan unsurlar sayın.
  • Süre. Tenfiz çoğunlukla altı ila on sekiz ay sürer, kanun yoluna başvurulduğunda daha uzar; bu takvimi her sulh stratejisine katın.
  • Yetki ve harçlar. Yetkili mahkeme ile uygulanacak yargı harçları en baştan doğru biçimde ele alınmalıdır; buradaki hatalar süreyi sıfırdan başlatır.
  • Yanlış rejim. Bir hakem kararını mahkeme kararı kurallarına göre ya da tersine tenfiz etmeye çalışmak aylar kaybettirir. Önce elinizde hangi belgenin bulunduğunu doğrulayın.

Yabancı bir karar, MÖHUK koşulları sağlandığında ve dosya usulüne uygun hazırlandığında Türkiye’de tenfiz edilebilir. Karşılıklılığa, kesinleşmeye ve savunma hakkına gösterilen özen, sorunsuz bir tenfizi tıkanmış bir tenfizden ayıran şeydir; bu emeğin çoğu ise dilekçe hiç sunulmadan önce harcanır.

Tenfiz süreci adım adım nasıl işler

  1. 01

    Rejimi belirleyin

    Elinizdekinin mahkeme kararı mı hakem kararı mı olduğunu tespit edin ve dava açmadan önce kararın verildiği ülkeyle karşılıklılığı kontrol edin.

  2. 02

    Belgeleri toplayın

    Kararı, kesinleşme şerhini, apostil ya da konsolosluk onayını ve onaylı Türkçe çevirileri temin edin.

  3. 03

    Tenfiz davasını açın

    Yetkili asliye hukuk mahkemesinde tenfiz (ya da tanıma) davasını açın ve yargı harçlarını yatırın.

  4. 04

    Çekişmeli yargılama

    Davalıya tebligat yapılır; davalı yalnızca kanundaki dar itirazları ileri sürebilir, yabancı davanın esasını asla tartışamaz.

  5. 05

    Malvarlığına icra

    Karar kesinleştiğinde icra dairesine başvurun; borçlu yedi gün içinde ödemezse hacze geçin.

Sıkça sorulan sorular

Tanıma ile tenfiz arasındaki fark nedir?

Tanıma (tanıma), yabancı bir kararı Türkiye'de kesin delil ve kesin hüküm olarak geçerli kılar; örneğin medeni hâl, boşanma ya da soybağı konularında. Tenfiz (tenfiz) ise bir adım öteye geçer ve kararın icra dairesi eliyle borçlunun malvarlığına karşı yerine getirilmesine imkân tanır. İkisi de MÖHUK'taki aynı koşullara tabidir; ancak yalnızca tenfiz, alacağın tahsiline ve mala haciz konulmasına olanak verir.

Türkiye'de yabancı bir kararın tenfizi için mutlaka bir andlaşma gerekir mi?

Hayır. İki taraflı bir andlaşma işi kolaylaştırır ancak zorunlu değildir. Türkiye, fiilî (de facto) karşılıklılık esasına göre de kararları tenfiz eder; yani ilgili yabancı ülkenin Türk mahkeme kararlarını tanıdığına dair bir uygulamasının bulunması yeterlidir. Mahkeme karşılıklılığı her ülke bakımından ayrı ayrı değerlendirir; bu nedenle kararı veren ülkenin mevzuatı kadar fiilî uygulaması da önem taşır.

Türk mahkemesi tenfizi hangi sebeplerle reddedebilir?

Başlıca ret sebepleri şunlardır: karşılıklılığın bulunmaması, uyuşmazlığın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmesi, kararın Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması, davalının savunma hakkının ihlal edilmesi ve kararın kesinleşmemiş olması. Mahkeme işin esasını yeniden incelemediğinden, yabancı mahkemenin doğru karar verip vermediğine ilişkin argümanlar dinlenmez.

Türkiye'de tenfiz ne kadar sürer?

Genellikle altı ila on sekiz ay sürer; karar kanun yoluna taşınırsa daha uzun olabilir. Süre; mahkemenin iş yüküne, davalının itiraz edip etmediğine ve karşılıklılık ile kesinleşmenin ispatındaki güçlüğe göre değişir. Kesinleşme şerhleri ve çevirileri düzgün hazırlanmış bir dosya, yargılama ortasında eksik tamamlamak zorunda kalan bir dosyaya kıyasla çok daha hızlı ilerler.

Yabancı bir kararın tenfizi için Türkiye'de bir süre sınırı var mıdır?

MÖHUK, tenfizin kendisi için ayrı bir zamanaşımı süresi öngörmez. Zamanaşımı, kararın dayandığı asıl hukuki ilişkiye uygulanacak hukuka tabidir; dolayısıyla süre, temeldeki uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir. Para alacaklarında bu, gecikmeden hareket etmeniz gerektiği anlamına gelir; zira kararın arkasındaki maddi talep zamanaşımına uğrayabilir.

Yabancı bir hakem kararı da mahkeme kararı gibi tenfiz edilebilir mi?

Hayır. Yabancı hakem kararları ayrı bir yolu izler; burada anlatılan mahkeme kararı kuralları değil, 1958 tarihli New York Sözleşmesi ile MÖHUK'un buna ilişkin hükümleri uygulanır. Koşullar ruh itibarıyla benzeşse de uygulanacak rejim, gerekli belgeler ve ret sebepleri farklıdır; bu nedenle elinizde bir mahkeme kararı mı yoksa hakem kararı mı bulunduğunu en baştan tespit edin.

Tenfiz davası açmak için hangi belgelere ihtiyacım var?

En azından: yabancı kararın aslı veya onaylı örneği, kararın kesinleştiğini gösteren resmî bir şerh ya da belge ve her ikisinin onaylı Türkçe çevirileri; genellikle apostil ya da konsolosluk onayıyla birlikte. Bu üç belgenin eksik ya da kusurlu olması, gecikmenin ve reddin en sık rastlanan sebebidir.

Son güncelleme: 1 Haziran 2026

Bu konu sizinle mi ilgili?

Durumunuzu kısa bir görüşmede birlikte değerlendirelim.

Bize ulaşın